Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bostan, Sedat(10)
- Köse, Aslı(9)
- Ulutaşdemir, Nilgün(9)
- Kulakaç, Nurşen(8)
- Karaer, Merve(5)
- Sökmen, Alev(5)
- Türkkan, Tuğba(5)
- Benk, Osman(4)
- Bülbül, Kenan(4)
- Cilingir, Dilek(4)
- Gökçe, Ahmet(4)
- Kılıç, Taşkın(4)
- Uzun, Sevda(4)
- Akdu, Serap(3)
- Akdu, Uğur(3)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(3)
- Beken, Hıkmet Gülçın(3)
- Kenek, Gökhan(3)
- Kıymış, İbrahim(3)
- Polat, Melike Atay(3)
- Sahin, Ceyda Uzun(3)
- Sahinoz, Turgut(3)
- Sancar Özkök, Canan(3)
- Unal, Cihan(3)
- Özkan, Esra(3)
- Şahinöz, Saime(3)
- Şimşek, Ahmet Bahadır(3)
- Aksoy, Bahar(2)
- Aydin, Aydanur(2)
- Aydın, Emine Büşra(2)
- Cengiz, Ekrem(2)
- Cin, Aynur(2)
- Cırık, Vildan Apaydın(2)
- Demirağ, Hatice(2)
- Demır, Hüseyın(2)
- Değer, Vasfiye Bayram(2)
- Doğan, Melike Demir(2)
- Doğan, Onur(2)
- Efşan, Nur Çelik(2)
- Günay, Hamdi Furkan(2)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi
Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa
Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.
- MakaleAçık Erişim2025Hemşirelerde Premenstrüel Sendrom ve Mental İyi Oluşluk Düzeyi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
Karakas, Sevda; Erdoğan, Kübra
Bu araştırma, bir devlet hastanesinde çalışan premenstrüel sendrom yaşayan hemşirelerde, premenstrüel sendrom ile mental iyi oluşluk düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Mayıs 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Tekirdağ iline bağlı Çorlu Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen çalışmanın örneklemini 18-55 yaş arasında 300 kadın hemşire oluşturmuştur. Verilerde; tanıtıcı bilgi formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği ve Warwick Edinburgh Mental İyi Oluşluk Ölçeği olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows 22,0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Premenstrüel dönemde hemşirelerin iş hayatının (%75) ve sosyal hayatının (%80) olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Araştırmada premenstrüel dönemde hemşirelerin kendilerini daha yorgun ve depresif hissettikleri, uyku kalitesinin düşük olduğu, mental iyi oluş düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. Menstrüasyon döneminde olan çalışan kadınlara yasal olarak izin hakkının verilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve bu konunun daha fazla üzerinde durulması önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Avrupa birliği ülkeleri sağlık sistemlerinde hastane performansının değerlendirilmesi ve türkiye karşılaştırması
Köse, Aslı
Bu araştırmanın amacı 2019-2022 yıllarında Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye’nin hastane performanslarına göre konumlarını ve sıralamalarını belirlemektir. Hastane performans göstergelerine göre 24 AB ülkesi ve Türkiye’nin konumlarının belirlenmesinde çok boyutlu ölçekleme analizi, MOORA yöntemi ise hastane performans skorlarına göre ülkelerin sıralamasında kullanılmıştır. Sağlık hizmeti performansını değerlendirmek için yapı boyutunda hastane yatak sayısı , hastanede kişi başına düşen hekim sayısı, MR cihaz sayısı, süreç boyutunda hastanelerde kişi başı hekime müracaat oranı, MR tetkik sayısı, sonuç boyutunda yatak doluluk oranı değişkenleri seçilmiştir. Türkiye, 2020-2022 yıllarında görece olarak düşük hastane performans düzeyine sahip ülkelerden biridir. 2019 yılında ise Türkiye MOORA skoruna göre 10.sırada yer almıştır. Hastane performansı MOORA skor sıralamalarına göre ilk sıralarda yer alan ülkeler Slovenya ve Fransa’dır. 2019-2022 yılları çok boyutlu ölçekleme analizine göre 1.boyutta en az benzeyen ülkeler İspanya ve Bulgaristan’dır. 2019 yılı MOORA skor sıralamasına göre İspanya 2.sırada, Bulgaristan ise son sırada yer almıştır. 2022 yılı MOORA skor sıralamasına göre Bulgaristan 9.sırada, İspanya ise son sırada yer almıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi seçim kriterlerinin değerlendirilmesi: medikal ürünlere yönelik bir uygulama
Köse, Aslı; Satır, Emine
