Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Nato standartlarında bir deniz kuvvetleri inşası:ukrayna 2035 deniz stratejisi örneği

    Tutak, Eda

    Azak Denizi ve Karadeniz’e bulunan kıyıları, enerji rezervlerine yakınlığı, Rusya ve Orta-Asya enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasındaki transit ülke konumu Ukrayna’yı bölgede sürdü-rülebilir güvenliğin kilit aktörü haline getirmektedir. Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından iti-baren NATO ile ortaklık geliştiren Ukrayna, bir taraftan ülkedeki otokratik eğilimleri yumuşat-mak diğer taraftan Rusya’dan gelen baskıları dengelemek için NATO ile iş birliğini askerî, siyasi ve jeopolitik kapsamda araçsallaştırmıştır. Ukrayna, 2.759 km kıyı uzunluğu ve 72 bin km²’den fazla münhasır ekonomik bölgesiyle askerî ve ekonomik açıdan ulusal çıkarları denizlerle ya-kından bağlantılı olan bir devlettir. Dolayısıyla denizlerde hareket yeteneğine sahip, modern ve gelişmiş bir donanma gücüne sahip olmak Ukrayna açısından kritik önem taşımaktadır. Ancak 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle birlikte Ukrayna Donanması’nın %70’i yok ol-muş, 2022 yılında Rusya tarafından Ukrayna’ya karşı başlatılan geniş çaplı askerî operasyon ise Ukrayna Donanması’nın hayati önemini yeniden ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı Uk-rayna tarafından yayınlanan 2035 Deniz Kuvvetleri Strateji Belgesi’ni analiz etmek ve belgede yer alan reformların NATO standartları, ilkeleri ve değerlerini içeren hedeflerini incelemektir. Ukrayna Deniz Kuvvetleri, 2035 yılına kadar NATO standartlarında modern ve gelişmiş do-nanma gücü inşa etmeyi ve açık deniz hareket kabiliyetine sahip bir kuvvet yapılanması ger-çekleştirmeyi hedeflemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Vergi Uyumu Konusundaki Makalelerin Web of Science Veri Tabanına Dayalı Bibliyometrik Analizi

    Günay, Hamdi Furkan

    Vergi uyumuna yönelik tartışmalar uzun süredir devam etmekte ve ilgili yazın farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla zenginleştirilmeye devam etmektedir. Bu yönüyle vergi uyumu uzun yıllardır olduğu gibi gelecekte de araştırmacılar için ilgi çekici bir çalışma alanı olma özelliğini korumaktadır. Buna karşın literatür incelendiğinde vergi uyumu araştırmalarının genel eğilim ve özelliklerini ortaya koyan çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu araştırmanın amacı Web of Science veri tabanında indekslenen vergi uyumu çalışmalarının bibliyometrik analizini yapmaktır. Bu doğrultuda 1982-2023 yılları arasında yayınlanmış 829 makale, RStudio programında “biblioshiny” paketiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz kapsamında vergi uyumu çalışma alanında yayın yapan en etkili dergiler, yazarlar, ülkeler, iş birliği durumları, kelime analizleri, tematik harita ve evrim gibi çeşitli bibliyometrik göstergeler sunulmuştur. Alandaki en üretken derginin Journal of Economic Psychology olduğu ve en üretken, en çok atıf alan ve en çok iş birliği gerçekleştiren yazarın ise Erich Kirchler olduğu tespit edilmiştir. Yıllar itibarıyla vergi uyumuna ilişkin makale sayılarında önemli bir artış ivmesi görülmekle birlikte “tax law”, “e-government” ve “economics” konularına son yıllarda yaşanan tematik evrim çalışmayla ulaşılan bazı diğer bulgular arasındadır. Çalışmanın vergi uyumu araştırma alanının genel görünümünün ortaya koyulması ve gelecek araştırmalara yol göstermesi bakımından faydalı olacağı düşünülmektedir.

  • MakaleYalnız künye2023
    Türkiye’de Tarımsal Büyümeye Etki Eden Ekonomik Faktörler (Bir Regresyon Analizi)

    Merddan, Kurtuluş

    Tarımsal üretim, ekonomik olarak karmaşık ve rekabetçidir. Tarımsal üretim hem nüfusun beslenme ihtiyacını karşılamakta hem de doğumda yaşam beklentisini artırmaktadır. Bu çerçevede emek gücünün üretim sürecine olan katkısı sürekli artmakta, yaşam süresi de göreceli olarak uzamaktadır. Tüm bunların yanında tarım sektörü; imalat sanayisine hammadde tedarikinde bulunmakta, iç talep yaratmakta ve sanayileşmenin finansmanında kullanılabilecek yurt içi tasarruf arzını artırmaktadır. Bahse konu olan bu unsurlardan hareketle tarım sektörünün ekonomik büyümeye doğrudan ya da dolaylı etkisinin olduğu düşünülmektedir. Son yıllarda Türkiye ekonomisi birçok iç ve dış gerilimle karşı karşıya kalmasına rağmen, ekonomideki büyüme devam etmiştir. Tarım sektöründe meydana gelen bu büyümeye etki eden ekonomik faktörlerin belirlenmesi çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Bu kapsamda 2000-2022 yılları arası 23 yıllık zaman serisi verilerinden yola çıkılarak, regresyon analizi yapılmış ve tarımsal büyümeyi etkileyen ekonomik faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada; tarımsal destekler, kamu sektörü ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen tarımsal sabit sermaye yatırımları, tarımın GSYİH içindeki payı, tarımsal istihdam ile tarımsal GSYİH arasındaki ilişki bir regresyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında tarımsal desteklemelerin, sabit sermaye yatırımlarının, tarımın GSYİH içindeki payının büyümeyi olumlu, tarımsal istihdam sayısının ise tarımsal büyümeyi olumsuz yönde etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Does Intellectual Capital Affect Financial Performance and Non-Performing Loans? Evidence From the Banking Sector in Turkey

    Ayaydin, Hasan; Barut, Abdulkadir; Pilatin, Abdulmuttalip

    The purpose of this study is to empirically examine the impact of intellectual capital (VAIC) capacity of 21 Turkish banks on financial performance (ROA) and non-performing loans (NPL) from 2004 to 2020. Panel data technique was used for analysis. The study results suggest that banks’ intellectual capital is vital for their profitability, credit risk and competitive advantage. As far as known, this is one of the first empirical researches in Turkey that examines the impact of IC and its components on financial performance and non-performing loans of the Turkish banking sector in the long term.

  • MakaleYalnız künye2023
    Emlak Vergisi Kapsamında Değerli Konutların Vergilendirilmesi: Portekiz, Güney Kore ve Türkiye Uygulamalarına Genel Bir Bakış

    Uğurlu, Hümeyra

    Mali güce göre vergilendirme anlayışının sonucu olarak, bir ülkede yaşayan vatandaşların hangilerinin vergi mükellefi olabileceği ve nasıl vergilendirilebileceği belirlenmeye çalışılmaktadır. Vergilemede adil olabilmek için ödeme gücüne sahip herkesin kamu hizmetlerinin finansmanına katılması önemlidir. Esas olarak; gelir, servet ve harcama, ödeme gücünün göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Servetin vergilendirilmesi üzerindeki tartışmalar, Türkiye’de, Değerli Konut Vergisi (DKV) adında yeni bir vergi türünü gündeme getirmiştir. Değerli Konut Vergisi, 2019 yılında kabul edilmiş, 2020 yılında tahsil edilmesi planlanmış ancak 2021 yılında uygulamaya konulabilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de Değerli Konut Vergisini değerlendirerek, benzer uygulamalar olduğu düşünülen; Portekiz’de İlave Emlak Vergisi ve Güney Kore’de Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi uygulamaları ile karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, Emlak Vergisi hakkında genel bilgilere yer verilecek, sonrasında İlave Emlak Vergisi ve Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi değerlendirilmeye çalışılacaktır. Son olarak, Türkiye’de uygulanan DKV hakkında bilgilere yer verilerek ülkelerin karşılaştırılması yapılacaktır. Bu değerlendirmeler sonucunda; Türkiye’de uygulanan DKV’nin özellikle ödeme gücü ilkesi, eşitlik ve vergi adaletine özgü bir takım eksiklikleri barındırdığı söylenebilir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Finansal Bilgi Düzeyinin Finansal Yönetim Davranışı ve Yatırım Davranışına Etkisi

    Soydaş, Şafak Sönmez

    Amaç – Pay piyasasında yatırım yapan bireylerin yaptıkları yatırımlarından kar elde etmesi ya da zarar etmemesi için belirli düzeyde finansal bilgi seviyelerinde olması gerekmektedir. Bu kapsamda bireylerin finansal bilgi düzeyinin ve finansal yeterliliklerinin finansal yönetim ve yatırım davranışlarını nasıl etkilediğini tespit etmektir. Yöntem – Bu çalışmanın modeli nicel araştırma modelidir. Çalışmanın evreni borsada pay alım satımı yapan bireylerdir. Sosyal medyada Telagram gruplarında aktif olarak pay alım satımı yapan 500 kişilik grup içerisinden 380 bireye anket uygulanmıştır. Bireylerin finansal bilgi düzeyini ölçmek için “Finansal Okuryazarlık Ölçeği”, bireylerin finansal yönetim davranışlarını ölçmek için “Finansal Yönetim Davranış Ölçeği”, bireylerin yatırım davranışlarını ölçmek için “Yatırımlarda Davranışsal Finans Ölçeği” kullanılmıştır. Analiz için SPPS 24 programı kullanılmıştır. Bulgular – İlk olarak kullanılan ölçeklerin güvenilirlik katsayıları sırasıyla, (0,813), - (0,804), - (0,851) olarak bulunmuştur. Daha sonra korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda bireylerin finansal bilgi düzeyinin, bireylerin finansal yönetim ve yatırım davranışlarını pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir. Tartışma – Bireylerin finansal bilgi düzeyinin finansal yeterliliklerinin finansal yönetim ve yatırım davranışlarını pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Bundan dolayı bireylerin finansal bilgi seviyelerinin arttırılması bu anlamda önem taşımaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    The Impact of Selected Macroeconomic Indicators on Environmental Degradation: BRICS-T Countries

    Tabak, Osman; Özav, Tuğba Betül

    The purpose of this study is to investigate the impact of various macroeconomic indicators on environmental degradation and explore the question of whether these indicators are an ecologi- cal solution or a crisis. In this perspective, the long-term effects of globalization, financial devel- opment, and economic growth on environmental degradation were examined with the common correlated effects estimator, based on the 1992–2018 data period for the BRICS-T countries (Brazil, Russia, India, China, South Africa and Turkey). The findings show that economic growth increases environmental degradation, while financial development and globalization do not have a statistically significant effect on environmental degradation.

  • MakaleYalnız künye2023
    Pay Senedi Fiyatının Belirleyicilerinin Tespit Edilmesi: Bist-100 ve Bist- 30 Borsa Endeksi’nde Karşılaştırmalı Bir Uygulama

    Karaaslan, İbrahim; Özgür, Yağmur

    Borsalar bir ekonomiye likidite sağlama, sermayenin tabana yayılması, ekonomide yapısal değişikliklerin kolaylaştırılması ve ekonomiye kaynak yaratılması gibi birçok temel işleve sahiptir. Bu yüzden borsa fiyatlarına etki eden makroekonomik faktörlerin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, pay senedi fiyatının belirleyicilerinin tespit edilerek Borsa İstanbul-100 ve Borsa İstanbul-30 Endeksi fiyatına etki eden faktörlerin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın modeline ilişkin veriler 2011/Q1-2022/Q3 aralığını içermekte ve 47 çeyreklik veriden oluşmaktadır. Çalışmada pay senedi fiyatlarını temsilen açıklanan değişken olarak BİST-100 ve BİST-30 endeksi fiyatı, açıklayıcı değişkenler olarak ise; Dolar/TL kuru, 3 aya kadar vadeli mevduata ödenen faiz, altın ons fiyatı ve Avrupa Brent petrol fiyatı kullanılmıştır. Johansen eş-bütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiş, FMOLS ile model tahmininin gerçekleştirildiği çalışmada, Faiz, Dolar, Altın ve Brent değişkenlerinin hem BİST-100 hem de BİST-30 endeksi fiyatlarını istatistiki olarak anlamlı şekilde etkilediği, bu etkinin her iki borsa endeksi için anlamlı derecede farklılaşmadığı tespit edilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2023
    Finansal Okuryazarlığın Finansal Sömürü Üzerine Etkisi

    Soydaş, Şafak Sönmez

    Bu çalışma, bireylerin finansal okuryazarlık düzeylerinin finansal sömürüye maruz kalıp kalmadıklarını ve finansal sömürünün alt boyutları ile finansal okuryazarlık arasındaki ilişkiyi tespit etmek için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 130 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Finansal sömürü anket soruları için anket cevapları ilk olarak faktör analizine tabi tutulmuştur. Faktör analizi sonucunda faktörler 3 boyuta ayrılmış olup güvenilirlik düzeylerinin belirlenen sınırların üzerinde olduğu gözlemlenmektedir. Faktörler finansal endişe, finansal kırılganlık ve finansal bağımlılık olarak belirlenmiştir. Finansal okuryazarlık ve finansal sömürü arasındaki ilişki için korelasyon analizi, finansal okuryazarlığın finansal sömürü üzerindeki etkisini ölçmek için regresyon analizi yapılmıştır. Finansal sömürünün alt boyutları ile finansal okuryazarlık arasında ki ilişki ve etki düzeyleri için ayrı ayrı korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında bireylerin finansal okuryazarlık düzeylerinin finansal sömürü düzeylerini negatif yönlü etkilediği görülmüştür. Finansal okuryazarlık düzeyi arttıkça bireylerin finansal sömürüye maruz kalmaları azalmaktadır. Ayrıca bireylerin finansal okuryazarlık düzeyleri finansal endişe ve finansal kırılganlık düzeylerini negatif yönlü anlamlı, finansal bağımlılık düzeyini ise pozitif yönlü anlamsız etkilediği görülmüştür. Yani bireylerin finansal okuryazarlık düzeyleri arttıkça finansal endişe ve finansal kırılganlık düzeyleri azalmakta, finansal bağımlılık düzeyinde ise herhangi bir etki olmadığı gözlemlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Covid 19 Pandemi Sürecinde Online Satışlarda Algılanan Adaletin Tüketici Sinizmi Üzerine Etkisi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Covid-19 pandemisi başta sağlık olmak üzere toplumsal hayatı birçok yönden etkilemektedir. Pandeminin etkilediği önemli alanlardan biri de ekonomidir. Pandemi birçok işletmeyi ekonomik olarak etkilemektedir. Geleneksel pazarlama yöntemlerini kullanarak satış gerçekleştiren birçok firma pandemi nedeniyle ürünlerini internet üzerinden satmaya başlamıştır. Çünkü tüketici bu dönemde yoğun olarak internet üzerinden alışveriş yapmaktadır. Bu alışverişlerde yoğunluk nedeniyle işletmelerin bazı müşterilerin taleplerine zamanında cevap verememesi veya yanlış ürünler göndermesi gibi sorunlar bu müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır. Ayrıca firmaların bu dönemlerde fiyat artışları yapması da müşteriler tarafından adaletsizlik olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde işletmelerin faaliyetlerinin müşteriler tarafından nasıl algılandığını araştırmaktır. Bu amaçla pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan 409 müşteriye anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ve AMOS programlarında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları varsayımlarımızla uyum göstermektedir. Pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan müşteriler işletmelerin hizmete yönelik kusurlarını adaletsizlik olarak algılamaktadır. Ancak bu algının sinizm düzeyleri üzerindeki etkisi çok düşüktür. İşletmelerin bu dönemde uyguladığı fiyat değişiklikleri ise müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır ve bu algının sinizm düzeyleri üzerine etkisi daha yüksektir. Yapılan analizler sonucunda pandemi döneminde, işletmeler fiyat değişiklikleri yaptıklarında, hizmet adaletsizliklerinin müşterilerin sinizm düzeyleri üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    İklim Değişikliğinin Ekonomik Küreselleşme ve DYSY’ler İle Olan İlişkisinin İncelenmesi: NIC Ülkeleri Örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Uluslararası ticaretin küresel boyutta kaydetmiş olduğu olağanüstü büyüme, dünya genelinde insan aktivitelerini ve sermaye akımlarını arttırmıştır. Bu dönemde gelişmiş dünyadan gelişmekte olan ülkelere yapılan doğrudan yabancı sabit yatırımları (DYSY), beraberinde çevresel tartışmaları da getirmiştir. Bu bağlamda iklim değişikliği ve küreselleşme bağlantısına olan akademik ilgi son dönemde artmıştır. Bu araştırma 1990-2019 arasında Yeni Sanayileşen Ülkelerde (NIC) ekonomik küreselleşme, DYSY’ler ile iklim değişikliği ilişkisini Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) testi kullanarak incelemiştir. Sonuçlar, iklim değişikliğinin ekonomik küreselleşme ve DYSY’lerle belirgin bağlantıları olduğunu ortaya koymuştur. Bulgulara göre iklim değişikliğinden ev sahibi ülkelere yapılan DYSY’lere doğru tek yönlü nedensellik söz konusuyken, ekonomik küreselleşmeyle iklim değişikliği arasında karşılıklı bir nedensellik bulunmaktadır. Ülkeler bazında incelendiğinde, bulguların farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları bir takım çıkarımlar içermektedir. İklim değişikliğinin araştırma ülkelerine yapılan yatırımlarda önemli bir rolü olduğu ortaya konulmuştur. Aksine DYSY’lere bağlı ev sahibi ülkelerde yaşanan teknik gelişme ve uzmanlaşmanın, iklim değişikliğiyle arasında herhangi bir İlişkisi olmadığı gözlemlenmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kur Korumalı Mevduat Hesabı Uygulamasının Döviz Kurları Üzerindeki Etkisi: Birim Kök Testleriyle Bir İnceleme

    Göcen, Serdar; Zuhal, Mustafa

    Sürdürülebilir ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesinde finansal istikrarın sağlanması önem taşımaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde piyasaların yeterli düzeyde gelişmemiş olması ve gerekli mali ve finansal derinliğin oluşmamış olmasında dolayı sıklıkla finansal istikrarsızlıklar yaşanmaktadır. Gelişmekte olan ülke kategorisinde yer alan Türkiye’de ise, 2018 yılının ortalarından itibaren döviz kurlarında önemli dalgalanmalar yaşanmaktadır. Döviz kurlarında yaşanan istikrarsızlıkların ortadan kaldırabilmesi açısından 21 Aralık 2021 tarihinde Kur Korumalı Mevduat Hesabı uygulamasına geçilmiştir. Bu çalışmada Türkiye’nin özellikle 2018 yılından itibaren yaşamış olduğu döviz kurlarındaki hareketliliğine bağlı olarak döviz kurlarında istikrarın sağlanmasına yönelik uygulanan Kur korumalı mevduat hesabının kurlar üzerindeki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Birim kök testleri ile yapılan analizler sonucunda kur korumalı mevduat hesabı uygulamasının Avro ve ABD doları üzerinde uygulamanın yürürlüğü girdiği tarih itibariyle önemli bir kırılmaya yol açtığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu uygulamasının döviz kurlarının volalitesinin azaltılmasında etkili olduğu anlaşılmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gelen pazarlamanın ağızdan ağıza pazarlama, marka bilinirliği ve satın alma niyeti üzerindeki etkisi

    Kırmızıbiber, Ahmet; Yildiz, Salih

    Bu çalışma gelen pazarlamayı tanımlayarak pazarlama çabaları üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın hedef kitlesini herhangi bir ürün ya da hizmet satın almadan önce internet üzerinde araştırma yapan tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırma verileri online anket aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin güvenilirlikleri Cronbach Alfa Katsayısı ile geçerlilikleri ise Faktör Analizi ile test edilmiştir. Oluşturulan hipotezler Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde genel olarak gelen pazarlamanın (görünürlük yönetimi, aktif dinleme, topluluk oluşturma ve canlı iletişim) ağızdan ağıza pazarlama, marka bilinirliği ve satın alma niyeti üzerinde pozitif etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oluşturulan hipotezlerden yalnızca "Bir firmanın canlı iletişiminin satın alma niyeti üzerinde pozitif yönde etkisi vardır." hipotezi desteklenememiştir. Yerli literatürümüzde konu ile ilgili sınırlı sayıda çalışmanın bulunması, yabancı literatürde ise konunun genelde nitel olarak ele alınmış olması ve nicel çalışmaların az sayıda olması çalışmanın literatür için önemini ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonuçlarının ayrıca uygulayıcılar açısından bakıldığında, günümüz dijital çağın koşullarında işletmelere yol gösterip olumlu geri dönüşümler kazandırması noktasında önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

  • MakaleYalnız künye2023
    İlişkisel Pazarlama, Bilişsel Çelişki, Müşteri Memnuniyeti ve Yeniden Satın Alma Davranışı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Çevrimiçi Satın Alma Davranışı Üzerine Bir Araştırma

    Bayraktar, Eda Dişli

    Özellikle teknolojinin hızlı gelişimi ve internet kullanım oranının artması çevrimiçi alışveriş sitelerini de çeşitlendirmiştir. Böylece tüketiciler internet alışveriş sitesi tercihlerinde alternatifleri değerlendirmeye başlamışlardır. Bu durum onlarda bilişsel olarak çelişki yaratabilmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, ilişkisel pazarlamada bağ stratejilerinin bilişsel çelişki davranışına etkisi ile bilişsel çelişki yaşayan müşterilerin memnuniyet ve yeniden satın alma davranışına etkisini incelemektir. Bu amaçla hazırlanan anket formu gerek yüz yüze gerekse de çevrimiçi anket yöntemiyle katılımcılara ulaştırılmıştır. Ankete toplamda 401 geri dönüş sağlanmıştır. Modeldeki değişkenler arasında ilişki bulunup bulunmadığı yapısal eşitlik modeli yardımıyla LISREL 8.7 programından yararlanarak tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, sosyal bağların, yapısal bağların ve finansal bağların bilişsel çelişki üzerinde negatif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Diğer bir deyişle katılımcıların sosyal, yapısal ve finansal bağlar düzeylerinde meydana getirdikleri bir birimlik artış bilişsel çelişki düzeyleri üzerinde negatif yönde bir etki yapacağı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada çelişkinin müşteri memnuniyeti ve tekrar satın alma davranışına da olumsuz ve anlamlı bir etkisi bulunduğu saptanmıştır. olmalıdır. Özette, araştırmanın amacı, yöntem ve bulguları, veri toplama araçlarından bahsedilmelidir. 12, punto, Calibri, iki yana yaslı. Özetler, en az 150, en fazla 250 kelime olmalıdır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Parasal Ve Parasal Olmayan Satış Tutundurmanın Marka Tercihi ve Marka Güveni Üzerindeki Etkileri

    Yildiz, Emel; Öz, Halil Hakdan

    Parasal ve parasal olmayan satış tutundurma araçları müşterileri farklı şekillerde etkilemektedir. Alan incelenmesi yapıldığında özellikle yerli literatürde parasal ve parasal olmayan tutundurma araçlarının tüketiciler nezdinde ayrımının yapıldığı çalışma sayısının oldukça az olması bu çalışmanın yapılmasının gerekçesini oluşturmaktadır. Buradan hareketle bu araştırmanın amacı satış tutundurma araçlarından parasal ve parasal olmayan satış tutundurmanın marka tercihi ve marka güveni üzerindeki etkisini incelemektir. Söz konusu amaç doğrultusunda Bayburt Üniversitesi öğrencileri üzerinde ankete dayalı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Kota örnekleme yöntemine göre toplam 500 öğrencinin olduğu bir örneklem grubundan veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS 24 istatistik paket programları aracılığı test edilmiştir. Kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliklerinin test edilmesi amacıyla sırasıyla açımlayıcı faktör analizleri ve Cronbach Alpha analizleri yapılmıştır. Hipotez testleri için yapısal eşitlik modelinin kullanıldığı çalışma sonucunda hem parasal satış tutundurmanın hem de parasal olmayan satış tutundurmanın marka tercihi ve marka güvenini pozitif bir şekilde etkilediği ancak parasal satış tutundurma araçlarının marka güveni ve tercihine etkisinin parasal olmayan satış tutundurma araçlarından daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Yine marka güveninin de marka tercihi üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu görülmüştür.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra

    Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye Otomotiv Sanayiinin Yenilikçilik Potansiyeli: Uluslararası Yatırımlar, Coğrafi Kümelenme ve Alıcı-Tedarikçi İlişkileri Açılarından Bir Değerlendirme

    Şahin, Fatih

    Bu çalışmanın amacı Türk otomotiv sanayiinin yenilikçilik potansiyelini etkilediği düşünülen uluslararası yatırım faaliyetleri, coğrafi kümelenmesi ve Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetleri ilgili temel normları bakımından incelenerek araştırmacılara bilgi sunmaktır. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler araştırmacının yürüttüğü geniş ölçekli saha çalışmalarının ürünü olarak ortaya çıkan gözlemlerine ve ikincil veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu değerlendirmeler neticesinde, tarihsel olarak geç sanayileşmenin izlerini taşıyan sektörün gelişiminin, Türk İş Sisteminin gelişimi ile paralel özellikler gösterdiği ve Türk otomotiv Sanayiinin tarihsel gelişiminde yabancı sermayeli örgütlerin mutlak bir rolünün olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte yenilikçiliğin sacayaklarından birisini oluşturan ihracat ve dışa doğru doğrudan yabancı sermaye yatırımı faaliyetleri de sektörde etkin bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir. Sektörün kendine özgü dinamikleri içerisinde şekillenen hiyerarşik tedarik zinciri yapılanması ise yenilikçilik potansiyeli açısından dikkate değer bir inceleme alanı oluşturduğu değerlendirilmektedir. Son olarak yenilikçiliğin örgütler arasında yayılarak kurumsallaşması açısından sektörün coğrafi olarak kümelenme özelliği göstermesi de önemli bir teşvik edici unsur oluşturmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleYalnız künye2022
    Kamu kesimi büyüklüğü ve kapsayıcı büyüme ilişkisi: yükselen piyasa ekonomileri üzerine ekonometrik bir çalışma

    Keyifli, Nazlı; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri

    Yaşanan her ekonomik büyümenin gelir eşitsizliği, işsizlik ve yoksulluğu azaltmada yeterli olamayışı ve büyümenin ortaya çıkardığı fayda ve fırsatlardan her hanenin fayda sağlayamaması ilgiyi ekonomik büyümeden kapsayıcı büyümeye çevirmiştir. Kapsayıcı büyüme, ekonomik büyümenin yanı sıra sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, eğitim ve sağlık hizmetlerinin niteliği ve bu hizmetlere erişilebilirliği, gelir ve cinsiyet eşitsizlikleri,yoksulluk ve işsizlik sorunlarıyla mücadele, altyapı, çevre gibi alanlarla ilgilenen çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Ekonomik büyümenin hızı ve dağılımını ifade eden ve ekonomik büyümenin yarattığı fırsatlardan toplumun tüm kesimlerinin faydalanmasını amaçlayan kapsayıcı büyümeye yönelik politika uygulamaları tüm dünyada artmaktadır. Bu çalışmada, yükselen piyasa ekonomileri olarak adlandırılan sekiz büyük gelişmekte olan piyasa ekonomisi (Arjantin, Çin, Brezilya, Hindistan, Meksika, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika) özelinde kapsayıcı büyüme ve kamu kesimi büyüklüğü ilişkisi 1985-2019 dönemi için yeni bir metodoloji olan Bootstrap Panel Rolling Window nedensellik yaklaşımı kullanılarak araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Güney Afrika’da kapsayıcı büyümenin kamu kesimi büyüklüğüne, Türkiye’de ise kamu kesimi büyüklüğünün kapsayıcı büyümeye neden olduğunu göstermektedir.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2022
    The economic growth effect of inflation and unemployment: a practice for nuts 2 regions of turkey

    Sancar Özkök, Canan; Polat, Melike Atay

    In this study, whether there is a relationship between unemployment, inflation, and economic growth was analyzed at a scale of both 26 NUTS 2 regions of Turkey, in general, using the panel data method for the period between 2007 and 2018. According to the Pooled Mean Group (PMG) estimator results of the study, a 1% increase in the unemployment rate leads to an increase of 0.218% in the economic growth rate in the long term for NUTS 2 regions in general. Furthermore, a 1% increase in inflation leads to a decrease rate of 0.217% in economic growth in the long term. When the PMG estimator results are evaluated in terms of NUTS 2 regions, it was concluded that there is a long-term relationship between the economic growth, unemployment, and inflation variables in NUTS 2 regions of Ağrı, Van, Tekirdağ, Balıkesir, İzmir, Kocaeli, Kayseri, Zonguldak, Kastamonu, Samsun, and Trabzon. On the other hand, an increase in the inflation rate in NUTS 2 regions of Malatya, Şanlıurfa, İstanbul, Konya, Antalya, Hatay, Kırıkkale, and Trabzon has a negative effect on economic growth. Moreover, the results that were obtained for NUTS 2 regions of Erzurum, Gaziantep, and Mardin conclude that increases in the inflation rate have a positive effect on economic growth in the long term. Finally, it was put forward that the increases in unemployment rates in NUTS 2 regions of Malatya, Şanlıurfa, İstanbul, Aydın, Bursa, Kocaeli, Antalya, Kırıkkale, and Trabzon decreases the economic growth, as also indicated by the results. The results of the study put forward the necessity of economic policy practices that take into consideration the development structure of NUTS 2 regions as well as the relationships among variables in fighting against unemployment and inflation and in achieving targeted growth rates.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Yenilenebilir Enerji - Ekonomik Büyüme İlişkisi Açısından Türkiye ve AB Ülkelerinin Malmquist Endeksi ile Performans İncelemesi

    Seyhan, Burak; Seyhan, Nazlı

    Nüfus artışı, teknolojik gelişmeler vb. birçok faktör dünyadaki enerji ihtiyacını ve tüketimini hızla artırmaktadır. Son dönemlerde kişi başına düşen enerji tüketiminin artması ciddi boyutlara ulaşmış, enerji üretiminde dışa bağımlığı azaltma ve küresel ekonomik rekabette belirleyici bir aktör olma hususları enerji üretiminin önemini artırmıştır. Bu sebeple, enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler, ekonomik olarak diğer ülkelerden farklı bir konuma geçmiştir. Bununla birlikte, günümüzdeki çevre sorunları, fosil kaynakların tükenebilir olması veya fosil kaynaklara sahip olunmaması vb. sebepler yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgiyi artırmıştır. AB’ye üyelik sürecinde, Türkiye ve AB ülkelerinin yenilenebilir enerji performanslarının zaman içinde değerlendirilmesi literatüre ve yapılacak çalışmalara da katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, yenilenebilir enerji ve ekonomik büyüme ilişkisi açısından Türkiye ve AB ülkelerinin verimlilikleri değerlendirmektir. Çalışma kapsamında yapılan literatür incelemesi sonucu yenilenebilir enerji göstergeleri ile ilgili 5 değişken belirlenmiştir. Girdi değişkenleri; CO2 Salınımı, Toplam Enerji Tüketimindeki Yenilenebilir Enerji kullanımı (YEK), İşgücü (EMP) çıktı değişkenleri; Kişi Başına GSYİH ve Toplam Enerji Arzının İçindeki Yenilenebilir Enerji Oranı (TEAYEO)’dır. Çalışmada, bahsi geçen ekonomik ve yenilenebilir enerji göstergeleri yardımıyla 2008-2015 döneminde AB ülkeleri ve Türkiye’nin performanslarındaki değişimler değerlendirilmiştir. Zaman içindeki verimliliğin gelişimini değerlendirebilmek için Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (TFV) endeksi kullanılmıştır. Malmquist Endeksi, Veri zarflama analizi (VZA) temelli bir endeks olduğundan karar verme birimleri (KVB) arasında homojeniteyi sağlayabilmek amacıyla kümeleme analizi yapılmış ve benzer ülkeler gruplandırılmıştır. Çalışma sonucunda, 2008-2015 dönemdeki TFV ortalama değerlerine göre ülkeleri sıraladığımızda, Lüksemburg’un diğer ülkelerden kayda değer bir farkla birinci sırada yer aldığı görülmektedir. Lüksemburg’u sırasıyla Belçika, Türkiye, Bulgaristan, Hırvatistan Slovenya, Kıbrıs vd. ülkeler takip etmektedir. Türkiye’nin de ortalama TFVG değerine göre başarılı ülkelerden olduğu görülmektedir.