• MakaleAçık Erişim2018
    The last known example of verse menaqıpname ın our lıterature: the work named “abdülkadir-i geylani hazretleri” of aşık molla rahim

    Kiremitçi, Ferdi

    Most of the religious-literary genres in Islamic Turkish literature consist of the works written with both the teaching function and the function of evoking aesthetic experience of the language. One of these species is menâkıbnâmeler which is important in terms of literature, religion, mysticism, history and folklore. This type of works written prose, verse, prose-verse mixed are biographical works written about the religious-sufistic personalities, people belonging to various occupational groups and their families. These works include life stories, miracles, important events and sometimes spiritual-physical features (hilye) of the persons. The number of verse menaqıpnames in our literature is over thirty. The last known example of this work belongs to Aşık Molla Rahim with his mesnevi named Abdulkadir Geylani Hazretleri. This study has been written in order to make an evaluation on this menaqıpname written in the middle of the 20th century. The study consists of the tntroduction and the three sections following its. In the introduction, the definition, development and importance of menaqıpnames have been mentioned. In the first chapter, information about verse menaqıpnames in our literature is given. In the third chapter, the the work named “Abdülkadir Geylani Hazretleri” is examined in terms of author, reason of writing, language and style features, shape and content properties. In this study, it is aimed to introduce the menaqıpname written by syllabic meter unlike the other poem samples to the researchers interested in the subject and the people who want to read the life story and miracles of Abdülkadir-i Geylani with the different style.

  • MakaleYalnız künye2018
    A Comparison in the Context of Tradition of Nazira (Parallel) in Turkish Sufi Poetry: the Poems with the Repeated Word of “geldim” by Eşrefoğlu Rumi, Sünbül Sinan and Niyazi Misri

    Kiremitçi, Ferdi

    One of the most basic features of sufi literature is the tradition of nazira (parallel) poems composed by sufi poets as a source of pride, with the influence of predecessor-successor relationship. One of the striking examples of this tradition is the poems, in which the word of "geldim" repeats, by Eşrefoğlu Rumi, Sünbül Sinan and Niyazi Misri. The present study aims to compare these poems in terms of the tradition in question. The study includes an introduction and four sections. The history of tradition of nazira in sufi poetry is summarized in the introduction. The first section presents a discussion on the practice of nazira. The relation between nazira-intertextuality and comparative literature is explained in the second chapter while the relationship between that tradition and repeated word is dealt with in the third section. In the last chapter, a comparison of these poems in terms of structure, style and content is made.

  • MakaleYalnız künye2017
    Türk İslam Edebiyatında Manzum Hicretnâmeler ve Mustafâ Fevzî b. Nu˘mân’ın “Hicret-i Habîb-i Rabbü’l- Âlemîn” Başlıklı Mesnevisi

    Kiremitçi, Ferdi

    Türk İslam edebiyatındaki dinî-edebî türlerin genellikle Hz. Muhammed üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu türlerden biri de manzum hicretnâmelerdir. Bu türdeki eserler, çoğunlukla Hz. Muhammed'in miladî 622 yılında Mekke'den Medîne'ye göçünü anlatan manzum metinlerdir. Türk İslam edebiyatındaki müstakil manzum hicretnâmelerin bilinen tek örneği Süleymân Nahîfî'ye aittir. Ancak, edebiyatımızın farklı dönemlerinde bu konuda yazılmış pek çok şiir ve manzume bulunmaktadır. Hatta, bazı klasik şairlerimiz divan ya da mesnevilerinin bir bölümünü bu olayı anlatmaya tahsis etmişlerdir. Bu çalışma giriş ve onu izleyen üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında hicret kavramının tanımı yapılmış ve Hz. Muhammed'in hicret olayı özetlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, hicret konusunun edebiyatımızın farklı dönemlerinde nasıl ele alındığından bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, manzum hicretnâmelerin müstakil veya bölüm hâlindeki örnekleri tanıtılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise türün önemli örneklerinde biri olan Hicret-i Habîb-i Rabbü'l-Âlemîn adlı mesnevinin tahlili ve metin neşrine yer verilmiştir. Bu çalışmayla edebiyat tarihi kaynaklarımızda adı geçen fakat bir bütün hâlinde daha önce değerlendirilmeyen manzum hicretnâmeler üzerinde durulmuş, çalışmanın dinîedebî türler hakkında mesai harcayan araştırmacılara ve Hz. Muhammed'in hicretini manzum olarak bir kez daha hatırlamak isteyen okuyuculara katkı sunması amaçlanmıştır

  • MakaleYalnız künye2017
    Klasik türk edebiyatı manzum nasihatname geleneğinin son hacimli örneği: muhammed şerîfî ve pend-i gülistân mesnevisi

    Kiremitçi, Ferdi

    Bu çalışmanın amacı, XIX. yüzyıl şairlerinden Erzurumlu Muhammed Şerîfî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğini belirlemek; şairin klasik Türk edebiyatındaki manzum nasihatname geleneğinin son hacimli örneği konumunda olan "Pend-i Gülistân" adlı mesnevisini tanıtmaktır. Çalışma, giriş ve onu izleyen iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde klasik Türk edebiyatı öğretici metin türlerinden olan "nasihatmeler" hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Şerîfî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği dikkatlere sunulmuştur. İkinci bölümde "Pend-i Gülistân"ın şekil ve muhteva özelliklerinden bahsedilmiştir. Eserin yazılış sebebi ve tarihi, dil ve anlatım özellikleri ve içeriği hakkında bilgi veren bu bölümde; şairin ele aldığı dinî, tasavvufi ve ahlakî unsurları içeren bölümler tanıtılmıştır. Şerîfî, eserini sanat kaygısından çok bireye ve topluma ışık tutmak için yazdığını belirtmiştir. Bu yüzden öğütlerinin dikkate alınmasını ve davranışa dönüştürülmesini tavsiye eder. "Pend-i Gülistân"da Şerîfî'nin bilgi, ahlak ve insani değerlerle yoğrulmuş bir insan modelini arzuladığı görülmektedir

  • MakaleYalnız künye2017
    Yûnus Emre'nin "Benem" Redifli Bir Gazeli Üzerine Çoğulcu Tahlil Denemesi

    Kiremitçi, Ferdi

    Genelde İslâm kültür ve medeniyetinin özelde ise Türk-İslâm edebiyatının meşhur isimlerinin başında Yûnus Emre gelir. Kuşkusuz ki onun bu şöhreti öncelikle dinî-tasavvufî birikimini her kesimden insanın gönlünü fethedecek bir samimiyetle anlatabilmesinden, daha sonra da sözlerini coşkun bir lirizm ve arı bir Türkçeyle söyleyebilmesinden kaynaklanır. Bundan dolayı onun şiirleri, hem yaşadığı dönemde hem de sonraki asırlarda pek çok kişiyi derinden etkilemiş; bu şiirleri okuyanlar Yûnus Emre'nin duygu ve düşünce dünyasıyla hemhâl olmak için ciddi çabalar sarf etmişlerdir. Bu çalışma, Yûnus Emre Dîvânı'nda yer alan "benem" redifli bir gazelin çoğulcu yaklaşımla tahliline yöneliktir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dinî-edebî metinleri incelerken kullanılan klâsik ve modern yöntemlerin birbirleriyle olan ilişkisinden ve çoğulcu yaklaşımın bu yöntemler arasındaki yerinden bahsedilmiştir. İkinci bölüm, ilgili gazelin "toplumu, şairi, okuru ve metni" öne çıkaran yöntemlerden yararlanarak ve bunların bir sentezini oluşturarak yapılan incelemesini içermektedir. Bu çalışmayla ilim ve irfan geleneğimizin köşe taşlarından biri olan Yûnus Emre'yi, yine onun bir şiiriyle daha iyi anlamak amaçlanmış; bu amaca ulaşmak için de klâsik ve modern tahlil yöntemlerinin verilerinden hareket edilmiştir

  • MakaleYalnız künye2015
    The didactic works in the classical turkish literature: definition, classification, example text

    Kiremitçi, Ferdi

    This study aims to provide general information about the definition and classification of didactic works of classical Turkish literature and aims to give an example of a work of this nature. The study consists of three parts. In the first part, the concept of "didactic work" was discussed, general features of such works were exhibited and the differences of didactic works from artistic works were determined. Didactic work, primarily, aims to inform the reader. There is also aesthetic purposes in the portion of the works written for this aim in the our classic literature. It is

  • MakaleYalnız künye2015
    In verse menaqıb and şemail of nakşî’s sâdât: mustafâ fevzî efendi’s masnavi named “hilye-i sâdât”

    Kiremitçi, Ferdi

    This article aims to introduce the masnavi named “Hilye-i Sâdât” of Mustafâ Fevzî Efendi. The article consists of entrance and four sections that follow it. In the introduction part, "hilye, menaqipname, sâdât, silsile" concepts are emphasized and some information about Nakşî sect and Sâdât’s range accepted in this cult are given. In the first part of the article, Mustafâ Fevzî Efendi’s life and works are mentioned. The author has completed the his own training at a young age and he has served for many years on religion in the Nakşî sect complying Ahmed Ziyâü’d-dîn-i Gümüşhânevî and Hasan Hilmî Efendi from Kastamonu. Mustafâ Fevzî Efendi has writen all his works in verse and he has pressed by different names the major part of his work named "Risâle-i Ziyâiyye" which is his own manuscript. In the second part of the article, “Hilye-i Sâdât” is introduced and it’s copy description and writing cause-history are presented to the attention. The work is designed as the third part of “Risâle-i Ziyâiyye” but it hasn’t been printed in the author’s health. The sole copy of the work is located in the personal library of Numan Erdem who is grandson of Mustafâ Fevzî Efendi. In the third part of the article, the sections and content features of “Hilye-i Sâdât” are mentioned. Cebrail who is the angel revelation and thirty-two ring that extending up to Hz. Ebû Bekir of Nakşî’s range are explained in the work that consists of thirty-three sections. The lifes, tales and physical features of persons are refered in this parts. The fourth section of the article is includes the shapes and wording features of “Hilye-i Sâdât”. “Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” mold of aruz is used in the work that is writen in the masnavi verse form. The work is written in simple and fluent language in general

  • MakaleYalnız künye2013
    19. yüzyıl klasik şairlerimizden muhammed şerîfî'nin dürr-i manzûm adlı menakıpnamesi

    Kiremitçi, Ferdi

    Bu çalışma bir menakıpname örneği olan Dürr-i Manzûm adlı eseri tanıtmayı amaçlamaktadır. Menakıpname, bir velinin hayatı çevresinde oluşmuş menkıbe veya kerâmetleri anlatan dinî-tasavvufî eserlerin ortak adıdır. Türk edebiyatının menakıpnamelerle tanışması İslamiyet'le birlikte şekillenen tasavvuf aracılığıyla olmuştur. Edebiyatımızdaki ilk menakıpname, 11. yüzyılın sonunda yazılan "Tezkire-i Satuk Buğra Han" adlı eserdir. Bu yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında telif veya tercüme yoluyla 100'ün üzerinde menakıpname kaleme alınmıştır. Bu türün manzum örneklerinden biri de 19. yüzyıl klasik şairlerimizden Muhammed Şerîfî'ye aittir. Dürr-i Manzûm adındaki bu menakıpnamede Ebû Hanîfe ile talebesi İmâm Yûsuf'un çeşitli kıssaları anlatılmaktadır. Mesnevi nazım şeklinin esas alındığı eserde 605 beyit bulunmaktadır. Eserin tespit edilebilen tek nüshası Milli Kütüphanede (arşiv nu. 06 Mil Yz A 2032) kayıtlıdır. Altı bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde klasik Türk edebiyatındaki mensur ve manzum menakıpnameler hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm Dürr-i Manzûm adlı menakıpnameyle ilgili çeşitli tespitlerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ilgili eserin transkripsiyonlu metnini içermektedir. Üçüncü bölümde yapılan çalışmanın sonuçları özetlenmiştir. Dördüncü bölümde çalışma esnasında kullanılan kaynak eserler belirtilmiştir. Beşinci bölümde Dürr-i Manzûm'la ilgili kısa bir sözlük yer almaktadır. Son bölümde ise eserden orijinal metin örnekleri verilmiştir. Bu çalışmayla, Türk tarihi, kültürü ve edebiyatı açısından oldukça önemli olan menakıpname türü dikkatlere sunulmuş; ilgili türün manzum bir örneği, "inceleme-metin-sözlük" bağlamında tanıtılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2012
    Studies of converting that didactic prosaically works in classical Turkish literature to poetry and Sâdikî’s example of Akaid-Nâme written in verse

    Kiremitçi, Ferdi

    Our study consists of introduction and other three parts. In the introduction chapter, various determinations about converting of didactic prosaically works in classical Turkish literature to poetry takes place. In the first chapter, examples of works converted to poetry are given. In the second chapter, Sâdıkî’s life and analysis of his work named “Manzume-i Risale-i Rûmî Efendi” on account of shape and content are presented. In the last chapter, there is text with transcription of work which is an example of akaid-nâme written in verse.