Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Covid-19 Pandemisi Süresince Uzaktan Çalışma Alanları Kullanımının İncelenmesi: Katılım Bankası Çalışanları Üzerinde Bir Araştırma

    Çam, Alper Veli; Daştan, Abdulkadir

    Covid-19 sürecinde özellikle bankalar, alternatif çalışma alanlarını aktif olarak kullanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, Covid-19 sürecinde uzaktan çalışma alanlarının katılım bankaları çalışanları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Türkiye genelindeki Katılım Bankalarında ofis veya şubede çalışan 411 örneklemden elde edilen veriler kullanılmıştır. Modelde oluşturulan toplam 19 hipotez test edilmiştir ve Teknoloji Kabul Modeli kullanılmıştır. Bu modelin test edilebilmesi için Yapısal Eşitlik Modelinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, çalışanların uzaktan çalışma sistemine uyumlulukları, zaman, algılanan davranışsal kontrolü ve algılanan kullanım kolaylıkları faktörlerinin, algılanan faydayı olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların uzaktan çalışma sistemi için kolaylaştırıcı koşullar, endişe, güven ve öz yeterlilik faktörlerinin, algılanan faydayı olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    The relationship between perception of safety climate and intention to leave: a research in the mining industry

    Gökçe, Ahmet; Sarı, Selçuk

    In this research, it is aimed to determine the relationship between safety climate, which is a reflection of the importance given to health, safety and ergonomics in the organization, and intention to leave the job, which creates a positive perception on the qualified workforce to stay in the organization, as well as the protection of human resources. In addition, revealing relationships between demographic factors, perception of safety climate and intention to leave was another aim of the research. In this research, which was carried out with the participation of 257 people working in the mining sector in Gümüşhane, the survey method, which is one of the quantitative research methods, was used as a data collection tool. According to research findings, a negative relationship was found between perception of safety climate and intention to leave. In addition, demographic factors of the participants; no statistically significant difference was observed between variables such as marital status, education level and unit of work, safety climate and intention to leave.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Ekonomi Güvenliği Üzerine Ekonomi - Politik Bir Çözümleme

    Aydın, Halil İbrahim; Ateş, Ahmet; Sahinoglu, Muhammet Cemal

    Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile ivme kazanan küreselleşme süreci geleneksel güvenlik anlayışında bir takım değişimlere neden oldu. Küreselleşme süreci devletleri ekonomik olarak bağımlı hale getirmiş, bu da güvenliğin sadece askeri meselelerle sınırlı olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda devletlerin ontolojik güvenliğini sağlayabilmesi için ekonomi güvenliğine de önem vermesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Mevcut çalışma bu doğrultuda ekonomi güvenliğinin ulusal güvenlikle olan ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ulaşılan sonuca göre ekonomi güvenliği ulusal güvenlikle doğrudan bağlantılıdır. Söz konusu bağlantı sadece ulusal düzeyle de sınırlı değildir. Ekonomi güvenliğinin bireysel boyutu da ulusal güvenlikle ilişkilidir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yararlanmış ve ekonomi güvenliği konusu incelenmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Girişimcinin sosyal sermayesi ölçeği: bir ölçek uyarlama çalışması

    Çakarel, Taha Yusuf; Mumcu, Artür Yetvart; Demirbağ, Orkun

    Bu araştırmada, son yıllarda girişimcilik literatüründe önemli bir araştırma alanı olan girişimcinin sosyal sermayesi kavramı açıklanarak, ulusal literatürde girişimcinin sosyal sermayesi ölçümleyebilecek niteliğe sahip geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmek hedeflenmektedir. Bu ölçek uyarlama çalışması, Hernández-Carrión ve arkadaşları (2017) tarafından geliştirilen Girişimci’nin Sosyal Sermayesi Ölçeğinin Türkçe geçerlemesi kapsamında, güvenilirlik ve geçerlilik değerlerini içermektedir. Türkiye’den 375 adet girişimci ile yürütülen bu çalışmada, ölçeğin orijinal dört faktörlü yapısına uygun şekilde dilimizde de 24 maddeden ve dört boyuttan oluşan bir yapıya sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bu boyutlar; kişisel ilişkiler, profesyonel ilişkiler, yardımcı ilişkiler, kurumsal ilişkiler olarak belirlenmiştir. Yapılan güvenilirlik analizinde girişimcinin sosyal sermayesi ölçeğinin Cronbach Alfa katsayısı, sırasıyla 0,83, 0,77, 0,82 ve 0,87’dir. Yapılan araştırma kapsamında ulusal literatüre girişimcinin sosyal sermayesi ile ilgili yeni bir kavram kazandırılmıştır. İstatistiksel analizler neticesinde, uyarlama çalışması yapılan girişimcinin sosyal sermayesi ölçeği, Türkiye’deki girişimcinin sosyal sermayesinin ölçülmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2022
    Vazife yoklama defterine göre süleymaniye vakfı çalışanları: ücretler, görevler, unvanlar

    Karademir, Aysenur

    Bu çalışmanın konusu Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul’da tesis edilen Süleymaniye Vakfının çalışanlarının analiz edilmesidir. Çalışmanın birincil kaynağı Osmanlı Arşivinde Evkaf (EV) fonunda Evkaf-ı Haremeyn Defterleri (EV.HMH.d.) arasında 1178 numarayla kayıtlı Süleymaniye Vakfına ait 1702 tarihli bir vazife yoklama defteridir. Giriş paragrafında Süleymaniye Vakfı çalışanlarının yoklanması için hazırlandığı belirtilen defterin vakıf muhasebe defterine ek hazırlanan müfredat defterlerden olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmanın vakıf literatürüne birinci katkısı vazife yoklama defterinin detaylarıyla tanıtılmasıdır. Vakıf çalışanlarının 53 gruba ayrılarak, isim, görev, unvan, ücret, ek ödemeler gibi detaylarla kayıtlandığı defterin ortaya koyduğu ilk sonuç çalışanların genel durumudur. Elde edilen bu bilgiler Süleymaniye Vakfının 1557’de kurulmasıyla hazırlanan tesis senedi yani vakfiye belgesiyle karşılaştırılmıştır. Çalışmada vakıf çalışanlarının sosyal kimlikleri, görev türleri ve bunlar için belirlenen ücretler, bu ücretlerin değişimi Süleymaniye Vakfı örneğinde ortaya konulmuştur. Böylece Osmanlı Devleti’nin iktisadi ve sosyal yaşamında en geniş istihdam kurumu olan vakıfların çalışanları yönüyle işleyişi ve idaresi değerlendirilmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    Çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerine etkisi

    Akyol, Mehmet; Mete, Emrullah

    Enerji sanayi devriminden bu yana ülkelerin ekonomik büyümeyi sağlayabilmek için en önemli girdi olmuştur. Ancak enerjinin tükenebilir olması ve çevreye zarar veren kaynaklardan üretilmesi yenilenebilir enerji kaynaklarını ve tüketimini ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerinde etkilerini araştırmaktır. Yükselen piyasa ekonomilerinden 10 ülkenin 2000-2018 dönemine ait verilerinin kullanıldığı çalışmada Gengenbach Urbain ve Westerlund (2008) panel eşbütünleşme analizi ve Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) panel nedensellik analizinden yararlanılmıştır. Eşbütünleşme analizi sonuçlarına göre çevresel inovasyon ve ekonomik büyüme yenilenebilir enerji tüketimini negatif yönlü, doğrudan yabancı yatırımlar ise pozitif yönlü etkilemektedir. Nedensellik analizi sonuçlarına göre yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyümenin nedeni olduğu, doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu ve çevresel inovasyonun yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    İş rolüne uygunluğun işe yönelik risk alma üzerindeki etkisinde kendini ifade etmenin düzenleyici ve aracı etkisi: rol kuramı perspektifi

