Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    2023 Kahramanmaraş Depremlerinin Ardından Sağlık Bakanlığına Yöneltilen Tweetler: Türkiye'deki Deprem Felaketine Yönelik Bir İçerik Analizi

    Unal, Cihan; Sezer, Cemal

    Bu çalışma, Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkez üstlü deprem felaketlerinin ardından ilk gün Sağlık Bakanlığının etiketlendiği tweetlerin analizini amaçlamaktadır. Maxqda programı kullanılarak Twitter'dan çekilen 8624 tweet içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, deprem sonrası ilk 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı'nın ne için etiketlendiğini belirlemek ve bunu analiz etmektir. Bulgulara göre, ana konular yardım çağrıları, toplumsal duygusal tepkiler, haberleşme ve önerilerdir. Tweetlerin büyük bir kısmı adres bilgisi paylaşarak yardım talep etme şeklinde yazılı ve görsel tweetlerdi. Sonuç olarak, afet sonrasında sosyal medya üzerinden adres vererek yardım talep etmek ve önerilerde bulunmanın yaygın olduğu ve yetkililerin afet durumlarında kullanıcılarla bu konular kapsamında iletişim kurabileceği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ4
    Maden sektörü iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi

    Kahraman, M Mustafa; Güngör, Aydanur

    Çalışma koşullarının ağır, iş kazalarının fazla olduğu aynı zamanda da beden gücünün fazlasıyla kullanıldığı maden ocaklarında 18. yüzyılda sanayi devrimiyle beraber makineleşme artmıştır. Artan dünya nüfusu ve sanayileşme sebebiyle maden ve metallere olan talepler artmış ve ilk etapta üzerinde çok durulmayan iş sağlığı ve güvenliği konusu sanayinin geliştiği ülkelerde maddi kayıpların artışına neden olmuştur. Birçok insanın maden kazalarında öldüğü büyük felaketler sonrasında daha fazla gündeme gelmiştir. Yaşanan bu sorunlar üretimin ve verimin düşmesini de getirmiştir. Verimliliği arttırmak amacıyla iş güvenliğiyle ilgili kanunların çıkması ve iyileştirilmelerin yapılması gündeme alınmıştır. Türkiye’ye baktığımızda ise yakın geçmişte iş sağlığı ve güvenliği konusunda Avrupa Birliğine uyum amacıyla 2012 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun iş güvenliği konusunda en kapsamlı çalışmadır. Ancak bu değişiklikler beklendiği gibi iş kazalarında istenen azalmayı sağlamamıştır. Bu çalışmada, madencilik faaliyetlerini güvenli ve verimli şekilde yapan ülkelerden bazıları olan; Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Avustralya’nın madencilik sektöründeki yasal mevzuatlar ve maden iş kazalarına ilişkin istatistiksel bilgiler incelenmiştir. Bu ülkelere ait olan madencilikle alakalı mevzuat ve istatistikler Türkiye’nin bu alandaki yasal mevzuatları ve istatistikleriyle karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Son olarak ise yasal mevzuatın madencilikte iş güvenliğine olan etkisi tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Vizyoner Liderliğin Kariyer Tatmini ve Dile Getirme Davranışına Etkisinde Örgütsel Bağlılığın Aracı Rolü: Sağlık Çalışanları Üzerine Bir Araştırma

    Sökmen, Alev; Sökmen, Alptekin; Benk, Osman

    Ankara’da sağlık sektöründe gerçekleştirilen bu çalışmada temel olarak vizyoner liderlik, örgütsel bağlılık, kariyer tatmini ve dile getirme davranışı ilişkilerini saptamak amaçlanmıştır. Sashkin (1996) tarafından geliştirilen ve 25 ifadeden oluşan Vizyoner Liderlik Ölçeği; Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilen Wasti (2000) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan, 18 ifadeden oluşan Örgütsel Bağlılık Ölçeği; Greenhaus vd. (1990) tarafından geliştirilen ve 5 ifadeden oluşan Kariyer Tatmini Ölçeği ve Van Dyne ve LePine (1998) tarafından geliştirilen ve toplam 6 ifadeden oluşan Dile Getirme Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler bir vakıf üniversitesinin ana hastanesinde görev yapan 387 sağlık çalışanına yönelik olarak 2022 yılı Ekim-Kasım döneminde elden ve e-mail yoluyla dağıtılarak toplanmıştır. Çalışmada öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış, daha sonra elde edilen bulgulardan hareketle yapılan korelasyon analizi sonucunda vizyoner liderlik, örgütsel bağlılık, kariyer tatmini ve dile getirme davranışı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi bulgularına göre vizyoner liderlik ve örgütsel bağlılığın kariyer tatmini ve dile getirme davranışı üzerinde anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan hiyerarşik regresyon sonucu elde edilen araştırma bulguları, incelenen hastane işletmesinde vizyoner liderliğin kariyer tatmini ve dile getirme davranışına etkisinde örgütsel bağlılığın kısmi aracılık rolünün bulunduğunu göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin4
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Dönüştürücü Liderlik ve Örgüt Kültürü İlişkisi: Sağlık Kurumları Üzerine Bir Uygulama

    Özcan, Koç

    Bu çalışmada genel olarak sağlık kurumlarında dönüştürücü liderlik ve örgüt kültürü arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışma, Gümüşhane ilinde yer alan sağlık kurumlarında 451 sağlık çalışanının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar bağlı oldukları en yakın yöneticilerinin liderlik özelliklerini ve kurum kültürlerini değerlendirmiştir. Çalışma neticesinde, dönüştürücü liderlik ve örgüt kültürü arasında ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, eğitim seviyeleri, yaşları ve çalışma süreleri farklı olan sağlık çalışanlarının dönüştürücü liderlik ve örgüt kültürü algılarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın, kadın çalışanların kurum kültürü algılarının erkeklere göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Yöneticilerin ise hem liderlik hem de kurum kültürü hakkındaki algılarının yönetici olmayan çalışanlardan daha olumlu olduğu ortaya çıkarılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    İncele
  • MakaleYalnız künye2023
    COVID-19 Pandemisi ve Öncesi Dönemde Hastaneye Yatışların Değerlendirilmesi

    Korku, Cahit

    Bu araştırmanın amacı, pandemi dönemi ile pandemi öncesi dönemdeki hastane yatışlarını karşılaştırmak ve hizmet kullanımındaki değişimi tespit etmektir. Araştırma, pandemi öncesi dönem (Mart 2019-Şubat 2020) ile pandemi döneminde (Mart 2020-Şubat 2021) bir eğitim ve araştırma hastanedeki tüm yatışları kapsamaktadır. Araştırma retrospektif ve tanımlayıcı bir araştırma olarak yürütülmüştür. İlgili dönemde araştırma kapsamına giren 60.726 hastaya ilişkin tüm veriler analiz edilmiştir. Pandemi döneminde pandemi öncesi döneme göre hasta yatışında %36,61’lık bir azalma meydana gelmiştir. Hastane yatış sayısının en fazla düştüğü ay Mayıs 2020 (%51,78) iken en az düştüğü ay Ağustos 2020 (%16,45) olmuştur. Hastaların yatış yaptıkları birimler bakımından enfeksiyon hastalıkları ve palyatif bakım hariç tüm alanlardaki yatışlarda düşüş meydana gelmiştir. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji biriminde hasta yatışları yaklaşık olarak %500 artarken, genel cerrahide %50, göğüs cerrahisinde %80, kardiyolojide %67 azalmıştır. Yatış sayılarındaki düşüşe karşın ölüm sayıları artmıştır. Hastane yatış süresinde önemli bir değişme olmazken hasta başına düşen fatura tutarı %72’nin üzerinde artmıştır. Pandemi döneminde hastane yatışlarındaki düşüş, sunulması gereken hizmetin aksamasına ve buna bağlı olarak olumsuz hasta sonuçlarına neden olabilir. Pandeminin rutin hastalar üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için karar vericiler tarafından hizmet açıklarına yönelik acil önlemler alınmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Acil Yardım ve Afet Yönetimi Öğrencilerinin Afet Farkındalığı ve Afetlere Yönelik Tutumlarının Değerlendirilmesi: Gümüşhane İli Örneği

    Ulutaşdemir, Nilgün; Boran, Nurdan

    Bu araştırma Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bi-limleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölü-mü öğrencilerinin afet farkındalığı ve afetlere yönelik tutumlarını değerlendirilmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evreni-ni Nisan-Haziran 2021 tarihinde araştırmanın yapıl-dığı bölümde öğrenim gören öğrenciler (501 kişi) oluş-turmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve COVID-19 pandemisi nedeniyle google form aracılığıyla çev-rimiçi uygulanarak 349 kişiye ulaşılmıştır. Araştırma-nın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incele-nerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, afet, afet yönetimi, afet farkındalığı, afetlere hazırlık du-rumları, afetlere karşı tutumlarına ilişkin öğrencilerin görüşlerini değerlendirmeye yönelik sorular ile Afet Tutum Ölçeği (ATÖ) sorularından oluşan anket çevrim içi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde fre-kans, t testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, ANO-VA testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu araş-tırmada Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fa-kültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümünde eğitim gören öğrencilerin afet tutumlarının bilişsel, duyuşsal ve genel boyutun orta düzeyin üzerinde bir ortalamaya sahip olduğu bulunurken davranışsal boyutun orta düzeyin altında bir ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex15TR Dizin10
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türk basınında çerçeveleme mücadelesi: amasra maden kazası haberlerinin çerçeveleme analizi

    Yetkiner, Beyler; Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    15 Ekim 2022 tarihinde, Bartın ilinin Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğü'ne bağlı kömür madeninde grizu patlaması oldu, sonrasında göçük ve yangın meydana geldi. Yaşanan maden kazasında yeraltında bulunan 110 madenciden 42’si hayatını kaybetti. Basında önce “kaza” “facia”, “patlama” kelimeleriyle kurulan haber öyküleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arama kurtarma faaliyetlerini incelemek üzere gittiği Bartın’da “Kader planına inandığımız için bunun ne dünü bugünü ne de yarını olmayacaktır bunlar her zaman olacaktır. Bunu da bilmemiz lazım.” şeklindeki açıklamasından sonra yön değiştirdi. Medya ve siyaset sahnesinde kader ve şehitlik tartışması başladı ve yeni bir kutuplaşma yaşandı. Kutuplaşmanın bir tarafında siyasi aktörlerin sponsorluğunda “şehit”, “kader” gibi kültür ve din referanslı çerçeveler diğer tarafta ise “ihmal/tedbirsizlik, cinayet/katliam” gibi sorumluluk atıflarının hakim olduğu çerçevelerle inşa edilmiş haberler ortaya çıktı. Bu araştırma yaygın medyanın haber söylemini ve siyasi aktörlerin söylemlerini izleyerek çerçeveleme kuramının toplumsal-siyasi süreçlerin analizinde ne ölçüde pratik bir araç olduğunu anlamayı ve ayrıca Türk medyasında maden kazasıyla ilgili haberlerdeki çerçeveleme tercihlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çerçeveleme teorisi, siyasi aktörlerin ve medya aktörlerinin söylemlerinin, ortaya çıkış sürecinden başlayarak, birbirleriyle çatışmaları, izlerkitle çerçeveleriyle etkileşimleri, zaman içindeki dönüşümleri ve sosyal kültürel-politik arka planlarını da göz önünde bulundurularak analiz edilmesinde yararlı bir yöntem oluşturmaktadır. Bu bağlamda Birgün, Karar, Sabah, Sözcü, Yeni Akit, Yeni Şafak gazetelerinde Amasra Maden Kazasıyla ilgili yayımlanan toplam 276 haber çerçeve analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Sabah, Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinin “şehit”, “kader”, “devlet görev başında” çerçeveleriyle; Sözcü, Karar, Birgün gazetelerinin ise “cinayet/katliam”, “ihmal/tedbirsizlik”, “kader söylemine tepki” çerçeveleriyle kaza haberlerini çerçevelediği bulunmuştur. Gazetelerin en çok tercih ettiği tür çerçevesi ise insani ilgi çerçevesi olmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Toplumsal cinsiyet rollerini tersinden anlamlandırmak: Babalık ve erkeklik rolünün reklamlar üzerinden analizi

    Doğan, Neva; Karaman, Esra Dudu

    Toplumsal cinsiyet çalışmalarının yalnızca kadınlara odaklanması, erkeklik kavramının toplumun tüm unsurları tarafından (medya, aile, okul vb.) biçimlendirilen, inşa edilen ve yeniden üretilen bir alanda olduğu gerçeğini çoğunlukla gizlemektedir. Oysaki modernist söylem içerisinde anlamın zıtlıklar içinde kurulduğu düşünüldüğünde erkekliğin ne olduğunun kadınların ne olmadığı üzerinden belirlendiği söylenebilir. Bu nedenle kadınlık rolleri tanımlanırken erkekliğe ilişkin de örtük tanımlamalar yapılmaktadır. Toplumsal anlamın inşa edilmesinde başat bir öneme sahip olan medya metinleri de toplumsal anlamı inşa ederken erkeklik kavramına sıkça başvurmaktadır. Bu çalışmada erkeklik ve erkekliğin tanımlanmasında temel bir role sahip olan babalık kavramı, içinde baba ve koca rolünün olduğu reklamlar temel alınarak medya metinlerinde bu figürlerin aile içi rolü, işlenen mesajın etkinliğine ilişkin teknik veriler ve babalık kimliğinin öne çıkarıldığı ürün türü bağlamında ortaya konulmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    An Integration of Self-Conscious Emotion into Public Service Announcement: The Effect of Framing Messages Based on Guilt and Shame-Inducing Strategies on the Intention of Behavior Change

    Temel, Ahmet

    PSAs (Public service announcements) about social issues have become important tools of persuasion that aimed to direct the public regarding attention to those problems that intended to bring attitude and behavior change. Prevailing studies indicated that message framing that links to a different type of emotional experiences has played different roles in changing the perception of individuals.Specifically, fear appeal-inducing techniques and their effectiveness were the main focus of scientific studies in the area. However, a new line of research indicated that, besides fear, other types of emotions might be important for effective message framing that can bring changes through some forms of persuasion. Following this new development, in this paper, it was proposed that the way the message is framed (either behavior-focused or self-focused) elicits different self-conscious emotions (i.e., guilt and shame) that will differently affect intention for behavior change. The core assumption of the proposed model is that messages framed based on guilt-inducing strategies may lead to intention for behavior change due to the absence of suppression, while messages framed on shame-inducing techniques suppress behavioral change due to the activation of suppression. In line with his, an alternative model was proposed which posits that the potential effectiveness of framing messages based on guilt and shame-inducing techniques varies with respect to a cultural orientation that persists in a given society. In the course of enhancing the proposed model, the paper attempts to draw some examples of message framing based on guilt and shame-inducing and concludes with limitation inherent in the current model.

    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Uzaktan sağlık hizmeti sunumuna güven: ölçek geliştirme çalışması

    Ciğerci, Kübra; Uysal, Dilek

    Teknolojinin akıl almaz gelişimi insanın içinde bulunduğu her alanda özellikle sağlık hizmeti sunumunda büyük rol oynamaktadır. Çalışmada teknoloji ile yer edinen uzaktan sağlık hizmeti sunumuna karşı bireylerdeki güven düzeyini belirleyen ölçek geliştirilmeye çalışılmıştır. 401 bireyden toplanan verilerin; açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri ve güvenilirlik analizleri yapılarak 9 maddeli tek boyuttan oluşan ölçek yapısı elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Cronbach’ın alfa değeri 0,939, faktör yükleri 0,70 in üzerinde, uyum indeks değerleri kabul edilebilir ve mükemmel uyum değerleri ile ölçek geçerlik kazanmış olup çalışmaya katılan bireylerin uzaktan sağlık hizmetine güven düzeyleri ölçek puan ortalaması 3,42±0,82 olarak bulunmuştur. Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunumuna Güven Ölçeği 5’li Likert tipi ve 9 faktör tek boyut olarak son şeklini almıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Dijital İletişim Bağlamında Finansal Okuryazarlık: Çocuklara ve Ebeveynlere Yönelik Dijital Uygulamalar ve Yeni Nesil Harçlık Modelleri

    Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı

    Günümüzde birçok okuryazarlık çeşidi bulunmaktadır ve finansal okuryazarlık bunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklara ve 18 yaş altındaki gençlere planlı harcama, tasarruf ve birikim bilinci aşılama, parayı doğru harcama yol ve yöntemlerini öğretme, bütçe oluşturabilme vb. sağlıklı finansal alışkanlıklar kazandırma noktasında öne çıkan finansal okuryazarlık, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte dijital finansal okuryazarlığa evrilmiştir. Dijitalleşmenin de etkisiyle eski tasarruf ve birikim yöntemlerinin yerini dijital ortamlar, uygulamalar ve modeller almaya başlamış, yeni nesil harçlık sistemleri ve birikim modelleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda yaşadığımız dijital döneme uyumlan(dırıl)an ve ebeveynlere çocuklarına akıllı/planlı harcama ve birikim yapmanın formüllerini sunabilecek çeşitli uygulamalar hayata geçirilmiştir. Bu çalışma, dijital ebeveynlerin çocuklarına yönelik finans alışkanlığını nasıl kazandıracaklarına yönelik sunulan farklı uygulama, hizmet ve modellerin neler olduğuna odaklanmakta, geliştirilen formülleri inceleyerek kapsamlı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Diğer yandan bu çalışma, finansal okuryazarlığın dijital finansal okuryazarlığa evrilmesiyle ebeveyn-çocuk ilişkisinin finansal boyutuyla nasıl bir ilişki üzerinden yürütüldüğünü ortaya koymayı amaçlayarak dijitalleşmenin finansal okuryazarlık üzerinden önemini ele almaktadır. Bu kapsamda çalışma betimsel bir inceleme çalışmasıdır ve özgün bir kapsam ve içerik sunmayı hedefleyerek ele alınan konuya ilişkin sistematik bir bütünlük kazandırmaya çalışmaktadır. Çalışmada dijital ebeveynlere sunulan dijital finansal okuryazarlıkla ilgili yeni uygulamalar/hizmetler incelenerek dijital öğrenme ortamlarına ve uygulamalarına ilişkin bir anlam çerçevesi oluşturulmaktadır. Çalışma sonucunda hem bireysel girişimcilerin hem de bankaların finansal okuryazarlık ile ilişkili olarak dijitalleştirilmiş kumbara uygulamalarını son yıllarda kullanıcılara ve müşterilere sunmasıyla birlikte dijital ortama daha fazla uyumlanma çabasının gittikçe arttığı görülmüş, Manibux, Vibox, Çocuk Bankacılığı ve Dijital Kumbara gibi örneklere rastlanılmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    İncele
  • MakaleYalnız künye2023
    COVID-19 pandemi sürecinde sağlık hizmeti performansının değerlendirilmesi

    Köse, Aslı

    11 Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü, yeni koronavirüs hastalığını küresel bir salgın ilan etti. Dünya’da Covid19 salgını özellikle sağlık hizmetlerini etkilemiştir. Covid-19 salgını ile yaşanılan kriz sağlık hizmetlerinin arzını önemli hale getirmiştir. Bu dönemde sağlık hizmeti yöneticilerinin öncelikleri değişmek zorunda kalmıştır. Sağlık hizmetinin performansının değerlendirilmesi sağlık yöneticilerine kriz dönemlerine yönelik kararlarında tecrübe kazandıracaktır. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde sağlık hizmeti performansının istatistik bölge düzeyinde değerlendirilmesidir. 2020-2021 yıllarında çok boyutlu ölçekleme analizi ile istatistik bölgelerin konumlandırılması belirlenmiştir. Bu yıllarda veri zarflama analizi ile istatistik bölgelerin sağlık hizmeti performans etkinlikleri değerlendirilmiştir. Veriler sağlık istatistikleri haber bültenlerinden alınmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenler yatak doluluk oranı, yatak devir hızı, ortalama kalış süresi, hastane yatak sayısı, hekim sayısı, hemşire-ebe sayısı ve kişi başı hekime müracaat oranıdır. Seçilen 7 değişken farklı ölçüm oranlarına sahip olduğundan standartlaştırılmış Z değerleri alınmıştır. Analizlerde SPSS for Windows 22 ve EMS paket programlar kullanılmıştır. 2020 yılında en uzak konumlandırılan bölge olmalarına rağmen İstanbul ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleri sağlık hizmeti performansı etkin olan bölgeler arasında yer almıştır. 2021 yılında en uzak konumlandırılan istatistik bölgeler değişmemiştir. Çok boyutlu ölçekleme analizine göre birbirine benzeyen Akdeniz bölgesi sağlık hizmeti performansı etkin, Ege bölgesinin ise etkin olmadığı belirlenmiştir. Bu araştırmanın pandemi döneminde sağlık kurumlarının istatistik bölgelerinin konumlandırılması ve sağlık hizmeti performans etkinliklerini değerlendirmesi yönü ile alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    AtıfTR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The Burden of Covid-19 Cases on the Payer Institution: The Case of Aydın Provincial Ambulance Service

    Demır, Hüseyın; Karaer, Merve; Kaplan, Selma

    The study aims to assess the economic burden of Covid-19 cases on the payer institution in the context of ambulance services and to investigate the factors affecting costs. Data were obtained from Aydın Provincial Ambulance Service. Cumulative frequency, cumulative percentage and mean (standard deviation) statistics were used for descriptive findings. Logistic regression model was used to examine the factors affecting costs. Covid-19 cases posed a significant economic burden. The cost per case was approximately 466.40 TL and this amount was higher with additional diagnoses. The pandemics created a higher economic burden in 2020. Accordingly, Covid-19 cases accounted for 14.92% of the number of cases and 14.75% of the costs, with an average cost per case of 447.12 TL. In the second year (2021), the economic burden of the pandemic decreased significantly. Accordingly, the share of Covid-19 cases was 7.69%, while the cost share was 7.12%. The average cost in that year was 503.6 TL. Age, triage, reason for call, urban & rural and region variables had a significant effect on costs. There was a statistically significant relationship between advanced age and high costs per case. Covid-19 cases caused a significant economic burden on the payer. It is considered that the implementation of principles and practices related to risk and crisis management for provincial ambulance services will contribute to reducing costs. It is thought that the findings will be useful for other decision makers and policy makers, especially the payer institution.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Domestic Violence During Pregnancy and Affecting Factors

    Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, Elçin; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram

    Introduction: Domestic violence during pregnancy is a major public health problem in all countries. The aim of this study is to investigate domestic violence and factors affecting pregnancy. Method: This cross-sectional descriptive study included 747 pregnant women who presented to an outpatient clinic at a maternity hospital in a city in southeastern Türkiye between December 15, 2014 and January 15, 2015. To collect the data, the researchers developed a 25-item questionnaire based on the literature. In the statistical analysis, percentages, means, standard deviations, and chi-square analysis were used, and a value of p<0.05 was considered significant. Results: The mean age of the participants was 26.43±5.4. Of these participants, 7.2% of them reported being physically, emotionally, financially, or sexually abused by their spouse during their marriage, and 2.8% reported being exposed to violence during their current pregnancy. It was found that there was a strong relationship between violence during pregnancy and at the time when the woman wanted to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family. To stop violence, families should get training, counseling, family therapy, and help to learn communication. Conclusion: Violence during pregnancy can be caused by a number of factors, such as being exposed to violence during pregnancy, not wanting to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Geç Adölesanların COVID-19 Öncesi ve Sürecinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Tutumları ve Kullanım Durumları: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Bulut, Elif; Aksoy, Bahar

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, geç adölesanlar ın koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus disease-2019 (COVID-19)] öncesi ve sıra- sında geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kullanımlarını ve tu- tumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çal ışma, kesitsel-analitik türde, Haz iran-Eylül 2021 tar ihleri arasında tabakalı örneklem yöntemi kullanılarak belirlenen 882 geç adölesan ile yapıl- mıştır. Araştırma verileri “Sosyodemografik Form”, “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Soru Formu” ve “Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde student-t, One-way ANOVA ve bağımlı örneklem t testler i kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, geç adöle- sanların bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına karşı tu- tumları ile cinsiyet, gelir algısı, kronik hastalığa sahip olma, COVID-19 tanısı alma değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Geç adölesanların en fazla b ildikleri yöntemlerin masaj (%85,1), meditasyon/gevşeme (%77,4) ve dinî yöntemler (%77,3) ol- duğu saptanmıştır. COVID-19 salgını öncesi ve COVID-19 salgını sı- rasındaki kullanım durumlar ı incelendiğinde ise masaj d ışında tüm uygulamalarda artış görülmüştür (p<0,001). Sonuç: Sonuç olarak bu çalışmada, geç adölesanlar ın COVID-19 sürec inde geleneksel ve ta- mamlayıcı tıp uygulama kullan ım durumları artmıştır. Geç adölesan- lar COVID-19 sürec inde bu uygulamalar ı daha az ac ı çekmek, hastalığın yan etk ilerini azaltmak ve hastal ıkla direkt savaşmak ama- cıyla artırdıklarını belirtmişlerdir. Buna rağmen COVID-19 sürecinde geleneksel ve tamamlayıcı uygulamalarının etkileri ve yan etkileri üze- rine kanıt temelli çalışmaların yapılması ve adölesanların bu uygula- malar konusunda bilgilendirilmesi oldukça önemlidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Self-efficacy levels of individuals with type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes drugs: The example of Gümüşhane and Bayburt province

    Demirağ, Hatice; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    This study was conducted to determine the self-efficacy levels of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes medication. The population of the descriptive study consisted of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus residing in Gümüşhane and Bayburt provinces. The sample size was determined with the G*Power 3.1.6.9 program. A total of 315 individuals were reached in the study using a snowball sampling method. Data were collected by “Google Form” us- ing “Personal Information Form” and “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale”. In the analysis of the data, independent groups t-test, one-way ANOVA test and Pearson product moments correlation test were used. The average age of the individuals with Type 2 Diabetes Mellitus participating in the study was 52.29±14.74 years, the duration of diabetes disease was 9.23±6.25 years, and 81% of them were men. The total average score of the participants from the “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was determined as 38.70±12.36 points. It was found that the average total score of the” Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was higher for women than men, singles than married. Again, the total scale score averages were statistically different according to the occupational group (p<0.001). In addition, the average total score of the “Diabetes Drug Use Self-Efficacy Scale” was found to be higher for individuals who received training on diabetes drug use compared to individuals who did not receive it. It was found that the average scores of the participants from the "Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" and its sub-dimensions were moderate. In order to increase the diabetes drug use self-efficacy levels of participants diagnosed with Type 2 diabetes, training on the use of diabetes drugs can be expanded.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Investigation of Motives Underlying Food Choice of Health Science Students: Cross Sectional Study

    İlyasoğlu, Huri; Fatma; Yaşar, İlknur; Duvan, Sare Nur; Erbecer, Sibel

    Objective: Poor eating habits are widespread among university students. This study aimed to investigate the motives un- derlying food choices of health science students by using a food choice questionnaire (FCQ). Moreover, the correlations between food choice dimensions and anthropometric characteristics such as body mass index (BMI) and waist-to-height ratio were investigated.Material and Methods: Voluntary students (n=335) from the faculty of health sci- ences participated in the study. Their demographic properties and an- thropometric measurements were recorded. Turkish version of the FCQ was applied to the participants. For analyzing the data, chi-square test and Pearson correlation analysis were performed. Results: Research findings revealed that the most important food choice dimensions were sensory appeal, price, and mood, respectively, and the least important were weight control, natural content, and ethical concern, respectively. Health dimension had a lower importance in food choice compared to sensory appeal dimension. Females gave higher scores compared to males. The BMI was positively correlated with both convenience and weight control dimensions. No correlation was found between the waist-to-height ratio and food dimensions. Conclusion: To reduce health risks related to poor eating habits, university students’ aware- ness of healthy foods and nutrition should be increased. For this reason, activities should be organized to improve their knowledge about healthy nutrition.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sağlık Hizmetlerinde Bilgi Mahremiyeti Endişesi Ve Korunma Davranışlarını Etkileyen Faktörler

    Unal, Cihan; Sezer, Cemal

    Bu çalışmanın temel amacı, bireylerin sağlık bilgi mahremiyeti endişesi düzeylerini, endişeye etki eden faktörleri ve bilgi mahremiyeti endişesi nedeniyle sergilenebilecek korunma davranışlarını ve bu davranışlara etki eden faktörleri belirlemektir. Diğer bir amaç bu çalışmada kullanılan ölçeği Türkçeye uyarlamaktır. Veriler Ankara ilinde toplam 692 katılımcıdan elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında katılımcılar arasında, kişisel sağlık bilgilerinin gizliliği endişesi nedeniyle bilgi saklama eğilimi ve sağlık hizmetlerini ertelemek gibi korunma davranışları gözlemlenmiştir. Bilgi toplama endişesi, bireylerin kişisel sağlık bilgilerini daha az ifşa etmelerine ve bilgi saklama olasılığının artmasına yol açmaktadır. Ayrıca, bilgi toplama endişesi, bireylerin doktorlarına bilerek yanlış sağlık bilgisi verme davranışında bulunma, sağlık hizmetlerini erteleme veya almama olasılığını da artırmaktadır. Önceden sağlık bilgilerinin ihlal edildiğini düşünen bireyler, bilgi toplama endişesi, bilgi saklama, doktordan ve sağlık kurumundan bilgi saklama, doktordan hakkındaki bilgiyi kaydetmemesini isteme ve başka bir tanı yazılmasını isteme olasılıklarının arttığını göstermektedir. Çalışmada hasta-hekim iletişimi ve teknolojik mekanizmalara olan güvenin, sağlık bilgileriyle ilgili endişeler ve korunma davranışları üzerinde önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Hekimleri ile iyi iletişim kuran katılımcıların sağlık bilgilerinin ikincil kullanımı konusunda daha fazla endişe duydukları, ancak sağlık hizmetlerini ertelememe veya almama olasılıklarının daha düşük bulunmuştur. Ayrıca, bireylerin kendilerini internet ve bilgi teknolojilerini anlama ve kullanma konusunda yeterli hissetmeleri, sağlık bilgilerinin ikincil kullanımı endişesini arttırmaktadır. Bu durumun aksine sağlık hizmeti kalitesini yüksek değerlendiren katılımcıların bilgi toplama endişesi olasılıklarının daha düşük olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, sağlık hizmetlerinde bilgi mahremiyeti politikalarının güçlendirilmesi ve iletişim stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Afet Sahası Çalışanlarının Stres Düzeyi ve Motivasyon Verimliliği ile İlişkili Bir Araştırma: Ankara İli İtfaiyesi Örneği

    Görgen, Merve Vuslat Semanur; Kent, Nurçin Küçük

    Travmatik etkilenimlere çalışma sürecinde daha sık maruz kalınabilecek olağanüstü ve afet sahası gibi meslek gruplarında strese bağlı sıkıntı koşullarının etkilerinin araştırılması önemlidir. Bu çalışmanın amacı; acil durumlar, kazalar veya afet gibi yüksek stresli çalışma koşullarında çalışabilen İtfaiye Teşkilatı çalışanlarının; algılanan stres, motivasyon verimlik düzeyleri ve ilişkilerini değerlendirmekti. Çalışma yönteminde 10 sorudan oluşan algılanan stres ve 25 sorudan oluşan motivasyon verimlilik ile ilişkili 5’li Likert tipi anket soruları Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı’nda çalışan 292 gönüllü katılımcıya uygulandı. Elde edilen veri sonuçlarına ait ortalama±standart sapma değerleri ve gruplar arasındaki karşılaştırmalar SPSS istatistik programı kullanılarak hesaplandı. Çalışanların stres, motivasyon verimlilik düzeyleri ve ilişkilerinin olup olmadığı gruplar arasında karşılaştırıldı. Algılanan stres ve motivasyon verimlilik ölçeklerinin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları sırasıyla: 0,634 ve 0,669 idi. Çalışmada yer alan örneklemin algılanan stres (15,47±4,41) ve motivasyon verimlilik (76,29±7,74) düzeyleri orta seviyedeydi. Diğer yandan, çalışanların algılanan stres ile motivasyon verimlilik ortalamaları ve diğer değişkenler arası herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0,05). Bu çalışma sonucunda, travmatik olaylara müdahale eden afet sahası çalışanlarının psikolojik yönden olumsuz etkilenme durumlarına karşı periyodik olarak stres düzeylerinin tespiti ve araştırılmasının süreç yönetiminin başarısı açısından yararlı olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğrencilerinin Alan Uygulamalarındaki İş Güvenliğinin Değerlendirilmesi (Gümüşhane İli Örneği)

    Ulutaşdemir, Nilgün; Demir, Ali İhsan

    Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin alan uygulamalarındaki iş güvenliğinin değerlendirilmesi ve çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Mayıs-Haziran 2021 tarihlerinde Gümüşhane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri (n=318 kişi) oluşturmaktadır. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden evrenin tamamına ulaşılması planlanmış, çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve izinli-reddedenler dışında 261 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu ile öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, çalışma ortam faktörleri, alan uygulamalarında karşılaştığı riskleri, iş güvenliği, iş sağlığını değerlendirmeye yönelik sorular ve İş Güvenliği Ölçeği sorularından oluşan anket, öğrencilerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde pandemi dolayısıyla google form aracılığı ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Elektrik ve makina alanında öğrenim gören öğrencilerin diğer alandaki öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. İş kazası geçirmeyen öğrencilerin, iş kazası geçiren öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Alan uygulama sorumluları ile olan ilişkisi kötü ve çok kötü olan öğrencilerin diğer öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında öğrencilerinin iş güvenliği orta düzeyde saptanmıştır. Alanı mobilya ve tesisat olan öğrencilerin iş güvenliğini artırmaya yönelik eğitimler artırılmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    İncele