Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Selçuklu Devletinin kuruluşundan Moğol istilasına kadar Belh ve çevresi (1040-1212)

    Melek Kaya

    Sasaniler döneminde kurulan Belh şehrinde tarih boyunca farklı hanedanlar hüküm sürdü. Baktria topraklarının merkezi sayılan bu şehir, Akhunlar'ın hâkimiyetine de girmiştir. Bu hanedanlardan Gazneliler'den toprak almak suretiyle güçlenen Büyük Selçuklular, hâkimiyetlerinin başlangıcından Oğuz isyanına kadar Horasan Eyaletine bağlı Belh'i ellerinde tuttular. 1040 Dandanakan Savaşı sonrası, Selçuklu önde gelenleri arasında yapılan toprak paylaşımında Çağrı Bey'in payına düşen topraklar arasında yer alan bu şehir, gerek jeopolitik konumu gerekse Oğuzlara yurt olması sebebiyle devletin yıkılışına kadar ön planda kaldı. Belh, İpek yolunun işler bir güzergâhı üzerinde bulunmakla sadece coğrafi konumuyla değil siyasi, şehir tarihi, ekonomik ve kültürel açıdan da gelişmelere sahne oldu. Selçukluların Belh üzerindeki siyasi etkisi şehri sınır bölgelerinde önemli bir güç haline getirdiği gibi, şehirde farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan zengin bir kültürel miras oluşmaya devam etti.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gümüşhane yöresinde oynanan halk oyunları ve dizden kırma oyununun geleneksel yapısı

    Ertan Aktürk

    Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan bireyler bulundukları yerlerde kendilerine özgü kültürel olgular geliştirmişlerdir. Bu olgular zamanla geçirmiş oldukları değişimler sonucu çeşitli normlar, değerler, eğlenceler, oyunlar haline dönüşmüştür. Bu dönüşüm ile birlikte insanlar duygu ve düşüncelerini, yaşam tarzlarını, sevinç ve üzüntülerini oyun adını verdiğimiz hareketler, ezgiler, taklitler vasıtasıyla anlatmaya başlamaları sonucu günümüz halk oyunları ortaya çıkmıştır. Anadolu'nun geleneksel halk oyunu geleneği diğer birçok bölgede olduğu gibi Gümüşhane yöresinde de kendisini göstermiştir. Söz konusu araştırmada, Gümüşhane yöresinde oynanan halk oyunları ve dizden kırma oyununun geleneksel yapısı incelenmiştir. Yörede geleneksel halk kültürünün en önemli parçalarından birisi olarak kabul edilen halk oyunlarına yönelik Gümüşhane de bir merkez ilçe ve bağlı bulunan beş ilçede icra edilen halk oyunları çeşitli akademik yayınlar, alan taramaları ve birebir görüşmeler yapılarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada bütüncül anlayış çerçevesinde öncelikle Gümüşhane yöresinin tarihsel yapısı, coğrafi konumu ve sosyoekonomik yapısı hakkında bilgi verilirken kültürel gelişimi noktasında yöreye ait örf, adet ve gelenekler hakkında açıklayıcı bilgilere yer verilmiştir. Öncelikle Türk halk oyunlarının tarihsel gelişimi, bölgelere göre gruplandırılması ve adlandırılması yapılırken ardından Gümüşhane yöresinde icra edilen halk oyunları ve halk bilimi unsurlarına yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise yörede yaygın bir şekilde icra edilen dizden kırma oyununun geleneksel yapısı, yöre halkı üzerindeki etkileri, içerisinde taşıdığı halk bilimi unsurlarına yer verilerek analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    6 Şubat Kahramanmaraş depremlerine müdahale eden yabancı ekipler ile ilgili halkın düşünceleri ve deneyimleri

    Veysel Karani Kolcu

    Uluslararası ekipler afetlerde yardım konusunda önemli bir yere sahiptir. Afetlerin etkileri, şiddet derecelerine göre değişiklik göstermektedir. Bazı afet türleri, ülkenin mevcut kapasitesi ve kaynaklarıyla yönetilebilirken, büyük hasar yaratan afetler, afetin meydana geldiği bölgenin kapasitesinin ötesinde olabilir ve bu durumda uluslararası destek çağrıları gerekli hale gelmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen depremler sırasında görev almış yabancı ekiplerin, çalışmalara şahitlik etmiş halk tarafından gözlemlenen deneyimleri ve görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, deprem sonrasında bölgeye gelen uluslararası yardım ekiplerinin gerçekleştirdiği yardım faaliyetlerinin, sahada görev alan halk tarafından nasıl algılandığı ve bu süreçte elde edilen deneyimlere ulaşılması hedeflenmiştir. Veri toplama sürecinde, nitel araştırma metodolojisi kullanılarak doğrudan veya dolaylı olarak yabancı ekipler ile çalışan veya onların çalışmalarına şahitlik eden halkın içerisinden 41 kişi ile daha önceden belirlenen sorularla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler transkripsiyon edilerek Maxqda nitel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, içerik analiz yöntemiyle değerlendirilip yabancı ekiplerin mevcut bilgilerinin üst düzeyde oldukları ve tecrübeli oldukları, özverili bir şekilde çalışma sürdürdükleri, iş birliğine önem verdikleri, donanım ve malzeme açısından yeterli oldukları, koordinasyonlarının yüksek olduğu aynı zamanda psikolojik yönden dirençli oldukları gözlemlenmiştir. Buna rağmen farklı ülkelerden oldukları için iletişim açısından dil kaynaklı aksaklıkların yaşandığı belirlenmiştir. Çalışmanın verileri, katılımcıların genel çerçevede yabancı destek ekiplerini olumlu değerlendirdiğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Elzaki-adomian ve elzaki homotopi analiz yöntemi ile rastgele kesirli mertebeden diferansiyel denklemlerin çözümleri

