Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gümüşhane Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerde stres düzeyinin iş doyumu üzerine etkisi

    Ruya Duygu Şen

    Bu çalışmasının amacı Gümüşhane Devlet Hastanesinde çaşılan hemşirelerin stres düzeylerinin iş doyumuna etkisini belirlemektir. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Ekim-Kasım 2023 tarihleri arasında Gümüşhane Devlet Hastanesinde çalışan hemşireler (n=182 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi kullanılmadan evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, hemşirelerin çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, sağlık durumları ve çalışma şartlarını içeren sorular ile "Beck Anksiyete Ölçeği" ve "Minnesoya İş Doyum Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, student t testi, One way ANOVA, Tukey testi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin anksiyete ve iş doyumlarının düşük düzeyde, içsel ve dışsal iş doyum boyutlarının ise orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olan hemşirelerin daha fazla anksiyete yaşadığı ancak iş doyumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek, ileri yaştaki, düzenli beslenen, uyku sorunu yaşamayan, düzenli sağlık kontrolü yaptıran, gündüz çalışan, haftalık 40 saat çalışan hemşirelerin iş doyumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin haftalık çalışma saati arttıkça iş memnuniyetleri azalmaktadır. Hemşirelerin uyku süresi arttıkça iş memnuniyetleri artmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)

    Melis Nazlıcan Taşkan

    Bu çalışmanın amacı cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2023 tarihlerinde Gümüşhane Devlet Hastanesi cerrahi birimlerde görev yapan hemşireler (n=118 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden tüm cerrahi birim hemşirelerine yapılması planlanmış ve hepsine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar literatür incelenerek oluşturulan hemşirelerin sosyodemografik özelliklerine, çalışma ortamı ve çalışma şekline, sağlıkla ilgili davranışlarına yönelik sorular ile Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği sorularından oluşan anketin hemşirelerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, student t testi, One way ANOVA, Tukey testi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışı ölçeğinin her bir alt boyutu değerlendirildiğinde; Sağlık sorumluluğu, Fiziksel aktivite, Beslenme, Manevi gelişim, Kişilerarası ilişkiler ve Stres yönetimi alt boyutlarının da orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Evli, gelir durumunu yüksek algılayan, egzersiz yapan, düzenli beslenen, düzenli sağlık kontrolü yaptıran hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin yaşı arttıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları artmaktadır. Hemşirelerin çalışma saati arttıkça Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının Manevi Gelişim ve Kişiler arası İlişkiler alt boyutları azalmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Giresun yöresinde geleneksel yöntemlerle üretilen pekmez çeşitlerinin bazı fizikokimyasal, antioksidan ve spektroskopik özelliklerinin (FTIR) belirlenmesi

    Ferdi Kerem Konal

    Pekmez, ülkemizde çok eski zamanlardan beri tüketilen, çabuk bozulabilen meyvelerin işlenerek daha uzun raf ömrüne sahip olmasını amaçlayan geleneksel bir üründür. Üzüm sıklıkla pekmez üretiminde tercih edilen meyvelerin başında gelse de armut, taflan, dut gibi meyveler de pekmez üretiminde kullanılabilmektedir. Pekmez ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yöredeki meyve çeşitliliğine göre hammaddesi farklılaşarak üretilebilen bir gıdadır. Geçmişten günümüze geleneksel üretiminin çok sık tercih edildiği bilinen pekmezin endüstriyel üretimi de ülkemizde son derece yaygındır. Literatürde pekmezdeki HMF miktarı, pekmezin asitliği, rengi, kıvamı, organik asit ve mineral içeriğinin önemli kalite kriterleri olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra şeker ilavesi ve farklı meyvelere ait pekmezlerin karıştırılması gibi uygulamalar da tağşiş riskini oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, Giresun ilinde geleneksel yöntemlerle üretilen üzüm, taflan, dut ve armut pekmezlerinin fizikokimyasal özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. 4 farklı çeşit pekmezden numune toplanarak pekmez örneklerinde suda çözünür kuru madde, toplam kuru madde, renk, pH, titrasyon asitliği, kül, elektriksel iletkenlik, antioksidan kapasite, toplam fenolik kapasite, toplam flavanoid madde içeriği, HMF, FTIR spektoskopisi, şeker, esmerleşme düzeyi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada örneklerin toplam antioksidan kapasitesi 297.58±2.00 mg/100 g ile 609.12±0.00 arasında, toplam fenolik kapasitesi 40.33±4.55 ile 138.88±2.55, toplam flavanoid kapasitesi 67.50±1.00 ile 2632.50±15.00 mg/100 g arasında değişmektedir. Pekmez örneklerinin HMF miktarı 5.97±0.04 ile 1827.76±17.51 mg/kg arasında değişmektedir. Esmerleşme düzeyi sonuçları 17.00±0.05 ile 110.00±0.04 arasında tespit edilmiştir. Pekmez örneklerinin FTIR spektrumları benzerdir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hiperbolik tanjant fonksiyonunun üreteci olduğu newtonyen olmayananaliz

    Zeynep Demir

    İlk olarak Jane Grossman, Michael Grossman ve Robert Katz, üreteci tanh(x/2) olan sigmoidal aritmetiği, 1983 yılında tanıtmışlardır. Bu aritmetik ile ilgili toplama ve çıkarma işlemlerini vermişlerdir (Grossman vd., 1983). Marek Czachor, hiperbolik tanjant fonksiyonunun, tanh(x), üreteç olduğu aritmetiği ve ilgili toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin tanımını vermiştir (Czachor, 2021). Fakat bu analizin türev ve integralini tanımlamamıştır. Bu tezde, hiperbolik tanjant analiz olarak isimlendirilen ve hiperbolik tanjant fonksiyonunun, tanh(x), üreteci olduğu Newtonyen olmayan analiz çalışılmıştır. Hiperbolik tanjant türev ve hiperbolik tanjant integral ilk kez tanıtılmıştır. Ayrıca bu analiz ile ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Spor Bilimleri Fakültesindeki akademisyenlerin kapsayıcı liderlikleri ile öğrenen örgüt algılarının incelenmesi

    Mustafa Ayhan

    Araştırmanın amacı üniversitede spor bilimleri fakültesindeki akademisyenlerin kapsayıcı liderlikleri ile öğrenen örgüt algılarının incelenmesidir. Çalışmada katılımcıların kapsayıcı liderlik algılarını ölçmek için Carmeli, Reiter-Palmon ve Ziv (2010) tarafından geliştirilen Sürücü L. ve Maslakçı A. (2021) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Kapsayıcı Liderlik Ölçeği'' ve öğrenen örgüt algısını belirlemek için Çetin M. ve Baydar F. (2021) tarafından geçerlilik, güvenilirlik çalışması yapılan ''Öğrenen Örgüt Ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma Türkiye'de bulunan spor bilimleri fakültelerindeki 335 akademisyenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 2024 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, kapsayıcı liderliğin öğrenen örgütün anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Kapsayıcı liderliğin öğrenen örgütle arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki (R=0.78) olup kapsayıcı liderliğin öğrenen örgüt üzerindeki toplam varyansın %61'ini açıkladığı sonucuna varılmıştır. Kapsayıcı liderlik ile yaş , ünvan, gelir algısı, idari görev ve çalışma süresi demografik özellikleri arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat cinsiyet değişkeni ile ilişkisi olmadığı (p>0.05) görülmektedir. Öğrenen örgüt ile yaş, çalışma süresi, gelir algısı ve idari görev arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat cinsiyet, ünvan demografik özellikleriyle ilişkisi olmadığı (p>0.05) tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kanunlaştırma faaliyetleri kapsamında Mecelle ve Mürşidü'l-Hayrân Mukayesesi (Şüf'a Bahsi)

    Seyfullah Kaya

    Günümüz kanununda önalım ifadesi ile geçen şüf'a, tarihten günümüze kadar pek çok hukuk sistemi içerisinde farklı normlarda yer alan ve İslam hukukunun şefî'e mülkiyet konusunda yetki verdiği geniş kapsamlı bir haktır. Şüf'a, belirli bir bedel ile hukuken geçerli bir satım akdine konu olan taşınmazın, alıcıya malolan bedel üzerinden şefî'e cebren temellük edilmesidir. Şüf'a, aynı taşınmaz üzerinde ortaklık, irtifak ortaklığı ve komşuluk gibi sebepler üzerinden aynı derecelendirme sırası esas alınarak talep edilebilmektedir. Şüf'anın ana gayesi, satıcı veya alıcının tasarruf yetkisini kısıtlamak değil aksine meşfû'u satın alan yeni malikten çevreye karşı gerçekleşme ihtimali olan zarar veya mağduriyetlerin giderilmesi ile aynı malda çoklu mülkiyetin önüne geçilmesidir. Şüf'aya dair Kur'ân-ı Kerim'de terim anlamı üzerinden herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak şüf'a, İslam âlimleri tarafından temel kaynaklar olan sünnet, hadis ve icma bağlamında değerlendirilmiş; bu hakka dair mahiyet, gaye, meşruiyet, sebep, şart ve kullanılma hükümleri geniş bir perspektifle ele alınmıştır. XIX. Yüzyılda Batı'da başlatılan kanunlaştırma faaliyetlerinin, özgün bir hukuk sistemi oluşturmak ve uygulanan hukuk sistemi ile adaletli bir merkezi devlet yönetimi inşa etmek gibi ana hedefleri bulunmaktadır. Konumuz olan şüf'a bahsi de Osmanlı Dönemi kanunlaştırma faaliyetleri bağlamında, Fransız Kanunu'nun (Code Civil) mevcut hukuka iktibas edilme çabalarına karşın, Hanefî mezhebi esas alınarak Osmanlı merkezli kanun olan Mecelle ve Mısır merkezli kanun çalışması olan Mürşidü'l-Hayrân bağlamında değerlendirilmeye ve mukayese edilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gökseki Yaylası (Kürtün-Gümüşhane) Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojisi, mineralojisi ve alterasyon özellikleri

    Hüseyin Cahit Bayraktar

    İnceleme alanı, Doğu Pontid Orojenik Kuşağı'nın kuzey zonunda yer almakta olup, Gümüşhane ili Kürtün ilçesine bağlı Sarıbaba Köyü sınırları içerisinde bulunan Gökseki Yaylası bölgesinde, Giresun G41-c3 paftasında yer almaktadır. Çalışma alanında en yaşlı jeolojik birimler Hamurkesen ve Berdiga Formasyonları olup, bunlar üzerinde uyumsuz olarak Geç Kretase yaşlı Çatak Formasyonu yer almakta ve tüm bu birimler Eosen yaşlı Kazıkbeli Granitoyidi tarafından kesilmektedir. Çalışma konusunu oluşturan Gökseki Yaylası cevherleşmesi, Geç Kretase yaşlı Çatak Formasyonu'na ait andezitlerin çatlak ve kırık hatları boyunca gözlenmektedir. Cevherleşmenin parajenezini belirlemek amacıyla parlak kesitler oluşturularak cevher mikroskobisi çalışması yapılmıştır. Cevherleşmenin parajenez olarak pirit, kalkopirit, galen, sfalerit, kuvars, kalsit, epidot, hematit, limonit, malahit, azurit, kalkosin ve kovellinden oluştuğu belirlenmiştir. İki evrede gelişen cevherleşmede önemli dokular gözlemlenmekte olup bu dokular; ornatım, kapanım, ayrılım ve kataklastik dokular olarak tespit edilmiştir. Arazi çalışmalarında yapılan incelemelerde cevherleşmenin olduğu bölgelerde silisleşme, epidotlaşma, hematitleşme-limonitleşme, kükürtleşme alterasyonları gözlemlenmiştir. Cevher mikroskobisi çalışmaları sonucunda elde edilen parajenez-süksesyon, doku, sahada gözlenen alterasyon türleri, bölgede (Gümüşhane) bulunan diğer cevherleşmeler ile benzerlik göstermektedir. Dolayısıyla bu çalışmanın da konusu olan cevherleşmenin epitermal sistemde gelişmiş damar tip cevherleşme olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Epitermal, Kapanım, Kurşun-Çinko, Kürtün, Ornatım

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Doronicum macrolepis bitki özütlerinin antioksidan, antimikrobiyal ve DNA koruyucu aktivitelerinin belirlenmesi

    Nıjat Asadov

    Doronicum macrolepis bitkisi Anadolu'da hem geleneksel halk tıbbında çeşitli rahatsızlıkların hafifletilmesinde hem de çay olarak tüketilmektedir. Ancak, geleneksel kullanımların bilimsel veriler ile desteklenmesi ve en etkili kullanım biçimlerinin ortaya çıkarılması günümüzde bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu yüzden, bu alanda son yıllarda bilimsel çalışmalar hız kazanmıştır. Söz konusu çalışmada, bitkinin etanol ile farklı ekstraksiyon metotları kullanılarak elde edilen özütlerinin antioksidan, antimikrobiyal ve DNA koruyucu aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, özütlerin toplam fenolik (Folin-Ciocalteu metodu) ve flavonoid (AlCl3 metodu) madde miktarları, antioksidan (ABTS ve DPPH metotları) ve antimikrobiyal (disk difüzyon ve MĠK yöntemleri) olmak üzere çeĢitli biyolojik aktiviteleri belirlenmiştir. Fenolik madde içeriği ise HPLC analizi ile tespit edilmiĢtir. Bununla birlikte, DNA koruyucu etkinliğin belirlenmesi için, hasar oluşturulmuş plazmit hücrelerin özütlerle etkileşimi sonucu ortaya çıkan DNA yapılarının agaroz jeldeki görüntüleri yorumlanmıştır. Bulunan değerlere göre, Doronicum macrolepis bitki özütlerinin biyolojik aktiviteleri belirlenerek, en etkili kullanım biçimi bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, 24 saat çalkalayıcının ardından 30 dakika ultrasonik banyoda tutulan ve yalnız 30 dakika ultrasonik banyoda tutulan eksrelerin diğerlerine kıyasla daha yüksek biyolojik aktivitelerinin olduğu ortaya çıkmıştır. HPLC sonuçlarına göre esktrelerde en yüksek fenolik bileşen siyrinkaldehit olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, elde edilen bulgular literatüre önemli katkılar sunmaktadır. Bununla birlikte, bitkinin söz konusu biyolojik aktivitelerinin değerlendirilerek, doğal, ucuz ve alternatif bir kaynak olarak çeşitli endüstrilerde kullanılabilme potansiyeli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Antimikrobiyal, DNA koruyucu etki, Doronicum macrolepis

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Üropatojenik E.coli izolatlarında virulans faktör genleri ve biyofilm oluşumunun araştırılması

    Yahye Mohamud Mumın

    İdrar yolu enfeksiyonlarının (İYE) en sık nedeni üropatojenik Escherichia coli'dir (UPEC) ve önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu tez çalışmada idrar yolu enfeksiyonundan izole edilen E.coli izolatlarının antibiyotik duyarlılığı, virülans genlerinin varlığı ve biyofilm oluşturma kapasitesi araştırıldı. İzolatların %52.2 sefepim, %85.5 amoksisilin/klavulanik asit, %53.3 seftazidim, %26.6 nitrofurontoin, %56.6 sefiksim, %37.7 gentamisin, %53.3 sefotaksim, %32.2 sefoxitin, %55.5 sefuroksim, %44.4 piperasilin/tazobaktam, %93.3 ampisilin, %37.7 seftriakson, %48.8 tobramisin, %28.8 fosfomisin, %61.1 siprofloksasin, %64.4 levofloksasin, %58.8 sülfametoksazal/trimetoprim, %90 ampisilin/sulbaktam, %24.4 amikasin, %16.6 meropenem, %15.5 ertapenem ve %16.6 imipeneme karşı dirençli olduğu tespit edildi. 90 E.coli'de virülans faktör genlerinin (sfa, pap, hly, cnf, aer, afa ve fim) varlığı araştırıldı. Elde edilen sonuçlara göre toplam 86 suşta virülans faktör genlerinin varlığı gözlendi. En yüksek oranda fim (%92.2) virülans faktör geni suşlarda tespit edildi. %30 Aer, %28.8 Afa, %13 pap, %13 cnf, %3.3 sfa, %2.2 hly virulans faktör genleri suşlar arasında görüldü. Ayrıca 90 E.coli izolatında 13 farklı virülans faktör gen paterni belirlendi. Biyofilm oluşturma kapasiteleri değerlendirilen 90 E. coli izolatından 42'sinin biyofilm oluşturma kapasitesine sahip olduğu belirlendi. Bunların 26'sı (%28,8) zayıf, 12'si (%13,3) orta ve 4'ü (%4,4) güçlü biyofilm oluşturduğu görüldü. Ayrıca zayıf biyofilm oluşturan suşların afa, aer, cnf, afa+pap, orta derecede biyofilm oluşturan suşlar afa, aer ve cnf, güçlü biyofilm oluşturan suşlar afa, aer+pap, pap+sfa+cnf virülans faktörü genlerini taşıdığı belirlendi. Sonuç olarak, idrar yolu enfeksiyonu önemli bir halk sağlığı sorunu olduğundan, İYE ile ilişkili bakteriyel patojenlerde antibiyotik direnci, virülans faktör genleri ve biyofilm oluşumunun araştırılması daha iyi tedavi seçenekleri açısından önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Farklı oranlarda nano-grafen dolgulu cam elyaf takviyeli polimer kompozitlerin mekanik özelliklerinin incelenmesi

    Onur Kazım Ateş

    Metalik malzemelere kıyasla daha düşük ağırlığa sahip olan yüksek performanslı polimer kompozit malzemeler; otomotiv, havacılık ve kimya endüstrisinde, çalışma koşullarındaki mühendislik uygulamalarında yapısal malzeme olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ekonomik verimlilik ve güvenliğin sağlanması için düşük özgül ağırlık, benzersiz mekanik ve tribolojik özellikler ve bozulmaya karşı yüksek direnç sağlanması gerekmektedir. Polimer matrisine homojen olarak ilave edilen nano veya mikro boyutlu inorganik parçacıklar hafif ve dayanıklı kompozit malzemelerin üretimine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, cam elyaf kumaş kullanılarak, Hexion Epikote Resin MGSLR 635\Hexion Epikure Curing Agent MGH LH 635 epoksi reçine sistemi ile el yatırma yöntemi uygulanarak farklı oranlarda nano-grafen parçacık takviyeli polimer kompozit malzemeler üretilmiştir. Matrise ağırlıkça % 0.2, % 0.4, % 0.6, % 0.8 ve %1 oranlarında nano-grafen parçacıkları eklenerek çekme ve üç nokta eğme testleriyle nano-grafen takviyesinin mekanik özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çekme ve üç nokta eğme testleri sonucunda, ağırlıkça artış miktarına paralelel olarak nano-grafen takviyeli polimer kompozitlerin çekme mukavemet değerlerinin artmasının aksine eğme mukavemet değerlerinin azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çekme, Eğme, Grafen, Kompozit, Nano