    Durmuş, İbrahim

    Ulusal ve uluslararası eğitim düzeyinde bilimin her geçen gün daha fazla öneminin artması, akademisyenlerin organizasyonlarındaki faaliyetlerinin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Rol kuramını temel alan bu araştırmanın amacı, akademisyenin işine yönelik risk almasında iş rolüne uygunluğu ve kendini ifade edebilme davranışlarının etkilerini araştırmaktır. Araştırmada, tesadüfi olmayan yöntemlerden gönüllü örnekleme yöntemi ile belirlenen 400 akademisyene elektronik anket yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS, GSCA ve AMOS paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma analiz sonucunda; akademisyenin iş rolüne uygunluğunun risk alma davranışı üzerindeki etkisinde, kendisini üst derecede ifade etme davranışının düzenleyici etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Akademisyenin iş rolüne uygun hareket etmesi risk alma davranışını pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. İş rolüne uygunluğun risk alma davranışı üzerindeki etkisinde kendini ifade edebilme davranışı aracı etkiye sahip olmuştur. Akademisyenin iş rolüne uygunluğu kendini ifade edebilme davranışını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Ayrıca akademisyenin işyerinde kendini ifade edebilme davranışı işine yönelik risk alma davranışını pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Elde edilen sonuçlar akademisyenin, akademik çalışma ortamındaki özgün değerini ortaya koymaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    Beşeri ve sosyal sermayenin örgütsel dayanıklık üzerindeki etkisinde finansal sermayenin aracılık rolünün incelenmesi

    Çakarel, Taha Yusuf; Mumcu, Artür Yetvart; Demirbağ, Orkun

    İletişim başta olmak üzere teknolojik alandaki gelişmelerin, toplumsal alışkanlıklara ve iş yapış şekillerine önemli etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler işletmelerin sürdürülebilirliklerini devam ettirebilmeleri için değişim ve yeni koşullara uyumun yanı sıra belirsizliklere karşı dayanıklılığa sahip olmalarını da gerektirmektedir. İşletmelerin bu özellikleri bağlamında ele alınan örgütsel dayanıklılık araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma modeli beşeri ve sosyal sermaye teorisi bakış açısı ile ele alınmıştır. Araştırma Türkiye’ de faaliyet gösteren 435 adet farklı ölçekteki işletme sahibinden kota örnekleme yoluyla elde edilen verilerle yürütülmüştür. Araştırma sonucunda beşerî sermaye, sosyal sermaye ve finansal sermayenin, örgütsel dayanıklılık üzerinde pozitif yönde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca beşerî sermayenin ve sosyal sermayenin örgütsel dayanıklılık üzerindeki etkilerinde finansal sermayenin kısmi aracılık etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırmada literatüre paralel sonuçlara ulaşılmış olup, işletmelerin dış çevredeki değişimlerin olumsuz etkilerinden kaçınabilmesi için örgütsel dayanıklılığın önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak işletmelerin değişken piyasa koşullarında odaklanması gereken işletme süreçleriyle ilgili bir öngörü oluşturulabilecektir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    İklim Değişikliği Türkiye’de Ekonomik Büyüme İçin Bir Risk Oluşturur mu?

    Akyol, Hikmet

    İklim değişikliğinin etkileri gün geçtikçe daha fazla artmaktadır. Bu nedenle, başta tarım sektörü olmak üzere ekonominin tüm kesimlerinin iklim değişikliğine olan duyarlılığı artmıştır. Özellikle az gelişmiş ülkelerde meydana gelen meteorolojik afetler ekonomi üzerinde ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin çevreye verdiği zarar ve iklim değişikliği içindeki rolleri dikkate alındığında, bu ülkelerin ekonomisinin de gelecekte iklim değişikliğinden etkilenebilmesi söz konusudur. Bu araştırma, iklim değişikliğinin iki temel aygıtı olan ortalama yıllık sıcaklık değişimleri ve karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelemiştir. Araştırmada, Türkiye’nin 1968-2018 arasındaki dönemi regresyon analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin tahmin edilebilmesi için ilk olarak serilerin durağanlık düzeyleri sınanmıştır. Bunun için geleneksel birim kök testlerinin yanında yapısal değişim ve şokları göz önünde bulunduran yapısal kırılmalı Lee & Strazicich (2003, 2004) LM birim kök testi kullanılmıştır. Tahmin sonuçlarının serilerin durağan olduğunu göstermesi üzerine, iklim değişikliğini temsil eden değişkenler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki EKK regresyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçları sıcaklık artışlarının ekonomik büyüm üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Artan sıcaklıklar ekonomik büyümeyi azaltmıştır. Karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ise pozitif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Karbondioksit emisyonlarındaki artışın en önemli nedeni artan ekonomik faaliyetlerdir. Dolayısıyla, ekonomik aktivite arttıkça, çevresel emisyonlar ve buna bağlı olarak büyüme artmıştır. Ancak, karbondioksit emisyonlarının sıcaklık artışına neden olduğuna dikkat edilirse, bu emisyonlar dolaylı yönden ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir. Araştırma sonuçları ortalama yıllık yağış miktarı değişiminin ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırma sonuçları, özellikle sıcaklık değişimlerinin etkisi temel alındığında, Türk ekonomisinin iklim değişikliğine karşı son derece duyarlı olduğunu göstermiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    Endüstri 4.0 ve verimlilik: türk beyaz eşya sektöründe keşfedici durum çalışması

    Demirbag, Kubra Simsek; Yildirim, Nihan

    Amaç: Türk beyaz eşya sektörünün önde gelen iki ana üreticisi ve bu üreticilerin tedarikçisi konumundaki bir yan sanayi şirketi için Endüstri 4.0'ın durumunu, uygulama örneklerini, dönüşüm sürecinde elde edilen avantajları/karşılaşılan zorlukları ve Endüstri 4.0’ın verimliliğe etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yöntem: Yin (2002, 2017) tarafından önerildiği şekliyle keşfedici durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Kanıtlar ise yarı-yapılandırılmış mülakatlar, doğrudan gözlemler ve şirketlere yönelik online belgelerden elde edilmiştir. Bulgular: Türk beyaz eşya sektörü şirketleri Endüstri 4.0 dönüşümü için çaba sergilemekte ve dönüşümü zorunluluk olarak algılamaktadır. Şirketler, Endüstri 4.0’a özel bütçe ayırmakta ve en çok veri toplama/analitiğine önem vermektedir. Yapılan yatırımların ise kısa vadede dahi verimliliğe etkisi olumlu olmuştur. Özgünlük: Mevcut makale, dünyanın en büyük ikinci beyaz eşya üreticisi ve Türkiye'nin en yenilikçi ve en yüksek dijital olgunluğa sahip sektörlerinden biri olan beyaz eşya sektöründe Endüstri 4.0’ın durumunu vaka analiziyle ortaya koyan ilk akademik çalışma niteliğindedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2022
    Örgütsel İletişim Doyumu ile İşe Angaje Olma Arasındaki İlişkide Örgüte Güvenin Aracılık Rolü

    Cakiroglu, Demet; Sımsek, Tugçe

    Bu çalışma, örgütsel iletişim doyumu ile işe angaje olma arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Özellikle, örgütsel iletişim doyumu ile işe angaje olma arasındaki ilişkide örgüte güvenin aracı rolünü tespit etmektedir. Sosyal değişim teorisini temel alan araştırma, örgütsel iletişim doyumunun çalışanların örgütlerine olan güveni güçlendireceğini ve buna bağlı olarak da çalışanların işe angaje olmalarını arttıracağını ileri sürmektedir. Araştırma örneklemi, Ankara’da bulunan bir kamu kurumunda bilişim alanında görev alan çalışanlardan oluşmaktadır. Araştırmanın hipotezleri Pearson korelasyon analiz yöntemi ve hiyerarşik regresyon analiz yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde aracılık hipotezinin desteklendiği görülmektedir. Bu doğrultuda, örgütsel iletişim doyumunun işe angaje olma üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bulgular, örgütsel iletişim doyumu ile işe angaje olma arasındaki ilişkide örgüte güvenin kısmi aracılık etkisi olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda algılanan örgütsel güveni, örgütsel iletişim doyumunu işe angaje olmaya bağlayan aracı bir mekanizma olarak ele alan araştırma modeli alan literatürüne özgün bir katkı sunmaya çalışmıştır. Bu çalışmanın bulguları, çalışanların işe angaje olmalarının artmasında örgüte güvenin oluşmasını sağlayan kaynakların önemli olduğunu göstermektedir. Çalışma, sosyal değişim teorisinin öngörüsüyle tutarlı bir biçimde, çalışanların işe angaje olmasını etkileyebilecek örgütsel iletişim doyumunu, verimli iş ve insan kaynakları yönetimi için önemli bir faktör olarak görmekte ve alan araştırmacılarının dikkatine sunmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    İş Sağlığı ve Güvenliği ve İş Verimliliği Etkileşimi: Açık Ocak Maden İşletmesi

    Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Bayrak, Ayşe

    Bu çalışmada, açık ocak maden faaliyeti yürüten bir maden firması çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği ve iş verimliliği arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Maden firmasına ait saha içerisinde önceden yaşanan kazalar ve alınan önlemler incelenmiştir. Demografik özellikler, iş sağlığı ve güvenliği ve verimlilik durumları ile ilgili anket formları düzenlenmiştir. İlgili formlar 56 kişiye uygulanmış ve tamamı değerlendirmeye alınmıştır. İşyerlerinde çalışan güvenliğini tehdit eden risklerin olması çalışanların verimliliğini önemli ölçüde olumsuz etkilediğini bulduk. Sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması ise çalışanların özgüvenlerini arttırdığı gibi işe karşı olan aidiyet duygularını da olumlu etkilemiştir. Çalışmamızda eğitim durumları ortaöğretim ve altında olanların iş kazası yaşaması (%10,7) daha fazla iken eğitim seviyesi yüksek olanların daha az (%1,7) olduğu bulunmuştur. Mesleki deneyim durumları incelendiğinde ise 5-10 yıl çalışanlar daha fazla iş kazasına (%5,3) maruz kalmıştır. Bu durum gereksiz özgüven, çalışırken gerekli ve dikkati göstermemelerinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. İşyerlerinin iş güvenliği konusunda yapmış oldukları proaktif uygulamalar çalışanların verimliliğini arttırmıştır. Aynı şekilde yaşanan bir iş kazasından sonra alınan reaktif önlemler çalışanların daha dikkatli olmasına neden olmuştur. Çalışmamız işe bağlılığın daha yüksek yaş, daha düşük eğitim ve çevresel risk (düşük ve yüksek) ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    İş Güvenliği Kültürünün İş Verimliliği Üzerine Etkisi: Pres Fabrikası Örneği

    Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Eroğlu, Gülendam

    Bu çalışmada, Bursa ilinde bulunan bir pres fabrikasındaki çalışanların iş güvenliği kültürünün iş verimliliği üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anketler hazırlanmış ve çalışanlara uygulanmıştır. Anket formu demografik bilgiler, iş güvenliği kültürü ve iş verimliliği sorularından oluşmaktadır. Anket 70 kişiye uygulanmış ve tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi kullanılarak ölçeklerin faktörleşme boyutlarına Temel Bileşenler Analizi uygulanmıştır. İş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasındaki ilişkinin korelasyon analizi sonucuna göre 0,05 düzeyinde anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=0,292, p0,05) alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgularda, iş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Scale of Sacrifice for Patients During the COVID-19 Epidemic: A Scale Development Study

    Ulutaşdemir, Nilgün; Aksoy, Şeyhmus; Demirbilek, Ömer

    Disasters, by their very nature, cause great destruction and it takes great effort and effort to eliminate these destructions. The destructions experienced are not always equally distributed to the whole society and sectors. In addition to affecting the whole world after the COVID-19 pandemic emerged, its effects were felt most intensely on the health sector and its employees, and the health workers showed the greatest dedication and sacrifice to cope with this disaster. In this study, it is aimed to develop a valid and reliable scale in order to measure the sacrifices of healthcare workers who serve under severe conditions such as high-risk work, overtime hours, and compulsory service during the COVID-19 period. With the help of open-ended questions prepared for this purpose, online interviews were conducted with 9 healthcare professionals. The obtained qualitative data were transformed into measurable scale items and their internal reliability, criterion validity and factor structure were examined on a sample of 138 people. Participants were reached by convenience sampling method. According to the results of the factor analysis, it was found that the scale had a one-dimensional structure. As a result of factor analysis, two items were excluded because their factor loads were below 0.30. The nine-item scale explains 67% of the total variance. The Cronbach's Alpha value of the total scale was found to be 0.929. In conclusion, the findings obtained in this study show that the Patient Sacrifice Scale during the COVID-19 Epidemic is a valid and reliable scale whose psychometric properties have been empirically tested in a Turkish sample.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Moderator Role of Income in the Effect of Commitment to Organization and Supervisor on Job Performance: A Research on Hotel Kitchen Workers

    Şimşek Evren, Emine; Çakıcı, A. Celil

    The aim of the study is to determine the moderator role of the commitment to the chef in\rthe relationship between the organizational commitment of the employees and their job\rperformance in institutionalized hotel kitchens. In this context, data were collected from\rthe kitchen staff of one of the national chain hotels in March-April 2019, using the survey\rtechnique (n=124). According to the findings, commitment to the supervisor and the\rorganization has significant positive effects on job performance. While the moderator role\rof income is significant in the relationship between organizational commitment and job\rperformance; it is not significant in the relationship between commitment to the supervisor\rand job performance. Employees with a high commitment to the chef show high\rperformance regardless of their income level. Organizational commitment, on the other\rhand, increases the job performance of the below-average income group, but does not create\ra significant increase in the above-average income group. Within the scope of\rorganizational commitment dimensions, the moderator role of income is significant in the\rrelationship between continuance commitment and job performance; while it is not\rsignificant in the relationship between normative-affective commitments and job\rperformance. As normative and affective commitments increase, job performance also\rincreases independently of income. On the other hand, as the continuance commitment\rincreases, the job performance of those with below-average income increases; job\rperformance of those with above-average income declines.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Mediating Role of Job Satisfaction in the Relationship between Transformational Leadership and Work Engagement: An Analysis with the Structural Equation Model

    Sökmen, Alptekin; Kenek, Gökhan

    Purpose – The aim of this study is to reveal the relationship between transformational leadership and\rwork engagement and with this examining the mediating role of job satisfaction between\rtransformational leadership and work engagement.\rDesign/methodology/approach – The research was carried out with the participation of 559 health\rworkers reached by snowball sampling method in January-March 2021. In line with the data obtained\rby the survey method, confirmatory factor analyzes (CFA) were made for the scales using the MPlus 7\rpackage program and the predicted mediating role of job satisfaction was tested with SEM (structural\requation model) analysis.\rFindings – According to the results of the analysis, it was determined that transformational leadership\rhas a positive and significant effect on job satisfaction and work engagement, and that job satisfaction\rhas a full mediating role between transformational leadership and work engagement.\rDiscussion – It can be said that the transformative leadership approach, which unites its followers\raround a valuable and inspiring goal, respects their needs, wishes and beliefs, helps them realize their\rpotential, encourages and motivates them, has a strong effect on high focus and energy. In other words,\ras the transformational leadership perceptions of the employees increase, their level of work\rengagement is expected to increase. On the other hand, it has been determined that job satisfaction has\ra full mediating role between transformational leadership and work engagement. Accordingly, it can\rbe stated that the leadership behaviors of the managers have a significant effect on the job satisfaction\rof the subordinates and thus ensure their concern with the job.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    The effect of psychological well-being on work engagement in healthcare personnel

    Sımsek, Tugçe

    It is observed that all organizational employees in the service sector are worn out both physically and mentally while performing their jobs. It is known that especially the personnel working in the health sector are constantly intertwined with people due to their jobs. In this context, this study aims to reveal the relationship between the psychological well-being of health and work engagement of health workers. At the same time, the effect of psychological well-being on employees' work engagement has also been the subject of research. 166 of the 190 health workers reached by snowball sampling from the health personnel working in the provinces in the Eastern Black Sea region were included in the study. Research data were obtained through an online-survey. For the analysis of the data, descriptive, correlation and regression analyzes were performed using the SPSS Statistics 22 program. The results suggest that there is a positive moderately significant relationship between psychological well-being of health workers and work engagement, and that psychological well-being of health workers have a positive effect on the work engagement.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2022
    The Optimal Manpower Planning of Hotel Personnel: Application of Pure Integer Programming

    Ergülen, Ahmet; Bolayır, Banu

    Working with the right number of personnel in public or private institutions and creating an efficient and effective work plan are important for the workplace. When considered in terms of businesses, manpower planning adds material and moral values to the business in the competitive market if it is prepared following the wishes and abilities of the personnel along with customer satisfaction. With the integer programming method, manpower planning can be established by optimizing the manpower, and missing or excess personnel can be determined. If there is more personnel in the business, the cost is reduced by detecting them. In this study; the February 2021 data of the personnel in Gumushane Ramada Hotel, which is operating in the center of Gumushane, was taken, and a pure integer programming model was established for manpower planning in accordance with this data. The aim of the study is to make optimal the manpower planning of the personnel in the hotel. In the application part of the study, a pure integer programming model was established as per the units where shift personnel at the hotel should be located, the working conditions determined by the hotel, and the salaries of the personnel. The solution of the pure integer programming model was made with the LINDO 6.1 package program, and the optimal solution was obtained. As a result of the solution, optimal manpower numbers in the hotel shifts were found, and it was detected that the number of personnel in the hotel was excessive. Cost minimization opportunity has been provided by determining the optimal number of hotel personnel.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2022
    Yabancı Sermayenin Türk Tarımındaki Yeri: 1980 Sonrası Doğrudan Sermaye Hareketliliğinin Dönüşüm Süreci ve Yabancı Sermayenin Tarım Sektörü açısından Gelecek Eğilimlerinin Belirlenmesi

    Çomaklı, Şafak Ertan; Merddan, Kurtuluş

    Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan 1980 yılına kadar olan dönem boyunca tarıma dayalı bir ekonomi benimsenmiş, nüfusun çoğunluğu tarım sektöründe istihdam edilmiş ve tarım korumacı politikalarla desteklenmiştir. 1980 sonrası alınan kararlarla birlikte serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamış ve tarımı desteklemeye yönelik politikalar da azaltılmıştır. 1980 sonrası uygulanan iktisat politikaları; üretimin, işgücünün, sermayenin ve sosyal politikaların yeniden yapılanmasını, dış ticaret ve mâli piyasaların ulusal ve uluslararası akımlarda serbestleştirilmesini hedeflemiştir. Ortaya konulan bu politikaların sektörel bazda farklı yansımaları olmuştur. Bu çalışmada; 1980 sonrası Türk tarımın sektörel yapısı, Türkiye ekonomisindeki yeri ve 1980 sonrası yabancı sermayenin sektörel dağılımı ele alınmıştır. Bu kapsamda geçmişte uygulanan tarım politikaları kısaca ele alınıp, 2000 sonrası yapısal düzenlemeler, yabancı sermaye hareketlerinin dönüşüm süreci ve yabancı sermayenin gelecek eğilimleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma, yerli ve yabancı alan yazınından ve çeşitli kurumlardan elde edilen verilerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Bu çalışma ile, bu alanda yapılanları bir araya getirerek mevcut eksiklikleri dile getirmek hem de gelecekte benzer konularda çalışma yapmayı düşünenlere yol gösterici olmak hedeflenmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    High-Risky Sectors in Terms of Work Accidents in Turkey

    Ceylan, Hüseyin; Kaplan, Ahmet; Bekar, Murat

    Work accidents are serious issues that disrupt harmonious environment in workplace. They cause not only death, injury or disability of employees, but also serious financial loss for businesses and countries. Work accidents are highly preventable incidents, when necessary, precautions are taken. Like the whole world, in Turkey also there are risky sectors where work accidents are intensified. The identification of risky sectors in Turkey, is the first step of being able to fight against work accidents in this sector. Therefore, in this study the riskiest sectors in Turkey were investigated basing on the official accident data from the last ten years. Thus, first of all, the sectoral distribution of work accidents, death and permanent incapacity cases that occurred in Turkey in 2010-2019 was examined. Sectors were evaluated in terms of six different parameters: the number of work accidents, the number of deaths because of work accidents, the number of permanent incapacities because of work accidents, general accident incidence rate, fatal accident incidence rate, and permanent incapacity accident incidence rate. The top ten sectors with intensity have been determined for each parameter. Then, all these data were combined and the ten most risky sectors in Turkey in terms of work accidents were defined. In the last 10 years, the sector of "41-Building Construction" has been found to be the riskiest sector in Turkey, where the most work accidents have occurred, the most employees die and the most employees are permanently disabled. On the other hand, the "05- Mining of Coal and Lignite" sector, in which the general accident incidence rate, fatal accident incidence rate, and permanent incapacity accident incidence rate values are the highest, was the second most risky sector.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı