Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2018
    Kişisel Bütünlük ve Sivil İtaatsizlik Arasındaki İlişki Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

    Somuncuoğlu, Seda Özsoy

    Siyasal düzenin işleyişinde meydana gelen aksaklıklara karşı bireyler; muhalefet etme, memnuniyetsizliğini gösterme ve haklarını koruma yönünde barışçıl yollara başvurarak çözüm arayışına girerler. Bunlardan en dikkat çekeni, direnmenin pasif biçimi olarak karşımıza çıkan sivil itaatsizlik eylemleridir. Sivil itaatsizlik, yasalara karşı gelen ve genellikle yasalarda veya yönetimin politikalarında bir değişiklik yapılması amacına yönelik kamusal, şiddet içermeyen, vicdani bir siyasi davranış olarak tanımlanabilir. Birey, böyle davranarak toplumda çoğunluğun adalet duygusuna hitap eder ve özgür ve eşit insanlar arasındaki toplumsal işbirliği ilkelerine saygı gösterilmediğini gündeme getirir. Bu durum, sadece toplumsal yaşama ilişkin unsurlar açısından değil aynı zamanda kişinin iç dünyasını, sahip olduğu değer ve ilkeleri kapsayan kişisel bütünlükle de yakından bağlantılıdır. Bu çalışmada kişisel bütünlük ve direnmenin pasif biçimi olan sivil itaatsizlik arasındaki bağlantının boyutları ve bunun eğitim ile olan ilişkisi irdelenecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2018
    Türk sürücülerin facebook sosyal paylaşım sitesini trafik bilgilendirme amacıyla kullanımı üzerine bir araştırma

    Aydin, Metin Mutlu; Saplioglu, Meltem; Ünal, Ayşe

    Teknolojik gelişmeler ve beraberinde getirdiği geniş iletişim olanakları, insanlarınçevrelerinde ortaya çıkan olayları algılama ve bu olaylar üzerine yorum yapabilmeolanağını artırmaktadır. Bilgiler, sosyal medya platformları ile hızlı ve evrenseldüzeyde yayılmakta; kısa süre içerisinde insanların bu içeriklere yorum yapıpkendi görüşlerini ifade edebilmelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal medyanınbilgiyi kitlelere kolay ulaştırması ve grup kurma olanağı sunması; insanların belirlikonularda bu tür mecralarda yaygın şekilde örgütlenmesini sağlamaktadır. Buçalışma kapsamında, Ülkemizde ve Dünya’da yaygın olarak kullanılan sosyalmedya platformlarından Facebook’un trafikle ilgili birçok konuda sürücülertarafından kullanımı ve kentiçi ulaşımda etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Buamaçla ilk aşamada Türkiye’de 81 ilde kurulan ve hızla yayılan Facebook “Trafik”gruplarının üye sayısı üzerinde etkili parametreler araştırılmıştır. Gruplardakigüncel kullanıcı sayıları tespit edilmiş; üye sayıları, incelenen illerle ilgiliparametrelerin etkisi, Adaptif Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (AdaptiveNetwork Fuzzy Inference System, ANFIS) ile modellenip tahmin edilmiştir. İkinciaşama olarak, grup sayısında yaşanan artışın trafik kazaları ve cezaları üzerindekietkisi korelasyon analizi ile incelenmiştir. Bağımlı (Facebook “Trafik” grup üyesayısı) ve bağımsız (eğitim düzeyi oranı, çalışan oranı, motorlu taşıt oranı veehliyetli sürücü oranı) değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyebilmek amacıylakorelasyon analizi yapılmış ve regresyonun açıklama gücü 0,77 olarak eldeedilmiştir ANFIS analizinde 62 il için belirlilik katsayısı R2=0,90 olarak tahminedilmiştir. İkinci aşamada, sosyal medya kullanımı ile trafik ceza sayılarında vetrafik kaza sayılarında bir değişim olup olmadığı araştırılmıştır; trafik ceza ve kazasayıları üzerindeki etki için daha detaylı mekânsal verilere ihtiyaç duyulduğu,gelecekte yapılacak çalışmalarda kaza olan kesimlerdeki sosyal paylaşımverilerinin toplanarak incelenmesi gerektiği görülmüştür.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    The effect of values, risk perception and nuclear awareness on the public acceptability of nuclear plants

