Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2023
    Geç Adölesanların COVID-19 Öncesi ve Sürecinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Tutumları ve Kullanım Durumları: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Bulut, Elif; Aksoy, Bahar

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, geç adölesanlar ın koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus disease-2019 (COVID-19)] öncesi ve sıra- sında geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kullanımlarını ve tu- tumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çal ışma, kesitsel-analitik türde, Haz iran-Eylül 2021 tar ihleri arasında tabakalı örneklem yöntemi kullanılarak belirlenen 882 geç adölesan ile yapıl- mıştır. Araştırma verileri “Sosyodemografik Form”, “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Soru Formu” ve “Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde student-t, One-way ANOVA ve bağımlı örneklem t testler i kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, geç adöle- sanların bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına karşı tu- tumları ile cinsiyet, gelir algısı, kronik hastalığa sahip olma, COVID-19 tanısı alma değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Geç adölesanların en fazla b ildikleri yöntemlerin masaj (%85,1), meditasyon/gevşeme (%77,4) ve dinî yöntemler (%77,3) ol- duğu saptanmıştır. COVID-19 salgını öncesi ve COVID-19 salgını sı- rasındaki kullanım durumlar ı incelendiğinde ise masaj d ışında tüm uygulamalarda artış görülmüştür (p<0,001). Sonuç: Sonuç olarak bu çalışmada, geç adölesanlar ın COVID-19 sürec inde geleneksel ve ta- mamlayıcı tıp uygulama kullan ım durumları artmıştır. Geç adölesan- lar COVID-19 sürec inde bu uygulamalar ı daha az ac ı çekmek, hastalığın yan etk ilerini azaltmak ve hastal ıkla direkt savaşmak ama- cıyla artırdıklarını belirtmişlerdir. Buna rağmen COVID-19 sürecinde geleneksel ve tamamlayıcı uygulamalarının etkileri ve yan etkileri üze- rine kanıt temelli çalışmaların yapılması ve adölesanların bu uygula- malar konusunda bilgilendirilmesi oldukça önemlidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    The Generation Alpha Scale for Parents: Development and Psychometric Evaluation: Methodological Study

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Objective: What distinguishes generation Alpha from earlier generations is that they are born into a digital world. The aim of this study was to develop the Generation Alpha Scale for Parents (GASP) and evaluate its content validity and psychometric properties. Material and Methods: This methodological study was conducted with 419 parents of generation Alpha. Data were collected using a socio-demographic characteristics questionnaire and GASP. The data were analyzed using t-test, Cronbach’s alpha coefficient, Pearson’s cor- relation coefficient, and factor and item-total score analysis. Results: The scale had a content validity index of 0.93 and a Cronbach’s alpha of 0.96. The exploratory factor analysis (EFA) showed that the scale consisted of 26 items and three subscales: learning methods, commu- nication-social network, and personality prerequisites, respectively. The item-total correlations ranged from 0.479 to 0.912. The EFA showed that the scale explained 61.33% of the total variance. The confirmatory factor analysis also showed that the factor loadings ranged from 0.52 to 0.93. Root mean square error of approximation was less than 0.080 and was significant. Conclusion: The GASP is a valid and reliable mea- surement tool that can use by parents, health professionals, educators, and political groups to assess the characteristics of generation Alpha.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelerin Çocuk ve Erişkin Kuşakları Hakkında Bilgi Düzeyleri: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Amaç: Hemşirelerin hem çocuk hem de eri şkin kuşaklarının özelliklerini bilmesi, hastalarla iletişim kurmalarını, hastalara verdikleri profesyonel bakım hizmetini ve hastalar ın memnuniyetlerini etkile- mektedir. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin, hem çocuk hem de eriş- kin ku şakların özellikleri ile ilgili bilgi düzeylerinin de ğerlendiril- mesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir devlet hasta- nesinde Şubat-Mart 2021 tarihleri aras ında çalışan 190 hem şire oluş- turmuştur. Ara ştırmanın örneklemini, örneklem seçim yöntemi kullanılmaksızın araştırmaya katılmayı kabul eden 181 hem şire oluş- turmuştur. Araştırmanın etik kurul ve kurum izni al ındıktan sonra ve- riler “Tanımlayıcı Bilgi Formu” ve “Çocuk ve Yeti şkin Kuşaklarına Yönelik Soru Formu” ile “online” olarak toplanmıştır. Veriler, SPSS 23 paket programında sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullan ıla- rak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu araştırmada, hemşirelerin %94,5’i Y kuşağı, %73,5’i kadın, %79’u bekâr, %62,4’ü lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir. Ku şak kavram ını, hem şirelerin %24,3’ü nesil ve %21’i zaman farkı anlamına geldiğini ifade etmiştir. Y kuşağını oluş- turan bireyleri, hem şirelerin %91,7’si teknolojiye güven duyan, %90,6’sı kitle iletişim araçlarını yaygın kullanan ve %90,6’sı esnek ça- lışmayı seven olarak belirtmi ştirler. Ayrıca Alfa ku şağı çocuklarını, hemşirelerin %39,2’si teknoloji bağımlısı, %26’sı yüz yüze iletişim çok az kuran ve %21,5’i teknolojik cihazları kendi zevklerine göre çalıştı- ran bireyler olarak ifade etmi şlerdir. Sonuç: Hemşirelerin diğer ku- şaklara kıyasla Y kuşağı ile ilgili bilgilerinin en fazla, Alfa ku şağı ile ilgili bilgilerinin de en az olduğu saptanmıştır. Kuşaklar hakkında, özel- likle de gelecek nesli oluşturacak olan Alfa kuşağı çocukları hakkında hemşirelerin bilgi düzeyini art ırmaya yönelik e ğitim ve dan ışmanlık hizmetlerinin sağlanmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Parents’ and Children’s Knowledge of and Attitudes Towards Child Sexual Abuse: A Cross-Sectional Study

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur

    Objective: This paper investigated parents’ and children’s knowledge of and attitudes towards child sexual abuse and\ridentified potential risk factors. Material and Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted between February\rand June 2021. The sample consisted of parents (n=255) and their\rchildren (n=255) aged 8-11 studying at three primary schools. Data\rwere collected using a Parent and Child Sociodemographic Information Form, the Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents, and the Child Sexual Abuse Information Form. Data were\ranalyzed using SPSS 24 program “number, mean, percent, independent sample t-test and one-way analysis of variance (ANOVA)” tests.\rResults: Parents had a mean Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents score of 137.66±18.40. There was a significant\rdifference between Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale\rfor Parents scores and education (p=0.034), prior knowledge of child\rsexual abuse (p=0.023), and education on sexual abuse to their children (p=0.000). More than half the parents (55.9%) stated that they\rwere scared about giving their children education on sexual abuse because they thought it might confuse them. More than a quarter of the\rchildren (36.9%) reported not knowing appropriate and inappropriate touch. News on child sexual abuse scared (46.6%) or made children feel bad (23.3%). Conclusion: Parents had a below-average\rknowledge of and attitudes towards child sexual abuse. Almost half\rthe children did not know about appropriate and inappropriate touch\rand were afraid of sexual abuse.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2021
    Psychological Resilience Levels of Nursing Students and Coping Strategies in the COVID-19 Process: Descriptive Study

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur

    T Objective: Coronavirus disease-2019 (COVID-19) is a serious public health problem that affects millions of people around the world physically, emotionally, psychological and economically. The purpose of this research is to evaluate the psychological resilience and coping strategies of nursing students during the COVID-19 outbreak. Material and Methods: This descriptive study was conducted between February-June 2020 with a total of 112 students studying in the third grade. “Descriptive Information Form”, “Question Form for COVID-19 Process” and “The Brief Resilience Scale” were used to collect data. Student’s t, Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U-tests were used to evaluate the data. Results: The average score of the nursing students’ psychological resilience is 19.32±4.27 and is at the “medium” level. The difference between nursing students’ gender, sleep patterns, mental disorders, changes in their time and health and their psychological resilience scores were found to be statistically significant (p<0.05). 46.4% of the nursing students stated that “the measures are a little too flexible than they should be” regarding the measures taken by the Ministry of Health. In the COVID-19 outbreak, nursing students stated 67.3% of used behavioral, 18.8% mental, 9.2% physical, and 4.7% faith coping strategies. Nursing students of the coping strategies and socio-demographic variables between determined there was no statistically significant difference (p>0.05). Conclusion: The result of this research, it was found that the psychological resilience level of the nursing students was medium level and they used "behavioral, mental, physical and religious" coping strategies in the COVID-19 epidemic.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    A Limited Number of Studies Against Recommended Non-Pharmacological Methods for Pain Relief During Orogastric Tube Insertion: A Review of Literature

    Efe, Emine; Cırık, Vildan Apaydın

    Orogastric tube (OGT) feeding is a frequently used method to support the feeding of newborns in the neonatal intensive care unit. Studies and international guidelines indicate that OGT insertion causes acute pain in newborns. Non-pharmacological methods are recommended to reduce this pain caused by OGT insertion. These include; swaddling, oral sucrose and positioning. Although these non-pharmacological methods are reported to be effective, a limited number of studies have been found in the literature on non-pharmacological methods used to reduce pain caused by OGT insertion. In Turkey it did not reveal any studies on this subject. Additionally, as the responsibility of the OGT installation and replacement process belongs to the nurses, it is also important that nurses know and practice effective non-pharmacological methods. Considering these reasons; it is thought that this study will help to reveal the deficiency in the literature and provide a basic data to the studies. In this study, we aimed to evaluate the pain caused by OGT insertion procedure which is a painful procedure in preterms, to examine the recommended non-pharmacological methods used to reduce pain and to explain the duty/authority/responsibilities of newborn nurses in pain management.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2020
    Pediatri Hemşirelerinin Apiterapi Hakkındaki Bilgi, Tutum ve Deneyimlerinin Belirlenmesi: Kesitsel Çok Merkezli Bir Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Bal üretimi ve arıcılık uygulamaları Doğu Karadeniz bölgesinde daha fazla yapılmaktadır. Bu araştırma, Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan hasta kapasitesi en büyük hastanelerinin pediatri kliniklerinde çalışan pediatri hemşirelerinin kişisel ve profesyonel apiterapi kullanımına ilişkin bilgi, deneyim ve tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki altı hastanede çalışan, çalışmaya katılmaya gönüllü 227 pediatri hemşiresi ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, cinsiyet, çocuk sahibi olma ve klinik deneyim ile apiterapi kullanımı arasında korelesyon bulunmaktadır. Bal hemşirelerin hem kişisel (%40,4) hem de klinik kullanımda (%39,1) kullandığı en yaygın apiterapötik bir üründür. Hemşireler arı zehirini bilmediklerini, propolis ve arı sütü hakkında ise çok az şey bildiklerini ifade etmişlerdir. Hemşireler, balın “öksürük semptomlarını hafifletme, gastriti tedavi etme, bağışıklık sistemini güçlendirme, yaraları ve yanıkları etkili bir şekilde iyileştirme” gibi olumlu deneyimlerini ve “alerji, baş dönmesi, baş ağrısı ve kaşıntı” gibi yan etkileriyle ilgili olumsuz deneyimlerini belirtmişlerdir. Tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerinde yer alan apiterapi yöntemi hakkında hemşirelerin sorumluluk alması ve kanıta dayalı apiterapi yöntemlerini kullanabilmeleri oldukça önemlidir. Hemşirelerin apiterapinin yararları ve yan etkileri konusunda bilgili ve dikkatli olmaları önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam