Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Saylan, Kemal(13)
- Damlıbağ, Fatih(12)
- Çelik, Recep(11)
- Nazir, Bayram(7)
- Yaşaroğlu, Hasan(7)
- Gök, İlhan(6)
- Gökçek, Mehmet Fatih(6)
- Gülmez, Abdurrahman(5)
- Türkal, Merve Karaçay(5)
- Kiremitçi, Ferdi(4)
- Akrep, Mehmet Yunus(3)
- Aktürk, Mehmet Yunus(3)
- Bağrıaçık, Yeşim Işık(3)
- Doğan, Kadir Caner(3)
- Gözün, Abdulvehhab(3)
- Karademir, Aysenur(3)
- Kerimoğlu, Özkan(3)
- Kurban, Nurahmet Kurban Nur Ahmet(3)
- Çiftçi, Ali(3)
- Şen, Fatih(3)
- (Alieva), Vildane Özkan(2)
- Bal, Bülent(2)
- Bozkurt, Hasan(2)
- Doğan, Hasan(2)
- Evren, Savaş(2)
- Gönan, Yavuz(2)
- Hakkıoğlu, Mümin(2)
- Sancak, Kadir(2)
- Sipahi, Ferkan(2)
- Somuncuoğlu, Seda Özsoy(2)
- Yeşilçayır, Celal(2)
- Yılmaz, Banu(2)
- Acar, İlknur(1)
- Ak, Muammer(1)
- Akaryali, Enver(1)
- Aksakal, Vecihi(1)
- Aksoy, Adem(1)
- Aksoy, Metin(1)
- Akyürek, Suat(1)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2016İstanbul’dan basra’ya kadar uzanacak demiryolu inşası hakkında norel’in layihası
Nazir, Bayram
Osmanlı Devleti'nde demiryolu yapımıyla ilgili ilk teklifler 1830'lu yıllara rastlar. Bu tarihten sonra başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletleri Osmanlı ülkesinde demiryolu yapımıyla yakından ilgilenme geregi duymuşlardır. Böylece İngiltere doğunun zengin ham madde kaynaklarını kendi ülkesine aktarmayı hedefliyordu. Bu hedeflerin gerçekleşmesi ancak Anadolu, Asya ve Hindistan ile bir demiryolu agı kurulmasıyla mümkün olabilecekti. Bu nedenle Osmanlı ülkesinde demiryolu yapımıyla ilgili birçok öneri ve layihalar hazırlanmıştır. Bu layihalardan biri de Norel tarafından 14 Şubat 1856 tarihinde Osmanlı Hükümeti'ne sunulmuştur. Norel bu layihasında Üsküdar'dan başlayıp Basra Körfezi'ne kadar uzanacak 2.500 km gibi oldukça uzun demiryolu inşası hakkında önerilerde bulunmaktadır. Bu hattın en mühim kısmı Üsküdar'dan başlayıp Basra'ya kadar olan bölümü olacaktı. Norel'e göre Anadolu'ya demiryolu inşası askerî, siyasî ve ticarî bakımdan Rumeli'ye demiryolu inşası kadar önemliydi.
- MakaleYalnız künye2016The settlement of refugees in trabzon
Çelik, Recep
The population exchange between Turks and Greeks was important phase to resolve controversies between two countries. However it had been executed under very hard conditions in an irregular manner. Turks and Greeks had been obliged to endure lots of trouble in the process. The convenience of Trabzon for the settlement of refugees was a matter of debate in the local press. Considering Trabzon as a region that had been undergone immigration and its native people’ settlement problem, rightness of the debate was confirmed. On the other hand, because of the existence of Greek population in Trabzon, it was included into settlement regions. Refugees who had been sent to Trabzon to settle, did not have comfortable settlement process. Many of the refugees were obliged to migrate another places, few refugees were able to settle in Trabzon
- MakaleYalnız künye2016Türkiye’nin siyasal modernleşmesinde balkanlardan gelen etkiler: 1808 alemdar ordusu ve 1909 hareket ordusu örnekleri
Çiftçi, Ali
Siyaset disiplininin en çok etkileşim içinde olduğu dallardan birisi şüphesiz tarihtir. Bu nedenle tarihe geçmişteki siyaset, siyasete de bugünkü tarih denilmesi çok yerindedir. Tarihte yaşanmış olaylardan genellemeler ve kurallılıklara varma ve tarihsel olayları bu yolla anlayıp yorumlama çabası sosyal bilimlerin vazgeçilmez bir uğraşısıdır. "Tarih tekerrürden ibarettir" sözü tam bir gerçeği yansıtmasa da bazı tarihsel olayların birbirine çok benzediği de tartışma götürmez. Türk siyasal hayatında 19. ve 20. Yüzyıl başlarında meydana gelen iki olayın, ortaya çıkış sebepleri, gelişimleri, olaya karışan aktörlerin kimliği ve tutumları açısından birbirine hayli benzediği görülmektedir. Bunlar, 1807 Kabakçı Mustafa Ayaklanması ve buna karşı Alemdar Mustafa Paşanın 1808'de Rumelili âyanlarla ayaklanmaya tepki koyuşu ile 31 Mart 1909 Ayaklanması ve buna karşı yine Balkanlarda gelişen Hareket Ordusu tepkisidir. Kabakçı Ayaklanması, modernleşmeci bir padişah olan 3. Selim'e karşı askerî nitelikli gelenekçi bir hareket olarak ortaya çıkmış ve taht değişikliği ile beraber önemli siyasal değişikliklere yol açmıştır. Alemdar Hareketi ise reformcu-modernleşmeci bir tepkiyle payitahta müdahale etmiş ve Kabakçı Ayaklanmasının siyasal sonuçlarını ortadan kaldırarak yeni bir siyasal durum ortaya çıkarmıştır. Buna benzer bir şekilde 1909'da yaşanan 31 Mart Ayaklanması da, İT öncülüğünde başlayan meşrutiyetin kendisine karşı değilse bile onun getirdiği bazı uygulamalara karşı yine askerî ve gelenekçi nitelikli bir kalkışma idi. Bu ayaklanma da İstanbul'da yeni bir siyasal statüko oluşturmuşken Balkanlardaki İT'li ordu güçleri modernleşme karşıtı olarak gördükleri bu harekete sert bir tepki göstererek İstanbul'a müdahale etmişler ve statükoya yeni bir şekil vermişlerdir. 1807-1808 Olayları ile 1909 Olaylarının ortaya çıkışı, gelişimi, aktörleri ve aktörlerin değerleri ve tutumları ile sonuçları birbirine çok benzemektedir
- MakaleYalnız künye2016Emekli bir imamın orta asya gezi notları
Nazir, Bayram
Osmanlı Devleti'nde imamlar, oldukça önemli görevler üstlenmişlerdir. Bu nedenle Devlet kadroları arasında imamlar, ilk sırada yer almaktaydı. Özellikle mahalle imamları ayrı bir öneme sahipti. Tanzimat dönemine kadar imam, devleti temsil etmek üzere mahallenin en önde gelen sorumlusuydu. Mahalle imamlarından başka orduda görev yapan imamlar da vardı. Bunların yanı sıra Osmanlı sarayında padişah imamları da bulunuyordu. Bu makalede seyahat notlarını değerlendireceğimiz Mehmed Kamil Efendi Osmanlı sarayında görev yapan imamlardandır. Padişahın özel sohbetlerine de katılan Kamil Efendi, emekli olduktan sonra önce Kudüs'e seyahat eder. Kudüs seyahatinden İstanbul'a döndükten sonra dört buçuk yıl sürecek Orta Asya seyahatine çıkar. İran üzerinden Semerkant, Buhara Kaşgar ve daha bir çok İslam beldelerini ziyaret eder. Kamil Efendi, seyahati boyunca ziyaret ettiği şehirler ve halkları hakkında gözlemlerde bulunur. Bu makalemizde İmam Efendi'nin İstanbul'dan başlatıp Kaşgar'a uzanan seyahat günlüğünü inceleyeceğiz
- MakaleYalnız künye2016Osmanlıda bir yeniden yapılanma hamlesi: nizâm-ı cedît ve kabakçı darbesi
Yaşaroğlu, Hasan
Osmanlı İmparatorluğu, Batının uzun yıllar erişemediği medeniyeti yıllar önce kurmuş ve başarı ile sürdürmüştür. Ancak başlangıçtaki bu parlak gidiş sonuna kadar devam etmemiştir. Duraklama, gerileme ve çöküş dönemleri dolayısı ile Osmanlı medeniyeti söz konusu üstün vasıflarından önemli ölçüde uzaklaşmıştır. Duraklama ve gerileme gerçeği buna karşı tedbirler geliştirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmış olduğundan bazı son dönem Osmanlı padişahları neredeyse tüm mesailerini değişim ve yenileşme teşebbüslerine tahsis etmişlerdir. Başlangıç itibariyle değişim ve yenileşmenin ana hedefi eski ihtişamı geri getirmek iken, ilerleyen zamanlarda bunun yerini Batıyı yakalama arzusu almıştır. İster eski ihtişamı geri getirmek niyetiyle ortaya çıkmış olsun, isterse Batıyı yakalamayı hedeflesin, girişilen bu reform hareketlerinin ortak kaderi başarısızlık olmuştur. Tümü bir darbe ile sonlandırılmıştır. Belli hedefler yakalanmış olsa da Osmanlı toplumu toptan değişim ve dönüşüm hamlesini bir türlü tam olarak gerçekleştirememiştir. Bunun için Cumhuriyetin ilanını beklemek durumunda kalmıştır. Osmanlı değişim ve yenileşme hareketlerinin en önemlisi hiç şüphesiz Nizâm-ı Cedîd'tir. Sultan III. Selim tarafından başlatılmış ve uygulamaya konulmuş olan bu hareket, planlı bir yeniden yapılanma hamlesidir. Nizâm-ı Cedîd geçmişte başarısız olan önemli değişim hareketlerini de örnek alarak, çok dikkatli, gizli ve planlı hareket etmiş, ancak öncekiler ile aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamamıştır. Dikkatli planlama, iyi organize gibi üstün vasıflarına rağmen o da başarısız olmuştur
- MakaleYalnız künye2016Vocational and technical education institutions in osmanli: conductor school
Saylan, Kemal
European countries entered 19th century with technical advantage which progressed in industry with industrial revolution. With parallel to these developments the Ottoman Empire also founded new institutions which serve education in technical areas. These institutions, their first examples in military areas, revealed a new science and educational perspective in Ottoman Country. With Tanzimat, it was institutionalized and technical vocational schools were founded in technical areas. These schools which showed diversity due to increasing demands in Abdulhamid II and Meşrutiyet II periods and played important roles in shaping high educations in republican period. In this study, conductor schools which trained technical personnel to help engineers with increasing need to staff will be examined. In the study, the attention will be paid to the ordinance, opening and development of this school
- MakaleYalnız künye2016Doğu türkistan bağımsızlık davasının lideri mehmet emin buğra hareketinin dinsel dinamikleri
Kurban, Nurahmet Kurban Nur Ahmet
Doğu Türkistan'dan göç edip Türkiye'ye yerleşen ve hem ülkesi hem de yerleştiği yeni vatanı için önemli görevler üstlenen Emin Buğra (19011965)'nın medrese hayatı ile özgürlük mücadelesi dönemindeki dindarlığı, tartışmasız olarak bütün İslamcı çevrelerce takdir edilmiştir. Onun yeri, şimdiye kadar hiç doldurulamamıştır. Hayatı boyunca Doğu Türkistan'ın bağımsızlık mücadelesi için hiçbir ülkenin iç siyasetinde yer almamıştır. Bulunduğu yerlerde parti tutmamıştır. Yerel hiçbir örgüte üye olmamıştır. Her yerde Doğu Türkistan halkının bir vekili gibi davranmıştır. Dini taassuptan geri durmuştur. Aydın bir din adamı olmuştur. Hakkında yapılan çalışmalar ise oldukça sınırlıdır. Özellikle onun dini hayatını konu edinen bir çalışma neredeyse hiç yoktur. Oysa o her şeyden evvel bir din adamıdır. Ondan sonra başarılı bir diplomattır. Türkiye'de bulunduğu süre içerisinde birçok uluslararası konferanslarda halkını temsil etmiştir. Türkiye'de Türk akraba toplulukları ve dünya islam birliği teşkilatı ile sürekli temas halinde olmuştur. Bu genel kabule karşın, onun siyasi hayattaki tutumları, sosyal yaşantısındaki davranışları ve kimi fikirleri dinî açıdan açıklanmaya muhtaçtır. İşte bütün bu hususların ortaya çıkarılması için böyle bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Bu çalışmada, öncelikle Buğra'nın yetişme döneminde etkili olan dinî unsurların izleri sürülecektir. İkinci adımda siyasi mücadelesindeki milliyetçilik vurgusu, dinî açıdan değerlendirilecektir. Üçüncü adımda ise, onun İslamcılık anlayışı ve Türk-İslam düşünce sistemindeki konumu ortaya konulacaktır. Çalışmanın sonunda da Kur'anî ve sosyolojik açıdan "Buğra Hareketi"nin dinî yönü temellendirilecektir
- MakaleYalnız künye2016Osmanlıda bir darbe: sultan abdülaziz'in hal'i ve yıldız mahkemesi
Yaşaroğlu, Hasan
Osmanlı İmparatorluğunun gerileme dönemi, aynı zamanda bir darbeler dönemidir. 17. yüzyılın başlarında Sultan II. Osman'a karşı girişilen Yeniçeri darbesinin ardından, Osmanlı tarihinde, Lale devri ve III. Selim döneminde yapılan darbeler başta olmak üzere önemli siyasi hareketler vuku bulmuştur. Gerileme devri darbeleri Osmanlının yıkılışına kadar sürüp gitmiştir. Tanzimat'ın ilan edilmesi dahi darbelerin önüne geçememiştir. Osmanlı'nın son dönemlerinde Sultan Abdülaziz'e karşı girişilen ve onu deviren vükela darbesi de bu siyasi hareketlerden biridir. Sultan Abdülaziz'i deviren vükela darbesi, sonuçları itibariyle çok ağır bir darbe olmuştur: Tahtından indirilen Padişah bir hafta sonra intihar etmiş, ardından vükela darbesinin bir numaralı ismi serasker Hüseyin Avni Paşa, Kolağası Çerkez Hasan tarafından kurşunlanarak öldürülmüştür. Bütün bu olayların ağırlığına dayanamayan zamanın padişahı Sultan V. Murat'ın, tahta çıkışından çok kısa bir süre sonra, aklî dengesi bozulmuş ve bu gerekçe ile tahtından indirilmiştir. Ardından hiç beklenmedik bir şekilde Veliaht Abdülhamid Efendi tahta çıkarılmıştır. Sultan II. Abdülhamit'in tahta çıkarılması ile Osmanlı tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Yeni dönemin adı meşrutiyettir. Ancak söz konusu bu I. meşrutiyetin ömrü fazla uzun olmamıştır. Bu yeni dönemin en önemli hususiyetlerinden biri, Padişah tarafından Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan ve siyasi maksada matuf dizayn edildiği anlaşılan hususi Yıldız Mahkemesi ve bu mahkemenin vermiş olduğu kararlardır.
- MakaleYalnız künye2016A work ın respect of ottoman-safavıd struggle ın the fırst half of xvııth century ın baghdad: kitâbu târîhi dâriꞌs-selâm by sheıkh-oglu
Gökçek, Mehmet Fatih
Baghdad, which was founded by Abbasid Caliph Ebû Cafer elMansûr, developed in a short time, became one of the most important science, culture, politics and commerce centers of the Islamic world, and capital of Abbasid Caliphate nearly during five centuries. Baghdad was under attack of many states since it had important position in military, politics, economic and religious terms. Buyids occupied Baghdad in 945 upon being weakened Abbasids. In that period, Abbasid Caliphs losed authority of military and politics. Sultan Tugrul of Seljuk Empire embarked on an expedition, captured city in 1055 and got his reputation back to caliph. The Mongol Empire which was established in XIIIth century extended area of domination to territory of Abbasid, and Mongol-Ilkhanid ruler Hulagu occupied Baghdad then put an end to caliphate state. Henceforth Baghdad fell under domination of Calayirs in 1340, Karakoyunlu in 1410, Akkoyunlu in 1470 and then Safavid in 1508. From XVIth century on, there occured a power struggle between Ottomans and Safavids.Suleyman the Magnificent annexed Baghdad to the Ottoman territories via Irakeyn War in 1534. The war proceeded even in XVIIth century. This study examines Kitâbu Târîhi Dâriꞌs-selâm which was written by Sheikh-oglu living in Baghdad in XVIIth century. This work includes the series of events Bekir Soubashi riot, capture of Baghdad by Shah Abbas, the Baghdad campaigns of Hafiz Ahmed Pasha and Husrev Pasha which were resulted in defeat and the conquest of Baghdad by Murad IV. Kitâbu Târîhi Dâriꞌs-selâm, which is based on observations of Sheikh-oglu and enlighten his period of time, has a rich content about language because it has features of South Azerbaijan and Anatolian Turkish as well
- MakaleYalnız künye2015Çanakkale savaşları sırasında halkın durumu
Çelik, Recep
Çanakkale savaşları sırasında Çanakkale ve Gelibolu savaş alanı halinegelmesinden dolayı halk daha güvenli olan iç bölgelere nakledilmiştir. Bölgedekitarım, iaşe ve ulaşım sekteye uğramış, askeri ihtiyaçların önde gelmesi özelliklehalkın iaşe durumunu derinden etkilemiştir. Sürekli yapılan bombardımanlar-dan dolayı halkın evi, eşyası, dükkânı yanmış, beraberinde mesken sıkıntısı başgöstermiştir. Hükümet kısıtlı imkânlar dâhilinde aldığı bir takım önlemlerleiaşe ve mesken problemini gidermeye çalışmıştır. Bölgedeki halkın sıkıntılarınıngiderilmesinde askeriye de, gerek ziraatın canlanması gerekse iaşe problemininçözülmesinde önemli bir görev icra etmiştir.
- MakaleYalnız künye2015Nazım Hikmet Ran'ın Farsçaya Çevrilen Eserleri
Işık, Yeşim
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Nazım Hikmet, 1940lı yıllardan sonra dünyadaki siyasi gelişmelere paralel olarak İranda da dikkat çeken Türk şair ve yazarlardan biridir. İran Komünist Partisinin kurulduğu dönem sonrasında, Şah Muhammed Rıza Pehlevinin küçük ve orta sınıf esnafı sistem dışı bırakma girişimleri, karşıt görüşleri harekete geçirmiştir. İrandaki bu toplumsal ve siyasi gelişim Türkiyede Komünist söylemin tek savunucusu olan Nazım Hikmete olan ilgiyi anlaşılır kılmaktadır. Zira şairin eserlerinin 1967 yılından itibaren mensur eserleriyle başlayan çeviri faaliyetleri şiirleriyle devam etmiştir. Günümüzde de eserleriyle ilgili çalışmalar yapılan Nazım Hikmet hâlâ İranda kabul gören bir şahsiyettir. Nazım Hikmetin İranda ne zamandan beri ilgi uyandırdığı, eserlerine olan ilginin düzeyinin bilinmesi, bu alanda çalışan araştırmacılara kaynaklık edecektir. Siyasi, içtimai ve edebî alanda aynı gelişmelerin büyük ölçüde paralel yaşandığı İran ve Türkiye, tarihî platformda incelenmeye değer iki ülkedir. Bu bağlamda, İranda dikkat çeken Nazım Hikmetle ilgili çalışmalar önemlidir. Zira şairin 1967 yılında Samin Bağçeban tarafından Farsçaya çevrilen Ferhat ve Şirin adlı tiyatro eserinin ilgi görmesi onun manzum ve mensur eserlerinin çevirisine ortam hazırlamıştır. Ona olan ilgi bazen de şiirlerinin farklı mütercimler tarafından birkaç kez çevrilmesine sebep olmuştur. İranda akademik araştırmalara konu olan Nazım Hikmet, İran modern şairlerinin dikkatini de çekmiştir. İran modern şairi Ahmed-i Şamlu yabancı şairlerin şiirlerinden yaptığı çevirileri içeren Büyük Dünya Şairlerinden Seçmeler adlı şiir kitabında Nazım Hikmetin şiirlerine de yer vermiştir.
- MakaleYalnız künye2015Hamidiye Kâğıt Fabrikası Hamidiye Paper Factory
Damlıbağ, Fatih
Son dınem Osmanlı Devletindeki sanayileşme süreci, güçlü Avrupa rekabeti tarafından teste tabi tutulmuştur. Avrupa ülkeleri ile olan ticaret anlaşmaları, Osmanlı Devletine sanayi gelişimi için uygulanabilecek sınırlı sayıda politika aracı vermektedir. Bu anlaşmalar Osmanlı Devletinin, gümrük vergisi oranlarını tek başına yükseltmesini yasaklamaktaydı. Bu özel iktisadi şartların çerçevesinde, Hamidiye Kâğıt Fabrikasının kuruluş ve işleyişi bu makalenin ana konusudur. Bu fabrika Osmanlı Devletinde kurulan son kâğıt fabrikasıdır. Fabrikanın kurucusu Serkurena Osman Bey olup, aslında onun ilk fikri bir matbaa kurmaktı. Fakat neredeyse bütün kâğıdın Avrupadan ithali, bıyle bir girişimin sürdürülmesinin önünde önemli bir güçlüktür. Bu yüzden öncelikli hedef olarak kendisine, modern bir kâğıt fabrikası kurmayı seçmiştir. Bu amaçla devletle yapılan gırüşmeler neticesinde; yeni fabrikanın kuruluşuyla ilgili, hak ve sorumlulukları gısteren imtiyaz mukavelenamesi imzalanmıştır. Takip eden aşama, sermaye birikimi için bir şirket kurulması olmuştur. Fabrikanın inşa süreci, yedi yıla yaklaşan oldukça uzun bir süre almıştır. 1893 yılında fabrika üretime geçmiştir. Bu fabrikaya Osmanlı Devleti rekabet gücü kazandırabilmek için, resmi kurumlar aracılığıyla talep desteği sağlamıştır. Fakat makine parkını kuran şirketle yaşanan anlaşmazlıklar, fabrikanın 6-7 aydan fazla çalışmasını engellemiştir. II. Meşrutiyetin ilanı sonrası uzun süre atıl kalan fabrikayı, ùngiliz ortak Edwin Pears yeniden açmak istemiştir. Fabrikanın sorunlu finansal yapısı ve bazı vergi problemleri yüzünden, Osmanlı yetkilileri ile olan müzakereler iki yıldan fazla bir süre almıştır. Sonunda anlaşma sağlansa da, Edwin Pearsın fabrikayı canlandırma çabası başarısız olmuştur. Patlak veren I. Dünya Savaşı ki, ùngiltere rakip taraftaydı, fabrikanın sonunu hazırlamıştır.
- MakaleYalnız künye2015Tehcir Sonrası Geri Dönüş: Ermenilerin ve Rumların Yeniden İskânı ve Osmanlı Hükümetlerinin Aldığı Tedbirler
Çelik, Recep
Dünya kamuoyunun da sürekli gündeminde olan Ermeni ve Rum tehcirimeselesi, tehcirin yaşandığı günden beri Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetiiçin siyaseten büyük bir sorun teşkil etmiştir. Askeri gerekçelerle yapılmışolan tehcir, alınan tedbirler çerçevesinde yürütülmüştü. Tehcir sonrasında,tehcir edilen Ermeni ve Rumların sağlıklı bir şekilde tekrar memleketleri- ne dönmeleri sağlanmıştır. Mütareke zamanında, askerin terhise uğradığı,memleketin yer yer işgal edildiği, gayrimüslimlerin ayaklanmaya başladığı,siyasi belirsizliğin had safhada olduğu bir dönemde Osmanlı hükümetle- ri dönüş yolunda takdire şayan tedbirler aldı. Ermeni ve Rumların mal vemülkleri iade edilmiş, zarar ve ziyanları karşılanmıştır. Tüm imkânsızlıklariçinde Osmanlı Devleti Ermeni ve Rumlara karşı sorumluluklarını yerinegetirmeye çalışmıştır. Bu makale arşiv belgeleri ve dönemin basınından ha- reketle Ermeni ve Rumların geri dönüş sürecinde devletin aldığı tedbirler veyaşanan sorunlara dair bazı tespitler yapmayı amaçlamaktadır.
- MakaleYalnız künye2015The Russian Delegation Visit To Syria And Palestine In Period Of Abdulhamid 2nd (28 September-17 October 1888)
Saylan, Kemal
European states especially Britain has changed policies on the Ottoman Empire after the Ottoman-Russian War in 1877-78. Britain, France and Italy began to increase the imperialist and expansionist policies on the Ottoman Empire. Due to Germany did not observed the territorial integrity of the Ottoman Empire and Russia turned its direction to east ward, Abdulhamid The 2nd was forced to develop new balances during this period. Without forgetting Russia’s main policy Abdulhamid The 2nd who observed the changes in Russian politics gave importance to develop the friendly relations with tzar. Russia forced to get close the Ottoman Empire that Japan’s emergence as a force in the east and efforts to improve its relations with the Ottoman Empire. Therefore, the Russian Tzar Aleksandr The 3rd sent his brothers Grand Duke and Grand Duke Serge Pole to visit the Ottoman Syria and Palestine in order to develop friendly relations with the Ottoman Empire.
- MakaleYalnız künye2015An Essay On The Urban History Studies On The Tanzimat Period
Yilmaz, Ozgur
From the 1860’s, as a part of social history researches, urban history has become an important field of study. But when we take into consideration that social history studies are recently emerged discipline in Turkey, it can be said that urban history studies are also a newly developed field. In this context, it is seen that Ottoman urban history studies, which were conducted by both foreign and native researches, are varying according to period and especially to sources of studies. Urban history studies which were based on primarily tahrirs and sharia court registers in the classical period gained new sources in the 19th century. Apart from population and revenue (Temettu) census and official correspondences which were created by the new bureaucracy of the Tanzimat system, it is seen that important foreign sources especially for the major centres as travelogues and consular correspondences occurred for urban history studies on the Tanzimat Period. Based on the urban history researches on the Tanzimat Period, this study aims to make some general assessments on the sources of urban studies in this period.
- MakaleYalnız künye2015Social Welfare In Ottoman State During Industrializaton Process
Damlıbağ, Fatih
In contrary to capitalist Europe, Ottoman State had a very different socio-cultural background. This situation greatly affected to look of economic life, where establishment of aristocratic class purposefully prevented by the state. Ottoman State gave priority to society’s benefits; instead of some specific groups’ profit. But emerging of the Industrial Revolution caused many problems over societal structure. Under new circumstances, small scale producers began not to gain their livelihoods, because of increasing competition of bigger factories. Moreover existing mentality of Ottoman State hardened the adaptation of changing economic structure. In this point, the state wanted to protect artisan scale producers against increasing industrial competition. In addition new entrepreneurs were obliged some social responsibilities, to lessen the societal effects of changing economic life.
- MakaleYalnız künye2015The didactic works in the classical turkish literature: definition, classification, example text
Kiremitçi, Ferdi
This study aims to provide general information about the definition and classification of didactic works of classical Turkish literature and aims to give an example of a work of this nature. The study consists of three parts. In the first part, the concept of "didactic work" was discussed, general features of such works were exhibited and the differences of didactic works from artistic works were determined. Didactic work, primarily, aims to inform the reader. There is also aesthetic purposes in the portion of the works written for this aim in the our classic literature. It is
- MakaleYalnız künye2015Hüseyin rıza paşa'nın 1888 tarihli layihasına göre suriye-lübnan bölgesi'nin sorunları ve çözüm önerileri
Saylan, Kemal
19. yüzyıldan itibaren Akdeniz ticaretinin tekrar önem kazanmasıyla birlikte Suriye limanları da bu ticarette ön plana çıkmaya başlamıştır. Bölgenin ticari ve stratejik öneminin farkına varan başta Fransa ve İngiltere olmak üzere birçok Avrupa ülkesi burada etkin olmak için faaliyet yürütmüştür. Bölgenin en hassas yeri Cebel-i Lübnandır. Suriye ticaretinin odak noktasında bulunması, çok milletli ve çok dinli bir yapıya sahip olması Cebel-i Lübnanı Avrupalı devletler nezdinde önemli bir yer haline getirmiştir. 1887 tarihinde Suriyeye özel görevle gönderilen Hüseyin Rıza Paşanın II. Abdülhamite sunduğu layiha o dönemdeki Suriye-Lübnanın durumu ve Avrupalı devletlerin bölgedeki faaliyetleri hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca layihada Osmanlı Devletinin bu faaliyetlere karşı alması gereken önlemler belirtilmektedir. Çalışmamızda, bu layiha çerçevesinde II. Abdülhamit döneminde SuriyeLübnanın durumunu ve Hüseyin Rıza Paşanın bölgeyle önerilerini değerlendireceğiz.
- MakaleYalnız künye2015Fransız diplomat boıslecomte'a göre mehmed ali paşa isyanı döneminde osmanlı TİCARETİ (1833‐1834)
Ghebantani Şenol, Aslı ; Yilmaz, Ozgur
Fransa, Mehmed Ali Paşanın isyanının yarattığı kargaşa ortamında Babıâlinin Rusya ile ittifak yapmasından oldukça rahatsız olmuştu ve Mısır Meselesinin kendi çıkarlarına uygun çözümlenmesini arzu ediyordu. Bunun için Fransız hükümeti, Mehmed Ali Paşa ve Babıâli arasında sürüp giden soruna kendi lehine bir çözüm bulma amacıyla, dışişlerindeki kabiliyeti nedeniyle Baron de Boislecomteu Mehmed Ali Paşa nezdinde arabuluculuk yapmak ve dolayısıyla Babıâli üzerindeki Rusya etkisini kaldırmak amacıyla Doğuya gönderdi. Mehmed Ali Paşa nezdindeki siyasi misyonu dışında Boislecomte, Dışişleri Bakanı Broglieden artık sona yaklaşan Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili çok akıllıca gözlemler yapmak ve bu gözlemlerini raporlar haline getirerek Fransız hariciyesine sunmak talimatı da almıştı. Bu bakımdan Boislecomte imparatorluğu idari, askeri, ekonomik ve ticari açıdan geniş birincelemeye tabi tuttu. Bu çalışma Boislecomteun Doğuya gönderilme sürecini inceledikten sonra Baronun Osmanlı ticareti hakkındaki değerlendirmeleri inceleme amacındadır. Çalışmanın kaynağı Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivinin Paristeki merkezinde yer alan Mémoires et Documents: Turquie kataloğunda yer alan dosyalardır.
- MakaleYalnız künye2015Fransız arşiv belgelerine göre 20. yüzyılın başlarında samsun limanı
Yilmaz, Ozgur
-








