Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(22)
- Kulakaç, Nurşen(13)
- Tonkaz, Duygu Erkal(9)
- Tonkaz, Mehmet(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Vural, Selvi(8)
- Yılmaz, Coşkun(7)
- Bayrakdaroglu, Serdar(6)
- Günen, Mehmet Akif(6)
- Karimullah, Suud Sarim(6)
- Türkkan, Tuğba(6)
- Şimşek, Ahmet Bahadır(6)
- Akyürek, Suat(5)
- Anaç, Halil(5)
- Avcı, İbrahim(5)
- Beder, Murat(5)
- Doğan, Melike Demir(5)
- Emirza, Elif Güzide(5)
- Gönan, Yavuz(5)
- Merddan, Kurtuluş(5)
- Tonkaz, Gokhan(5)
- Zaman, Tolga(5)
- Akar, Zeynep(4)
- Akdemir, Enes(4)
- Akçay, Serhatcan Berk(4)
- Altan, Aytaç(4)
- Anıl, Berna(4)
- Aydin, Aydanur(4)
- Bingol, Ozkan(4)
- Bozkurt, Ferhat(4)
- Ceylan, Halil Ibrahim(4)
- Dogan, Ramazan Ozgur(4)
- Doğan, Hasan(4)
- Gedikli, Eyup(4)
- Günay, Hamdi Furkan(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Kayhan, Recep Fatih(4)
- Kenek, Gökhan(4)
- Kurt, Kemal(4)
- Köse, Aslı(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Madenlerdeki atık barajlarda iş sağlığı güvenliği ve risk değerlendirmesi
Muhammed Kasım Akçay
Türkiye madencilik raporu 2020'ye göre madencilik, çağımızda devamlı gelişen ve geliştikçe de büyüyen bir sektördür. Uygarlık, yeraltı kaynaklarını oluşturan madenlerin değerlendirilmesine paralel olarak gelişmiştir. Bu sebeple ekonomik kalkınmanın temelini de Madencilik Sektörü oluşturmaktadır. Teknolojik gelişmenin gizli kahramanlarından olan madenciler geçmişte olduğu gibi bugün de toplumların ilerlemesinde lokomotif görevi görmeye devam etmektedir. Madenciler bir yandan ham madde ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışırken bir yandan da artan çevresel ve sosyal kaygıları giderici önlemler almaktadırlar. Küresel ölçekte artan iklim değişikliği kaygıları madencilik sektöründe önemli etkiler oluşturmuştur. Maden firmaları artık daha çevreci ve sorumlu üretici noktasında önemli adımlar atmaktadırlar. Ülkemizde Uluslararası Siyanür Yönetim Kodu çerçevesinde sertifika alan altın maden firmaları bu adımlara önemli bir örnek teşkil etmektedir. Her ne kadar madencilik faaliyetlerine karşı negatif yaklaşım ortamı oluşturulmaya çalışılsa da, madenciler yeni çevre normlarına hızla adapte olmakta ve çevresel önlemler konusunda oldukça öncül davranmaya gayret etmektedirler. Ülkemizde Dünyada ticareti yapılan 90 adet madenden 70 âdeti kaynak olarak bulunmaktadır. Türkiye maden çeşitliliği açısından, bulunduğu jeolojik kuşak itibariyle önemli bir konumda yer almaktadır. Ülkemiz Dünya'da 168 ülke arasında kaynak çeşitliliği bakımından 8. sıradadır.Ülkemiz açısından bu kadar önemli bir yere sahip olan madenlerin devamlılığını sağlaması açısından İş Sağlığı ve Güvenliğinin de sağlanması gerekir.Fine-Kinney yöntemi,Tehlike ve İşletebilirlik Analiz Yöntemi,Olursa Ne Olur Yöntemi,Birincil Risk Analizi Yöntemleriyle L Tipi Matris(5*5) kullanılarak yapılan risk analiz sonuçlarıyla birlikte oluşabilecek riskin en aza indirgenmesi sağlanarak madenlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından sorunsuz bir şekilde çalışmaya devam etmesi sağlanır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Parti itibarının parti sadakati oluşturmasındaki rolü: Yozgat ili örneği
Fatih Şıvgın
Geçmişten günümüze dek bakıldığında siyasi partilerin toplumlar üzerinde oldukça etkili olduğunu görürüz. Bu nedenle tarihin hemen her döneminde kitleleri yöneten ve yönlendiren siyasi partilere rastlanmaktadır. İnsanları belirlenmiş olan ortak bir ideolojinin çatısı altında toplayarak beraber hareket etmek ve hedeflerine ulaşmak için tüm siyasi partiler bir yarış içerisindedir. Bu yarışta hedef kitleyi yani seçmeni etkileyerek kendi safına çekmek için siyasi partiler çok büyük mücadeleler vermektedir. Seçmenin gözünde imaj ve itibarını en yüksek seviyeye ulaştırmak isteyen siyasi partiler, toplumun her kesimine ulaşmak ve onları etkilemek için büyük çaba gösterirler. İmaj ve itibar hedef kitlede sadakatin oluşmasında etkin rol oynamaktadır. İmaj ve itibar hedef kitlenin partiye yönelik tutum ve davranışlarının oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Partiler imaj ve itibar çalışması yaparken aynı zamanda partileri sürekliğini sağlayan ve onları her dönem destekleme meyline sahip olana sadık seçmenlerini de oluşturmuş olur. Sadık seçmenler birçok olumsuz durumda dahi partilerini destekleyebilmektedir. İtibar ve sadakat siyasi partilerin tercih edilmesinde rol oynayan önemli faktörler içeresin de yer almaktadır. Bu bağlamda bu çalışma siyasi parti itibarı ile siyasi parti sadakati arasındaki ilişkiyi inceleyerek değerlendirmeyi amaç edinmektedir. İtibar oluşturulması uzun bir süreyi kapsadığından dolayı ülkemizdeki köklü siyasi partilerden olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi örneklem olarak tercih edilmiştir. Yozgat il sınırları içerisinde yaşayan 18 yaş üzeri 600 seçmenle gerçekleştirilen bu anket çalışmasında veriler toplanarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda parti itibarı alt boyutlarının kendi aralarında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca parti itibarının tüm alt boyutları ile parti sadakati arasında da anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Elde edilen tüm bulgular, çalışmanın bulgular ve sonuç bölümlerinde detaylı olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İtibar, Sadakat, Siyasi Parti İtibarı, Siyasi Parti Sadakati.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Mecid Mecidi sinemasında doğa
Oğuzhan Olgun
Sinema, yalnızca bir eğlence aracı veya güzel sanat türü değildir. Aksine hayatı ve içindekileri anlamlandırmak için güçlü bir araçtır. Sanattan bilime, felsefeden sosyolojiye birçok alandan yararlanan, bunları içinde barındıran hem de bunlara katkı sağlayan sinema, günümüzün en dikkat çeken ve üzerinde düşünülmesi gereken başlıklarından birisi olan 'doğa' konusunu da incelemek için önemli bir kaynak olabilir. İran sinemasının dünya çapında tanınan yönetmeni Mecid Mecidi, filmlerinde doğa unsurlarına sıkça yer vermekte, doğayı sıradan bir mekan ya da tamamlayıcı unsur olarak ele almaktan ziyade, onu filmlerinin önemli bir parçası olarak kullanmaktadır. Bu çalışma, yönetmenin üç filmi-Cennetin Rengi, Serçelerin Şarkısı ve Söğüt Ağacı odağında, bunları göstergebilimsel yöntemle analiz ederek doğa konusunu keşfetmeyi amaçlamıştır. Genel yaklaşımın tersine, çeşitli doğa unsurları aracılığıyla filmleri anlamak yerine, filmlerden yola çıkıp doğayı düşünsel bir keşfe çıkmak hedeflenmiştir. Bu anlamda Mecidi sinemasında öne çıkan doğa ögeleri analiz edilmiş ve doğa kavramı üzerine çıkarımlara varılmıştır. Bu sayede, günümüz dünyasının önemli ve güncel olgularından biri olan doğa, doğa-insan ilişkileri, çevre ve insan gibi konularda, eşsiz bir kaynak olan sinema sayesinde, önemli okumalar mümkün olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Nazan Bekiroğlu'nun romanlarında yol ve yolculuk
Cemre Kaplan
Yol ve yolculuk, ilk anlatılardan günümüze kadar sözlü ve yazılı edebiyat geleneğinde yerini koruyan ve edebiyatımızda, bireyin hem maddesel hem de tinsel düzlemde yaşadığı değişim, dönüşüm ve olgunlaşma süreçlerini anlatmak için başvurulan başlıca temalardan biri olmuştur. Kuşkusuz kişinin ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik sebeplerden ötürü gerçekleştirdiği yahut gerçekleştirmek zorunda kaldığı somut/soyut yolculuklar, özellikle roman türünde yansıma bulmuş ve yazarlar tarafından fiili ve hissî olmak üzere her iki yönüyle de ele alınmıştır. Günümüz Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Nazan Bekiroğlu'nun romanları ise roman kurgusuna dâhil edilen kişilerin fiziksel boyutta yaptıkları yolculuklarının yanı sıra iç âlemde yaşanan yolculukları da yansıtması bakımından yol/culuk izleğinin fiziksel ve içsel yönüne kaynaklık etmiştir. Bu çalışmada, Nazan Bekiroğlu'nun romanlarında fiziksel ve içsel planda gerçekleşen yolculukların roman kahramanlarına ve roman kurgusuna katkıları üzerinde durulmuş; yol/culuğun ortaya çıkış sebepleri, romanlarda hangi şekillerde vuku bulduğu ve roman kahramanları için nasıl sonuçlar doğurduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Doküman analizi yönteminin kullanıldığı çalışmanın birinci bölümünde, yol ve yolculuk kavramlarının tanımları yapılmış ve söz konusu kavramların edebiyat dünyasındaki yansımaları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde; Nazan Bekiroğlu'nun hayatı, edebî kişiliği ve eserleri üzerinde durulmuş, yazarın romanlarının özetleri verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise ilgili eserler; yol ve yolculuk bağlamında çeşitli başlıklar altında incelenmeye tabi tutulmuş, incelenen eserlerde yol/culuk temasının fiziksel ve simgesel düzlemde kurguya aksettiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Nazan Bekiroğlu, Roman, Yol, Yolculuk, Yol ve yolculuk.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Karabuğday unu, patates unu ve nohut unu kullanılarak üretilen glutensiz siron örneklerinin fizikokimyasal, biyoaktif ve duyusal özellikleri ile optimizasyonunun belirlenmesi
Şeyma Okur
Geleneksel bir makarna çeşidi olan siron, genellikle sıcak tuzlu yoğurt (süzme) ile yumuşatılıp üzerine kızartılmış tereyağı dökülerek servis edilen bir makarna yemeğidir. Bu çalışmada ülkemizin ve dünyanın muhtelif bölgelerinde çeşitli tariflerle tüketilen siron yemeğinin çölyak hastalarının da tüketebileceği şekilde glütensiz olarak üretimi ve besin değerinin artırılması amaçlanmıştır. Simplex lattice karışım deneme tasarımı kullanılarak karabuğday (KB17), nohut (NU18) ve patates unu (PU19) ile 3 faktörlü siron üretim dizaynına göre formüle edilen siron örneklerinde glüten ikamesi olarak Plantago ovata (karnıyarık otu) bitkisinin tohum tozu kullanılmıştır. Siron örneklerinin protein, yağ, karbonhidrat, kül, mineral madde, tuz, rutubet ve kurumadde, pH ve asitlik, su aktivitesi, renk, antioksidan ve bileşen ayrıca duyusal analizleri de gerçekleştirilerek yüzey yanıt yöntemi ile optimizasyon çalışması yapılmıştır. Siron ve hammadde örneklerinin protein değerleri en yüksek (%24.06) NU18'de en düşük (%8.12) KB17'de bulunmuştur. Yağ değerleri %0.23-5.35 arasında, karbonhidrat değerleri %61.33-80.25 arasında değişmiştir. Kül değerleri %0.89-5.74 arasında değişmekle birlikte PU19 ve/veya NU18 ilavesinin artışa sebep olduğu görülmüştür. Parlaklık (L*) değerinin 68.97-89.77 arasında değiştiği, en yüksek değeri KB17 örneğinin aldığı bulunmuştur. Siron örnekleri arasında rutubet değeri %5.55-7.61 arasında değişmekte olup, tüm antioksidan-biyoaktif bileşen analiz yöntemleri sonuçlarında S16 nolu kontrol örneği (%100 buğday unu) en düşük değerleri almıştır. Glütensiz siron formülasyonu için yüzey yanıt optimizasyonu 4 adet öneri yapmıştır. Birinci kabuledilebilir öneri KB17 %48.39, PU19 %9.48 ve NU18 %42.13 şeklinde olup, bundan sonraki glütensiz siron çalışmalarında geliştirilerek kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Arazi ve arsa düzenlemesi uygulamalarında inşaat alanı dağıtımı ile imar hakkı aktarımı kullanımı
Demet Tokuş
Yerel yönetimler tarafından planlı şehircilik anlayışı kapsamında yapılan en önemli ve yaygın uygulama Arazi ve Arsa Düzenlemesi (AAD)'dir. Yapılaşmaya uygun olmayan parseller, sahiplerinin onayına bakılmaksızın 3194 sayılı İmar Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre parselasyon planları yapılarak uygun imar parsellerine dönüşmektedir. Parselasyon uygulamalarında Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) olarak maksimum %45 kesinti yapılarak, bu kesinti miktarının her parselde eşit miktarda değer artışına karşılık geldiği kabul edilmektedir. Ancak uygulama sonrası her parselin değer değişimi aynı olmamaktadır. Uygulama imar planlarında, düzenleme bölgesinde çeşitli yapılaşmalar oluşarak emsal farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Oluşan emsal farklılıkları nedeniyle hak sahipleri arasında anlaşmazlıklar çıkarak yerel yönetimlere olan güven zedelenmektedir. Uzmanlar tarafından adil olmayan değer değişimi için, değer bazlı dağıtım modeli önerilmektedir. Ancak değer dağıtımının gerek yasal altyapısının olmaması, gerekse hangi değerleme yönteminin kullanılacağına ilişkin sorunlar nedeniyle ülkemizde uygulanması oldukça güçtür. Bu tez çalışması kapsamında değer dağıtımının önemli bir bileşeni olan inşaat alan dağıtım modeli önerilmiştir. Erzurum ili, Pasinler ilçesi, Kurtuluş Mahallesi ile Giresun ili, Bulancak ilçesi, Güzelyalı Mahallesinde tescillenmiş parselasyon uygulamaları örnek uygulama olarak alınmıştır. Parsellerin değer değişimleri gösterilerek inşaat alan dağıtım modeli uygulanmış, inşaat alan eşitliği sağlanmıştır. İnşaat alan farklarının ise ülkemiz için henüz yeni bir kavram olan İmar Hakkı Aktarımı (İHA) Sertifikası olarak menkul kıymete dönüştürülmesi önerilerek yerel yönetimler üzerindeki mali külfetin hafifletilmesi sağlanmıştır. Yeni yöntemin kurum ve yatırımcılar açısından nasıl karşılanacağını belirlemek için anket çalışması düzenlenmiş, sonuçlar grafik olarak değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Evlat edinme olgusuna toplumsal bakış: Erzincan örneği
Sinem Şirin
Bu çalışmada bireylerin demografik özelliklerinin ve dini yönelimlerinin, evlat edinme hizmetine karşı bakış açılarını ne ölçüde etkilediği incelenmiştir. Ülkemizdeki istatistikî verilere bakıldığında evlat edinme hizmetinin istenilen düzeyde olmadığı, kurum bakımında kalan birçok çocuğun olduğu görülmektedir. Buna yönelik olarak araştırmanın temel problemi "Ülkemizde evlat edinme hizmetinin istenilen düzeye ulaşamamasının altında yatan nedenler nedir?" şeklindedir. Araştırmanın temel varsayımı "Bireylerin dini yönelimlerinin evlat edinmeye yönelik tutumları üzerinde yordayıcı etkisi vardır" yargısıdır. "Bireylerin evlat edinme tutumları cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu ve gelir düzeyi etkenlerine göre farklılaşmakta mıdır?" soruları ise araştırmanın temel sorularıdır. Evlat edinme ile ilgili alanyazın incelendiğinde konunun daha çok hukuksal boyutunun işlendiği, evlat edinmeye yönelik toplumsal tutuma dair sınırlı çalışmanın mevcut olduğu, dini yönelim ve demografik verilerin evlat edinme tutumuna etkisini inceleyen herhangi bir çalışmanın mevcut olmadığı görülmüştür. Bu çalışmaya benzer herhangi bir çalışma bulunmadığından alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada çalışma grubunu Erzincan ilinde ikamet eden 30 yaş ve üzeri 500 (kadın= 262, erkek= 238) bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, dini yönelim ölçeği ve evlat edinmeye yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon ve regresyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ScheffePost-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaş, gelir düzeyi ve dini yönelim ile evlat edinme tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunurken cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu etkenleri ile evlat edinme tutumu arasında anlamı bir ilişki bulunmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türkiye'deki illerin hastane öncesi acil sağlık hizmetleri sunum kapasitesinin değerlendirilmesi
Zeynep Yıldız
Her sağlık sisteminde hastane öncesi acil sağlık hizmetleri en kritik aşamalardan biridir. Vakaya ilk müdahalenin gerçekleştirildiği bu aşamada yeterli kapasiteye sahip olunması hizmet kalitesini doğrudan etkilemektedir. Acil sağlık hizmeti sunumunda aktif rol oynayan acil yardım istasyonu sayısı, acil yardım ambulans sayısı, hastane sayısı, hastane doluluk oranı gibi metriklerdeki il bazlı farklılıklar sunulan hizmetin kalitesinde de değişkenliğe neden olmaktadır. Ülke genelinde sağlık hizmetlerine eşit erişimin sağlanabilmesi için illerin acil sağlık hizmetleri sunum kapasitelerinin incelenmesi önem arz etmektedir. İnceleme neticesinde politika yapıcılara eksikliklerin giderilmesi için yönetsel bilgiler sunabilmek mümkündür. Bu çalışma Sağlık Bakanlığının sağlık istatistik yıllarında yayınladığı il bazlı veriler kullanılarak illerin acil sağlık hizmetleri sunum kapasiteleri göreceli olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sele karşı kentsel dirençliliğin güvenlik algısı üzerindeki etkisi
Ayşegül Demir
İnsanların, çevrenin, altyapının ve toplumun sele karşı güçlendirilmesi kentleri afetlere karşı daha dirençli hale getirecektir. Bu sayede insanlar daha güvenli ve sürdürebilir bir yaşam alanına sahip olacaklardır. Bu çalışmanın amacı sele karşı kentsel dirençliliğin güvenlik algısı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırma kapsamında öncelikle sele karşı kentsel dirençlilik ölçeği geliştirilmiştir. Veriler 5'li Likert yapıda Trabzon İli merkez ilçesi Ortahisar'da yaşayan 18 yaş ve üzeri araştırmaya gönüllü olarak katılan 542 kişiden anket yoluyla toplanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için açıklayıcı faktör analizi yapılmıştır ve ortaya çıkan bireysel, altyapı, kurumsal ve çevresel olmak üzere dört faktör ve sosyodemografik değişkenler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. İnsanların kendilerini hem evlerinde hem de sokakta sele karşı güvende hissetmeleri bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisi sıralı lojistik regresyon yöntemiyle SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, selde kentsel dirençliliğin insanların kendilerini evde ve sokakta güvende hissetmelerini artırdığı tespit edilmiştir. Geliştirilen ölçek, deniz veya okyanusa kıyısı olan tüm şehirlerde sel afetleri için uygulanabilir olacaktır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar afet risk yönetimi alanında çalışan bilim insanlarına ve afet yöneticilerine sel ve dirençlilik konusunda stratejilerin geliştirilmesi için fikir verecektir. Anahtar Kelimeler: Kentsel dirençlilik, Altyapı, Çevre, Faktör analizi, Sel
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Hastane afet yönetimi performansını etkileyen faktörler
Burak Kaya
Hastaneler yıkıcı afetlerden sonra en fazla ihtiyaç duyulan kurumlardandır. Bu nedenle hastanelerin afet yönetimi kapasitelerinin arttırılması afet sonrası müdahale ve iyileşme döneminde sunulan hizmetin kalitesini ve verimini artıracaktır. Bu çalışmanın amacı, Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesinin afet yönetimi performansını etkileyen faktörleri hastane personelinin düşüncelerine göre araştırmaktır. Araştırmada veriler Temmuz ve Ağustos 2023 tarihlerinde 797 sağlık personelinden anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada bağımlı değişken olarak hastanenin afet yönetimi performansı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak demografik özellikler, personelin çalışma şartları, afet eğitimi alma durumu, hastane afet planı farkındalığı ve hastane afet planı görevi kullanılmıştır. Ayrıca, hastanedeki eşyaların afet risklerine karşı düzeni, personel öz yeterliliği, personel koordinasyonu, kurumlararası koordinasyon ve afet hazırlığı da bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Hastane afet yönetimi performansı ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğü sıralı lojistik regresyon ile ortaya çıkarılmıştır. Sonuç olarak, hastane afet yönetimi performansı iyi düzeydedir. Yeterli afet eğitimi alan ve hastane afet planı hakkında daha fazla bilgisi olan personeller hastane afet yönetimi performansının daha yüksek olduğunu düşünmektedirler. Hastane personeline göre afet hazırlığı ve kurumlararası koordinasyon hastane afet yönetimi performansını en fazla artıran faktörlerdir. Bu çalışmanın hastane afet planı ve yönetimi alanında çalışan bilim insanlarına, karar alıcılara ve uygulayıcılara fikir vermesi beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Afet hazırlığı, Afet yönetimi, Kurumlararası koordinasyon, Personel koordinasyonu
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sağlık çalışanlarının algıladıkları yönetici desteği ile psikolojik sahiplenme arasındaki ilişkide örgütsel öğrenmenin aracı rolü
Zeynep Polat
Bu çalışmanın amacı algılanan yönetici desteği ile psikolojik sahiplenme arasındaki ilişkide örgütsel öğrenmenin aracı rolünü açıklamaktır. Çalışma yönteminde 7 sorudan oluşan algılanan yönetici desteği, 7 sorudan oluşan psikolojik sahiplenme ve 17 sorudan oluşan örgütsel öğrenme ile ilişkili 5'li likert tip anket soruları Erzincan ilinde çalışan 386 gönüllü katılım sağlayan sağlık çalışanlarına uygulandı. Elde edilen veri sonuçlarına ait ortalama±standart sapma değerleri ve gruplar arasındaki karşılaştırmalar SPSS istatistik programı kullanılarak hesaplandı. Çalışanların algıladıkları yönetici desteği, psikolojik sahiplenme ve örgütsel öğrenme düzeyleri ve ilişkilerinin olup olmadığı gruplar arasında karşılaştırıldı. Algılanan yönetici desteği, psikolojik sahiplenme arasındaki ve örgütsel öğrenme ölçeklerinin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları sırasıyla: 0,81, 0,77 ve 0,94 tespit edilmiştir. Çalışmada yer alan örneklemin algılanan yönetici desteği (3,45±1,17), psikolojik sahiplenme (3,39±1,18) ve örgütsel öğrenme (3,56±1,12) düzeyleri belirlenmiştir. Diğer yandan, çalışanların algılanan yönetici desteği ortalamaları ile sosyo-demografik özellikler (cinsiyet, medeni durum, çalışma süresi, yaş ve eğitim düzeyler) arası herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p>0.05). Cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeylerine göre psikolojik sahiplenme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir (p>0,05). Çalışanların çalışma sürelerine ve yaş değişkenine göre psikolojik sahiplenme düzeyleri arasında istatistiksel düzeyde anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Örgütsel öğrenme düzeyleri ile cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeylerine ve çalışma sürelerine göre bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Farklı yaş grupları ile örgütsel öğrenme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının algıladıkları yönetici desteği, psikolojik sahiplenme ve örgütsel öğrenme arasındaki ilişkileri anlamamıza yardımcı olabilir ve bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına katkıda bulunabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Orman köylerine yapılan desteklerin sosyal hayat üzerindeki etkilerinin araştırılması Gümüşhane ili örneği
Mevla Kubay
Ormancılık çalışmaları orman köylüleri ile birlikte yapılmaktadır. Orman köylülerinin sosyo-kültürel ve ekonomik durumları ormanlar üzerinde oldukça fazla etkiye sahip olmaktadır. Bu etkilerin olumlu yönde dönüştürülmesi için orman köylülerinin kalkınmalarını sağlamak amacıyla kamu kurumları tarafından farklı çalışmalar yapılmaktadır. Tez çalışmasında orman köylülerine sağlanan imkânların ormanlar üzerindeki etkilerin belirlenmesi için gerçekleştirilmiştir. Orman köylerinde ekonomik faydaların sağlanması sosyal baskıları azaltarak ekosistem sürekliliğine katkı sağlamaktır. Ana hipotez, ORKÖY'ün (Orman Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü) 2012 ila 2022 yılları arasında gerçekleştirilen sosyo–ekonomik nitelikli projelerin Gümüşhane'deki orman köylülerinin yaşamları üzerindeki etkilerini araştırılmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 16 orman köyünde 121 adet orman köy hanesindeki bireyler ile yüz yüze görüşme yoluyla anketler yapılmıştır. Anketlerdeki veriler sayısal ortama aktarılmış ve istatistiki analizler SPSS 28.0 istatistik yazılımıyla yapılmıştır. Verilerin; frekans ve yüzde dağılımları belirlenmiş ve anket soruları arasındaki ilişkiler ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların ORKÖY desteklerinden sırasıyla süt sığırcılığı, besi sığırcılığı, güneş enerjisi ile su ısıtma sistemi, süt koyunculuğu ve mikro kredi desteği aldıkları belirlenmiştir. Orman köylülerinin ORKÖY kredilerinin faydalı olduğunu ifade etmelerine rağmen, kredi miktarlarını düşük bulduklarını söylemişlerdir. Sonuçların orman köylüsü üzerindeki olumlu sonuçlarının ilgili kurumlara faydalı izlenimler vereceği kaçınılmazdır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomi, Orman Köylüsü, Güneş Enerjisi, Kalkınma.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Mülk Sûresi bağlamında nahiv sarf ve belağatın işlenişi
Mursal Saadat
Bu araştırma, Mülk Sûresi'ni morfolojik, gramer ve retorik açıdan ele almaktadır. Morfolojik çalışmadan kastedilen, yapısız kelimelerin incelenmesidir, gramer çalışmasından kastedilen, yapı halindeki kelimelerin incelenmesidir. Retorik çalışma ile kastedilen, bir ifadenin belağat gücünü bozan kusurlardan ne ölçüde arınmış olduğudur. Bu çalışma biçimbilimsel, gramersel ve retoriksel bir çalışma olup, konunun doğası bakımdan, benimsenen yaklaşımın betimsel bir yaklaşım olmasını gerektirmektedir. Araştırmanın doğası gereği tümevarım, derleme, betimleme ve analize dayalı olması nedeniyle birinci, ikinci ve üçüncü bölümler betimsel ve analitik yaklaşıma göre yürütülmüştür. Araştırmayı, metodolojik bir giriş ve ardından sonuç bölümünde genel bir çerçeve sunan üç bölüme ayırdım. Giriş bölümünde, araştırmanın amaçları, önemi ve içerdiği diğer konular hakkında kısa bir sunum yaptım. Araştırmanın birinci bölümünde Mülk Sûresi morfolojik açıdan ele alınmış, ikinci bölümde dilbilgisel açıdan Mülk Sûresi ele alınmış, üçüncü bölümde ise söz konusu Sûre retorik açıdan ele alınmıştır. Her bölümün kısımlara sahip olduğunu ve her konunun onu takip eden yönlendirmeleri olduğunu belirtmekte fayda var. Son olarak bu bölümleri, çalışma ve inceleme sonrasında ulaştığım en önemli verileri sonuç bölümüyle destekledim ve daha sonra araştırmamda yararlandığım kaynak ve referansların bir listesine yer verdim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Francis Bacon'ın tümevarım anlayışı
Gülan Sarılı
Novum Organum, Denemeler ve Yeni Atlantis adlı kitaplarının Türkçeye çevrilmesiyle yaşadığımız coğrafyada sadece felsefe alanıyla ilgilenenler arasında değil, genel okuyucu kitlesi tarafından da bilinir olan Francis Bacon, felsefi ve bilimsel düşüncenin gelişmesine katkı yapan çığır açıcı düşünürlerden biridir. Onun başarısı, yerleşik kabullere tepki olarak yeni bir bilimsel yöntem kavrayışı sunmasından kaynaklanır. Bu bağlamda Bacon, tümdengelime dayalı mantığın felsefi ve bilimsel sorunların üstesinden gelemediği/gelemeyeceği iddiasıyla ilerlemeyi sağlayacak olan tek çözüm yolunun tümevarım olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum, bilimsel yöntem meselesinin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu göstermiştir. Buna bağlı olarak tez çalışmasında, Bacon'ın Novum Organum adlı eseri merkeze alınarak onun tümevarım anlayışı incelemeye tabi tutulacaktır. Bunun için de düşünürün kendi dönemine kadar etkin olan Aristotelesçi yaklaşım tarzına yönelik eleştirileri, "Bilgi güçtür." şiarıyla özetlenebilecek olan bilim anlayışı ve idol kavramlaştırması irdelenecektir. Böylece bilimsel ilerlemenin olanaklı hale gelmesine etkide bulunan sağlam ve güvenilir bir bilimsel yöntemin tesisinin nasıl olduğu, bilim tarihinin dikkat çekici bir kesitinin değerlendirilmesi suretiyle ele alınacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Platon'da Daimōn ve Daımonıon ile irtibatı içerisinde epistēmē
Seda Yalçın
"Daimōn," Platon öncesi "epos" ve "thegonia" merkezli Grek tahayyülünde "theos" ve "anthrōpos" arasında yer alan "theios" vasfına sahip bir işaret edilen olarak karşımıza çıkar. Bu tahayyülün, Herakleitos'da "ēthos"a temas ve Parmenides'de ise "alētheia" yolculuğunu nakletme çerçevesinde, işaret edilenin "theios" vasfını muhafaza ederek sürdürüldüğü görülür. Platon fikriyatında Sokrates'e atıfla ve "daimōn"un "daimonion" dilsel türeviyle karşılaştığımız işaret edilen, Apologia metninde Sokrates'in "theoi"ya bağlı olup olmadığını belirginleştirme hattında, yoğun bir irdeleme ağının merkezinde yer alır. Tartışma, Symposion metninde ise "daimōn" zemininde, "philosophia" sürecinin "eros"a dönük cihetini tasvir etmek için sürdürülür. Metinleri dikkatli bir biçimde tetkik edildiğinde, Platon'un birbirine anlam ve işlev bakımından son derece yakın düşen iki katmanlı bu örüntüyü, "theios" vasfını reddetmeden, aynı zamanda Sophistes metninde, kuvvetli bir "eleştiri (krinein)" mekanizması olarak kullandığı saptanmaktadır. Tezimizin amacı, bahsedilen örüntü çerçevesinde Platon metinlerini çözümlemek için yeni bir yaklaşım geliştirmektir. Bu hususu adlandırmak için "epistemik duruş" deyişini kullandık. Bahsedilen yaklaşım, birbirine bağlı üç ana sav çerçevesinde ileri sürülüp gerekçelendirilmeye çalışıldı. İlk olarak, "daimōn" ve "daimonion" örüntüsü, Platon metinleri içerisinde ve bu metinlerin kayıt ve sınırlarını aşmadan, "muthos" yazımı ekseninde değil, "epistēmē" zeminde anlaşılabilir. İkinci olarak, bu anlama, "epistēmē"yi mümkün kılan faaliyete, "sınır mefhum" deyişi ile açılan bir irtibatı kullanmak suretiyle gerçekleştirilebilir. Böyle bir irtibat, muhakeme (dionaia) üzerinden değil muhakemenin sınırlarını tanıma yönünden "logos"a doğru yönelen "mesafe"li bir "duruş" ile mümkündür. Son olarak, "logos"a doğru kat edilen mesafe düzleminde "daimōn" ve "daimonion" örüntüsünü kullanmanın temel amacı, Platon düşüncesi itibariyle, "politik yapı"nın (politeia) sadece tesisine değil aynı zamanda sınanmasına götürecek bir imkân tesis etmektir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Karadut (Morus nigra L.) meyve ve yaprak ekstraktları kullanılarak sentezlenen metal nanopartiküllerin fizikokimyasal ve biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi
Osman Akmeşe
Nanoteknoloji de yaşanan gelişmelerle birlikte nanobilimde devrim yaşanmıştır. Bununla eş zamanlı olarak nanopartikül (NP) sentezine yönelik ilgi de artmaktadır. Özellikle sürdürülebilir, çevre dostu sentez yaklaşımları önem kazanmıştır. Bitki polifenollerinin, NP sentezinde indirgeyici özellik göstermekte ve kapaklama ajanı olarak görev almaktadırlar. Sahip oldukları bu kabiliyetlerden dolayı bitkilerin tamamından veya kısımlarından elde edilen ekstraklar çevre dostu ve iyi tanımlanmış nanopartikül sentezi için yoğun bir şekilde kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada, yüksek skonder metabolit içeriğine sahip olan ve nanoteknolojik çalışmalarda yeterince irdelenmeyen Morus nigra L. kullanıldı. Bitkinin meyvelerinden ve yapraklarından elde edilen ekstraktlar kullanılarak Ag, Cu, Fe ve Zn tuzlarından NP'ler sentezlendi. Yapılan fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), X-ışını kırınımı (XRD) ve transmisyon elektron mikroskobu (TEM) analizleri ile iyi kapaklanmış ve kararlı NP sentezi doğrulandı ve NP'ler karakterize edildi. Sentezlenen NP'lerin, antioksidan ve metilen mavisi absorbsiyon kapasiteleri ile biyoaktif etkinlikleri belirlendi. Antmikrobiyal etkinliğin belirlenmesi kapsamında NP'ler ile seçili antibiyotik kombinasyonları test mikroorganizmalarına karşı sinerjistik etki gösterdiler. HeLa ve HCT116 hücre hatları kullanılarak yapılan antikanser çalışmalarının sonuçları, AgNP'lerin sisplatinden daha düşük IC50 değerlerine sahip olduklarını ortaya koydu.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Covid- 19 salgınında sosyal medya kullanıma bağlı hikikomori riskinin incelenmesi
Aylin Kin
Bu çalışmanın amacı, bireyin her türlü temastan uzak kalarak en az 6 ay ve daha uzun süreli çekilme semptomu olarak tanımlanan Hikikomori kavramının Covıd-19 salgın sürecinde gerçekleştirilen zorunlu izolasyon uygulaması ve artan sosyal medya kullanımı ile olan ilişkisini incelemektedir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden anket ve nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak karma bir yöntem benimsenmiştir. Nicel veri toplama yöntemi ile çalışmada, 1201 öğrenciden veri toplanmış ve elde edilen veriler normallik testi, faktör analizi, t testi, korelasyon analizi, geçerlilik ve güvenirlilik analizi, regresyon analizi gibi istatiksel terimlerle analiz edilmiştir. Nitel veri toplama yöntemi ile çalışmada 4 pskikolog, 4 sosyal medya uzmanı, 4 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 12 uzman ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, yaş, Covıd-19 izolasyon durumu, Covıd-19' dan etkilenen biriyle temas nedeniyle izole olma ve Covıd-19 nedeniyle iş kaybı gibi faktörlerin Hikikomori semptomu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyinin ise Hikikomori ile olumsuz bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. İzolasyon ve sosyal medya kullanımın Hikikomori riskini arttırdığı ve sosyal medya bağımlılığı ile anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, pandemi sürecindeki sosyal ve psikolojik etkilerin anlaşılmasına ve uygun müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.Salgın dönemimde izolasyonun artması ve sosyal medya kullanımındaki artış, Hikikomori riskini artırabilecek faktörler arasında yer almaktadır. Bu nedenle, pandemi sürecinde bireylerin psikolojik sağlığını korumak için uygun müdahaleler geliştirilmelidir. Ayrıca, sosyal medya kullanımının dengeli bir şekilde yönetilmesi ve izolasyonun etkilerinin azaltılması için destek mekanizmaları ve sosyal izolasyon etkilerini azaltacak çözümlerin geliştirilmesi gerekmektedir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gümüşhane deleme peynirinin bazı kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Şule Özdoğan
Deleme peyniri, Gümüşhane'de uzun yıllardır üretimi yapılan, maya katılmadan üretilen, kendine özgü aroması olan coğrafi tescilli geleneksel bir peynirdir. Bu araştırmada, Gümüşhane ilinde geleneksel yöntemlerle üretilen ve açık pazarlarda satılan 15 adet Deleme peynirinin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri incelenmiştir. Deleme peyniri üretiminde standart hammadde ve üretim tekniği kullanılmadığından peynir örneklerinin kimyasal değerleri geniş bir aralıkta değişmiştir. Peynir örneklerinin ortalama kimyasal değerleri; kurumadde %45.21±0.33, tuz %2.35±0.09, kurumaddede tuz %5.22±0.20, kül %5.26±0.114, yağ %8.13±0.30, kurumadde yağ %17.99±0.66, protein %28.39±0.40, pH 5.64±0.04; renk değerleri ise L* 78.06±0.33, a* -4.77±0.07, b* 20.65±0.51 olarak bulunmuştur. Peynirlerin tümü Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği'ne (TGK 2015/6) göre 'Az yağlı' peynir grubuna girmektedir. Ayrıca peynir örneklerinin tamamında nem ve tuz oranı tebliğde belirtilen değerlerden yüksek bulunmuştur. İncelenen peynirlerin mikrobiyolojik değerleri ise; toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı 6.78±0.73 log kob/g; M17 agarda mezofilik ve termofilik laktik asit bakteri sayısı sırasıyla 6.89±0.79, 6.65±0.14; MRS agarda mezofilik ve termofilik laktik asit sayısı sırasıyla 6.70±0.12, 6.25±0.15; Staphylococcus aureus bakteri sayısı 4.80±0.14; Enterobacteriacea bakteri sayısı 2.20±0.19; koliform bakteri sayısı 2.20±0.20; maya-küf sayısı 5.14±0.25 log kob/g olarak saptanmıştır. Sonuçlar deleme peyniri üretiminin hijyenik şartlarda üretiminin yapılmadığını göstermiştir. Kültürel zenginliğimizin bir parçası olan deleme peynirinin bilinen ve tüketilen peynir çeşitlerinden olabilmesi için hijyenik koşullarda standart bir üretim tekniği geliştirilmesi, daha sık denetim ve bilimsel çalışma yapılması gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Karasal ve yüzer güneş enerji santrallerinin karşılaştırmalı termoekonomik analizi
Abdurrahman Saka
Fosil yakıtların çevreye verdiği zararlar nedeniyle enerjiye duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmektedir. Güneş enerjisinin yıllık güneşlenme oranına bakıldığında Türkiye'deki potansiyeli oldukça yüksektir. Bu potansiyel dikkate alınarak sistemlerin ilk kurulum maliyetlerinin belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının yapılması, yatırımın planlanması açısından önem arz etmektedir. Karasal güneş enerji santrallerinin kurulumlarında arazinin büyük bir bölümünün kullanılması dezavantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Değerli arazi ve su kaynaklarını korumak adına yüzer güneş enerji santrallerinin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda Van bölgesinde olan karasal güneş enerji santrali ve yüzer güneş enerji santralleri için PVsyst programı kullanılarak enerji üretim değerlerinin karşılaştırılması ve ekonomik olarak analizi yapılmıştır ve yüzer güneş enerji santrallerinin karasal güneş enerji santrallerine göre %10 daha fazla enerji üretimi yaptığı görülmüştür. Ekonomik incelemeden elde edilen veriler ışığında, yüzer sistem için ilk yatırım maliyetinin, arazi tipi sisteme göre %7 daha fazla, yatırımın geri dönüş süresinin ise daha kısa sürede olduğı ortaya çıkmıştır. Bu tez kapsamında, güneş enerji santrallerinin verimli bir şekilde çoğalması, yenilebilir enerji alanında bilgi birikimine katkıda bulunmayı, enerji sektörünün gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakma hedefi ve yatırımcıların hangi santrali kurmaları konusunda doğru bir karar vermeleri için kaynak niteliği taşıması amaçlanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kötülük problemi ve Alvin Plantinga'nın özgür irade savunması
Salih Erdem
Kötülük problemi felsefe tarihinin en tartışmalı konularından biridir. Bu problemin temelinde mutlak anlamda güçlü ve mutlak anlamda iyilik sahibi bir Tanrı'nın varlığı ile dünyadaki kötülüklerin bir arada açıklanıp açıklanamayacağı sorusu yer alır. Ateistlere göre dünyada bir çok kötülük vardır ve bunların varlığı herşeye gücü yeten bir Tanrı anlayışıyla çelişmektedir. Bu sebeple onlar son kertede Tanrı'nın varlığının reddedilmesi gerektiğini iddia ederler. Teistler bu probleme çözüm önerisi olarak birçok teodise ve savunma geliştirmişlerdir. Çözüm önerileri arasında en çok ilgi gören Alvin Plantinga tarafından sistemleştirilen özgür irade savunmasıdır. Özgür irade savunmasına göre dünyadaki kötülükler insanların özgür iradeleriyle gerçekleştirdikleri eylemlerin sonucunda meydana gelir. Dolayısıyla dünyada kötülüklerin olması Tanrı'nın varlığını reddetmeyi gerektirmez. Bu tezin amacı Alvin Plantinga tarafından öne sürülen özgür irade savunmasının detaylı bir şekilde ele alınması ve değerlendirilmesidir. Çalışmamızın ikinci ve üçüncü bölümünde kötülük kavramı üzerinde durulmuş ve kötülük çeşitleri incelenmiştir. Bununla birlikte kötülük probleminin ne olduğu ve farklı dönemlerde yaşayan filozoflarca nasıl anlaşıldığı üzerinde de durulmuştur. Çalışmamızın dördüncü bölümünde ise özgür irade kavramı ele alınmış ve bilinç kavramından hareketle özgür iradeye sahip failler olup olmadığımız konusu tartışmaya açılmıştır. Çalışmamızın beşinci ve son bölümünde Alvin Plantinga'nın özgür irade savunması detaylı bir şekilde işlenmiştir. Bu bölümde ayrıca Plantinga'ya yöneltilen bazı eleştirilere de yer verilmiştir. Sonuç olarak ise özgür irade savunmasının kötülük problemini çözmeye yönelik makul bir çözüm önerisi olup olmadığı değerlendirilmiştir.

