    Topal, Mehmet Hanefi; Gülsoy, Ahmet

    Nuclear energy that is a crucial problem in development process for energy security is substantially considered important. In addition to this, to what extent the public supports this approaches in order to provide sustainability of the nuclear energy politics in Turkey is also significant. Previous studies have not sufficiently focused on the question of which factors are effective on acceptability of nuclear politics in the sense of Turkish public opinion. The aim of this paper is to investigate whether or not individual and environmental values of public, nuclear risk perception and nuclear awareness are influential on the level of social acceptance. In this context, a questionnaire is conducted with 650 people in Sinop and Mersin where nuclear power plants have been constructed. Analysis of the gathered data are made through the structural equation modelling. In the result of this analysis, it is determined that altruism, environmental sensitiveness and perceived nuclear risks decrease the level of nuclear acceptability, while hedonism and more nuclear awareness increase it. Moreover, these findings show that anti-nuclear view is obviously derived from the low nuclear awareness and high nuclear risk perception. Related to this, in this research, apart from the necessity of increasing nuclear awareness, it is suggested that persuasive mechanisms regarding environmental sensitivity and risk concerns should be formed for the public opinion on the purpose of generating sustainable nuclear politics.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Identity and Politics of University Youth: Gümüşhane University Sample

    Ak, Muammer

    In this study, the identity and political perceptions of the students studying at university are measured. 54.2% of the participants were female and 45.8% were male. Within this research from the University of Gumushane students studying in different sections and classes using a simple coincidence sampling method was applied to 233 students in the survey. The fieldwork of the research was carried out in December 2017. The research was designed in accordance with the screening model. The aim of this study is to determine the identity and political perceptions of university students. In this context, how is the identity and political perceptions of university students?, What are the levels of political participation?, What identities do they see fit politically, religiously, ideologically and on a modern-traditional level?, How do they define citizenship? are looking for answers to such questions. Some of the results of the survey are as follows: A very high proportion of participants (88.5%) regard themselves as somewhat modern and somewhat traditional on the modern-tradition level. They care about the participants and they preceded the three social belonging / religious identity as Muslims, citizens of the Republic of Turkey as well as political and ethnic Turks as / is observed that political affiliations. Another consequence of the survey is that the political participation of the participants is more like voting in the elections. In addition, the level of participation of NGOs in civil society organizations is very low. According to the participants, to be citizens of the Republic of Turkey, it is sufficient legal status; but for a person to become Turkey's president must be a Muslim. According to the survey, Turkey's most important outstanding issue between the top three issues respectively; terror, injustice and education.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Bourgeois media literacy as a historical category

    Dağtaş, Erdal; Okuroğlu, M. Selahattin

    Decisive for this study, the literature review is aimed at describing the competencies of readers in public spaces to transform newspaper contents, with the examples especially from Britain through the seventeenth to nineteenth centuries. In this framework, the readership concept is a key, briningg together the literature on early era journalism with Jürgen Habermas' conceptualization of public sphere. On the other hand, a latter work of Habermas, Communicative Action Theory, helps to state the historical background of media literacy in the frame of contemporary problems. Thus, the rise of bourgeois media literacy during the enlightenment and the fall of it after industrial capitalism have been explicated on the axis of lifeworld and system duality. The emergence of Occidental modernity as an embodiment of bourgeois worldviews, and its alienation to its Enlightenment ideals as the fragmentation of lifeworld, had been experienced in the same direction. In the context of qualitative methods and descriptive social sciences/hermeneutics, this study purposes a comprehension of a social phenomenon through the historical examples and to examine its conditions of existence in the current era. Evaluation and conclusion based on the literature asserts the potentiality of media literacy to be grounded on a coherent theoratical frame, rather than temporary approaches. Bourgeois media literacy is an expression for self-fulfilling critical literacy competencies born in the public sphere, without any pre-determined education programs. Defining media literacy and any related concepts based on these competencies would be conducive for the development of a theoretical frame and valid educational programs against any challenges of time and place. Beyond their potential of application in education environments, critical media literacy competencies, which individuals would transfer into daily communication practices, have a potential of reconstruction of modernity.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Carl Schmitt's Critique of Liberalism

    Yeşilçayır, Celal

    Having looked at history of political opinion, in addition to pilosophers who is defender popular political paradigm of that period, there are philosophers who objects to that view trying to suggest alternative theory. The first half of 20th century Carl Schmitt is one of thinkers criticising radically to political view widespried in Europa. Undoubtedly, he criticises mainly parliamentary democracy, pluralistic and liberal theories. In this paper, his criticisms raised againist liberal political theories are discussed in the context of why and how questions He, with reference to political formation in that period, believes that pluralistic and liberal theories were to blame for politic/social problems. He does not ignore apply to philosophical justification frequently keeping in mind history of philosopyh in his criticisms. His primary sources of inspiration are political philosophies of Hobbes and Hegel. In addition to this, problematic relationship between Schmitt and national socialism is dealt with in that paper.

  • MakaleYalnız künye2017
    Carl schmitt's discovery of decisionism (dezisionismus) in the context of autonomy of political

    Yeşilçayır, Celal

    Even though ideas of intellects concerning political philosophy are generally shaped by mainstream political understanding, theories which opposes popular political mentality of its own age appeared at times. In Carl Schmitt's view, fashionable political mindset of its own age was in the distance from fundamental meaning of the concept of political and it needs to take on its specific meaning of this concept again. This article aims to analyze the meaning and autonomy regarding the political which were ascribed by Schmitt within the arguments which he quoted from history of philosophy. We encounter the philosophers such as Bodin, Hobbes and Hegel who were referred by him regarding political philosophy in the analysis. The political atmosphere of the age to make the discussion more apparent was also mentioned. In conclusion, this work examine source, meaning and character of the concept decisionism (Dezisionismus) which he meant to formulate in the context of autonomy of political.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Ulusal dış politikaların avrupalılaşması: kavramsal bir tartışma

    Ugur, Omer

    Bu çalışma, Avrupa Birliği (AB) düzeyinde oluşturulan dış politika işbirliği süreçlerinin ulusal dış politikalar üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Avrupa bütünleşmesiyle ilgili mevcut literatürün büyük bir kısmı AB düzeyindeki gelişmeler ile ulusüstü kurumsallaşma ve politika yapma süreçlerinin üye ulus devletlere olan etkisini araştırmaya odaklanmıştır. Fakat Maastricht Antlaşması ile AB'nin kurumsal çatısı altında yer almaya başlayan dış politika alanı -üye ülkelerin kontrolünde olmasından dolayı- uzun bir süre bu incelemelerin dışında tutulmuştur. AB dış politikasının hükümetler arası niteliğe sahip olmasına rağmen Maastricht Antlaşması'ndan sonra AB düzeyinde dış politika alanının genişlemesi ve kurumsal yapıların büyümesi, üye ülkelerin ulusal dış politikalarında önemli değişiklikleri meydana getirmeye başlamıştır. Bu bağlamda egemenlik kaygıları neticesinde üye ülkelerin kontrolünde olacak şekilde kurgulanan AB dış politikasının üye ülkelerin ulusal dış politikalarındaki değişimleri nasıl ve ne şekilde ortaya çıkardığı bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmuştur. Bu kapsamda çalışmada öncelikle Avrupalılaşma kavramının kuramsal çerçevesi çizilecek ve Avrupalılaşmanın ulus devletler üzerinde nasıl ve hangi araçları kullanarak bir dönüşüme neden olduğu/olabildiği literatür ışığında açıklanacaktır. Avrupalılaşmanın, AB üyesi ülkelerin dış politika oluşturma süreçlerinde, kurumlarında ve tercihlerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun, Avrupa dış politikasının oluşumunda hangi mekanizmaları kullandığının ve bunlara ne derece katkı sağladığı literatür çerçevesinde ele alınacaktır. Böylece, Avrupalılaşmanın ulusal dış politikalarda bir yakınlaşma mı yoksa bir farklılaşmayı mı ortaya çıkardığı gösterilmiş olacaktır

  • MakaleYalnız künye2017
    31 mart darbe-i hâile-i osmaniyesi yahut istibdadın sonu

    Yaşaroğlu, Hasan

    Osmanlı darbelerinin sonuncusu 31 Mart'tır. Askeri kıtalardan Avcı Taburları tarafından başlatılmış olan bu darbe eski zamanları, Yeniçeriyi hatırlatmaktadır. 31 Mart darbesi, Meşrutiyet ile ortaya çıkmış olan devlet sistemindeki değişiklikleri/yenilikleri ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Bu değişikliklerin başlatıcısı olarak darbenin asıl hedefi İttihat Terakki'dir. İkinci Meşrutiyetin ilanı (10 Temmuz 1908) ile Osmanlı Devleti yeni bir döneme girmiştir. Parlamento açılmış, seçimler yapılmıştır. Söz konusu dönemde Osmanlı Devlet yönetiminde meydana gelmiş olan bazı radikal değişiklikler ister istemez toplumda bir takım mağduriyetlere yol açmıştır. Bu mağduriyetler sebebi ile İttihat Terakki'ye karşı ciddi bir tepki oluşmuştur. Tepkiler giderek zıtlaşmalara yol açmış ve sonuçta Osmanlı Devleti bir kez daha yeni bir darbe ile karşı karşıya kalmıştır. 31 Mart darbesi emir komuta zinciri içerisinde gerçekleştirilmiş bir darbe değildir. Tanzimat öncesine dönme eğilimleri taşıması sebebiyle, Mutlakıyet rejiminden yeni kurtulmuş toplumun ciddi bir şekilde endişe duymasına sebep olmuştur. Bu endişe ve telaş ile başta İttihat Terakki mensupları olmak üzere, toplum kısa zamanda toparlanmış ve darbeye karşı ciddi bir direniş sergilenmiştir. Darbeciler beklenmedik bir mukavemetle karşı karşıya kalmanın verdiği şaşkınlıkla ne yapacaklarını bilememişler, aşırılıklar, taşkınlıklar sergilemişlerdir. 31 Mart darbe girişimi başarılı olamamıştır. Meşrutiyet ve Kanun-i Esasiye olan bağlılık darbecilerin önüne ciddi bir set çekmiştir. Toplumu artık eskiye döndürmek o kadar kolay değildir. Mutlakıyet ve İstibdadın baskıları insanların zihinlerinde hâlâ tazeliğini korumaktadır. Mutlakıyet tarihe karışmak üzeredir. Dünyanın gidişatı mutlakıyet/otokrasi yönünde değil, meşrutiyet/demokrasi yönündedir

  • MakaleYalnız künye2017
    Rusya’da Demokrasinin Bir Görünümü Olarak Ombudsmanlık Kurumu: Yapısal-Kurumsal ve İşlevsel Yönler Üzerine Bir Değerlendirme

    Doğan, Kadir Caner; Kalkışım, Hasan Mahmut

    Ombudsman, gerçekte kamu yönetiminin kötü yönetim uygulamalarına ve insanhakları ihlallerine karşı vatandaşları koruyan ve onları destekleyen bir şikayetmekanizmasıdır. Bu bakımdan, kamu yönetimi ile ilgili bir konuda haksızlığauğradığını düşünen bir vatandaş, ombudsmana sorunun çözümü için başvurudabulunabilmektedir. Ancak ombudsmanın kamu yönetimi açısından da faydalı yönleribulunmaktadır. Ombudsmanlık kurumu, kamu yönetiminin etkinlik ve verimliliğiniartırmaktadır. Kamu yönetimi ve vatandaş arasında bir arabulucudur. Ombudsman,özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra demokrasi, insan hakları ve hukuk devletianlayışının gelişimine bağlı bir biçimde tüm dünya boyunca yayılımını sürüdüren birdemokrasi projesi haline gelmiştir. Bu çalışma, Avrupa’da ombudsmanlık kurumunabir örnek olarak Rusya Federasyonu üzerine bir analize dayanmaktadır. Nitekimçalışmada Rusya Ombudsmanı, yapısal-kurumsal ve işlevsel yönleri ile açıklanarak,ombudsmanın Rusya kamu yönetimi ve demokrasisi üzerindeki yerinin belirlenmesiamaç edinilmektedir. Bunun için son bölümde Rusya Ombudsmanı ve demokrasiarasında bağlantı kuran açıklamalara ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışmadayöntem olarak İngilizce ve Türkçe çeşitli bilimsel ve objektif kaynaklardan yolaçıkılarak betimsel bir analiz yapılması tercih edilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Türkiye'de kürt sorununun çözümü amacıyla yürütülen "çözüm süreci"nde oluşan algı ve ortak tanımlama sorunu: gümüşhane ve şırnak karşılaştırması

    Güllüpunar, Hasan; Gümüşok, Seyfullah

    Kürt meselesi, kuruluşundan bugüne Türkiye'nin çözülemeyen en önemli sorunlardan birisidir. Benimsenen politikalar sorunu çözemediği gibi daha da derinleştirmiş ve ciddi toplumsal kırılmalara neden olmuştur. Böylece bu sorun 1980'lerde terörün kaynağı haline gelmiştir. 1984'ten beri çatışmayı temel bir strateji olarak benimseyen örgüt 1999'da Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla silahlı çatışmaya son verme ve siyasal alan oluşturma stratejisine daha istekli olmuştur. Aynı zamanda 2000'li yıllarla birlikte Türkiye'de meydana gelen siyasal değişim, Kürt sorununa bakışı da değiştirmiştir. Devlet, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülebilmesi için yeni bir süreç başlatmıştır. Farklı isimlerle ifade edilmesine rağmen son olarak "çözüm süreci" adıyla yürütülen bu süreç toplumda farklı algılara neden olmuştur. Bu araştırma, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimi öncesinde Gümüşhane ve Şırnak'ta yaşayan vatandaşların çözüm süreci ile ilgili algılarını ele almaktadır. Araştırmada anket yöntemi kullanılarak toplam 550 kişiyle görüşülmüştür. Yapılan faktör analizi ile çözüm sürecinin beş ayrı başlıkta tanımlanabileceği ortaya konmuştur. Bunlar, "olumlayıcı bakış", "devlete dönük endişe", "fiili Kürt siyasetine dönük endişe", "olumsuzlayan bakış" ve "başarısızlık algısı"dır. Ayrıca araştırmada Gümüşhane ve Şırnak arasında bölgesel bir farklılık olsa da, genel olarak çözüm süreci ile ilgili olumlu bir algının olduğu sonucuna varılmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Sığınmacılar hakkındaki ön kabulleri belirleyen etmenler üzerine eleştirel bir değerlendirme

    Yeşilçayır, Celal

    Günümüzün en önemli sorunlarından biri olarak kabul edilen sığınmacılık sorunsalına yönelik felsefi tartışmalar özellikle Avrupa ve Amerika'da yaygınlaşmaktadır. Etik, hukuk, siyaset ve epistemoloji gibi felsefe alanlarında şekillenen bu tartışmalarda genellikle sorunların temellerine inilerek analiz yapmak yeğlenmektedir. Son yıllarda ülkemize gelen sığınmacı sayısının artması nedeniyle bu konunun daha fazla tartışıldığı dikkat çekmektedir. Bu makale sığınmacılar konusunda insan zihnine yerleşmiş ön kabulleri belirleyen faktörleri sorgulamayı amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik öncelikle siyaset felsefesi bağlamında sığınmacıların önündeki temel engellerden biri olarak kabul edilen ulusalcılık ve ulusal sınırlar meselesi ele alınmaktadır. İkinci adımda ise, çoğu siyasi iradenin ve toplumun teoride eşit insanlık anlayışını savunmasına rağmen, uygulamada sığınmacılara yönelik ötekileştirici bir tavır takınması tartışılmaktadır. Bu iki temel konu tartışıldıktan sonra sığınmacılık sorunsalına çözüm önerileri ahlak ve hukuk çerçevesinde analiz edilmektedir. Siyasi otoritelerin başka ülkelerden gelenlere karşı oluşturdukları yasakların hukuki çerçevede gerekçelendirilmesi nedeniyle, sığınmacılar için oluşması gereken ahlaki sorumluluk makalenin temel argümanı olarak belirmektedir. Söz konusu sorunsalın temellerine inerek sorgulamak ve çözüme yönelik öneriler sunmak, aynı zamanda mevcut bilgi kirliliğini aşmak için de gerekmektedir

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Hofstede'nin "belirsizlikten kaçınma" kültürel boyutu bağlamında türkiye'de yürütülen çözüm süreciyle ilgili 7 haziran 2015 milletvekili genel secimi öncesi bir araştırma

    Güllüpunar, Hasan; Gümüşok, Seyfullah

    Bireyin tutum ve davranışları içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Sebep ve sonuçları bakımından belirgin bir ortamda, bireyin tutum ve davranışlarının rasyonel yönü ağır basmaktadır. Dolayısıyla olumlayan bir bakış, bireyin tutum ve davranışlarına egemen olmaktadır. Ancak sebep ve sonuçları bakımından belirsizliğin arttığı durumda, belirsizlikten kaçınabilmek için bireyin tutum ve davranışlarındaki radikal eğilim artmaktadır. Bu durum toplumsal bir sorunun çözümünde tarafların birbirinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Bu çalışma Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Türkiye'deki en önemli sorunlardan biri olan Kürt sorununun çözümü için başlatılan ,çözüm süreci' ile ilgili oluşan algı türlerini ve bu algı türlerinin ,çözüm süreci'nin geleceğine olan etkilerini ele almaktadır. Bu amaçla çözüm süreci ile ilgili farklı yaklaşımların egemen olduğu Gümüşhane ve Şırnak'ta bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada basit tesadüfi örneklem yöntemi ile Şırnak'ta 300, Gümüşhane'de 250 kişi ile yüz-yüze görüşülmüştür. Çözüm süreci ile ilgili beş algı türünün ortaya konduğu çalışmada, çözüm süreci hakkında olumlayıcı bir bakışa sahip olanların çözüm sürecinin devamından yana olduğu, bu konuda daha ileri adımların atılması gerektiği görüşüne sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Buna karşın çözüm süreci ile ilgili endişe ya da olumsuz bir algıya sahip olanların ise, Kürt sorununun çözümü için daha sert ve katı eylemleri önerdikleri görülmüştür. Dolayısıyla belirsizliğin hakim olduğu algı türlerinde çözüm süreci ile ilgili tutumlarda daha radikal bir eğilim gözlenmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Türkiye’nin siyasal modernleşmesinde balkanlardan gelen etkiler: 1808 alemdar ordusu ve 1909 hareket ordusu örnekleri

    Çiftçi, Ali

    Siyaset disiplininin en çok etkileşim içinde olduğu dallardan birisi şüphesiz tarihtir. Bu nedenle tarihe geçmişteki siyaset, siyasete de bugünkü tarih denilmesi çok yerindedir. Tarihte yaşanmış olaylardan genellemeler ve kurallılıklara varma ve tarihsel olayları bu yolla anlayıp yorumlama çabası sosyal bilimlerin vazgeçilmez bir uğraşısıdır. "Tarih tekerrürden ibarettir" sözü tam bir gerçeği yansıtmasa da bazı tarihsel olayların birbirine çok benzediği de tartışma götürmez. Türk siyasal hayatında 19. ve 20. Yüzyıl başlarında meydana gelen iki olayın, ortaya çıkış sebepleri, gelişimleri, olaya karışan aktörlerin kimliği ve tutumları açısından birbirine hayli benzediği görülmektedir. Bunlar, 1807 Kabakçı Mustafa Ayaklanması ve buna karşı Alemdar Mustafa Paşanın 1808'de Rumelili âyanlarla ayaklanmaya tepki koyuşu ile 31 Mart 1909 Ayaklanması ve buna karşı yine Balkanlarda gelişen Hareket Ordusu tepkisidir. Kabakçı Ayaklanması, modernleşmeci bir padişah olan 3. Selim'e karşı askerî nitelikli gelenekçi bir hareket olarak ortaya çıkmış ve taht değişikliği ile beraber önemli siyasal değişikliklere yol açmıştır. Alemdar Hareketi ise reformcu-modernleşmeci bir tepkiyle payitahta müdahale etmiş ve Kabakçı Ayaklanmasının siyasal sonuçlarını ortadan kaldırarak yeni bir siyasal durum ortaya çıkarmıştır. Buna benzer bir şekilde 1909'da yaşanan 31 Mart Ayaklanması da, İT öncülüğünde başlayan meşrutiyetin kendisine karşı değilse bile onun getirdiği bazı uygulamalara karşı yine askerî ve gelenekçi nitelikli bir kalkışma idi. Bu ayaklanma da İstanbul'da yeni bir siyasal statüko oluşturmuşken Balkanlardaki İT'li ordu güçleri modernleşme karşıtı olarak gördükleri bu harekete sert bir tepki göstererek İstanbul'a müdahale etmişler ve statükoya yeni bir şekil vermişlerdir. 1807-1808 Olayları ile 1909 Olaylarının ortaya çıkışı, gelişimi, aktörleri ve aktörlerin değerleri ve tutumları ile sonuçları birbirine çok benzemektedir

  • MakaleYalnız künye2016
    Osmanlıda bir yeniden yapılanma hamlesi: nizâm-ı cedît ve kabakçı darbesi

    Yaşaroğlu, Hasan

    Osmanlı İmparatorluğu, Batının uzun yıllar erişemediği medeniyeti yıllar önce kurmuş ve başarı ile sürdürmüştür. Ancak başlangıçtaki bu parlak gidiş sonuna kadar devam etmemiştir. Duraklama, gerileme ve çöküş dönemleri dolayısı ile Osmanlı medeniyeti söz konusu üstün vasıflarından önemli ölçüde uzaklaşmıştır. Duraklama ve gerileme gerçeği buna karşı tedbirler geliştirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmış olduğundan bazı son dönem Osmanlı padişahları neredeyse tüm mesailerini değişim ve yenileşme teşebbüslerine tahsis etmişlerdir. Başlangıç itibariyle değişim ve yenileşmenin ana hedefi eski ihtişamı geri getirmek iken, ilerleyen zamanlarda bunun yerini Batıyı yakalama arzusu almıştır. İster eski ihtişamı geri getirmek niyetiyle ortaya çıkmış olsun, isterse Batıyı yakalamayı hedeflesin, girişilen bu reform hareketlerinin ortak kaderi başarısızlık olmuştur. Tümü bir darbe ile sonlandırılmıştır. Belli hedefler yakalanmış olsa da Osmanlı toplumu toptan değişim ve dönüşüm hamlesini bir türlü tam olarak gerçekleştirememiştir. Bunun için Cumhuriyetin ilanını beklemek durumunda kalmıştır. Osmanlı değişim ve yenileşme hareketlerinin en önemlisi hiç şüphesiz Nizâm-ı Cedîd'tir. Sultan III. Selim tarafından başlatılmış ve uygulamaya konulmuş olan bu hareket, planlı bir yeniden yapılanma hamlesidir. Nizâm-ı Cedîd geçmişte başarısız olan önemli değişim hareketlerini de örnek alarak, çok dikkatli, gizli ve planlı hareket etmiş, ancak öncekiler ile aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamamıştır. Dikkatli planlama, iyi organize gibi üstün vasıflarına rağmen o da başarısız olmuştur

  • MakaleYalnız künye2016
    Humanities approach of political parties: a general overview to political parties in turkey and the uk comparison

    Çakıcı, Fatma Okur

    Political parties are among the most important factors in determining a country's policy. Because a political party's program constitutes the basis for the policies to be followed in case of coming to power. Policy will be implemented in case of power according to defined criteria in programs typically report on political party programs. Thus, by the public, political parties, party programs are expected to show sensitivity in their approach to human subjects will be. When it is unable to functioning of direct democracy, representative democracy and democratic values are more important in today's world where political parties, the ruling being to be preferred, due to the requirement of being in the stronger position in the political competition, the community, and especially to touch on some important topics of concern to segments of the community prefer. Therefore, it is increasingly important nowadays of fundamental rights and freedoms, political parties and human-oriented approach and they should implement even more focus on this subject has turned into a desirable situation. The movement of these ideas in the study of the formation of political parties, processes, functions and objectives, in addition to the power to represent the political parties in Turkey's parliament actively forward with a democracy is described as one of the countries that the programs of political parties in the UK which is examined in the attitudes of the humans will be discussed. Turkey and the UK political parties on the scale of “human-oriented” perspective, comparisons will be made. At this point, especially Male-Female, child-elderly, and the disabled will be subject to criteria that relate to evaluation. Their sensitivity to issues of political parties in the countries in question in Humanities, in the context of similarities and differences will be evaluated

  • MakaleYalnız künye2016
    A research study of the activities of political parties’ including the internet-borne public relations and political communication

    Çakıcı, Fatma Okur; Çalışır, Gülsüm

    It has developed different techniques in order to communicate with people from creation and improving. Cave paintings, smoked communication, that the pigeon adventure started today, the impact of the heavily used differentiated technology and has become a more important situation. The importance of communication revealed that since the first ages being active in politics today, with de getting many new applications. Ability to create interaction with people in politics, in order to be more effective than them influence, and political competition many used communication techniques. People express themselves well, as well as communication of great importance in order to be understood by other people. As in all areas of life it emerged the importance of communication in politics and policy actors, as they are aware of it. In particular, we see that political competition with a further increase of communication techniques and communication strategies in the field of politics, much used. Political communication, political advertising, political Public Relations, political marketing concepts such as media, communication technologies, along with concepts such as public relations in politics among the new concepts that face us. The political actors who want to be more active in politics, tries to use these techniques as much as possible nowadays. Now concepts such as politics and communication in every area of our lives with each other in the works and can support you to success in politics. Public relations activities, but also is one of the methods in the realization of communication with, are among the methods used by the political parties. In the study, political parties which exist/that should be Public Relations activities and, therefore, the status of the attempted communication, and recycling phases of the process were investigated. As in all management functions of public relations it should be directed towards the communication function. Because a non-effective communication, away from the desired goal to achieve, can reveal much worse results. In our research of political parties in parliament, the Internetbased Public Relations and communication activities and whether they have conducted a study as to whether these characteristics are free of units. Thus with regard to political parties, trying to reach the address of a contact, and the findings were shared. As a result of our research on the websites of political parties in the Parliament after the elections on 7 June 2015 contact, which can be found from the columns were attempted to be contacted. In this process, in particular before 1 November 2015 elections, and then communication is established. In Parliament, The justice and Development Party the Republican People's Party, Peoples’ Democratic Party and the Mationalist Action Party’s internet sites were visited, and the presence of the public relations unit as a special unit were evaluated. Firstly, it appears that only the Justice and Development Party in Public Relations as a unit and the unique organizational structure. Other political parties in the website there is no information about such a unit. However, all political parties, “contact” column is found and in demand, request, complaint, suggestion, such as it can be said that these channels can be made with the assessments. Political parties by giving information about the work we are doing, questions were asked about the availability of the public relations unit. The Justice and Development Party, that are sent in automated emails, and a phone that can be achieved given the public relations unit of the names of persons in general has been mentioned. However, as a result of the search, the headquarters, instead of routing required and with where we are is not the answer. Similarly, the Nationalist Movement Party auto-reply sent from, the message of their receipt of the mail has been sent. No return has not been made on the subject. Besides, the Republican People's Party has not received any return from. In addition, instead of sending automatic mail Peoples’ Democratic Party, any of the unit by mentioning that public relations is any communication that contains paths that can be followed in case of the need to switch to a notification e-mail was sent. The Web sites of political parties for one-way communication channel that you are using, in addition to the interactive or two-way political communication, and public relations activities, they did not use that it has emerged. Although there is a column communication in all political parties, is not in effective and efficient use of this application, the communication is one-sided, it is noted that with the presentation of web content was held. As a result, in Turkey political parties in the Parliament did not give enough attention to public relations activities in Internet use, existing Internet sites of Public Relations activities rather than the activities of the party, describing the history of the party, the leader of the party and that identifies the characteristics of nature. However, the increasing importance of Public Relations activity, reveals the necessity of being more active in the activities of political parties. One of the shortest ways to get to the party the use of the Internet, by the parties in the use of Public Relations activities has to be a way more efficient and convenient.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    The Importance Of Public Diplomacy In The Normalization Of The Relations Between Turkey And Armenia

    Sancak, Kadir

    There are various problems in the relations between Turkey and Armenia such asgenocide allegations, terrorist activities of the ASALA terror organization in the pastyears, occupation of Nagorno— Karabakh, and activities of the Diaspora and variousother problems of similar nature and there is very little reason to think that theseproblems will be solved in the near future. As matter of fact, serious steps weretaken through the protocols signed in 2009 for the sake of normalization of therelations; however, the reaction of the public opinion in both countries and of theAzerbaijani side did not allow these protocols to be implemented after being adoptedby both countries' parliaments. The situation encountered revealed the necessity ofconvincing the public opinion of the countries involved, including of theAzerbaijanis' for the success of the efforts of both governments in seeking politicalsolutions.Serious prejudices in negative sense mutually exist between the Turkish andArmenian societies and these prejudices prevent steps from being taken for the sakeof normalization of the relations. For this reason, efforts should be made in the firstplace to eliminate these prejudices in the context of normalization of the relations.The results of the two surveys conducted by two different organizations amongTurkish and Armenian citizens in 2005 and 2012 help to capture important detailsand ideas on this subject. When looked at the data obtained from these surveysstudies it is seen that increase of communication and interaction between the Turkishand Armenian societies helps decrease the deep seated prejudice and hate betweenthese two societies. Under the circumstances, the first steps to be taken in thecontext of normalization of the relations should be directed at increasing mutualcommunication and interaction between these two societies. Public diplomacy iskey tool to achieve this goal. In this regard, it seems possible to achieve successfulresults with this goal by efficient use of media resources primarily televisionbroadcasting by also involving the Armenians living in Turkey and tourism policiesand other tools of public diplomacy.

  • MakaleYalnız künye2015
    Çerçeveleme teorisi ve toplumsal hareketler

    Güran, Mehmet Salih

    Toplumsal gerçekliğin inşasında yapı taşları olarak kullanılan iletişim çerçeveleri,bu süreç içinde kendilerine etkin roller biçen toplumsal gruplar ve toplumsal hareketler içinanlaşılması ve denetlenmesi şart olan dinamiklerin odağında yer almaktadır. Toplu eylemçerçevelerinin, kendilerini ortaya çıkaran kültürel faktörlerle birlikte ve özellikleriyle tanınması,bunların üretilip yayılıma sokulmasında etkin olan süreçlerin tanınması ve bu süreçlerintoplumsal hareketin diğer süreçleriyle etkileşimleri, toplumbilim ve siyaset bilim açısındanönemli süreçleri oluşturmaktadır. Bu nedenle çerçeveleme analizi, sosyoloji, sosyal psikoloji,siyaset bilim ve medya araştırmalarında toplumsal hareketleri ve sivil toplum kuruluşlarını daiçeren organizasyonların etkinliklerini inceleyen araştırmalar için de stratejik bir ittifak temelioluşturmaktadır. Bu araştırmanın amacı, çerçeveleme araştırmalarının toplumsal hareketleralanında hem uygulayıcılara (yani kanaat önderlerine) medya aracılığıyla iletişim sürecindesağlayabileceği denetleme imkânlarına, hem de toplumsal hareketleri odağına alan araştırmalarasunduğu analiz imkânlarına dikkati çekmektir.

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Anaakım Türk medyasının başarısızlığı: Türk gazetelerinin internet versiyonlarının bir çerçeveleme karşılaştırması

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    The objective of this study is to define the notion of mainstream/professional journalism bycomparatively exploring the historical conditions of media systems development to contrast itwith the infrastructure of political culture and professional culture of the past century inTurkey. After this theoretical background, we implemented a comparative framing analysis ofan actual policy debate in the Turkish press to conclude on the changing and not changingconditions that prevail in the politics/media system and culture. In the light of the framinganalysis, we found that the current state of the Turkish media system constitutes still a mostlydysfunctional social interaction platform that is caught between media parallelism andtabloidization and represents a largely underdeveloped professionalism that is still insufficientfor the deve lopment of a civil society. Nonetheless, we found on the other hand that thefundamental values and notion of mainstream media is still represented to make hope for afuture development towards a functioning media system.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele