Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Saylan, Kemal(13)
- Damlıbağ, Fatih(12)
- Çelik, Recep(11)
- Nazir, Bayram(7)
- Yaşaroğlu, Hasan(7)
- Gök, İlhan(6)
- Gökçek, Mehmet Fatih(6)
- Gülmez, Abdurrahman(5)
- Türkal, Merve Karaçay(5)
- Kiremitçi, Ferdi(4)
- Akrep, Mehmet Yunus(3)
- Aktürk, Mehmet Yunus(3)
- Bağrıaçık, Yeşim Işık(3)
- Doğan, Kadir Caner(3)
- Gözün, Abdulvehhab(3)
- Karademir, Aysenur(3)
- Kerimoğlu, Özkan(3)
- Kurban, Nurahmet Kurban Nur Ahmet(3)
- Çiftçi, Ali(3)
- Şen, Fatih(3)
- (Alieva), Vildane Özkan(2)
- Bal, Bülent(2)
- Bozkurt, Hasan(2)
- Doğan, Hasan(2)
- Evren, Savaş(2)
- Gönan, Yavuz(2)
- Hakkıoğlu, Mümin(2)
- Sancak, Kadir(2)
- Sipahi, Ferkan(2)
- Somuncuoğlu, Seda Özsoy(2)
- Yeşilçayır, Celal(2)
- Yılmaz, Banu(2)
- Acar, İlknur(1)
- Ak, Muammer(1)
- Akaryali, Enver(1)
- Aksakal, Vecihi(1)
- Aksoy, Adem(1)
- Aksoy, Metin(1)
- Akyürek, Suat(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2020Türkiye’de Kayak Sporu ve Uludağ Algısının Tarihsel Temelleri: Karlı Dağdaki Ateş Filminin Göstergebilimsel İncelemesi
Evren, Savaş
Bu çalışma, Türkiye’de kayak sporu ve Uludağ algısının tarihsel temellerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Uludağ’da geçen en önemli Yeşilçam Filmlerinden biri olan Karlı Dağdaki Ateş filminin göstergebilimsel incelemesi yapılmıştır. Çözümleme için öncelikle filmin ön incelemesi yapılmış, Uludağ ve kayak sporuna ilişkin güçlü mesajların yansıtıldığı beş sahne belirlenmiştir. Ardından, belirlenen sahneler Roland Barthes’in göstergebilimsel yaklaşımı çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu kapsamda, ilgili sahnelerdeki göstergeler, gösteren-gösterilen ve düz anlam-yan anlam bağlamında değerlendirilmiş; diğer bir ifadeyle, filmdeki görüntüler ve diyaloglar ile bunların Uludağ imajı ve kayak sporu algısı çerçevesindeki yan anlamları incelenmiştir. Bulgulara göre, Uludağ imajının tarihsel temelleri açısından “romantik üst sınıf destinasyonu” ve “büyüleyici, mistik kayak merkezi” gibi faktörler öne çıkmaktadır. Kayak sporu algısının tarihsel temelleri açısından ise zor, tehlikeli (özellikle kadınlar, yaşlılar ve kilolular için) ve elitist algısı öne çıkmaktadır. Ayrıca bazı sahnelerde kayak sporunun zevkli ve prestijli olduğuna ilişkin yansımalar vardır. Güncel literatür kapsamında yapılan karşılaştırmalar ise bu algıların günümüzde büyük ölçüde varlığını koruduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleYalnız künye2020Vehib paşa’nın ermeni mezalimi ile ilgili rus mevkidaşlarına yazdığı telgraflara dair
Saylan, Kemal; Okatan, Yildirim
Osmanlı Devleti ile Sovyet Rusya Cumhuriyeti arasında 15 Aralık 1917 tarihinde Kafkas cephesindeki savaşı sona erdiren Erzincan Ateşkes Antlaşması imzalanarak bir sınır hattı belirlenmiştir. Akabinde Rus orduları bölgedeki Kürtlerin Ermenilere saldırmalarını önlemek bahanesiyle silahlarını Ermeni komitacılara bırakmak suretiyle yavaş yavaş Doğu Anadolu Bölgesi’nden çekilmeye başlamıştır. Ancak esas gayeleri ivedilikle Ermeni Komitacıları silahlandırarak Anadolu’nun doğusunda Ruslara bağlı bir Ermeni Devleti oluşturmaktı. Rus ordularının Erzincan’dan Erzurum’a intikalinden sonra bölgede emniyet ve asayiş tamamen bozulmuştur. Oluşan otorite boşluğundan faydalanan Ermeniler, Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurma hayaline kapılmışlardır. Bunu gerçekleştirmek amacıyla da kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk demeden bölgede yaşayan sivil Müslüman halka sistematik bir şekilde işkence etmişlerdir. Ermeni komitacılar ayrıca yerleşim yerlerini de yakıp yıkarak insanları camilere ve evlere doldurup diri diri ateşe vermişlerdir. Bu duruma son verilmesi amacıyla III. Ordu komutanı Mehmed Vehib Paşa, Rus Kafkas Orduları Komutanı General Odişelidze ve General Prjevalski’ye durumun vahametini bütün çıplağıyla anlatan bir dizi telgraflar göndermiştir.Bu çalışmanın amacı Erzincan Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Ermeni komitacılarının Anadolu’nun doğusunda gerçekleştirdikleri mezalimin Osmanlı ve Rus komutanların yazışmalarına yansımasını ortaya koymaktadır. Çalışmada Tiflis’teki Gürcistan Devlet Arşivleri’nde bulunan Rusça telgraflar üzerinden bölgedeki Ermeni mezalimiyle ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
- MakaleYalnız künye2020Diyarbekir Valisi Hüseyin \rPaşa-zade Sarı Mustafa Paşa'nın \rHayatı ve Muhallefatı
Gök, İlhan
Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden \rmüsadere, devlet tarafından cezalandırılan kişiler ile vefat eden devlet adamlarının \rmallarının miri tarafından el konularak devlet hazinesine alınmasıdır. Özellikle askeri sınıfa mensup olan bu kişilerin malları merkezden görevlendirilen görevliler \rve kadı tarafından tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bu uygulamanın zaman \riçinde kapsamı genişletilmiştir. İlk başlarda devlete karşı suç işleyen kişilerin malları müsadere edilirken daha sonraları vefat eden ya da savaş meydanlarında şehit \rdüşen devlet adamlarının da malları müsadere edilerek muhallefat defterleri hazırlanmıştır. Bunlardan biri de Şark seferinde şehit düşen Girit Serdarı Hüseyin Paşa'nın oğlu ve III. Ahmed'in damadı Sarı lakaplı Diyarbekir Valisi Mustafa Paşa'dır. \rMustafa Paşa Sivas, Revan, Anadolu, Karaman ve Diyarbekir eyaletlerinde valilik \ryapmıştır. 1734 tarihine gelindiğinde Osmanlı-İran savaşlarından dolayı Şark Seferi \riçin Kars'a memur edilen Mustafa Paşa 1735 tarihinde Nadir Şah'la yapılan savaşta \rAbran denilen mevkide şehit olmuştur. Bunun üzerine Mustafa Paşa'nın Kars ve \rDiyarbekir'deki terekesi tespit edilerek iki farklı muhallefat defteri hazırlanmıştır. \rDefterde yer alan eşyaların bir kısmı yerinde satılırken bir kısmı ise İstanbul'a \rgönderilmiştir. İstanbul'a gönderilen eşyalar önce Enderun'a alınmış ancak daha \rsonra Bab-ı Hümayun ve Hazine-i Amire'de müzayede ile satılmıştır. Satılan eşyalardan elde edilen gelirler Mustafa Paşa'nın devlete olan borçları için el konularak \rhazineye aktarılmıştır. Mustafa Paşa'nın satılan eşyaları arasında bulunan çeşitli \rgiysileri, savaş aletleri ve ev eşyaları devrin iktisadî, sosyal ve kültürel özelliklerini \ryansıtması açısından ve Paşa'nın kişisel tercihleri, zevkleri ve eğilimleri hakkında \rbazı ipuçları vermesinden dolayı önem arz etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2020Eyalet Ahkâm Defterleri Çerçevesinde Akçaabat’ın Sosyal ve Hukuki Durumu (1742-1800)
Gök, İlhan
Osmanlı taşrasında yaşayan yöneten ve yönetilen sınıfına mensup kişiler yaşadıkları bölgelerde zaman zaman bazı problemlerle karşılaşmışlardır. Yönetilen sınıfına mensup olan halk karşılaştıkları problemlerin çözülmesi için genelde yaşadıkları yerdeki kaza mahkemelerine başvururlardı. Kaza mahkemelerinde verilen karara razı olmayanlar üst mahkeme olan ve aynı derece temyiz görevine sahip Divan-ı Hümayun’a başvururlardı. Yöneten sınıfına mensup kişiler için ise durum bundan biraz daha farklıdır. Osmanlı Devleti kamu hizmetini yürüten timar sahiplerinin yaşadığı problemin çözülmesi için üst dereceli mahkemede yargılama yoluna gitmiştir. Divan’a gelen şikâyetler önceleri Mühimme defterine kaydedilirken 1649’da Şikâyet, 1742’den itibaren ise Eyalet Ahkâm defterlerine kaydedilmiştir. Bu çalışmada 1742-1800 tarihleri arasında Akçaabat kazasında meydana gelen şikâyet kayıtlarından yola çıkılarak Akçaabat kazasında yaşayanların sosyal ve hukuki durumuna değinilmiştir. Buna göre Akçaabat kazasında ve çevresinde kamu hizmetini yürüten yönetici sınıfına mensup kişiler reayaya göre daha fazla problemlerle karşılaşmışlardır. Bu problemler arasında timar ve vergiye yapılan müdahaleler vardır. Timara yapılan müdahaleler genelde timar sahiplerinin birbirine yaptığı müdahale olarak görülürken vergi konusunda ise halkın müdahalesi şeklinde görülmektedir. Vergi ve timara yapılan müdahalelerde yönetilen sınıfına mensup bazı gruplar birleşerek eşkıyalık faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Bu durum bölgenin güvenliğinin sağlanmasında birtakım sıkıntılara sebep olurken aynı zamanda timar sahiplerinin gelirlerinin tahsil edilmesinde önemli bir engel olmuştur.
- MakaleAçık Erişim2019Mısır Milliyetçi Hareketi ve Türk Dış Politikası (1924-1925)
Çelik, Recep
Ortadoğu’da Mısır’ın ayrı bir yeri ve önemivardır. Yüzyıllarca Osmanlı’ya bağlı bir eyaletolarak yönetilen Mısır üzerinde bu önemine binaenİngilizler hâkimiyet kurmuş ve bu hâkimiyetini I.Dünya Savaşı sonrasında da bırakmamıştır. Mısır,İngilizlere karşı istiklalini elde etmek için büyükbir mücadele içerisine girmişti. Bu mücadeleninönde gelen siması ise Zağlul Paşa’ydı. AncakMısır, istiklal mücadelesinde kendi içindebölünmüş durumdaydı. Bu durum Mısır’ın gerçekbir istiklal elde etmesini engellemiştir. Anadolu’daemperyalistlere karşı verilen savaş birçok doğuhalklarında olduğu gibi Mısırlılar için de örnekteşkil etmiş, ilham kaynağı olmuştur.Anadolu’daki millî mücadelenin başarıyaulaşmasından son derece memnun olan Mısırlılar,kendi istiklal mücadeleleri için başta MustafaKemal Paşa olmak üzere millî mücadelenin ilerigelen önderlerinden silah ve cephane talebindebulunmuşlardı. Yine Mısır milliyetçileri çok farklıkanallar ve yöntemlerle Türkiye’yi Mısır davasınınyanında bulunmaya zorlamışlardır. Fakat döneminkonjonktürü gereği Türk dış politikası, Mısırlımilliyetçilere açıktan ve doğrudan desteği uygungörmemiş, dolaylı ve pasif yardım anlayışıbenimsenmiştir.
- Derleme MakaleYalnız künye2019“Nil Caddesinde Bir Daire” Romanı Örneğinde Suriye Savaşının Roman Üzerindeki Yansımaları
Alahmad, Mohamad
Modern çağdaki Arap romanları savaş konularından fazlasıyla ilham almış, dikkat çekecek şekilde roman yazarları bundan esinlenmişlerdir. Çünkü romanlar, şiirler ve diğer edebi türdeki yazılardan içerik ve konu bakımından daha fazla hareket alanına sahiptirler. Dolayısıyla savaş içerikli roman yazan güçlü kalemler, fazlasıyla bu konuyla ilgilenmişlerdir. Modern çağda birçok savaş içerikli romanlar yazılmış ve bunların niceleri de Arapların tarihteki savaşlarını ele almıştır!. Tarihin herhangi bir sürecinde gerçekleşmiş olan bir savaşı ele alan romanlar bütün gücünü, okuyucunun daha önce başka bir yerde ulaşamadığı olayları ve bilgileri aktarmasından almaktadırlar. Tarihçiler genellikle tarihi savaşları ele aldıklarında savaşın nerede ve hangi tarihte gerçekleştiğini, komutanların adlarını ve savaşan orduların asker sayılarını ve sonucunu belirtirken, savaş romanı yazarları, bunlara ek olarak savaşan insanların duygu ve düşüncelerine de yer vermektedir. Ayrıca kişisel basit insan tiplemelerini de ele alırlar. Bu yüzden savaş romanları, okuyucusu için tarihçilerin ele almadıkları konuları ve bilgileri aktaran tarihi ve edebi vesika olarak kabul edilirler. Suriye’de 2011 yılında başlayıp hala devam etmekte olan savaş, modern çağımızda insanları etkileyen en büyük savaşlardan birisidir. Öyle ki bu savaş sadece Suriye halkını etkilemekle kalmamış tüm dünya insanlarını etkilemiş olup etkisi Suriye sınırlarını taşarak çok geniş bir coğrafyayı, özellikle de komşu ülkeleri etkisi altına almıştır. Bu çalışma 2011-2018 yılları arasında Suriye’deki savaşın roman üzerindeki yansımalarını ortaya koymaya çalışmaktadır. Araştırma roman yazarı Ahmed Ziyad Muhabbik’in “Nil Caddesinde Bir Daire” romanını ele alır ve kısaca romanı özetler. Savaşın insan yaşamı üzerinde ölüm, hicret ve göçler olarak yaptığı etkiyi ortaya koyar. Savaş sonucu yıkılan ve harabeye çevrilen mekânların, insanların yaşamlarına olan etkilerini ele alır. Savaş suçlarının acı verici görüntüsünü okuyucuya resmederek romanın savaş durumundaki rolünü açıklamaya çalışır. Savaşın olaylara etkisini sanatsal bir dille aktararak görevini yerine getirir. Son olarak bu çalışma romanda konu edilen savaşın sonuçlarına ait tabloyu ortaya koymaya çalışır.
- MakaleAçık Erişim2019Classification of Historical Anatolian Coins with Machine Learning Algorithms
Ünlü, Ramazan
To find out which period the historical coins belong to requires a number of scientific procedures that archaeologists or expertscan do. These operations can often be time-consuming and demanding operations. From this point on, in this study, theautomatically classification of historical coins by using machine learning methods is discussed. Being able to use machine learningmethods to classify historical coins can help experts and can become an analysis tool without the need for scientific tests fornon-experts. For this purpose, some physical properties of different coins used in Anatolian geography were collected andclassified by various machine learning methods named SVM, Random Forest, Bagging, and Decision Trees. Also, two differentmissing values strategies are deployed in conjunction with each chosen method. Based on our findings, random forest methodtogether with imputing missing values with mean gives an acceptable results with the accuracy rate of %71, although there aresome limitations such as high rate of missing values and working with a small dataset
- MakaleAçık Erişim2019Gümüşhane ve çevresinde pontus rum faaliyetleri
Çelik, Kemal
Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Rumların çoğu, Osmanlı Devleti’nin yanında yer almamış, bölgeyi işgale girişen Çarlık Rusya kuvvetiyle işbirliği yapan Pontus Rum çeteleri, bağımsızlık için silahlanmışlardır. 18 Nisan 1916’da Trabzon’a giren Ruslar, başlarında metropolit ve papazları olan Rum ve Ermeniler tarafından sevinçle karşılanmışlardır. Bu işgalle birlikte Pontusçu Rum çeteleri ve Ermenilerin Trabzon ve çevresindeki mezalimleri başlamıştır. Gümüşhane halkı bu dönemde katliama tabi tutulmuş, zulme uğramış, bölgenin Batısındaki şehirlere göç etmiş, ekonomik yönden güçsüz ve fakir hale düşmüştür. Mondros Mütarekesi’ni takiben, Rum Pontus çalışmaları canlandırılmıştır. İtilaf devletlerinin Doğu Karadeniz bölgesine gönderdikleri subayları ve Yunanlılar, yöre Rumlarını desteklemişlerdir. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları Rusya’dan gelen silahlı Rum göçmenlerle dolmuştur. Genel Af ile hapisten tahliye edilen ve dağdan inen Pontus çetecileri, İngiliz subaylarının izniyle silahla dolaşmış, Müslüman halka karşı baskın, soygun, zulüm ve cinayetlerini arttırmışlardır. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadarki yakın dönemde, Yunanistan ve Rumlar, Ermeni soykırım iddiası ile yakın dönemdeki Kürt Sorunu öne çıkarıp bağlantı kurarak, soykırımı tanıması ve tazminat ödemesini talep ettikleri Türkiye’nin, bu soykırımı tanımaması halinde AB’ye kabul edilmemesi yönünde, Avrupa Parlamentosu, İngiltere, Almanya, Moskova’da sergiler düzenlemiş ve Avrupa ülkelerinde propagandalar yapmışlardır. Doğu Karadeniz’de Rum nüfus sayısı çok abartılmıştır. Avrupa ve Amerika’daki sürekli Türkiye’yi suçlayan Pontusçu çalışmalar yanında; asıl önemlisi ve dikkati çeken nokta Doğu Karadeniz’deki çocuk ve genç nüfus başta olmak Türkiye’deki Türkleri kendilerinden şüpheye düşürecek ölçüde, aslında Rum oldukları yalanına inandırmak yönündeki Pontus Rum faaliyetleridir.
- MakaleAçık Erişim20191806-1812 osmanlı-rus savaşı’nda rusların trabzon ve akçaabat saldırılarına dair bazı yeni bilgiler
Yilmaz, Ozgur
1806’da başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’na dair gelişmeler Trabzon Fransız konsolosu Dupré’nin raporlarında önemli bir yer tutmaktadır. Savaş sırasında Trabzon’daki gelişmeleri gün gün kaydeden Dupré, Kafkasya’ya yönelik harekâtlar için şehirde ve civarındaki hareketliliği aktarmanın yanında doğrudan Trabzon’u hedef alan Rus baskınlarını da raporlarında konu etmiştir. Bu bağlamda bizzat konsolosun Trabzon’daki güvenliğini de etkileyen Rus bombardımanları Dupré’nin özellikle rapor ettiği gelişmeler arasındaydı. Savaşta Ruslar gönderdikleri filolar ile 1807 ve 1810’da Trabzon’u ve Akçaabat’ı bombardıman etmişlerdi. Bu saldırılarda Akçaabatgerek Rusların demirleme mahalli gerekse de çıkarma yapılacak bir liman olarak oldukça önemliydi. Dupré, Fransız makamlarına gönderdiği raporlarda Rusların Trabzon açıklarına gelmesi, Akçaabat’a ve Trabzon’a yönelik bombardımanları ve çıkarma girişimleri hakkında bilgiler vermiştir. Bu çalışma 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusların 1807 ve 1810’daki baskınlarını Fransız konsolosunun gözünden aktararak konuya mevcut literatür ekseninde katkı yapmayı amaçlamaktadır.
- MakaleYalnız künye2019The heritage of Sahin Mustafa Pasha, Governor of Erzurum
Türkal, Merve Karaçay
Legacy books, which have an important place in the socio-economic history of the Ottoman Empire, are the records that contain the securities or non-securities left by the deceased. While these records illuminate the economic and social structure of the historical period, they also enable us to have information about the wealth of the individual to which they belong. We learn about the cultural characteristics of the period and society while having information about the topics such as wealth, status, aestheticism and preferences, social relations of the person belonging to him from the registered goods. In this study, the legacy belongs to Sahin Mustapha Pasha who was appointed as military service in Ottoman Empire as guard in various regions, vizier, deputy district governor and the governor Erzurum province was examined. Transcription of three pages of legacy book, which is registered in the Presidential Ottoman Archive at C.DH./188-9358, was evaluated. The article in question consists of three chapters. Firstly, in general terms, as the historical source, the legacy books and their properties were discussed. The second part contains information about the life of Sahin Mustapha Pasha. The third part consists of the evaluation of the belongings of Şahin Mustafa Pasha's legacy book. In this assessment, Sahin Mustapha Pasha's possessions were examined under separate headings such as Cash Money, Books, Clothes, Weapons, Horse Harnesses and Hunting Equipment, Other Materials, Household Items, Kitchen Materials, Slave and Concubines and Animals, Other Items. During this evaluation, clues on how Sahin Mustapha Pasha lived his life as a political and military person were traced. Considering his wealth, it was observed that in the regions where a military class member vizier was in charge, he showed the magnificence of his reign. It has been found that it has a rich wardrobe, a significant number of household and kitchen utensils which are both high in number and high in quality, their weapons are mostly made of precious metals such as gold and silver, and their slaves, concubines and considerable animals. In conclusion, it became possible to make an assessment of the wealth they possessed and used by the high-ranking state officials in the 17th century Ottoman Empire, based on Sahin Mustapha Pasha's legacy.
- MakaleYalnız künye2019Gumushane local press: historical background, problems and solutions
Özcan, Ali
The history of the press, which is generally seen as the study of social memory, provides detailed information on the social, political and economic conditions of societies. The history of the press is one of the most crucial sources for researchers with its rich content. The local press, which constitutes a dimension of the history of the press, is an essential field of investigation in terms of democratization, diversity and representation. Having a history of two centuries in the local press several cities and major towns in Turkey / center has hosted the research. Gumushane, which has a history of a century, has not been involved in a comprehensive / holistic academic research until today. In this study, historical process of Gumushane local press from Ottoman to Republic and its present situation will be examined. In the historical process, a bibliographic breakdown of local newspapers / magazines published by the public and private sectors will be made in Gumushane, in doing so this study creates a scientific infrastructure for the further studies. Within the scope of the study, external issues arising from the structure of the local press, based on Gumushane, will also be discussed and suggestions for solution will be presented. Furthermore, the implementation of a new generation of journalism applications presented by information and communication technologies for the local press will be discussed as a solution proposal.
- MakaleYalnız künye2019İletişim bakış açısıyla hamam kültürü
Uncu, Gonca; Çalışır, Gülsüm; Unal, Aleyna Makbule
Geçmişi Romalılara kadar dayansa da hamam kültürünün Osmanlı ile birlikte yaygınlık kazandığı ve kültürel birmiras olduğu bilinmektedir. Kültürümüzde temizliğin, şifanın, belki de hepsinden önce dinin bir özelliği olarakkabul gören hamamlar, aynı zamanda sosyalleşme ve eğlence mekânları olarak da kullanılmaktadır. Geleneklerimizsayesinde dünden bugüne aktarılan, neredeyse bin yıllık bir geçmişi olan hamam kültürü, beraberinde sadece birritüeli değil, aynı zamanda kişilerarası iletişimin yoğun şekilde kullanıldığı bir ortamı da günümüze taşımasıbakımından önemlidir. Hamam söz konusu olduğunda birtakım geleneklerden de söz etmek olasıdır. Zira dündenbugüne evrilen hamam kültüründe değişmeyen özelliklerin başında gelin hamamı, asker hamamı, kırk hamamı,sünnet hamamı, bayram hamamı gibi geleneklerin varlığı dikkat çekmektedir. Böylece hamamın sadece yıkanıp,temizlenilen yer olmanın ötesinde; buluşma, kaynaşma, eğlenme, sohbet etme vb. iletişim ortamlarının yaratıldığıyer olduğundan söz etmek mümkündür.Bu düşünceden hareketle bize miras kalan geleneklerimizden birisi olan hamam kültürüne iletişim bakış açısıylayaklaşmak, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için çeşitli yaş ve eğitimseviyelerinden oluşan 20 kadın ve erkek ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerdenelde edilen bilgilere göre; hamam kültürünün sadece kadınlara özgü değil, erkekler arasında da yaygınlıkkazandığı, kadınların gelin hamamına erkeklerin ise asker ya da bayram hamamına öncelik verdikleri,hamamların bir iletişim ortamı olarak genel kabul gördüğü ve özellikle kişilerarası iletişimin devamına olanaktanıyan, hatta öyle ki hamamda kurulan dostlukların yıllar boyunca sürdürüldüğü, ilişki ve iletişimin günümüzekadar taşındığı bir mekân olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç olarak hamamların şifa bulmak, kirlerdenarınmak, temizlenmek için gidilen mekânlar olmanın yanı sıra; iletişim ortamlarının yoğun şekilde gerçekleştiği,içinde birçok ritüelin bulunduğu, sohbetlerin yapıldığı, şen kahkahaların atıldığı, eğlencelerin gerçekleştirildiği,kültürümüzün bir parçası olarak dünle bugün arasında kurulan bir köprü olduğunu söylemek mümkündür.
- MakaleYalnız künye2019Determination and Evaluation of Praying Places and Forms in Prayer with Hadîths
Gözün, Abdulvehhab
The prayer is one of the foundations that Islam was built on, which is also among the most important worships that symbolizes the physical and spiritual closeness of human being to Allah (swt). Therefore, such a worship gives an opportunity to human beings to make supplication to seek refuge from Allah (swt) as well asking for other needs. However, many of the Muslims in our country follows Hanafi fiqh, therefore, in the fardh prayer before giving salaam people make certain supplications beside the supplication that surah al Fatiha has. The other supplications are being left after the prayer. However, these people are aware that firstly the moment of prostrating and the state of prayer are the closest moment to Allah (swt). In fact, praying in our country is being expressed as standing in front of Allah (swt) in metaphorical sense. Only, considering these facts, it shows us the importance of the supplication during the prayer as well as the chance of acceptance by Allah (swt). Therefore, in this study, the subject of supplication was examined during the prayer to explain how and where to make the supplication in the light of the hadith of Prophet Muhammad (pbuh). Therefore, it is aimed to reveal where and how to make dua during the prayer according to Sunneh. It is concluded that the supplication can be made during the prayer not only ka’de-i ahîret which widely known among the people but also qıyam, ruku, sajdah as well. The supplication of qunut which is made before going to the ruku in the vitr prayer and after getting up from the ruku in the morning prayer thought to be a subject to study therefore, it is taken into research.
- MakaleYalnız künye2019Kıyı Müdahalelerinin Tarihi Kıyı Yapıları ve Turizmin Sürdürülebilirliğine Etkileri: Trabzon Örneği
Eruz, Coskun; Erbas, Yasar Selcuk; Dursun, Yucel
Deniz ve kıyı alanları, birbirleriyle ilişkili olan ve insanlığın ortak yaşam alanlarının en önemli alanlarıdır. Dünya nüfusunun üçte ikisiyaşamını kıyı bölgelerinde sürdürmektedir. Kıyı alanları beslenme, barınma, savunma, ticaret gibi ihtiyaç duyulan pek çok konudainsanlığa hizmet vermektedir. Bu özelliği dolayısı ile kıyı alanları yoğun insan baskısına maruz alanlardır. Bu alanlar aynı zamandadünya turizm aktivitelerinin en yoğun yaşandığı alanlardır. Çok az koy ve körfez barındıran 119 km. uzunluğundaki Trabzon kıyılarıekolojik ve doğal peyzaj özellikleri yanında 2500 yılı geçen süreçte pek çok uygarlık ve millete ev sahipliği yapmış ve izlerinibarındırmaktadır. Trabzon’un korunması gereken kıyıları ve kıyılarda bulunan tarihi alanlar ve yapılar son dönemlerde yoğun müdahaleve yok olma tehdidi altındadır. Bu çalışma ile tarihi alan ve yapılar tespit edilerek, sürdürülebilirlik ve turizm potansiyeli, yapılmasıgerekenler irdelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2019Keçecizâde İzzet Molla’nın Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr’ında Sosyal Olaylar
Kul, Gül Nihal
Keçecizâde İzzet Molla; XIX. yüzyılın başlarında yaşamış, döneme eserleriyle katkı sunmuş önemli bir şair ve devlet adamıdır. Osmanlı Devleti’nin hem edebî hem siyasi arenada en buhranlı döneminde yaşayan Keçecizâde İzzet Molla; dönemin sosyal yaşantısına kayıtsız kalamamış, özellikle en hacimli eseri olan Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr’da II. Mahmud’un saltanat yıllarına tekabül eden süre içerisinde başta İstanbul olmak üzere İmparatorluk sınırları içinde ve dışında dönemin siyasi, askerî ve kültürel faaliyetlerine, mimarî, mali ve idari yapısına ait tüm detayları beyit beyit eserlerinde işleyerek tarih bilimine katkıda bulunmuştur.Çalışmada şairin kaleme aldığı manzumelerden hareketle binlerce kişinin can verdiği Halep ve Antep depreminden Mısır Çarşısı yangınına, av ve gümüş yasağından Vesta takımyıldızının görülmesine, kıyafet reformundan kitlesel ölümlere sebep olan hastalıklara kadar toplumun çeşitli katmanlarını etkileyen başlıca toplumsal olaylar ve doğal afetler ele alınmış, dönemin toplum hayatına ilişkin unsurlar incelenmiştir. Bu bakımdan şairin eseri hem olayların ve mimari eserlerin tarihinden, içeriğinden bahsetmesi hem de günlük hayatın akışında var olan veya meydana gelen olay ve uygulamaları yansıtması bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca bu çalışmada elde edilen veriler ile dönemin sosyal panoraması üzerinde durulmuştur ve 19.yüzyılın güncel meselelerine değinilerek disiplinler arası içerik değerlendirmesi yapılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2019Hüseyin Rauf (Orbay) Bey’in Hindistan Seyahati ve Faaliyetleri
Çelik, Recep
Hint Müslümanlarının Türklere olan muhabbeti Rauf Orbay’ın Hindistan seyahati ile zirveye çıkmıştı. Rauf Bey bu seyahatinde Türk-Hint dostluğuna vurgu yapmıştı. Kendisi Hindistan’da gittiği her yerde coşku ve sevinç gösterileriyle karşılanmıştı. Siyasi nedenlerle yurt dışında yaşamak zorunda kalan Rauf Bey’in siyaset dışında kalması dikkat çekicidir. Seyahatte gündemin en önemli hususu hilafet meselesiydi. Rauf Bey hilafetin Türkler için artık taşınamayacak kadar ağır bir yük olduğunu belirtmiş ve kaldırılmasının haklı nedenlerini ortaya koymuştu. Rauf Bey’in muarızları kendisini halifeci-sultancı bir şahsiyet olarak görürken Rauf Bey beyanatlarıyla bunun aksi bir portre çizmiştir. Hintliler Rauf Bey’i Mustafa Kemal Paşa’dan daha üstün görmüş ancak O bunu kabul etmemiştir. Aleyhte propagandalara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını düşürecek söylemlerden uzak durmuştur.
- MakaleYalnız künye2019The Impact Of The June War İn 1967 Upon Nizar Qubbani's Poetry
الأحمد, محمد
The Syrian poet, Nizar Qubbani, is regarded one of the most magnificent Arab poets of modern age. He became famous for his poems to have written about women. Although his fame is based on his poems about Women, we see that he is not far from the problems of his country. He also listened to the voice of his people with his poems, which he wrote by focusing on the problems of his turbulent period. He also showed his creativity by focusing on these issues. He has masterfully processed the tragedies that are not in-terrupted, the problems brought about by the modern times and the effects that these problems have on him, and showed the people how to overcome these tragedies, how to overcome these tragedies strictly, without neglec-ting the task, and avoiding unnecessary and insignificant works and discus-sions, presented and guided his people with his works. After the defeat of the Arabs in Israel in the war of June 1967, the acquisition of Sinai, Golan and the West Bank and the lands taken from the Arabs had a great impact on Nizar Kabbanî's poetry. Because these events left a painful feeling in the poet and this defeat made it one of the most important issues that the poet dealt with. The poet reflected the tension he lived in and the sense of defeat caused by the war in his poetry. The aim of this study is to introduce the poet in a short summary and to present the most important topics discussed in his poems related to the June 1967 War. These topics include: the results of the June War, the causes of the defeats of the Arabs, and ways to over-come them, and then examine the technical structure of the poem and emphasize the artistic tools the poet built. So: Poetry-Quran is to emphasize the emergence of nesting, symbolization, repetition, and then the emergen-ce of new word capacity in the poetic dictionary
- MakaleYalnız künye2019The problematic of otherisation in desiderius erasmus
Yeşilçayır, Celal
Different types of problematic of otherisation which are seen as one of the today’s important problem have been encountered in different periods of history. However, it is noteworthy that the problematic of otherisation was reflected in many written works written in the past. The works of Desiderius Erasmus who lived during the Renaissance period and is widely known as a humanist/tolerant intellectual/thinker should also be considered in this context. Because when his works are examined carefully, it attracts attention that he used exclusionary, offensive and even degrading language towards other nations. In this context, it is an academically need to analyze especially his othering expressions made towards the Jews, Ottomans/Turks and women. Despite his othering attitude, the reason why he was called humanist, tolerant or pacifist appears as another problematic to be discussed. In addition, it is important to understand Erasmus's ideas in accordance with his essence and to redefine them in this way thereby examining thoughts in his works.
- MakaleYalnız künye2019Journalists on the Way to Idealist Identity from Cultural Alienation in the Turkish Novel (1950-1980)
Yazbahar, Zehra
In Tanzimat, degeneration or alienation to national culture is one of the topics dealt with frequently in Turkish novel. In that, destructive effects of alienation to national culture on individual and society are processed especially in novels from the Tanzimat reform era. Whereas some authors display how the increasing corruption along with the Tanzimat reform era affects the individual and the society through the individual by means of the negative effects of the characters; some others come up with a “liable/ideal person” transforming these people who are “alienated to their own culture” The most known of these is Hakkı Celis in Kiralık Konak. In this study, the focus will be the ones who are journalists. We see journalist characters who are alienated to their own national culture but then turn to be idealistic individuals in the novels Refik Erduran’s Yağmur Duası (1954), which deals with press life between 1950 and 1980, Kemal Tahir’s Esir Şehrin İnsanları (1956), Attilâ İlhan’s Kurtlar Sofrası (1963), Bıçağın Ucu (1973), Yaraya Tuz Basmak (1978) and Meliha İksel’s Deli Kız (1960). The journalists in the novels we mentioned reveal how to determine the characters who are culturally degenerated impersonate an ideal intellectual identity.
- MakaleYalnız künye2018Current situation and sustainability of erzincan copper processing art in terms of cultural heritage tourism
Çalık, İsmail; Günes, Erkan; Alagoz, Gürkan
Cultural heritage components have a very important place in terms of tourism. In this context, preserving, developing and sustaining of traditional handicrafts is a subject that needs to be considered both from the respect of keeping traditions and creating added value in terms of tourism. Erzincan is one of the rare examples where traditional copper processing art is kept alive. The aim of the research is to determine the situation of the copper processing when compared and contrast with its past in Erzincan; to determine the level of interest in handicraft, to find out what products are produced by the handicraftsmen; to reveal the difficulties of this art; to explain the difficulties in reaching and transferring the copper processing art to future generations; to discuss and evaluate the role of tourism in the evaluation and protection of these values within the framework of intangible cultural the role of tourism within the framework of intangible cultural heritage and to make suggestions for the sustainable development and protection of the profession. Between the dates of 15.05.2016 and 20.05.2016, structured interviews were held with 10 masters stil performing copper art in order to protect, maintain and transfer the traditional handicraft to next generations in the right manner. The questions adopted in the interviews form were produced by using the studies of Alparsan (2010), Çalık (2015), Çalık and Ödemiş (2015) and Indicators of Sustainable Development for Tourism Destinations (WTO, 2004). The thematic categories were obtained from the interview texts and a content analyze method was conducted in order to interpret the results. Based on results of the research, it was revealed that the art of copper processing art in the risk of disappering and both the production and the interest to copper products are lesser when compared to the past. In addition, another significant finding of there search is the necessity of producing more touristic goods and offering them to tourists so as to maintain this kind of art. Moreover, another significant finding of the research is the necessity of producing more touristic goods and offering them to the tourists so as to maintain this sort of art.








