Yazarlar
- Kenek, Gökhan(13)
- Pala, Fahrettin(11)
- Komut, Osman(10)
- Akyol, Hikmet(9)
- Demirbağ, Orkun(9)
- Barut, Abdulkadir(8)
- Sökmen, Alptekin(8)
- Bekar, Fevziye(7)
- Ayaydin, Hasan(6)
- Benk, Osman(6)
- Durmuş, İbrahim(6)
- Merddan, Kurtuluş(6)
- Polat, Eray(6)
- Top, Yener(6)
- Çelik, Orkun(6)
- Demirbag, Kubra Simsek(5)
- Doğan, Onur(5)
- Soydaş, Şafak Sönmez(5)
- Sımsek, Tugçe(5)
- Vural, Selvi(5)
- Yasar, Sekip Sadiye(5)
- Yıldız, Barış(5)
- Zuhal, Mustafa(5)
- Akbas, Yusuf Ekrem(4)
- Akyol, Mehmet(4)
- Artan, Seyfettin(4)
- Fidan, Muhammed Said(4)
- Gökçe, Ahmet(4)
- Hayaloglu, Pinar(4)
- Hayaloğlu, Pınar(4)
- Keyifli, Nazlı(4)
- Kulakaç, Nurşen(4)
- Pilatin, Abdulmuttalip(4)
- Sancar, Canan(4)
- Sökmen, Alev(4)
- Tuna, Hasan(4)
- Adanacioglu, Hakan(3)
- Adanur, Hakan(3)
- Cakir, Mehmet Ali(3)
- Denizli, Umut(3)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Turkey's Agricultural Sector: Past, Present and Future of Agriculture
Merddan, Kurtuluş
Turkey has been an important agricultural country both historically and in the present day. Turkey, which has a 0.8% share of the world's agricultural lands, produces more than 1.29% of the global production, and it both affects and is affected by the changing technology. Considering the twenty years of change and potential of Turkish agriculture, being a follower of technological trends was able to Turkish agriculture even stronger. Turkey is among the actors that will affect the global agriculture sector with its annual production capacity of approximately 50 billion dollars, and there is a possibility of increasing this production capacity to 100 billion dollars in the coming years. The past, present and future of the Turkish agricultural sector are discussed in this study. In this context, the evaluation of Turkish agriculture from past to present has been made and then the future of agriculture has been analyzed. To accomplish this, we utilized TÜİK data from 2000 to 2022, applying both the ARIMA model from time series analysis and the Double Exponential Smoothing Method. Within the scope of the findings, it is expected that the agricultural production value will be 42,255,769,000 $, the number of employed people is 4,829, the share of agricultural exports in total exports will be 3.06% , the share of agricultural imports in total imports will be 6.32% and the share of agriculture in GDP will be forecasted 5.04% in 2030.
- MakaleAçık Erişim2024The effects of agricultural subsidies and agricultural employment on economic growth: a time series analysis
Merddan, Kurtuluş
The purpose of this study is to examine the effects of agricultural subsidies and agricultural employment on economic growth in Türkiye by utilizing annual data for the period 2000-2022. Benefiting from empirical analysis, the variables in the study were primarily tested with the unit root test. The differences of the variables for which unit roots were determined were purified from unit roots as the Augmented Dickey-Fuller (ADF) test suggests. Appropriate lag test was applied to the series and then the causality relationship between economic growth, agricultural employment rate and agricultural support amount was analyzed according to the results of cointegration, error-corrected VAR estimation, and Granger causality test. Based on the results of the analysis, agricultural subsidies do not have a significant effect on economic growth or economic growth on agricultural subsidies, whereas agricultural employment has a bidirectional and positive effect on economic growth. Causality findings indicate no causality between agricultural subsidies and economic growth. A bidirectional and positive economic growth as a result of agricultural employment was determined, and the existence of a causality relationship between the two variables has been demonstrated. In conclusion, it has been found that agricultural subsidies provided for economic growth in Türkiye have not yielded effective results, whereas agricultural employment provided positive reflections. Therefore, taking measures for a controlled transition from the agricultural sector to non-agricultural sectors over time, thus increasing the quality and adaptability of the workforce in the sector, and recording employment through incentives will make a great contribution to the solution of the problem.
- MakaleAçık Erişim2024Örgütsel adaletin duygusal tükenmişlik üzerindeki etkisi: sağlık çalışanları örneği
Benk, Osman; Kenek, Gökhan
Pandemi ile birlikte sağlık çalışanlarının iş yükleri ve işle ilgili sorunları daha da belirgin hâle gelmiştir. Türkiye’deki sağlık çalışanlarının maddi ve manevi haklarını elde edememeleri ve karşılaştıkları fiziksel ve psikolojik şiddet olaylarının da etkisiyle sağlık sektöründeki adalet ve tükenmişlik konularına işaret edilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda araştırmanın amacı örgütsel adalet algısının duygusal tükenmişlik üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda gerekli olan araştırma verileri Ankara ilinde bir araştırma hastanesinde görev yapmakta olan 141 sağlık memurundan anket yöntemi ile 2022 Kasım-Aralık tarihleri aralığında veriler elde edilmiştir. Çalışanların örgütsel adalet algısı üzerine değerlendirmede bulunabilmek adına literatürde oldukça fazla bir kullanıma sahip olan Niehoff ve Moorman (1993)’ın geliştirdiği dağıtımsal, etkileşimsel ve işlemsel adalet olmak üzere 3 boyuttan oluşan ve 20 madde içeren örgütsel adalet algısı ölçeğinin Yıldırım (2007) tarafından yapılan Türkçe uyarlaması kullanılmıştır. Çalışanların duygusal tükenmişlik algılarını değerlendirebilmek için Maslach ve Jackson (1981)’ın geliştirdiği 3 boyut ve 22 maddeli ve Maslach Tükenmişlik Envanteri olarak literatürde yer alan ölçekten duygusal tükenme boyutuna ilişkin Türkçe uyarlaması Ergin (1992) tarafından yapılan 9 madde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan veri seti MPlus 7 programı ile doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Bu analizler sonucunda ölçeklere ait uyum iyiliği değerlerinin sağlanmasıyla birlikte örgütsel adalet algısının duygusal tükenmişlik üzerindeki etkisi yapısal eşitlik modeli analizi ile teste tabi tutulmuştur. Ulaşılan sonuç ile örgütsel adaletin duygusal tükenmişliği anlamlı biçimde ve negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ile sağlık sektöründe örgütsel adalet ve tükenmişlik arasındaki ilişki keşfinin yararlılığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, araştırma sektördeki çalışanları anlama ve sektörün öznel iyiliği açılarından önemlidir.
- MakaleAçık Erişim2024Mevduat bankalarının kullandırdıkları tarımsal kredilerin tarımsal üretime etkisi: Karadeniz Bölgesi’ne yönelik bir panel veri analizi
Merddan, Kurtuluş
Mevduat bankalarının kullandırdıkları tarımsal kredilerin tarımsal üretim üzerindeki etkisi tarım ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Fakat kullanılan kredilerin istenen amaçları gerçekleştirip gerçekleştirmediği karar alıcılar ve politika yapıcılar tarafından merak edilen bir konu olmuştur. Bu çalışmada; Türkiye’de mevduat bankalarının Karadeniz Bölgesi illerinde kullandırdıkları tarımsal kredilerin tarımsal üretime etkisi panel veri analiziyle araştırılmıştır. Çalışmada 2006-2022 dönemi mevduat bankalarının kullandırdıkları krediler ölçek alınmıştır. Çalışma sonunda mevduat bankalarının Karadeniz Bölgesi’nde kullandırdığı tarımsal kredilerin Karadeniz Bölgesinde tarımsal üretim üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Tarıma daha fazla destek sağlama noktasında kamu bankalarının yanı sıra özel ve yabancı sermayeli bankaların da üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda kredi imkanlarını çeşitlendirmesi, tarımsal kredilerin önündeki birtakım engellerin kaldırılması ve bu kredilerin daha verimli sahalarda değerlendirilmesi, tarım sektörünün ekonomi içerisindeki öneminin tam olarak kavranması ve değişim sürecinde tarım sektörüne biçilecek rolün iyi analiz edilmesi büyük önem arz etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024A Study on The Relationship Between Organic Agriculture and Agricultural Employment in Türkiye
Merddan, Kurtuluş
Organic agriculture is a sustainable agricultural system with different principles that is carried out within the scope of certain rules. Due to the substitution of organic inputs with chemical inputs, getting the products ready for sale, weed control, and similar operations by hand, enterprises engaged in organic farming require a larger labor force. All these jobs increase employment opportunities in rural areas and allow small family businesses to continue production. In this study, it has been tried to reveal the relationship between organic agriculture and agricultural employment with the help of an econometric model and to determine the effect of organic agriculture on employment. The study analyzed a 17-year time series of data spanning from 2004 to 2021 to identify the factors influencing agricultural employment, taking into account various aspects of organic agriculture, including the number of organic agricultural products, the count of farmers engaged in organic agriculture, the area dedicated to organic agricultural production, the organic wild collection area, the total area allocated for organic agricultural production, the quantity of organic agricultural production, the number of entrepreneurs involved in organic agriculture, the unit price of subsidy for organic agriculture, and the total amount of subsidy provided to organic agriculture. Based on the results of the regression analysis, it was determined that the number of organic products does not have a significant effect on agricultural employment. In addition, it was found that the wild harvesting area is positively significant for agricultural employment and that the total production area of organic agriculture and the amount of subsidy are negatively significant. The results of the research reveal that a 1% increase in the wild harvesting area related to organic agriculture would lead to an increase of more than 0.28% in the agricultural employment rate, while a 1% increase in the total production area and the amount of subsidy would lead to a decrease of 0.40% and 0.44% in the agricultural employment rate, respectively.
- MakaleAçık Erişim2024Presenteeism and Job Performance in the Aviation Industry: A Study on Ground Handling Business Employees
Vural, Selvi
The aim of this study is to determine the impact of presenteeism on job performance. In the scope of the research, job performance has been examined in terms of both contextual and task performance. This study was conducted with the participation of personnel responsible for ground handling services in the aviation sector. Given the determined objective, it was deci-ded that the quantitative method is suitable for the research, and data were obtained through scale forms. To assess employees' presenteeism tendencies, the "Stanford Presenteeism Scale (SPS-6)" was utilized, while the "Job Performance Scale" was employed to measure job performance. The findings suggest that presenteeism impacts job performance in both task and con-textual dimensions. The results demonstrate that presenteeism significantly and positively affects both areas of job performance. This study highlights the beneficial effect of presenteeism on job performance. However, this significant positive relationship between presenteeism and performance does not entirely eliminate the fact that presenteeism is seen as a problem in busi-nesses.
- MakaleAçık Erişim2024CO2 Emisyonu, Hava Yolu Taşımacılığı, Yenilenebilir Enerji Tüketimi ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: Beşli Grup (G5) Örneği
Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem
Çalışmanın amacı, CO2 emisyonu, hava yolu taşımacılığı, yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. G5 (Brezilya, Çin, Hindistan, Meksika ve Güney Afrika) ülkelerini kapsayan bu çalışmada 1990-2018 dönemine ait panel veriler kullanılmıştır. Hava yolu taşımacılığı değişkeni, hava yolu yolcu taşımacılığı ve hava yolu yük taşımacılığı olmak üzere ayrı ayrı modellere dâhil edilmiştir. Ağırlıklandırılmış Ortalama Grup (AMG) tahmincisi kullanılarak modeller tahmin edilmiştir. Ampirik analiz sonucuna göre hava yolu yük taşımacılığı CO2 emisyonunu istatistiksel olarak anlamlı ve negatif etkilerken hava yolu yolcu taşımacılığına ilişkin istatistiksel olarak anlamlı bir bulgu elde edilememiştir. Bununla birlikte, her iki modelde ekonomik büyüme CO2 emisyonunu istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif, enerji tüketimi ise negatif etkilemektedir
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Alanında Kadın Girişimcilikle İlgili Yayınlanmış Akademik Çalışmaların Bibliyometrik Analizi
Şahin, Havva
Çalışmada sağlık alanında kadın girişimcilik ile ilgili yayınlanmış akademik çalışmaların bibliyometrik analizini yapmak için “women entrepreneurs in health” anahtar kelimesi ile Web of Science (WoS) veri tabanından “tüm alanlar” seçimi yapılarak tarama yapıldı. 1990-2023 yılları arasında konuyla ilgili 247 makale çalışması yapıldığı sonucuna ulaşıldı. Çalışmanın verileri bibliyometrik analiz programı olan VOSviewer 1.6.20 ile yapıldı. Çalışma ile sağlık alanında kadın girişimcilik ile yapılan yayınların yılı, yayın yapan yazarlar, yayın yapılan ilgili konular, indeksler, yayın yapılan ülkeler belirlendi. VOSviewer programında analizler gerçekleştirilerek ortak yazar analizleri, atıf analizleri, anahtar kelime analizleri gerçekleştirildi. Elde edilen verilere göre konuyla ilgili en çok yayın 2021 yılında, en çok yayın yapılan alan işletme alanında, en çok çalışma yapan yazar Manavi Gupta, en çok çalışma indeksi Social Sciences Citation Index (SSCI), en çok çalışma yapılan ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye ise sağlıkta kadın girişimcilik alanında yayın yapma sırasına göre 69. sırada yer almaktadır. Yazar atıf analizine göre en çok atıf alan yazar Kamal Naser’dir. Ülke atıf analizi yoğunluk haritasına göre en çok yayın yapan ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Kurum atıf analizine göre National Health Service kurumu en çok yayın yapan kurumdur. Ortak yazar analizinde de en çok yayın yapan yazar Kamal Naser’dir. Yazarlar tarafından en çok kulllanılan “entrepreneurship” ortak kelimesidir.
- MakaleAçık Erişim2024Yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolü
Benk, Osman; Kenek, Gökhan; Sımsek, Tugçe
Bu çalışmanın amacı bireylerin sahip oldukları genel yaşam doyumlarının, psikolojik iyi olma durumlarına ve bir çalışan olarak işlerine olan tutkunluklarına etkisini ortaya koymaktır. Bununla birlikte psikolojik iyi oluşun, yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasında öngörülen aracılık rolünün incelenmesi araştırmanın diğer bir amacıdır. Araştırma, Karadeniz Bölgesi’nde öğrenci barınma hizmetleri kapsamında öğrenci yurtlarında görev yapan çalışanlar örnekleminde 2022 yılı Haziran ile Temmuz ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak için yüz yüze anket yönteminin kullanıldığı araştırmada 191 katılımcıdan geri dönüş sağlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS26 paket programında korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler ve gerçekleştirilen analizler doğrultusunda elde edilen bulgulara göre tüm hipotezler kabul edilmiştir. Hipotezlerin kabulü ile birlikte; bireylerin yaşamlarına ilişkin sahip oldukları tatmin duygusunun onların psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmelerinde ve iş hayatlarında da bunu sürdürerek, örgütsel etkinlik ve verimlilik için arzu edilen ve pozitif çalışan davranışlarından biri olarak kabul edilen çalışmaya tutkunluğun gelişmesinde önemli rol oynadığı ifade edilebilir. Sonuçlar yaşam doyumunun artması ile birlikte psikolojik iyi oluş ve çalışmaya tutkunluğun da artış göstereceğine işaret etmektedir. Aynı zamanda psikolojik iyi olma durumunun da çalışmaya tutkunluğun önemli bir belirleyicisi olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Dijitalleşmenin iş performansı üzerindeki belirleyiciliği: hava taşımacılığı sektörü örneği
Vural, Selvi
Bu araştırmanın amacı, dijitalleşmenin çalışanların iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Küreselleşmenin bir getirisi olarak bugün iş dünyası sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci içindedir. Bu durum, bilhassa son yıllarda hızlı ve yeni teknolojik gelişmelerle örgütlerin iş yapış biçimlerinde ve rekabet stratejilerinde köklü bir değişime-dönüşüme gitmeyi gerektirmektedir. Dijitalleşme, büyük ölçüde örgütsel dinamikler üzerinde birtakım değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Yaşanan bu dijital değişim- dönüşüm hem çalışma ortamını etkilemekte hem de farklı fırsatları ve risk unsurlarını içermektedir. Fırsatlardan yararlanmanın yanı sıra yeni teknolojik gelişmelere adapte olabilecek nitelikteki çalışanları elde tutabilmek, verimliliğini ve üretkenliğini arttırabilmek bilhassa risk unsurlarını bertaraf edebilmek açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırma hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu 403 personelin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Mevcut araştırmanın gerek ülke ekonomisi gerekse de sektörel gelişim adına çalışan iş performansının büyük önem taşıdığı havacılık sektöründe bu kapsamda gerçekleştirilen az sayıdaki araştırmadan biri olması, yazına ve pratikte uygulayıcılara sağlayacağı katkı nedeniyle önem taşıdığına inanılmaktadır. Amaç dahilinde, araştırma açısından uygun yönetimin nicel olduğuna karar verilmiş ve ölçek formları aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Çalışanların iş performansını ölçmek için Bal ve De Lange (2015)'ın "İş Performansı Ölçeği", dijitalleşme algısını ölçebilmek adına ise Venkatesh ve Bala (2008)’nın “Teknoloji Kabul Modeli (TAM)” kullanılmıştır. Çalışanların dijitalleşme algısının iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koyan bir model tasarlanmış ve bu modele bağlı olarak geliştirilen hipotezlerin test edilmesi adına yapısal eşitlik modellemesi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular; dijitalleşme algısının iş performansı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğunu yani hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu personellerin dijitalleşme algısının onların iş performansları üzerinde önemli ölçüde belirleyici olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Finansal Gelişmişlik ve İnsani Gelişim Endeksi Arasındaki İlişki: Kırılgan Beşli Örneği
Gültekin, Ömer Faruk; Yalçın, Selçuk
Finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü hakkındaki çalışmalar eski yıllara dayanmaktadır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalarda farklı görüşler ortaya konmuştur. Mevcut görüşlerin önemli bir kısmı finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu ortaya koymakla birlikte yapılan çalışmalarda finansal gelişme ve ekonomik büyümenin göstergesi olarak kullanılan değişkenler farklılık göstermektedir. Bu çalışmada spesifik olarak finansal gelişmişlik ile insani gelişim endeksi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada finansal gelişmişliğin göstergesi olarak, IMF tarafından 2012 yılında yayımlanan farklı finansal gelişmişlik boyutlarıyla oluşturulan 9 adet endeks aracılığıyla hesaplanan finansal gelişmişlik endeksi, borsa endeksi ve enflasyon verisi kullanılmıştır. Çalışmada finansal gelişmeyi gösteren değişkenlerden finansal gelişme endeksi ve finansal gelişme sürecinin başka bir temsilcisi borsa endeks değeri ile enflasyon değişkenlerinin insani gelişme endeksi üzerine kısa ve uzun dönemli etkileri kırılgan beşli olarak tanımlanan ülke grubu için araştırılmıştır. Panel ARDL yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde finansal gelişme endeksi ve borsa endeks değerinin insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlıdır. Enflasyonun ise insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi negatif yönlü ve anlamlıdır. Sonuçlar çalışmanın temel araştırma sorularında öne sürülen hipotezlerin geçerli olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Gören Öğrencilerin İşsizlik Kaygısı Düzeylerini Belirlemesi: Kesitsel Araştırma
Aslan, Ramazan; Göktekin, Zekiye; Yıldız, Eyyüp
Bu araştırmanın amacı, kamuda istihdamı olan bölümler ile istihdamı olmayan bölümlerde okuyan öğrencilerin iş bulma kaygısı ve bu kaygıyı etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY), Sağlık Yönetimi (SY) ve Hemşirelik bölümlerinde öğrenim gören tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmış, kolayda örnekleme yöntemi seçilmiştir. 294 (%70,3)’ü kadın, 194 (%29,6)’ü erkek olmak üzere toplam 418 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların %,84,6’sı KPSS’ye girmeyi düşündüğünü belirtmiştir. İkili ve çoklu karşılaştırmalar sonucunda, kaygı düzeyi en yüksek olan öğrencilerin kamu istihdamı olmayan Sağlık Yönetimi bölümünde olduğu, Aile gelir düzeyi iyi olan veya yabancı dil bilen öğrencilerin daha az kaygılı oldukları, AYAY bölümünde kadınların daha kaygılı olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Tarım ve Balıkçılık Sektörlerinde Karlılığın Belirleyicileri: TCMB Sektör Bilançolarıyla Panel Veri Analizi (1996 – 2021)
Kekül, Okan
Amaç - Bu çalışmada, TCMB bünyesinde bulunan ve reel sektör istatistikleri çerçevesinde yayınlanan bilanço, gelir tablosu ve finansal oranlardan faydalanılarak tarım ve balıkçılık sektörlerinde bulunan işletmelerin karlılığını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yöntem - Karlılığı etkileyen faktörler olarak literatürdeki çalışmalar temel alınmış ve bu bağlamda aktif karlılık çalışmanın bağımlı değişkenini temsil etmiştir. Bağımsız değişkenler ise borçlanma oranı, öz sermaye devir hızı, aktif devir hızı, büyüklük, asit-test oranı, cari oran, kaldıraç oranı, alacak devir hızı ve faiz kazanma oranı şeklinde meydana gelmektedir. Çalışmada panel veri analiz yöntemi kullanılmış ve çalışma, panel veri statik modelleri ile yürütülmüştür. Bulgular - Aktif karlılık ile kaldıraç oranı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde bir ilişki; aktif karlılık ile öz sermaye devir hızı ile pozitif yönlü bir ilişki gözlemlenmiştir. Aktif karlılık ile diğer bağımsız değişkenler arasında herhangi bir anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Tartışma - Tarım ve balıkçılık sektöründe yer alan işletmelerin yüksek kaldıraç kullanımı finansal risk olarak açıklanabilmektedir. Yüksek kaldıraç oranı, finansal olarak değerlendirildiğinde daha fazla borca sahip olma şeklinde ifade edilebilmektedir. İşletmelerin daha az borç kullanarak aktif karlılığı (ROA) arttırabileceği düşünülmektedir. Ayrıca teknolojik gelişmelerin takip edilmesi, etkinlik ve verimliliğe yönelik stratejiler belirlenmesi, doğal kaynaklardan sürdürülebilir koşullarda fayda sağlanması, aktif karlılık ile öz sermaye devir hızı arasındaki pozitif ilişkiyi destekleyebileceği düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Assessment of Hazards and Risks in a Marble Quarry
Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan
Potential hazards and risks in marble quarries in Türkiye occur as a result of various factors. These include violations of occupational safety standards, equipment failures, changes in geological structure, lack of worker training and environmental impacts. However; occupational accidents occurring in industrial environments such as marble quarries can be due to various reasons. These may include factors such as falls, equipment failures, rock falls, chemical exposures and fatigue. The L matrix risk assessment method is a management tool used in many areas of industry. This method enables prioritisation of risks by evaluating the probability and impact of the risk on a matrix. The L matrix risk assessment method determines the probability and impact of each of these factors and visualises them on a matrix. The probability and impact values are ranked from low to high and the risk level is calculated by multiplying these values. This method can be an effective tool for identifying, prioritising and managing hazards and risks in marble quarries. However, for a complete and comprehensive assessment, it is important that enterprises cooperate with experts and act in accordance with local regulations. This study analyzed the hazards and risks in a marble quarry in Türkiye with the L-type risk assessment method. The results obtained show that intolerable risks such as tipping over of heavy machinery, falling rocks and breaking off large pieces in marble quarry drilling and open pit mining areas can have fatal consequences. Other significant risks in the open pit area include elements such as machinery and equipment impact, falling parts and dust. In addition, hygiene issues were considered a significant risk in open pit and general operating areas. On the other hand, breakdowns and traffic accidents are classified in the tolerable and mild risk group. This evaluation forms an important basis for taking the necessary measures to increase occupational safety. In this context, hazards and risks in a marble quarry in Türkiye were identified and risk assessment was carried out using the L-type risk assessment method.
- MakaleAçık Erişim2024İş Yerindeki Maneviyat Engellerinin Proaktif Kariyer Davranış Üzerindeki Etkisinde Canlılığın Aracı Olumsuz Dedikodunun Durumsal Aracı Rolü: Sağlık Çalışanları Örneklemi
Bekar, Fevziye
Bu araştırmanın amacı duygusal olaylar teorisi ve duygusal değişim modeli temelinde maneviyat engelleri, proaktif kariyer davranış, canlılık ve olumsuz dedikodu değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma sağlık çalışanları örneklemi üzerinde yürütülmüştür. Kolayda ve kartopu örneklem yöntemi ile 912 sağlık çalışanına ait verilerin analiz yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için AMOS 23, açımlayıcı faktör analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri için SPSS 22, aracılık etki (model 4) ve durumsal aracı etki (model 7) analizleri için PROCESS MACRO v3.4 kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda maneviyat engelleri ile proaktif kariyer davranışı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkide canlılık değişkeni düşük oranda aracılık etmekte olduğu ve maneviyat engelinin olumsuz etkisini azalttığı tespit edilmiştir. Olumsuz dedikodunun ise bu değişkenler arasında durumsal aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Sektörel İş Kazaları: Türkiye ve Avrupa Birliği Ülkeleri Üzerine Bir Değerlendirme (2015-2021)
Irmak, İbrahim
Sanayi devrimi sonrasında artan makineleşme ve teknolojik gelişmeler ile çalışanların maruz kaldıkları tehlikeler artmıştır. Sektörel çeşitliliğin ve çalışan sayısının artması, çalışma hayatını karmaşık bir düzeye getirmiştir. Bunun sonucunda çalışma hayatı olumsuz olarak etkilenmiş ve iş kazası sayılarında artışlar yaşanmıştır. Dünyada ve Türkiye’de iş kazaları çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş kazaları, bütün ülkelerin ortak sorunu olmasına rağmen, gerekli önlemlerin alınması ile iş kazaları azaltılabilir. Bu önlemlerin uygulanması için hem dünyada hem ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2021 yılları arasında dünyada ve Türkiye’de meydana gelen iş kazası sayıları ve ölümlü iş kazası oranlarının değişimleri, Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde bazı sektörlerde meydana gelen iş kazaları sayısı ve ölümlü iş kazalarının istatistiksel açıdan değerlendirilmesidir. Çalışmada yer alan verilerin derlenmesinde, dünyada meydana gelen iş kazalarının ülkelere göre dağılımları için ILOSTAT verileri, Avrupa Birliği ülkelerinin sektörel bazda iş kazası sayısı ve ölümlü iş kazası sayısı verileri için EUROSTAT istatistik verileri ve Türkiye’de iş kazaları verileri için SGK istatistik verileri kullanılmıştır.
- MakaleYalnız künye2024The Determinantity of Inclusive Leadership Behaviors on Work Engagement: A Research in The Field of Special Education
Vural, Selvi
The aim of the research is to reveal the effect of inclusive leadership be-haviors on the engagament of employees to work. The research was con-ducted with the participation of 348 teachers working in the field of special education. Leadership has an effect on different dynamics at both organiza-tional and individual levels. Especially when the positive or negative multi-level effects created by the leadership approach are considered, the impor-tance of this situation in the field of special education increases conside-rably. In organizations where an inclusive management approach is adop-ted, the high job satisfaction, organizational commitment, and tendency to exhibit organizational citizenship behaviors of employees are some of the positive effects. In addition, when an inclusive management approach is not adopted, the stress, burnout, and absenteeism experienced by employees are among the negative factors. In this context, in order to increase the observa-bility of positive effects, the field of special education points out the need for diversity management and an inclusive management approach. An inclusi-ve management approach is important in terms of retaining qualified emp-loyees in the field, encouraging them to exhibit sincere, courteous, genuine and selfless behaviors, and keeping their morale and motivation high. Wit-hin the scope of the determined purpose, it was decided that the appropria-te management for the research was quantitative and data were obtained through scale forms. A model was designed to reveal the effect of emplo-yees' perception of inclusive leadership behaviors on work engagement, and structural equation modeling was used to test the hypotheses developed based on this model. The findings of the research show that employees' per-ception of inclusive leadership behaviors has a significant and positive effect on work engagement, in other words, the perception of teachers working in the field of special education that the administrator exhibits inclusive beha-viors is a significant determinant of their work engagement.
- MakaleAçık Erişim2024Assessment of Occupational Hazards Faded by Healthcare Workers Using Multi-Criteria Decision-Making Methods
Doğan, Onur
Objective: This study aims to assess the impact of risk factors that healthcare workers are exposed to in their workplaces on occupational health and safety. Materials and Methods: Considering the importance of healthcare workers for society and humanity, the risks they face at work have been evaluated using Multi-Criteria Decision-Making (MCDM) methods, specifically the Entropy and AHP methods. The Entropy method is an objective evaluation method used to determine the importance levels of each criterion in MCDM methods. The AHP method involves both objective and subjective decisions to select the best option among multiple alternatives. The criteria and sub-criteria used in the study were prepared based on the opinions and suggestions of field experts and a literature review. Microsoft Excel was used for the analysis. Results: According to the analysis results of the AHP method, the criterion with the highest weight was psychological risks (C-5) with a value of 0.351542. The criterion with the lowest weight was physical risks (C-3) with a value of 0.1121. In contrast, the analysis results of the Entropy method indicated that the criterion with the highest wj value was physical risks (C-3) with a value of 0.273, while the criterion with the lowest weight was biological risks (C-1) with a value of 0.152. Conclusion: The most significant risk factors for healthcare workers in workplaces, as identified by the AHP method, were psychological risks, while the Entropy method identified physical risks as the most significant.
- MakaleAçık Erişim2024Effectiveness of Occupational Health and Safety Practices for Employees in Workplaces: A Meta-Analysis Study
Doğan, Onur
The use of new machines in production lines due to technological developments makes business ecosystems more complex every day. In parallel with the changes experienced, the diversity and impact level of risks pose serious threats to employees, businesses, and the environment. Ensuring the sustainability of production can be achieved through effective and comprehensive occupational health and safety practices. Risk assessments, checklists and emergency plans are some of these practices. This study is a study conducted to reveal the impact levels of practices aimed at improving occupational health and safety. Meta-analysis method was used in the study. The data used in the analysis were obtained by searching Web of Science, Google Scholar, YÖK (The Council of Higher Education), PubMed, EBSCOhost databases without any time limitation until 31.01.2024. As a result of the comprehensive search, it was determined that 20 studies were suitable for the analysis. These studies were then included in the analysis and synthesized by meta-analysis. As a result of this meta-analysis, it was determined that occupational health and safety practices for employees were effective (SMD: 0.924, 95% CI:-0.494-1.354, Z=4.214, p=0.000, I2= 98.670%, Q=1428.054). The analysis results revealed that the variance between the studies was statistically significant (p<0.05). Additionally, occupational health and safety practices were found to enhance employees' sense of security and productivity, reduce workplace accidents and occupational diseases, and make a significant contribution to the development of a safety culture.
- MakaleAçık Erişim2024Aspects of Employment in Ottoman Waqfs Examples of Fatih, Yavuz Selim, and Süleymaniye Waqfs
Karademir, Aysenur
This study examines the role of Ottoman imperial waqfs as employment institutions, focusing on the salary register EV.HMH.1178, prepared for the Fatih, Yavuz Selim, and S & uuml;leymaniye waqfs in the early 18th century. By analyzing the administrative and financial oversight documented in this register, the article explores the redistributive functions of these waqfs and their contribution to sustaining long-term social and economic stability. Special attention is given to the intervention of the central office (Sadr-& imath; Acirc;li Nezareti/Grand Vizier's Office) through an imperial decree and the classification of employee roles by workplace. This research contributes to the literature on waqfs by providing insights into their employment systems and administrative practices.