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Dönel eğmeli yorulma test cihazı tasarımı ve imalatı

    Mustafa Çipil

    Yorulma mukavemeti, kullanılmakta olan tüm malzemeler için önemli bir kriterdir. Geçmiş yıllarda malzemelerin statik olarak taşıdıkları yükleri, servis şartlarında taşıyamadıkları görülmüştür. Bu durum literatüre giren "çevrimsel yükleme" olgusu ile açıklanmaktadır. Çevrimli yüklemeler, malzemenin yüzeyinde bir çatlak oluşturarak ya da mevcut bir süreksizlikten faydalanarak hasara sebep olurlar. Yorulma dayanımının belirlenmesinde birçok test yöntemi ve cihaz mevcuttur. Bunların tamamı belirli bir yükün, farklı şekillerde, tekrarı esasına dayanmaktadır. Uygulanan testler arasında en az maliyetli ve en basit olan yöntem dönen eğmeli yorulma testidir. Bu çalışma kapsamında R.R. Moore tipi dönen eğmeli yorulma test cihazı tasarımı yapılmış ve imalatı gerçekleştirilmiştir. AA6063 ve C45 yorulma test numuneleri standartlarına göre hazırlanmış ve yorulma deneyine tabi tutularak üretimi yapılan dönel eğmeli test cihazının standartlara uygunluğu literatür çalışmaları ışığında değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Muhasebe meslek mensuplarının davranışsal özelliklerinin iş performansları üzerine etkisi: TR90 Bölgesi örneği

    Sultan Tiryaki

    Mesleki tercih kategorilerine bakıldığında davranışsal faktörleri temsil eden gerçekçi, araştırmacı, sosyal ve girişimci özelliklerine sahip bireylerin muhasebe mesleğini de tercih ettikleri görülmektedir. Muhasebe meslek mensuplarının, muhasebe fonksiyonlarının çeşitliliği ve ilgi alanının genişliği göz önünde bulundurulduğunda, diğer pek çok mesleğe kıyasla daha fazla teknik bilgi ve eğitime ihtiyaç duydukları, ayrıca esneklik, bağımsız karar verebilme yeteneği ve yaratıcılık gibi davranışsal yeteneklerin yanı sıra, iyi bir dinleyici olmak, görüş belirtmek, bilgi paylaşmak, müzakere yapmak, işbirliğine açık olmak, stres yönetimi ve empati gibi kişilerarası becerileri de göstermeleri gerektiği kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, davranışsal faktörlerin iş performansına etkisinin muhasebe meslek mensuplarının algılarına göre tespit edilmesidir. Bu doğrultuda bir model geliştirilip test edilmiştir. Modelin testi için TR90 Bölgesi'nde görev yapan 332 muhasebe meslek mensubuna üç hipotez temelinde anket yapılmıştır. Hipotezlerin testinde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre davranışsal faktörlerden kişilik özelliklerinin iş performansı üzerinde bir etkisinin olmadığı; bilişsel esneklik ve karar verme stillerinin ise iş performansı üzerinde pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Göbeklitepe'den Hollywood'a görsel iletişim

    Erman Sağıroğlu

    Bu çalışma insanlık tarihi süresince sözlü ve yazılı olarak var olan mitlerdeki sembolleri ve bu semboller eşliğinde meydana getirilen anlatıları açıklamayı, geçtiğimiz yüzyılla birlikte geniş kitlelere ulaşan sinema alanında hem görsel hem öykü bazında kullanım alanı bulan mitolojik ögeleri kültür kuramsal yaklaşımlarla değerlendirmeyi hedeflemektedir. Değerlendirmelerin merkezinde sofistike yapısıyla Göbeklitepe bulunmaktadır. Mitostan dönemin kültür koşulları gereği değişimler geçirerek logosa geçen hikayeleri antropolojik olarak incelediğimizde insanın yaşam serüveninin temel noktalarıyla ilgili çıkarımlar yapabilmemiz olanaklı duruma gelmektedir. Var olduğundan beri sosyalleşme ihtiyacı içinde olan insan bu ihtiyacını gidermek amacıyla hikâye anlatıcılığını bir araç olarak kullanmıştır. Sinema, görsel ve işitsel bir sanat olmasının yanı sıra geniş kitlelere ulaşma özelliğiyle hikâye anlatıcılığı açısından sosyolojik olarak önemli bir yer kaplamaktadır. Makalenin sunduğu argümanlara göre anlatılara ihtiyaç duyan sosyal insan, kültürel evrim kodlarına içrek olan ve temelleri mitolojide yatan sembolleri, bunları başarılı bir şekilde kullanan sinema filmlerinde görmektedir. Bir bakıma sinema insandan aldığını insana geri verirken kaybedilen bazı duygu ve düşünceleri farklı bir boyutta yeniden yaşatmaktadır. Kültür kuramsal yaklaşımların yer aldığı bu nitel çalışmada odaklanılan mitolojik sembol alanı neolitik çağa ait bilinen gerçekleri değiştiren Göbeklitepe olacaktır. Farklı insan topluluklarının fiziki ve ruhani buluşma yeri olduğu düşünülen ören yerinde dünyanın birçok mitolojisinde rastlayabileceğimiz semboller, astronomi temelli düzenlemeler, inanç sistemleri ve daha fazlası bulunmaktadır. Farklı çevre ve farklı koşullar altında ortaya çıkmasına rağmen aynı evrimsel kodlara sahip insan hikayeleri, Göbeklitepe'de olduğu gibi günümüzde de sinemada yer almaktadır. Çalışmanın teorik çerçevesini antropoloji, arkeoloji, tarih, sosyoloji, psikoloji, astronomi, sanat gibi farklı disiplinlerden düşünürler, mitler, sinema filmleri ve kültür kuramsal çıkarımlar oluşturmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Paulo Freıre'nin eleştirel eğitim felsefesi ve günümüz için önemi

    Recep Kayalı

    Eleştirel eğitim felsefesi denince üzerinde durulması gereken önemli düşünürlerden biri Paulo Freire'dir. Eleştirel eğitim felsefesi, bilim ve pozitivizm etkisinde yeni bir dünya kuran modernizmin neden olduğu eşitsizlik, savaş, baskı, zulüm ve sömürüleri sorunsallaştırmıştır. Freire söz konusu problemlerin eğitim ile olan ilişkisini ve bankacı eğitim modeli olarak isimlendirdiği gelenekçi bir yapı içerisinde sürekli yeniden üretildiğini ortaya koymuştur. O eleştirel eğitim felsefesi bağlamında kendisinin de bizzat yaşadığı ezilme durumuna neden olan söz konusu eğitim anlayışının alternatifi olarak özgürleşmeyi esas alan problem tanımlayıcı eğitim modelini geliştirmiştir. Elinizdeki çalışma günümüz eğitim sorunlarını Freire'nin eleştirel eğitim felsefesi bağlamında tartışmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede düşünürün ezilenlerin pedagojisi eseri merkeze alınarak onun düşüncelerinin günümüz eğitimine yansımaları incelenmiş olup problemleştirdiği durumlar ve özgün çözüm önerileri belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi yerel yer numarası Nekty00482 ile kayıtlı "Mecmua-i Eş'ar ve Makalat-ı İsmail Hakkı" (İnceleme-metin-MESTAP'a göre tasnif)

    Hüseyin Bayram

    Mecmualar, yüzyıllar boyunca eserler veren ve günümüzde de etkisini devam ettiren klasik Türk edebiyatının önemli bilgi kaynaklarındandır. Divanlarda bulunmayan birçok şaire, şiire ve bilgiye mecmualar sayesinde ulaşmak mümkündür. Mecmualar bünyesinde çeşitli ilaç tarifleri, reml, tefsir, deyim ve atasözü gibi fevaid bilgileri de barındırmaktadır. Mecmualar, asırlar boyunca İslam medeniyetinin etkisi altında gelişmiş, zamanla harikulade örnekler veren ve Türk milletinin edebi zevkini yansıtan eski Türk edebiyatına ait şiirleri bir araya toplayan nadir eserlerdir. Bu çalışmada, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Yerel Yer Numarası Nekty00482 ile Kayıtlı "Mecmua-i Eş'ar ve Makalat-ı İsmail Hakkı" isimli mecmuanın metin incelemesi ve Latin harflerine aktarımı yapıldıktan sonra mecmuanın MESTAP'a göre tasnifi yapılmıştır. Çalışmamızın konusu olan mecmua, 94 varaktan meydana gelmektedir. Birinci bölümde, mecmuanın tanıtımına yer almaktadır. Bu bölüm içerisinde mecmuanın genel ve muhteva özellikleri, mecmuada yer alan şiirlerin hangi dönem aralığında yazıldığı ve hangi şaire ait olduğu gibi konulara yer verilmiştir. İkinci bölümde, metnin Latin harfleriyle transkripsiyonu verilmiştir. Üçüncü bölümde, mecmuadaki şiirler proje kapsamında tablo halinde verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sosyal medya kullanıcılarının vergiye bakış açısı: Twitter(X) örneği

    Selin Oral

    "Sosyal Medya Kullanıcılarının Vergiye Bakış Açısı: Twitter (X) Örneği" başlıklı tez, sosyal medya platformu Twitter(X) üzerinden vergiye ilişkin algıları inceleyerek bir analiz sunmaktadır. Çalışmada, Python programlama dili, Pandas kütüphanesi kullanılarak 65536 adet tweet çekilerek bir Excel sayfası oluşturulmuş ve içerisinde en sık geçen anlamlı kelimeler tespit edilmiştir. Bu kelimeler arasında ilk 10 kelime "vergi", "af", "zam", "emek", "maaş", "para", "yük", "ücret", "hak" ve "oy" yer almaktadır. MaxQDA veri analiz programı ile son 5000 twit alınarak, duygu analizi gerçekleştirilmiştir. Tezin amacı, vergi ahlakını etkileyen faktörlerin incelenmesiyle birlikte, bu alanda Türkiye'de alanımda yapılmamış bir araştırma sunarak öncü olmaktır. Kelime bulutu oluşturulmasıyla, en çok geçen kelimelerin görsel bir şekilde sunulması, vergi ahlakını etkileyen faktörlerin incelenmesiyle, toplumun vergiye bakış açısını anlamak ve geliştirmek için katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu çalışma, vergi ahlakı konusunda yapılan araştırmalara yeni bir bakış açısı getirerek, Türkiye'deki vergi politikaları ve toplumun vergiye bakışı hakkında daha geniş bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Tez, sosyal medya kullanıcılarının vergi algısını anlamak ve toplumda bilinçli bir vergi kültürü oluşturmak için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Teknolojik ilerlemecilik bağlamında kültür emperyalizmi'nin Marvel sineması özelinde incelenmesi

    Malik Aykaç

    Kültür her toplumu ayakta tutan önemli dinamiklerden biridir. Teknolojik ilerlemelerin hat safhalara çıktığı günümüz dünyasında, kitle iletişim araçlarının kültürler arasında bulunan çizgiyi belirsizleştirdiği görülmektedir. Kültürler arasındaki çizginin muğlaklaşması kültür emperyalizminin zeminini oluşturmaktadır. Kitle iletişim araçları içerisinde global olarak nitelendirilebilecek olan sinemanın kültür emperyalizmi oluşturacak biçimde şekillendirilmesi, dünya üzerinde egemen olan ideoloji ve kültürün yayılmasına yol açabilmektedir. I. Dünya savaşı sonrasında sinemayı Hollywood adı altında endüstrileştiren Amerika, kendi kültürünü dünyaya yaymakta önemli bir yere sahiptir. Kurduğu sinema endüstrisinin yanı sıra film içerisinde kullanılan klasik anlatı, karakter yapısı vb. birçok parametre Amerika'yı yüce bir konuma yerleştirecek biçimde ele alınmaktadır. Amerika'nın himayesinde bulunan küresel medya şirketleri; Amerika'nın düşünce, kültür ve değerlerini destekleyecek biçimde filmler içerisinde konumlandırılmaktadır. Bu durum Amerika dışındaki ülkelerin kültür ve değerlerini korumasını engellemesinin yanı sıra Amerika kültürüne özendirdiği görüşünü de ön plan çıkarmaktadır. Çalışmada, Hollywood Sineması'nın bünyesinde var olan Marvel Studios'un yapımcılığını yapmış olduğu doğa üstü filmlerin, dünya genelinde egemen olan düşünceyi ve Amerika'nın kendi kültürünü yaymasındaki rolü araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Çalışmada Marvel filmlerinin göstergebilimsel analizi yapılarak, batı kültürünün filmler özelinde nasıl kodlanarak başka ülkelere sunulduğu analiz edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Homotopi pertürbasyon yöntemi ile rastgele kesirli mertebeden diferansiyel denklemler

    Sefanur Nebioğlu

    Bu çalışmada adi, kısmi ve diferansiyel denklem sistemlerinin katsayıları veya başlangıç koşulları farklı olasılık dağılımlarından seçilerek, denklemler rastgele hale getirilmiştir. Rastgele davranışları için Normal, Gamma, Düzgün, Laplace, Beta ve Üçgensel gibi sürekli zamanlı olasılık dağılımları kullanılarak incelendi. Rastgele hale getirilen bu denklemler literatür de lineer olmayan denklemlerin çözümünde de yaygın olarak kullanılan Homotopi Perturbasyon Metodu'ndan faydalanılarak çözümler elde edilmiştir. Elde edilen rastgele diferansiyel denklemlerin olasılık karakteristiklerinden en yaygın olarak kullanılan beklenen değer, varyans ve güven aralıkları hesaplanarak bulunan çözümlerin grafikleri MATLAB veya MAPLE paket programları yardımıyla çizdirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY03735 mumarada kayıtlı olan Mecmû'a-i Eş'âr (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnif)

    Rabia Yılmaz

    Klasik Türk edebiyatında şiir mecmuaları, önemli bir yere sahiptir. Şiir mecmuaları, aynı veya farklı şairlere ait şiir parçalarının bir kitap yahut bir defterde toplanmasıyla oluşturulan eserlerdir. Bu eserler, derleyen kişinin kendi zevk ve beğenisi doğrultusunda seçtiği şiirlerin bir araya toplanmasıyla meydana getirilir. Genellikle derleyeni ve derleme tarihleri belirsizlik göstermektedir. Şiir mecmuaları, içerisinde daha önce tezkirelerde ismi geçmeyen şairleri ve divan sahibi olan/olmayan şairlerin bilinmeyen şiirlerini barındırmaları açısından oldukça değerlidir. Tüm bu özellikleriyle şiir mecmuaları edebiyatımıza kaynaklık eder. Çalışmamızın konusunu oluşturan mecmua, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY03735 numarada kayıtlıdır. Mecmû‛a-i Eş'âr başlığı altında kayıtlı olan mecmua 80 varaktan oluşan bir şiir mecmuasıdır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; klasik Türk edebiyatında mecmuadan bahsedilmiştir. İkinci bölümde; incelenen mecmuanın tanıtımına yer verilmiştir. Bu bölüm içerisinde mecmuanın tavsifi, genel özellikleri, fiziki özellikleri, mecmuada yer alan şiirlerin hangi dönem aralığında ve hangi şairlere ait oldukları vd. konulara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise metnin transkripsiyon alfabesiyle latinize edilmiş hâline yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; MESTAP tablosuna yer verilmiş olup bu tablo, başta şiir mecmuaları olmak üzere cönkler de dâhil tüm mecmuaların ayrıntılı tasnif ve dökümlerinin yapılmasını hedefleyen Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne uygun olarak düzenlenmiştir. Beşinci bölümde; sonuç ve değerlendirme kısmına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Şiir mecmuası.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Nüzûl sırasına göre mekkî sûrelerde münâsebâtü'l-Kur'ân ilminin uygulaması – Alak Sûresi ile Sâd Sûresi arası

    Gökhan Tiryaki

    Bu çalışma, nüzûl sırası esas alınarak ilk evre mekkî sûrelerinde münâsebât konusunu işlemeyi hedeflemiştir. Tez, bir giriş ve iki ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, amacı, konusu, yöntemi ve kaynaklarıyla birlikte kavramsal çerçevesi incelenmiştir. Birinci bölümde nüzûl sözcüğünün anlamı ve Kur'ân'ın tenzili sırasında Hz. Nebi (a.s)'ın muhatap olduğu durumlar açıklanmıştır. Bunların yanında nüzûl sırasını bilmenin faydaları ve nüzûl çeşitlerine de burada temas edilmiştir. Bir de sûrelerin isimlendirilişi, mekkî ve medenî şeklinde tasnifi ve bunun hikmetleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu araştırmada incelenen Alak-Sâd arası sûrelerin tasnifi yapılmıştır. Birinci bölümün sonunda çalışmanın ana konusunu oluşturan münâsebât ilminin tanımı, anlamı ve gayesiyle ilgili çeşitli meseleler tetkik edilmiştir. İkinci bölümde mekkî sûrelerin evrelere ayrılışı açıklanmıştır. Bu açıdan ilk evre sûreleri kendi içinde dört alt kısma ayrılmıştır. Bunlarda Mekke döneminin ilk evresinde inen otuz dokuz sûreyi oluşturmaktadır. Öncelikle her bir sûre hakkında genel bilgi verilmiştir. Daha sonra sûrelerin başıyla sonu arasındaki konu birliği incelenmiş, birbirleriyle olan münâsebât ilişkileri araştırılmıştır. Böylece Alak ile başlayıp Sâd ile biten ilk evre sûreleri âyetler bağlamında, sûreler bağlamında ve bir âyetin Kur'ân'ın tümüyle olan ilişkisine de kısmen temas edilerek, bu hususlar münâsebât bağlamında tetkik edilmiştir. Elde edilen verilerin yazıldığı sonuç kısmıyla da araştırma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Nüzûl, Mekkî Sûreler, Münâsebât, Münâsebâtü'l-Kur'ân.