Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Feyerabend's Struggle Against Scientific Dogmatism
Yeşilçayır, Celal; Arısoy, Ekin
Science has a very special place for people in terms of understanding what is curious about the universe and the world we live in. However, being a special field does not mean that science is indisputable. Paul K. Feyerabend is a philosopher who has tried to show the dilemmas of the understanding of scientific knowledge especially in the first half of the 20th century, because, according to him, the absolutisation of the standard method and positivist movement of scientific knowledge narrows the field of science. Thus, scientific dogmatism takes the place of religious dogmatism in the past, and in addition to this problem, science begins to come under the command of political power centres. In this context, Feyerabend tries to explain the narrowing of the field of science with the break from historical and metaphysical ties. He puts forward a design of science that includes pluralism against this uniformisation in science. The pluralist understanding both states that science is not the only value in life, that fields such as art, philosophy, etc. are also valuable, and argues that it would not be right to limit science to a single method and theory. It also tries to draw attention to the necessity of a pluralist perspective instead of a reductionist understanding. In this context, Feyerabend puts forward the idea of "epistemological anarchism", which is identified with his name. Such an anarchism, unlike political anarchism, values alternative understandings against the uniformisation of science by detaching it from metaphysical and historical ties. In addition to his struggle against scientific dogmatism, Feyerabend is also against the utilisation of science for power relations. Because the main task of science is the liberation of societies and people. In order for science to fulfil this task, it must be liberated from dogmatism and power centres.
- MakaleAçık Erişim2023Kant felsefesinde nedenselliğin uğrakları
Yeşilçayır, Celal; Tutal, Ayşe
İleri sürdüğü görüşlerle felsefe tarihinde yeni çığırlar açan Kant nedensellik konusuna kayıtsız kalmamıştır. O özellikle şüpheci geleneğin bu konudaki düşüncelerini ele alarak tekrar yorumlamaktadır. Hume’un şüpheciliğinin kendisini dogmatik uykudan uyandırdığını söyleyen Kant daha sonra bu düşüncede kalmayacaktır. Bununla birlikte onun benimsediği nedensellik düşüncesinin birden fazla olduğu dikkat çekmektedir. Çünkü o doğa nedenselliğinin yanında arzuya yönelik amaç nedenselliği ile ahlak yasası ile ilişkili olan özgür nedensellikten söz etmektedir. Şüphecilerin iddia ettiği gibi doğa nedenselliğinin reddedilmesi halinde, bilginin ve bilimin olanağı ortadan kalkacaktır. Kant’a göre insan davranışlarını belirleyen farklı nedenlerin aydınlatılması gerekmektedir. Söz konusu belirlenimler zorunluluktan kaynaklanabileceği gibi belli bir arzuyu gerçekleştirmeye yönelik olarak ortaya çıkabilmektedir. Diğer taraftan ahlak kurallarına uymayı gerektiren özgür bir belirlenim de pekâlâ mümkündür. Bununla birlikte farklı türden nedensellik anlayışlarının içeriği ve aralarındaki ilişkinin anlaşılması önem arz etmektedir. Aynı zamanda onun nedensellik anlayışının felsefesinin diğer alanları ile bağının aydınlatılması gerekmektedir. Bu bağlamda onun nedensellik düşüncesine sağladığı katkı ve yeniliğin tartışılarak, gelenek içinde özgün bir yerinin olup olmadığı sorgulanmaktadır.
- MakaleYalnız künye2022Adaletin sağlanmasında hukuka yönelik beklentiler üzerine felsefi bir değerlendirme
Yeşilçayır, Celal
Hukuk felsefesinin temel uğraş alanlarından biri, hukuk ve adalet arasındaki ilişkiselliği aydınlatmaktır. Söz konusu ilişkisellik rasyonel ve evrensel bir bakış açısıyla tartışılmaktadır. Bu çerçevede elinizdeki çalışmanın amacı, hukukun, adaletin sağlanmasındaki sorumluluğunu felsefi bir bakış açısıyla incelemektir. Çalışma içinde temel olarak şu problemler ele alınmaktadır: Hukuk ve adalet ilişkisi bağlamında “doğal hukuk”, “pozitif hukuk”, “şekli adalet” ve “içerikli adalet” kavramlarının analizi. Aynı zamanda “hukukun üstünlüğü” ve “hukuk devleti” gibi söylemlerin adalet bağlamında irdelenmesi. Hukuk devleti ve adil devletin aynı şey olup olmadıklarının serimlenmesi. Demokratik ve liberal devletlerin hukuk sistemlerinde adaletin durumu. Bahsi geçen problemler felsefi metin analizi yöntemiyle ele alınmaktadır. Son tahlilde ise hukuk ile adalet arasındaki uyumsuzluğa ilişkin bazı bulgular ve sorunların giderilmesine yönelik bazı öneriler yer almaktadır.
- MakaleYalnız künye2021Farabi's positioning religion and philosophy in the context of philosophy of education
Yeşilçayır, Celal
Trying to build syntheses between Ancient Greek Philosophy and Islam, Farabi left a very rich intellectual legacy to later periods. It is understood that the thoughts he wrote about education in the context of his intellectual legacy also had an important share. Although he is in a close relationship with his educational philosophy, politics and moral understanding, the two elements that we encounter prominently in this field are religion and philosophy. Thus, it is revealed that he also applied to the synthesizer method in question within the framework of his thoughts on education. In the present study, it is aimed to address and examine how Farabi positioned religion and philosophy in the field of education. In this context, the meanings attributed to religion and philosophy in the process of ensuring the unity of society and empowerment of people are displayed. In the final analysis to discuss how religion and philosophy are associated and graded among themselves in his philosophy of education.
- MakaleYalnız künye2020İnsan Haklarında Kuşaklar Tartışması ve Bir Çözüm Denemesi
Yeşilçayır, Celal
İnsan hakları, herkesin salt insan olmaya bağlı temel hakları olarak bilinmektedir. İnsan hakları kuşakları ise bu anlayışın fikirsel gelişim sürecindeki dönemleri ifade eden bir kavramdır. Bununla birlikte insan hakları kuşakları çerçevesinde birtakım tartışmaların yaşandığı ve bu tartışmaların haklarla ilgili bazı ayrışmalara neden olduğu görülmektedir. Liberal düşünürler, ileri sürdükleri farklı fikirlerle bahsi geçen tartışmalarda başat rol oynamaktadırlar. Bu bağlamda bazı liberal düşünürlerin insan haklarını sadece birinci kuşak haklar olarak bilinen “yaşama hakkı” ile sınırlandırdıkları ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan insan hakları kuşaklarını bir bütünün parçaları olarak gören ve söz konusu sınırlandırmaya karşı çıkan düşünürler de mevcuttur. İnsan hakları kuşaklarındaki ayrışmaların hukuk sistemlerine yansıması ise birçok hak ihlaline neden olabilmektedir. Dolayısıyla insan hakları kuşakları minvalinde yaşanan tartışmaların ve ayrışmaların bir çözüme ulaşması konusunda felsefi bakış açılarına gereksinim duyulduğu anlaşılmaktadır. Elinizdeki çalışmada kuşaklar tartışması bağlamında yaşanan sorunlar analitik ve eleştirel bir anlayışla irdelenerek, birtakım tespitlere ulaşılmaya çalışılmaktadır. Aynı zamanda sorunların çözümüne yönelik felsefi mahiyette bazı önerilerin oluşturulması amaçlanmaktadır.
- MakaleYalnız künye2020Hugo grotıus’un doğal hukuk düşüncesine kazandırdığı paradigmal dönüşüm
Yeşilçayır, Celal
Bireyin doğuştan getirdiği temel haklarını temsil eden doğal hukuk,felsefe tarihi sürecinde düşünürler tarafından geliştirilmiş bir anlayıştır. AntikÇağ’dan itibaren düşünürlerin tartıştığı doğal hukuk kuramı, Yeni Çağ’ınbaşlarında Hugo Grotius tarafından ele alınıp, yeniden yorumlanmıştır. Onundoğal hukuk düşüncesine sonraki dönemleri etkileyecek önemli yeniliklersağladığı bilinmektedir. Bu yeniliklerin başında doğal hukuk anlayışında aklınbaşat rol oynaması ve bu düşüncenin anlaşılmasında doğru aklın (recta ratio)önemsenmesi gelmektedir. Onun doğal hukuk ve toplumsallık arasında kurduğuilişki ise bu anlayışa kazandırdığı diğer bir yeniliktir. Bununla birlikte Grotius’unpozitif hukukun kaynağının doğal hukuk ilkeleri olması gerektiğini ileri sürmesihukuk felsefesi bağlamında etkili bir sav olmuştur. Aynı zamanda o, uluslararasıhukuk ve savaş hukukunu doğal hukukla ilişkili bir biçimde ele almak istemiştir.Sonraki dönemlerde onun hukuk felsefesi ve hukuk bilimi adına bir kilometre taşıolarak anılmasında, doğal hukuk düşüncesine kazandırdığı söz konusuyeniliklerin önemli bir etkisi söz konusudur.
- MakaleYalnız künye2019Rethinking Human Rights Education in a Philo-sophical Context
Yeşilçayır, Celal
Although human rights education has existed in schools for more than twenty years, youth’s tendencies towards violence and alienation continue without slowing down. At this juncture, it is confronted with a problem of whether Human Rights Education is duly performed or not. This research pur-poses to discuss the condition of human rights education in Turkey and why the education must be improved referring to the problem. Within this framework primarily what kind of connection between human rights and education will be clari-fied and the importance of human rights education will be add-ressed. After these, the condition of human rights perception and education in our country will be tried to analyze with a philosophical perspective. In this context, causes of not duly performing human rights education will be questioned and it will be aimed to make some points. In the last instance, it will be tried to give some suggestions towards the improvement of human rights education in the context of stated problems.
- Derleme MakaleAçık Erişim2019İnsan haklarının sağlanmasında temel bir sorunsal olarak demokrasi
Yeşilçayır, Celal
İnsan hakları ile demokrasi arasında vazgeçilmez bir ilişkinin olduğunadair öteden beri yaygın bir kanaat söz konusudur. Öyle ki kamuoyunda insanhakları ve demokrasinin sıklıkla bir arada kullanılan iki kavram oldukları görül-mektedir. Diğer taraftan demokratik ülkelerin insan haklarına aykırı tutumlariçinde bulundukları dikkat çekmektedir. Buna göre insan haklarının belirlediğieşitlik anlayışı ile demokrasinin benimsediği eşitlik anlayışı arasında temel birfarklılık olduğu anlaşılmaktadır. Mezkûr farklılığın temellerinin felsefi bağ-lamda analiz edilmesi sorunun aydınlatılması bakımından önem arz etmektedir.Sorunun temellerinin aydınlatılması ile birlikte insan hakları ile demokrasiilişkisinde yaşanan sorunların giderilmesi adına bazı çözüm önerilerine ulaşmakmümkün olacaktır.
- MakaleAçık Erişim2019The Originality of Kant's Theory of Eternal Peace
Yeşilçayır, Celal
It is known that Kant, who made important breakthroughs with the works he wrote in the history of philosophy, has put forward important ideas about the establishment of lasting peace. It is understood that he has adopted a critical, analytical and synthesis understanding in his ideas in the context of achieving lasting peace. At the same time, it is noteworthy that his basic philosophy characteristic is largely reflected in his thoughts on peace. However, his theory of peace contains some originalities in comparison to the conceptions of peace that emerged before him. The aim of establishing continuous peace, trying to build positive peace instead of negative peace, refering to the argument of law instead of religion in the foundation of peace, and moving from national / continental peace to universal peace are the originality of his theory. On the other hand, Kant's ideas in the context of the theory of peace seem to be popular in later periods. The most important example of this is the international peace organizations that were tried to be established in the 20th century. The subsequent importance of his theory of peace is closely related to the originality of his ideas.
- MakaleYalnız künye2019The problematic of otherisation in desiderius erasmus
Yeşilçayır, Celal
Different types of problematic of otherisation which are seen as one of the today’s important problem have been encountered in different periods of history. However, it is noteworthy that the problematic of otherisation was reflected in many written works written in the past. The works of Desiderius Erasmus who lived during the Renaissance period and is widely known as a humanist/tolerant intellectual/thinker should also be considered in this context. Because when his works are examined carefully, it attracts attention that he used exclusionary, offensive and even degrading language towards other nations. In this context, it is an academically need to analyze especially his othering expressions made towards the Jews, Ottomans/Turks and women. Despite his othering attitude, the reason why he was called humanist, tolerant or pacifist appears as another problematic to be discussed. In addition, it is important to understand Erasmus's ideas in accordance with his essence and to redefine them in this way thereby examining thoughts in his works.
- MakaleYalnız künye2018The ıntellectual struggle of dıe weltbühne magazıne agaınst nazısm
Yeşilçayır, Celal
Die Weltbühne magazine published theatrical writings before First World War, post-war articles with political content have started to be written. The journal attracted attention with the Nazis' policy of dissenting against national socialism in the process of power. This paper deals with the intellectual struggle of Die Weltbühne magazine against Nazism and their ideas. Within the research, it is analyzed the attitude against Nazism, armement and war following examining the political/intellectual atmosphere of the period. Furthermore, the writings that have been written against the efforts to distort some philosophical thoughts on Nazism are presented through different examples and analyzes. In the final analysis, it is tried to reach an evaluation in the context of humanity and an inference in philosophical sense.
- MakaleAçık Erişim2018The Significance of Philosophical Knowledge in Enlightening of the Human Rights
Yeşilçayır, Celal
Human rights is a concept which expresses the abstract and ideation rather than apparent and concrete. It is a basic problematic to comprehend human rights in essence due to its abstract and ideational content. Due to this problematic, this research study aims to discuss the place and significance of philosophical information in enlightening the human rights. In this framework, exactly what roles do the disciplines of philosophy such as ethics, epistemology, and law philosophy have on enlightening the human rights are analyzed. On the other hand, it is investigated whether the critical, interrogator and problem-penetrating characteristics of philosophy supports informative enlightening of human rights. Moreover, it is discoursed, which arguments philosophy provides to comprehend the rights, and the role of the philosophical information in human rights education. In the framework of this research study, the competence and priority of right over law, and natural law over positive law play a leading role in enlightening human rights in philosophical context.
- MakaleAçık Erişim2018Barış Eğitiminin Teorik Zemininde Felsefenin Önemi
Yeşilçayır, Celal
Küresel anlamda yaşanan savaş, çatışma ve ayrımcılık gibi durumlar insanlığın geleceği adına kaygı verici boyutlardadır. Gelecek nesillere barışçıl bir dünya emanet edebilmenin yolu barış eğitiminin önemsenmesinden geçmektedir. Ancak barış eğitiminin okul müfredatlarında yer almasından önce dersin teorik yapısı hususunda belirsizliklerin olduğu dikkat çekmektedir. Söz konusu belirsizliğe istinaden bu çalışmada, barış eğitiminin teorik yapısının oluşumunda felsefeden hangi kazanımların sağlanabileceği tartışılmaktadır. Bu çerçevede öncelikle insani anlamda barış eğitiminin niçin önemsenmesi gerektiği ele alınmaktadır; ikinci adım da ise filozofların barışın sağlanması hususunda ileri sürdükleri bazı teorilerine yer verilmektedir. Üçüncü adımda ise bu düşüncelerden barış eğitimi adına hangi kazanımların elde edilebileceği irdelenmektedir. Özellikle akıl-barış ilişkisi, insan hakları ve barışın mutlak bir değer olarak görülmesi anlayışı söz konusu eğitimin teorik yapısının teşekkülünde başvurulacak değerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Son tahlilde ise mevcut analizler üzerinden bazı tespit ve önerilere ulaşılmaya çalışılmaktadır.
- MakaleYalnız künye2017Carl Schmitt's Critique of Liberalism
Yeşilçayır, Celal
Having looked at history of political opinion, in addition to pilosophers who is defender popular political paradigm of that period, there are philosophers who objects to that view trying to suggest alternative theory. The first half of 20th century Carl Schmitt is one of thinkers criticising radically to political view widespried in Europa. Undoubtedly, he criticises mainly parliamentary democracy, pluralistic and liberal theories. In this paper, his criticisms raised againist liberal political theories are discussed in the context of why and how questions He, with reference to political formation in that period, believes that pluralistic and liberal theories were to blame for politic/social problems. He does not ignore apply to philosophical justification frequently keeping in mind history of philosopyh in his criticisms. His primary sources of inspiration are political philosophies of Hobbes and Hegel. In addition to this, problematic relationship between Schmitt and national socialism is dealt with in that paper.
- MakaleYalnız künye2017Carl schmitt's discovery of decisionism (dezisionismus) in the context of autonomy of political
Yeşilçayır, Celal
Even though ideas of intellects concerning political philosophy are generally shaped by mainstream political understanding, theories which opposes popular political mentality of its own age appeared at times. In Carl Schmitt's view, fashionable political mindset of its own age was in the distance from fundamental meaning of the concept of political and it needs to take on its specific meaning of this concept again. This article aims to analyze the meaning and autonomy regarding the political which were ascribed by Schmitt within the arguments which he quoted from history of philosophy. We encounter the philosophers such as Bodin, Hobbes and Hegel who were referred by him regarding political philosophy in the analysis. The political atmosphere of the age to make the discussion more apparent was also mentioned. In conclusion, this work examine source, meaning and character of the concept decisionism (Dezisionismus) which he meant to formulate in the context of autonomy of political.
- MakaleYalnız künye2016Sığınmacılar hakkındaki ön kabulleri belirleyen etmenler üzerine eleştirel bir değerlendirme
Yeşilçayır, Celal
Günümüzün en önemli sorunlarından biri olarak kabul edilen sığınmacılık sorunsalına yönelik felsefi tartışmalar özellikle Avrupa ve Amerika'da yaygınlaşmaktadır. Etik, hukuk, siyaset ve epistemoloji gibi felsefe alanlarında şekillenen bu tartışmalarda genellikle sorunların temellerine inilerek analiz yapmak yeğlenmektedir. Son yıllarda ülkemize gelen sığınmacı sayısının artması nedeniyle bu konunun daha fazla tartışıldığı dikkat çekmektedir. Bu makale sığınmacılar konusunda insan zihnine yerleşmiş ön kabulleri belirleyen faktörleri sorgulamayı amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik öncelikle siyaset felsefesi bağlamında sığınmacıların önündeki temel engellerden biri olarak kabul edilen ulusalcılık ve ulusal sınırlar meselesi ele alınmaktadır. İkinci adımda ise, çoğu siyasi iradenin ve toplumun teoride eşit insanlık anlayışını savunmasına rağmen, uygulamada sığınmacılara yönelik ötekileştirici bir tavır takınması tartışılmaktadır. Bu iki temel konu tartışıldıktan sonra sığınmacılık sorunsalına çözüm önerileri ahlak ve hukuk çerçevesinde analiz edilmektedir. Siyasi otoritelerin başka ülkelerden gelenlere karşı oluşturdukları yasakların hukuki çerçevede gerekçelendirilmesi nedeniyle, sığınmacılar için oluşması gereken ahlaki sorumluluk makalenin temel argümanı olarak belirmektedir. Söz konusu sorunsalın temellerine inerek sorgulamak ve çözüme yönelik öneriler sunmak, aynı zamanda mevcut bilgi kirliliğini aşmak için de gerekmektedir