Tedarik Zinciri Yönetimi, bir ürünün hammadde halinden son müşteriye ulaştırılmasında yer alan kaynak temini, üretim ve montaj, depolama ve stok takibi, sipariş takibi, dağıtım ve teslimat gibi aktivitelerin yürütülmesi sürecidir. Hastaneler, faaliyetlerini yerine getirebilmek amacıyla ihtiyaç duydukları malzemeleri ve hizmetleri istenilen zamanda, istenilen yerde, belli bir kalitede ve fiyatta temin etmek durumundadırlar. Bu bağlamda, sağlık sektörü için tedarik zinciri yönetimi israfı azaltmak, tıbbi hataları önlemek ve hizmet kalitesini artırmak amacı ile oldukça önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde medikal ürünlerin ve tedarikçilerin seçiminde tercih edilen kriterler ile medikal firmalarda ürün tedariğinde tercih edilen kriterler belirlenerek, iki tespit arasındaki benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Veriler 2 aşamalı olarak yüz yüze anket yönetimi ile elde edilmiştir. İlk aşamada, malzemenin alınmasında etkili olan sağlık personeli ile medikal firmalar tarafından kriterlerin seçimi yapılmıştır ve kriter sayısı 5’e düşürülmüştür. Sağlık personellerinin kriterleri tedarikçi firmalar temel alınarak; medikal firmaların kriterleri ise tedariğini yaptıkları ürünler temel alınarak, Dickson’un tanımladığı 23 kriterin uyarlanması ile belirlenmiştir. İkinci aşamada katılımcılar arasından belirlenen beşer kişi tarafından, kriterlerin önem dereceleri belirlenerek, sıralaması yapılmıştır. Kriterlerin karşılaştırılması ve önem derecelerinin tespit edilmesinde AHP yöntemi kullanılmıştır. Medikal firmalarda, Sağlık Bakanlığı ve prosedürler kriteri; sağlık personellerinde, tedarikçinin teknik servis hizmeti kriteri en önemli kriter olarak tespit edilmiştir
- MakaleAçık Erişim2025Beslenmenin Karanlık Yüzü: Üniversite Öğrencileri Arasında Ortoreksiya Nervoza Eğilimi ve İlişkili Değişkenler
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencileri arasında ortoreksiya nevroza yaygınlığını ve bu olguyla ilişkili olabilecek değişkenleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Kesitsel tasarım kullanılarak yürütülen bu araştırma, Haziran 2020 tarihinde bir Devlet Üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenimlerine devam etmekte olan 305 kadın (%74,6) 104 erkek (%25,4) olmak üzere toplam 409 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve Ortoreksiya-15 Ölçeği (ORTO-15) kullanılarak toplanmış ve Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Çok Değişkenli Binary Lojistik Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin % 26,7 sinin ortorektik eğilimlerinin bulunduğu ve kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde ortorektik oldukları bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca tanısı konmuş sağlık sorunu olan, düzenli ilaç kullanan, vitamin desteği alan, sürekli bir diyet programı uygulayan ve düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerin daha ortorektik olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Öğrencilerin yaklaşık % 27’si riskli grupta yer almaktadır. Üniversite öğrencilerinin, düzensiz beslenme alışkanlıkları geliştirmeye karşı özellikle savunmasız oldukları bu dönemi iyi yönetememeleri yeme bozukluklarının artmasına neden olabilir. Bu kapsamda gençlere yönelik sağlıklı yaşam ve beslenme konularında eğitimler verilmesi önerilebilir. Risk grubunda yer alan bireyler için ise sağlıklı yaşamın obsesyona dönüşmesini önlemek üzere psikolojik destek sunulması yararlı olabilir. Ayrıca ortorektik eğilimlerden kaynaklanan riskleri ve sonuçları daha iyi anlamak için bu grupta daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025An Examination of the Sustainability of Inclusive Behaviors Towards Disabled Employees in Ground Handling Businesses
Vural, Selvi
The aim of this research is to identify the behaviors that should be exhibited within the framework of inclusion and how these behaviors can be improved to more effectively integrate existing employees with disabilities into work teams within ground handling businesses. This study is significant as it is the first to address this subject within the context of sustaining inclusive behaviors in ground handling operations. Moreover, the research question could only be addressed through a qualitative approach. Data were collected using qualitative methods, specifically through interviews conducted with both managers and employees. A total of 41 participants were interviewed. The findings revealed that stereotypes play a decisive role in the demonstration or development of sustainable inclusive behaviors toward employees with disabilities in ground handling businesses within the air transportation sector. Attitudes were found to play a significant role in the expression of these behaviors and are shaped by stereotypes based on either compassion or competence. Furthermore, in terms of sustainability, low levels of competence-based stereotypes tend to give rise to negative attitudes, whereas compassion-based stereotypes are associated with more positive attitudes.
- MakaleAçık Erişim2025Covid-19 Pandemisinde İstatistik Bölgelerdeki Sağlık Hizmetinin Çok Boyutlu Ölçekleme ve TOPSIS Yöntemlerine Göre Değerlendirilmesi
Köse, Aslı
21.yüzyılın halk sağlığı krizi olarak nitelendirilen Covid-19 özellikle sağlık sektörü olmak üzere birçok sistemi etkilemiştir. Dünya ülkelerinde öncelikli hedef sağlık risklerini azaltıp hayatın devamlılığını sağlamak olarak belirlenmiştir. Türkiye’de 2020 yılında Covid-19’a yönelik ilk önlemler Mart ayında alınmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı istatistik bölgelerin pandemi döneminde sağlık hizmeti kapasite, sağlık hizmeti üretimi, sağlık insan gücü parametrelerine göre değerlendirilmesidir. 2020 ve 2021 yılları sağlık istatistikleri yıllıklarından sağlık hizmeti kapasite parametreleri hastane yatak sayısı, yoğun bakım yatağı sayısı, BT cihazı sayısı, sağlık hizmeti üretimi parametresinde kişi başı hastaneye başvuru sayısı, sağlık insan gücü parametresinde ise hekim sayısı, hemşire ve ebe sayısı seçilmiştir. İstatistik bölgelerin sağlık hizmeti kapasitesi, sağlık hizmeti üretimi ve sağlık insan gücünü kapsayan 6 parametre ile çok boyutlu ölçekleme analizi ile konumları belirlenmiştir. TOPSIS yöntemi ile seçilen parametrelere göre istatistik bölgelerin sıralamaları yapılmıştır. İstatistik bölgelerin seçilen 6 parametreye göre konumlarının değerlendirildiği çok boyutlu ölçekleme analizi ile sıralamanın yapıldığı TOPSIS sonuçlarının benzer olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane İli Aile Sağlığı Merkezlerine Başvuran Bireylerin Fonksiyonel Besinlere Karşı Tutumları
Burnaz, Nesibe Arslan; Kartal, Fatma Tayhan; Aykut, Memnune Kabakuş
Amaç: Bu çalışmada, aile sağlığı merkezlerine başvuran bireylerin fonksiyonel besin kullanımının, fonksiyonel besinler hakkındaki tutumlarının ve kullanım sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bireylerin demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, fonksiyonel besinlere yönelik farkındalıkları ve tüketimlerini değerlendiren bir anket yüz yüze görüşme yöntemiyle yapıldı. Fonksiyonel Gıdalara Yönelik Tutum Ölçeği ile bireylerin fonksiyonel besinlere yönelik algısı ölçüldü. Bireylerin beden kütle indeksleri, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Katılımcıların %39,7’si fonksiyonel besin tanımını daha önce duyduğunu, %82,3’ü de fonksiyonel besin tükettiğini bildirmiştir. Fonksiyonel besinlerin sağlık üzerinde etkili olduğuna inanan katılımcıların, bu besinleri daha faydalı ve gerekli bulmakta ve aynı zamanda bu konuda bilgi edinmeye daha isteklidirler (p<0,05). Ayrıca fonksiyonel besinlere yönelik tutum lisans ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip olanlarda ilköğretim ve lise mezunlarına göre anlamlı olarak daha yüksektir (p<0,05). Sarımsak, nar, üzüm çekirdeği, yeşil çay, zencefil, çörekotu ve tam tahıllı ürünler bireylerin çoğu tarafından fonksiyonel besin olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte C vitamini ve D vitamini gibi besin takviyeleri de fonksiyonel besin olmamasına rağmen çoğu birey tarafından fonksiyonel besin olarak tanımlanmaktadır. Sonuç: Bulduğumuz sonuçlar, aile sağlığı merkezine başvuran bireylerin büyük çoğunluğunun fonksiyonel besin tüketim alışkanlığına sahip olduğunu, eğitim düzeyi ve fonksiyonel besinlere ilişkin sağlık yararlarının fonksiyonel besinlere yönelik tutum ve kabullenme üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bulgular, fonksiyonel besinlerin ve bu besinlerin sağlık üzerindeki yararlarının farkındalığını ve tüketimini teşvik etmek için destekleyici bir ortam oluşturma açısından kamu ve özel sektöre bilgi sağlayabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Pandemi sonrası borsa istanbul sağlık şirketlerinin kümeleme analizi ile finansal değerlendirilmesi
Şimşek, Ahmet Bahadır; Karaer, Merve
Covid-19 pandemisi, sağlık sektöründe büyük değişimlere yol açmış ve ekonomik dengeleri derinden etkilemiştir. Bu çalışma ile pandemi sonrası Türkiye sağlık sektöründeki şirketlerin finansal performanslarının analiz edilmesi ve benzer özelliklere sahip şirketlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışmada, 2019 yılının son çeyreğinden 2024 yılının ikinci çeyreğine kadar olan dönemi kapsayan, 12 sağlık şirketinin likidite, kârlılık, borçlanma ve varlık yönetimi gibi finansal göstergeleri incelenmiş ve K-ortalamalar algoritması ile şirketler arasında finansal farklılıklar sınıflandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; pandemi döneminde sağlık sektörü şirketlerinin finansal göstergelerinde heterojen bir yapı sergilediği ve alt sektörler bazında farklılaşma gösterdiği ortaya çıkmıştır. Pandemi sonrası dönemde ise sektör genelinde finansal performansın homojenleştiği ve şirketler arasında istikrarın arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma, pandemi sonrası sektördeki finansal dayanıklılık ve performans farklılıklarını detaylı bir şekilde analiz ederek sektöre dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Son olarak, kriz dönemlerine karşı daha dirençli finansal stratejiler geliştirilmesine yardımcı olacak öngörüler sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma sağlık sektörünün büyümesini desteklemek amacıyla stratejik bir yol haritası oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Tahliye Tatbikatlarında Çoklu Müdahale ile Performans İyileştirmesi
Sürdem, Sule Sınem; Doğanay, Fatma
Eğitim yapılarında acil durumlar tahliyelerinin hızlı, güvenli ve etkili biçimde yürütülmesi, tahliye planlarının kullanıcılar tarafından anlaşılabilirliği yönlendirme sistemlerinin işlevselliği ve kullanıcı farkındalığına bağlıdır. Yalnızca kat krokilerinin bulunduğu yapılarda, yönlendirme hataları ve tahliye süresinin uzaması gibi aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu çalışma, çok bileşenli müdahalelerin (tahliye planlarının hazırlanması ve görünür hale getirilmesi, alarm sistemlerinin aktif hale getirilmesi, Temel İş Sağlığı Güvenliği (İSG) Eğitimi verilmesi, QR kod destekli bilgilendirme ve tatbikat farkındalığı) acil durum tahliye performansı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada iki aşamalı uygulama süreci yürütülmüştür. İlk aşamada mevcut koşullarda habersiz tahliye tatbikatı gerçekleştirilmiş ve altyapı eksiklikleri belirlenmiştir. Ardından alarm ve yönlendirme sistemleri iyileştirilmiş, tahliye planları güncellenerek görünür hâle getirilmiş, personele Temel İSG Eğitimi verilmiş ve QR kod destekli dijital bilgilendirme materyalleri hazırlanmıştır. İkinci aşamada, bu müdahaleler sonrası tekrar habersiz tahliye tatbikatı yapılmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışma bulguları, çoklu müdahale yaklaşımının tahliye performansını anlamlı ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir. Alarm sistemlerinin etkinleştirilmesi, tahliye planlarının güncellenerek görünür hâle getirilmesi, Temel İSG Eğitimi ve QR kod destekli bilgilendirme gibi bileşenlerin birlikte uygulanması sonucunda; katılımcıların yönlendirme işaretlerini fark etme, doğru çıkış rotasını seçme ve toplanma alanına hızlı ve organize biçimde ulaşma davranışlarında belirgin gelişmeler görülmüştür. Ayrıca fiziksel ve sistem düzenlemeleri, dijital bilgilendirme materyali ve eğitim müdahaleleri birlikte değerlendirildiğinde, bu bileşenlerin bilişsel farkındalığı güçlendiren ve tahliye performansını artıran tamamlayıcı unsurlar olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Kişisel Koruyucu Donanımların Kullanımında Çalışan Yaklaşımı: Malatya İlı̇ Cam Sanayı̇ Örneği
Kaya, Elif Çelenk; Ersoy, Sibel; Ertürk, Gülcan Aydemir
İş yerlerinde yaşanılan kaza ve meslek hastalıklarının önlenmesi, sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturulması için yapılacak çalışmalarda kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımı önemlidir. Araştırmamızda zorunlu olduğu halde iş güvenliği uygulamalarının gereklerine yeteri kadar uyulmaması sonucu ortaya çıkan iş kazası ve meslek hastalıklarını engellemekte önemli bir etken olan KKD’lerin kullanılmasında çalışan yaklaşımı değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Malatya ilinde bulunan bir cam fabrikasında 123 çalışana KKD’lerin kullanımına yönelik anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22, programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışma ile, cam sektöründe yer alan bir iş yerinde çalışanların kişisel koruyucu donanımlar hakkındaki düşüncelerini ve kullanıma yönelik davranışlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar ile ilgili yöneltilen sorularda çalışanların büyük bir kısmının (%82) KKD kullandığını, %99’unun KKD kullanımının önemli olduğuna inandığını, KKD kullanımının onları iş kazaları (%98) ve meslek hastalıklarından (%87) koruduğunu düşündükleri görülmektedir. Çalışanların büyük çoğunluğunun KKD kullanımını benimsemesi ve bunu iş kazaları ile meslek hastalıklarından korunmada etkili görmesi, iş güvenliği kültürünün gelişiminde eğitim ve farkındalık çalışmalarının belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2025Evaluation of Transformational Leadership Characteristics of Healthcare Managers
Özcan, Koç; Tunç, Faruk
Purpose – The primary purpose of this research is to evaluate the transformational leadership characteristics of healthcare managers. For this purpose, an application was made to a public hospital in Ankara. Design/methodology/approach – In the research, a questionnaire consisting of the leadership scale was used. The research was conducted on 434 participants. The population of this research consists of physicians, nurses, midwives, and other health workers working in the public hospital where the research was conducted. Participants were asked to evaluate the transformational leadership characteristics of the managers they report to. Results – At the end of the research, it was found that the leadership scale used in the study had high reliability (α = 0.989) and a strong factor structure (KMO = 0.979, total variance explained = 83.4%). Moreover, it was determined that there was no significant difference in the perceptions of transformational leadership between female and male employees and between managers and non-managers. However, it was determined that the differences in the education level, age, and length of service in the ınstitution of healthcare workers did not affect their perceptions of transformational leadership. In addition, the participants stated that their managers had a medium level of transformational leadership. Discussion – In the research, health workers stated that their immediate managers exhibited moderate leadership characteristics (mean score=3,64). According to this result, managers need to improve their transformational leadership characteristics. This situation can be corrected with training. The management of health institutions is quite tricky due to their complex organizational structure. In addition, health institutions operate in a rapidly changing and transforming environment. Therefore, for health institutions to succeed, they must be managed by transformational leaders. In addition, health managers with leadership skills should improve themselves through training.
- MakaleYalnız künye2025Sağlık Sektörü Şirketlerinin Pandemi Sonrası Finansal Performansı: Topsis Yöntemiyle Bir Karşılaştırma
Karaer, Merve
COVID-19 pandemisi sağlık sektörünü ekonomik ve operasyonel açıdan derinden etkilemiş, bu süreçte finansal performans ölçümlerinin sektörel dayanıklılık açısından kritik bir gösterge olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışma, pandeminin ardından Borsa İstanbul’da işlem gören 12 sağlık sektörü şirketinin finansal performansını kapsamlı biçimde değerlendirmektedir. Araştırma dönemi 2019 yılının dördüncü çeyreğinden 2024 yılının ikinci çeyreğine kadar uzanmakta olup, analizlerde likidite, nakit oranı, aktif kârlılık, kaldıraç ve borç oranı gibi temel göstergeler kullanılmıştır. Seçilen göstergeler sağlık işletmelerinde kısa vadeli ödeme gücü, varlık verimliliği ve sermaye yapısı riskini yansıtan temel ölçütlerdir. Yöntemsel olarak Çok Kriterli Karar Verme yaklaşımı benimsenmiş; şirket performansları TOPSIS ile ölçülmüş, zaman içi dalgalanmalar Standartlaştırılmış Değişim Skoru ile değerlendirilmiş ve dönemsel sıralamalar Borda Sayım yöntemiyle bütünleştirilmiştir. Bulgular, ANGEN ve SEYKIM gibi firmaların sürdürülebilir finansal yapılarıyla öne çıktığını, TRILC ve LKMNH’nin ise düşük skorlarla alt sıralarda yer aldığını göstermektedir. Ayrıca, düşük SDS değerine sahip firmaların istikrarlı performans sergilediği, yüksek SDS değerine sahip olanların ise dönemler arasında dalgalı sonuçlar ürettiği tespit edilmiştir. Çalışma, sağlık sektöründe stratejik finansal yönetim, risk kontrolü ve piyasa dalgalanmalarına uyum kapasitesinin önemini ortaya koymakta; yatırımcılar, politika yapıcılar ve karar vericiler için pandemi sonrası dönemde sektörel dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik değerli içgörüler sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024İklim Değişikliğine Dirençli Kentler: Dünya’da ve Türkiye’de İyi Yerel Yönetim Uygulama Örnekleri
Kaba, Elif Dilara
Nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme faaliyetleri başta sayılmak üzere çeşitli insan faaliyetlerinin atmosfere yaydığı gazlar, küresel iklim değişikliğine yol açmaktadır. Özellikle kentler, barındırdıkları yoğun nüfuslarına sundukları hizmetler ile sera gazı üretimini tetiklemekle birlikte iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine daha fazla maruz kalmaktadırlar. Bu çift yönlü etki, iklim değişikliği kaynaklı olumsuzlukların azaltılması ve uyum faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kentsel politikalara duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Kentsel politikalar ile kentlerde iklim değişikliğine karşı direnç oluşturmak, sürdürülebilir gelişimi destekleyecektir. Halka en yakın birimler olan yerel yönetimler, izleyecekleri kentsel politikalarla iklim değişikliğiyle mücadelede etkin rol alacaklardır. Çalışmanın amacı, iklim değişikliğine karşı dirençli kentler oluşturulmasında yerel düzeyde oluşturulan politikaların önemini ortaya koymak, iklim değişikliğine ilişkin mevcut yerel politikaların sorgulanmasını sağlamak ve politika önerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu kapsamda, dünyada ve Türkiye'deki öncü kent örnekleri ışığında yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadelede oluşturabileceği kentsel politikalar üzerinden önerilerde bulunulmuştur. İklim değişikliği ile dirençli kent kavramlarının birlikte ele alınması çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Kanser Ve Kanser Hastalarına Yönelik Stigma Tutumları Ve Etkileyen Etmenler
Doğan, Melike Demir; Hal, Aleyna; Yücebıyık, Bengü
Amaç: Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin kanser ve kanser hastalarına yönelik stigma tutumlarını ve bunları etkileyen etmenleri belirlemektir. Methot: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmanın örneklemini 354 öğrenci oluşturdu. Çalışmada veriler; Kişisel bilgi formu ve Kansere İlişkin Tutumları (Kanser Damgası) Ölçme Anketi- Toplum Versiyonu ile toplandı. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin %65’i kadın olup büyük çoğunluğu (%97,5) bekardı. Öğrencilerin yaş ortalamasının 21,75±9,67 olduğu belirlendi. Cinsiyet ile ayrımcılık alt boyutu, kanser tanısını ortaya çıkarma/yayma alt boyutu ve ölçek toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Kronik hastalığı olmayanların olanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Yakın akrabalarında kanser hastası olanların olmayanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Annenin eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Benzer şekilde babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Ayrıca babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının azaldığı saptandı. Öğrenciler açısından bakılınca okunulan sınıf arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının arttığı saptandı. Sonuç: Bu çalışma sonucunda; kanser stigması ile cinsiyet, kronik hastalık varlığı, okunulan sınıf, anne ve baba eğitim düzeyi, ekonomik durum, yaşanılan yer ve okunulan bölüm arasında ilişki olduğu saptanmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım
Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Empowering Education: Addressing Vaccination Hesitancy in The Covid-19 Era
Tümay, Muhammed
The COVID-19 pandemic started in 2019 with the emergence of a new coronavirus and has greatly affected societies worldwide. It has led to an increase in mortality rates, disturbed pre-existing health conditions, disrupted educational systems, and reduced global workforce productivity and production. The scientific community has expedited vaccine development to combat the pandemic. However, the emergence of various vaccines has paradoxically resulted in a decline in public confidence, contributing to anti-vaccine sentiments. This study explores the pivotal role of education in fortifying vaccination rates and seeks to identify effective strategies to address hesitancy and strengthen public health measures. This research uses the two-stage least squares (2SLS) methodology to analyze the “Learning Loss Covid-19” cross-sectional dataset, which the World Bank published on January 4, 2023. The investigation focuses on the relationship between “Vaccination rate (per person)” and “Year of Education” across 41 countries. The empirical findings show that education has a significant impact on vaccination rates. An increase of one year in educational attainment leads to an approximate 14% increase in doses administered per person and a substantial 23% surge in the average dosage across nations. Therefore, education plays a crucial role in fortifying and elevating vaccination rates, demonstrating its significance as a potent tool in global public health endeavours.
- MakaleAçık Erişim2024Hastane Yatak Kullanım Etkinliğinin Değerlendirilmesi: Avrupa Birliği Ülkeleri Örneği
Köse, Aslı
COVID-19, ülkelerin sağlık sistemlerini etkilemiştir. Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisinde Avrupa Birliği üye ülkelerinde hastanelerin kaynak ve yatak kullanım etkinliklerini değerlendirmektir. Bu kapsamda hastane yatak kullanım etkinliği Pabon Lasso modeli ile değerlendirilmiştir. Hastanelerin seçilen girdi ve çıktı değişkenlerine göre kaynaklarını etkin kullanıp kullanmadığının değerlendirilmesinde ise Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Araştırmada Pabon Lasso ve Veri Zarflama Analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Pabon Lasso parametrelerinden yatak devir hızı parametresinde İsveç, ortalama kalış süresi parametresinde Portekiz, yatak doluluk oranı parametresinde ise İrlanda en yüksek değerlere sahip ülkeler olarak belirlenmiştir. Çıktı değişkenlerinden taburcu oranı 2020 ve 2021 yıllarında en yüksek Bulgaristan’daki hastanelerde gerçekleşmiştir. En önemli girdi değişkeni olarak kabul edilen sağlık insan gücü olan hekim oranı ise her iki yılda da en düşük değer Kıbrıs’taki hastanelerde gerçekleşmiştir. Veri Zarflama Analizine göre 2020 ve 2021 yıllarının her ikisinde de Kıbrıs, Letonya, İsveç ve Hollanda’daki hastanelerin etkin olduğu belirlenmiştir. Veri Zarflama Analizine göre 2020 yılında hastanelerin %25’i etkin, Pabon Lasso modeline göre ise %70’ı etkindir. Veri Zarflama Analizine göre 2021 yılında ise hastanelerin %20’si etkin, Pabon Lasso modeline göre ise %75’i etkin olarak değerlendirilmiştir. COVID-19 benzeri halk sağlığı krizlerine karşı hastanelerde kaynakların etkin kullanılmasına yönelik planlamalara ihtiyaç vardır.
- MakaleAçık Erişim2024Kronik Hastaların Metabolik Sendrom Bilgi Düzeyleri ve Farkındalıkları
Demirağ, Hatice; Semerci, Vahide; Akeren, Zahide
Amaç: Araştırma kronik hastaların metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kesitsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 14 Kasım 2023- 12 Ocak 2024 tarihleri arasında ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği’ (MSBFÖ) kullanılarak kartopu örnekleme yöntemiyle toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, independent samples t test, one-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Hastaların %31,7’si 50-79 yaş arası, %66,0’sı kadın, %38,3’ü üniversite ve üzeri mezunu, %53,1’i evli ve %66,0’sı şehir merkezinde yaşamaktadır. Katılımcıların %26,1’inin hipertansiyon, %21,5’inin diyabetes mellitus, %17,5’inin solunum hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların %35,6’sının hastalık süresinin 1-5 yıl arasında olduğu, %61,1’inin düzenli olarak ilaç kullandığı ve %58,4’ünün diyetine uymadığı bulundu. Hastaların MSBFÖ puan ortalaması 49,38±10,67 (min=14 ve max=70) olduğu saptandı. Hastaların yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, hastalık süresi, düzenli ilaç kullanma ve diyetine uyma durumu ile MSBFÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak kronik hastalığa sahip bireylerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edildi. Yaşam tarzı değişiklikleri Metabolik sendrom (MetS) insidansını azaltmak için etkili bir strateji olduğundan, kronik hastalarda bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artırılması, yaşam tarzlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.
- MakaleAçık Erişim2024Örgütsel Güvenin İnovatif İş Davranışı ve Dile Getirme Davranışı ile İlişkisinde Kariyer Tatmininin Aracı Rolü
Sökmen, Alev; Sökmen, Alptekin; Benk, Osman
Örgütsel güven, inovatif iş davranışı, kariyer tatmini ve dile getirme davranışı arasındaki ilişkilerin incelenmesi, ayrıca kariyer tatmininin örgütsel güven ile inovatif iş davranışı ve örgütsel güven ile dile getirme davranışı arasında aracılık rolünün olup olmadığının tespiti, bu çalışmanın ana amacıdır. Araştırmaya 2023 Eylül-Ekim aylarında Ankara’da faaliyet gösteren bir hastane işletmesinden 298 personel katılmıştır. Araştırmada katılımcıların; örgütsel güvene ilişkin algılarını ölçmek için Schoorman, Mayer ve Davis (2007) tarafından geliştirilen 7 maddelik Örgütsel Güven Ölçeği; kariyer tatmini algısı için Greenhaus, Parasuraman ve Wormley (1990) tarafından geliştirilen beş maddelik Kariyer Tatmini Ölçeği; inovatif iş davranışı için, Janssen (2000) tarafından geliştirilen 9 maddelik İnovatif İş Davranışı Ölçeği ve dile getirme davranışı için ise Van Dyne ve LePine (1998) tarafından gelişirilen 6 maddelik Dile Getirme Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze ilgili ölçeklerden hazırlanan ifadelerle anket çalışması yapılmıştır. Verilerin analizi için SPSS26 lisanslı programı ile sırasıyla korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizlere göre tüm değişkenler arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca regresyon analizleri ile kariyer tatmininin örgütsel güven ile inovatif iş davranışı arasında kısmi aracılık etkisinin olduğu ve gene kariyer tatmininin örgütsel güven ile dile getirme davranışı arasında da kısmi aracı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Başka bir ifade ile kariyer tatminindeki artış örgütsel güvenin inovatif iş davranışı üzerindeki etkisini etkilemektedir. Ayrıca kariyer tatminindeki artış örgütsel güvenin dile getirme davranışı üzerindeki etkisini kısmen azaltarak devam ettirmektedir.













