Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2021
    The Relationship Between Participative Leadership, Affective Commitment and Job Satisfaction: The Mediating Role of Organizational Trust

    Sökmen, Alev; Kenek, Gökhan; Yazıcıoğlu, İrfan

    Purpose – In this study, the effects of participative leadership on affective commitment and jobsatisfaction are examined; It was aimed to determine the mediating role of organizational trust betweenparticipative leadership and emotional commitment, and participative leadership and job satisfaction. Design/methodology/approach – Relational scanning model was used in this research. The data wereobtained by using a questionnaire method with 304 food and beverage employees from accommodationbusinesses operating in Antalya province and selected by simple random sampling method. SPSS 26was used for descriptive statistics, reliability tests, correlation analysis, simple linear and multiple linearregression analysis. Findings – According to the results of the analysis, it is seen that organizational trust and participativeleadership have a significant effect on affective commitment and job satisfaction. It has been determined that participative leadership also has a significant effect on organizational trust. In addition, it has beenobserved that organizational trust has a partial mediating role between participative leadership andaffective commitment, and a full mediating role between participative leadership and job satisfaction. Discussion –These results show that food and beverage employees working in accommodationbusinesses are sensitive to participative leadership practices. It can be stated that the participativeleadership approach enables the employee to have trust in the organization, to develop an affectivebelonging/commitment to his organization, which he/she thinks has an impact on the decisions made,and to be satisfied from job. In this context, it is thought that the implementation of managerial methodsthat increase the participation of employees in decisions will have positive outcomes in both individualand organizational terms.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex6TR Dizin14
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Afetlere karşı sosyo-ekonomik kırılganlık endeksinin değerlendirilmesi: Türkiye illeri örneği

    Yaprak, Ünal; Sahinoz, Turgut; Şahinöz, Saime

    Amaç: SEKE (Sosyo-Ekonomik Kırılganlık Endeksi) yoksulluk, insan güvensizliği, bağımlılık, eğitimsizlik, sosyal eşitsizlik, işsizlik, enflasyon, bağımlılık, borç ve çevresel bozulma göstergeleri ile temsil edilmektedir. Bu Endeks, afetlerin veya tehlikeli olayların neden olduğu doğrudan etkileri daha da kötüleştiren göreceli zayıflıkları veya bozulma koşullarını yansıtmaktadır. Yöntem: Çalışma yarı kantitatif bir çalışmadır ve endeks hesaplama yöntemi bir dizi alt göstergeden ağırlıklandırılarak kullanılmaktadır. Çalışma 2015-2017 dönemlerini kapsamaktadır ve Türkiye’nin tüm illerine uygulanmıştır. Bulgular: 2015-2017 döneminde illerin endeks ortalamaları incelendiğinde, endeks değeri en yüksek ilk dört il Şırnak, Batman, Siirt ve Mardin’dir. Buna ek olarak, 26 il yüksek kategoride iken, düşük endeks kategorisine hiçbir il dahil edilmemiştir. Kalan 55 il orta düzeydeydi. Buna göre illerimizin% 32’si yüksek endeks kategorisinde, %68’i orta endeks kategorisindeydi. Sonuç: SEKE değeri yüksek olan illerin genel olarak Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yoğunlaştığı görülmektedir. Ayrıca endeks değeri yüksek olan illerde genellikle işsizlik, gelir eşitsizliği, tarımsal büyümeye bağımlılık, temel sağlık imkânlarından yoksun olma ve 5-yaş altı yetersiz beslenme gibi sorunlar olduğu dikkat çekicidir. İller için önerilen alanlarda yapılacak çalışmalar, illerin afetlere karşı sosyo-ekonomik savunmasızlığının azaltılmasına yardımcı olacaktır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    İş Güvenliği Uzmanlarının Yaşadıkları Sorunlar ile Sürekli Kaygı Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Tuna, Hasan

    İşyerlerinde güvenli bir çalışma ortamının sağlanması ve bu ortamın iyileştirilmesi için işverene rehberlik ve danışmanlık yapan iş güvenliği uzmanları görevlerini yerine getirirken bazı sorunlar yaşamaktadırlar. Bu araştırma, iş güvenliği uzmanlarının yaşadıkları sorunların sürekli kaygı düzeylerini etkileyip etkilemediğini belirlemek amacıyla ilişki arayıcı tipte planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini basit örnekleme yoluyla seçilmiş 180 iş güvenliği uzmanı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak “İş Güvenliği Uzmanlarının Sorunları Ölçeği” ve “Sürekli Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek için yapılan Shapiro-Wilk testi sonucuna göre verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi, One-Way ANOVA testi, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, iş güvenliği uzmanlarının yaşadıkları sorunlar ile sürekli kaygı düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca işverenin yetersiz farkındalığı (β=.26, t=2.21, p<.05), çalışanların önemsememesi (β=.28, t=2.75, p<.01) ve mevzuattan kaynaklanan sorunların (β=.20, t=2.65, p<.01) sürekli kaygı düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminde (OSGB) çalışan uzmanların, bireysel çalışanlara göre daha kaygılı olduğu, yaşın artmasıyla sürekli kaygı düzeylerinin azaldığı, C ve B sınıfı sertifikaya sahip uzmanların sürekli kaygı düzeylerinin A sınıfı sertifikaya sahip uzmanlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Evaluatıon of Health Literacy and Healthy Lifestyle Behaviors of Unıversıty Students that Study in Health-Related Department

    Karakullukçu, Serdar; Kilinc, Ali Yasar; Kazak, Aysun; Coşkun, Nuran

    INTRODUCTION: This study is carried out to determine the health literacy and healthy lifestyle behaviors of university students studying in health-related departments. METHODS: The descriptive and cross-sectional study was carried out between February and May 2020. The research was completed with 1086 students studying and accepting to participate the research in health-related departments at three different state universities. During collecting the data, “Questionnaire Form”, Health Literacy Scale” and “The Healthy Lifestyle Behaviors Scale II” are used. RESULTS: The average score of the students from Turkish Health Literacy Scale was 36.2 ± 8.3 and 41.3% of them have sufficient health literacy. The students' “Healthy Lifestyle Behaviors Scale II” mean score is 125,3 ± 24,0 and is at an intermediate level. It was observed that some characteristics such as gender, income level, perception of health, education status of parents, the faculty and department of education were effective on the scores obtained by the students from the scales. It has been determined that individuals with high health literacy scores have more healthy lifestyle behaviors. DISCUSSION AND CONCLUSION: It is of great importance to increase the level of health literacy in students studying health sciences in order to develop and maintain healthy lifestyle behaviors.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex14TR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Mali Yerelleşmenin İnsani Gelişme Endeksi ve Bileşenleri Üzerindeki Etkisi: Panel Veri Çalışması

    Tümay, Muhammed

    Son yıllarda dünya çapındaki çoğu ülke, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve geçiş\rülkeleri, yönetim yapılarında ademi merkeziyetçiliği (yerelleşme) uygulamışlardır.\rYerelleşmenin temel amacı, yerel yönetimin yerel ihtiyaçları ve tercihleri topluluklarına\rdaha doğru bir şekilde sunabileceği fikridir. Bununla birlikte, bazı araştırmacılar ademi\rmerkeziyetçiliğin sınırlamaları olduğunu iddia etmekte ve optimal bir mali yerelleşmenin\rboyutuna işaret etmektedir. Bu makale, mali yerelleşmenin insani gelişme endeksi ve\rbileşenleri üzerindeki etkisini 2000-2010 dönemi arasında 49 ülkeden panel verileri\rkullanarak incelemektedir. Sağlam En Küçük Kareler ve Sabit Etki yöntemlerini kullanan\rsonuçlar, mali yerelleşmenin gelir ölçüsünün insani gelişme endeksi üzerinde önemli ve\rolumlu bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca sonuçlar, mali yerelleşme derecesi bir\reşiği aştığında bu etkinin doğrusal olmadığını ve olumsuz etkilerin olduğunu\rgöstermektedir.\r

  • MakaleAçık Erişim2021
    Traditional Practices Used by Mothers in Infant Care: A Descriptive Study

    Efe, Yağmur Sezer; Erdem, Emine; Ozbey, Harun; Tuncay, Birgül

    Objective: This study was conducted descriptively to\rdetermine the traditional practices used by mothers having infants\raged 0-12 months in infant care. Material and Methods: This descriptive study was conducted with 186 mothers living in Gümüşhane\rKelkit and having infants aged 0-12 months in February-August 2019.\rThe data were collected using the Questionnaire Form and the Traditional Practices Regarding Infant Care Form. Ethics committee and\rinstitution permission was obtained before the study, and written consent was obtained from the mothers during the study. Descriptive statistics (mean, standard deviation, frequency, median, minimum,\rmaximum) were used to evaluate the data. Results: Of the mothers;\r85.5% gave breast milk to the infant first, 71.5% of them fed their infants in the first 15 minutes, 57.5% of them were not alone with their\rinfants for fincubus, and 36.0% of them swaddled their infants. Of the\rmothers; 61.8% wiped the infant's mouth with carbonated water for\rmoniliasis, 57.1% gave plenty of water in diarrhea, 36.4% took off\rthe infant's clothes in the fever and 39.3% put a towel on the infant's\rback for coughing. Conclusion: In this study, it was determined that\rthe majority of mothers gave breast milk to the infant first fed their infants within the first 15 minutes, they did not make any application for\rthe infant's navel to fall quickly, more than half of them wiped the infant's mouth with carbonated water for moniliasis, more than half gave\rtheir infants plenty of water in diarrhea, more than one third took off\rthe baby's clothes for fever and put a towel on the infant's back for\rcoughing.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Food Banking in the Context of Food Security: Canada and the UK Country Cases

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Food as a basic need can be evaluated on the ground of food security\rand the "right to food" approach. As institutions that collect, distribute,\rand provide complementary food and meals, food banks can be acted\rupon by the fact that access to food and food is a fundamental human\rright, as well as charity and philanthropy motivations, can be decisive.\rThe point that makes food banks open to debate is the long-term\rsustainability and adequacy of food banks and the support they provide.\rBesides, the existence and the generality of food banks can be\rinterpreted as the withdrawal of the state from its area of responsibility\rand its failure to fulfill its responsibility in this area. The structure of\rsocial support systems and state-individual relations through the\rexistence of food banks in the UK and Canada, among the examples of\rthe liberal welfare state, will be included in this study. The measures and\rpolicies taken within the scope of combating COVID-19 directly and\rindirectly affected food banks. Therefore, the impact of the recent global\rpandemic on the demand for food banks will also be included.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Analysis of Health Care Effectiveness of State Hospitals in the Black Sea Region: Findings from Data Envelopment Analysis for 2018

    Çıçen, Yıldırım Beyazıt; Yazici, Ufuk

    Health care is one of the areas where high technology and human resources are intensive. The role of hospitals in providing health services to the community is of primary importance. The role of hospitals is of primary importance in providing healthcare services to the community. At this point, the effective use of hospital resources, the determination of inefficient hospitals and the monitoring of the waste of resources and taking measures are extremely important in terms of individual and public health. In this study, effectiveness analyzes of state hospitals in the Black Sea Region were carried out with the Data Envelopment Analysis method. There are 124 hospitals in the relevant region. 5 inputs and 6 outputs were used for the analysis. According to the findings obtained, 72 hospitals were effective, but 52 hospitals were not.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Determination of Knowledge Level of University Students on Dyslexia (Gümüşhane University Example)

    Ulutaşdemir, Nilgün; Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen; Acar, Meryem

    This research was conducted to determine the knowledge level of university students about dyslexia. Gümüşhane University exam constituted the universe of the descriptive research. 1500 students were reached in the study and a questionnaire form was used by the research as a data collection form. The average age of the study is 21.21 ± 1.95. 40.7% of the students are studying at the faculty of health sciences and 42.6% of the students have knowledge about dyslexia. When the students were asked to define dyslexia, 49.1% defined dyslexia as learning disorder, 24.9% defined social communication disorder, 17.7% mental retardation, 4.7% physical disability and 3.7% identified auditory disability. Our research is because they haven't heard of rocker dyslexia concept and haven't read any books on dyslexia. It is recommended to increase the number of possible awareness campaigns and make plans for dyslexia studies to be conducted in large samples and to be put on the market. In addition, systematic research on dyslexia should be done in Turkey, personalized programs and programs to others by drawing others to be prepared.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Göçmenlerin Ülkemizdeki Sağlık Yüküne Etkisi ve Göçmenlere Bakış Açısı: Sağlık Personeli Aday Örneği

    Kahraman, Beliz Yekeler; Şahin, Meltem

    Bu araştırma üniversite öğrencilerinin göçmenlere yönelik zenofobi algılarını ve göçmenlerin sağlık yükünü ne ölçüde etkiledikleri konusunda düşüncelerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmaya 1493 öğrenciden 638 öğrenci katılmıştır. Öğrenciden veri toplamak için kullanılan anket, araştırmacılar tarafından literatür taraması yapılarak oluşturulan 14 soru ve Zenofobi ölçeğini içermektedir. Gerekli kurum izinleri alındı ve uygun istatistiki yöntemler kullanıldı. Öğrencilerin %78.1’inin yaşadığı yerde göçmen var iken, %18.2’si göçmenlerden korktuğunu ifade etmişlerdir. Öğrencilerin %84.1’i göçmenleri geçici misafir, ülkesiz kalan ve zulme uğrayan din kardeşi şeklinde olumlu görür iken, %15.7’si olumsuz görüş paylaşmışlardır. Öğrencilerin %71.5’i göçmenlerin sağlık hizmetleri yükünü arttırdığını, %58.2’si eradike olan hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına sebep olduklarını, %58’i aile planlamasına önem vermediklerini, %38.1’i aşılamaya önem vermediklerini, %28.8’i cinsel yolla bulaşan hastalıklarını arttırdıklarını belirtmişlerdir. Zenofobi ile ilgili yapılan çalışmalar çoğaltılmalıdır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Privacy Awareness of Nursing Students

    Özkan, Esra; Sahin, Ceyda Uzun; Cilingir, Dilek; Kulakaç, Nurşen

    Objective: This study was conducted in a descriptive design type to determine the privacy awareness of nursing students and associated factors. Material and Methods: The sample of this descriptive study consisted of 490 nursing students studying in Gümüşhane University Health Sciences Faculty Nursing Department and Recep Tayyip Erdogan University Health Sciences Faculty Nursing Department. The data were collected with the questionnaire developed by the researchers and the Patient Privacy Scale. To evaluate the data, continuous variables were expressed as mean, standard deviation, median (25th-75th percentile), and categorical variables as numbers (percent). A comparison of variables that did not show normal distribution between groups was evaluated by the Mann-Whitney U test, KruskalWallis, Post-Hoc Tukey test and the relationship between numerical variables was evaluated by Spearman correlation analysis. Results: The study revealed that gender, place of residence, and education on privacy were the factors affecting privacy awareness. The reasons for the violation of privacy were determined as "careless work of nurses", "heavy workload of nurses", "environmental deficiencies", and "emergencies". The privacy scale scores of the students who chose 'emergencies' as the factor causing privacy violation were found significantly high in the confidentiality of private life (p=0.021), sexual privacy (p=0.014), physical privacy (p=0.039), ensuring a favorable environment (p=0.014), and privacy scale scores (p=0.007). Conclusion: It was found that the students had high scores on privacy, and patient privacy was affected by the students’ level of knowledge about gender, privacy, and place of residence. We suggest that training for privacy practices should be repeated at regular intervals when students start the profession.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Afet Yönetimi Sürecinde Risk Algısı Çalışmalarının Katkısı

    Mizrak, Sefa

    Afetleri önlemek ve afetlerin zararlarını azaltmak için birçok yapısal ve yapısal olmayan çalışma yürütülmektedir. Özellikle afetler ve afetlerin olası sonuçları hakkında insanların düşüncelerini anlamak afet risk azaltma çalışmaları için önemlidir. Çünkü, insanların düşünceleri afetlere karşı koruyucu önlem alma davranışlarını etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, afetlerle ilgili yürütülen bilimsel risk algısı çalışmalarının afet yönetimi açısından önemini ortaya çıkarmaktır. Çalışma literatür taraması olarak yapılandırılmıştır. Bilim insanları farklı afet türlerine karşı insanların risk algılarını ve risk algısını etkileyen faktörleri yaygın bir şekilde araştırmışlardır. İnsanların afet risk algıları afetler ile ilgili algıladıkları korku, endişe, depresyon, anksiyete, maddi veya bireysel zarar görme olasılığı, bilgi, müdahale kapasitesine güven, afetin şiddeti, sıklığı ve etkisinin büyüklüğüne göre belirlenmiştir. Sosyo-demografik değişkenler arasından yaş, eğitim, ekonomik durum, afet tecrübesi ve afet risk algısı ilişkisi yaygın olarak araştırılmıştır. Afet risk algısı çalışmaları afet öncesi ve afet sonrası yönetim süreçlerinin daha iyi planlanması için gereklidir. Bu nedenle bilim insanları ve afet yönetiminden sorumlu kişiler toplumun afet risk algısını bütün afetler için kapsamlı bir şekilde araştırmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex14TR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Akademisyenlerin Kariyer Memnuniyeti Düzeylerine, Çalışma Ortamı Memnuniyeti ve Organizasyona Güven Değişkenlerinin Etkisi: Kişisel Gelişim Düzeyinin Aracı Rolü

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Bu araştırmada akademisyenlerin kariyer memnuniyeti düzeyine etki edebilecek faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada alanyazında eksikliği hissedilen "çalışma ortamından memnuniyet", "organizasyona güven" ve "kişisel gelişim" değişkenlerinin, akademisyenlerin kariyer memnuniyet düzeyleri üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerine odaklanılmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler dört devlet üniversitesinden toplam 587 akademisyenden elektronik anket yöntemi ile elde edilmiştir. Geliştirilen hipotezler, Kısmi En Küçük Kareler (Partial Least Squares-PLS) algoritması kullanılarak "yapısal eşitlik modellemesi" ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrudan ve toplam etkiler açısından değerlendirilmiştir. Buna göre, akademisyenin çalışma ortamı memnuniyetinin, kişisel gelişim ve kariyer memnuniyeti düzeyini artırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca akademisyenin kişisel gelişimi de kariyer memnuniyeti düzeyini artırmıştır. Araştırmada akademisyenin organizasyonuna olan güveni, kişisel gelişim üzerinde anlamsız bir etki oluşturmaktadır. Ayrıca akademisyenin organizasyona güveni, kariyer memnuniyeti düzeyini de artırmaktadır. Araştırma modelindeki dolaylı etkiler incelendiğinde; çalışma ortamı memnuniyetinin kariyer memnuniyeti üzerindeki etkisinde, kişisel gelişim değişkeni aracı bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte organizasyona güven değişkeninin kariyer memnuniyeti değişkeni üzerindeki etkisinde, kişisel gelişim değişkeninin aracı etkisi olmadığı gözlemlenmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    The Impact of Smoking Bans on Smoking Behaviour in Turkey

    İpek, Egemen; Ipek, Ozlem

    The purpose of this study is to determine the potential impact on individual cigarette consumption of 100% smoke-free law which entered into force in Turkey in 2009. This effect is investigated using the difference in differences method through the 2008 and 2012 Global Adult Tobacco Survey data provided by the Turkey Statistical Institute. In the study, using the diff-in-diff method enables to measure the change in individual cigarette consumption emerging by only the law eliminating the time-related effects in the pre and post law period. The most important analysis result obtained from the study is that the effect of smoke-free law which entered into force in Turkey in 2009 on daily cigarette consumption is statistically significant and negative. In addition, according to the results obtained from the diff-in-diff method, it is found that smokers tend to consume an average of 1.506 less cigarettes per day due to the law. This reducing effect leads to decrease of average daily cigarette consumption of smokers by approximately 8%.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Sağlık Çalışanlarının İletişim Becerileri ve Göçmenlerle Yaşadıkları İletişim Zorlukları

    Duran, Seçil; Albayrak, Sevil

    Amaç: Araştırma, sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin ve göçmen- lerle yaşadıkları iletişim zorluklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tipte olan bu araştırma, Yozgat Şehir Hastanesi ve Yoz- gat il merkezindeki 8 aile sağlığı merkezindeki toplam 562 sağlık çalışanından, araştırma yapıldığı tarihlerde aktif çalışan ve gönüllü olan 450 sağlık çalışanı ile yürütülmüştür. Veriler, 2018 yılında yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, 14 sorudan oluşan “Anket Formu” ve 45 sorudan oluşan “İletişim Bece- rileri Envanteri (İBE)” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüz- delikler, ortalama ve standart sapmaların yanı sıra Kruskal-Wallis analizi ve Mann-Whitney U testi kullanılmış, istatistiksel olarak anlamlı bulunan çoklu gruplarda ileri analiz olarak Mann-Whitney U testi yapılmıştır. İstatistiksel an- lamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alı- nan sağlık çalışanlarının İBE puan ortalamaları 157,02±13,23’tür. Sağlık çalışanlarının 26-33 yaşında ve bekâr olanların İBE toplam puan ortalamalarının diğer gruplara göre yüksek çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Çalışma yılı ve cinsiyet ile İBE toplam ve alt boyutlarının puan ortalaması arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmasa da kadınlar ve 10 yıl ve daha altında çalışanlar lehine İBE toplam puan ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sağlık çalışanlarının %68,9’u göçmenlere çevirmen olma- dan hizmet verdiğini belirtmiştir. Ancak çevirmenlerin sağlık bilgisi sorgulan- mamıştır. Sağlık çalışanlarının %53,6’sı göçmenlerin verilen hizmete karşı tutumlarının olumsuz olduğunu ve %46,0’ı bu durumun verilen hizmeti zorlaş- tırdığını belirtmiştir. Hizmet sunumunu etkilemediğini belirten sağlık çalışanla- rının hizmet sunumunu zorlaştırdığını ifade edenlere göre Zihinsel, Davranışsal İletişim Becerileri ve İBE toplam puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Sonuç: Sağlık çalışanlarının iletişim becerileri puan ortalamaları orta düzeyde bulun- muştur. Sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin hizmet içi eğitimlerle gelişti- rilmesi ve en çok karşılaşılan göçmen grubu 18-59 yaş grubu olduğu için bu yaş gruplarında en çok görülen sağlık problemlerini bilmeleri ve bu sorunların bir- çoğunun sebebi çevirmen eksikliği olduğundan, hastaların şikâyetlerini anlayan ve durumu sağlık çalışanına iletebilen sağlık bilgisine sahip çevirmenlerin sayı- larının artırılması ve sağlık çalışanlarının hizmetlerine karşı göçmenlerin olum- suz tutumlarının değiştirilmesi için araştırmalar önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Investigation of the Knowledge Level of Social Work Students about Child Abuse and Neglect: The Case of Gumushane University

    Türkkan, Tuğba; Çakıcı, Ahmet Burhan; Bülbül, Kenan

    As one of the problem areas of the profession of Social Work, child abuse is a case that requires comprehensive review and urgent decisions, including preventive interventions, treatment and rehabilitation, legal intervention. In order to make the most beneficial decision for the child in this process, social workers must have adequate knowledge and equipment in all these areas. The aim of this study is to investigate the level of information about child abuse and neglect of students in the Department of Social Work of Gümüşhane University. The study was conducted in accordance with the descriptive survey model of quantitative research methods. A total of 314 students were educated in the Department of Social Work of Gümüşhane University during the 2018-2019 academic year. Survey data were collected by face-to-face survey method. As a result of the research, the total score average of the students was taken from the scale for child abuse and neglect symptoms and risks determined and the mean scores obtained from other sub-scales indicate that there is a deficit about the subject. Also, it was found that students’ information level about diagnosing the signs and risks of child abuse and neglect, did not differ according to sex and income level; but it was determined that students' information level differ significantly based on their age and place of residence. The findings are discussed in the light of literature information.

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Online Hate Speech Against Syrian Refugees on Twitter: #suriansdonotwant

    Taşdelen, Birgül

    Social networks are increasingly effective platforms that allow more information to be carried and disseminated easily and efficiently. However, these ideas shared on a mobile basis can sometimes be hateful and harmful, and some even reach the hate speech dimension. In online media environments where hate speech is produced, media portraits of people from other cultures and the stereotyped images produced by these portraits often show that outsiders are dangerous and can shape the perception of society. Therefore, this study examines the online reflections of hate speech against immigrants on Twitter. Within the scope of the study, 1545 tweets related to the hashtag opened on Twitter as we do not want #surians, were analyzed by content analysis, then 3 videos and 3 tweets among the analyzed tweets were evaluated by discourse analysis method of Teun Van Dijk.Accordingly, it is the aim of the article to determine how hate speech for refugees is carried out online. Accordingly, it is the aim of the article to determine how hate speech for refugees is carried out online. According to the results obtained from the research, in online discourses, refugees are seen as invasive, greedy and immoral, and in online emotional reactions, humiliation rather than pity are encountered. It has been concluded that positive changes such as mutual understanding and the right to live together are generally shallow through internet and social media, and social networks are not favorable environments for such discussions, which are also vital for functional democracies.

    AtıfTR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Afetlerde lojistik yönetimi: çanakkale depremi örneği

    Bostan, Sedat; Yaman Yüce, Merve

    Amaç: 6 Şubat 2017 tarihinde meydana gelen Çanakkale Ayvacık depremi sonrasında, afet bölgesinde afet lojistiği faaliyetleri esnasında yaşanan sorunları afetzedelerin bakış açısıyla tespit etmektir. Bu problem konusu çerçevesinde üç gurup halinde 20 afetzede ile focus grup görüşmesi yapılmıştır. Ayrıca bölgede gerçekleştirilen teknik geziler esnasında toplanan video, fotoğraf, vb. veriler ve gözlemlerin eklenmesi ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Afetin can kaybına sebep olmadığı fakat geniş bir bölgede evlerin yıkılmasıyla birlikte önemli düzeyde maddi hasar oluştuğu anlaşılmıştır. Afetzedelerin lojistik çalışmaları kapsamında, içme suyu, enerji, sıcak yemek ve sağlık hizmetleri faaliyetlerden memnun kaldıkları, kıyafet ve diğer yardımların dağıtımındaadaletsizlikalgısınınyaygınolduğu,geçicibarınmakonusundasorunların yaşadığı ve kalıcı konutlar konusunda bir takım endişelerin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: eski yapıların yenilenmesi, farkındalık eğitimlerinin yapılması, müdahale ekiplerinin güçlendirilmesi, geçici barınma araçlarının iklim ve asgari yaşam şartlarına uygun olması, kıyafet ve diğer yardımların dağıtımının şeklinin ve miktarının ihtiyaca göre tasarlanması, kalıcı konutlar konusunda vatandaşın resmi makamlarca daha fazla bilgilendirilmesi önerilir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Sosyal Koruma Sistemi Aracı Olarak "Monotax" ve İktisadi Kalkınma

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Sosyal koruma programları; ülkelerin yoksulluk ve eşitsizlikle mücadelesinde, hedeflenen iktisadikalkınma düzeyine ulaşmada kullandıkları önemli araçlar arasında yer almaktadır. Sosyal korumanın kapsamıve finansmanı, sosyal koruma sisteminin sürdürülebilirliği üzerinde etkili olmaktadır. Sosyal korumasistemlerinin kapsamının genişletilebilmesi noktasında başvurulan inovatif yöntemler arasında "Monotax(Monotributo)" tek vergi uygulaması ile karşılaşılmaktadır. Latin Amerika bölgesinde örneklerine rastlanan"Monotax" rejimi, kendi işinin sahibi olan düşük gelirli hanehalkları ve küçük ölçekli işletmelere yönelikolarak uygulanan tek bir vergiyi ifade etmektedir. Latin Amerika ülkelerinde Monotax gibi basitleştirilmiş tekvergi sistemlerinin uygulanmasının arka planında, işgücü piyasalarındaki yüksek enformel yapı ve küçük veorta ölçekli işletmelerin yaygınlığı yer almaktadır. Enformel yapının ortaya çıkmasında değişen kalkınmastratejileri, vergi yükü ve ücret düzeyi gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Bölgede önemli birer istihdamkaynağı olarak varlık sürdüren küçük ve orta ölçekli işletmelerin verimlilik düzeyinin düşük olması, devletinvergi gelirini azaltmaktadır. Bu nedenle, bölgenin koşullarına özgü olarak formelleştirmeyi ve sosyal güvenlikkapsamına dahil olanları arttırabilmek adına Monotax gibi basit tek vergi sistemlerinin uygulanması tercihedilmektedir. Bölge içerisindeki ülke örneklerinin uygulama biçimlerinde farklılıklar görülse de; bunun arkaplanında ülkelerde geçerli olan sosyal politika uygulamaları, bunların nasıl finanse edildiği ve vergipolitikalarının yapısının etkili olduğu unutulmamalıdır. "Monotax" rejiminden beklenen fayda genellikleekonomik büyümenin sağlanması, gelir dağılımının düzeltilmesi ve yoksullukla mücadelede başarıkazanmaktır. Sosyal koruma sistemleri evrensellik ve gelirin yeniden dağılımı amacıyla uygulanıyorsa;"Monotax" rejiminin bu amacın daha sağlam bir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlayıp-sağlamadığı konusu önemlidir. Çalışmada, genel olarak Latin Amerika bölgesi ile birlikte Brezilya ve Uruguay üzerindenbasitleştirilmiş tek vergi sisteminin uygulanma şekilleri incelenecektir.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2020
    Role of obesıty-rısk knowledge ın unı-versity students ‘ adoptıon of obesıty ta

    Günay, Hamdi Furkan; Topal, Mehmet Hanefi

    Obesity taxes are one of the prominent pub-lic solutions in the fight against obesity. Although not yet implemented in Turkey, it is important to investigate the perceptions and thoughts of so-ciety towards these taxes, given that it is some-times considered to be on the agenda. The aim of this study is to empirically examine the factors that influence the adoption of the obesity tax and the role of obesity-risk knowledge in the adoption of the obesity tax. Although various factors affec-ting the acceptability of obesity taxes are high-lighted in the literature, no study has been found to examine the impact of obesity-risk knowledge on the adoption of this tax. In this context, the data obtained from 430 students of Gümüşhane University were analyzed by multivariate statisti-cal methods. As a result of the analysis, it was fo-und that the level of acceptance of obesity taxes and the level of obesity-risk knowledge were qu-ite low. It has also been concluded that obesity-risk knowledge does not have a significant effect on the acceptability of obesity taxes, nor does it have a significant regulatory effect on other fac-tors. Significant effects of socio-psychological, economic and health factors have been identifi-ed in the adoption of the obesity tax. Among the recommendations highlighted in the study is that other solution policies such as education and in-formation activities should be implemented in the fight against obesity.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele