Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2021
    Behistun (Bisütun) Kitabesinin İslami Bakış Açısıyla Yorumlanması

    Gülmez, Abdurrahman

    Bu çalışma 2500 yıl önce Ahameniş İmparatoru olan şah Daryuş’un (M.Ö 522-486) emriyle yazılan Behistun kitabesinde geçen dinî değerlerin neredeyse tamamının İslamiyet’te olan önemli konularla birebir örtüştüğünü ve aynı amaçla yazıldığını ortaya koymak için kaleme alınmıştır. Eserde yalan, zulüm, kitabenin korunması için dua ve bedduanın yer alması, bazı kavimleri kâfir ilan etmesi, yapılan her işi Ahura Mazda’ya bağlaması Şah Daryuş’un dindar olduğunu ve hayatını da Ahura Mazda’nın kurallarına göre idame ettirdiğini ve bu kurallarında İslami değerlerle örtüştüğünü göstermektedir. Kitabede önce tahlil edilen konuların geçtiği bendler verilmiş sonra Kuran-ı Kerim, İncil, Tevrat ve Avesta’da aynı konuların geçtiği ayetler verilmiştir. Bu makale İslami bir değer olan vakıfların devam edebilmesi amacıyla vakfiyelerde yer alan dua ve beddua etme âdetinin bu kitabe için de geçerli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla kitabedeki konuları İslami değerler dikkate alınarak tahlil edilmesi kitabeye farklı bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Eski Yunan’da Dinî Merkezlerin Finansal Yönleri Üzerine Bir Değerlendirme (Delos, Delphoi ve Parthenon Örneği)

    Aktürk, Mehmet Yunus

    Eski Yunan şehirlerindeki tapınaklar dinî statülerinin yanında finansal işlerde de rol oynamışlardır. Bu durum, Eski Yunan’a has bir durum olmayıp Mezopotamya’dan bildiğimiz bir sistemdir. Ancak Delos ve Delphoi gibi yerlere ait tapınaklar, ekonomik yapılanma meselesini daha sistemli hâle getirmişlerdir. Bu dinî merkezler, devletle sürekli işbirliği hâlinde olmuşlardır. Finansal açıdan Tapınak-Devlet arasındaki münasebet, savaş ve kıtlık gibi olağanüstü zamanlarda üst seviyelere ulaşmıştır. Böylesine sıkıntılı durumlarda dinî ve merkezî otorite, her biri kendi çıkarlarını düşünerek birlikte hareket etmişlerdir. Kimi zaman birbirlerine borç vermişler, kimi zaman da halkı desteklemişlerdir. İlerleyen süreçte ise Atina’da Athena Tapınağı üzerine inşa edilen Parthenon Tapınağı, anladığımız kadarıyla dinî statüsünün önüne geçecek seviyede devletin yedek kasası rolüne bürünmüştür. Öyle ki şimdiye kadar ele geçen yazıtlardan Parthenon Tapınağı’nda yapılmış bir kült törenine dair kayda rastlanmamıştır. Ayrıca burada diğer tapınaklarda olduğu gibi orta kısımda bir sunak da yoktur. Dolayısıyla burası devletin sikke ayarlarını kontrol ettirdiği, dış borçlanmada civar şehirlere güvence tesis eden bir yer hâline gelmiştir. Tapınağa mensup yüksek rütbeli rahipler ise kimi zaman devlet borçlanmasında statülerinden dolayı şahit olarak gösterilmiş ve tapınağa ait mallar, karşı devlete ipotek ettirilmiştir. Çalışmada bütün bu bilgilerden yola çıkarak bazı saptamalarda bulunulacaktır. Bu saptamalar esnasında özellikle hakkında fazlaca sayısal bilgiye sahip olduğumuz Delos, Delphoi ve Parthenon örnekleri üzerinden Tapınak-Devlet işbirliği ve borçlanma hususlarıyla ilgili genel bir değerlendirilme yapılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Tarih Öğretmeni Adaylarının Sözlü İletişim Becerileri Üzerine Bir Araştırma

    Yapıcı, Hakkı

    Sözlü iletişim, bireysel ve toplumsal anlamda oldukça önemlidir. Hele öğretmenler söz konusu olduğunda önemi bir kat daha artar, eğitim ve öğretimin en önemli unsurlarından öğretmenlerin sahip olması gereken önemli özelliklerinden birisi de sözlü iletişim becerileridir. Çünkü öğrenci, öğretmenin “şunların yapılması gerekir.” dediklerinden çok yaptığı davranışlardan etkilenir. Bu nedenle öğretmenlerin her şeyden önce kendi ifade güçleriyle öğrencilere örnek olması gerekir. Bu çalışmada da Tarih bölümünde okuyan ve ileride Tarih öğretmeni olabilecek öğrencilerin sözlü iletişim yeterlilik düzeylerinin sınıf ve cinsiyet değişkenlerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde öğrenimlerini sürdüren 46 2. Sınıf öğrencisi ve 40 4. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verilerini toplamak amacıyla Maden’in (2010) geliştirdiği “Sözlü İletişim Yeterlikleri Gözlem Formu (SİYGF)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Tarih öğretmeni adaylarının sözlü iletişim becerilerine kısmen sahip oldukları söylenebilir. Bu sonuca göre öğretmen adayları sözlü iletişimde yeterli görünse de sözlü iletişim becerisinin daha güçlü olması için iyi bir sözcük hazinesine sahip olunmalıdır. Yani öğretmen adaylarının aynı zaman da iyi birer okur olması gerekir. Bu konuda öğrenciler mutlaka teşvik edilmelidir. Araştırmadan elde edilen diğer önemli sonuç ise, 2. Sınıf öğrencilerinin sözlü iletişim becerisinin 4. Sınıf öğrencilerine göre daha düşük seviyede olmasıdır. Bu sonucun çıkmasında 2. Sınıf öğrencilerinin henüz öğretmenlik mesleğine yönelik uygulamalara (okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması gibi.) katılmamış olmalarının etkili olduğu söylenebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Erken Rusların Din Değiştirerek Bizans Etkisine Girmelerinde Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun Rolü

    Şen, Fatih

    Rusların kökeni ve Rus isminin nereden geldiği konuları hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Araştırmacılar arasında kesin gözüyle bakılan olgu, ilk Rus devletini kuranların İskandinav kökenli olduklarıdır. Rusları İskandinav kökenli kabul eden Normanistlere göre Ruslar Baltık Denizi’nin doğu kıyısına Slav ve Fin gibi yerli halkların davetiyle geçmişlerdir. Ancak Kuzeyli milletlerin Slavlar, Finliler, Hazarlar, Bizans hatta Abbasi Halifeliği ile davet olayının öncesine dayanan ilişkileri vardı. Bu ilişkiler genellikle ticaret ve paralı askerlik üzerinden yürütülmekteydi. Kuzeylilerin güneye inmek için kullandıkları çeşitli ticaret yolları bulunmaktadır ki bunların arasında hem Ruslar hem de Bizans için en önemli olanı Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yoludur. Bu yolu kullanan Vareg/Rus toplulukları ilk olarak Baltık Denizi’nin karşına geçip buradaki otorite boşluğundan faydalanarak ilk Rus devletini kurmuşlardır. Daha sonra aynı yolu kullanan Vareg/Ruslar, Konstantinopolis’e kadar hem paralı askerler hem de tüccarlar olarak inerek Bizans kültür ve dinini yakından tanıma fırsatı yakalamışlardır. Memleketlerine geri dönen Vareg/Ruslar soydaşlarına Bizans’ın ihtişamından bahsetmişler böylece Ruslar üzerinde Bizans etkisi hızla yayılmıştır. Prens Vladimir döneminde ise Bizans ile yapılan bir anlaşma sonrasında Ortodoks Hıristiyanlık Rus devletinde devlet eliyle yayılmaya başlamıştır. Vareg/Rusların Bizans Ortodoksluğunu seçmeleri onların Bizans kültür ve medeniyeti etkisi altına girmeleri ile sonuçlanmıştır. Ruslar üzerindeki Bizans etkisi din ile sınırlı kalmamış dil, edebiyat, hukuk ve mimari gibi alanlarda da Bizans’tan etkilenilmiştir. Bu çalışmada erken Rus devletinin Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun etkisiyle nasıl bir tarihi sürecin sonrasında din değiştirip Bizans kültür ve medeniyetinin etkisine girmesinden ve ilk Rus devletinin Bizans’ın bir uydu devleti haline dönüşüm sürecinden bahsedilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    İnamat Defteri’ndeki Verilere Göre 16. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Osmanlı Eyalet ve Sancak Yöneticileri

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti merkez ve taşra şeklinde iki kısma ayrılmıştır. Merkezin dışında kalan yerleri belirten yerleri belirtmek için taşra kelimesi kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşun ilk zamanlarından itibaren taşra birimleri içinde nahiye, kaza, sancak ve eyaletler oluşturulmuştur. Osmanlı Devleti’nin topraklarının genişlemesi ve daralmasına göre bu birimlerin sayıları zaman zaman artıp azalmıştır. Taşra idari yapısı içinde nahiyeden eyalete kadar her birim önemlidir. Ancak bu birimlerin içinde en büyüğü eyalet ve ondan sonra ise sancaklar gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde sancak ve eyalet yöneticileri yüksek dereceli devlet görevlileri arasında yer alırlar. Bu görevlilerin Türk ve devşirmeler arasından seçildiği bilinmekle birlikte ilk zamanlarda Türk kökenli devlet adamlarının, 16. Yüzyıldan itibaren ise kul kökenli kişilerin ağırlıkta olduğu bilinmektedir. Osmanlı Taşra idaresi ve taşrada görevli bulunan kişilerin tayinleriyle ilgili Osmanlı Arşivi’nde sancak tevcih defterleri, ruznameler ve tahvil defterleri önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu defterlerden faydalanılarak birçok çalışma yapılmıştır. Bu defterler kadar önemli bir defter de 16. yüzyılın ilk çeyreğinde II. Bayezid zamanında tutulmaya başlanılan ve I. Süleyman’ın ilk yıllarını da içeren İnamat Defteri’dir. Bu defterde Osmanlı ülkesinde yaşayan her kesimden olan kişilere verilen aynî ve nakdî ihsanlar yer almaktadır. Ağırlıklı olarak II. Bayezid zamanında verilen inamlardan taşra yöneticileri ve aileleri de nasiplenmişlerdir. Osmanlı taşra teşkilatına dair bilgilerin de yer aldığı İnamat Defteri’nde alaybeyi, sancakbeyi ve eyalet valilerinin isimleri, önceki ve sonraki görevleri, görev yeri ve ne kadar görevde kaldıkları gibi bilgilerin yanında bazı taşra yöneticilerinin aileleri hakkında da önemli bilgiler yer almaktadır. Bu çalışmada, taşra teşkilatının önemli birimleri olan sancak ve eyaletlerden bahsedildikten sonra İnamat Defteri’nde yer alan bu bilgiler çerçevesinde 1501-1523 tarihleri arsında inam (ihsan) almış olan alaybeyleri (mir-alay), sancakbeyleri ve eyalet valileri hakkında bilgiler verilecektir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Tanzimat döneminde modern düşüncenin kendisini gösterme biçimi

    Kahraman, Yakup

    Avrupa’da 17. Yüzyılda kuramsal bir çerçeve kazanan modern düşünce’nin en önemliözelliği aklın doğru yöntemle hakikati bulabileceği iddiasıdır. Bu yaklaşım Aydınlanmadüşüncesinde filozoflar tarafından bütün yaşam alanlarının temel ilkesi olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra olgusallık ve bilimsel veriler ile varlığı, yaşamı anlama veyorumlama çabası 18. yüzyılda paradigma haline gelmiştir. Aynı dönemlerde Osmanlıdüşüncesi ise İslami referansların ve Platon-Aristoteles felsefesinin varlık, bilgi ahlak anlayışlarının etkisi altındadır. Fakat askeri, siyasi alanlarda yapılan yenileşmelerle birliktemodern düşüncenin ilkelerinin Osmanlı düşüncesinde izleri görülmeye başlanmıştır. Tanzimat ile birlikte ise modern düşünceye ait olan akılcılık düşünürler tarafından benimsenmiş bu ilke içerisinde bulundukları kültürel çevre ve İslam-Osmanlı epistemolojisietkisi ile yorumlanarak siyaset, eğitim, hukuk alanına yansıtılmıştır. Dolayısıyla moderndüşünceyi konumlandıran, anlamlandıran çerçevesini belirleyen İslam-Osmanlı epistemolojisidir. Tanzimat düşünürleri modern düşüncenin ilkelerini alımlarken ideolojik birperspektifle değil pratik yaklaşım sergilemişlerdir. Bu çalışmada Tanzimat elitinin içerisinde bulunduğu ontolojik-epistemolojik zemini dikkate alarak modern düşünceye aitözellikleri nasıl yorumladığı gösterilmeye çalışılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Yurtdışında Elektrik Eğitimi Alan Osmanlılar

    Damlıbağ, Fatih

    Bu çalışma, Osmanlı döneminde elektrik işlerinde eğitim almak üzere,yurtdışına giden Osmanlı öğrencilerini araştırmak üzere kaleme alınmıştır.Osmanlı Devleti, yerel teknik eğitimdeki yetersizlikler sebebiyle, yurtdışınaelektrik eğitimi için gidenleri destekleyen bir tutum sergilemiştir. Bu çalışmadayabancı ülkelerde elektrik eğitimi görmek isteyen, 56 Osmanlı vatandaşı tespitedilmiştir. II. Abdülhamid (1876-1909) zamanında sınırlı sayıda öğrenci, Fransave Almanya’ya gönderilmiştir. II. Meşrutiyetin ilanı (1908) sonrası, yurtdışındaeğitim alan öğrenci sayısı artmıştır. Eğitim için tercih edilen ülkelerin listeside genişlemiş olup, İngiltere, Macaristan, İsviçre, İtalya, Belçika ve ABDde bu ülkelerin arasına katılmıştır. Yurtdışında eğitime gidenlerin bazılarıüniversitelerde teorik öğrenim görürken, bazıları da fabrika ve tersane gibipratik eğitim alacakları yerleri tercih etmişlerdir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Reflection of Internal Migration and Social Change in Turkish Novel

    Eskiyurt, Nurefşan; Cengiz, Emre

    Many different definitions have been made by researchers for the migration movement, which has a multifaceted dimension. Migration movement, which is a movement of displacement, is not instantaneous and expresses a process. Many reasons such as the division of agricultural lands, mechanization in agriculture, better education and socio-cultural opportunities in cities compared to rural areas, individuals desire to avoid blood feuds, and concern over terror incidents in the living area are among the reasons for internal migration in Turkey. The concept of social change, on the other hand, expresses a change in the cultural structures of societies. There is a relationship between the migration movement and social or cultural changes. This relationship has an important place in the Turkish novel. In the novels, the causes of migration, the urbanization processes of immigrants and the social changes they experience are discussed. A total of five Turkish novels, namely Kente İndi İdris, Toprak Kovgunları, Sevgili Arsız Ölüm, Aykırı Ölümler and Köygöçüren novels, were selected to be used in the study, and the ways in which the social changes caused by the internal migration movement were reflected in the selected novels are discussed.

  • MakaleYalnız künye2021
    The dismissal process of baltaci mehmed pasha and the letters sent to valide gulnus sultan

    Türkal, Merve Karaçay

    During the Prut War between the Ottoman Empire and Russia, Grand Vizier Baltaci Mehmet\rPasha was appointed as Serdar-i Ekrem in February 1711. The Ottoman army was successful in the\rbattle that started on July 18 and lasted for four days. Russian Tsar Peter I, who could not escape the\rwar, requested peace and Baltaci Mehmed Pasha accepted this offer and the Prut Treaty was signed.\rSultan Ahmed III, was also satisfied regarding the signing of the treaty. However, the failure of Tsar\rPeter I, who saved himself and his soldiers to be perished, to fulfill the terms of the treaty, led to the\rformation of an opposition group in Istanbul against the grand vizier. If the terms of the treaty could\rnot be implemented, Baltaci Mehmed Pasha wrote letters to Valide Gulnus Sultan, who was in the\rpalace, in order to save himself from the likely negative situations. Because the Grand Vizier became\raware of the alliance formed against him before returning to Istanbul, and even he had received\rthreatening letters from Ahmed III. The subject of this study is the evaluation of the letters that Baltaci\rMehmed Pasha wrote to save himself, impeachment process and along with the events within the\rframework of the Prut War.\rThe aim of the study is to contribute to the studies on the political history of the Ottoman Empire\rand the history of Ottoman diplomacy and bureaucracy in the 18th century.\rLetters, which are among the historical documents of the Ottoman Empire, have an important\rplace in the field of Ottoman diplomacy and bureaucracy. The letters in question in this study are\revaluated in the category of private letters.\rThe letters which belongs to Baltaci Mehmed Pasha and registered at State Archives\rPresidency's Ottoman Archives by the number BOA, TS.MA.e / 562 - 2, (TSMA No: 2989/1-2), and\rC..SM.. / 102-5143 translated and evaluated.\rThis article consists of four separate sections; introduction, about Baltaci Mehmed Pasha, the\rdismissal process of Baltaci Mehmed Pasha, and the letters Baltaci Mehmed Pasha wrote to Valide\rGulnus Sultan. Based on the letters, it was tried to determine how Baltaci Mehmed Pasha evaluated\rthe events. Some inferences have been made based on his own observations.\r

  • MakaleYalnız künye2021
    The struggle of the seljuk state and the sunnı sectıons wıth the shı's – bâtinî

    Gülmez, Abdurrahman

    In the 11th century, the Great Seljuks became a great power in Central Asia, Iran and the Middle E ast, t aking o n t he p rotection o f the Sunni Islamic world, protecting the Sunni sects and taking their power among the people behind them, and gave a great struggle against the Shiites, Rafidis and Batinids. The struggles that continued from the period of Tugrul Bey to the periods of Sultan Berkyaruk and Sultan Sencer are discussed. In the study, the precautions taken by the Seljuks against the Shiites and Batinids and the activities of the Shiites against them are discussed. The main purpose of the Seljuk sultans was to prevent the Shiite, Rafidi and Batinids from infiltrating the state levels by getting support from the Sunni sects, but this was not successful. Because the Shiites played an important role in the weakening of the state by infiltrating all the state levels of the Seljuks. At the same time, they weakened the state by assassinating important statesmen who were struggling with the Shiite Batinids. In this study, the importance of the struggle of Sunni and Shiite groups competing in every field for superiority is emphasized and it is mentioned how the opposition groups infiltrated or infiltrated the state by drawing attention to the religious and political events that cause the competition between the state and the opponents. In this study, it has been tried to clarify the subject by using the main Persian sources of the period.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Aşere-i mübeşşere dışında cennetle müjdelenen bazı sahâbîler

    Gözün, Abdulvehhab

    İnsanlara doğru yolu göstermek için gönderilen peygamberlerin temel görevi, onlaraAllah’ın (c.c.) dinini tebliğ ve tebyîn etmektir. Son peygamber olan Hz. Muhammed(s.a.s.) de şüphesiz bu amaçla gönderilmiştir. İnsanların içerisinden kimlerin gösterilen doğru yola tabi olduğu için cennete gireceğine yahut başka yollara saptığındandolayı cehenneme müstehak olacağına ise yalnızca Allah (c.c.) karar verir ve bunusadece o bilir. O bu yetkisini başka hiçbir kimseyle paylaşmamıştır. Böyle olmaklabirlikte Hz. Peygamber (s.a.s.), sahâbesinden bazılarını ya henüz onlar hayatta ikenya da vefatlarının ardından özel olarak Allah’ın (c.c.) kendisine bildirmesiyle cennetle müjdelemiştir. Bu kişilerin sayısıyla ilgili yaygın olan kanaat, on kişi olduklarıdır. Bunlara “Aşere-i mübeşşere” denilmiştir. Ancak konuyla ilgili rivâyetler detaylıbir şekilde incelendiğinde on sahâbîden daha fazlasının Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından bu dünyada cennetle müjdelendiği görülmektedir. Bu araştırmada, mezkûrgerçeğe rağmen sadece on kişinin bu müjdeye nâil olduklarına dair yaygın kanaatin oluşmasının sebepleri ve bunların dışında hangi sahâbîlerin dünyada Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından cennetle müjdelendiği yahut cennete gireceğinin haberverildiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu vesileyle temel hadîs kaynakları taranarak bu kişilerin sayısının ne olduğunun ve kimleri kapsadığının tespit edilmesiamaçlanmaktadır. Ancak bu konuda nihaî ve kesin bir rakam verilmesi tabiatıylamümkün olmayacaktır. Zira başkalarının da bu müjdeye nail oldukları halde budurumun rivayetlere yansımamış olma ihtimali sözkonusudur.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Yörüklerde kız verme geleneği üzerine bir inceleme: hasan boğuldu film örneği

    Yıldırmış, Fatma

    Gelenekler, bir toplumun tarihini, iç dünyasını, hayata bakışını gösteren zenginlik kaynağıdır. Bu düşünceler ekseninde ele alınabilecek en dikkat çekici örneklerden birini ise Yörükler sunmaktadır. Kapalı bir toplum olan Yörükler yüzyıllar geçmesine rağmen birçok geleneğini devam ettirmeyi başarmıştır. Yörüklerin bir kolu olan Tahtacılar da kendi obalarının, aşiretlerinin dışına kız vermemişlerdir. Bu bağlamda çalışmada “Hasan Boğuldu” filminden yola çıkılarak kız verme geleneği incelemeye tabi tutulmuştur. Kaz Dağları’nın eteklerinde yaşanmış bir efsaneyi anlatan hikâye, Emine ile Hasan’ın trajik aşkını konu edinir. Yörük kültüründe oba dışında kimseye kız vermeme geleneğinden dolayı oba kızı Emine ovalı Hasan’a zor bir imtihan karşılığında verilecektir fakat Hasan bu imtihanı geçemez ve trajik hikâye her ikisinin ölümüyle sonlanır. Söz konusu çarpıcı hikâye üzerinden evliliğe ilişkin geleneklerden birinin değerlendirilmesi çalışmanın temel çıkış noktasıdır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Max weber’de patrimonyalizm ve bürokrasi kavramları: antik ve çin imparatorluğu üzerine analizler

    Doğan, Kadir Caner

    Çin medeniyeti, siyasal manada 3000 yıllık tarihsel bir geçmişe sahip kadim bir toplumdur. Antik dönemden başlayarak imparatorluk döneminde de farklı hanedanlıklar tarafından yönetilen Çin’de Konfüçyüsçülük devletin siyasal ve toplumsal felsefesi olarak görülmüştür. Antik ve imparatorluk dönemleri Çin’indeki bürokrasi de bu oluşumlardan etkilenmiştir. Nitekim Batılı sosyolog Max Weber,Çin’deki bürokrasiyi patrimonyal olarak nitelendirmektedir. Bu çalışmada da esas olarak Weber’in kapitalizm, modernite ve Doğu algısı tezlerinden hareketle Çin bürokrasisi üzerinde analizler yapılması amaçlanmaktadır. Weber’in temel bilimsel metodolojisi çerçevesinde konuya bakış açısı, kültürel sosyolojisinin temelleri vebürokrasi kavramını Çin’e nasıl uyarladığı üzerinde durulmak istenmektedir. Bu bakımdan çalışmada Çin’de bürokrasinin temelleri ve Weber’in bu gerçekleşen bürokrasi konusunda görüş ve analizleri çalışmanın odağını oluşturmaktadır

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2020
    Number 2 trabzon judgement book (1759-1796): ıssues tackled at the centre related to kürtün

    Gök, İlhan

    It was the Imperial Council that dealt with the political, financial, judicial and social issues primarily concerned the Ottoman State in the Classical Period. The issues discussed at the board were recorded in official journals and carefully documented. One of these official documents is the Book of Mühimme, where complaints were recorded. With the specialization of the council bureaucracy, complaints examined at the Imperial Council began to be kept in the complaint books from the 17th century on, and in the book of judgement after the 18th century. These judgement books are classified according to state names. Complaints are recorded in state judgement books, which were kept in the districts, towns and provinces, except for the unresolved conflicts sent to the centre. The judgements related to Kürtün town/township of Trabzon Province in 1759-1796 are kept in Trabzon Judgement Book with the number 2, where judgements are classified according to their content. These issues are divided into sections such as fief, tax, foundation and banditry. Also, tables are given related to fief, foundation and villages. This article examines the administrative, financial and social structure of Kürtün in the second half of the 18th century with references to the judgements related to Kürtün.

  • MakaleYalnız künye2020
    Alija Izetbegovic’s Foreign Policy in Bosnia and Herzegovina War (1992-1995)

    Çelik, Recep

    After collapse of Yugoslavia, Bosnia and Herzegovina war occurred as a result of Serbian nationalism and irredentism. Bosniak, Croatian and Serbian military forces had started to mercilessly struggle with each other, as to the result was determined by Bosniak-Croatian alliance and NATO operations against Serbians. In Bosnia that has three different ethnic groups, Bosniaks consist of majority of population however they were weakest link with respect to military and political as well. This situation caused that Bosniaks suffer from the war at the utmost. Alija Izetbegovic as a president, in the basis of his foreign policy during the war, based on protection of Bosnia’s territorial integrity. Yet at this point Izetbegovic who was conscious regarding there was not any state that hold on Bosniak’s in the Balkans. In this respect he tried to prompt international organizations to end the war in the Bosniaks’ struggle for existence. He was aware of sooner or later Western intervene could end Bosnian war and so he created outline of his foreign policy in this direction.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Iranian Poetry and Poets during the Constitutional Revolution

    Bağrıaçık, Yeşim Işık

    The movements of the Constitutional Revolution that had started in the Qajar Dynasty were quite influential in changing the classical Iranian poetry. In the new environment formed during the Constitutional Revolution, the topics poetry represented changed. “Edebiyat-i Bazgeşt”, namely “flashback literature”, maybe the last cycle of the classical Iranian poetry was criticized by innovative poets in this period of time because they argued that it did not reflect the truth in the society. Therefore, poets during the Constitutional Revolution period dwelled on the problems of the society by writing poems reflecting the current situation of Iran, a country dominated by other states and where the central government had lost its power. The purpose of the poetry that gained a political aspect was to demonstrate the current situation and to protest against political powers. In this period, influenced by political and ideological developments in Western countries, the poetry was on a new path. Poets, as political fighters rather than being just a poet, often supported the revolution of constitutional monarchy in the newspapers they published. Published newspapers and journals have played an important role in the change of the country. The poets generally continued their literary, intellectual and political activities within the journal or newspaper that they published or the party that they supported. In this way, they became influential on the public by easily reaching them. Poets, who were political figures rather than poets, supported the constitutional reform against the current government. In this period, the poetry underwent a formal transformation as well as gaining a political aspect. The aim of the study is to present a general idea on the aforementioned period by briefly addressing the poems and lives of remarkable poets of the period. The target audience of a study is the researchers which work on poetry and poets of the Constitutional Period in Iran, also readers who are interested in this period.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Ekonomide Kurumsallaşmaya Örnek Olarak Safevi Devlet Teşkilatında Baş Zarrablık ve Muayyerlik

    Yanar, Şenay

    İran coğrafyası, tarih boyunca medeniyetlerin doğuş noktası olarak kabul edilen Mezopotamya ile teması ve sıkkullanılan yolların üzerinde bulunması nedeniyle canlı bir ekonomik merkez olagelmiştir. Savaş unsuru, yeryüzündekieş zamanlı farklı toplumların birbirini tanımasında son derece etkili olurken farklı kültürlerin maddi ögelerinin taraflarcataklit edilmesi ya da ne amaçla yapıldığının öğrenilmesiyle birlikte insanlığın temel faaliyetlerinden olan ticaret dekültürlerarası alışverişin bir sonucu olarak vazgeçilemez hâle gelmişti. İlkel takas usulü, ticaretin ihtiyaca söz konusuolan emtiayı talep eden ve arz eden arasında bir aracı olarak zamanla bir geçim kaynağına dönüşmesi sonucundaeskiçağlardan itibaren yerini alternatif olarak paraya bıraktı. Bu yeni değişim aracı sahip olduğu değerle her yerde birşekilde işe yaraması, bir son kullanma tarihinin olmaması avantajıyla giderek yaygınlaştı ve vazgeçilmez hâle geldi. Nakitdolaşımının sağlanması ve devlet giderlerinin karşılanması için her ülkede ihtiyaç olan madenin sağlanması bilhassabüyük ticari merkezlerde ve liman şehirlerinde hazır sıcak nakit kaynağı olarak darphanelerin ve darphanedeki işlemlerigerçekleştiren tecrübeli elemanların oluşumuna zemin hazırladı. Bu makalede tarihî süreçte İran’daki darphanelerinişleyişinden yola çıkılarak Safeviler Döneminde zarrablık ya da zarrabibaşılık adı verilen darphane müdürlüğü görevininkapsamı, yetki sınırı ve yetki aşımı durumunda cezai uygulamalar çerçevesinde dönemin ana kaynakları ışığındaörneklerle ele alınacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Modern Dünyada Müslümanlar İçin İslam’ı Yeniden KeşfetmekMüphemlik Kültürü ve İslâm Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirm

    Gençosmanoğlu, Alperen

    Geçtiğimiz on yıl içinde İslam tarihi ve İslam düşüncesi alanlarına ilişkin benzer nitelikleriyle öne çıkan ve gündem yaratan önemli kitaplar yayınlandı. Taşıdıkla-rı ortak özellikler, bu eserleri bir arada düşünebilmemizi mümkün kılan ve onları kendi dönemleri içinde yazılmış diğer eserlerden farklılaştıran bir zemin oluştur-maktadır. İlgili eserlerin yazarları yani Wael Hallaq, Shahab Ahmed ve Thomas Ba-uer İslam düşüncesine dair akademide var olan hâkim anlatılarla ve kavramsallaş-tırmalarla hesaplaşan, yenilikçi bakışlar sunmaktadırlar. İslam tarihine dair yaygın bir görüş olan modernite öncesi uzunca bir zaman dilimini duraklama ve çöküş dönemi olarak değerlendirmeyi reddetmektedirler. Tarihsel dönemselleştirme bağ-lamında bir diğer ortak görüşleri ise modern dönemin İslam düşüncesinde radikal bir dönüşüme yol açtığı, İslam’ın ve İslam tarihinin algılanma biçimlerinde ciddi bir değişim yarattığı yönündedir. Öte yandan bu yazarlar birazdan bahsedeceğim eser-lerinde, akademide uzun süredir tercih edilen mikro plandaki derinlemesine ince-lemeler yerine, çok geniş bir zaman dilimini ve coğrafyayı kapsayan geniş kapsamlı çalışmalar yaparak, İslam tarihine ve düşüncesine ilişkin büyük anlatılar ortaya koydular. İlgili eserlerin öne çıkan bir başka ortak özelliği ise kurguladıkları farklı perspektifler, tarihsel süreç içinde izini sürdükleri ve bir şekilde idealleştirdikleri güzergahlar üzerinden normatif anlatılar sunmalarıdır. Bir başka deyişle yaşanıp bitmiş bir tarihsel kesiti ya da var olan bir durumu incelemekle sınırlı kalmayan, İslam’ın ve Müslümanların bugününe müdahil bir söylem üretmektedirler.

  • MakaleYalnız künye2020
    An enthusıastıc poet ın persıan constıtutıonal monarchy perıod: ârif kazvînî

    Bağrıaçık, Yeşim Işık

    The aim of the study is to examine the course of thinking of AbolqassemAref Qazvini,one of the greatest poets of Persian constitutional monarchy period. Aref Qazvini supported constitutional monarchy in Iran since its beginning and he criticized the political and social policies of Dynastie Kadjar that was under the domination of foreign countries in his poems.Qazvinilived with the dream of a free Iran throughout his life and he expressed this desire in his poems.The social and political winds blowing from neighboring countries -from the Ottomans and Russia -arrived Iran by surging and accomplished to influence the Iranian intellectuals of the period, especially Aref Qazvini. The poet, who made his poetic comprehension open to the impact of the political ideas that evolved around him, syncretized his exuberant poetic language with his fragile temperament. His life as a poet, who did not find what he had hoped for from the movements of thought he was enamored of, passed in frustration.Inthisstudywherethequalitativeresearchmethodused,examples reflecting the poet’s world of thoughts will be given and how his life match with his thoughts will be addressed.

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Spread of electricity in the ottoman empire

    Damlıbağ, Fatih

    Usage of electricity was rapidly increased in Europa, during the last quarter of 19thcentury. In this period, the Ottoman Empire met some different usage types of electricity. Electricity took firstly attention of Ottoman Navy in the country. Proper lighting would increase very much the power of navy. Cinema became the second level for the concept of electricity in the Ottoman Empire. Minister of Telegraph and Mail evaluated cinema. He claimed that this invention had an important economic potential. Health and medical devices was another field for electricity. But Abdülhamit II declared some reservations in this issue. He ordered the determination of some rules in this field, for security reason. With the beginning of 20th century, electricity got more accessible. For the purpose of lighting, many people demanded the usage of electric machines for themselves. The last use area of electricity was serving it to people as public service. Entrepreneurs wanted to make ventures in city’s lighting and public transportation.