Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    A SEMIOTIC ANALYSIS OF HUMAN AND MACHINE INTERACTION: THE BLACK MIRROR

    Denizli, Umut

    This study examines the ethical implications ofcontemporary digital technologies for human existence, focusing on the semiotic construction of human-machine interaction in the anthology series Black Mirror. The research gap addressed in this article concerns the limited attention paid to the sign systems through which the series produces ethical meanings: while existing studies have discussed BlackMirror mainly as a thematic critique of technological dystopia, fewer have systematically examined how visual and verbal signs organise questions of consciousness, autonomy, surveillance, identity, and responsibility. To address this gap, the study uses a Saussurean and Peircean semiotic framework to analyse how selected episodes encode ethical problems at the intersection of organic and artificial life. The empirical corpus consists of fourteen purposively selected episodes from seasons 2-6, excluding the later seventh season released in 2025, and was examined through qualitative coding of visual and verbal signs related to consciousness transfer, artificial intelligence (AI), social media, virtual reality, surveillance, and digital vigilantism. The analysis identifies recurring oppositions between embodiment and disembodiment, autonomy and control, presence and mediation, and responsibility and outsourcing, which together articulate specific moral narratives about technological progress. The articles' original contribution lies in linking semiotic form to technological ethics: it shows how popular techno-dystopian fiction not only represents ethical problems thematically but also constructs them through recurring signs, oppositions, motifs, and narrative patterns. The findings suggest that Black Mirror foregrounds the fragility of human agency in technologically mediated environments and problematises unregulated innovation as a threat to dignity, privacy, and social cohesion within the selected corpus. The study concludes that these findings are interpretive insights from a purposively selected corpus, while also indicating the need for further research on how AI and related technologies are represented, governed, and ethically implemented in ways that protect human agency, dignity, and the broader public interest.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Is it a man’s world? a bibliometric analysis of women’s entrepreneurship literature from a gender perspective

    Denizli, Umut; Demirbag, Kubra Simsek; Demirbağ, Orkun

    Although men still spring to mind when entrepreneurship is mentioned, given that women have been highly successful as entrepreneurs, breaking through glass ceilings and having a solid presence in entrepreneurship, it is crucial to uncover how studies of entrepreneurship have evolved from a gender perspective. Therefore, this study aims to determine the extent of academic interest in women's entrepreneurship and what subtopics are included in related studies. To this end, bibliometric analysis methods were used to evaluate articles published in the field of business and management over the past decade. Included in the analysis were 305 articles published in English in the Social Science Citation Indexed Journals on the Web of Science database and originating from the United States, the United Kingdom, Canada, and Australia, the four countries that contribute most to women's entrepreneurship. While most authors contributing to women's entrepreneurship literature are from institutions in the United States, Australian authors are the most collaborative scholars internationally. Moreover, while the literature on women's entrepreneurship was viewed directly from a gender perspective at the beginning of the last decade, it is apparent that subtopics such as risk, entrepreneurial identity, discrimination, and entrepreneurial intention have come into focus over time.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kariyer Yönelimlerine Yenilikçi Yaklaşımlar: Twitch Kreatörlüğü

    Denizli, Umut; Demirbag, Kubra Simsek

    İletişim medyasının büyümesi ve ucuzlaması, dijital içerik üreticilerin her zamankinden daha fazla küresel üne sahip olmasını sağlamıştır. COVID-19 pandemisinin başlangıcından bu yana dünya çapında yaşanan ekonomik daralmanın neden olduğu işten çıkarmalar, işsizlik ve iş güvencesizliği de bireyleri alternatif kariyer yolları aramaya itmiş ve canlı yayın platformlarında dijital içerik üretimini daha da cazip hale getirmiştir. Biz de bu çalışmada, çevrim içi dijital içerik üreticileri olan kreatörlere (yayıncılara) odaklanıyoruz ve dünyanın en popüler ve başarılı çevrim içi canlı yayın platformları arasında bulunan Twitch’i tam zamanlı bir gelir kaynağı haline dönüştürmüş olan ve önde gelen üç Türk kreatörün bireysel markalaşma stratejilerini, duygusal emek performanslarını ve birer girişimci olarak inovatif katkılarını ortaya koyuyoruz. Twitch kreatörlüğünü, kariyer yönelimlerine yeni bir yaklaşım olarak sunduğumuz bu makalede, kreatörlerin kanallarının tematik doküman analizine, kendi içlerinde ve karşılaştırmalı durum analizlerine yer veriyoruz. Çalışma, kariyerlerini bu yönde geliştiren yayıncıların profesyonel bir çalışma hayatına ve azımsanmayacak miktarda gelire sahip olduklarını göstermiştir. Bu durum, yeni kariyer yolu arayışındaki bireyler için oldukça cezbedici görünmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    Eski köye yeni adet: youtube üzerinde işçi sendikaları

    Denizli, Umut; Seçer, Barış

    Toplum yaşamında eğitim, pazarlama gibi çeşitli alanlarda sosyal medya uygulamaları giderek daha fazla kullanılmaktadır. İşçi sendikaları da üyeleri ile iletişim kurmak ve kamuoyuna duyurular yapmak için sosyal medyayı kullanmaktadır. İşçi sendikalarının üye kaybı nedeniyle sendikal kriz içinde oldukları belirtilmektedir. Bu nedenle sendikaların hem eski üyelerini yeniden kazanmaları hem de üye olmaya sıcak bakmayan kesimlerden yeni üyelere ulaşmaları gerektiği belirtilmektedir. İşçi sendikalarının bu amaçla sosyal medyayı kullanmalarının yararlı olacağı ileri sürülmektedir. Araştırma kapsamında öncelikle ülkemizdeki 3 konfederasyona bağlı işçi sendikalarının YouTube kanalları incelenmiştir. Daha sonra Petrol İş sendikasının YouTube kanalındaki videolar konuları ve zaman boyutunda analiz edilmiştir. YouTube kanalındaki videoların kamuoyunu bilgilendirme, kamuoyu oluşturma, destek, haklar, faaliyetlerin tanıtımı, grev, kutlama, konuşma, kadınlara yönelik şiddetle mücadele, örgütlenme, tanıtım ve protesto konuları şeklinde sınıflandırılmıştır. Kanaldaki videoların büyük ölçüde mevcut üyelere yönelik olduğu belirlenmiştir. Videoların zaman içerisinde çeşitlendiği görülmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme