Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güllüpunar, Hasan(6)
- Yilmaz, Nihat(6)
- Doğan, Kadir Caner(5)
- Yeşilçayır, Celal(5)
- Çiftçi, Ali(5)
- Aksoy, Metin(4)
- Güran, Mehmet Salih(4)
- Gürdal, Elif(4)
- Keyifli, Nazlı(4)
- Sarıhan, Zekeriya(4)
- Taşçıoğlu, Raci(4)
- Uğur, Candan Yılmaz(4)
- Özarslan, Hüseyin(4)
- Ak, Muammer(3)
- Akdede, Sacit Hadi(3)
- Bozkurt, Hasan(3)
- Ugur, Omer(3)
- Yaşaroğlu, Hasan(3)
- Çalışır, Gülsüm(3)
- Akkanat, Salih(2)
- Damlıbağ, Fatih(2)
- Demirbağ, Orkun(2)
- Doğru, Bülent(2)
- Gümüşok, Seyfullah(2)
- Kalkışım, Hasan Mahmut(2)
- Kerimoğlu, Özkan(2)
- Limon, Onur(2)
- Sancak, Kadir(2)
- Serdar, Erdoğan(2)
- Tutak, Eda(2)
- Yıldız, Barış(2)
- Çakıcı, Fatma Okur(2)
- Çelik, Recep(2)
- Şen, Fatih(2)
- (Alieva), Vildane Özkan(1)
- Akbarli, Araz(1)
- Akbas, Yusuf Ekrem(1)
- Aksoy, Fatih(1)
- Altınpınar, Fatih(1)
- Artan, Seyfettin(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Siyasal İstikrarsızlığın Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkisi: 1991-2001
Korkmaz, Ayla; Bal, Bülent
Belirsizlik ortamında ekonomi karar alıcıları, uzun vadeli plan ve stratejilerden ziyade anı kurtarmaya dönük kısa vadeli pozisyon alırlar. Kırılgan bir zemin üzerinde ayakta kalmaya çalışan siyasal iktidarlar her an seçime gidilecek gibi popülist politikalara yönelirken, yerli ve yabancı sermaye fiziki yatırım yapmak yerine riskten uzak, getirisi yüksek finansal yatırımlara ağırlık verir. Bu durumun en bariz gözlemlendiği ülkelerden biri de Türkiye’dir. Türkiye’de karşılaşılan ekonomik krizler ve makroekonomik dengesizlikler, ağırlıklı olarak siyasal istikrarsızlık dönemleriyle paralel bir seyir takip etmiştir. Çalışmanın amacı, 1991-2001 yılları arasında yaşanan siyasal istikrarsızlığın arkasındaki dinamikleri ve bu istikrarsızlığın ekonomik yansımalarını incelemektir. İncelemede siyasal istikrarsızlık ile ekonomik dengesizlikler arasındaki ilişki üç temel parametre üzerinden değerlendirilmiştir: Kürt/PKK sorunu, parçalanmış parti sisteminin ortaya çıkardığı istikrarsız koalisyon hükümetleri ve 28 Şubat süreciyle belirginleşen ekonomik militarizm olgusu. Bu üç parametrenin, kurumsal zafiyetler oluşturduğu, popülist politikaların uygulanmasına ve siyaset dışı aktörlerin müdahalelerine zemin hazırladığı ve Türkiye’yi 1994 ve 2001 ekonomik krizlerine sürüklediği savunulmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Dış Politika Anlayışının Savunmacı Realizm Yaklaşımı Özelinde İncelenmesi
Çelik, Recep; Şahin, Ümit
Uluslararası ilişkiler disiplini içerisindeki teorik yaklaşımlar arasında realizm son derece önemli bir yere sahip olmakla birlikte bu disiplinin teorik gelişiminin şartlarının da belirleyicisidir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler açısından tartışmaların yönünü tayin eden realizm alanın tüm araştırmacı ve teorisyenleri için de bir temel yapı taşı olmuştur. Her ne kadar kalıplaşmış yaklaşımlar temelinde gelişiyor olsa da realizm içerisinde farklı bir görüş olarak nitelendirilebilecek olan, ancak azımsanmayacak sayıda savunucusu da bulunan savunmacı realizm, realizmin bilindik çatışmacı doğası içerisinde farklı bir yere sahiptir. Uluslararası ilişkilerin çatışma odaklı doğasını kabul eden, ancak bunun dışında, savunma odaklı bir realizmin de mümkün olduğuna inanan savunmacı realistler açısından tarihten çeşitli örnekler bulabilmek de mümkündür. Bunlardan biri olarak Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki konumu ve diplomatik anlayışı konuya dair yerinde bir örnek olacaktır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın farklı evrelerinde benimsediği dış politika anlayışının ve pratiğinin yönünü savunmacı realizm yaklaşımı ekseninde tespit etmektir. Araştırmada görüşlerine yer verilen araştırmacı ve teorisyenler ile birlikte Türkiye’nin dış politika anlayışına dair araştırmacıların çıktıları incelendiğinde ise ülkenin savunmacı realist bir yaklaşımının bulunduğu dikkati çekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye’de Tek Partili Dönem’in Çözülüşünde Örgütsel Muhalefet: Dörtler Hareketi ve Muhalefetin Politikası
Vural, Mehmet Fatih; Tokmak, Meriç
Dörtlü Takrir Olayı’nın adını koyduğu Dörtler hareketinin yükselişi Türkiye’de Tek Partili Dönem’in çözülüşünü ivmelendiren bir uğrak olarak öne çıkar. Savaş sonrası Türkiye’sinde CHP içinde billurlaşan bölünme sürecinde Dörtler muhalefetinin politikasının analizi makalenin konusunu oluşturmaktadır. Makale, muhaliflerin nihai hedefleri, muhalif pozisyonlarının siyasal dayanakları ve nihai hedefe ulaşabilmek için öngördükleri-kullandıkları stratejiler kapsamında Dörtlerin politikasını, parti/iktidar cephesinin politikasıyla bakışımlı olarak ve literatürde gözlemlenmeyen bir tarzda “örgütsel muhalefet” (organizational dissent) perspektifinden katkı almaya çalışarak incelemek amacındadır. Dörtlü Takrir’in içeriminin tespit edilmesi, muhalefetin politikasıyla bağlantılarının kurulması ve bunların örgütsel muhalefet mefhumu içinde irdelenmesi incelemenin anahtarı olarak belirlenmektedir. Makale; Dörtlerin nihai hedef ve muhalefet stratejisinin birbiriyle ilişkilendirilerek değerlendirilmesi gerektiği, muhalefetin bütün gaye ve stratejisinin Takrir’e sıkıştırılamayacağı, muhalefetin politikasının bir süreç bağlamında kavranabileceği, muhalefetin politikasının analizinin de bu sürecin safhalara ayrılmasıyla gerçekleştirilebileceği, örgütsel muhalefet objektifinden bakıldığında örgütsel muhalefet temasındaki süreçlere ilişkin zenginliklerin Dörtler hareketinde görülebileceği argümanlarını esas almaktadır. Makalede Takrir’i veren muhaliflerin Dörtlü Takrir’de açığa vurulan (subjektif) nihai hedefinin, esasen çoğulculu bir demokratikleşmenin gerçekleştirilmesi olduğu ortaya koyulmaktadır. Ancak, bütünsel olarak değerlendirildiğinde iktidarı elde etmenin Dörtler hareketinin objektif nihai hedefi olduğu izlenmektedir. Subjektif nihai hedefin, objektif nihai hedefe ulaşmak için muhaliflerce bir basamak olarak düşünüldüğü, örgütsel muhalefeti “açık”-“dikey” biçime kavuşturan Dörtlü Takrir’in bu çerçevede kullanıldığı savunulmaktadır. Bu saptama, Dörtlerin objektif nihai hedefi doğrultusunda, iç-dış muhalefet perspektifli, bir süreç bağlamında safhalara yayılmış bir strateji öngördüğünün teşhis edilmesiyle ve “örtük”, “açık”, “yer değiştirmiş” muhalefet esnstrümanlarının tüketilmesinin ardından muhalifler açısından, iktidar hedefini gözeten bir şekilde, Dörtlü Takrir’in reddi ve “damgalama”, “misillemeler” sonrasında, ikinci safhaya, dış muhalefet düzlemine geçme mecburiyetinin doğduğunun bulgulanmasıyla desteklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Turkey's active neutrality strategy in the black sea region: practices and analysis
Ugur, Omer; Aksoy, Metin
Turkey's foreign policy strategies in the Black Sea region are of great importance in international relations due to its geographical location and geopolitical features. Active neutrality is an approach that envisions states contributing to regional stability through diplomacy and peacebuilding while avoiding taking sides in international conflicts. This article aims to analyze Turkey's Black Sea policies through the concept of “active neutrality” and examine the implementation of this strategy and its regional implications. This study examines Turkey's roles in the Black Sea Economic Cooperation (BSEC), the Montreux Straits Convention, and the Russia-Ukraine tensions through case studies. It also discusses elements such as the broader foreign policy context of active neutrality (relations with Iran) and the triggering role of NATO expansion. Consequently, the advantages and limitations of this strategy and Turkey's interactions with regional dynamics (the Azerbaijan-Armenia conflict) are evaluated. The findings of the article show that Turkey's active neutrality offers opportunities in terms of security, international prestige, and economic interests, but faces challenges due to the influence of major powers, NATO expansion, and domestic political pressures.
- MakaleAçık Erişim2025Instagram’da Bireysel Direniş Taktikleri: Filistin Yanlısı Paylaşımlar Üzerinden Nitel İçerik Analizi
Okur, Hatice Duran
Sosyal medya platformlarının bireyin gündelik hayatına her geçen gün daha fazla nüfuz etmesi, bu mecraların algoritmik denetim mekanizmalarıyla bireyler üzerinde çeşitli etkilere sahip olması, onun bir “güç”, “otorite” olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Sosyal medya platformlarının algoritma düzeni karşısında kullanıcılarının konumu nedir? Bu güç karşısında kullanıcılarının direniş pratikleri nelerdir? Çalışma bu soruların cevabını, gündelik hayat içinde otoritenin karşısında duran, sıradan bireyin yaratıcı pratiklerine odaklanan Michel de Certeau’nun kavramlarından yola çıkarak, Instagram kullanıcılarının algoritmalara karşı geliştirdikleri yaratıcı taktiklerini, Instagram’da Filistin’i destekleyen içerikler üzerinden anlama ve taktiklerin bir repertuvarını oluşturma amacını taşımaktadır. Nitel araştırmayla desenlenen çalışmada veriler 18-24 Temmuz 2024 tarihlerinde Instagram’da herkese açık paylaşım yapan 20 hesabın hikâye paylaşımlarından elde edilmiştir. Veriler nitel içerik analiziyle, tümevarımsal ve tümdengelimsel metodların birlikte kullanılmasıyla çözümlenmiştir. Instagram’ın Filistin yanlısı içeriklere uyguladığı algoritmik denetleme stratejilerine karşı kullanıcıların “içeriği güçlendirme”, “algoritmadan saklanma” ve “algoritmayı ele geçirme” gibi bireysel direniş taktiklerinin olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sanal alan günümüzde bireye özgürlük alanı olarak sunulsa da otoritenin denetim ve gözetim mekanizmalarını farklı boyutlara taşımakla birlikte, diğer yandan bireyin de otoriteye direnişini farklılaştırmaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025An Examination of the Sustainability of Inclusive Behaviors Towards Disabled Employees in Ground Handling Businesses
Vural, Selvi
The aim of this research is to identify the behaviors that should be exhibited within the framework of inclusion and how these behaviors can be improved to more effectively integrate existing employees with disabilities into work teams within ground handling businesses. This study is significant as it is the first to address this subject within the context of sustaining inclusive behaviors in ground handling operations. Moreover, the research question could only be addressed through a qualitative approach. Data were collected using qualitative methods, specifically through interviews conducted with both managers and employees. A total of 41 participants were interviewed. The findings revealed that stereotypes play a decisive role in the demonstration or development of sustainable inclusive behaviors toward employees with disabilities in ground handling businesses within the air transportation sector. Attitudes were found to play a significant role in the expression of these behaviors and are shaped by stereotypes based on either compassion or competence. Furthermore, in terms of sustainability, low levels of competence-based stereotypes tend to give rise to negative attitudes, whereas compassion-based stereotypes are associated with more positive attitudes.
- MakaleAçık Erişim2025Nizâmülmülk’ün Devlet Anlayışında Meşruiyet ve Beka Sorunu
Serdar, Erdoğan
Bu makalede Türk devlet felsefesi anlayışının en güçlü örneklerinden biri olan Selçuklu devletinin iki büyük sultanı olarak kabul edilen Alpaslan ve Melikşah’a vezirlik yapmış olan büyük devlet adamı Nizamülmülk’ün siyaset felsefesinde devletin meşruiyeti ve beka sorunu incelenmiştir. Yardımcı kaynaklarla birlikte Nizamülmülk tarafından kaleme alınmış olan Siyasetname isimli eser çalışmanın temel materyali olarak tercih edilmiştir. Bu bağlamda makale, giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Nizamülmülk hakkında temel bilgiler verilmiş, düşüncesinde etkili olan siyaset felsefesini oluşturan temellere değinilmiştir. Birinci bölümde İslam siyaset felsefesindeki temel anlayışlara Nizamülmülk’ün yaklaşımı ele alınarak meşruiyet ve yönetim kavramları açıklanmış, tarihsel süreçte meşruiyet kavramına değinildikten sonra Nizamülmülk’ün meşruiyet kriterleri değerlendirilmiştir. Makalenin ikinci bölümünde beka kavramın önemi, Nizamülmülk’ün yaklaşımı ve beka noktasında pratik çözümleri açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise meşruiyet kavramı ve beka sorununun çerçevesi içinde Nizamülmülk’ün siyaset felsefesi bağlamında değerlendirilmesi ve yönetim, toplum ve sınırlar açısından bir düzende ele alınan devlet yönetim biçiminin ifadesi ile çalışma sonlandırılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3Gümüşhane’de Yaşayan İnsanların Sel Risk Algısı
Doğan, Ali; Mizrak, Sefa; Doğru, Salih; Şimşek, Nurcan
Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Geleceğin güvenliğinde denizler: ülkelerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkinin açıklanması
Tutak, Eda
Coğrafi konum ve bu konumdan kaynaklanan fiziki özellikler, tarih boyunca devletlerin güç kaynaklarından birini oluşturmuş, politik davranışları şekillendiren unsurların başında gelmiştir. Denize kıyısı olan devletler; ekonomik, askerî, siyasi, diplomatik ve kültürel açıdan denizlerin sunduğu imkânlardan faydalanırken karayla çevrili ülkeler önemli bir kısıtlama ile karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, devletlerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi olarak doküman analizi kullanılmış, nicel araştırma kapsamında ise Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Endeksi aracılığıyla karayla çevrili ülkelerin performansı betimsel istatistik yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları arasında; 2024 yılı itibariyle toplam 43 kara ülkesi arasından üç ülkenin SKH Endeksinin hesaplanamadığı, toplam 167 ülke ile gerçekleştirilen sıralamada ise karayla çevrili ülkelerin genellikle son sıralarda yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak insani bir yaşam için denizlerin devletlere önemli fırsatlar sunduğu ve bu kapsamda denizlere erişimi bulunan devletlerin kara ülkelerine kıyasla daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Arap Milliyetçiliğinin Doğuş Seyri
Erdem, Tevfik; Bozkurt, Hasan
Bu makale, tarihsel süreçte Arap milliyetçiliğinin gelişim seyrini temel dinamikleriyle ele alıp, Arap milliyetçiliğinin nasıl ve hangi sebeplerden dolayı doğduğu sorusuna cevap aramayı hedeflemektedir. Bu soruya cevap verilirken, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecindeki siyasi ve sosyal gelişmelerin Arap milliyetçiliğinin ortaya çıkmasına yaptığı etkiye odaklanılmaktadır. Literatür taraması ve karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemi ile Arap milli hareketlerindeki aktör ve hedef çeşitliliğinin sonucu olarak farklı Arap milliyetçiliklerinin olduğu da ortaya konulmak istenmektedir. Çalışmanın temel varsayımı, Arap milliyetçiliğinin doğrudan bunu hedeflemese de Şerif Hüseyin öncülüğünde gerçekleşen Arap İsyanı (1916) olarak adlandırılan sürecin sonucu olarak ortaya çıktığıdır. Türk ve Osmanlı karşıtlığı üzerinden kurgulanan Arap isyanının milli bir gerekçeye dayanmaktan yok bölgesel güç elde etme amacıyla, İngiltere’nin desteği ve kışkırtması ile başlayan bir ayaklanma olduğu ancak gizil bir sonuç olarak milli duyguları kabarttığı da açıktır. Bölgecilik ile pan-Arabist politikalar arasındaki fark ve laik ile dini yorumlar arasındaki fark, farklı Arap milliyetçilikleri doğurmuştur. Bunun dışında, Arapların yoğun olarak yaşadığı coğrafyalardaki örneğin Beyrut, Şam, Bağdat gibi şehirlerde millet ve milliyetçiliğin ortaya çıkış seyri tek bir değişkenle açıklanamayacak kadar karmaşık olmakla birlikte orta sınıflaşmayı gösteren aydınların bu milliyetçiliğin oluşmasında diğer milliyetçilikler kadar etkili olduğu söylenebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Türk milliyetçiliğinde aşınan sınırlar: seküler mi dinsel mi?
Bozkurt, Hasan
Bu makale, Türk milliyetçiliğinin seküler mi yoksa dini mi olduğu konusunda süregelen tartışmayı incelemektedir. Modern Türk milliyetçiliğinin evriminin izini sürmekte ve bu ikiliği 21. yüzyıl Türkiye'si perspektifinden analiz etmektedir. Çalışma, bu ikiliğin devam edip etmediğini, nasıl evrildiğini araştırmakta ve seküler ve dinsel milliyetçilik arasındaki sınırların aşınmakta olduğunu savunmaktadır. Çalışma, önde gelen Türk milliyetçi entelektüellerinin bakış açılarını, yorumlarının zaman içinde nasıl değiştiğini göz önünde bulundurarak karşılaştırmakta ve değerlendirmektedir. Ayrıca, modern bir millet ile kadim bir millet ya da modern bir milliyetçilik ile daha eski köklere sahip olduğunu iddia eden bir milliyetçilik arasındaki ayrışma ya da salınım tespit edilecektir. Hem teorik hem de pratik, hem seküler hem de daha dindar milliyetçilik algı ve anlayışlarının bu ikili okuması, söz konusu ikiliğin aşınmaya başladığını ve sekülerliğin daha çok cumhuriyet ve cumhuriyetçilik tarafından, dindarlığın ise daha çok kültür ve gelenek tarafından ifade edildiği veya şekillendirildiği yeni bir forma doğru ilerlediğini göstermektedir. Kutupların birbirine yaklaştığı bu yeni form, milliyetçiliğin çağa ve coğrafyaya göre şekillenme ve uyum sağlama kabiliyetiyle birlikte ele alınacaktır. Çalışma, hakim milliyetçilik teorilerini eleştirmekte ve bu tartışmaların gelecekteki yörüngesine ilişkin öngörülerle sonuçlanmaktadır. Bu çalışma çeşitli siyasi ve kültürel bağlamları kapsamakla birlikte, temel seküler-dinsel ikilemine odaklanmaya devam etmektedir. Makalede literatür taraması ve karşılaştırmalı analiz yöntemleri kullanılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2025Ombudsmanlık Kurumu Bağlamında Karşılaştırmalı Ülke İncelemeleri: Bahreyn, Bangladeş, Macaristan ve Ürdün Örnekleri
Doğan, Kadir Caner
Ombudsman, kamusal şikayet kurumu olarak bir devlette halktan kamu yönetimi sorunlarına dair başvuru alan ve çözen yapıdır. Ombudsman, dünyada ilk defa 18. Yüzyılda İsveç’te ortaya çıkmıştır. Temel özellikleri arasında; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını güçlendirmesi bulunmaktadır. Günümüzde neredeyse dünyadaki tüm devletlerde uygulanmaktadır. Ombudsman dünyanın farklı kıtalarında ve devletlerinde demokrasi kültürü ve kalitesine göre çeşitli düzeylerde icra edilmektedir. Liberal demokrasinin küresel arenada baskın olduğu bir çağda ombudsman da bu değerlerle bütünleşmektedir. Demokrasinin ve siyasal liberalizmin en büyük sembollerinden biri de ombudsman olarak görülmektedir. Hak arama kurumu olarak ombudsman, bulunduğu devlette adaleti de tesis eden mekanizmalardan biridir. Bu çalışmada, Avrupa ve Asya kıtalarından Bahreyn, Bangladeş, Macaristan ve Ürdün devletlerinin ombudsman teşkilatları incelenmiştir. Bu devletlerin seçilmesinin nedeni ise uzun yüzyıllar boyunca demokrasi tecrübesinden uzak ya da engellenmiş bölgelerde ve toplumlarda ombudsmanın uygulanabilirliğine dair bazı çıkarımlarda bulunmaktır. Bu şekilde değişik coğrafi bölge ve çeşitli kültürlere sahip devletlerde ombudsman tecrübesi analiz edilmiştir. Çalışmanın yöntemi nitel analiz bağlamında literatür taramadır. Çalışmanın sonuçlarına göre dört devlet ombudsmanı arasında Macaristan, Bangladeş, Bahreyn ve Ürdün, kalkınma ortamı bağlamında etkinlik ve performans açısından sıralanabilir. Macaristan, Avrupa demokrasisinin kalbinde yer alan bir devlet olarak daha güçlü adalet ve hakkaniyet geleneklerine sahiptir. Bangladeş, Hindistan coğrafyasında uzun yıllardır merkezi bir krallığın bulunmaması nedeniyle özerklik açısından diğer iki devlete göre daha avantajlıdır. Bahreyn ve Ürdün, Orta Doğu Arap devletleri olarak uzun yıllar İngiliz kontrolü ve yönetimi altında kalmışlardır. Ürdün yüzölçümü ve nüfus bakımından daha büyüktür ve daha fazla etnik gruba sahiptir. Bu nedenle Bahreyn'de adaleti tesis etmek daha kolay olabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Linking Performance Expectations to Work Engagement: Roles of Self-Efficacy and Job Insecurity
Demirbağ, Orkun; Tiryaki, Selma
This study examines how managers' high performance expectations influence employees' work engagement through their self-efficacy perceptions, and explores the moderating role of job insecurity in this relationship. Within the scope of the study, data were collected between January and March 2024 from two distinct occupational groups private-sector teachers and sales representatives in Trabzon, through an online questionnaire administered using convenience sampling. A total sample of 670 participants was analyzed. Based on the collected data, Hayes Process Model 4 was used to analyze the mediating role of self-efficacy, while Hayes Process Model 7 was employed to examine the moderating role of job insecurity. The results indicated that managers' high performance expectations are positively associated with employees' work engagement, with self-efficacy serving as a mediating variable and job insecurity acting as a moderator in this relationship. The mediating effect of self-efficacy on job engagement was 14.7% for teachers and 47.6% for sales representatives, indicating a meaningful difference across occupational groups.
- MakaleAçık Erişim2025The effect of perceived overqualification on relative deprivation: The moderating role of organisational silence
Polat, Eray; Esen, Ozan; Çalışkan, Serkan
This study aimed to adapt the Mature Happiness Scale-Revised, developed based on the Positive Psychology 2.0 (PP 2.0) theoretical framework, into Turkish. The study tested the linguistic equivalence, structural validity, and internal reliability of the scale. Validity and reliability were analysed using data collected from 303 white-collar employees working in various sectors in Istanbul. For linguistic equivalence, item-level correlations between the English and Turkish forms ranged from moderate to high (0.504–0.768), and the total score correlation was extremely high (r = 0.990). Confirmatory factor analysis (CFA) supported the single-factor model of the scale with good fit indices (CFI = 0.972; GFI = 0.974; AGFI = 0.944; RMSEA = 0.064). The scale's internal consistency was "good," with a Cronbach's Alpha coefficient of 0.797. Therefore, the Turkish version of the Mature Happiness Scale was determined to be a theoretically and psychometrically valid and reliable measurement tool. This scale can serve as a valuable tool for supporting research in positive psychology and understanding individuals' psychological well-being within the Turkish cultural context.
- MakaleAçık Erişim2025Representation of the Syrian Revolution in the Turkish Print Media
Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif
In the 14th year of the Syrian civil war, the rapid fall of the Assad regime following a sudden military offensive by opposition forces led by Hay’at Tahrir al-Sham (HTS) attracted international attention. Contrary to expectations of a prolonged conflict, HTS-led forces captured Damascus in just ten days, forcing Assad to flee the country on 8 December 2024. This study examines how Turkish print media ideologically framed and positioned HTS during this critical turning point. The research is theoretically grounded in framing theory and methodologically combines critical discourse analysis and qualitative content analysis. The headlines, language, terminology, and visual elements of 15 ideologically diverse newspapers were analyzed. The findings reveal that conservative media framed HTS as a “resistance movement,” whereas secular and leftist outlets described it as a “terrorist organization.” Centrist newspapers generally adopted a neutral or cautious tone. These results demonstrate that media discourses not only convey information but also reproduce ideological positions, particularly in the representation of controversial non-state actors in conflict zones.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Zamanın Döngüsünde Devlet ve İktidar: İbn Haldun’da Döngüsel Tarih Anlayışı
Serdar, Erdoğan
Tarih boyunca insanların bir araya gelerek oluşturmuş oldukları toplumlar, bu toplumların yönetimi, yönetim düşüncesinde ortaya çıkan devlet kurumu ve siyasi ortamın doğası, yüzyıllar boyunca düşünürlerin sıklıkla tartıştıkları ve fikir ürettikleri alanlardan biri olmuştur. Bu alanların nesiller boyu aktarımında ise en önemli görevi; tarih bilimi, disiplini üstlenmektedir. Bu makale, İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserinden hareketle döngüsel tarih anlayışı üzerinden felsefesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaca uygun olarak girişte İbn Haldun’un tarihsel olaylara dair yaklaşımının sadece kronolojik bir hikâye anlatımı olarak değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, siyasal iktidarın ve insan tabiatının, benzer şekilde devletin döngüsel bir süreç olarak ele alındığı gösterilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde İbn Haldun düşüncesinde önemli yer tutan tarih anlayışının temel kavramları çok derine inmeden açıklanmış, umran fikrinden hareketle özgün düşüncesi ortaya konularak temel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın amacını oluşturan ikinci bölümde ise devletin doğuşu, yükselişi ve çöküşü gibi siyasal süreçlerin asabiyet kavramı etrafında şekillenen döngüsel zaman modeli bağlamında nasıl kavramsallaştırıldığı analiz edilmektedir. Sonuç kısmında ise İbn Haldun’un tarih felsefesinin tarihsel olayları anlamada indirgemeci yaklaşımların ötesine geçtiği ve çok katmanlı bir açıklama sunduğunu ve bunu ortaya koyarken son derece özgün bir düşünceyi aktardığı ama bütün bunlara rağmen modern dünyadaki bazı durumları açıklamada yetersiz kaldığı eleştirileri vurgulanarak değerlendirme paragrafı ile birlikte çalışma sonlandırılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Bizans İmparatorlarının Kuzeyli Muhafızları: Varegler
Şen, Fatih; Çog, Mehmet
Bizans İmparatorluğu’nun uzun tarihi boyunca imparatorların kişisel güvenlikleri her zaman önemli bir mesele olmuştur. İmparatorluk bünyesinde kurulan ve Hetaireia olarak adlandırılan özel muhafız alayları, bu zorlu görevi üstlenmiştir. Ancak bu muhafız alayları, her zaman imparatorlara sadık olmamışlardır. Bizans tarihinde pek çok kez bu muhafızlar, gaspçı imparatorların ya da isyan eden yetenekli komutanların yanında yer alarak imparatorları arkadan vurmuşlardır. Sadakatleri çok kolay bir şekilde para ile satın alınan bu muhafızlar; saray teşkilatının aksamasına, daha da önemlisi imparatorun hayatının tehlikeye girmesine neden olmuştur. Bu durumun getirdiği tehlikelerin farkında olan İmparator II. Basileios 988’de radikal bir karar ile kişisel muhafızlarını yerli unsurlar yerine o dönemde Kiev’de yaşayan ve sadakatleri ile tanınan Kuzey kökenli Vareglerden seçmeye karar vermiştir. Bundan sonraki süreçte iki kısma ayrılan Vareglerin bir bölüğü imparatorların özel muhafızları olurken diğer bir bölüğü de merkezi orduların içerisine paralı askerler olarak alınmıştır. II. Basileios’un bu tarihi kararından sonra hem sarayda hem de saha ordularında görev alan Vareg savaşçıları, Bizans İmparatorluğu’nun eski parlak günlerine kavuşmasında oldukça büyük katkılar sağlamışlardır. Vareglerin yeni kurulan Rus Devleti’nin siyasi, kültürel ve ekonomik tarihine de oldukça fazla etkileri olmuştur. İlk Rus Devleti’nin Bizans Ortodoksluğunu kabul etmesini, aynı zamanda Bizans adına Karadeniz’den gelecek tehlikelerin de önünün kesilmesini sağlamışlardır. Bu çalışmada Vareg muhafızlarının ve paralı askerlerinin Bizans'ın asker açığını kapatmasına ve eski gücüne kavuşmasına ne türden katkıları olduğu hakkında bilgi verilecektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2025Rosgvardiya’nın güvenlik anlayışı ve dijital gözetim: rusya’da yeni bir toplumsal denetim mekanizması
(Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum
Bu araştırmanın amacı, 2016 yılında Rus kolluk kuvvetlerinin bir parçası olarak kurulmuş olan Rosgvardiya’nın (Ulusal Muhafızlar) çağdaş Rusya’daki güvenlik anlayışı ve toplumsal denetim mekanizması bağlamında kültürel sosyolojik bir analizini sunmaktır. Çalışma, güvenliğin sadece teknik ve işlevsel bir mesele olmayıp aynı zamanda kültürel, simgesel ve toplumsal anlamlar taşıyan çok katmanlı bir olgu olduğunu varsaymaktadır. Yöntem olarak, nitel içerik analizi, söylem analizi ve simgesel analiz tekniklerini bir arada kullanan, çoklu veri türlerine dayalı bir yaklaşım benimsenmiştir; bu kapsamda yayınlanmış resmî belgeler, yasa metinleri, medya haberleri, söyleşiler ve politika dokümanları sistematik olarak incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Michel Foucault’nun gözetim ve disipliner iktidar kuramı ile Jeffrey C. Alexander’ın kültürel performans ve simgesellik kuramına dayanmaktadır. Araştırmanın bulguları, Rosgvardiya’nın dijital gözetim sistemleri, kamusal performansları, simgeleri ve medya temsilleri aracılığıyla yalnızca fiziksel güvenliği sağlamakla kalmayıp devlete sadakat, otorite ve hiyerarşi gibi değerleri de kültürel olarak yeniden ürettiğini göstermektedir. Temel sonuç, Rosgvardiya’nın çağdaş Rusya’da güvenliğin yalnızca teknik bir pratik değil, aynı zamanda simgesel ve kültürel bir anlatı olarak inşa edilmesinde merkezi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Air pollution and premature deaths: A panel analysis of PM2.5 effects in Europe
Tümay, Muhammed
This research investigates air pollution's health and economic implications, focusing on the effect of fine particulate matter (PM2.5) on premature death in the European Union (EU)-27 countries from 2007 to 2019. It employs a robust fixed-effect (FE) panel regression to analyze the data. The study considers various economic and demographic factors, including healthcare expenditure as a percentage of GDP, income distribution, healthy life expectancy at age 65, fertility rates, and total deaths. The analysis reveals that a 1% increase in PM2.5 causes a significant 1.9% rise in premature deaths. These findings urge policymakers to limit air pollution and its destructive impact on public health. The results highlight the need to integrate environmental health interventions into economic policies to protect and improve population well-being. It also adds to the existing economic literature on environmental degradation and its impact on health.
- MakaleAçık Erişim2025Siyonist Stratejilerde Süreklilik ve Değişim: Oded Yinon Planı Üzerinden Bir Değerlendirme
Sahinoglu, Muhammet Cemal
Amaç: Bu çalışma, 1982 tarihli Oded Yinon Planı’nı yalnızca kendi dönemsel bağlamında bir strateji belgesi olarak değil, aynı zamanda 19. yüzyıldan itibaren şekillenen Siyonist stratejik tahayyülün süreklilik gösteren bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, İsrail’in kuruluşundan önceki demografik ve ideolojik planlamaların Yinon Planı’na nasıl yansıdığı, çalışma kapsamında geliştirilen Yinon Ülke Tipolojisi (YÜT) aracılığıyla sistematik biçimde incelenmektedir. Tasarım/Yöntem: Araştırmada nitel yöntem benimsenmiştir. Veriler, kütüphane kaynaklarından elde edilmiş ve analiz sürecinde tarihsel analiz tekniği uygulanmıştır. Oded Yinon Planı, ilgili tarihsel belgeler ve ikincil literatür ile birlikte “süreklilik” ve “değişim” eksenlerinde değerlendirilmiştir. Oded Yinon Planı'nda adı geçen ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalar, YÜT çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma nicel bir test veya ölçüm iddiası taşımamaktadır. YÜT, ülkeleri dört temel stratejik yaklaşıma göre kavramsal biçimde sınıflandırmakta ve bu sınıflandırmayı sayısal veriler yerine belgelere ve örnek olaylara dayalı olarak temellendirmektedir. Bulgular: Elde edilen bulgular, Oded Yinon Planı’nın 19. yüzyıldan itibaren gelişen Siyonist stratejik düşünceyle güçlü bir süreklilik içinde konumlandığını göstermektedir. 1982 sonrasında Lübnan, Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerde gözlenen siyasal ve coğrafi dönüşümler, büyük ölçüde bu tarihsel stratejik çerçeveyle örtüşmektedir. Temel stratejik hedefler sabit kalmakta, buna karşılık kullanılan araçlar ve süreçler dönemsel koşullara göre çeşitlenmektedir. Ayrıca, YÜT’te tanımlanan dört stratejik yaklaşım, incelenen örneklerde farklı biçimlerde karşılık bulmuştur Sınırlılıklar: Çalışma, Yinon Planı’nda öne çıkan Lübnan, Irak, Suriye, Mısır ve Filistin örneklerine odaklanmaktadır. Arap Yarımadası (Suudi Arabistan ve Körfez monarşileri) bölgesel bir bütün olarak ele alınmış, Ürdün ise Filistin bağlamında değerlendirilmiştir. Özgünlük/Değer: Bu makale, Oded Yinon Planı’nı 1982 yılına özgü yorumların ötesine taşıyarak onu Siyonist stratejik tahayyülün tarihsel sürekliliği içinde konumlandırmaktadır. YÜT aracılığıyla, ülkeler arası stratejik araç ve kalıplar sistemli biçimde karşılaştırılmakta, belgesel ve vaka temelli nitel göstergelere dayalı tipolojik benzerlikler ortaya konmaktadır. Böylece çalışma, literatüre hem kavramsal bir tipoloji hem de tarihsel kanıtlara dayalı, karşılaştırmalı ve belge temelli bir analiz çerçevesi sunmaktadır.