    Hilal Aydemir

    Bu tez çalışmasında, başlangıç koşulları ya da katsayılar sürekli olasılık dağılımlarından seçilerek rastgele hale dönüştürülen kesirli adi ve kısmi diferansiyel denklemler ile diferansiyel denklem sistemlerinin yaklaşık analitik çözümünü elde edebilmek için, literatürde oldukça çok sık kullanılan yöntemler; Adomian Ayrışım Yöntemi ve Homotopy Analiz Metodu'nun Elzaki Dönüşüm yöntemi ile birlikte kullanıldığı hibrit metotlar ED-AAM ve ED-HAM'dir. Burada kullanılan kesirli türevler local ve Caputo türevleridir. Sürekli olasılık dağılımlarından, düzgün, normal, gamma ve beta dağılımları kullanılarak denklemler rastgele hale dönüştürülmüştür. Elde edilen çözümlerin olasılık karakteristiklerinden beklenen değer, varyans ve güvenlik aralıkları hesaplanmıştır ve bulunan çözümlerin grafikleri MATLAB veya MAPLE paket programları yardımıyla çizdirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Erken miyosen yaşlı ömerler (Tunçbilek-Kütahya) linyitlerinin toplam organik madde içeriği, tipi ve hidrokarbon türetme potansiyeli

    Yeliz Köse

    Tez kapsamında Ömerler (Tunçbilek-Kütahya) sahası İğdekuzu yeraltı ocağına ait Miyosen yaşlı kömürlerin organik jeokimyasal özellikleri, kömürleşme derecesi, çökelme ortam ve paleo-iklim koşulları yaklaşık analiz, piroliz/TOK ve gaz kromatografi (GC) analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. İğdekuzu yeraltı ocağına ait kömürlerin havada kuru bazda, üst ısıl değerleri 6027–6360 (ortalama 6194) ve alt ısıl değerleri 5798 – 6117 (ortalama 5958) arasında değişmektedir. Kömürlerin taban, orta ve tavan kesiminin toplam organik karbon (TOK) değerleri sırasıyla % 61.49 - % 87.55, % 79.55 - % 90.98 ve %57.93 - %97.14 arasında değişmekte olup, petrol açısından çok iyi kaynak kaya potansiyeli taşımaktadır. Taban, orta ve tavan kömürlerinin hidrojen indeksi (HI) değerleri sırasıyla 197 – 274 mgHK/gTOK, 176 – 215 mgHK/gTOK ve 170 – 206 mgHK/gTOK arasında değişmektedir. Örneklerin tamamı çok düşük oksijen indeksi (OI), S3 ve çok yüksek S2 değerleri ve genel olarak Tip II ve Tip II-III kerojen içermektedir. Taban kömürlerinin maksimum sıcaklık (Tmax ) değerleri 435 – 441 °C, orta kısmın Tmax değerleri 439 – 443 °C ve Tavan kısmın Tmax değerleri 436 – 442 °C arasında değişerek, ısısal olarak olgunluğa işaret etmektedir. Örneklerin GC analizinde uzun zincirli n-alkanların kısa zincirli n-alkanlara göre baskın olduğu unimodal dağılım dikkat çekmektedir. Tavan, orta ve taban örneklerinin Pr/Ph oranları sırasıyla 2.67, 4.71 ve 2.41, Karbon varlık indeksi (CPI) değerleri sırasıyla 1.28, 1.47 ve 1.44 ve Karasal/sucul organik madde oran (TAR) değerleri sırasıyla 36, 34, 16.80 ve 8.62 olarak belirlenmiştir. İncelenen kömürler baskın olarak karasal organik madde içeren, oksik- suboksik ortam olan paralik bir havzada, ılık ve nemli iklim koşullarında çökelmiştir ve hidrokarbon üretecek aşamaya gelmemiştir. Anahtar Kelimeler: Çökelme ortamı, Gaz kromatografi, Kömür, Hidrokarbon, Miyosen, Ömerler (Tunçbilek), Paleo-iklim, TOK/Piroliz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Avuç izi doğrulama için en uygun ilgi alanı bölgesinin tespit edilmesi

