Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Social Protection and the Function of the Loss-Damage Fund in Climate-induced Migration

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Today, the accelerated effects of climate change on people's life and ways of livelihood are becoming more and more important. People may use migration as a coping strategy if environmental shocks continue. Resilience to climate change is increased when social protection measures like cash transfers, public works, and economic inclusion are integrated with climate adaptation. Key international agreements also acknowledge social protection as a useful instrument for alleviating poverty and vulnerability brought on by climate change. Loss and damage through climate justice highlights how industrialized nations have historically contributed to the global ecological crisis. On a worldwide level, however, inadequate funding for loss and damage continues to be a major cause of problems. Reducing migration related to climate change can be achieved through increasing adaptive capacity, diversifying local livelihoods, creating social safety networks, and using loss and damage mechanisms. This study examines the combined effects of economic development, social policy, and climate finance on reducing migration related to climate change. It emphasizes on the role of social protection systems and the loss and damage fund among these mechanisms.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2026
    Mavi ekonomi için borç-doğa takasları: yenilikçi finansal mekanizmalar

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve sosyo-ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesinde küresel ölçekte mavi ekonomi yaklaşımı önem kazanmaktadır. Okyanus kaynaklı ekonomik faaliyetlerin ya da okyanus üzerinde etkili sektörlerin çevresel-sosyal-ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması günümüzde küresel ısınma, iklim değişikliği, atık yönetimi, kullanılan enerji kaynakları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Bu bağlamda, mavi ekonomi çerçevesinde mavi finansman ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasındaki ilişkinin de incelenmesi gerekmektedir. Son yıllarda, mavi ekonominin sürdürülebilirliğini destekleyecek yenilikçi finansal mekanizmaların geliştirildiği görülmektedir. Ancak, yönetişim, kurumsal yapı ve borç yönetimine ilişkin sorunlar güç ilişkileri ve borç bağımlılığı üzerinden bu mekanizmaların etkinliğini sınırlayabilmektedir. Çalışma, mavi tahviller ve borç-doğa takası mekanizmalarını parçalı ve betimleyici şekilde ele alan literatürden farklı olarak bütüncül bir çerçeve içerisinde bu yenilikçi mekanizmaların borç sürdürülebilirliği ve yönetişim üzerindeki etkilerini politik ekonomik bakış açısıyla incelemektedir. Çalışma sonucunda, mavi finansman araçlarının sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin desteklenmesine ve deniz ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayabileceği ancak bu araçların etkinliğinin ülkenin kurumsal yapısı, yönetişim ve etkin borç yönetimi mekanizmalarına bağlı olduğuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Sürdürülebilirlik ve ESG Kapsamında Tedarik Zincirlerinde Özen Yükümlülüğü

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Karmaşık ve dinamik tedarik zincirleri içerisinde insan hakları ve çevreye ilişkin ihlaller sıklıkla görülmektedir. Küresel düzeyde yaşanan çevresel, ekonomik, sosyal ve iklim değişikliği kaynaklı riskler ve sorunlar karşısında şirketler faaliyetlerini çevresel-sosyal-yönetimsel (ESG) bağlamda gerçekleştirmelidir. Tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve etik tedarik zincirlerinin oluşumunda kurumsal hesap verebilirliğin tedarik zincirlerine yansıması iş dünyasına yönelik uluslararası standartlar, rehber ilkeler ya da günümüzde sıklıkla benimsenmeye başlayan özen yükümlülükleri üzerinden gerçekleştirilmektedir. Özen yükümlülükleri bu bağlamda, kurumsal anlamda gönüllü hesap verebilirlikten zorunlu hesap verebilirliğe geçişi de nitelemektedir. Hem Avrupa hem de Avrupa dışı bölgelerde zorunlu insan hakları özen yükümlülüklerinin artarak benimsendiği görülmektedir. Hesap verebilirliğin küresel tedarik zincirlerindeki yansıması olan bu zorunlu özen yükümlülükleri insan haklarının korunması kadar çevresel konuları da kapsar hale gelmiştir. Çalışmada karşılaştırmalı olarak incelenen Alman Tedarik Zinciri Özen Yükümlülüğü Kanunu (LkSG) ve AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifinin gerçekleştirilmesinin temel motivasyonlarına ve bu düzenlemelerin beklenen ekonomik ve ticari etkilerine yer verilmektedir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Food Banking in the Context of Food Security: Canada and the UK Country Cases

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Food as a basic need can be evaluated on the ground of food security\rand the "right to food" approach. As institutions that collect, distribute,\rand provide complementary food and meals, food banks can be acted\rupon by the fact that access to food and food is a fundamental human\rright, as well as charity and philanthropy motivations, can be decisive.\rThe point that makes food banks open to debate is the long-term\rsustainability and adequacy of food banks and the support they provide.\rBesides, the existence and the generality of food banks can be\rinterpreted as the withdrawal of the state from its area of responsibility\rand its failure to fulfill its responsibility in this area. The structure of\rsocial support systems and state-individual relations through the\rexistence of food banks in the UK and Canada, among the examples of\rthe liberal welfare state, will be included in this study. The measures and\rpolicies taken within the scope of combating COVID-19 directly and\rindirectly affected food banks. Therefore, the impact of the recent global\rpandemic on the demand for food banks will also be included.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Sosyal Koruma Sistemi Aracı Olarak "Monotax" ve İktisadi Kalkınma

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Sosyal koruma programları; ülkelerin yoksulluk ve eşitsizlikle mücadelesinde, hedeflenen iktisadikalkınma düzeyine ulaşmada kullandıkları önemli araçlar arasında yer almaktadır. Sosyal korumanın kapsamıve finansmanı, sosyal koruma sisteminin sürdürülebilirliği üzerinde etkili olmaktadır. Sosyal korumasistemlerinin kapsamının genişletilebilmesi noktasında başvurulan inovatif yöntemler arasında "Monotax(Monotributo)" tek vergi uygulaması ile karşılaşılmaktadır. Latin Amerika bölgesinde örneklerine rastlanan"Monotax" rejimi, kendi işinin sahibi olan düşük gelirli hanehalkları ve küçük ölçekli işletmelere yönelikolarak uygulanan tek bir vergiyi ifade etmektedir. Latin Amerika ülkelerinde Monotax gibi basitleştirilmiş tekvergi sistemlerinin uygulanmasının arka planında, işgücü piyasalarındaki yüksek enformel yapı ve küçük veorta ölçekli işletmelerin yaygınlığı yer almaktadır. Enformel yapının ortaya çıkmasında değişen kalkınmastratejileri, vergi yükü ve ücret düzeyi gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Bölgede önemli birer istihdamkaynağı olarak varlık sürdüren küçük ve orta ölçekli işletmelerin verimlilik düzeyinin düşük olması, devletinvergi gelirini azaltmaktadır. Bu nedenle, bölgenin koşullarına özgü olarak formelleştirmeyi ve sosyal güvenlikkapsamına dahil olanları arttırabilmek adına Monotax gibi basit tek vergi sistemlerinin uygulanması tercihedilmektedir. Bölge içerisindeki ülke örneklerinin uygulama biçimlerinde farklılıklar görülse de; bunun arkaplanında ülkelerde geçerli olan sosyal politika uygulamaları, bunların nasıl finanse edildiği ve vergipolitikalarının yapısının etkili olduğu unutulmamalıdır. "Monotax" rejiminden beklenen fayda genellikleekonomik büyümenin sağlanması, gelir dağılımının düzeltilmesi ve yoksullukla mücadelede başarıkazanmaktır. Sosyal koruma sistemleri evrensellik ve gelirin yeniden dağılımı amacıyla uygulanıyorsa;"Monotax" rejiminin bu amacın daha sağlam bir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlayıp-sağlamadığı konusu önemlidir. Çalışmada, genel olarak Latin Amerika bölgesi ile birlikte Brezilya ve Uruguay üzerindenbasitleştirilmiş tek vergi sisteminin uygulanma şekilleri incelenecektir.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2020
    Universal basic income debate in the 21ST century

    Beken, Hıkmet Gülçın

    The roots of basic income can be easily found before the 21st century, but it is very common to see the implementation and evaluation of this concept in this century. Many countries try to implement pilot projects in specific regions and then to evaluate the results. The first question to reply is what are the basic motivations to have basic income programs. The modern welfare states can’t be described as successful for solving the problems of the 21st century, but by implementing basic income they use it as a way of maintaining their sustainability and legitimacy. In addition to that, it can be seen as a tool in order to cope with the crisis of the capitalist system. While an increasing demand has shown up to implement universal basic income for alleviating the effects of the global pandemic, this research tries to present the main features, advantages, and disadvantages of universal basic income.

  • MakaleAçık Erişim2020
    COVID-19 ile Mücadelede Sosyal Koruma Sistemleri ve İşgücü Piyasaları

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Küresel çapta bir salgına dönüşen COVID-19 ile ulusal ve uluslararası düzeydeki iş birliği temelindeuygulanan politikalar üzerinden mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Başta işgücü piyasaları olmak üzere,üretim, tüketim, ticaret ve küresel tedarik zincirleri gibi pek çok alan COVID-19’dan etkilenmektedir. Kamusağlığının korunması amacı ile başlayan politikalar COVID-19 kriziyle mücadele sürecinde çeşitlenmiş;ekonomik, sosyal ve politik düzleme de taşınmıştır. COVID-19 öncesinde dünya ekonomilerinin çoğu için bazıtemel ekonomik göstergeler (borç, istihdam düzeyi) kötü bir performans göstermekte olduğundan COVID-19ile mücadeleye yönelik politika ve stratejiler bu mevcut koşullardan etkilenmiştir. Bazı bölgelerde veekonomilerde enformel istihdamın payının yüksek olduğu görülmektedir. Son dönemlerde UluslararasıÇalışma Örgütü (ILO)’nün de desteğiyle, enformel ekonomiden formel ekonomiye geçiş sürecine ilişkin bazıdüzenlemeler, stratejiler ve kurallar ön plana çıkmaktadır. Bu tavsiyeler içerisinde en önemlisi, ülkelerin sosyalkoruma planlarına ilişkin olmaktadır. Mevcut ulusal düzenlemelerle, sosyal yardım ve desteklerin dışında kalanenformel ve ev-temelli çalışanların kapsanması; genişletilecek sosyal koruma sistemi kapsamı ile mümkünolacaktır. Bu kapsamın genişletilmesinin önemi gelir ve iş kayıplarının yaşandığı COVID-19 ile daha çokanlaşılmıştır. Bu noktada, devletlerin müdahalesi ve bu alanda gerekli düzenlemeleri yapması yönündevatandaşlarından gelen talebe ne ölçüde cevap verebildikleri de ayrıca politik ekonomi açısından bakıldığındayeni bir yapılanma sürecinin de işareti olmaktadır. Bu çalışma, enformellik ve sosyal koruma kavramlarıüzerinden COVID-19 ile mücadele politikalarına yer vermeye çalışacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2020
    Yeni toplumsal riskler üzerinden refah devleti analizi denemesi

    Akyüz, Müfıt; Beken, Hıkmet Gülçın

    Refah devletleri 1970’lerden beri varlığına ve sürdürülebilirliğine yönelik önemli meydan okumalar, krizler ve eleştirilerle karşı karşıyadır. Refah devletlerinin başarılı bir performans gösterip göstermediği öncelikle refah devletinin temel amaç ve işlevleri üzerinden değerlendirilmelidir. Bireyler yaşam boyunca pek çok risk ile karşılaşmaktadır. Bu riskler karşısında yaşamlarını düzgün ve insani koşullar altında devam ettirebilmeleri refah devletinin kapsayıcılığı ve bu alanda sağladığı desteklerle ilgilidir. Ortaya çıkan yeni toplumsal riskler; işgücü piyasası ve demografik yapı gibi sanayi sonrası döneme ait koşullarda yaşanan değişim üzerinden birey-devlet ve piyasa bağlamında dönüştürücü olmaktadır. Refah devletinin kendisi de ortaya çıkan bu yeni toplumsal riskler karşısında yeni politikalar ve araçlar uygulamak zorundadır. Yeni toplumsal riskler genellikle refah devletine yönelik meydan okumanın ulusal/içsel bir kaynağı olarak ele alınırken; küreselleşme süreci, çok uluslu şirketler ve uluslararası örgütlerin de dışsal bir faktör olarak ortaya çıkardığı etkiler unutulmamalıdır. Çalışma bu yeni toplumsal riskleri tanımlama amacıyla refah devleti-birey ilişkisinin ekonomik, sosyal ve politik alandaki değişimini incelemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2019
    An analysis of sovereignwealth funds

    Beken, Hıkmet Gülçın; Baltaci, Nuri

    Although it is a new phenomenon for Turkish economy, the examples of Sovereign Wealth Funds can be found around the World since the 1950s. There are different objectives to set up a SWF, their effects can be seen both in home countries and host countries of global system. As a new agent in the field of political economy, they affect the change and transformation of power, state and market dynamics. In this study, the examples of existing Sovereign Wealth Funds and Turkey Wealth Fund Management Cooperation will be evaluated based on costs and benefits.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar