• MakaleYalnız künye2016
    Türkiye'de kürt sorununun çözümü amacıyla yürütülen "çözüm süreci"nde oluşan algı ve ortak tanımlama sorunu: gümüşhane ve şırnak karşılaştırması

    Güllüpunar, Hasan; Gümüşok, Seyfullah

    Kürt meselesi, kuruluşundan bugüne Türkiye'nin çözülemeyen en önemli sorunlardan birisidir. Benimsenen politikalar sorunu çözemediği gibi daha da derinleştirmiş ve ciddi toplumsal kırılmalara neden olmuştur. Böylece bu sorun 1980'lerde terörün kaynağı haline gelmiştir. 1984'ten beri çatışmayı temel bir strateji olarak benimseyen örgüt 1999'da Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla silahlı çatışmaya son verme ve siyasal alan oluşturma stratejisine daha istekli olmuştur. Aynı zamanda 2000'li yıllarla birlikte Türkiye'de meydana gelen siyasal değişim, Kürt sorununa bakışı da değiştirmiştir. Devlet, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülebilmesi için yeni bir süreç başlatmıştır. Farklı isimlerle ifade edilmesine rağmen son olarak "çözüm süreci" adıyla yürütülen bu süreç toplumda farklı algılara neden olmuştur. Bu araştırma, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimi öncesinde Gümüşhane ve Şırnak'ta yaşayan vatandaşların çözüm süreci ile ilgili algılarını ele almaktadır. Araştırmada anket yöntemi kullanılarak toplam 550 kişiyle görüşülmüştür. Yapılan faktör analizi ile çözüm sürecinin beş ayrı başlıkta tanımlanabileceği ortaya konmuştur. Bunlar, "olumlayıcı bakış", "devlete dönük endişe", "fiili Kürt siyasetine dönük endişe", "olumsuzlayan bakış" ve "başarısızlık algısı"dır. Ayrıca araştırmada Gümüşhane ve Şırnak arasında bölgesel bir farklılık olsa da, genel olarak çözüm süreci ile ilgili olumlu bir algının olduğu sonucuna varılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2016
    Hofstede'nin "belirsizlikten kaçınma" kültürel boyutu bağlamında türkiye'de yürütülen çözüm süreciyle ilgili 7 haziran 2015 milletvekili genel secimi öncesi bir araştırma

    Güllüpunar, Hasan; Gümüşok, Seyfullah

    Bireyin tutum ve davranışları içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Sebep ve sonuçları bakımından belirgin bir ortamda, bireyin tutum ve davranışlarının rasyonel yönü ağır basmaktadır. Dolayısıyla olumlayan bir bakış, bireyin tutum ve davranışlarına egemen olmaktadır. Ancak sebep ve sonuçları bakımından belirsizliğin arttığı durumda, belirsizlikten kaçınabilmek için bireyin tutum ve davranışlarındaki radikal eğilim artmaktadır. Bu durum toplumsal bir sorunun çözümünde tarafların birbirinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Bu çalışma Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Türkiye'deki en önemli sorunlardan biri olan Kürt sorununun çözümü için başlatılan ,çözüm süreci' ile ilgili oluşan algı türlerini ve bu algı türlerinin ,çözüm süreci'nin geleceğine olan etkilerini ele almaktadır. Bu amaçla çözüm süreci ile ilgili farklı yaklaşımların egemen olduğu Gümüşhane ve Şırnak'ta bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada basit tesadüfi örneklem yöntemi ile Şırnak'ta 300, Gümüşhane'de 250 kişi ile yüz-yüze görüşülmüştür. Çözüm süreci ile ilgili beş algı türünün ortaya konduğu çalışmada, çözüm süreci hakkında olumlayıcı bir bakışa sahip olanların çözüm sürecinin devamından yana olduğu, bu konuda daha ileri adımların atılması gerektiği görüşüne sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Buna karşın çözüm süreci ile ilgili endişe ya da olumsuz bir algıya sahip olanların ise, Kürt sorununun çözümü için daha sert ve katı eylemleri önerdikleri görülmüştür. Dolayısıyla belirsizliğin hakim olduğu algı türlerinde çözüm süreci ile ilgili tutumlarda daha radikal bir eğilim gözlenmiştir.