Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Global variables affecting agricultural product and food prices in Türkiye: An analysis with Structural Vector Error Correction Model

    Merddan, Kurtuluş

    Purpose: The aim of this study is to identify the factors contributing to the price increases observed in food products. In this study, the global determinants of prices in agricultural and food products and their effects on the Turkish economy were addressed. The aim of the study was to identify the factors causing price increases in food products. Design/Methodology/Approach: In the study, the dependent variables included in the model were the CPI for food and non-alcoholic beverages, the CPI for unprocessed food, and the PPI for agricultural products, while the independent variables were the exchange rate (average of USD and Euro), the agricultural products export index, the agricultural products import index, Brent crude oil prices, and the international food price index. The short- and long-term causal relationships among these variables were examined through the Vector Error Correction Model (VECM) cointegration test and the Granger causality test, based on monthly data for the period 2003:01–2025:01. Findings: According to the research findings, among the variables affecting agricultural and food prices in Turkey were the international food price index, Brent crude oil prices, and the agricultural products export index. In the models where the CPI for food and non-alcoholic beverages and the CPI for unprocessed food were the dependent variables, it was determined that shocks originating from the independent variables converge to equilibrium in the long term. The findings reveal that in Turkey, the exchange rate and the agricultural products export index are not causal factors for the CPI for food and non-alcoholic beverages, nor for the CPI for unprocessed food. In contrast, Brent crude oil prices and the international food price index were identified as causal factors. Additionally, no long-term relationship was found between the PPI for agricultural products and the independent variables, and it was determined that the exchange rate, agricultural products export index, Brent crude oil prices, and the international food price index were not causal factors for the PPI for agricultural products. Originality/Value: Although similar studies exist for Turkey, the distinguishing feature of this research is that it is the first to simultaneously analyze the CPI for food and non-alcoholic beverages, the CPI for unprocessed food, and the PPI for agricultural products together with the independent variables of exchange rate, agricultural products export index, agricultural products import index, Brent crude oil prices, and the international food price index.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kültürel sosyoloji perspektifinde aile kurumu ve ombudsmanlık ile ilişkisi

    Dinç, Artum

    Aile kurumu, tarihsel süreç içinde farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda değişim göstermiş, modern dönemde ise yeni yönetişim mekanizmalarının etkisi altına girmiştir. Bu makalede aile, kültürel sosyoloji yaklaşımıyla kuramsal olarak incelenmekte; felsefi temelleri ve sosyolojik yaklaşımlar (Bourdieu, Giddens, Elias) çerçevesinde tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Araştırmanın temel sorunsalı, modern devlet mekanizmalarından biri olan ombudsmanlık kurumunun aile kurumu üzerindeki rolünü ve etkisini anlamaktır. Yöntem olarak belge analizi, kuramsal yorumlama ve karşılaştırmalı analiz tekniklerine dayalı nitel model kullanıldı. Aile kurumunun kısa tarihçesi sunularak, geleneksel geniş aile yapılarından modern çekirdek ailelere geçiş küresel perspektifle tartışıldı. Modern yönetişim mekanizmaları bağlamında, özellikle ombudsmanlık kurumu ile aile arasındaki ilişki incelendi. Ombudsmanlığın aile ile ilgili sorumluluğunun anlamı ve işlevleri tartışılarak farklı ülkelerde ombudsmanlığın aile ilişkilerine etkisi karşılaştırmalı örneklerle açıklandı. Özellikle ombudsmanın aile içi hak ihlallerini önlemedeki rolü, çocuk ve kadın haklarının korunmasına katkısı ve aile yapısını şekillendirmesi değerlendirildi. Aile, kültürel olarak sürekli dönüşen bir yapıdır ve ombudsmanlık gibi modern mekanizmalar bu dönüşümün bir parçası olarak aileye hem normatif hem pratik düzeyde etki etmektedir; bu da aile içi hak arama kültürünü geliştirir. Sonuç olarak, kültürel sosyolojik kuramsal çerçeveyle desteklenen analiz, aile kurumunun kültürel olarak inşa edilmiş dinamik bir yapı olduğunu ve modern devlet mekanizmalarıyla (ör. ombudsmanlık) etkileşim halinde sürekli dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, aile politikalarının geliştirilmesinde ombudsmanlık mekanizmasının önemli bir denge unsuru olduğunu göstermektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Role of Artificial Intelligence Supported Auditing in Public Expenditures: The Case of Turkish Court of Accounts

    Özdemir, Hakan; Yelboğa, Alim

    Artificial intelligence (AI) offers transformative potential in public expenditure auditing, particularly in error detection, resource tracking, and enhancing accountability. This study analyzes the Turkish Court of Accounts’ 2022–2023 audit findings through an AI lens, identifying which types of errors could be addressed using algorithmic tools. From procurement irregularities to financial reporting issues, numerous findings are linked to AI techniques such as natural language processing, process mining, and anomaly detection. The study also discusses critical limitations including data quality, ethical concerns, and algorithmic explainability. Supported by international examples, it presents concrete recommendations on how AI should be positioned as a complementary tool to human auditors. It concludes that strengthening institutional capacity and digital infrastructure is essential for building a more accountable and sustainable audit system in Türkiye.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Emergency Aid And Disaster Management Students' Experience With The February 6, 2023 Kahramanmaraş Centered Earthquake: A Qualitative Study

    Tatli, Yasemin; Cengiz, Sevil; Kent, Nurçin Küçük; Çolak, Ayse

    Sharing the disaster experiences of individuals helps to better understand the psychological effects that disasters can have on people. The earthquake cente-red in Kahramanmaraş on February 6, 2023 caused many people to be directly or indirectly affected psychologically. In this study, the psychological effects and experien-ces of the process were shared by the Department of Emergency Aid and Disaster Management students between the ages of 21-26, who participated in volun-teer activities in the disaster area and were directly or indirectly exposed to the February 6 earthquake. For this purpose, students were asked to draw three open-ended questions and a picture about the first topic that came to their minds about disaster experiences in order to learn about their disaster experiences by applying the qualitative method study method. The obtained data were evaluated using the MaXQDA qualitative data analysis program. From a behavioral point of view, students are directly or indirectly affected by this disaster, deaths and difficult and limited conditions physically, emotio-nally and behaviorally; In particular, it has been ob-served that the importance of staying calm without panicking and the selection of solid buildings come to the fore. In addition, it is suggested that the use of art therapy applications in further explaining the psychological impact caused by the disasters may be useful in further detailing the conditions that cannot be put into words in terms of disasters and that furt-her studies by experts may be useful in this regard.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Okul Öncesi Öğretmenlerinin Otizm Algılarının Nöroçeşitlilik ve Medikal Metafor Bağlamında İncelenmesi

    Y.çakıroğlu, Tuğba; Akgul, Esra Macaroglu; Alperen; Bülbül, Nurullah; Bülbül, Onur; Çınar, Dilek; Turan, Evren Deniz; Arslan, Semiha

    Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğuna (OSB) yönelik algıları ve okul öncesi öğretmenlerin otizmli bireylerle ilgili deneyimlerini nöroçeşitlilik perspektifi ve medikal metafor bağlamında incelemektedir. Araştırmada öğretmen görüşleri, YouTube içerikleri ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yaklaşımları analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analiziyle MAXQDA yazılımı aracılığıyla çözümlenmiştir. Bulgular, nöroçeşitlilik yaklaşımını benimseyen öğretmenlerin otizmi nörolojik bir farklılık ve toplumsal zenginlik olarak, medikal metaforu benimseyenlerin ise bir bozukluk olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Öğretmenlerin bireyselleştirilmiş yöntemler, materyal uyarlamaları ve akran desteği gibi stratejiler kullandıkları; ancak sınıf yönetimi, veli iletişimi ve materyal eksikliği konularında sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Dijital platformlar ve STK’lar farkındalığı artırmakla birlikte otizmi çoğunlukla medikal bakış açısıyla ele almaktadır. Sonuç olarak, otizme dair toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi, nöroçeşitlilik anlayışının yaygınlaştırılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının geliştirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Mimari Tasarım Yoluyla İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Bilincinin Geliştirilmesi: Havalimanı Çalışma Alanlarında Süreklilik ve Algı

    Çoruh, Emine; Özsoy, Dilağra

    Hızla gelişen hava taşımacılığı sektörü, yalnızca seyahat sürelerini kısaltmakla kalmayıp, teknolojik ilerlemeler sayesinde daha konforlu ve erişilebilir bir ulaşım imkânı sunmaktadır. Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) verilerine göre, 2024 yılında dünya genelindeki havalimanları yaklaşık 9,5 milyar yolcuya hizmet vermiştir ve bu rakam, 2023 yılına kıyasla %7,5’lik bir artışa işaret etmektedir. Yolcu sayısındaki artışla birlikte büyüyen operasyonel yoğunluk, havalimanlarını hem yolcular hem de çalışanlar açısından kritik çalışma alanlarına dönüştürmüştür. Bu karmaşık mekânlarda çalışanlar; fiziksel, psikososyal ve örgütsel risklerle karşı karşıya kalmakta, bu durum ise iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerinin mimari düzeyde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, beş farklı havalimanındaki çalışan alanları, “Safety by Design” ve “Design for Wellbeing” yaklaşımları doğrultusunda; mekânsal akış, zemin ve peyzaj tasarımı, estetik, görsel hiyerarşi, sürdürülebilirlik, ergonomi, yangın güvenliği, yapı güvenliği ve havalandırma gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmiş; ayrıca iş kazaları üzerinden, algılanan güvenlik ile fiziksel mekân arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bulgular, mimari tasarımın yalnızca işlevsellik ve ergonomiyle sınırlı kalmayıp, çalışanların psikososyal ve bilişsel güvenlik algılarını da şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, iyi tasarlanmış mekânların güvenlik kültürünü destekleyerek çalışan sağlığı ve güvenliğinde belirleyici bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Tahliye Tatbikatlarında Çoklu Müdahale ile Performans İyileştirmesi

    Sürdem, Sule Sınem; Doğanay, Fatma

    Eğitim yapılarında acil durumlar tahliyelerinin hızlı, güvenli ve etkili biçimde yürütülmesi, tahliye planlarının kullanıcılar tarafından anlaşılabilirliği yönlendirme sistemlerinin işlevselliği ve kullanıcı farkındalığına bağlıdır. Yalnızca kat krokilerinin bulunduğu yapılarda, yönlendirme hataları ve tahliye süresinin uzaması gibi aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu çalışma, çok bileşenli müdahalelerin (tahliye planlarının hazırlanması ve görünür hale getirilmesi, alarm sistemlerinin aktif hale getirilmesi, Temel İş Sağlığı Güvenliği (İSG) Eğitimi verilmesi, QR kod destekli bilgilendirme ve tatbikat farkındalığı) acil durum tahliye performansı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada iki aşamalı uygulama süreci yürütülmüştür. İlk aşamada mevcut koşullarda habersiz tahliye tatbikatı gerçekleştirilmiş ve altyapı eksiklikleri belirlenmiştir. Ardından alarm ve yönlendirme sistemleri iyileştirilmiş, tahliye planları güncellenerek görünür hâle getirilmiş, personele Temel İSG Eğitimi verilmiş ve QR kod destekli dijital bilgilendirme materyalleri hazırlanmıştır. İkinci aşamada, bu müdahaleler sonrası tekrar habersiz tahliye tatbikatı yapılmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışma bulguları, çoklu müdahale yaklaşımının tahliye performansını anlamlı ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir. Alarm sistemlerinin etkinleştirilmesi, tahliye planlarının güncellenerek görünür hâle getirilmesi, Temel İSG Eğitimi ve QR kod destekli bilgilendirme gibi bileşenlerin birlikte uygulanması sonucunda; katılımcıların yönlendirme işaretlerini fark etme, doğru çıkış rotasını seçme ve toplanma alanına hızlı ve organize biçimde ulaşma davranışlarında belirgin gelişmeler görülmüştür. Ayrıca fiziksel ve sistem düzenlemeleri, dijital bilgilendirme materyali ve eğitim müdahaleleri birlikte değerlendirildiğinde, bu bileşenlerin bilişsel farkındalığı güçlendiren ve tahliye performansını artıran tamamlayıcı unsurlar olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kişisel Koruyucu Donanımların Kullanımında Çalışan Yaklaşımı: Malatya İlı̇ Cam Sanayı̇ Örneği

    Kaya, Elif Çelenk; Ersoy, Sibel; Ertürk, Gülcan Aydemir

    İş yerlerinde yaşanılan kaza ve meslek hastalıklarının önlenmesi, sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturulması için yapılacak çalışmalarda kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımı önemlidir. Araştırmamızda zorunlu olduğu halde iş güvenliği uygulamalarının gereklerine yeteri kadar uyulmaması sonucu ortaya çıkan iş kazası ve meslek hastalıklarını engellemekte önemli bir etken olan KKD’lerin kullanılmasında çalışan yaklaşımı değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Malatya ilinde bulunan bir cam fabrikasında 123 çalışana KKD’lerin kullanımına yönelik anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22, programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışma ile, cam sektöründe yer alan bir iş yerinde çalışanların kişisel koruyucu donanımlar hakkındaki düşüncelerini ve kullanıma yönelik davranışlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar ile ilgili yöneltilen sorularda çalışanların büyük bir kısmının (%82) KKD kullandığını, %99’unun KKD kullanımının önemli olduğuna inandığını, KKD kullanımının onları iş kazaları (%98) ve meslek hastalıklarından (%87) koruduğunu düşündükleri görülmektedir. Çalışanların büyük çoğunluğunun KKD kullanımını benimsemesi ve bunu iş kazaları ile meslek hastalıklarından korunmada etkili görmesi, iş güvenliği kültürünün gelişiminde eğitim ve farkındalık çalışmalarının belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Çimento Endüstrisinde Üretim Aşamaları ve Tehlikeleri: Derleme Çalışması

    Acar, Zeydin; Irmak, İbrahim

    Sanayi devrimi sonrasında makineleşmenin artması ve teknolojik gelişmelerin yaygınlaşmasıyla, işyerlerinde tehlike ve risklerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Makineleşme ile üretim bandında oluşan tehlike ve risklerden birçok iş kazası ve meslek hastalığı meydana gelmekte ve bu nedenle her geçen gün yaralanmalar, iş gücü kayıpları, can kayıpları, maddi ve manevi kayıplar artmaktadır. İş güvenliği yönünden tehlike ve risklerin önceden belirlenip ve bu tehlikelerin kaynağında mücadele edilmesi önemlidir. Çimento sektörü dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sektörlerden biridir. Üretim sürecinde, kil, kalker, kireçtaşı ve kum gibi ham maddelerden meydana gelmektedir. Bu hammaddeler taş ocağından çıkarılıp fabrikalara getirilerek çeşitli işlemlere tabi tutulmaktadır. Çimento üretimi sırasında iş sağlığı ve güvenliği yönünden kimyasal, fiziksel, ergonomik gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risklerden çalışanlar etkilenmekte olup gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu çalışmada, çimento üretiminde iş sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilecek tehlikeler; sıcak yüzeyler, yangın, patlama, gürültü, toz, titreşim, yüksekte çalışma ve kapalı alanlarda çalışma gibi süreçler kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, bu tehlikeleri ortadan kaldırmayı veya en aza indirmeye yönelik alınabilecek önlemler hakkında öneriler sunmaktır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • Derleme MakaleYalnız künye2025
    Pisilyumun Glutensiz Ekmek Formülasyonlarında Diyet Lifi Kaynağı Olarak Sağlık Etkileri ve Fonksiyonel Kullanımı

    Aykut, Memnune Kabakuş; Özbey, Fatih; Turksoy, Secil

    Bu derlemenin amacı glutensiz ekmeğin diyet lifi içeriğini artırmak için fonksiyonel bir bileşen olarak pisilyumun (Plantago ovata) potansiyelini araştırmaktır. Son yıllarda glutenle ilişkili hastalıkların yaygınlığı, artan sağlık bilinciyle oluşan farkındalığın artması ve gelişmiş tanı yöntemleri sayesinde önemli ölçüde artmıştır. Bu durum, glutensiz ürünlere olan talebin artmasına yol açmıştır. Bununla birlikte en yaygın tüketilen glutensiz ürünlerden biri olan glutensiz ekmek, temel olarak glutenin yokluğu nedeniyle genellikle düşük somun hacmi, zayıf tat ve doku, düşük besin değeri ve yüksek üretim maliyetlerinden mustariptir. Bu zorluklar hem gıda endüstrisi hem de glutensiz diyet uygulayan bireyler için sıkıntı oluşturmaktadır. Bu derleme, pisilyumun sağlığa faydaları ve gıdalardaki potansiyel uygulamaları hakkında kapsamlı bir literatür analizi sunmaktadır. Pisilyum, yüksek diyet lifi içeriği ve glutenin yapısal ve bağlayıcı özelliklerini taklit etme kabiliyeti nedeniyle umut verici bir bileşen olarak öne çıkmaktadır. Bir diğer önemli avantajı, lezzet profilini değiştirmeden gıda ürünlerine kolaylıkla dahil edilebilmesidir. Pisilyum tüketicilerin kalori alımını artırmadan yeterli miktarda diyet lifi alım ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilirken, aynı zamanda kolesterol seviyelerinde iyileşme, daha iyi glisemik kontrol ve tokluk hissi gibi ek sağlık yararları da sunar. Bu nedenle, pisilyum daha sağlıklı glutensiz ekmek üretiminde ve bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların önlenmesinde değerli bir rol oynayabilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    1059 Melfi Konsülüne Kadar Normanların Güney İtalya’daki Askerî Faaliyetleri

    Şen, Fatih

    Vikingler, Viking Çağı olarak adlandırılan VIII. asrın sonlarından XI. asrın ortalarına kadar olan dönemde İskandinavya’yı terk edip Avrupa ve dünyanın pek çok bölgesinde yağma, baskın, fetih ve ticari faaliyetlerde bulundular. Bahsi geçen dönemde Kuzey Fransa’ya yerleşen Vikingler burada kimlik değişimine uğrayarak Norman adını aldılar. Zamanla ana vatanları olan İskandinavya’dan gerçekleşen göçler ile nüfusları oldukça arttı. Nüfus artışı beraberinde miras paylaşım sorunlarını da getirdi. Zira Norman geleneklerine göre ailenin en küçük erkek çocukları ya mirastan çok az pay alıyor ya da hiç pay alamıyorlardı. Dolayısıyla Norman gençleri de miras paylaşımı sorunlarından dolayı önceden beri zenginliklerinden haberdar oldukları Güney İtalya’ya servet edinmeye gittiler. Normanlar önceden hacı adayları olarak ya da haç ziyareti dönüşünde İtalya’ya uğrayıp buranın zenginliği hakkında soydaşlarına hikâyeler anlatıyorlardı. Başlangıçta Güney İtalya’da Papalık, Bizans ve yerli güçlerin ordularında paralı askerler olarak görev yapan Normanlar zamanla bu toprakların sahipleri olmaya başladılar. Güney İtalya’ya ilk başta Hristiyan hacılar olarak gelen Normanlar üstün askeri yeteneklerinin fark edilmesi sayesinde hem yerli hem de yabancı güçlerin ordularında yer almaya başladılar. Daha sonra yeni gelen göçlerle birlikte sayıları artınca kendi adlarına fetihler yapıp toprak sahibi olmaya başladılar. İlerleyen süreçte önce Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun vasalı oldular. Sonra ise 1059 Melfi Konsülünde Papa’yı ruhani lortları olarak kabul ettiler. Bu çalışmada 1059 Melfi konsülünden önce Normanların Papalık gibi yerli ve Bizans gibi yabancı unsurlarla mücadele ederek nasıl bir siyasi süreç sonucunda bu kazanımları elde etmeleriyle beraber bu kazanımlara etki eden stratejik faktörler üzerinde durulacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Transformational Leadership Characteristics of Healthcare Managers

    Özcan, Koç; Tunç, Faruk

    Purpose – The primary purpose of this research is to evaluate the transformational leadership characteristics of healthcare managers. For this purpose, an application was made to a public hospital in Ankara. Design/methodology/approach – In the research, a questionnaire consisting of the leadership scale was used. The research was conducted on 434 participants. The population of this research consists of physicians, nurses, midwives, and other health workers working in the public hospital where the research was conducted. Participants were asked to evaluate the transformational leadership characteristics of the managers they report to. Results – At the end of the research, it was found that the leadership scale used in the study had high reliability (α = 0.989) and a strong factor structure (KMO = 0.979, total variance explained = 83.4%). Moreover, it was determined that there was no significant difference in the perceptions of transformational leadership between female and male employees and between managers and non-managers. However, it was determined that the differences in the education level, age, and length of service in the ınstitution of healthcare workers did not affect their perceptions of transformational leadership. In addition, the participants stated that their managers had a medium level of transformational leadership. Discussion – In the research, health workers stated that their immediate managers exhibited moderate leadership characteristics (mean score=3,64). According to this result, managers need to improve their transformational leadership characteristics. This situation can be corrected with training. The management of health institutions is quite tricky due to their complex organizational structure. In addition, health institutions operate in a rapidly changing and transforming environment. Therefore, for health institutions to succeed, they must be managed by transformational leaders. In addition, health managers with leadership skills should improve themselves through training.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2025
    Implications for Human Resources Management from Labour Force Participation Rates of Countries by Education Level

    Sımsek, Tugçe

    Labour force participation rates are a key indicator of economic structure, human capital development, and employment dynamics, with education level playing a crucial role in shaping workforce accessibility and productivity. This study examines the labour force participation rates across different education levels (basic, intermediate, high) in 34 European and surrounding countries between 2015 and 2023, aiming to provide strategic insights for human resources management (HRM). Using a quantitative approach, the study employs descriptive statistics and K-means clustering to analyse workforce segmentation, while Silhouette Scores assess the degree of convergence among countries over time. The findings indicate a significant decline in Labour force participation among individuals with lower education levels, particularly in countries such as Croatia and Latvia, whereas participation rates for highly educated individuals remain relatively stable. Additionally, clustering results suggest a gradual convergence in labour force dynamics, with certain countries shifting between clusters, reflecting structural shifts in workforce composition. These results highlight the need for targeted reskilling programs, flexible employment models, and education-driven labour policies to mitigate participation disparities. The study underscores the importance of international talent mobility, workforce digitalisation, and skill development initiatives in optimising HRM strategies. By providing an education-based labour market analysis, this research contributes to data-driven workforce planning and global HRM decision-making.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The evolutionary path of health expenditure research: unveiling dynamic insights through topic modeling

    Demır, Hüseyın; Karaer, Merve; Uruş, Ali Fuat

    The increasing burden of healthcare services on national economies has made understanding the dynamics of health expenditure a crucial issue. Therefore, there is a need to analyze the complex and interdependent patterns of these dynamics. The aim of the study is to identify the key themes in the literature related to health expenditure and examine the relationships between them. A total of 3,449 scientific publications were obtained from the Web of Science database, and topic modeling was conducted using the Latent Dirichlet Allocation model. As a result, the themes related to health expenditure were identified as health economics and policy, healthcare services and research, patient care and health outcomes, and healthcare cost and utilization. The findings emphasize the importance of adopting cost-effective practices, improving service processes, and integrating health outcomes into healthcare service processes for effective management of health expenditure. Additionally, the study shows that topic modeling provide valuable insights for policymakers in the healthcare sector and that machine learning approaches can lead to more scalable and efficient solutions in healthcare domain.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Bibliometric analysis of publications titled culinary arts scanned in the Web of Science database

    Ödemiş, Murat

    This study aims to conduct a bibliometric analysis of publications on culinary arts indexed in the Web of Science (WOS) database using the VOSviewer programme. In this context, bibliometric analysis method was utilized in the study. Within the context of the study, co-authorship analysis, analyses of keywords used by authors, analyses of citations to authors, institutions, and countries, bibliographic matching analyses of publications, authors, institutions, and countries, and co-citation analysis of authors were performed on data obtained from the Web of Science database. Network and density maps of the analysis results were drawn. According to the outcomes obtained in the research, it was ascertained that two groups of seven people cooperating in terms of joint publications were the groups with the highest number of members, the keyword ‘culinary arts’ was used the most by the authors, certain authors, institutions, and countries ranked first in terms of the number of publications and citations, and Kokoszko and Lee were the authors with the highest number of co-citations. Since there is no bibliometric research on publications with the title “culinary arts” indexed in the Web of Science database, the outcomes of this study have the potential to serve as an important reference for future research and to contribute to the literature.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Challenging Neo-Orientalism: Muslim Identity and the Israel-Palestine Conflict in Teju Cole's Open City

    Yalcin, Elif Guvendi

    This article explores Teju Cole's Open City (2011) as a profound critique of neo-Orientalist discourses in the post-9/11 era, focusing on Farouq, an Arab-Muslim intellectual in Brussels. Grounded in Edward Said's Orientalism and Hamid Dabashi's neo-Orientalism, the analysis reveals how Farouq resists Western pressures to assimilate or enact commodified versions of his identity, challenging the persistent demand for "oriental fantasy" narratives. The novel situates Farouq's personal struggles within geopolitical tensions, notably the Israel-Palestine conflict, which characters frame as a defining contemporary issue. This perspective counters neo-Orientalist assertions that attribute Middle Eastern instability to inherent cultural flaws, instead critiquing Western imperialism and media distortions. The study contrasts Farouq's revolutionary consciousness with Dr. Maillotte's liberal dismissal of his grievances, exposing subtle neo-Orientalist mechanisms that mask structural inequities under a veneer of openness. Through its dialogic structure and reflective narrator, Julius, Open City fosters authentic intercultural exchange, disrupting monolithic portrayals of Muslim identities. The article argues that Cole's narrative not only contests reductive stereotypes but also positions literature as a vital medium for advocating equitable identity representations in a globalized world. By centering Farouq's intellectual agency and experiences, the study contributes significantly to understanding identity politics and representation in postcolonial literature, underscoring the enduring relevance of Said's critique in contemporary global discourses.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Z kuşağı havayolu yolcularında yeşil satın alma niyetinin belirleyicileri

    Yücel, Mustafa Fatih; Sarilgan, Ali Emre

    Bu çalışma, 18–27 yaş aralığındaki Z kuşağına mensup ve havayolu ile seyahat eden 400 katılımcıdan elde edilen verilerin Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analizini içermektedir. Araştırmanın amacı, çevresel konularda subjektif normun çevresel bilgi düzeyi ve yeşil satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Bulgular, sosyal çevresiyle çevreci ürünler ve çevresel sorunlar hakkında etkileşimde bulunan bireylerin farkındalık düzeylerinin arttığını göstermektedir. Sera etkisi ve karbondioksit emisyonları gibi konularda bilgili olan kişilerin, sürdürülebilir politikalar benimseyen havayollarını tercih etme olasılığı daha yüksektir. Ancak, fiyat hassasiyeti yeşil satın alma niyetini sınırlayıcı bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Çevre dostu hizmetlerin genellikle daha maliyetli olması, fiyat duyarlılığı yüksek bireylerin bu hizmetleri tercih etme eğilimini azaltmaktadır. Sonuç olarak, ekonomik teşviklerin ve uygun fiyat politikalarının çevreci hizmetlerin benimsenmesinde önemli rol oynadığı, sürdürülebilir pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi ve tüketicilerin çevresel bilinçlerinin artırılmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Gümüşhane Düğünlerinde Yemek Kültürü ve Ritüel Uygulamalar Üzerine Bir Araştırma

    Akyürek, Suat; Kalın, Hasret; Özkartal, Muhammed Enes

    Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane düğünlerinde yer alan yemek kültürü ve bu yemeklere eşlik eden ritüel uygulamaları kültürel miras perspektifinden incelemektir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada, Gümüşhane merkez köylerinde yaşayan 29 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bulgular, düğün yemeklerinin yalnızca bir beslenme pratiği olmadığını, kültürel kimliğin aktarımı, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve ritüel sürekliliğin sağlanması açısından önemli işlevler üstlendiğini ortaya koymuştur. Düğünlerde imece usulüyle hazırlanan pilav, etli nohut, dolma, lahana sarma ve siron gibi yöresel yemeklerin paylaşım ve bereketin sembolik bir ifadesi olarak değerlendirildiği belirlenmiştir. Yemeklerin hazırlanış sürecinde keyveni olarak adlandırılan deneyimli kadınların belirleyici bir role sahip olduğu ve bu kişilerin kültürel bilgi taşıyıcıları ile toplumsal otorite figürleri olarak kabul edildiği tespit edilmiştir. Modernleşme süreciyle birlikte düğünlerin salonlara taşınması, hazır yemek uygulamalarının yaygınlaşması ve imece geleneğinin zayıflaması ritüel bilincin giderek kaybolmasına yol açmaktadır. Çalışma bulguları doğrultusunda geleneksel düğün yemeklerinin belgelenmesi, imece geleneğinin sürdürülmesine yönelik farkındalığın artırılması ve kültürel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasının desteklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Rus İslamı Sorunu: Kültürel Sosyolojik Bir Analiz

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu makale, Rus devletinin dil politikası, devlet denetimindeki dinî kurumlar ve yönetilen söylem aracılığıyla Müslüman kimliğini ve dinî pratikleri nasıl yeniden biçimlendirilmeye çalıştığını incelemektedir. Bu çabalar, Rusya’nın Müslüman nüfusunu birleşik bir ulusal kimliğe entegre etmeye yönelik daha geniş bir projenin parçasıdır. Çalışma, Bourdieu’nun simgesel güç kavramı, kültürel yapılandırmacılık ve Gramsci’nin kültürel hegemonya kuramından yararlanan kültürel sosyolojik bir yaklaşım kullanarak, resmi anlatıların ve uygulamaların İslami kimliği Rus ulusal kültürüyle nasıl uyumlu hale getirdiğini araştırmaktadır. Çalışma, Cuma vaazları, müftülerin halka açık konuşmaları, Rusça Kur’an tercümeleri ve İslami bayramlardaki siyasi konuşmalar dahil olmak üzere 2006–2025 yılları arasındaki kaynakların nitel bir içerik analizini yapmaktadır. Bulgular, devlete sadık bir “geleneksel İslam”ı teşvik ederek İslam’ı Rus mirasının ve vatanseverlik değerlerinin ayrılmaz bir parçası olarak yeniden biçimlendirme yönünde bilinçli bir çabayı ortaya koymaktadır. Devletle uyumlu Müslüman otoriteler, bu sadık anlatıyı beslemek için İslami terminolojiyi ve uygulamaları Rus dil ve kültür normlarına uyarlamaktadırlar. Sonuç olarak, sivil sadakati, dinler arası uyumu ve muhafazakâr değerleri vurgulayan, Ruslaştırılmamış Müslüman kimliğini yabancı veya aşırılıkçı olarak tasvir eden resmi bir İslam söylemi ortaya çıkmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Advanced adaptive control strategies application for speed regulation of a 12V small dc geared motor

    Cetin, Gokhan

    This paper investigates the implementation and performance of adaptive control techniques for a 12V small geared DC motor characterized by modeling errors and input disturbances. This paper discusses the following two primary approaches: Adaptive Radial Basis Function Neural Network (ARBFNN) Controllers and Model Reference Adaptive Control (MRAC). In model uncertainty, MRAC and ARBFNN outperformed the simple Proportional-Integral (PI) controller. The study is further expanded to involve Robust MRAC and Adaptive Sliding Mode Radial Basis Function Neural Network (ASRBFNN) Controllers to counter the compounded effects of model uncertainty and input disturbances. The versions of the robust controllers performed better than the conventional PI controller in cases involving both uncertainties and disturbances. Implementations were done on a 12V geared DC motor testbed with an Arduino microcontroller and MATLAB's System Identification Toolbox. The results from simulations and experimental applications highlight the greater flexibility and disturbance rejection capability of the developed advanced adaptive control schemes, making them perform better than standard PI controllers under challenging conditions.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı