Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hizmetkar liderlik ile iş tatmini arasındaki ilişki: Öğretmenler üzerine araştırma

    Nuran Güler

    Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin hizmetkâr liderlik algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada çalışanların iş tatmin düzeylerini ölçmek amacıyla "İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Hizmetkâr liderlik algısını belirlemek amacıyla "Hizmetkâr Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Ağrı ilinde kamu ve özel eğitim kurumlarında çalışan 351 öğretmen üzerinde gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi ve SPSS 20.0 Programı uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde güvenilirlik analizi, regresyon analizi, korelasyon analizi ve faktör analizinden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin hizmetkâr liderlik algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışmanın sonucunda elde edilen verilerin analizine göre, hizmetkâr liderlik ile iş tatmini arasında güçlü düzeyde pozitif (r=0.582) ve anlamlı (p<0.05) bir ilişki tespit edilmiştir. İlişkinin etkisine yönelik yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; hizmetkâr liderliğin iş tatminini pozitif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmetkâr liderlik, İş tatmini, Öğretmenler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Heyelan duraylılığının jeolojik ve jeofizik yöntemlerle değerlendirilmesi (Gümüşhane Süleymaniye örneği)

    Osman Abanoz

    Ülkemizde jeolojik, iklimsel, coğrafik özellikleri ve yanlış arazi kullanımı nedeniyle heyelan olayları sıkça yaşanmakta ve çoğu kez tekrarlanarak afete dönüşmektedir. Heyelanlar; akma, kayma, düşme ve devrilme gibi farklı hareket mekanizmalarda gerçekleşmekte olup depremler, ani-şiddetli yağışlar ve sıcaklık değişiklikleri ile tetiklenerek tehlikeli olabilecek afet olaylarına yol açmaktadır. Bu nedenle uzun süreli ve bol yağışın etkili olduğu, nemli iklime sahip Doğu Karadeniz Bölgemizde heyelanların afete dönüşerek büyük ölçüde can ve mal kaybına yol açmasını önleyici mühendislik çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Kayan kütlenin ve altındaki yapının özelliklerinin yüksek doğruluk oranıyla belirlenmesi heyelan yapısının ortaya çıkarılmasında çok önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane ili Süleymaniye Kayak tesis alanında jeolojik ve jeofizik yöntemler kullanılıp heyelan duraylılık analizleri yapılarak tehlike oluşturabilecek heyelan alanlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, jeofizik yöntemlerle heyelanın sınırları, kayma yüzeyinin derinliği, heyelan kütlesinin farklı kayaç kesimleri, yeraltı suyu durumu, temel kayanın derinlik, yapı ve bileşim özellikleri tespit edilerek sonlu elemanlar ve limit denge analizleri ile düşey ve yanal deformasyonlar ortaya koyulacaktır. Bu değerlendirmeler sonucunda riskli alanlar tespit edilip en uygun iyileştirme yöntemleri önerilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Mikro ve makro vergi planlaması: Türkiye vergi sistemi içerisindeki yeri ve önemi

    Görkem Takmaz

    Vergi, devlet tarafından genel hizmetlerin maliyetlerini karşılamak için gerçek ve tüzel kişilerden toplanan zorunlu bir ödemedir. Mükellefler açısından düşünüldüğünde vergi, gelir kaybı anlamındadır ve mükellefler kanunlar çerçevesinde daha az vergi ödeyerek bu kaybı en aza indirme düşüncesinde olmaktadırlar. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi vergi planlaması ile mümkün olabilmektedir. Mükellefler daha az vergi ödemek için mikro, devlet ise vergi gelirlerini arttırmak için makro vergi planlaması yapmaktadır. Devlet, verginin ödenebilirliğini ve ülke ekonomisinin gelişimi gibi nedenlerle mükelleflerin vergi yükünü azaltma konusunda bazı kolaylıklar sağlamak, mükellefler de bu şekilde yasaların verdiği imkanlar dahilinde daha az vergi ödemektedir. Mükellefler modern yönetim yöntemlerine göre planlama yapar ve gelecekte karşılaşılabilecek risk durumlarına karşı tutarlı bir karar alma mekanizması kurmaktadırlar. Günümüzün rekabetin yoğun olduğu pazar ortamında faaliyet gösteren şirketlerin, maliyetleri mümkün olduğunca azaltmak ve karlılığı artırmak için hedef ve stratejilerine göre çeşitli alanlarda planlar geliştirmeleri gerekmektedir. Devlet ise yapılan harcamaların karşılığını vergi ile geri toplayabilmek amacıyla vergi planlaması yapmaktadırlar. Bu çalışmada mikro ve makro vergi planlaması Türkiye vergi sistemi açısından incelenmiştir. Ülkemizde yürürlükte bulunan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunundaa vergilendirmede muafiyet ve istisnalara, 213 sayılı Vergi Usul Kanununda vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirim müessesesi, amortisman, değersiz alacaklar uygulaması, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda ise zarar mahsubu, diğer indirimler, kanunen kabul edilen ve edilmeyen giderler, indirimli kurumlar vergisi, muafiyet ve istisnalar, sınai mülkiyet haklarında istisna uygulamaları yer almaktadır. Çalışmanın sonucunda incelenen ülkelerde mikro ve makro vergi planlaması araçlarının kullanıldığı, Türkiye vergi sisteminde de diğer ülkelerdekine benzer uygulamaların bulunduğu görülmüş, vergi planlaması uygulamalarının kullanırlığının arttırılması açısından önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Makro vergi planlaması, Mikro vergi planlaması, Vergi, Vergi planlaması.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    OECD ülkelerinin sağlık harcama ve sağlık performans göstergeleriyle değerlendirilmesi

    Dilara Tunçer

    Sağlık hizmetlerinin erişimi ve kalitesi, bir ülkenin sağlık sisteminin temel ölçütlerindendir. Farklı ülkelerde uygulanan sağlık politikaları ve sistemlerin karşılaştırması önemli yönetimsel iç görü sağlama potansiyeli taşımaktadır. Bu çalışmada sağlık sistemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek politika yapıcılarına ve sağlık yöneticilerine rehberlik etme amacıyla Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üye ülkelerinin sağlık harcamalarının ve sağlığa erişilebilirliğinin belirli göstergeler ile değerlendirilmektedir. Çalışmada OECD ülkelerinin sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerine erişim göstergelerini değerlendirmek için nicel verilere dayalı bir analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler, OECD Stat veri tabanından alınmış ve analiz için çok kriterli karar verme yöntemlerinden COCOSO ve Promethee yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, OECD üye ülkelerinin sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerine erişim göstergeleri üzerinde yapılan analizler sonucunda farklı ülkeler arasında önemli farklılıklar ve benzerlikler belirlenmiştir. Bu analizler, sağlık sistemlerindeki güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymuş ve sağlık politikalarının geliştirilmesi için önemli ipuçları sunmuştur. Bu çalışma, farklı ülkelerin sağlık sistemlerini karşılaştırmak ve iyileştirme alanlarını belirlemek için bir çerçeve sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık sistemi, Erişilebilirlik, Harcama, CoCoSo, Promethee.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'de COVID-19 salgını sürecinde sivil havacılık sektörü çalışanlarının iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkileri

    Fatih Şahin

    Günümüzde insanlar uzun süreler çalışmakta, bunun sonucunda günlük yaşamlarına yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Bu durum insanın çalıştığı tüm sektörlerde iş hayatında mutluluk, verimlilik ve iş tatmini üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Havacılık sektöründe ise bu etkiler, geri dönülemez olumsuz sonuçlara sebebiyet verebileceğinden havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengelerini sağlıklı bir şekilde kurmaları ve çalışma motivasyonlarının yüksek olması önem arz etmektedir. Hayati öneme sahip bu konuların Türk havacılık literatüründe yeterince çalışılmaması bu çalışmanın ortaya çıkmasında temel neden olmuştur. Literatürde iş-yaşam dengesi konusunun oldukça popüler olduğu görülmektedir. Makalelerde ve tezlerde iş-yaşam dengesi kavramı genellikle çalışan verimliliği, işe bağımlılık düzeyi, örgütsel bağlılık, tükenmişlik ve cinsiyet eşitsizliği konularında irdelenmiştir. Bu çalışmalar arasında havacılık sektörü ile turizm sektörünün birlikteliği bağlamında olanların sayısı oldukça azdır ve bu tezin problemini oluşturan COVID-19 salgını sürecinde iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkisi ile ilgili bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle çalışmanın sivil havacılık ve turizm literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren hava yolu işletmelerinde çalışan 458 kokpit ve kabin personeli oluşturmaktadır. Katılımcıların ölçümlerden elde ettikleri puanların demografik özelliklere göre farkının incelenmesinde 2'li gruplar için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar için tek yönlü Anova testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların "iş-yaşam dengesi" ile "çalışma motivasyonu" arasında pozitif yönlü ve yüksek bir ilişki bulunmuştur. t-testi ve ANOVA sonuçları, havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengesi ve çalışma motivasyonlarının farklı demografik özelliklere sahip olmalarına göre farklılaştığını göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İçsel pazarlamanın örgütsel vatandaşlık aracılığında müşteri odaklılığa etkisi

    Sezgin Yalçın

    Çağrı merkezi sektörü, çeşitli sektörlerde müşteri hizmetleri ve desteğine yönelik artan talep nedeniyle son yıllarda önemli ölçüde büyüyen bir sektördür. Müşteri merkezli bir yaklaşıma sahip kuruluşların günümüzün oldukça rekabetçi iş ortamında başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Bu, çağrı merkezi çalışanları arasında müşteri odaklılığı ve örgütsel vatandaşlık davranışını geliştirmenin bir yolu olarak içsel pazarlamaya olan ilginin artmasına yol açmıştır. Bu bağlamda, bu araştırmada çağrı merkezlerinde örgütsel vatandaşlık aracılığıyla içsel pazarlamanın müşteri odaklılık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma büyük bir çağrı merkezi bünyesinde çalışan 433 kişinin katılımıyla sağlamıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen model için veri toplama tekniği olarak kolayda örnekleme metodundan faydalanılarak, literatürdeki çalışmalardan elde edilen anket soruları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SSPS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, içsel pazarlamanın müşteri odaklılık ve örgütsel vatandaşlık üzerinde olumlu bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel vatandaşlığında müşteri odaklılığı olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmanın amacı kapsamında örgütsel vatandaşlığın, içsel pazarlama ile müşteri odaklılık arasındaki aracılık etkisi incelenmiş tam aracılık ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, içsel pazarlama uygulamalarının çalışanların örgütsel vatandaşlık düzeyini artırarak, onların müşteri odaklılık davranışlarını gösterme olasılığını artırdığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bugünün ve yarının arama-kurtarma ekiplerinin meslek hayatlarındaki teknolojiye bakış açılarının değerlendirilmesi; Gümüşhane ili örneği

    Şevval Nihal Şahin

    Günümüz toplumlarını etkileyen başlıca dinamiklerden birisi olan teknoloji, doğa ve toplumsal çevreyi kontrol etmek ve dönüştürmek amacıyla geliştirilen teknikler, araçlar ve süreçlerden oluşmaktadır. Her alanda olduğu gibi değişen ve gelişen teknoloji arama-kurtarma alanında da dikkat çekici dönüşüme uğramıştır. Günümüzde arama ve kurtarmada kullanılan teknolojik cihazlar bilgiye ulaşma, yayma, hızlı algılama, kolay yer tespiti, iletişim, tedarik vb. durumlar için avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde yer alan bugünün ve yarının arama kurtarma personellerine yapılacak teknolojinin gerekliliği adlı anket çalışması doğrultusunda ekiplerin kullandıkları teknolojik cihazları kullanım düzeyleri ve teknolojik cihazlara karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında bu konu ile ilgili yeterince çalışma olmadığından araştırmamızın ölçeği ve anketi tarafımızca oluşturulmuştur. Ankette demografik sorulara ek olarak teknolojinin gerekliliği ölçeği ile toplam 43 soru mevcuttur. Elde ettiğimiz verileri SPSS 26 veri programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlara göre öğrencilerin çalışanlara nazaran teknolojik cihaz kullanımına daha olumlu baktıkları görülmüştür. Özellikle iletişim ve haberleşme araçlarının kullanımına ait değerler oldukça yüksektir. Bunun ek olarak araştırma da ekiplerin Teknolojik Cihazların gerekliliğine inanmalarına rağmen onlara duyulan güvenin az olduğu olduğu gözlenmektedir. Yaşam ile ölüm arasında saniyelerin çok önemli olduğu arama kurtarma çalışmalarında ekiplerin verimli ve etkili olmak için teknolojiyi ve teknolojik cihazları etkin kullanmaları gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Arama, Arama kurtarma personelleri, Kurtarma, Teknoloji, Teknolojinin gerekliliği

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Marka cinsiyet algısının reklamlara yönelik tutumlar ve satın alma niyeti üzerindeki rolü: Femvertising reklamlar üzerine bir araştırma

    Büşra Aydın Yorgun

    Medya ve reklamlar, özellikle televizyon aracılığıyla geniş kitlelere ulaşarak toplumsal hayatı etkilemektedir. Tüketim kültürünün merkezinde yer alan medya, genellikle kadın figürleri üzerinden toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreterek kadını bir tüketim nesnesi haline getirme eğilimindedir. Kadınlar, reklamlarda ya zayıf ve yetersiz bir şekilde ya da sadece cinsel bir obje olarak temsil edilirken, bu durum kadınların değersizleştirilmesine yol açmaktadır. Ancak, femvertising akımıyla birlikte bu paradigma değişmeye başlamıştır. Artık reklamlarda kadınlar, bir nesne olarak değil, özneler olarak gösterilmekte güçlü, özgür ve doğal halleriyle temsil edilmektedirler. Bu şekilde, reklamlar kadınları daha insanî bir şekilde yansıtarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadeleye katkıda bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı marka cinsiyet algısının reklama yönelik tutumlar ve satın alma niyeti üzerindeki rolünün Femvertising reklamlar üzerinden nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği uygulanarak çözümlenmesidir. Türkiye literatüründe marka cinsiyetinin satın alma niyeti ve reklama yönelik tutumlar üzerindeki rolünün Femvertising reklamlar üzerinden anket tekniği ile ölçümlenmesine rastlanmadığından dolayı bu tez çalışmasının özgün bir değer taşıdığı düşünülmektedir. Demografik özellikler, Reklam Tutum ölçeği, Satın Alma Niyeti ölçeği ve Marka Cinsiyet ölçeği olarak dört bölümden oluşan bir anket tasarlanmış olup, elde edilen veriler paket istatistik programlarında analiz edilmiştir. Femvertising reklamlara yönelik tutumda marka cinsiyet algısı değişkenine göre, satın alma niyetinde marka cinsiyet algısı değişkenine göre anlamlı farklılıklar olduğu çıkan önemli sonuçlar arasında yer almaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş hali arasındaki ilişki: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma

    Hatice Sadık

    Çalışma hayatında duygular son zamanlarda hızla ön plana çıkmış ve çalışma hayatı duygudan yoksun olarak düşünülemez hale gelmiştir. İnsanlarla etkileşim için de bulunulan mesleklerde duygu yoğunluğu daha fazla hissedilmektedir. Sağlık sektöründe değişen koşullar, insanlarla yoğun ilişki içerisinde olmak çalışanların sorumluluk alanlarını ve iş yüklerini artırmaktadır. Bu durumda çalışanların bu değişime ayak uydurmaları iletişimde oldukları insanlarla empati yapabilmeleri ve duygularını yönetebilmeleri zorunlu hale gelmiştir (Öz ve Baykal, 2017:143). Bunu da dikkate alarak, bu çalışmanın amacı, duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi sağlık çalışanları bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane ilindeki 202 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Warwick-Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Duygusal emek düzeyinin ve psikolojik iyi oluş düzeyinin yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve pozisyona bağlı bir fark göstermediği sonucuna varılmıştır. Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ve bağımsız değişken olan duygusal emeğin bağımlı değişken olan psikolojik iyi oluş üzerinde bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Duygusal emek, Psikolojik iyi oluş, Sağlık çalışanı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık ilişkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma

    İbrahim Alkan

    Çalışmada ilk olarak toplumsal cinsiyet algısının tanımı, rolleri ve kuramları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra siber zorbalık tanımı, siber zorbalık ile cinsiyet arasındaki ilişki, siber zorbalık türleri, araçları ve kuramları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın amacı, toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık arasındaki ilişkiyi üniversite öğrencileri bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Çukurova Üniversitesi'nde eğitim gören 284 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Toplumsal cinsiyet algısı ve Siber Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalığın cinsiyet, ikamet edilen yer, sınıf ve kullanım amacına bağlı farklılıklar gösterdiği sonucuna varılmıştır. Toplumsal cinsiyet algısı ile siber zorbalık/mağdur arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Korunma motivasyonu teorisinin genişletilmiş modeline dayalı depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörler ölçeği geliştirme çalışması

    Hasan Yücel

    Bireylerin depreme hazırlık kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yaşayan bireyler tarafından risk azaltıcı önlemlerin uygulanmasını incelemek amacıyla Korunma Motivasyonu Teorisinin 1983 yılında revize edilmiş ve genişletilmiş modeline dayalı Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler Ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Ölçek geliştirme açısından metodolojik, bireylerde depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak açısından da tanımlayıcı araştırma tasarımı kullanılmıştır. Ölçek geliştirme pilot ve ana uygulamayı içeren iki süreçte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada pilot uygulamada 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Pilot uygulama sonrası ana uygulamada taslak ölçek küme örnekleme yöntemi ile seçilen 11 mahalleden toplamda 826 katılımcıya 12.12.2022-02.05.2023 tarih aralığında ulaşılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. Aşırı değerler temizlendikten sonra 804 veri ile demografik değişkenler ve ölçek maddeleri değerlendirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği için ilk 402 kişilik gruptan alınan verilerle Açıklayıcı Faktör Analizi ikinci 402 kişilik gruptan alınan verilere ise Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Ölçeğin son hali dört boyuttan 24 maddeden oluşmaktadır. Genel Cronbach alfa değeri 0,883 olup her boyut için 0,7'nin üzerindedir. Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0,898, Bartlett küresellik testi anlamlı ve açıklanan toplam varyans %51'dir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları ölçüm ve yapısal modelin iyi uyuma sahip olduğunu göstermiştir. (χ2/df = 1,779; RMSEA = 0,44; CFI = 0,96; NFI = 0,91; TLI = 0,95; p<0,001). Bulgular Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler ölçeğinin, insanların depreme hazırlık davranışlarına katılımını etkileyen faktörleri açığa çıkarmak için geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olduğunu göstermiştir. Çalışma sonucunda algılanan yeterliliğin bireylerin depreme hazırlık davranışlarına katılımında en önemli faktör olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

    İrem Buğday

    Her yıl dünyanın birçok yerinde farklı zamanlarda ve türlerde afetler meydana gelmektedir. Bu afetlerle mücadele edenler arasında yer alan itfaiye çalışanları, tükenmişlik sendromu gibi birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. Tükenmişlik sendromu, çalışanın motivasyon ve istek kaybı yaşamasına, veriminin düşmesine neden olabilmektedir. Görevleri arasında hayat kurtarmak olan itfaiye çalışanlarının tükenmişlik sendromu yaşama ihtimalinin olması bu çalışmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmadaki amaç, Hatay İtfaiyesinde çalışan personellerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek, ortaya çıkan sorunlara ve sonuçlara göre değerlendirmeler yaparak çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın verileri 1992 yılında Canan Ergin'in "Doktor ve Hemşirelerde Tükenmişlik ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Uyarlanması" adlı çalışmasında geliştirdiği "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Analizlerden elde edilen bulguların neticesinde tükenmişlik düzeyi puan ortalamalarının düşük seviyede olduğu görülmüştür. İtfaiye çalışanlarının mesleklerinden ötürü tükenmişlik ile ilgili bilgi sahibi olmaları, kurumun bu yönde psikolojik destek ve uygun çalışma ortamı sağlamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi: Ankara ili örneği

    Serair Ferhat Bulat

    Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Ankara il merkezinde kamu veya özel sektörde görev yapan toplamda 147 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada demografik ve mesleki bilgi formu, bilişsel esneklik envanteri, mesleki doyum ölçeği ve problem çözme envanteri kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Demografik ve mesleki bilgi formundaki değişkenlere göre sosyal hizmet uzmanlarının, bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alan yazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Al2024 alaşımı üzerine MAO yöntemiyle büyütülmüş B4C ve TiO2 ilaveli kompozit kaplamalarının yapısal ve adhezyon özelliklerinin araştırılması

    Seda Orhan

    Saf alüminyum ve alaşımları yüksek özgül mukavemet ve düşük yoğunluk gibi özellikleri sebebi ile otomotiv, havacılık ve uzay sanayi, denizcilik uygulamaları ve spor ekipmanları gibi alanlarda kullanılan mühendislik malzemeleridir. Buna karşılık, agresif ortamlardaki zayıf korozyon ve aşınma özellikleri bu alaşımlarının spesifik alanlarda kullanımını kısıtlamaktadır. Bu çalışmada da alüminyum alaşımlarının yüzey özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmış ve yüzey iyileştirme tekniği olan MAO yöntemi kullanılmıştır. MAO yöntemi elektrokimyasal bir yüzey iyileştirme ve/veya geliştirme tekniğidir. Bu yöntem ile altlık malzemeye kıyasla aşınma ve korozyon direnci yüksek kaplamalar elde edilmektedir. Literatürde, Al 2024 alaşımı üzerine büyütülmüş kaplamalara yönelik çalışmalarda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların yapısal ve adhezyon özellikleri üzerinde etkisine yönelik çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların, mikro yapısı, faz yapısı ve kimyasal kompozisyonu sırasıyla, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), X Işın Difraksiyon (XRD), Enerji Dağılımı X ışını Spektroskopi (EDS) ile tespit edilecektir. Söz konusu kaplamaların altlık malzeme ile olan adhezyon özelliği de Scratch Test cihazıyla tespit edilecektir. Bu bağlamda, oluşturulan temel elektrolit içerisine katılan iki farklı katkı maddesinin kaplamanın yapısal ve adhezyon özellikleri üzerindeki etkisi incelenerek, altlık malzeme yüzeyinde oluşturulan kompozit kaplamalar arasında ilişki kurulması amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    EEG sinyallerinde kablosuz bağlantı kullanılarak elektronik devre kontrolü

    Ahmet Aktay

    Bu çalışmada, EEG (Elektroensefalografi) sinyallerinin kablosuz bağlantı teknolojisi kullanılarak elektronik devrelerin kontrolü üzerine bir sistem geliştirilmiştir. EEG, beyindeki elektriksel aktivitenin ölçülmesi için kullanılan bir yöntemdir ve bu sinyaller, bireylerin zihin durumlarını, duygu durumlarını ve hatta motor komutlarını yansıtabilir. Bu çalışma, EEG sinyallerinin toplanması, işlenmesi ve bu verilerin kablosuz bir şekilde elektronik devrelere iletilmesi sürecini kapsamaktadır. Sistemin temel bileşenleri arasında EEG sinyallerini toplayan bir elektrot seti, sinyalleri analiz eden ve yorumlayan bir mikro kontrolcü ve bu verileri kablosuz olarak ileten bir haberleşme modülü bulunmaktadır. Toplanan EEG sinyalleri, belirli zihinsel durumlar veya komutlarla ilişkilendirilmiş, ardından bu komutlar kablosuz bağlantı üzerinden ilgili elektronik devreye iletilmiştir. Elektronik devre, gelen komutlara göre belirli işlemleri gerçekleştirmiştir. Çalışmanın amacı, fiziksel engelleri olan bireyler için yeni bir iletişim ve kontrol yöntemi sağlamaktır. Sonuçlar, EEG sinyallerinin doğru bir şekilde yakalanıp işlenebildiğini ve bu verilerin kablosuz olarak güvenilir bir şekilde iletilerek elektronik devrelerin etkin bir şekilde kontrol edilebileceğini göstermektedir. Bu teknoloji, tıbbi rehabilitasyon (iyileştirme), insan-makine arayüzleri ve akıllı ev sistemleri gibi çeşitli uygulama alanlarında potansiyel kullanımlara sahiptir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Erzincan Barajı'nın olası yıkılma senaryolarının sayısal analizlerle incelenmesi ve taşkın etkilerinin değerlendirilmesi

    Akın Üslü

    Bu tez çalışmasında, Erzincan ilinde bulunan ve 1997 yılında tarımsal sulama amacıyla inşa edilen Erzincan Barajı'nın olası yıkılma senaryolarının incelenmesi ve taşkın etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak Erzincan Barajı'nın seçilmesi barajın olası yıkılması ile ilgi herhangi bir belirti ya da şüpheli bir durum olmasından kaynaklanmamaktadır. Barajın olası yıkılma felaketine karşılık önlem alınması adına oluşturulan ilgili tüm senaryolar, tamamen teorik ve sayısal olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, insansız hava araçlarıyla, havadan ölçüm ile 1,552.76 ha alanda gerçekleştirilen hava fotoğrafı ve 3B tarama verileriyle yüksek hassasiyetli sayısal yükseklik modelleri oluşturulmuştur. Baraj gövdesinde oluşması muhtemel yıkılma gediği, en olumsuz senaryonun elde edildiği Froehlich (1995) yaklaşımına bağlı olarak trapez şekilli olarak belirlenmiştir. Ortalama gedik genişliği 102.35 m, gedik yüksekliği 61.92 m olarak elde edilmiş olup gediğin oluşum süresi de 0.35 s olarak hesap edilmiştir. Belirlenen gedik parametrelerine, rezervuar alanı ve hacim – satıh eğrilerine bağlı olarak HEC-RAS programı kullanılarak gövde aksında meydana gelen taşkın hidrografı elde edilmiştir. Elde edilen taşkın hidrografına göre pik debi değeri 12,308.50 m3/s seviyesine kadar yükselmiştir. Flow 3D yazılımıyla taşkının etkileri 2B ve 3B simüle edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, barajın yıkılması durumunda taşkın alanında en yüksek akım derinliği 12.30 m'ye, akım hızı ise 19 m/sn'ye ulaşmıştır. Hesaplamalı akışkanlar dinamiği sonuçları, yerleşim yerleri, sanayi tesisleri ve tarım arazilerinin taşkından etkilendiğini göstermiştir. 2B ve 3B analiz sonuçları karşılaştırılarak 3B analizin daha detaylı ve güvenilir sonuçlar sunduğu görülmüştür. Can kaybı olasılıkları 2B analize göre 57 kişi 3B analize göre ise 107 kişi olarak hesaplanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Dünyada ve Türkiye'de iktisadi kalkınma ve yenilenebilir enerji dinamikleri

    Şiyar Alınbay

    İnsan, toplum ve ülkelerin kalkınma çabaları her dönem var olmuştur. İktisadi kalkınma, geçmişten bu yana iktisatçıların geniş ölçüde çalışmalar yaptığı ve on yıllar boyunca kazandığı anlam ve içerik bakımından sürekli değişime uğrayan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. 1950'li yıllarda ekonomik büyüme olarak sınırlandırılan kalkınma, sonraki yıllarda sosyal ve çevresel faktörleri de kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Gelişmekte olan Türkiye'nin de 1980'li yıllardan sonra hızla gelişen sanayi ile enerjiye olan ihtiyacı artmıştır. Sahip olduğu fosil enerji kaynaklarının yetersiz olduğu Türkiye'nin doğal gaz ve pertolde neredeyse %99 dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesi güncel veriler kullanılarak incelendiğinde durumun çok daha pozitif olduğu, hidrolik enerjide kaynak kullanımının geliştiği ama diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından henüz daha yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Ayrıca ithal ettiği enerji kaynaklarının cari açık üzerinde baskısı devam etmektedir. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisinin yanı sıra üretim maliyetleri, enflasyon, faiz oranları, istihdam üzerinde de etkileri mevcuttur. Bu bilgiler ışığında Türkiye'nin enerji, fosil ve yenilenebilir enerji durumu güncel veriler kullanılarak detaylandırılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan Türkiye'nin bu kaynakları kullanmada henüz daha istenilen seviyede olmadığı, ayrıca enerji kaynak ithalatının dış ticaret açığında öenmli bir baskı yarattğı görülmektedir. Bu sorunların giderilmesi için devlet desteklerinin arttırılması önemlidir. Uygulanacak politikaların sürekliliği önemli olmakla birlikte kendi Emisyon Ticaret Sistemini geliştirmeli, teknolojiye ağırlık vermeli ve enerji depolama sistemlerini hızlıca geliştirmelidir. Böylece yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında yeni istihdam alanları oluşturulup, fosil enerji kaynak ithalatı azaltılabilir, geliştirilen destekler ve teşviklerle yeni yatırımcılara güvenilir bir ekonomi sunulabilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Afet risk yönetimi kapsamında iklim okuryazarlığı ölçeği geliştirilmesi

    Ayşe Tazegül Bekci

    Bu araştırma, afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı çalışma Ankara ilinde, 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinleri hedef alarak yürütülmüştür. Ölçeği geliştirmek için, kapsamlı bir literatür taramasına dayalı olarak 80 ifadeden oluşan bir taslak form veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Alanında uzman öğretim üyelerinin yanı sıra bir dil uzmanı aracılığıyla da taslak ölçek gözden geçirilmiş ve geri bildirimde bulunulmuştur. Sonuç olarak, uzman görüşleri doğrultusunda madde sayısı 80'den 45'e düşürülmüştür. Daha sonra ölçek maddelerini test etmek için 30 katılımcı ile bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. İklim okuryazarlığı ölçeğinin son versiyonu, araştırma örneklem grubundaki 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinlere uygulanmıştır. SPSS programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini değerlendirmek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca, ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplamaları ve madde analizi yapılmıştır. Madde analizi kapsamında, madde-toplam puan korelasyonları ve alt ve üst grup ortalamaları arasındaki farka dayalı olarak t-değerleri hesaplanmıştır. Faktör analizlerinin sonuçları, geliştirilen ölçeğin üç faktörden ve toplam 20 maddeden oluştuğunu ortaya koymuştur. Bu üç faktörlü yapıyı doğrulamak için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Sonuçlar üç faktörlü yapıyı doğrulamış ve ölçeğin kalitesini değerlendirmek için uyum indeksleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0.974 olarak bulunmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konulmuştur. Ölçek, toplumun iklim değişikliği bilgi ve becerilerini değerlendirmek için kullanılabilir ve Türkiye'nin afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını geliştirmek için önerilerde bulunulabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Temsili demokrasiyi demokratikleştirmek: Katılımcı demokrasi modeli üzerine bir incelenme

    Muhammed Sefa Bozan

    Demokrasi; uzun yıllar boyunca yönetimlerde farklı şekillerde uygulama alanı bulan, aynı zamanda tarih boyunca nasıl uygulanması gerektiği hakkında tartışılagelen ve hakkında sürekli yeni fikirler ortaya konulan bir kavramdır. En saf haliyle "halkın kendi kendini yönetmesi" anlamına gelen demokrasi, Antik Yunan'da uygulanan, doğrudan demokrasi modelinden günümüze miras kalan bir yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ancak Antik Yunan'dan miras kalan demokrasi modeli günümüz şartlarında uygulanamaz hale gelmiş ve yapısal değişiklere uğrayarak yerini temsili demokrasiye bırakmıştır. Modern toplumların demokratik karar alma süreçlerinin kaçınılmaz yeni formu olarak ortaya çıkan temsili demokrasi modeli bu işlevini uzun yıllar korumuştur. fakat modern dönemde meydana gelen gelişmeler, daha yeni ve daha karmaşık tartışma ve çatışmalar meydana getirmiştir. Bu noktada ortaya çıkan yeni tartışma ve çatışmalara temsili demokrasinin ilke ve kurumlarının yanıt vermede yetersiz kaldığı, karar alma süreçlerinde uygulanan temsil ilkesine olan güvenin azaldığı ileri sürülmeye başlanmıştır. Bu durum literatürde "temsili demokrasi krizi" olarak ifade edilmekte ve son zamanlarda sıklıkla gündeme gelerek tartışılmaktadır. İfade edilen bu krizin çözüm noktasında ise vatandaşların karar alma süreçlerinde daha aktif katılımın sağlanması gösterilmekte ve bunun için de katılımcı demokrasinin araç ve uygulamalarından yararlanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma; teorik, nitel ve betimleyici bir çalışma olup temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu çıkmazları ve çözüm önerisi olarak öne sürülen katılımcı demokrasi modelinin incelenmesini kapsamaktadır. Bu bağlamda, ortaya çıkan krizlerin neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirilerek katılımcı demokrasi modelinin bu krizleri hafifletmeye yönelik uygulamaları ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ortaya konulan çözüm önerileri, temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu krizlere önemli çözümler üretmekle birlikte hâlâ daha gelişmeye açık yönlerinin bulunduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Erken eosen adakitik andezitler (Altınpınar, Torul) içerisindeki mafik mikrogranüler anklavların petrokimyasal karakteristikleri

    Abdulkadir Murat Güner

    Doğu Sakarya Zonu'ndaki (KD Türkiye) erken Senozoyik magmatizması, bölgenin bölgesel tektonomagmatik gelişimi hakkında önemli veriler sağlamaktadır. Bölgede, adakit veya adakit benzeri intrüzif/ekstrüzif kayaçlar Geç Paleosen'den Pliyo-Kuvaterner döneme kadar yaygın olarak gözlenmektedir. Çalışma alanında, Erken Eosen adakitik andezitler, genellikle 10 km2'den küçük mostralar halinde gözlenmektedir. Adakitik bileşimli bu andezitler bol miktarda mafik mkrogranüler anklav (MMA) içermekte olup bu çalışmada petrografik/petrokimyasal özellikleri ve ana kayaç ile olan petrolojik ilişkileri irdelenmiştir. Ana kayaca kıyasla daha bazik bileşimli MMA'lar, küreselden elipsoidala kadar değişen şekillerde ve birkaç cm ile 30 cm arasında değişen boyutlarda gözlenmektedir. MMA'lar mikrolitik yer yer porfirik dokulu olup başlıca hornblend, plajiyoklas, klinopiroksen ve opak minerallerden meydana gelmektedir. Gerek petrografik gerekse petrokimyasal özellikleri MMA'ların bazalt ve bazaltik andezit türünde olduğunu ve sub-alkalin bir magmadan türemiş olabileceğini göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, gelişimlerinde fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğunu ve piroksen, hornblend, plajiyoklas, magnetit ve apatit ayrımlaşmasının büyük ölçüde rol oynadığını göstermiştir. MMA ve ana kayaçların iz element paternleri benzer bir dağılım sergilemekte olup benzer kaynaktan türemiş olabileceklerini düşündürmektedir. NTE dağılımları ise gelişimlerinde hornblend fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını, buna karşılık plajiyoklas ayrımlaşmasının etkili olmadığını işaret etmektedir. Tektonomagmatik özellikleri MMA ve ana kayaçlarının aynı magmadan itibaren ayrımlaşarak farklılaştıklarını ve orojenik andezitlere benzerlik gösterdiğini işaret etmektedir. Petrokimyasal veriler, MMA'ların ana magmasının, kuzey Neotetis okyanusal levhasının yitimi sırasında amfibol-eklojit fasiyesi koşullarında okyanusal bazaltların kısmi erimesi ile üretildiğini göstermektedir.