    Veysel Karani Özkan

    Bu çalışma, avuç içi biyometrik tanıma sistemlerinde ilgi alanı bölge seçiminin önemini ve performansa etkilerini derinlemesine incelemektedir. İlgin bölge seçimi, biyometrik verilerin doğruluğunu ve sistemin genel performansını belirleyen kritik bir faktördür ve biyometrik özelliklerin yoğun olduğu bölgelerin tespit edilmesi ve analiz edilmesini sağlamaktadır. Çalışmamızda, bölütlenmiş edilmiş el görüntülerinde parmak arası noktalar referans alınarak kare şeklinde ilgin alanları oluşturulmuştur. Bölütleme işlemi, avuç içi bölgesinin arka plandan ayrılması ve parmak arası noktaların belirlenmesini içermektedir. Bölütleme sonrası belirlenen parmak arası noktalar referans alınarak, bu merkez noktası etrafında kare şeklinde ilgin alanı tanımlanmıştır. Bölgesel büyüklük farkları, bölütlenmiş el görüntülerinde ortaya çıkan farklı boyutlardaki ilgin alanların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Parmakların açık veya kapalı olması, elin açısı ve pozisyonu gibi değişkenler, ilgin alanının büyüklüğünde ve şeklinde farklılıklara neden olabilir. Bu çalışmada, farklı büyüklüklerde ve şekillerdeki ilgin alanlarının kimliklendirmedeki doğruluk oranları üzerindeki etkileri deneysel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, farklı büyüklüklerdeki ilgin alanlarının biyometrik tanıma performansına olan etkilerini göstermektedir. Doğru bölge seçimi, biyometrik doğrulama sistemlerinin doğruluk oranlarını ve işlem hızını önemli ölçüde artırmaktadır. Elin pozisyonu gibi değişkenlerin avuç içi tanımaya olan etkileri de detaylı bir şekilde analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bulguların, biyometrik sistemlerin geliştirilmesine ve daha güvenilir doğrulama süreçlerinin oluşturulmasına katkı sunması beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sinir ağlarında özelleştirilmiş değerler ile ağırlıkların başlatılması ve sınıflandırma sonuçlarına etkilerinin incelenmesi

    Hüseyin Kamer Kara

    Evrişimli sinir ağı modellerinin evrişim katmanlarının başlangıç değerlerinin belirlenmesi, ağın öğrenme sürecini ve nihai performansını doğrudan etkileyen kritik bir konudur. Yanlış belirlenmiş başlangıç değerleri, gradyan patlaması veya yok olması gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, doğru ağırlık başlatma stratejilerinin geliştirilmesi, derin öğrenme modellerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için önemlidir. Bu tezde, ESA'lardaki evrişim katmanlarının başlangıç değerlerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerin avantaj ve dezavantajları karşılaştırılmıştır. Xavier, He, sabit değer ve sıfır değer başlatma gibi yaygın yöntemlerin yanı sıra, Gabor filtreleri gibi yenilikçi yaklaşımlar da ele alınmıştır. Gabor filtrelerinin biyolojik görme sistemini taklit eden özellikleri sayesinde, ağırlık başlatma olarak kullanıldığında ağın öğrenme sürecini hızlandırma ve genelleme performansını artırma potansiyeli bulunmaktadır. Bu yöntemlerin performans üzerindeki etkileri, literatürde yaygın olarak kullanılan FashionMNIST veri seti ve IITD Temassız Avuçizi veritabanı ile test edilmiştir. Deneysel çalışmalarda, ağırlık başlatma yöntemlerinin doğrudan performans üzerindeki etkilerini gözlemlemek için basit ağ modelleri kullanılmıştır. Bu yaklaşım, farklı başlatma stratejilerinin teorik avantajlarını pratikte gözlemlemeyi ve karşılaştırmayı mümkün kılmaktadır. Ortak parametrelerin kullanılması, ağırlık başlatma yöntemlerinin karşılaştırılabilirliğini artırmakta ve hangi yöntemin hangi koşullar altında daha üstün performans sergilediğini anlamayı kolaylaştırmaktadır. Bu metodoloji, çalışmanın sonuçlarının güvenilirliğini ve geçerliliğini artırarak literatüre sağlam ve tekrarlanabilir bulgular sunmayı amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Al2024 taban malzeme üzerine büyütülen farklı oksit kaplamaların aşınma ve adhezyon özelliklerinin incelenmesi

    Onur Öztabak

    Alüminyum alaşımları sahip oldukları düşük yoğunluk, korozyon dirençleri ve yüksek mekanik özelliklerinden dolayı günümüzde otomotiv, tıp, havacılık gibi birçok mühendislik alanlarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu alaşımların sahip oldukları avantajların yanı sıra dezavantajlarından dolayı kullanımı sınırlanmaktadır. Bu dezavantajları avantaja çevirmek için birçok çalışma yapılmaktadır. Aşınma ve korozyon dirençlerini arttırmak için yüzey modifikasyon işlemleri üzerinde çalışmalar ise son yıllarda artış göstermektedir. Bu çalışmada mikro ark oksidasyon (MAO) işlemi üzerinde yoğunlaşılmıştır. MAO yöntemi elektrokimyasal bir yüzey kaplama işlemidir. Çevreci bir yöntem olmakla birlikte diğer yöntemlere göre nispeten düşük maliyetli oluşu MAO yöntemini daha cazip hale getirmektedir. Yapılan literatür taramalarında Al2024 alaşımının üzerinde MAO yöntemiyle büyütülmüş ZnO ve MoS2 katkılı oksit kaplamaların aşınma ve adhezyon özellikleri üzerine etkisine yönelik çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Bu tez çalışmasında kaplanan numunelerin, kimyasal kompozisyonu, mikro yapısı ve faz yapısı sırasıyla, Enerji dağılımlı X-ışını Spektroskopisi (EDS), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve X-ışını Difraksiyonu (XRD) ile tespit edilecektir. Bu kaplamaların Al2024 ile olan adhezyon direnci de Scratch Test cihazıyla tespit edilecektir. Tribolojik özellikleri TRD tribometre cihazı ile incelenecektir ve oluşturulan kaplamalar arasında ilişki kurulacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Selefilikte zâhiri din yorumunun teo-politik ve kültürel dinamikleri

    Yunus Tetik

    Selefi zihniyet, İslâm düşüncesinin akımlarından biri olup, kökenleri itibariyle şehir yaşamından uzak, göçebe ve çöl ikliminin etkisi altında şekillenmiştir. Bu zihniyetin mensupları, tarih boyunca farklı coğrafyalarda varlık göstermiş ve özellikle günümüzde radikal eylemlerde bulunmaktadır. Kur'an'ın literal bir tarzda yorumlanması, Selefi zihniyetin belirleyici özelliklerinden biridir. Bu yorum biçimi, genellikle çağdaş İslâm düşüncesinden farklılık gösterir, bazen radikal eylemlerin meşrulaştırılmasına ve diğer grupların dışlanmasına neden olur. Ancak, bu aşırı imancı ve dışlayıcı yorum biçiminin altında yatan sebepler oldukça çeşitlidir. Coğrafi etmenler, özellikle çöl yaşamının zorlu şartları, bu zihniyetin şekillenmesinde etkili olmuştur. Göçebelik, sabit yaşam tarzından farklı bir perspektif sunmuş ve toplum yapısını etkilemiştir. Bununla birlikte, siyasi ve sosyolojik faktörler de önemlidir. Özellikle bölgesel çatışmalar, istikrarsızlık ve dışlanmışlık hissi, bu tür zihniyetlerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Selefi din söylemlerinin teolojik ve antropolojik açıdan incelenmesiyle birlikte, altında yatan psikolojik, sosyolojik ve siyasal nedenlerin de araştırılmasıdır. Kelâm ilmi bağlamında gerçekleştirilecek olan bu analiz, diğer disiplinlerin verilerinin de dikkate alınmasıyla daha kapsamlı ve objektif sonuçlar ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, günümüz terör faaliyetleriyle ilişkilendirilerek, Selefi zihniyetin etkileri ve toplumsal sonuçları da ele alınacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tanzimat'tan erken Cumhuriyet dönemi sonuna kimsesiz çocuklara yönelik yapılan sportif faaliyetler

    Mahir Kaplan

    Osmanlı Devleti'nde çözülmesi gereken sorunlardan birisi de kimsesiz çocuk sorunu olmuştur. Yaşanan savaşlar ve göçler sonrasında kimsesiz çocukların sayısı günden güne artmıştır. Sokaklarda yaşayan kimsesiz çocuklar toplumun düzenini ve işleyişini bozmuştur. Tanzimat Dönemi'nden itibaren kimsesiz çocukların topluma kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır ve bu çalışmalar Erken Cumhuriyet Dönemi sonuna kadar devam etmiştir. Kimsesiz çocuklarda topluma yönelik aidiyet duygusunun oluşturulması amacıyla beden eğitimi ve spor kullanılmıştır. Çalışma içerisinde çocuk kavramı açıklanmış, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Döneminde toplumun kimsesiz çocuklara yönelik bakışı aktarılmıştır. Kimsesiz çocuklara yönelik sportif faaliyetleri bulunan Darülhayr-i Âli, Darülaceze, Darüşşafaka, Kızılay gibi kurum, kuruluş ve kişiler geçmiş tarihin bir parçası olduğundan özdeksel bakış açısıyla yorumlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kadınlarda sağlık okuryazarlığı düzeyinin belirlenmesi ve sağlık okuryazarlığının akdeniz diyeti üzerine etkisi: Bayburt ili örneği

    Elif Şık

    Okuryazarlık hayatımızın her aşamasında önemli olan bir kavram olmaktadır. Okuryazarlık yalnızca okuma ve yazma ile değil, okuduğunu anlama, işleme ve kendi hayatımıza uygulama becerileri gerektirmektedir. Kişiler yaşamları boyunca sağlıkları ile ilgili konularda sürekli kararlar almaktadırlar. Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için doğru kararlar almak çok önemli olmaktadır. Diğer taraftan Akdeniz diyeti ise bilinen en iyi ve sağlıklı diyet yöntemi olarak literatürde yer almaktadır. Bu diyet, bitki ve zeytinyağını meyve, tahıl, balık gibi çeşitli besin gruplarını da içermektedir. Bu haliyle sağlıklı olmasının yanı sıra her kesim için uygulanabilen, sürdürülebilir bir diyet modeli olarak literatürde geçmektedir. Sağlık ve beslenme konuları birbiriyle içe içe olan, insan sağlığı için oldukça önemli olgulardır. Çalışmanın örneklemini Bayburt ili içerisinde yaşayan 18-65 yaş arası 403 kadın birey katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada demografik anket formu, "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-Kısa Form" ölçeği ve Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KIDMED) ölçeği kullanılmıştır. Veriler programına aktarılarak analizleri yapılmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Bartlett testleri tanımlayıcı istatistiksel analiz, Pearson çift yönlü korelasyon analizi ve Ki-kare analiz testleri uygulanmıştır. Katılımcıların %25.3'ünün yetersiz sağlık okuryazarlığı düzeyinde, %31.8'inin sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı, %34'ünün yeterli sağlık okuryazarlığı ve %9'unun mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin eğitim durumu, meslek gibi demografik verileri ve sağlık okuryazarlık düzeyleri arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %34.5'inin fakir diyet düzeyinde, %52.3'ünün orta diyet ve %13.3'ünün optimal diyet düzeyinde olduğu tespit edilmiştir Bireylerin demografik özellikleri ve Akdeniz diyeti arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Bireylerin sağlık okuryazarlığı ile Akdeniz diyeti arasında ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bakır krom bor (CCB) ile emprenye edilen bazı fındık türü odunlarının toprakla temasta dayanıklılık değerlerinin incelenmesi

    Haşim Kır

    Fındık bahçelerinde her yıl yapılan budama ve aralama kesimlerinde ortaya önemli miktarda taze sürgünler, genç ve yaşlı ağaççıklar ortaya çıkmaktadır. Bu fındık kesim atıklarından düzgün olanları az bulunmakla birlikte; yaygın olarak bahçe ve seralarda sırık olarak kullanılmaktadır. Geri kalan büyük kısmı da ancak yakacak olarak kullanılmaya elverişlidir. Hızlı büyüyen tür olması yanında doğal dayanıklılığının düşük olması nedeniyle hızlı çürüyerek beklentiyi karşılayamayan sırıklar her yıl değiştirilmek zorunda kalınmaktadır. Giresun yöresinden temin edilen 5 farklı fındık odun türünden hazırlanan 35x2x2 cm boyutlarındaki odun örnekleri CCB (Bakır Krom Bor) ile emprenye edilerek açık alan denemelerine tabi tutulmuştur. Bir yıl süre ile sebze bahçelerinde yarısına kadar gömülü olarak bekletilecek fındık odun örneklerinden altı ayda bir test örnekleri alınarak laboratuarda direnç değer testlerine tabi tutulacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    El yapımı ve fabrika üretimi siyah ve yeşil Türk çaylarının, fiziksel, kimyasal ve duyusal özellikleri bakımından karşılaştırılması

    Cansu Eskibağcı

    Birbirinden farklı yöntemler kullanılarak üretilen çaylar, yeşil, siyah ve oolong çay olmak üzere üç gruba ayrılır.Son yıllarda beyaz çayda girmiştir.Yeşil çay okside olmamış çaydır, siyah çay okside bir çaydır, oolong çay ise yarı okside olmuş çaylardır. Yeşil çay üretimi yapılırken siyah çaydaki gibi oksidasyon aşamasından geçmediği için içerisinde uçucu yağ bileşikleri bulunmaz. Bu sebeple yeşil çayın aroması siyah çaya göre daha azdır. Dünyada üretilen ve tüketilen çayın %78'i siyah çay, %20'si yeşil çay ve %2'si ise oolong çaydır. Bu çaylar fabrika yapımı ve el yapımı çaylar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bu iki farklı işleme arasındaki fiziksel ve kimyasal farklar genellikle mekanik proses ve oksidasyon aşamasından kaynaklanmaktadır. Çalışmada toplam fenolik madde yeşil çaylarda % 6.68-8.49 arasında iken, siyah çaylarda %3.24-8.49 arasındadır. Toplam kül miktarı ise siyah ve yeşil çaylarda %4.92-5.83 değerleri arasında değişim göstermiştir. Kafein miktarı %1.56-2.75 arasındadır. Nem oranı 5.84-10.87 arasındadır. Kuru madde 89.13-94.16 değerleri arasındadır. Su ekstraktı ise 24.58-35.80 değerleri arasındadır. Ham selüloz 9.93-16.06 değerleri arasındadır.%10 hidroklorik asitte çözünmeyen kül %0.30-0.84 değerleri arasındadır. Suda çözünen kül toplam kül %42.85-53.68 değereleri arasındadır.Suda çözünmeyen kül toplam kül değerleri %46.32-55.87 rasındadır.Suda çözünen külde alkalilik ise %1.27-2.22 değerleri arasındadır. Toplam toz çay %0.10-8.36 değerleri arasındadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kazak Türkçesi ağızlarıyla ölçünlü Türkiye Türkçesinin ortak söz varlığı

    Neslihan Soysal

    Geniş topraklarda hüküm sürmüş olan Türkler tarih süresince farklı coğrafyalarda, pek çok devlet kurmuşlar ve zaman zaman da başka devletlerin egemenliği altında varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu durum Türkçenin lehçeler düzeyinde bölünmesini beraberinde getirmiştir. Bu lehçelerin önemlilerinden ikisi, birbirlerinden çok uzakta olan Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesidir. Bu iki Türk lehçesinin de çeşitli bölge ve topluluklarına ait, yazı dilinden ayrı, sadece konuşma diliyle sınırlandırılmış ağızları vardır. Ağızlar üzerine yapılan çalışmalar bir dilin zenginliğinin ortaya çıkması, dilin yapısının doğru bir şekilde tespit edilmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir. Bu bağlamda Türk lehçelerinin ağızlarıyla ilgili birçok değerli çalışma yapılmıştır. Ancak lehçeler arası ağız çalışmalarının veya bir lehçenin ölçünlü diliyle başka bir Türk lehçesinin ağızları arasında yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışmada bu alanla ilgili çalışmaların eksikliğini bir nebze gidermek amacıyla, ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarının söz varlığı mercek altına alınmıştır. Bu doğrultuda ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak biçimlerin semantik, fonetik ve morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki lehçeden elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca tespit edilen bütün sözcükler, Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan örnek cümlelerle desteklenmiştir. Böylece ölçünlü Türkiye Türkçesiyle Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak biçimlerin ses, biçim ve anlam özellikleri ortaya çıkmıştır. Çalışma ölçünlü Türkiye Türkçesiyle Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak kelimelerin ortaya çıkarılarak kazandırılmasına katkı sağlanması açısından özgün bir değere sahiptir. Kazak Türkçesi ağızlarıyla ölçünlü Türkiye Türkçesinde bulunan ortak kelimelerin ortaya çıkarılması, iki lehçe arasındaki kelimelerin tarihsel sürecinin aydınlanması açısından da büyük bir önem arz etmektedir. Ayrıca ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarının leksikolojisi üzerine yapılmış olan bu çalışmanın Türk lehçelerinin ağızları üzerine yapılacak çalışmalara önemli katkılar sunacağı görüşündeyiz. Çalışmamız ölçünlü Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan sözcükler ile sınırlandırılmıştır. Çalışma çeşitli başlıklar altında incelenmiş ve araştırma deseni olarak nitel yöntemler kullanılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türk romanında ada Türkleri: Kıbrıs Türklüğü

    Muhammet Özen

    Kıbrıs Türkleri, tarih boyunca varlığı kanıtlanmış işkenceler görmüş, zorunlu göçler yaşamış ve milli varoluş mücadelesi vermiş bir topluluktur. Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları talihsiz olaylar ve milli varoluşları için verdikleri mücadeleler büyük yıkımlarla sonuçlanmıştır. Kıbrıs Türkleri, Rum tedhiş örgütlerine karşı bağımsızlık mücadelesine 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtına kadar devam etmiş ve bu iki toplumun arasındaki çatışma edebiyata da yansımıştır. Bu çalışmada Kıbrıs'ta yaşanan toplumsal siyasi olayların Türk romanına yansıması çalışmanın temel problem alanını oluşturmaktadır. İncelenen romanlarda Kıbrıs Türklerinin, Rumlar tarafından hem dini inancının hem de milli kimliğinin yok edilerek Hristiyanlaştırma ve Rumlaştırma politikalarıyla ötekileştirildiği saptanmıştır. Bu bağlamda Kıbrıs sorununun ortaya çıkışı ve Kıbrıs Türkleri açısından sonuçlarının romanlara yansımaları araştırılmıştır. Bu eserlerde Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları işkenceler, kısıtlamalar, zorunlu göçler, maddi ve manevi baskılar ve varoluş mücadeleleri tüm yönleriyle ele alınmıştır. Bu çalışma nitel yöntemle elde edilen verilere dayanmaktadır. Bu noktada araştırmada, nitel ve analiz toplama tekniklerinden biri olan doküman analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma boyunca elde edilmesi hedeflenen veriler hakkında bilgi içeren yazılı materyaller analiz edilerek betimsel bir yöntemle incelenmiştir. Sonuç olarak Kıbrıs Türklerinin tarihsel süreç içerisinde maruz kaldıkları işkenceler, sürgünler, kısıtlamalar gibi durumların Türk romanına yansımaları incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Zemin-yapı etkileşimi dikkate alınarak çok katlı bir yapının dinamik davranışı üzerinde zemin boyutlarının etkisi

    Hümeyra Atalay Gazioğlu

    Geleneksel yapı tasarımında, zemin-yapı etkileşimi göz ardı edilerek yapı tepkileri sabit taban yaklaşımı ile hesaplanmaktadır. Bunun nedeni zemin-yapı etkileşiminin devrilme momentlerini ve taban kesme kuvvetlerini azaltmada olumlu bir rol oynadığı düşüncesidir. Ancak temelin dönmesi yapının yatay yer değiştirmelerini artırabilmektedir. Ayrıca zeminin esnekliği, dikkate alınan sistemin serbestlik derecesi sayısını artırmakta, etkin rijitliği azaltmakta ve periyodu uzatabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı 10 katlı bir yapının dinamik tepkileri üzerinde; farklı zemin özelliklerinin, yer hareketi frekans muhtevasının ve zemin ortam hacminin göreli etkilerini üç boyutlu sonlu eleman çözümlemelerine dayalı olarak incelemektir. Bu amaçla, farklı frekans muhtevalı üç deprem yer hareketi, farklı rijitliklere sahip üç zemin ve ankastre taban koşulu, her iki yatay doğrultuda yapının her bir yüzünden itibaren dört farklı zemin genişliği ve temel tabanından itibaren dört farklı ana kaya derinliği göz önünde bulundurularak gerilme, ivme ve yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Modellemelerde zemin ve yapının davranışı lineer elastik olarak tanımlanmış ve zemin-yapı etkileşim mekanizması kütlesiz temel yaklaşımı ile hesaba katılmıştır. Sonuçlar; söz konusu tepkilerin zemin etkileşimine, frekans muhtevasına ve ana kaya derinliğine bağlı olarak önemli mertebelerde değişebileceğini ancak zemin genişliğinin tepkiler üzerinde ihmal edilebilir düzeylerde bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Çift üstel analiz

    Yusuf Güven

    Bu tez çalışmasının konusu çift üstel fonksiyon ile üretilen Newtonyen olmayan analizdir. Tezde ilk olarak 1967 ve 1970 yılları arasında Michael Grossman ve Robert Katz tarafından ortaya atılan Newtonyen olmayan analizler ve bu analizlerden biri olan geometrik analizdeki temel tanım ve teoremler verilmiştir. Sonrasında çift üstel fonksiyonlarla çalışmak için klasik analiz ve geometrik analiz yerine bir alternatif olarak α(t) = exp{k⋅exp(t)} çift üstel fonksiyonunun üreteci olduğu Newtonyen olmayan analiz tanıtılmıştır. Bu analiz çift üstel analiz olarak isimlendirilmiştir. Tezde çift üstel analizde temel işlemler, çift üstel türev, çift üstel integral verilmiştir. Son olarak klasik analizdeki kavramlar ve temel teoremlerin bu analizde karşılıkları incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sumak ekşilerine yapılan tağşişin pca analizi ve FTIR-ATR spektroskopisi verileri kullanılarak kemometrik yaklaşımlarla belirlenmesi

    Emrah Öztürk

    Son yıllarda sumağa artan talep ve ekonomik çıkarların firmaların yasa dışı yollardan bazı hileler sonucunu ortaya çıkardı. Bunlardan en yaygını işlenmiş gıdalara katılan ucuz ticari tatlandırıcılardır. Bu ilave şekerleri piyasa örnekleri ve ticari şekerler (invert Şeker ,Glikoz ve sakkaroz) ile ürettiğimiz örnekler ile kalite kriterleri parametreleri sonucunda karşılaştırma yaptık. Bunları literatür örnekleriyle destekleyerek tağşiş oranını ve buna sebep dış etkenler bulunmuştur. Değişik markalardan toplanan12 örnek ile ürettiğimiz 11 örmek(2 kontrol örneği) arasında kalite parametreleri olan briks, pH, şeker, HMF antioksidan kapasite, toplam fenolik kapasite, toplam flavanoid madde, FTIR spektoskopisi gibi analizler yapılmıştır. Yapılan çalışmada örneklerin toplam antioksidan kapasitesi 21.2 mg QEE/kg -527.64 mg QEE/kg arasında, toplam fenolik kapasitesi 1.86-583.21 mg QEE/kg arasında, toplam flavanoid kapasitesi 22.7-5755.30 mg QEE/kg arasında değişmektedir. Sumak ekşisi örneklerinin HMF miktarı 3.39-8117.65 mg/kg mg/kg arasında, toplam şeker %1.36-%99.97 arasında tespit edilmiştir. Sumak ekşisi örneklerinin FTIR spektrumları benzerdir. PCA ve SIMCA yöntemi kullanılarak sumak ekşilerinde tağşiş tespit edilmiştir. SIMCA yüksek hız, basitlik ve tahribatsız yapısı nedeniyle önemli avantaja sahiptir. Dolayısıyla bu kemometrik yöntem yoluyla sumak ekşisinde tağşişin tespiti ve sınıflandırılması için güçlü bir araç olarak kullanılabilir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Çatalağaç köyü (Doğankent-Giresun) Zn-Cu cevherleşmesinin jeoloji, mineraloji ve parajenezinin incelenmesi

    Ali Emanet

    İnceleme alanı, Doğu Pontid Orojenik Kuşağının kuzey zonunda, Giresun ilinin Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyü sınırlarında yer almaktadır. Giresun G41-b3 ve G42-a4 paftalarını kapsayan bu bölgedeki cevherleşme, Üst Kretase yaşlı Kızılkaya Formasyonu'na ait dasidik kayaçlar, piroklastikler ve kireçtaşları içinde yer almaktadır. Sahada bulunan galerilerde yapılan gözlem ve tespitlerde epidot-garnet ve bunlara eşlik eden pirit minerallerinden oluşan bantlı yapının yanı sıra ağsal ve stokvork şeklinde cevherleşmeler gözlenmiştir. Maden sahasında yapılan çalışmalarda, galeri çevresinde limonitleşme ve hematitleşme başta olmak üzere, kloritleşme, epidotlaşma ve silisleşme gibi alterasyon türleri saptanmıştır. Cevher mikroskobu çalışmalarına bağlı oalrak cevherleşmenin parajenezini pirit, kalkopirit, sfalerit, manyetit ve hematit oluşturmaktadır. Cevherleşmenin iki farklı evrede farklı sıcaklıklarda oluştuğu, granat ve epidot minerallerinin, cevherleşme öncesi yüksek sıcaklık ortamında oluştuğu, hematit, limonit ve kalsit minerallerinin mineralizasyon sonrası oluştuğu belirlenmiştir. İki farklı evrede gelişen cevherleşmede, ornatım, kapanım, ayrılım ve kataklastik dokuları gözlemlenmiştir. Cevher mikroskobisi çalışmaları sonucu ortaya konulan parajenez-süksesyon verileri, dokusal özellikler, alterasyon türleriyle birlikte değerlendirildiğinde, Çatalağaç cevherleşmesinin, bölgedeki diğer cevherleşmelerle benzer özellikler taşıdığı, cevherleşmenin Harşit Granitoyidi'nin oluşturduğu hidrotermal eriyiklerin fay, kırık ve çatlaklar boyunca dasit ve piroklastik kayalar içine yerleşmesiyle oluşan hidrotermal kökenli bir yatak olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Trabzon'da heyelanın tarım alanlarına etkisi ve heyelan korkusu

    Yunus Emre Meriç

    Tarım alanlarını genişletmek için ormanların ve doğal alanların tahrip edilmesi ve hızla artan nüfus ile birlikte çarpık kentleşmenin yaygınlaşması heyelanların sayısını ve olumsuz etkilerini artırmaktadır. Ekonomik zarara, çevrede tahribata, ölüm ve yaralanmalara neden olabilecek heyelanlar insanlarda korkuya neden olmaktadır. Heyelanlara karşı alınan önlemler ve insanların heyelana karşı dirençlilikleri heyelan korkusu üzerinde etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Trabzon'daki tarım alanlarında halkın heyelanlar hakkındaki düşüncelerini, heyelan korkularını ve heyelan korkularını etkileyen faktörleri araştırmaktır. Çalışmada veriler Trabzon'da çay tarımı yapılan altı ilçede ve fındık tarımı yapılan on iki ilçede ayrı ayrı toplanmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir ve sıralı lojistik regresyon analizi heyelan korkusu ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve gücünü ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, fındık tarımı bölgelerinde kadınların heyelan korkusu erkeklerin heyelan korkusundan daha yüksektir. Heyelan tecrübesi ve heyelan eğitimine sahip olmak fındık tarımı yapılan bölgelerde heyelan korkusu ile pozitif ve anlamlı olarak ilişkiliyken, çay tarımı yapılan bölgelerde heyelan korkusu ile anlamlı olarak ilişkili değildir. Fındık ve çay bahçelerinde heyelan önlemlerinin yetersiz olduğunu düşünen katılımcıların heyelan korkuları daha yüksektir. Fındık ve çay bahçesi oluşturmanın daha fazla heyelana neden olduğunu düşünen katılımcıların heyelan korkuları daha yüksektir. Bu çalışmanın fındık ve çay tarımı yapılan bölgelerde heyelanlara karşı bireysel, çevresel ve altyapı dirençliliğini artırmak için karar alıcılara ve yöneticilere fikir vermesi beklenmektedir.