Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2025
    Geçmişten Günümüze Gümüşhane’de Madencilik

    Sukuroglu, Ebru Emine; Dağ, Serhat; Alemdag, Selcuk; Saylan, Kemal; Nazir, Bayram; Ozer, Ismail; Kurucu, Muhammet; Sipahi, Ferkan; Atalan, Öznur; Zeybek, Halil

    Türkiye, madenler bakımından oldukça çeşitli ve zengin bir ülkedir. Ülkede yer alan bazı madenlerin dünya çapında önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan Gümüşhane ili de madenler bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Öyle ki, Gümüşhane’de var olan bu çeşitlilik ilk medeniyetlerin bölgeye hâkim olması ile önemli hâle gelmiş, şehirde bulunan madenlerin dışında şehrin İpek Yolu güzergâhında yer alması da bu bölgenin önemini daha da arttırmıştır. Hiç şüphesiz bu önem, Osmanlı Devleti’nin Trabzon’un fethi ile bölgeyi topraklarına katması ile devam etmiştir. Bu dönem ile birlikte şehirde madencilik faaliyetleri artmaya başlamış ve bu yönde yapılan çalışmalar ülkeye maddi anlamda katkı sağlamıştır. Bu açıdan Osmanlı Devleti, 16., 17. ve 18. yüzyıllarda bünyesinde barındırdığı başta gümüş ve altın madenleri olmak üzere diğer madenlerin varlığı nedeniyle ticari olarak canlı bir özellik gösteren Gümüşhane’ye büyük önem vermiştir. Böylece 17. yüzyılda adeta altın çağını yaşayan maden ocakları, 18. yüzyılın sonlarına kadar faaliyetlerini devam ettirmiştir. Bu yüzyıldan sonra da madenlerde yapılan üretim zamanla azalarak bölgedeki maden işletmelerinde çalışan işçiler madenleri terk etmeye başlamıştır. 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde maden ocaklarının işletilmesinde büyük oranda çözülme ortaya çıkmıştır. Yapılan bu çalışma; Gümüşhane şehrinin tarihî çağlar, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetten günümüze kadar olan maden çalışmalarını ele alarak şehir ekonomisine birinci derecede yön veren madenlerin şehir açısından önemini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada alan ile ilgili yapılmış çalışmalardan ve arşiv vesikalarından istifade edilmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2018
    Natural Events and Earth Sciences Observations in the Chronicle of Theophanes

    Maden, Nafiz; Beker, Yasemin; Nazir, Bayram

    The purpose of this work is the natural phenomena and earth sciences observations recorded in the chronicle of the Byzantine historian Theophanes from AD 284 to 813. Theophanes was born in 758/760 in Istanbul as a child of a wealthy and aristocratic family and died in exile of Samothroke island in 818. His mother name is Theodora and his father is Isaakios, the governor of the Mediterranean islands of the Byzantine Empire. Theophanes decided to continue unfinished chronic of Georgios Synkellos who died in the year 810/811 with the encouragement and desire of him. He completed his work entitled “Chronographia” covering the period between 284 and 813 years in 810-814. The chronicle of Theophanes including 90 natural events and earth sciences records is very important in terms of using very old and lost resources.

  • MakaleYalnız künye2016
    A polish officer's letters about turkey

    Nazir, Bayram

    Important relations were established between Ottoman Empire and the Hungarian and the Poland was in 1849 – 1851. Many Hungarians and Polish took refuge to Ottoman Empire during those years. There was an intensive diplomacy about those refugees between Ottoman Empire and Russia, Austria, England and France. The centre of that diplomacy was İstanbul. Letters of Polish Czaykowski who resided in Ottoman territories at that time give significant information about the matter of refugees and diplomatic progress. Czaykowski could easily negotiate with Ottoman statesmen. Also Czaykowski became a Muslim in 1849 and he was given a name Mehmed Sadık Paşa. Mehmed Sadık became a trustworthy diplomat in İstanbul. When Paşa was in İstanbul, he wrote many letters. Those letters include satisfactory information about relations between Ottoman Empire and Russia, Austria, England and France

  • MakaleYalnız künye2016
    İstanbul’dan basra’ya kadar uzanacak demiryolu inşası hakkında norel’in layihası

    Nazir, Bayram

    Osmanlı Devleti'nde demiryolu yapımıyla ilgili ilk teklifler 1830'lu yıllara rastlar. Bu tarihten sonra başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletleri Osmanlı ülkesinde demiryolu yapımıyla yakından ilgilenme geregi duymuşlardır. Böylece İngiltere doğunun zengin ham madde kaynaklarını kendi ülkesine aktarmayı hedefliyordu. Bu hedeflerin gerçekleşmesi ancak Anadolu, Asya ve Hindistan ile bir demiryolu agı kurulmasıyla mümkün olabilecekti. Bu nedenle Osmanlı ülkesinde demiryolu yapımıyla ilgili birçok öneri ve layihalar hazırlanmıştır. Bu layihalardan biri de Norel tarafından 14 Şubat 1856 tarihinde Osmanlı Hükümeti'ne sunulmuştur. Norel bu layihasında Üsküdar'dan başlayıp Basra Körfezi'ne kadar uzanacak 2.500 km gibi oldukça uzun demiryolu inşası hakkında önerilerde bulunmaktadır. Bu hattın en mühim kısmı Üsküdar'dan başlayıp Basra'ya kadar olan bölümü olacaktı. Norel'e göre Anadolu'ya demiryolu inşası askerî, siyasî ve ticarî bakımdan Rumeli'ye demiryolu inşası kadar önemliydi.

  • MakaleYalnız künye2016
    Emekli bir imamın orta asya gezi notları

    Nazir, Bayram

    Osmanlı Devleti'nde imamlar, oldukça önemli görevler üstlenmişlerdir. Bu nedenle Devlet kadroları arasında imamlar, ilk sırada yer almaktaydı. Özellikle mahalle imamları ayrı bir öneme sahipti. Tanzimat dönemine kadar imam, devleti temsil etmek üzere mahallenin en önde gelen sorumlusuydu. Mahalle imamlarından başka orduda görev yapan imamlar da vardı. Bunların yanı sıra Osmanlı sarayında padişah imamları da bulunuyordu. Bu makalede seyahat notlarını değerlendireceğimiz Mehmed Kamil Efendi Osmanlı sarayında görev yapan imamlardandır. Padişahın özel sohbetlerine de katılan Kamil Efendi, emekli olduktan sonra önce Kudüs'e seyahat eder. Kudüs seyahatinden İstanbul'a döndükten sonra dört buçuk yıl sürecek Orta Asya seyahatine çıkar. İran üzerinden Semerkant, Buhara Kaşgar ve daha bir çok İslam beldelerini ziyaret eder. Kamil Efendi, seyahati boyunca ziyaret ettiği şehirler ve halkları hakkında gözlemlerde bulunur. Bu makalemizde İmam Efendi'nin İstanbul'dan başlatıp Kaşgar'a uzanan seyahat günlüğünü inceleyeceğiz

  • MakaleYalnız künye2010
    Ottoman and Hungarıan amity in the period of the second Abdülhamid

    Nazir, Bayram

    History of amity between Ottoman empire and Hungarian is very old. Relations between two countries developed in a friendly way in the 18th and 19th centuries. Towards end of the 19 century, collaboration between countries in the period of the second Abdülhamit developed more.There were a serie of demonstrations in favour of Ottoman empire in 1877-78 Ottoman- Russian war. Committee, who went to Hungary, drew great interest in 1878. Wherever they visited, they were welcomed extraordinarily. In later years, Peoples of Debrecen,one of Hungarian cities, made a crown in which was carved Ottoman crescent to present to II. Abdülhamid. In 1880 Ottoman empire gave a helping hand to the people damaged in flood in Hungary. Money was particularly sent People of Szeged from Istanbul. Abdülhamid gave back 34 scientific and historical pieces which were brought by Soliman I The Magnificent as booty in the seizure of Budin

  • MakaleYalnız künye2010
    The Netherlands impressions of Mehmed Emin Pasha the Sultans ambassador to London

    Nazir, Bayram

    Mehmed Emin Pasha functioned as the London ambassador for about two years from 25 July 1848 on. During the 19 th century, London enjoyed a central role in European politics. The Pasha commenced work in a period of very critical developments in Europe. His reports to the Porte included these related to the revolutions of the year 1848 which are of particular significance. Mehmed Emin Pasha had been entrusted with the duty to convey the gratulation letter of the Sultan Abdulmecid to the King of the Netherlands who had ascended to the throne. The Pasha left London for this duty and arrived in the Netherlands after a month and was admitted by the King. The Pasha wrote a pamphlet covering his observations about the Netherlands where he stayed for 20 days. In this writing, the Pasha pointed to the achievements in agriculture and seafaring of a country that was virtually submersed in water. The Pasha told how the sea and the rivers flooded the land and the population built channels to protect themselves from the floods. Mehmed Emin Pasha gives brief but significant information on the Netherlands where he stayed only a short time.