Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    1059 Melfi Konsülüne Kadar Normanların Güney İtalya’daki Askerî Faaliyetleri

    Şen, Fatih

    Vikingler, Viking Çağı olarak adlandırılan VIII. asrın sonlarından XI. asrın ortalarına kadar olan dönemde İskandinavya’yı terk edip Avrupa ve dünyanın pek çok bölgesinde yağma, baskın, fetih ve ticari faaliyetlerde bulundular. Bahsi geçen dönemde Kuzey Fransa’ya yerleşen Vikingler burada kimlik değişimine uğrayarak Norman adını aldılar. Zamanla ana vatanları olan İskandinavya’dan gerçekleşen göçler ile nüfusları oldukça arttı. Nüfus artışı beraberinde miras paylaşım sorunlarını da getirdi. Zira Norman geleneklerine göre ailenin en küçük erkek çocukları ya mirastan çok az pay alıyor ya da hiç pay alamıyorlardı. Dolayısıyla Norman gençleri de miras paylaşımı sorunlarından dolayı önceden beri zenginliklerinden haberdar oldukları Güney İtalya’ya servet edinmeye gittiler. Normanlar önceden hacı adayları olarak ya da haç ziyareti dönüşünde İtalya’ya uğrayıp buranın zenginliği hakkında soydaşlarına hikâyeler anlatıyorlardı. Başlangıçta Güney İtalya’da Papalık, Bizans ve yerli güçlerin ordularında paralı askerler olarak görev yapan Normanlar zamanla bu toprakların sahipleri olmaya başladılar. Güney İtalya’ya ilk başta Hristiyan hacılar olarak gelen Normanlar üstün askeri yeteneklerinin fark edilmesi sayesinde hem yerli hem de yabancı güçlerin ordularında yer almaya başladılar. Daha sonra yeni gelen göçlerle birlikte sayıları artınca kendi adlarına fetihler yapıp toprak sahibi olmaya başladılar. İlerleyen süreçte önce Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun vasalı oldular. Sonra ise 1059 Melfi Konsülünde Papa’yı ruhani lortları olarak kabul ettiler. Bu çalışmada 1059 Melfi konsülünden önce Normanların Papalık gibi yerli ve Bizans gibi yabancı unsurlarla mücadele ederek nasıl bir siyasi süreç sonucunda bu kazanımları elde etmeleriyle beraber bu kazanımlara etki eden stratejik faktörler üzerinde durulacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Transformational Leadership Characteristics of Healthcare Managers

    Özcan, Koç; Tunç, Faruk

    Purpose – The primary purpose of this research is to evaluate the transformational leadership characteristics of healthcare managers. For this purpose, an application was made to a public hospital in Ankara. Design/methodology/approach – In the research, a questionnaire consisting of the leadership scale was used. The research was conducted on 434 participants. The population of this research consists of physicians, nurses, midwives, and other health workers working in the public hospital where the research was conducted. Participants were asked to evaluate the transformational leadership characteristics of the managers they report to. Results – At the end of the research, it was found that the leadership scale used in the study had high reliability (α = 0.989) and a strong factor structure (KMO = 0.979, total variance explained = 83.4%). Moreover, it was determined that there was no significant difference in the perceptions of transformational leadership between female and male employees and between managers and non-managers. However, it was determined that the differences in the education level, age, and length of service in the ınstitution of healthcare workers did not affect their perceptions of transformational leadership. In addition, the participants stated that their managers had a medium level of transformational leadership. Discussion – In the research, health workers stated that their immediate managers exhibited moderate leadership characteristics (mean score=3,64). According to this result, managers need to improve their transformational leadership characteristics. This situation can be corrected with training. The management of health institutions is quite tricky due to their complex organizational structure. In addition, health institutions operate in a rapidly changing and transforming environment. Therefore, for health institutions to succeed, they must be managed by transformational leaders. In addition, health managers with leadership skills should improve themselves through training.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    The evolutionary path of health expenditure research: unveiling dynamic insights through topic modeling

    Demır, Hüseyın; Karaer, Merve; Uruş, Ali Fuat

    The increasing burden of healthcare services on national economies has made understanding the dynamics of health expenditure a crucial issue. Therefore, there is a need to analyze the complex and interdependent patterns of these dynamics. The aim of the study is to identify the key themes in the literature related to health expenditure and examine the relationships between them. A total of 3,449 scientific publications were obtained from the Web of Science database, and topic modeling was conducted using the Latent Dirichlet Allocation model. As a result, the themes related to health expenditure were identified as health economics and policy, healthcare services and research, patient care and health outcomes, and healthcare cost and utilization. The findings emphasize the importance of adopting cost-effective practices, improving service processes, and integrating health outcomes into healthcare service processes for effective management of health expenditure. Additionally, the study shows that topic modeling provide valuable insights for policymakers in the healthcare sector and that machine learning approaches can lead to more scalable and efficient solutions in healthcare domain.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Değerler ve yaşam tarzının bölüm tercihine etkileri: Turizm fakültesi öğrencileri üzerine bir araştırma

    Şengel, Ümit; Işkın, Merve; Genç, Gökhan; Uz, Sena

    Bu çalışma, Turizm Fakültesi öğrencilerinin bölüm tercihlerindeki değerler ve yaşam tarzlarının etkisini incelemektedir. Araştırma, bireylerin sahip olduğu değer sistemlerinin ve yaşam tarzlarının bölüm seçimi üzerindeki belirleyici rolünü derinlemesine ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde eğitim gören 305 öğrenci üzerinde anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Veriler, frekans analizi, açıklayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, öğrencilerin kariyer beklentilerinin, mesleki hedeflerinin ve kişisel değerlerinin bölüm tercihlerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Özellikle kariyer odaklı değerler, iş bulma olanakları, yüksek kazanç beklentisi ve kişisel özelliklerle uyum gibi faktörlerde belirleyici olmuştur. Ayrıca, kamu sektöründe çalışma imkânı ve esnek çalışma saatleri gibi kolaylık boyutundaki unsurlar, öğrencilerin tercihlerinde önemli bir yer tutmaktadır. İletişim odaklı bölümleri tercih eden öğrenciler ise çok sayıda kişiyle etkileşim fırsatı sunan mesleklere yönelmektedir. Araştırma, değerler ve yaşam tarzlarının bireylerin eğitim ve meslek tercihlerinde kritik bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Eğitim kurumlarının, öğrencilerin değerlerini ve yaşam tarzlarını dikkate alarak daha etkili yönlendirme yapmaları önerilmektedir. Kariyer danışmanlığı ve program geliştirme süreçlerinde bu faktörlerin göz önünde bulundurulması, öğrenci memnuniyetini ve mesleki başarıyı artırabilir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Fatal Occupational Accidents in Turkey from a City and Country Perpective

    Ceylan, Hüseyin; Kaplan, Ahmet

    Occupational accidents and death cases resulting from occupational accidents are among the most critical factors threatening work peace. Occupational accidents cause injury, disability and even death for many employees. In 2021, 1394 employees died due to occupational accidents in Turkey, while 3123 became permanently incapacitated, that is, disabled for life. In addition, tens of thousands of employees were injured in occupational accidents, resulting in temporary incapacitation and exposing them and their families to emotional distress. The fact that occupational accidents are preventable events to a large extent makes the incidents caused by occupational accidents, such as death, loss of limb, and severe injury due to occupational accidents, even more tragic. Especially multiple-fatality occupational accidents are accepted as an indicator of the importance countries place on human life. Human life is above any economic value. Turkey is the country with the worst performance in Europe in terms of fatal occupational accident incidence rates. For all these reasons, in this study, fatal occupational accidents in Turkey in 2012-2022 were analyzed with the Health and Safety Labour Watch-Turkey (HESA Labour Watch) data. In addition, Social Security Institution (SSI) data for 2012-2021 was compared with the HESA Labour Watch data, and it was examined whether fatal occupational accidents were officially recorded. Finally, using official SSI data, Turkey and EU-27 countries were compared regarding the number of death cases resulting from occupational accidents and fatal occupational accident incidence rates. The study revealed the following results; Some of the fatal occupational accidents cannot be recorded in Turkey, After the OSH law, the number of death cases as a result of occupational accidents increased, compared to the EU-27 countries, Turkey has the worst performance in terms of both the number of death cases as a result of occupational accidents and the fatal accidents incidence rate.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex7TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Dijitalleşmenin Vergi Kaçırma Üzerindeki Etkisinde Şeffaflığın Aracılık Rolü

    Saruc, Naci Tolga; Uğur, Candan Yılmaz

    Bu çalışmanın amacı dijitalleşmenin vergi kaçırma üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışma ayrıca dijitalleşmenin vergi kaçırma üzerindeki etkisinde şeffaflığın aracılık rolü olup olmadığını da incelemektedir. Bu bağlamda 2016 yılı 137 ülke verisinin yer aldığı çalışma öncelikli olarak regresyon analizi ile test edilmiştir. Bulgular dijitalleşmenin vergi kaçırma üzerindeki etkisinin negatif yönde ve güçlü olduğunu göstermektedir. Çalışmada ayrıca dijitalleşmenin vergi kaçırma üzerindeki etkisinde şeffaflığın aracılık rolü olup olmadığını test etmek amacıyla PROCESS Model 4 kullanılmış ve şeffaflığın aracılık etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular neticesinde dijitalleşme alanında yapılacak teknolojik yatırımların ve yapısal dönüşümlerin şeffaflığı besleyeceği ve bu sürecin uzun vadede vergilendirme süreçlerindeki kayıp ve kaçaklara ilişkin caydırıcılığı artıracağı düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kınalızâde Ali ve Nasîrüddin Tûsî’de Siyaset Ahlâkı

    Kerimoğlu, Özkan

    Doğasında medeniyet olan insanlar bir araya gelip toplumları oluşturunca mutlu bir şekilde yaşamak için belli bir düzene de ihtiyaç duymuşlardır. Çünkü sadece bir arada yaşamak medeniyet ve mutlu bir yaşam için yeterli değildir. Bu yüzden insanlar medeniyet ve mutlu yaşam için gerekli olan düzenin sınırlarını, şartlarını ve ilkelerini belirlemişlerdir. Bireyin ve toplumun mutluluğunu, birlik beraberliğini temin etmek için de bazı erdemleri esas almışlardır. Toplumun her bireyi bu erdemlere göre yaşadığında düzen sağlanacak ve medeniyet kurulmuş olacaktır. Bu gelişimin sağlanmasında siyaset ve ahlâk kavramlarının çok büyük önemi ve etkisi bulunmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde siyaset ve ahlâk konusu ayrı ayrı üzerinde en çok tartışılan, konuşulan ve belli bir sonuca varılamayan konuların başında gelir. Ahlâk ve siyaset felsefesi ile ilgili hususlar İslam filozoflarının da temel tartışma konuları arasında yer almaktadır. Muhtemeldir ki bu kavramlar bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da tartışılmaya ve güncelliğini korumaya devam edecektir. Bu çalışmada yaşadıkları dönem itibariyle yazdıkları eserlerle siyaset ahlâkı alanına önemli katkı sağlayan Kınalızâde Ali’nin Ahlâk-ı Alâî ve Nasîrüddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî adlı eserleri temel alınarak siyaset ahlâkı ile ilgili görüşleri değerlendirilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Siyasal reklamların göstergebilimsel yöntemle analizi: 14 mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhuriyet halk partisi’nin “sana söz yine baharlar gelecek” reklam filmi örneği

    Çalışır, Gülsüm; Aksoy, Fatih; Kılıç, Tuğçe Aydoğan

    Siyasal reklamlar, siyasi partilerin ve aktörlerin vazgeçemediği önemli iletişim araçlarından biridir. Siyasi reklamlar, ticari reklamlarda olduğu gibi ikna etmek, bilgilendirmek, davranış değişikliği sağlamak, destek almak, hatırlatmak gibi temel amaçları gütmektedir. Siyasi partiler ya da aktörler sözü edilen amaçlara ulaşabilmek için siyasi reklamlar aracılığıyla kendilerini seçmenlere anlatmaya ve onları ikna etmeye çalışmaktadırlar. Siyasi kurumlar ya da adaylar siyasal reklamlar aracılığıyla seçmene ulaştırmak istediği anlam ve mesajlar için stratejiler geliştirmektedir. Siyasal reklam stratejilerinin oluşturulmasında değinilecek konular, kullanılacak reklam türü, çekicilik vb. unsurların önemli olduğunu söylemek mümkündür. Çalışmada, Mayıs 2023’ te gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yayımlanan 'Sana Söz Yine Baharlar Gelecek' adlı reklam filmi göstergebilimsel analiz yöntemiyle analiz edilmektedir. Bu çalışma, seçilen siyasal reklamın göstergeler aracılığıyla seçmene verdiği mesajların, ele alınan konuların, kullanılan reklam ve reklam çekicilik türünün ne olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın verileri analiz edildiğinde, pozitif reklam türünün kullanıldığı görülmektedir. Reklamda duygusal çekiciliğe yönelik içeriklere yer verildiği tespit edilmiştir. Reklam filminde ‘gelecek’ ve ‘söz’ odağında kurulan bir Türkiye söylemi geliştirilmeye çalışıldığı ve seçmeni umutlandıran göstergelerin kullanıldığı dikkat çekmektedir. Reklamda verilmek istenen temel mesaj, ‘biz ile Türkiye geleceğinde, yeni başlangıçların, olumlu değişimlerin ve gelişimlerin olacağı’ şeklindedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Jandarma teşkilatının kurumsal imajına yönelik bir araştırma: gümüşhane ili örneği

    Çalışır, Gülsüm; Beşli, Adem

    İnsanlar ancak toplumsal düzenin sağlanmış olduğu ortamlarda refah ve mutlu bir hayat sürmektedir. Toplumsal düzenin sağlanması da o toplumun emniyet ve asayişin sağlanması ile mümkündür. Ülkemizde insanların huzur ve güvenliğini sağlamakla görevli kurumlardan biri olan Jandarma teşkilatının genel olarak toplumda bir saygınlığının olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, toplumda genel olarak bilinen bu saygınlığın; yani olumlu imajın bilimsel olarak ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu araştırmada Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış vatandaşlarla yapılan anketlerden elde edilen tespitler SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane ilinde yaşayan sivil vatandaşlar, örneklemini ise Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış 18-55+ yaş aralığında yer alan sivil vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılardan alınan cevaplar değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmanın uygulama bölümüne gönüllü olarak katılım sağlayan 300 sivil vatandaş bulunmaktadır. Araştırma sonucunda binlerce personeli ve köklü bir geçmişi olan Jandarma kurumunun kurumsal imajının, hizmet verdiği vatandaşlar nezdinde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güven ve vergi uyumu ilişkisinde gücün düzenleyicilik etkisi: gümüşhane vergi mükellefleri üzerine bir araştırma

    Uğur, Candan Yılmaz

    Vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasındaki etkileşimin vergi uyumu üzerindeki etkisi Kirchler, Hoelzl ve Wahl (2008) tarafından geliştirilen Kaygan Zemin Yaklaşımı (Slippery Slope Framework) çerçevesinde tartışılmaktadır. Kaygan Zemin Yaklaşımı’nın temel varsayımı, idarenin gücü ve idareye duyulan güven arasındaki dengenin vergi uyum düzeyinin temel belirleyicisi olduğudur. Bu araştırmada Kaygan Zemin Yaklaşımı çerçevesinde güven duygusunun vergi uyumu üzerindeki etkisinin güç tarafından düzenlenip düzenlenmediği incelenmiştir. Veriler anket yöntemi aracılığıyla Gümüşhane’de faaliyet gösteren 148 gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden elde edilmiştir. PROCESS Makro Model 1 aracılığıyla ulaşılan analiz sonuçları, güvenin vergi uyumu üzerindeki etkisinde gücün düzenleyicilik etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak güç algısının düşük olduğu bireylerde; düşük düzey güven algısı ile yüksek düzey güven algısı arasındaki farkın vergi uyumu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu bağlamda vergi uyumluluğunu artırmak isteyen vergi otoritelerinin güç ile ilgili yaptırımlarından ziyade, diğer faktörlere odaklanması gerekmektedir. Nitekim Kaygan Zemin Yaklaşımı’nda vergi kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi ve kamusal ihtiyaçlarının karşılanması için vergi gelirlerinin artırılması, mükelleflerin güven ve adalet algılarının yükseltilmesine de bağlıdır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Avrupa Birliği İklim Değişikliği Politikası: Politik Fırsatlar İçin İtici ve Destekleyici Faktörler

    Ugur, Omer; Efşan, Nur Çelik

    Kuruluşundan bugüne entegrasyon amaçlarını ekonomik alanla sınırlı bırakmayarak genişleten AB’nin çevreci adımları 1987 Avrupa Tek Senedi’yle ete kemiğe bürünmüş ve çevre konusu resmen AB’nin ortak politikası haline gelmiştir. AB’nin çevre politikası oluşturma arzusu normatif amaçlar taşımakla kalmayıp bir Birlik stratejisi olarak yerini almıştır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı AB çevre politikasının gelişim sürecinin AB bütünleşme sürecindeki önemini ortaya koymaktır. Çalışmada çevre politikalarının yalnızca normatif bir amaca hizmet etmediği, AB’nin ekonomik ve siyasi bütünleşme sürecine de katkılar sunan stratejik bir alan olduğu açıklanmaktadır. Çalışmanın evreni AB olup, örneklemi iklim değişikliğinde politik fırsatlar için itici ve destekleyici faktörlerdir. Ele alınan itici faktör parametreleri; normatif ve sivil güç, önlem ilkesi, bilimsellik ilkesi, uluslararası işbirliği ve etkili çok taraflılık, sürdürülebilir kalkınma ve iklim göçünün güvenliği ilkeleridir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmış ve literatür taraması yapılmıştır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Web Tabanlı CBS Uygulamalarının Afet ve Acil Durum Yönetiminde Kullanımı: Gümüşhane Şehri Örneği, Türkiye

    Ocak, Fatih; Şirin, Mürşit

    Asrın felaketleri olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Pazarcık (7.7 Mw) ve Elbistan (7.6 Mw) merkezli depremlerden sonra Türkiye’de afet yönetiminin ne kadar önemli olduğu ve dünyada ise afet riski taşıyan ülkelerin afet yönetimine daha hazırlıklı olması gerektiği anlaşılmıştır. Afet yönetiminin evreleri (afet öncesi, sırası ve sonrası) düşünüldüğünde, bu üç dönemin birbiriyle bir bütün olarak ele alınması gerektiği ortadadır. Buradan hareketle bu çalışma kapsamında, afet yönetimindeki aksaklıkların giderilmesinde önemli bir rol oynayacağı tahmin edilen hem vatandaşların hem de yetkili kurumların kullanabileceği web CBS tabanlı bir dizi mobil ve web uygulamaları tasarlanmıştır. Bu uygulamalar, hızlı ve etkin müdahale süreçlerini destekleyerek şehir yönetiminin afetler karşısında daha hazırlıklı olmasını sağlayacaktır. Uygulamalar ile Gümüşhane şehrinde muhtemel afet ve acil durumlardan önce vatandaşlar, afet ve acil durum toplanma alanları hakkında bilgilendirilecek ve toplanma alanlarının bilinirliği arttırılacaktır. Ayrıca vatandaşlar afet ve acil durum esnasında ve sonrasında geçici barınma yerleri hazırlanıncaya kadar, tasarlanan mobil uygulamalar ile ihtiyaçlarını kriz merkezine iletebilecektir. İhtiyaçlar tasarlanan canlı takip paneli üzerinde anlık olarak görülebilecek, yetkili kurumlar tarafından değerlendirilerek en hızlı sürede olaya müdahale edilmesi sağlanacaktır. Sonuçta tasarlanan uygulamalar ile bu kritik dönemde bütüncül bir afet yönetiminin gerçekleştirilmesi ve afet ve acil durumların başarılı bir şekilde yönetilmesi sağlanmış olacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    A Study on Youth’s Digital Political Participation in Türkiye

    Taşçıoğlu, Raci; Sarıhan, Zekeriya

    Citizens’ existence in the political arena and their active initiatives in the decision-making and policy-making process represent a manifestation of today's understanding of direct democracy. In the historical process, we see that when citizens are able to influence political power or political actors with various tools, methods, and techniques, they are eventually able to make decisions in their favor. Today, however, it can be seen that citizens are staying away from the political field either by their own choice or through state policy. The purpose of this study is to reveal the participation rate and dimension of first-time young voters, who are one of the most important groups of voters, in digitalized politics. While target of the study is constituted by young people that will vote for the first time in the 2023 general elections, the sample chosen for this research includes 646 university students between the ages of 17 and 22, determined by simple measurement, one of the non-probability operating methods from this universe. Research data was obtained by using the quantitative research methods and the questionnaire technique. In this respect, the analysis was performed with the SPSS 22 package program. The study concludes that the participation of young people in digitalized politics is low.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Ehlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” Adlı Romanında Sembol

    الأحمد, محمد

    Çağdaş Arap romanı, niteliğiyle günümüzün yaygın edebiyat türlerinden biridir. Sanat zenginliğini gerçekleştirebilmek için yenilikleri araştırma girişimlerinde çağın ruhuna ve değişikliklerine uyum sağlamaya çalışır. Bunu da alışılmışın dışında ifadeler kullanarak yapar. Bunların arasında geleneksel romana benzemesi mümkün olmayacak şekilde semboller kullanır. Bu farklılığını göstermek için geleneksel romanın kurallarını tümden değiştirir. Cezayir asıllı Ahlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” adlı romanı sadece duygusal bir roman gibi gözükmektedir. Ancak derinlerine inildiğinde birçok sembolle karşılaşılır. Bu roman, yazarın yaşadığı toplumun çağdaş, siyasi ve sosyal problemlerini irdelediği gibi, çağımızda Arap ülkelerinde yaşanan önemli tarihi olayları da çağrıştırır. Bu makale, Ahlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” adlı romanını kısaca tanıtmaya çalışır. Ardından da sembolün anlamı ve önemi üzerinde durur daha sonra da romandaki sembollerin eşsiz güzelliğine ışık tutar. Araştırmada birçok sonuca ulaşıldı; bunlardan en önemlisi, yazarın romanını oluştururken başta romanın başlığı, üç rakamı, ney, yer ve karakterlerin adları olmak üzere çeşitli sembollerden yararlanmasıdır. Yazar, yirminci yüzyılın son on yılında memleketi Cezayir'de yaşanan siyasi ve toplumsal olayları bu sembollerle ilginç bir üslupla dile getirmiştir.

  • MakaleYalnız künye2024
    Milliyetçi Siyasette Dönüşümler: Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk Siyasal Hayatındaki Konumu

    Bozkurt, Hasan

    21. yüzyılda dünyada milliyetçiliğin hem sosyal anlamda hem de aktüel siyasette konumu ve etkisi güçlenmeye devam ederken, Türk siyasetinde milliyetçiliğin belirleyiciliğinin kökleri ve temel dinamikleri irdelenmeye muhtaçtır. Bu yapılırken de hem siyasal hayattaki tarihsel süreç bakımından hem de teorik çerçevede Türkiye’de milliyetçilik anlayışlarının analizi ve mukayesesi yapılmalıdır. Milliyetçiliğin parti siyasetlerinde ve toplumsal yaşamın politik izdüşümündeki etkisini ve belirleyiciliğini anlamlandırmak için siyasette milliyetçi dilin yönü ve etkisi irdelenmelidir. Modern-seküler milliyetçilik ile geleneksel milliyetçilik arasındaki ayrım burada ön plana çıkmaktadır. İlaveten özellikle 21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru iyiden iyiye kendini gösteren, göçmen karşıtlığını merkeze alan daha dışlayıcı ve saldırgan milliyetçilikler de irdelenmeli ve mukayese edilmelidir. Bunun dışında yalnızca bugüne ya da geçmişe yönelik de değil, cumhuriyetin ikinci yüzyılında milliyetçiliğin nasıl şekilleneceğine dair de öngörü ve analizler önemlidir. Nihayetinde çalışma, postmodern dönemin temel dinamiklerini de göz önünde bulundurarak mevcut siyasal konjonktürden hareketle Türk siyasal hayatında milliyetçiliğin rolüne dair bir tartışma yürütmektedir. Bu kapsamın dışına çıkmadan milliyetçi siyasetin temel dinamikleri ve özellikle dönüşümleri ele alınmaktadır. Bu yapılırken siyasi partilerin kurumsal yayınları merkeze alınarak söylem analizi yapılmaya çalışılmaktadır. Çalışmada literatür taraması, söylem analizi, tarihsel inceleme ve karşılaştırmalı analiz yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2024
    Devlet ar-ge destekleri ve yenilikçilik ilişkisi: kurumsal kalitenin moderatör etkisi

    Şahin, Fatih

    Bu çalışmanın amacı, devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktılar üzerine etkilerini ve bu süreçte kurumsal kalitenin rolünü ortaya koymaktır. Ülke düzeyinde ikincil verilerden hareketle 38 OECD ülkesinin 2011-2020 yılları arasındaki 10 yıllık verilerinden elde edilen 380 örneklemle kurgulanan çalışmada panel regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz bulguları devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktıları kısıtlayarak ikamet etkilerinin ortaya çıktığını göstermektedir. Bu olumsuz etkilerin politik istikrar, düzenleyici kalite ve yolsuzlukla mücadeleden oluşan kurumsal kalitenin zayıf olduğu durumlarda daha da güçlendiği görülmektedir. Kurumsal kalitenin yüksek düzeylerinde ise bu olumsuz etkiler ortadan kalkmakta, hatta düzenleyici kalitenin yüksek düzeylerinde tamamlayıcılık etkileri ortaya çıkarak devlet Ar-Ge destekleri yenilikçiliği olumlu yönde etkilemektedir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Çatışmanın Yankıları: Kanlı Madalya ile İç Savaş Sonrası Amerika'nın Sosyoekonomik Dinamikleri Arasındaki Benzerlikleri Keşfetmek

    Koç, İbrahim; Çapoğlu, Kemal

    Stephen Crane'in Kanlı Madalya (1895) adlı romanı, Amerika'nın en büyük göç ve kentleşme dönemlerinden biri olan İç Savaş sonrası dönemde yayımlanmıştır. Bu dönemi karakterize eden iki önemli faktör vardır: Birincisi, bilimsel gelişmelerin desteğiyle endüstriyel üretimin yükselişi ve bunu izleyen ekonomik genişleme; ikincisi ise Güney'deki ekonomik yıkım ve Kuzey'in sanayi kentlerinin vaat ettiği daha yüksek yaşam standartları nedeniyle artan göç. Bu dönemde üretim tekniklerinde yaşanan değişimler ücret rekabetinde işverenler lehine bir avantaj yaratmıştır. Dolayısıyla fabrika sahipleri vasıflı işçiler yerine vasıfsız göçmen işçileri tercih etmeye başlamış ve bu da kentleşmenin yoğunluğunu artırmıştır. Hızlı nüfus artışı şehirleri güçlünün zayıfı ezdiği endüstriyel cangıllara dönüştürürken, destekleyici sosyal ağlardan yoksun kırsal göçmen işçiler için hayat, sorunlarla dolu bir savaş alanından farksızdı. İşte roman böyle bir dönemde yazıldı. Bu durumu göz önünde bulunduran ve F. Jameson’ın edebi metinlerin yalnızca yaratıcılığın bireysel ifadeleri değil, kültürel, ekonomik ve politik anlamlarla örülü belirli sosyo-tarihsel anların ürünleri olduğu perspektifinden hareket eden bu makale, hikayedeki genç ve deneyimsiz askerlerden oluşan 304. piyade alayının birçok yönden İç Savaş sonrası dönemdeki genç Amerikan sanayi işçilerini anımsattığını savunmaktadır. Bu bağlamda, Kanlı Madalya anlattığı tarihsel olay kadar yazıldığı dönemin sosyo-tarihsel koşullarını da yansıtmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Dr. Mohamed Imara ve “Hâkimiyet” Terimi Vizyonu

    Shatlh, Adel Eldesoky Abdelhannan

    Hâkimiyet, İslam mezheplerinin birçoğunun düşünceleri üzerinde büyük etkisi olan bir terimdir. Bu etki ifrat tefrit noktasında olmuştur. Ayrıca, bu etki insanın konumunu yücelten ve evrenin yaratılmasından sonra Allah'ın hâkimiyetini inkâr eden Batı kültürlerinde de varlığı olmuştur. Bazıları aşırılığa yönelmiş ve Tanrı'nın varlığını ve ilahi hâkimiyet’i inkar etmiştir. Muhammed Imara (1931-2020), dini bir ortamda yetişen ve Batı kültürüne aşina olan bir kişidir. Küçük yaşta Kuran'ı ezberlemiş ve Darülulum'da İslam hukuku ve felsefe okumuştur. Yüksek lisans ve doktorasını felsefe alnında yapmıştır. O, Kuran'ı ve içerdiği terimleri çok önemsediği için eserlerinde bu konulara değinmiştir. Bu terimlerin ortaya çıkış nedenlerini ve tarihlerini ele almış ve İslam dünyası içinden ve Batılılar tarafından yöneltilen şüpheleri ve iddiaları çürütmüştür. Muhammed Imara, yaklaşımını Kuran-ı Kerim'e, İslam mirasına ve dünya düşünce mirasına dayandırmaktadır. Terimlerin doğru kullanımı, genel olarak onun eserlerinde büyük bir yer tutmuştur; çünkü iletişim ve anlaşmada terimlerin doğru ve yerinde kullanımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu terimler, bir fikrin insan algısını aktarmak için yön temsil etmekte olup zaman, mekân, medeniyet, dil, din, gelenek ve tarih gibi birçok faktörün oluşumunda ve belirlenmesinde önemli yer alır. Muhammed Imara çağımızda, terimlerin özgürleştirilmesinin önemini fark ederek yaygın terimler üzerine ayrı ayrı çalışmalar yayınlamış ve diğer bazı terimler için de tanımlar sunmuştur. Bunun arkasındaki motivasyon, bu terimlerin eski ve modern düşünce okulları arasındaki kullanımlarında gözlemlediği ve görmüş olduğu hatalı kullanımlardır. Batı ve İslam dünyası arasındaki tartışma ve kültürel çatışmaların, oryantalizm ve entelektüel istila meselelerinin artmasıyla birlikte, Arap ve Batı toplumlarının hem karmaşık hem de aynı derecede kafa karıştırıcı olan sorunları ifade eden terimlerin özgürleştirilmesinin önemi ortaya çıkar. Bu problemler politik, sosyal ve doktrin konularında çeşitlilik göstermektedir. Muhammed Imara, yaklaşımları yakınlaştırmak ve terimlerle ilgili yanlış anlamaları düzeltmek için karşılaştırmalı bir kültürel metodoloji benimsemiştir. Hâkimiyet terimi, Muhammed Imara'nın ele aldığı en önemli terimlerden biri olup kavramlarını özgürleştirme, yanlış anlamaların nedenlerini açıklama ve bunlarla nasıl başa çıkılacağına dair çalışmalarında öne çıkmaktadır ve onun yazılarının büyük bir bölümünde önemli bir yer tutmuştur. Bu çalışmanın önemi, Muhammed Imara'nın İslam sahnesindeki konumu ve diğerleriyle diyalog kurma ve mirasla ilişkili yenilikçi bir vizyonun köklerini arama rolüyle ilgilidir. Ayrıca, İslam'da "Hâkimiyet" teriminin önemi ve özellikle yeniden canlandırıldığı modern çağdaki bazı mezheplerin düşüncelerine apaçık etkisi de vardır. Bu nedenle, araştırma Muhammed Imara'nın yazılarındaki bu terime dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Muhammed Imara, terimlerin dildeki köküne ve Kuran-ı Kerim'deki kullanılışıyla birlikte peygamber ve sahabenin uygulamalarındaki anlamlarına odaklanmıştır. Ayrıca yanlış anlamaların kaynağına ve tarihte, özellikle de Mevdudi ve Seyyid Kutub'un yazılarındaki etkilerine dikkat çekmektedir. Hâkimiyetin Allah’a ve insana izafe edildiğinde ne anlama geldiğini bilimsel olarak doğru bir şekilde anlatmıştır. Allah'ın hâkimiyeti mutlak hâkimiyettir çünkü O, mutlak güce sahiptir. İnsan hâkimiyeti ise yeteneklerinin kısıtlı olması nedeniyle kısıtlıdır. İnsan hâkimiyeti, Allah’ın insanlara verdiği bir hediye olarak, insanın dünya üzerinde Allah’ın halifesi olması ve sosyal hayata dair işlerini ilahi hukuk çerçevesinde yönetmesi amacıyla vardır. Bu çalışma iki bölüme ayrılmaktadır. İlk bölüm, Dr. Muhammed Imara'nın hayatı ve entelektüel oluşumu hakkında bilgi vermektedir. İkinci bölüm ise Imara'nın düşüncesindeki Hâkimiyet konusu hakkındadır. Hâkimiyet teriminin kökeni ve türeyişi ile ilgili konuları ele almakta ve destekçileri tarafından benimsenen etkilerini, amaçlarının çeşitliliği yer almaktadır. Araştırmanın hedeflerini gerçekleştirmek, konunun çeşitli yönlerini sunmak için tanımlayıcı analitik yöntemi izlemek gerekmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    2023 Kahramanmaraş Depremlerinin Ardından Sağlık Bakanlığına Yöneltilen Tweetler: Türkiye'deki Deprem Felaketine Yönelik Bir İçerik Analizi

    Unal, Cihan; Sezer, Cemal

    Bu çalışma, Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkez üstlü deprem felaketlerinin ardından ilk gün Sağlık Bakanlığının etiketlendiği tweetlerin analizini amaçlamaktadır. Maxqda programı kullanılarak Twitter'dan çekilen 8624 tweet içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, deprem sonrası ilk 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı'nın ne için etiketlendiğini belirlemek ve bunu analiz etmektir. Bulgulara göre, ana konular yardım çağrıları, toplumsal duygusal tepkiler, haberleşme ve önerilerdir. Tweetlerin büyük bir kısmı adres bilgisi paylaşarak yardım talep etme şeklinde yazılı ve görsel tweetlerdi. Sonuç olarak, afet sonrasında sosyal medya üzerinden adres vererek yardım talep etmek ve önerilerde bulunmanın yaygın olduğu ve yetkililerin afet durumlarında kullanıcılarla bu konular kapsamında iletişim kurabileceği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ön-Alıcı ve Önleyici Müdahalede Simülasyonlar

    Gürdal, Elif; Limon, Onur

    Simülasyonlar gerçek ortamların taklit edilmesi ve birebir benzerlerinin matematiksel modellerle yaratılması ile oluşturulan dijital ortamlardır. Bu dijital ortamlara gerçek dünyanın verileri yüklenerek yaşanabilecek tüm olasılıkların hesaplanabilmesi mümkün olabilmektedir. Ortaya çıkan bilginin ise gerçek dünyadaki politikaları etkileyebilmesi tartışılması gereken bir konu olmaktadır. Simülasyonlar sayesinde devletlerin önemli güvenlik meselelerine dair olasılık hesaplarının yapılması artık sık sık başvurulan yöntemler haline gelmiştir. Ancak dijital alan üzerinden sağlanmaya çalışılan bu güvenlik yönteminin savunma dayanağı olarak yönlendirici olup olmayacağı ya da simülasyon verilerine dayanarak bir eylemde bulunmanın saldırı olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı tartışılmalıdır. Bu çalışma bu sorulara yanıt aramak için ele alınmıştır. Kavramsal çerçeve ön-alıcı ve önleyici müdahale kavramlarıdır. Bu çerçevede simülasyon verilerinin müdahale ederken bir savunma dayanağı olarak kullanılmasının ön-alıcı mı yoksa önleyici mi olduğu tartışılmaktadır. Simülasyon verileri ve yapay zekâ analizlerinin düşman tanımlaması ve saldırganlık göstergelerinin hesaplamalarında meşru bir hukuksal dayanak olup olamaması uluslararası iş birliğinin şekli ve uluslararası aktörlerin kabul edilir seçenekleri meşrulaştırma süreçlerine göre değişmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar