Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2024
    TFRS 9 Finansal Araçlar Standardı Hükümleri Çerçevesinde Futures Sözleşmelerinin Muhasebeleştirilmesi

    Akdeniz, Fatih

    Futures, dayanak varlığın önceden belirlenmiş fiyattan belirli bir vadede alım-satımına yönelik düzenlenen sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu sözleşmelerin gerçeğe uygun değer tespitinin yapılması, vade içerisindeki değer değişimlerinin nasıl belirleneceği ve sonuçların finansal tablolara nasıl yansıtılması gerektiği hususu önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, TFRS 9 Finansal Araçlar Standardı'nda tanımlanan korunma muhasebesi hükümleri çerçevesinde futures sözleşmelerinin muhasebeleştirme ve raporlama esaslarını incelemektir. Nitekim futures sözleşmelerinin gerçeğe uygun değeri, vade süresi boyunca sürekli olarak değerlemeye tabi tutulmakta, nihai kar ya da zarar ise vade tarihi itibariyle kesinleşmektedir. Bu doğrultuda muhasebe standartlarının gerçeğe uygun değer yaklaşımı gereği futures sözleşmelerine ilişkin kazanç ya da kayıpların tespit edilmesi, doğruluk ve güvenilirlik ölçüsünde finansal tablolara aktarılması finansal bilgi kullanıcıları açısından önemli bir gerekliliktir. Çalışmada, futures sözleşmeleri genel olarak değerlendirilmiş, sonrasında gerçeğe uygun değer değişimi riski ile nakit akış değişkenliği riskinden korunma amaçlı edinilen futures sözleşmelerinin, TFRS 9 Finansal Araçlar Standardı'nın belirttiği korunma muhasebesi esaslarına uygun olarak nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği, örnek uygulamalarla açıklanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    A Study on The Relationship Between Organic Agriculture and Agricultural Employment in Türkiye

    Merddan, Kurtuluş

    Organic agriculture is a sustainable agricultural system with different principles that is carried out within the scope of certain rules. Due to the substitution of organic inputs with chemical inputs, getting the products ready for sale, weed control, and similar operations by hand, enterprises engaged in organic farming require a larger labor force. All these jobs increase employment opportunities in rural areas and allow small family businesses to continue production. In this study, it has been tried to reveal the relationship between organic agriculture and agricultural employment with the help of an econometric model and to determine the effect of organic agriculture on employment. The study analyzed a 17-year time series of data spanning from 2004 to 2021 to identify the factors influencing agricultural employment, taking into account various aspects of organic agriculture, including the number of organic agricultural products, the count of farmers engaged in organic agriculture, the area dedicated to organic agricultural production, the organic wild collection area, the total area allocated for organic agricultural production, the quantity of organic agricultural production, the number of entrepreneurs involved in organic agriculture, the unit price of subsidy for organic agriculture, and the total amount of subsidy provided to organic agriculture. Based on the results of the regression analysis, it was determined that the number of organic products does not have a significant effect on agricultural employment. In addition, it was found that the wild harvesting area is positively significant for agricultural employment and that the total production area of organic agriculture and the amount of subsidy are negatively significant. The results of the research reveal that a 1% increase in the wild harvesting area related to organic agriculture would lead to an increase of more than 0.28% in the agricultural employment rate, while a 1% increase in the total production area and the amount of subsidy would lead to a decrease of 0.40% and 0.44% in the agricultural employment rate, respectively.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    CO2 Emisyonu, Hava Yolu Taşımacılığı, Yenilenebilir Enerji Tüketimi ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: Beşli Grup (G5) Örneği

    Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem

    Çalışmanın amacı, CO2 emisyonu, hava yolu taşımacılığı, yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. G5 (Brezilya, Çin, Hindistan, Meksika ve Güney Afrika) ülkelerini kapsayan bu çalışmada 1990-2018 dönemine ait panel veriler kullanılmıştır. Hava yolu taşımacılığı değişkeni, hava yolu yolcu taşımacılığı ve hava yolu yük taşımacılığı olmak üzere ayrı ayrı modellere dâhil edilmiştir. Ağırlıklandırılmış Ortalama Grup (AMG) tahmincisi kullanılarak modeller tahmin edilmiştir. Ampirik analiz sonucuna göre hava yolu yük taşımacılığı CO2 emisyonunu istatistiksel olarak anlamlı ve negatif etkilerken hava yolu yolcu taşımacılığına ilişkin istatistiksel olarak anlamlı bir bulgu elde edilememiştir. Bununla birlikte, her iki modelde ekonomik büyüme CO2 emisyonunu istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif, enerji tüketimi ise negatif etkilemektedir

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Finansal Gelişmişlik ve İnsani Gelişim Endeksi Arasındaki İlişki: Kırılgan Beşli Örneği

    Gültekin, Ömer Faruk; Yalçın, Selçuk

    Finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü hakkındaki çalışmalar eski yıllara dayanmaktadır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalarda farklı görüşler ortaya konmuştur. Mevcut görüşlerin önemli bir kısmı finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu ortaya koymakla birlikte yapılan çalışmalarda finansal gelişme ve ekonomik büyümenin göstergesi olarak kullanılan değişkenler farklılık göstermektedir. Bu çalışmada spesifik olarak finansal gelişmişlik ile insani gelişim endeksi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada finansal gelişmişliğin göstergesi olarak, IMF tarafından 2012 yılında yayımlanan farklı finansal gelişmişlik boyutlarıyla oluşturulan 9 adet endeks aracılığıyla hesaplanan finansal gelişmişlik endeksi, borsa endeksi ve enflasyon verisi kullanılmıştır. Çalışmada finansal gelişmeyi gösteren değişkenlerden finansal gelişme endeksi ve finansal gelişme sürecinin başka bir temsilcisi borsa endeks değeri ile enflasyon değişkenlerinin insani gelişme endeksi üzerine kısa ve uzun dönemli etkileri kırılgan beşli olarak tanımlanan ülke grubu için araştırılmıştır. Panel ARDL yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde finansal gelişme endeksi ve borsa endeks değerinin insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlıdır. Enflasyonun ise insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi negatif yönlü ve anlamlıdır. Sonuçlar çalışmanın temel araştırma sorularında öne sürülen hipotezlerin geçerli olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tüketim Kültürünün İnşasında Markaların Hegemonyası

    Demirel, Çağatay; Değirmenci, Fatıh

    Tüketim, modern toplumlarda sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda bireylerin kimliklerini ve statülerini inşa ettikleri ve bunları ifade ettikleri bir alan olarak görülmektedir. Gezegenin her yerine yayılan ve akın eden tüketimci piyasanın hâkimi markalar, sahip oldukları güç ile toplumda ya da uluslararası sistemde egemen olmasını istediği değerleri çeşitli kurumlar ve aydınlar üzerinden aktararak kendilerine bağımlı kesimlerin zihinsel ve yapısal sınırları üzerinde tahakküm kurmaya çalışmaktadır. Elbette kapitalist üretim/dağıtım sisteminin yerinde durmak bilmeyen faaliyetlerini devam ettiren markalar için asıl amaç, kitlelerin gönüllü (rıza) olarak kendilerine itaat etmesini sağlayabilmek, mevcut kurulu düzene karşı isyanları en aza indirebilmek ve olası rakipleri bertaraf edebilmektir. Gerçekleştirilen nitel araştırmada, tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyası incelenmiş ve “tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyasını nasıl sağladığının ve markaların, tüketimi reklamlarda nasıl inşa ettiğinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu amaç etrafında araştırma evrenini “Effie Awards” reklamları oluştururken araştırmanın örneklemini ise 2023 yılı “Effie Awards Türkiye”de farklı kategorilerde ödüle değer bulunan reklam filmleri oluşturmaktadır. Çalışmada markaların hegemonyalarını sağlarken güç unsuru içerisinde yer alan kültür ve bilgiyi ve rakip unsurlar içerisinde yer alan eşsizliği önemli ölçüde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca markaların reklamlarda tüketim kültürünü, tüketimin sembolik boyutu, mutluluk-haz, çekicilik, kolaylık ve tarz temalarıyla inşa etme noktasında önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Petrol Fiyatları, Döviz Kuru ve İhracat Üzerine Ekonometrik Bir Araştırma: Rusya, Azerbaycan ve Endonezya Örneği

    Hayaloğlu, Pınar; Recepoğlu, Mürşit; Cakir, Mehmet Ali

    1970’lerdeki petrol krizinden sonra, petrol fiyatlarının ekonomi üzerine etkileri konusundaki tartışmalar hız kazandı. Petrol tükenebilir bir enerji kaynağı olmasının yanında ortaya çıkardığı çevre kirliliği birçok gelişmiş ülkeyi yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneltmiştir. Ayrıca Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve dışa bağımlılığı arttırması ülke ekonomileri için istikrar bozucu etkiler doğurmaktadır. Bütün bunlar petrol rezervi bulunan ve ekonomileri büyük ölçüde petrol sanayiine bağlı olan ülkeler için tehdit unsuru oluşturmaktadır. Bu çalışmada toplam petrol üretimi ve tüketimi Avrupa’dan daha fazla olan ve önceki çalışmalarda genellikle fazla odaklanmayan Rusya, Azerbaycan ve Endonezya’da petrol fiyatları, ihracat ve döviz kuru arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Panel nedensellik testlerinin kullanıldığı çalışma 1996-2021 dönemini kapsamaktadır. Analiz sonuçları ilgili ülkelerde petrol fiyatlarından ihracat ve döviz kuruna tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, ihracattan döviz kuruna doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Analysis of Sector Based Energy Consumption Rates of OECD Countries with Louvain Clustering

    Şimşek, Ahmet Bahadır

    This study examines the shares of sectors (agriculture, services, industry, transportation and other sectors) in total energy consumption in OECD countries for the period 2011-2020 using Louvain cluster analysis. Energy consumption is an important development indicator and provides important information about the development of countries. In particular, the analysis of the shares of energy consumption of main sectors such as agriculture, services, industry and transport sectors can provide important information about a country's economic diversity, level of industrialization and economic focus. Cluster analysis can provide important insights by identifying countries with similar energy consumption patterns. Louvain cluster analysis was preferred in this study. Louvain clustering has the advantage of being fast and dealing with noise compared to K-means and Hierarchical clustering methods. The results of the study are evaluated from two perspectives. The first one is the inferences obtained from the descriptive statistics of the data set and the second one is the inferences obtained from the clustering analysis. The results of the cluster analysis emphasize the insights offered by the cluster changes in the temporal dimension and the formation of year-based clusters. In addition, the insights provided by the clustering results for Türkiye are evaluated.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2024
    Traditional and Geographical Indication Labelled Dry Beans Prices Received By Farmers: An Evaluation According to Product Quality and Spatial Properties

    Adanacioglu, Hakan; Doğan, Nilgün

    It has become common to increase the market power of commodities by protecting the features of the products specific to the region with the GI label. There are many gastronomic products registered with GI in the province of Gümüşhane and one of them is Kelkit Dry Beans, which was registered by the Turkish Patent Institute (TPE) in 2020. This seedis registered with its white colour and pink spots on it, with its distinctive features compared to other dry bean seeds. In recent years, local farmers have been producing with impure dry bean seeds, which they obtained from the surrounding regions and have higher yield characteristics, the dried beans produced with this seed differ from the beans produced with the local seed with its pinkish coloration and elliptical grain feature. In order to turn the product value of Kelkit Dry Beans produced with local seeds into an advantage, examining the prices received by the farmers according to their quality characteristics and comparing them according to spatial characteristics constituted the focus of this study. For both farmer groups, dry bean sales amount, prices and distance to the sales point were examined according to the product grade, which is the factor determining the quality in 2020 and 2021. According to the findings of this study, there is no expected difference between the prices received by the farmers. However, the results of the analysis show that there is a positive and strong relationship between the product quality and the average sales price obtained.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güven ve vergi uyumu ilişkisinde gücün düzenleyicilik etkisi: gümüşhane vergi mükellefleri üzerine bir araştırma

    Uğur, Candan Yılmaz

    Vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasındaki etkileşimin vergi uyumu üzerindeki etkisi Kirchler, Hoelzl ve Wahl (2008) tarafından geliştirilen Kaygan Zemin Yaklaşımı (Slippery Slope Framework) çerçevesinde tartışılmaktadır. Kaygan Zemin Yaklaşımı’nın temel varsayımı, idarenin gücü ve idareye duyulan güven arasındaki dengenin vergi uyum düzeyinin temel belirleyicisi olduğudur. Bu araştırmada Kaygan Zemin Yaklaşımı çerçevesinde güven duygusunun vergi uyumu üzerindeki etkisinin güç tarafından düzenlenip düzenlenmediği incelenmiştir. Veriler anket yöntemi aracılığıyla Gümüşhane’de faaliyet gösteren 148 gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden elde edilmiştir. PROCESS Makro Model 1 aracılığıyla ulaşılan analiz sonuçları, güvenin vergi uyumu üzerindeki etkisinde gücün düzenleyicilik etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak güç algısının düşük olduğu bireylerde; düşük düzey güven algısı ile yüksek düzey güven algısı arasındaki farkın vergi uyumu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu bağlamda vergi uyumluluğunu artırmak isteyen vergi otoritelerinin güç ile ilgili yaptırımlarından ziyade, diğer faktörlere odaklanması gerekmektedir. Nitekim Kaygan Zemin Yaklaşımı’nda vergi kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi ve kamusal ihtiyaçlarının karşılanması için vergi gelirlerinin artırılması, mükelleflerin güven ve adalet algılarının yükseltilmesine de bağlıdır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Avrupa Birliği İklim Değişikliği Politikası: Politik Fırsatlar İçin İtici ve Destekleyici Faktörler

    Ugur, Omer; Efşan, Nur Çelik

    Kuruluşundan bugüne entegrasyon amaçlarını ekonomik alanla sınırlı bırakmayarak genişleten AB’nin çevreci adımları 1987 Avrupa Tek Senedi’yle ete kemiğe bürünmüş ve çevre konusu resmen AB’nin ortak politikası haline gelmiştir. AB’nin çevre politikası oluşturma arzusu normatif amaçlar taşımakla kalmayıp bir Birlik stratejisi olarak yerini almıştır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı AB çevre politikasının gelişim sürecinin AB bütünleşme sürecindeki önemini ortaya koymaktır. Çalışmada çevre politikalarının yalnızca normatif bir amaca hizmet etmediği, AB’nin ekonomik ve siyasi bütünleşme sürecine de katkılar sunan stratejik bir alan olduğu açıklanmaktadır. Çalışmanın evreni AB olup, örneklemi iklim değişikliğinde politik fırsatlar için itici ve destekleyici faktörlerdir. Ele alınan itici faktör parametreleri; normatif ve sivil güç, önlem ilkesi, bilimsellik ilkesi, uluslararası işbirliği ve etkili çok taraflılık, sürdürülebilir kalkınma ve iklim göçünün güvenliği ilkeleridir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmış ve literatür taraması yapılmıştır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kentleşme, Enerji Tüketimi, Ekonomik Büyüme ve Dış Ticaret Açığının Türkiye’de Ekolojik Ayak İzi Üzerine Etkisi

    Kekül, Okan

    Küresel ısınma, iklim değişikliği, karbon salınımı vb. çevresel sorunlara ek olarak ekolojik ayak izine yönelik gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar son yıllarda ivme kazanmıştır. Türkiye’ye ait verilerin kullanıldığı bu çalışmada, 1980 – 2021 dönemi esas alınmış ve ekolojik ayak izi üzerinde kentleşme, ekonomik büyüme, dış ticaret açığı ile enerji tüketiminin etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. A-ARDL sınır testi yaklaşımının benimsendiği araştırmada ilk olarak eş bütünleşmenin varlığı ortaya konulmuştur. Analizin bulgularına bakıldığında, ekonomik büyümenin ve enerji tüketiminin hem uzun hem de kısa dönemde çevreyi olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Modele yönelik hata terimleri katsayısı elde edilmiş ve bu katsayı ile gerçekleşen hesaplamalarda kısa dönemde oluşabilecek sapmaların yaklaşık %80’lik bir bölümü sonraki dönemde düzeleceği tespit edilmiştir. Bu çalışmaya ait sonuçların çevre politikaları ve stratejilerine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleYalnız künye2024
    İçsel Pazarlama Uygulamalarının Kişi Örgüt Uyumuna Etkisinde Çalışanların Adalet Algısının Aracı İç Girişimcilik Özelliğinin Düzenleyici Rolü: Telekomünikasyon Sektöründe Bir Uygulama

    Akyüz, Ahmet Mutlu; Yazıcı, Yusuf

    Bu araştırmanın amacı rekabetin arttığı günümüzde avantaj sağlayabilmek için çalışanlara yönelik uygulanan içsel pazarlama uygulamaları ile kişi örgüt uyumu, örgütsel adalet algısı ve iç girişimcilik değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma telekomünikasyon sektöründe hizmet veren bir işletmenin 658 müşteri ilişkileri çalışanının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna (KÖU) etkisinde eğitim-gelişim (EG), ücret-ödüllendirme (ÜÖ), güçlendirme (G), iç iletişim (İİL) boyutlarının anlamlı etkisi tespit edilirken esnek çalışmanın (EÇ) etkisi tespit edilememiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna etkisinde Dağıtım adaletinin (DA) aracı etkisi olarak; ücret-ödüllendirme, güçlendirme ve esnek çalışma boyutlarında aracılık etki tespit edilirken eğitim-gelişim, iç iletişim boyutlarında tespit edilememiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna etkisinde İç girişimciliğin(İG) düzenleyici etkisi olarak; iç iletişim ve esnek çalışma boyutlarında düzenleyici etki tespit edilirken eğitim-gelişim, ücret-ödüllendirme, güçlendirme boyutlarında düzenleyici etki tespit edilememiştir.

  • MakaleYalnız künye2024
    Teknolojik Direnç ve Havalimanı Deneyiminin Bibliyometrik Analiz ile İncelenmesi

    Atalık, Özlem; Polat, Güler

    Havalimanları günümüzde önemli birer iş merkezi haline dönüşmüştür. Bu yönüyle havalimanları, sadece havayolu ulaşım hizmeti vermenin yanı sıra birçok farklı iş modelini de bünyesinde barındırmakta ve yoğun bir rekabete sahne olmaktadır. İşletmeler rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için yolculara sundukları havalimanı deneyiminin eşsiz olmasına önem vermektedirler. Bu kapsamda en çok yararlandıkları faktör ise teknolojidir. Havalimanlarının teknolojiye son derece duyarlı olmalarının sebeplerinden biri rekabet üstünlüğü sağlama amaçlarıdır. İşletmelerin sunulan teknolojiden maksimum fayda sağlayabilmesi yolcuların teknolojiyi benimseme ve kabul etme düzeylerine göre değişmektedir. Bu kapsamda yolcuların teknolojik dirençleri belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, havalimanı deneyimi ve teknolojik dirence ilişkin mevcut literatürü bibliyometrik analiz yöntemiyle analiz etmeyi ve literatürün yönüne ilişkin bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Bu süreçte 1981-2024 yılları arasında indekslenen 6,188 çalışmanın incelenmesi için R tabanlı Bibliometrix yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulguları, Efsa Journal’ın yayın performansı açısından literatüre öncülük ettiğini göstermektedir. Amerika’dan araştırmacılar, ülke olarak literatüre en yüksek katkıyı sunmaktadır. Aynı zamanda sağlık ve genetik alanında teknolojik direnç ile ilişkili çalışmaların nispeten daha yoğunlukta olduğu bulunmuştur. Bilimsel haritalama tekniği vasıtasıyla ortaya çıkan araştırma temalarının (technological change,technological properties, technological advances, mechanical properties vb.) ise araştırmacılara yol göstermesi beklenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’nin balkanlardaki yumuşak gücünün analizi: güçlü ve zayıf yönler

    Sancak, Kadir

    İletişim imkânlarındaki hızlı gelişme ve uluslararası kamuoyunun küresel sistemde daha önce olmadığı kadar politik gelişmelerde belirleyici olması yumuşak güce olan ilgiyi artırmıştır. Küresel sistemde söz sahibi olmaya çalışan birçok ülke, son dönemde yumuşak güç politikalarına daha fazla önem vermeye başlamıştır. Türkiye de özellikle son yirmi yılda takip ettiği çok yönlü dış politika bağlamında yumuşak gücü merkeze alan bir politik yaklaşım benimsemiştir. Türkiye’nin uyguladığı yoğun kamu diplomasisi faaliyetleri ile birlikte yumuşak güce en fazla ağırlık verdiği bölgelerden biri Balkanlardır. Bununla birlikte Türkiye’nin Balkanlardaki yumuşak güç politikalarını kolaylaştıran faktörlerin yanında sınırlayan başka etmenler de bulunmaktadır. Türkiye’nin yumuşak gücü ile ilgili yapılan çalışmalarda genellikle olumlu yönlere temas edilerek zayıf yönler ihmal edilmektedir. Oysa zayıf yönler dikkate alınmadan yapılacak olan kamu diplomasisi faaliyetlerinin başarılı olma ihtimali azalacaktır. Bu çalışmada öncelikle ve kısa olarak yumuşak güç kavramı anlatılacak; devamında Türkiye’nin genel yumuşak güç politikaları ve bu bağlamda Balkanlara olan ilgisine yer verilecektir. Sonrasında ise yumuşak gücün kaynakları bağlamında Türkiye’nin Balkanlardaki yumuşak gücünün kuvvetli ve zayıf yönleri ele alınarak çalışma sona erdirilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of Health System Performance in the Member States of the European Union and the Organization of Economic Development and Cooperation

    Köse, Aslı

    The aim of this research is to evaluate the health system performance of the European Union (EU) and OECD member countries using the Organization of Economic Cooperation and Development (OECD) performance measurement approach. The data are taken from the OECD and Eurostat databases. According to the efficiency scores obtained through Data Envelopment Analysis, the relationship between the variables in the health system performance model was evaluated with Tobit Regression analysis. Furthermore efficiency ordering of health systems determined in help of super efficiency model. EMS and EViews programs were used to analyze the data. In 2011-2019, the health systems of OECD and EU member countries Greece, Ireland, Norway, Poland, Slovenia, Spain, Sweden, and Estonia were determined to be effective at the performance level according to Data Envelopment Analysis. It has been determined that the Czech Republic, Denmark, Germany, and Austria health systems are not effective at the performance level in three scale types. According to Tobit Regression analysis, it was determined that only life expectancy at birth was effective on health system performance among the variables in the OECD health system performance measurement approach.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    Seçili Risk Ve Belirsizlik Endeksleri İle Sektörel Hisse Senedi Getirileri Arasındaki Asimetrik İlişkinin İncelenmesi: OECD Ülkeleri İçin Ampirik Bir Analiz

    Pala, Fahrettin

    Çalışmanın amacı, ekonomik politika belirsizliği (EPU), jeopolitik risk (GPR) ve piyasa duyarlılığının (VIX) seçilmiş 5 OECD ülkesine (ABD, Fransa, İngiltere, İtalya ve İsveç) ait sektörel hisse senetleri üzerindeki asimetrik etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın tasarımı ve metodolojik yaklaşımı parametrik Granger nedensellik testi ve parametrik olmayan kantil tabanlı tekniklere dayanmaktadır. Jeopolitik risk endeksi (GPR), ülke ekonomik politika belirsizliği (EPU) ve Chicago Board Options Exchange'in (CBOE) oynaklık endeksinin (VIX) yanı sıra ekonomik faaliyetin yedi sektörünü (sağlık, finans, teknoloji petrol ve gaz, endüstri, tüketici hizmetleri ve temel tüketim ürünleri) kapsayan aylık verilerini kullanıyoruz. Veri setimiz, Ocak 2012 ile Şubat 2024 tarihleri arasındaki dönemi kapsamaktadır. Verilerin analizinde Granger Nedensellik testi ve Panel Kantil Regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgularımız beş ana noktandan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, ekonomik politika belirsizliği, jeopolitik risk ve yatırımcı duyarlılığından seçili OECD ülkelerinin sektörel hisse senetlerine doğru nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna varıyoruz. İkincisi ekonomik politika belirsizliği, jeopolitik risk ve yatırımcı duyarlılığının farklı çeyreklikler boyunca seçili OECD ülkelerine ait hisse senedi getirileri üzerinde genel olarak güçlü bir ön görü gücüne sahip olduğu sonucuna varıyoruz. Üçüncüsü seçilmiş OECD ülkelerine ait hisse senedi getirileri üzerinde en yüksek öngörü gücüne sahip değişkenin ekonomik politika belirsizliği (EPU) olduğu sonucuna varıyoruz. Dördüncüsü, özellikle ekonomik politika belirsizliğinin, seçili OECD ülkelerine ait sektörel hisse senedi getirileri üzerindeki etkisinin asimetrik olduğu sonucuna varıyoruz. Yine jeopolitik risk ve piyasa duyarlılığının ise belirli sektörel hisse senedi (teknoloji, petrol ve gaz) getirileri üzerindeki etkisinin asimetrik olduğu sonucuna varıyoruz. Çalışmanın orijinalliği, COVID-19, Rusya-Ukrayna ve İsrail-Filistin çatışmasının da dahil olduğu dünyada yaşanan küresel faktörlerin seçilmiş OECD ülkelerine ait sektörel bazda hisse senedi piyasasını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor olmasıdır. Dolayısıyla bulgularımızın değeri, piyasa düzenlemesi ve portföy yönetimi için önemli çıkarımlar sağlamasında yatmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Analysis of The Impact of Risks in The Turkish Banking Sector on Investor Behavior

    Akyol, Hikmet; Başar, Selim

    This research examined the effects of Turkish banking risks on investor behavior. this context, the period of nine deposit banks covering the period between 2008:Q3-2019:Q3 was analyzed using panel regression estimators. Researchers found that systemic and systematic risks negatively affected investor sentiment in the real sector. The rise in systemic and market risks of banks has led to an increase in investor pessimism. The findings showed that the real sector confidence index can be used as an effective early warning system for financial instability. It has shown that banking sector risks have the potential to spread to the entire economy through real sector investment behavior. The results revealed that stock returns positively affect real-sector investment behavior. Accordingly, positive developments in the stock markets encouraged the real-sector to invest. In the research, the effects of selected macro variables on investor sentiment were analyzed. The forecast results documented that inflation rates, the current account balance, and the VIX uncertainty index negatively affected real-sector investor behavior. On the contrary, it was determined that the effect of the MSCI Europe index on investor sentiment was positive.

  • MakaleYalnız künye2024
    Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleriyle değerlendirilmesi

    Ertaş, Fatih Coşkun; Tosunoğlu, Büşra; Nıyazı, Farıdeh Nıyazı

    Bu çalışmanın amacı Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve za- yıf yönleriyle değerlendirilmesidir. Alt amacı ise adli muhasebe müfredatında hangi derslerin ve öğretim tekniklerinin yer alması gerektiğidir. Bu doğrultu- da Türkiye’de Muhasebe-Finansman anabilim dalında görev yapan 332 aka- demik personele, adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleri, müfredatta yer alması gereken dersler ve öğretim tekniklerinin neler olması gerektiğine ilişkin oluşturulan bir anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, adli muhasebe eğitiminin en güçlü yönünün öğrencilere sağlamış olduğu fayda, en zayıf yönünün ise müfredatta mesleki standartların yeteri kadar yer almaması söylenebilmektedir. Ayrıca mesleğin değeri, kariyer olanakları ve gerçeğe uy- gun veriye erişim imkânı gibi güçlü yönlerinin yanı sıra müfredattaki tutarsız- lıklar, kaynak eksikliği ve tanınma ve itibar eksikliği de diğer zayıf yönlerini oluşturmaktadır. Çalışmada ayrıca hile unsurları ve türleri, veri analitiği, psi- koloji, iç kontrol ve iç denetim, iş etiği, etkili raporlama yöntemleri ve ekono- mik suçların kriminolojisi gibi derslerin müfredatta yer alması gerektiği tespit edilmiştir. Son olarak adli muhasebe eğitiminde öğretim teknikleri de ince- lenmiş olup ilk sırayı vaka analizi almakta olup bu tekniği modelleme, proje ve sunum, eğitici filmler, eğitim kampları ve laboratuvarlar takip etmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’de Ekolojik Ayak İzi ile Finansal Gelişme Arasındaki İlişki: Fourier Testinden Kanıtlar

    Karaaslan, İbrahim

    The impact of financial development on the ecological footprint and the relationship between them is of great importance for sustainable development and environmental protection. While financial development contributes to economic growth, it can also increase the consumption of natural resources and environmental pollution. For this reason, balancing financial development with environmental sustainability is critical to preserving the quality of life for future generations. Effective environmental policies and green financing tools can simultaneously promote economic growth and minimize the ecological footprint, thereby improving environmental quality. This study investigates the long-term relationship between financial development and ecological footprint in Türkiye. The dataset covers the period from 1980 to 2022 and consists of annual observations. The stationarity of the variables was tested using the Fourier KPSS unit root test and the KPSS unit root test. After determining that the variables were not stationary at their level values, the Fourier cointegration test was used to examine the long-term relationship between the variables. The results of the study revealed a cointegration relationship between ecological footprint and financial development in Türkiye. According to the long-term DOLS estimation results, there is a statistically significant positive relationship at the 1% significance level between financial development and ecological footprint, indicating that increases in financial development lead to increases in the ecological footprint. This finding underscores the need for more environmentally friendly policies and careful decision-making in the process of achieving financial development.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Çatışmanın Yankıları: Kanlı Madalya ile İç Savaş Sonrası Amerika'nın Sosyoekonomik Dinamikleri Arasındaki Benzerlikleri Keşfetmek

    Koç, İbrahim; Çapoğlu, Kemal

    Stephen Crane'in Kanlı Madalya (1895) adlı romanı, Amerika'nın en büyük göç ve kentleşme dönemlerinden biri olan İç Savaş sonrası dönemde yayımlanmıştır. Bu dönemi karakterize eden iki önemli faktör vardır: Birincisi, bilimsel gelişmelerin desteğiyle endüstriyel üretimin yükselişi ve bunu izleyen ekonomik genişleme; ikincisi ise Güney'deki ekonomik yıkım ve Kuzey'in sanayi kentlerinin vaat ettiği daha yüksek yaşam standartları nedeniyle artan göç. Bu dönemde üretim tekniklerinde yaşanan değişimler ücret rekabetinde işverenler lehine bir avantaj yaratmıştır. Dolayısıyla fabrika sahipleri vasıflı işçiler yerine vasıfsız göçmen işçileri tercih etmeye başlamış ve bu da kentleşmenin yoğunluğunu artırmıştır. Hızlı nüfus artışı şehirleri güçlünün zayıfı ezdiği endüstriyel cangıllara dönüştürürken, destekleyici sosyal ağlardan yoksun kırsal göçmen işçiler için hayat, sorunlarla dolu bir savaş alanından farksızdı. İşte roman böyle bir dönemde yazıldı. Bu durumu göz önünde bulunduran ve F. Jameson’ın edebi metinlerin yalnızca yaratıcılığın bireysel ifadeleri değil, kültürel, ekonomik ve politik anlamlarla örülü belirli sosyo-tarihsel anların ürünleri olduğu perspektifinden hareket eden bu makale, hikayedeki genç ve deneyimsiz askerlerden oluşan 304. piyade alayının birçok yönden İç Savaş sonrası dönemdeki genç Amerikan sanayi işçilerini anımsattığını savunmaktadır. Bu bağlamda, Kanlı Madalya anlattığı tarihsel olay kadar yazıldığı dönemin sosyo-tarihsel koşullarını da yansıtmaktadır.