Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    İslam Kelâmında Şâhid-Gâib Diyalektiği: Metafizik Bilginin Epistemolojik Temelleri ve Sınırları

    Sarıkaya, Berat

    İnsanoğlu, yaşadığı dünya ve deneyimlerinin sınırları içinde kalmış bir varlık olarak, gözlemlerinin ötesinde kalan ve “gayb” olarak tanımlanan âleme dair bilgi edinme çabası içerisinde olmuştur. Ancak, mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda, bu çabanın sanıldığı kadar kolay olmadığı da bir gerçektir. İslam kelamında “şâhidden hareketle gâibi çıkarsama” (kıyâsu’l-gâib ale’ş-şâhid) yöntemi, görünen âlemden (şâhid) hareketle Allah’ın zatı, sıfatları ve metafizik gerçeklikleri (gâib) anlamaya çalışan epistemolojik bir araçtır. Yöntem, şâhid (gözlemlenebilir) dünyadan hareketle, gözlemlenemeyen (gâib) âleme dair bilgi çıkarımı yapılabileceği varsayımına dayanır. Ancak, ontolojik farklılıklar, teşbih riskleri ve yöntemin uygulamasındaki esneklik gibi nedenlerle çeşitli eleştirilerin odağı olmuştur. Özellikle İbn Hazm ve Gazâlî, yöntemin kesin bilgi sunmadığını ve kıyaslamanın Allah’ın aşkınlığıyla çeliştiğini savunmuştur. Bununla birlikte, kelamcılar yöntemin akli bilgi üretmek için kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir. Eleştiriler varlığını korusa da yöntem, kelam ekolleri tarafından uygulanmaya devam etmiştir. Bu çalışma, İslam düşüncesinde “şâhidden gâibe akıl yürütme” yöntemini ele alarak, onun bilgiye ulaşmadaki epistemolojik konumunu incelemektedir. Söz konusu yöntemin epistemolojik çerçevesi ele alınarak, kelam ilmindeki uygulama şekillerine yer verilmektedir. Çalışmada bu yöntemin İslam kelamındaki kullanımı ve ona yöneltilen eleştiriler analiz edilmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Gazzâlî’de Tanrı Tasavvuru ve İnsan Fiilleri Yaklaşımına Etkisi

    Aydın, Muhammet

    Fiil ya da eylem konusu bir yönüyle insanın eylem yapabilme yeteneği ve kapasitesine diğer yönüyle de insanın iradi eylemde bulunma keyfiyyetine taalluk etmektedir. Kelâm disiplininde özellikle insanın iradesini ve dolayısıyla özgürlüğünü, sorumluluğunu ve yetkinliğini doğrudan ilgilendiren fiiller konusu, klasik dönemden beri inanç ekollerinin tartışmalarına konu olmuştur. Farklı ekollerde farklı yaklaşımlar dile getirilirken, aynı ekolün içinde de farklı kabuller söz konusu olabilmiştir. Bu, ekollerin iç diyalektiğini ilgilendiren bir başka konudur. İslam düşünce geleneğinde önemli kurucu isimlerden biri olan Gazzâlî, sadece kendi ekolü olan Eş’arî mezhebi üzerinde değil diğer ekoller üzerinde de etkili olmuş değerli bir kelâmcıdır. Fiiller konusunda onun yaklaşımı, kelâm ilminin iç diyalektiği bakımından da önemli tespitlere gebedir. Çalışmada Gazzâlî’nin tanrı tasavvuruna da değinilmesi gerekli olmuştur. Zira tanrı tasavvurunun hem ilahi fiillerle hem de insan fiilleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Gazzâlî eserinde fiillerle ilgili bazı temel meselelerden söz etmektedir. Bu çalışmada söz konusu meseleler üzerinden onun fiiller öğretisine yaklaşımı ele alınmıştır. Yeri geldiğinde içine düştüğü bazı teolojik açmazlardan da söz edilmiştir. Çözümlemelerinde zaman zaman bazı terimlerin lafzi karakterlerinden hareketle konuya eğildiği de eklenmelidir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Problems in the Definitions of Weak Ḥadīth and its Relationship with Mawḍūʿ

    Gözün, Abdulvehhab

    It is possible to say that weak ḥadīth is one of the most complicated terminology in terms of its nature and parts among the subjects of ḥadīth methodology. According to our research, there are some logical problems in the definitions made both in the classical and in the recent period in order to reveal its essence. When the definitions in question are considered, especially in the context of their relationship with the mawḍūʿ ḥadīth, it is understood that while their all elements are included, they do not exclude their othernesses. Therefore, the definitions made for weak ḥadīth in the research were determined chronologically and examined especially in terms of their relationship with mawḍūʿ ḥadīth. For this purpose, first, the works on the ḥadīth methodology of the classical period were consulted and the problems in question were revealed with analytical and critical methods. Then, the studies on the ḥadīth methodologyof the modern period were evaluated in the same way. Based on the fact that the literature is very extensive, Ibn Ṣalāḥ’s definition was taken as the basis and special emphasis was placed on the definitions made differently from him. Thus, the research aimed to identify and eliminate the problems mentioned. Finally, if definitions that eliminate the mentioned problems have been identified, they have been highlighted. More importantly, Ibn Ṣalāḥ’s weak ḥadīth definition and division have been revised to solve the mentioned problems.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Nizâmülmülk’ün Devlet Anlayışında Meşruiyet ve Beka Sorunu

    Serdar, Erdoğan

    Bu makalede Türk devlet felsefesi anlayışının en güçlü örneklerinden biri olan Selçuklu devletinin iki büyük sultanı olarak kabul edilen Alpaslan ve Melikşah’a vezirlik yapmış olan büyük devlet adamı Nizamülmülk’ün siyaset felsefesinde devletin meşruiyeti ve beka sorunu incelenmiştir. Yardımcı kaynaklarla birlikte Nizamülmülk tarafından kaleme alınmış olan Siyasetname isimli eser çalışmanın temel materyali olarak tercih edilmiştir. Bu bağlamda makale, giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Nizamülmülk hakkında temel bilgiler verilmiş, düşüncesinde etkili olan siyaset felsefesini oluşturan temellere değinilmiştir. Birinci bölümde İslam siyaset felsefesindeki temel anlayışlara Nizamülmülk’ün yaklaşımı ele alınarak meşruiyet ve yönetim kavramları açıklanmış, tarihsel süreçte meşruiyet kavramına değinildikten sonra Nizamülmülk’ün meşruiyet kriterleri değerlendirilmiştir. Makalenin ikinci bölümünde beka kavramın önemi, Nizamülmülk’ün yaklaşımı ve beka noktasında pratik çözümleri açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise meşruiyet kavramı ve beka sorununun çerçevesi içinde Nizamülmülk’ün siyaset felsefesi bağlamında değerlendirilmesi ve yönetim, toplum ve sınırlar açısından bir düzende ele alınan devlet yönetim biçiminin ifadesi ile çalışma sonlandırılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kadınlarda Sosyal Etkinin Yeme Bozukluklarıyla İlişkisi: Beden Memnuniyetinin Aracılık Rolü

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa

    Amaç: Araştırmada yetişkin kadınlarda sosyal etki ve yeme bozuklukları arasındaki ilişkide beden memnuniyetinin aracı rolü incelenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, 2024 yılı içerisinde Mayıs-Ekim ayları arasında, yaş ortalaması 22,11 olan 317 yetişkin kadın ile gerçekleştirilmiştir. Kişisel bilgi formu, Sosyal Etki Ölçeği, Beden Memnuniyeti Ölçeği ve Yeme Tutum Testi (YTT-40) ile veri toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı yöntemi ile değerlendirilmiştir. Aracılık analizleri IBM SPSS Versiyon 24.0 programı ve PROCESS makro ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları beden memnuniyeti ile sosyal etki arasında negatif (r = -0,256, p < 0,001) bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Beden memnuniyeti ile yeme bozukluğu arasında da negatif (r = -0,261, p < 0,001) bir korelasyon bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, beden memnuniyetinin sosyal etki ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Sonuçlar, kadınlarda sosyal etkinin beden memnuniyeti aracılığıyla yeme bozuklukları riskini artırdığını, ayrıca sosyal medya ve toplumsal normların kadınlar üzerindeki baskısını azaltmayı hedefleyen önleme programlarının önemini vurgulamaktadır. Sağlıklı beden algısını teşvik eden kampanyalar, medya içerik düzenlemeleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımları, yeme bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynayabilir. Bu bulgular, yeme bozukluklarının sosyal ve kültürel faktörlerle bağlantılı karmaşık bir sorun olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Taş Ocağında Patlatmalı Kazı Kaynaklı Zemin Titreşimleri, Hava Şoku ve Şev Duraylılığının İncelenmesi: Örnek Bir Uygulama

    Alemdag, Selcuk; Çavuşoğlu, İbrahim

    Bu çalışma kapsamında, Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren bir taşocağında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkileri, kazı sonrası ve sismik yük etkisindeki duraylılığı ve buna ek olarak özellikle en yakın yerleşim yerinde oluşturabileceği titreşim ve hava şoku değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları sürecinde, Instantel Micromate marka sismograf ile beş farklı patlatma sırasında ölçümler alınmış ve veriler analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, 2022 yılında yenilenen “Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” (ÇGKY) kapsamında maden ve taş ocakları için belirlenen yeni sınır değerlerle karşılaştırılmış; ayrıca eski Türk standardı, USBM RI 8507 (USA) ve DIN 4150-3 (Alman) standartlarıyla karşılaştırmalı analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ölçülen yer sarsıntısı ve hava şoku düzeylerinin her bir patlatma için ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, arazide yapılan gözlemler sonucunda da en yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda yapısal hasara yol açmayacağı belirlenmiştir. Karşılaştırmalı analizler ise yeni Türk standardı ile DIN 4150-3 ve USBM standartlarının daha koruyucu yaklaşımlar sunduğunu göstermiştir. Taş ocağı işletmesi için tasarlanan şev geometrisi kazı sonrası mevcut durumda ve sismik yük etkisinde duraylılık değerlendirmesi yapılmış ve güvenlik sayısının SRF>1.5 olduğu belirlenmiştir. Böylece duraylılık değerlendirmesinde elde edilen güvenlik sayısı ve deformasyonlar, işletme sınırlarında yapılacak patlatmalı kazı işleminden etkilenmeyeceği öngörülmektedir. Bu çalışma, taşocaklarında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkilerinin yasal sınırlar çerçevesinde sistematik ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve ocak duraylılığına yönelik örnek bir uygulama sunmakta olup, benzer projeler için “Çevresel Etki Değerlendirme” (ÇED) süreçlerinde kaynak olarak değerlendirilebilir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Unusual Winter Activity of the Ottoman Viper (Montivipera xanthina) in Türkiye

    Sahin, Mehmet Kursat; Kurnaz, Muammer; Bayram, Çağatay

    The seasonal dynamics of reptile species and their responses to fluctuations in environmental temperature play a crucial role in their overall ecological functions. Reptiles are ectothermic organisms, meaning their activity levels are largely influenced by external temperatures. While most reptile species in temperate regions enter a state of hibernation during colder months, some exceptions may occur due to environmental changes. In this study, an unusual instance of winter activity was documented for Montivipera xanthina (Ottoman viper) in the Karalan-Eskişehir region of Turkey. A single individual was observed on November 2, 2024, at an ambient temperature of 18.6°C. This observation provides significant insights into the winter behaviors of reptiles, which are generally considered inactive during this period. A review of existing literature reveals no prior records of Montivipera xanthina exhibiting activity in November or any other winter months. Therefore, this study presents the first known documentation of winter activity in this species, raising questions about the potential effects of climate change on reptilian seasonal behaviors. Rising temperatures and shifting seasonal patterns may be altering the hibernation strategies of reptiles, leading to extended activity periods. Such changes could have ecological consequences, affecting predator-prey interactions, reproductive cycles, and overall species distributions.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Faizsiz Finansta Standartlaşma: Önemi, Zorluklar ve Gelecek Perspektifi

    Er, Bünyamin; Bingöl, Zeynep Şimşek

    Standardizasyon, belirli bir alanda ortak kurallar, ölçütler ve yöntemler belirleyerek uyumu, kaliteyi ve verimliliği artırmayı amaçlayan bir süreçtir. Üretimden hizmet sektörüne, teknolojiden sağlığa kadar pek çok sahada uygulanan bu süreç, güvenilirliği sağlamak, hataları en aza indirmek ve uluslararası rekabeti güçlendirmek açısından hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda, küresel iş birliğini kolaylaştırarak yalnızca ekonomik ve teknolojik gelişimi değil, sosyal, çevresel ve kültürel alanlarda da ilerlemeyi teşvik etmekte; böylece sürdürülebilir, kapsayıcı ve düzenli bir küresel sistemin inşasına önemli katkılar sunmaktadır. Faizsiz finans, şeriat prensiplerine uygun olarak yapılandırılmış finansal işlemleri kapsayan bir sistemdir ve bu sistem, farklı ülkelerdeki yasal çerçeveler ve kurumsal yapılar doğrultusunda çeşitli uygulama biçimleriyle hayata geçirilebilmektedir. Bu çeşitlilik, muhasebe ve denetim mekanizmalarında standart bir çerçevenin oluşturulmasını zorlaştırarak şeffaflık ve uyumluluk açısından çeşitli belirsizlikler doğurmaktadır. Bu çalışmanın amacı, faizsiz finans sisteminde standartlaşmanın gerekliliğini ve etkilerini değerlendirmektir. Bu bağlamda, AAOIFI, IFSB ve IIFM gibi uluslararası kuruluşların standartlaşma çabaları incelenmiş, Türkiye örneği üzerinden karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Çalışma, nitel bir yöntemle literatür taraması ve kurumsal karşılaştırmalar temelinde gerçekleştirilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Semantic Analysis of the Term Shaqāva in the al-Qurʾān

    Koç, Zeynep Çelik

    This article aims to examine the use of the concept of shaqāva in the Qurʾān at semantic and contextual levels. The main problem of the study is that, although the concept of shaqāva as a multi-layered semantic field in the Qurʾān it is generally addressed in the literature within a narrow framework with superficial equivalents such as unhappiness, misery and bad ending. The importance of the study is that it evaluates the subject of unhappiness, one of the widespread problems of our age, from the perspective of the Qurʾān. Semantic analysis technique was used as the method in the research; the etymological origin of the concept, its uses during the Jāhiliyya, and close and opposite meanings were examined in detail. In addition, the verses in which the concept of shaqāva is used were analyzed in the light of the tafsīr literature; the possible causes of unhappiness were evaluated through the behaviors shown as the cause of shaqāva in these verses. According to the findings of the study, the concept of shaqāva expresses the feeling of deprivation arising from not being able to receive the reward of someone’s efforts.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Comparison of Physical Activity Levels, Metabolic Syndrome Risks and Sleep Quality of Athletes and Sedentary University Students: A Cross-Sectional Study

    Çebi, Mehmet; Aydın, Emine Büşra

    Objective: The aim of this study is to compare the phys- ical activity levels, metabolic syndrome risks and sleep quality of ath- letes and sedentary university students.Material and Methods: A total of 400 students, including 200 athletes and 200 sedentary students studying at Gümüşhane University, were included in this study. In col- lecting data; Pittsburgh Sleep Quality Index was used to evaluate the sleep quality of the participants, International Physical Activity Ques- tionnaire-Short Form was used to determine physical activity levels and Metabolic Syndrome Research Form was used to determine metabolic syndrome risk levels. Results: Average age of the participants was 19.94±1.48. A significant difference was detected between athletes and sedentary individuals in sleep quality and metabolic syndrome risk level. Individuals who exercise regularly and have high physical activ- ity levels were found to have higher sleep quality and lower metabolic syndrome risks. In addition, these people are less exposed to various sleep problems such as falling asleep late, daytime sleepiness, ineffi- cient sleep, etc. Conclusion: Increasing the level of physical activity improves sleep quality and reduces the risk of metabolic syndrome. Athletes have better sleep quality and lower risk of metabolic syndrome than sedantery. It is important to increase research in this area in young individuals. On the other hand, creating the right exercise program should be emphasized in studies. It is thought that our study will con- tribute to future studies in this regard.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kayseri’de otobüs ve tramvay hizmet kalitesi: Yolcu memnuniyetinin karşılaştırmalı bir analizi

    Seferoglu, Aysegul Gunes; Polat, Fatih

    Bu çalışma, Kayseri ilinde toplu taşımada kullanılan otobüs ve tramvay hizmetlerinin yolcular tarafından algılanan hizmet kalitesini değerlendirmek ve karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çevrimiçi olarak uygulanan anket çalışması, demografik bilgiler ve hizmet kalitesi algısını ölçen 20 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiş; bağımsız grup t-testi, Levene testi ve tek yönlü ANOVA yöntemleri uygulanmıştır. Sonuçlara göre, tramvay kullanıcıları genel memnuniyet düzeyinde otobüs kullanıcılarına göre daha yüksek puan vermiştir. Tramvayda en yüksek memnuniyet, zamanında gelme ve ücret ödeme kolaylığı) alanlarında gözlenirken, doluluk oranı ve koltuk konforu gibi konularda memnuniyet daha düşüktür. Otobüs kullanıcıları genel memnuniyet açısından daha düşük puanlar vermiş; ancak ödeme kolaylığı ve alternatif hat bulma gibi alanlarda nispeten olumlu görüş bildirmiştir. Koltuk konforu ise en düşük memnuniyet alanı olmuştur. Demografik değişkenlerden sadece medeni durum ve eğitim düzeyine göre anlamlı fark bulunmuştur. Genel olarak, tramvay hizmetleri daha yüksek kalite algısı yaratmakta; ancak her iki sistemde de kapasite, sürücü davranışları ve planlama alanlarında iyileştirme gereksinimi ortaya çıkmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Gümüşhane’de Yaşayan İnsanların Sel Risk Algısı

    Doğan, Ali; Mizrak, Sefa; Doğru, Salih; Şimşek, Nurcan

    Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma ve İklim Değişikliği Farkındalıklarının İncelenmesi

    Doğru, Salih; Orzan, Muhammet

    Bu araştırma, öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma ve küresel iklim değişikliği farkındalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyerek, eğitim süreçlerine yönelik önemli bulgular sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişkisel bir model doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (KİDFÖ) ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği (SKFÖ), önceki çalışmalarda geçerlilik ve güvenilirliği onaylanmış, literatürde sıkça başvurulan ölçüm araçlarıdır. Veriler, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 355 öğretmen adayından çevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının KİDFÖ puanlarının ortalama 50 (orta düzey), SKFÖ puanlarının ise ortalama 90 (orta düzey) olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,566, p

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2025
    Geleceğin güvenliğinde denizler: ülkelerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkinin açıklanması

    Tutak, Eda

    Coğrafi konum ve bu konumdan kaynaklanan fiziki özellikler, tarih boyunca devletlerin güç kaynaklarından birini oluşturmuş, politik davranışları şekillendiren unsurların başında gelmiştir. Denize kıyısı olan devletler; ekonomik, askerî, siyasi, diplomatik ve kültürel açıdan denizlerin sunduğu imkânlardan faydalanırken karayla çevrili ülkeler önemli bir kısıtlama ile karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, devletlerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi olarak doküman analizi kullanılmış, nicel araştırma kapsamında ise Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Endeksi aracılığıyla karayla çevrili ülkelerin performansı betimsel istatistik yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları arasında; 2024 yılı itibariyle toplam 43 kara ülkesi arasından üç ülkenin SKH Endeksinin hesaplanamadığı, toplam 167 ülke ile gerçekleştirilen sıralamada ise karayla çevrili ülkelerin genellikle son sıralarda yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak insani bir yaşam için denizlerin devletlere önemli fırsatlar sunduğu ve bu kapsamda denizlere erişimi bulunan devletlerin kara ülkelerine kıyasla daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • DüzeltmeAçık Erişim2025
    Factors affecting company value with panel quantil regression: bist stone and soil-based manufacturing sector example

    Soydaş, Şafak Sönmez

    This study aims to determine the impact of profit margin, debt ratio, and company size on company value using panel quantile regression. Company value is a key indicator of financial performance for publicly traded companies, reflecting expected profitability for stakeholders. The research focuses on Stone and Earth-Based Manufacturing Sector companies listed on Borsa Istanbul (BIST) during the 2014-2023 period. Out of 26 companies in the stone and earth-based sector based on stone and earth traded on BIST, 17 with accessible data were included in the analysis. Purposeful sampling was used, and data evaluation was conducted using Stata 17 and Eviews 10 econometric methods. The study's findings suggest that the debt ratio positively influences company value, while profit margin and company size have negative effects. These results provide insights into how these financial ratios impact company value, offering guidance for stakeholders and decision-makers in the stone and earth-based sector.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Cgı tabanlı reklamların sosyal medya etkileşiminin değerlendirilmesi: popüler marka reklamlarının incelenmesi

    Aksoy, Fatih

    Bu çalışma, CGI (Computer-Generated Imagery) tabanlı reklamların markaların sosyal medya etkileşimleri üzerindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda amaçlı örnekleme yöntemi ile Instagram platformundaki 20 popüler marka seçilmektedir. Sözü edilen markaların CGI tabanlı ve CGI olmayan reklamları beğeni, yorum, paylaşım ve görüntülenme metrikleri üzerinden incelenmektedir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Markaların Instagram hesaplarında yer alan ve 2023-2024 tarihler arasındaki CGI tabanlı (n=40) ve CGI tabanlı olmayan (n=40) reklamlardan seksen reklam seçilmektedir ve sözü edilen reklamlar betimsel analiz tekniği ile analiz edilmektedir. Araştırmada, CGI reklamların sosyal medya etkileşim metriklerinde (beğeni, yorum, paylaşım ve görüntüleme) CGI olmayan reklamlara göre üstünlük gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra CGI reklamların 2023 ve 2024 sosyal etkileşim metriklerine bakıldığında, CGI reklamların etkisinin zamanla azalma eğiliminde olduğu tespit edilmektedir. Çalışma verilerinden, CGI (Computer-Generated Imagery) tabanlı reklamların markaların sosyal medya etkileşimleri üzerinde rolü olduğunu sonucuna varılmaktadır. CGI tabanlı reklamlar, sağlamış olduğu avantajlar (dikkat çekici görseller, etkileyici hikayeler, yaratıcılık, viral potansiyel vb.) ile markaların sosyal medyada geniş kitlelere ulaşmasını ve hedef kitlelerin dikkatlerini çekmede etkili bir araçtır. Aynı zamanda sosyal medya etkileşimini arttırmada önemli bir potansiyele sahip olduğu dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra çalışmada, hedef kitlenin CGI reklamlara olan ilgisinin sıradanlaşabileceği riskini taşıdığı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle CGI reklamların etkisinin uzun vadede sürdürülebilir olması için içerik stratejilerinin yenilikçi ve hedef kitleye uygun şekilde geliştirilmesi gerekmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Ḳīrāṭ Kelimesini İçeren Merfû Hadislerin Mevzû Olma İhtimali Üzerine Bir İnceleme

    Kuzudisli, Ali

    Buhârî’nin Sahîh’inde yer alan bir rivayette Hz. Peygamber’in birkaç kırat (Ar. ḳīrāṭ ç. ḳarārīṭ) para karşılığı Mekkelilerin koyunlarını güttüğü nakledilmektedir. Muhaddislerden bazıları, rivayette geçen ḳarārīṭ kelimesiyle para kastedilmediğini bu kelimenin Mekke yakınlarında bir yer adı anlamına geldiğini iddia etmiştir. Bazı kimseler de Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ para biriminin bilinmediğini ileri sürmüştür. Bu meseleyi tartışan muhaddisler arasında, Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ para ölçüsünün bilinmediği iddiasına karşı çıkan birine rastlanmamıştır. Eğer Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ kelimesinin bilinmediği gerçekse, ḳīrāṭ kelimesini içeren merfû hadislerin sonraki dönemde uydurulduğuna dair güçlü bir kanıt ortaya çıkmış olacaktır. Bu makale, ḳīrāṭ para biriminin Hz. Peygamber döneminde bilinip bilinmediğini araştırmak ve mümkün olduğunca net bir sonuca ulaşmak amacıyla çalışılmıştır. Elde edilen sonuca göre içinde ḳīrāṭ kelimesi geçen merfû hadislerin, genel bir değerlendirmeyle sonradan üretilmiş rivayetler olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusuna cevap aranmıştır. Bu araştırma, tarihin bir kesitinde ortaya çıkmış ve birkaç yüzyıl boyunca farklı kimseler tarafından tartışılmış bir konuyu ele aldığı için hadis tarihine, ehl-i hadisin düşünce yapısına ve onların diğer ilim ehli kimselerle ilişkilerine dair bazı ipuçları vermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracı rolü

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa

    Bu çalışmada, yetişkin kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracılık rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Gümüşhane ilinde ikamet eden 278 kadın katılmıştır. Veriler Demografik Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21) ve Hedonik Yeme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizlerde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Paralel Aracılık Analizi (PROCESS Macro Model 4) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, hedonik yeme ile yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stres arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, depresyon ve anksiyete değişkenlerinin hedonik yeme ile yalnızlık arasındaki ilişkide anlamlı aracı roller üstlendiği, stresin ise aracı rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, hedonik yemenin bireylerin psikolojik iyilik halleri ve yalnızlık eğilimleri üzerinde dolaylı etkiler yarattığını göstermekte olup, müdahale programlarının duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye odaklanması gerektiğine işaret etmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Arap Milliyetçiliğinin Doğuş Seyri

    Erdem, Tevfik; Bozkurt, Hasan

    Bu makale, tarihsel süreçte Arap milliyetçiliğinin gelişim seyrini temel dinamikleriyle ele alıp, Arap milliyetçiliğinin nasıl ve hangi sebeplerden dolayı doğduğu sorusuna cevap aramayı hedeflemektedir. Bu soruya cevap verilirken, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecindeki siyasi ve sosyal gelişmelerin Arap milliyetçiliğinin ortaya çıkmasına yaptığı etkiye odaklanılmaktadır. Literatür taraması ve karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemi ile Arap milli hareketlerindeki aktör ve hedef çeşitliliğinin sonucu olarak farklı Arap milliyetçiliklerinin olduğu da ortaya konulmak istenmektedir. Çalışmanın temel varsayımı, Arap milliyetçiliğinin doğrudan bunu hedeflemese de Şerif Hüseyin öncülüğünde gerçekleşen Arap İsyanı (1916) olarak adlandırılan sürecin sonucu olarak ortaya çıktığıdır. Türk ve Osmanlı karşıtlığı üzerinden kurgulanan Arap isyanının milli bir gerekçeye dayanmaktan yok bölgesel güç elde etme amacıyla, İngiltere’nin desteği ve kışkırtması ile başlayan bir ayaklanma olduğu ancak gizil bir sonuç olarak milli duyguları kabarttığı da açıktır. Bölgecilik ile pan-Arabist politikalar arasındaki fark ve laik ile dini yorumlar arasındaki fark, farklı Arap milliyetçilikleri doğurmuştur. Bunun dışında, Arapların yoğun olarak yaşadığı coğrafyalardaki örneğin Beyrut, Şam, Bağdat gibi şehirlerde millet ve milliyetçiliğin ortaya çıkış seyri tek bir değişkenle açıklanamayacak kadar karmaşık olmakla birlikte orta sınıflaşmayı gösteren aydınların bu milliyetçiliğin oluşmasında diğer milliyetçilikler kadar etkili olduğu söylenebilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Consequences of Corporate Social Responsibility on Organisational Behaviour in National Publication (A Meta Analysis Study)

    Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan

    Having positive effects in terms of organisational results makes the concept of corporate social responsibility important. For this reason, it is important to determine the universal validity of the results of the studies on the subject. Accordingly, the study is based on the empirical data and meta-analysis of the outcome variables related to corporate social responsibility (CSR) of national or international publications selected from Turkey through the JAMOVI programme. Thus, it is aimed to reveal the results of corporate social responsibility in detail. In this context, the analysis was carried out with 57 studies, 65 single data and 15,487 samples, which were found suitable for meta-analysis and included in the research. In the research, there are 6 concepts deemed appropriate for meta-analysis. Accordingly, it was determined that there is a positive relationship between organisational commitment, which is the most frequently associated concept with corporate social responsibility, and corporate social responsibility. At the same time, a positive and high relationship was found between corporate social responsibility and corporate image, job satisfaction, organisational citizenship, corporate reputation and organisational identification. It is thought that this study will contribute to the field in terms of providing a comprehensive and up-to-date version of corporate social responsibility through empirical studies in the national literature.