Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Trade Networks and Cultural Interaction in Ancient Mesopotamia: The Role of Ebla Merchants in The Middle and Late Bronze Age
Aktürk, Mehmet Yunus
Ebla was pivotal in shaping the economic, political, and cultural interactions between Mesopotamia and the Levant during the Middle and Late Bronze Ages. Emerging as a significant power in the 24th century BCE, Ebla controlled strategic trade routes connecting Mesopotamia, the Levant, and Anatolia, achieving economic prosperity while also establishing diplomatic dominance. The city leveraged its control over trade routes not only for economic gain but also as a tool to influence regional power dynamics and strengthen cultural ties. The archives of the Ebla Royal Palace G provide critical insights into the organization of trade networks, the diversity of traded goods, and the political and cultural impacts of these exchanges. The trade of goods such as grains, textiles, lapislazuli, and gold not only facilitated economic growth but also promoted the spread of religious practices, the development of linguistic standards, and the transfer of technological innovations. Ebla’s merchants served as cultural bridges between Mesopotamia and the Levant, enabling the exchange of knowledge, art, and technical expertise among diverse societies. The city’s dominance over trade routes was reinforced through strategic alliances with powerful city-states like Mari and Akkad, further enhancing Ebla’s influence in regional politics. Diplomatic agreements ensured the security of trade routes and simultaneously bolstered Ebla’s political supremacy. This article analyzes the multifaceted impacts of Ebla’s trade networks, emphasizing the transformative role of trade in regional integration and cultural interaction.
- MakaleAçık Erişim2025Eskiçağda Toplumsal Cinsiyet Olgusu: Hititler Örneği
Aktürk, Mehmet Yunus; Bingöl, Orhan
Toplumsal cinsiyet olgusu insan hayatının ve dolayısıyla insani disiplinlerin orta yerindedir. En temelde toplumun kadına ve erkeğe karşı eşitsiz algılarını, yaklaşımlarını ve uygulamalarını ifade eden toplumsal cinsiyet aynı zamanda kadını ikincilleştirmektedir. Kadın, toplumsal cinsiyeti sebebiyle başta ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda erkeğin ötekisi halinde değerlendirilmektedir. Bu durum, toplumsal ve bilimsel açılardan görece yeni ele alınmakla birlikte tarihsel bakımdan o denli eskidir. Çünkü tarihin çeşitli dilimlerinde ve medeniyetlerinde toplumsal cinsiyet ayrımının varlığı açıkça görülür. Bu anlamda Eskiçağ Anadolusu’na bakıldığında Hititler dikkate değerdir. Anadolu’nun yazılı tarihini başlatan Hititler, erkek ve kadına dair hayata geçirdikleriyle Anadolu’daki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin de miladı olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla toplumsal cinsiyetin Anadolu’daki sosyolojik başlangıcını Hititlerdeki kadın ve erkeğin gerçekleştirdiği söylenebilir. Bu makalede söz konusu başlangıç incelenmekte, toplumsal kurumları ve genel sosyal ilişkileri dâhilinde Hitit toplumunda kadın ve erkeğin cinsiyet eşitsizliği değerlendirilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025An Assessment of Tracking Lost Livestock According to Sumerian Cuneiform Texts
Aktürk, Mehmet Yunus
This article examines how cases of lost livestock were recorded, investigated, and compen-sated within the bureaucratic apparatus of Sumer by analysing cuneiform archives from the Ur III period (2112–2004 BCE). It focuses on three interrelated document types: ration lists, which first register the loss; investigation dockets, which detail the cause, the responsi-ble parties, and witness statements; and compensation tablets, which formalise restitution either by an animal in kind or by its barley equivalent. Terms such as “gu₄ gaz” and “udu sikil” simultaneously denote the quantitative deficit and its juridical status, thereby ensuring institutional consistency. The study shows that oaths, sureties, and a double entry technique reinforced administrative transparency, while compensation calculations were shaped by social status. In theft (gazi) cases, indemnities could rise to 150 percent of the ordinary value, highlighting the system’s deterrent function. Ultimately, incidents of lost livestock served a critical role not only in stock control but also in maintaining social hier-archy and bureaucratic legitimacy within the Sumerian economy. These findings demon-strate that Sumerian administrative practice developed a sophisticated system that inte-grated quantitative oversight with legal financial enforcement inside a unified documen-tary chain.
- MakaleYalnız künye2022Sumerlerin yıkılışında toprakların tuzlaşması sorunsalı
Aktürk, Mehmet Yunus
Sumerler, M.Ö. 5. binde Mezopotamya topraklarına gelerek M.Ö. 4. bine doğru bu bölgenin güneyine inmişlerdir. Kendi bildikleri ya da geliştirdikleri teknikler ile Basra Körfezi’ne yakın bataklıkları kurutarak tarımsal üretime uygun hâle getirmişlerdir. Bu sayede kendilerinden sonra kurulacak olan devletlere de bir takım kültürel aktarımlarda bulunmuşlardır. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, Tufan neticesinde toprağın tuzlaştığı, bunun tarımsal verimi düşürdüğü ve bu verimsizliğin Sumerlerin yıkılışında önemli bir rol oynadığı ifade edilmiştir. Bu çalışmada tuzlaşma teknik olarak açıklanarak, Sumerlerin tarih sahnesinden çekilmesinde etkili olan faktörler üzerinde durulacaktır. Bu faktörler arasında tuzlaşmanın, Sumerlerin yıkılışındaki rolünün hangi ölçüde olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır. Toprağın tuzlanmasının Sumerler üzerindeki ekonomik, sosyal ve politik etkilerini daha iyi tespit edebilmek için, ağırlıklı olarak kendilerinden sonra bölgede hâkimiyeti sağlayan Akkadların durumundan bahsedilecektir
- MakaleAçık Erişim2021Eski Yunan’da Dinî Merkezlerin Finansal Yönleri Üzerine Bir Değerlendirme (Delos, Delphoi ve Parthenon Örneği)
Aktürk, Mehmet Yunus
Eski Yunan şehirlerindeki tapınaklar dinî statülerinin yanında finansal işlerde de rol oynamışlardır. Bu durum, Eski Yunan’a has bir durum olmayıp Mezopotamya’dan bildiğimiz bir sistemdir. Ancak Delos ve Delphoi gibi yerlere ait tapınaklar, ekonomik yapılanma meselesini daha sistemli hâle getirmişlerdir. Bu dinî merkezler, devletle sürekli işbirliği hâlinde olmuşlardır. Finansal açıdan Tapınak-Devlet arasındaki münasebet, savaş ve kıtlık gibi olağanüstü zamanlarda üst seviyelere ulaşmıştır. Böylesine sıkıntılı durumlarda dinî ve merkezî otorite, her biri kendi çıkarlarını düşünerek birlikte hareket etmişlerdir. Kimi zaman birbirlerine borç vermişler, kimi zaman da halkı desteklemişlerdir. İlerleyen süreçte ise Atina’da Athena Tapınağı üzerine inşa edilen Parthenon Tapınağı, anladığımız kadarıyla dinî statüsünün önüne geçecek seviyede devletin yedek kasası rolüne bürünmüştür. Öyle ki şimdiye kadar ele geçen yazıtlardan Parthenon Tapınağı’nda yapılmış bir kült törenine dair kayda rastlanmamıştır. Ayrıca burada diğer tapınaklarda olduğu gibi orta kısımda bir sunak da yoktur. Dolayısıyla burası devletin sikke ayarlarını kontrol ettirdiği, dış borçlanmada civar şehirlere güvence tesis eden bir yer hâline gelmiştir. Tapınağa mensup yüksek rütbeli rahipler ise kimi zaman devlet borçlanmasında statülerinden dolayı şahit olarak gösterilmiş ve tapınağa ait mallar, karşı devlete ipotek ettirilmiştir. Çalışmada bütün bu bilgilerden yola çıkarak bazı saptamalarda bulunulacaktır. Bu saptamalar esnasında özellikle hakkında fazlaca sayısal bilgiye sahip olduğumuz Delos, Delphoi ve Parthenon örnekleri üzerinden Tapınak-Devlet işbirliği ve borçlanma hususlarıyla ilgili genel bir değerlendirilme yapılacaktır.



