Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yiyecek içecek hizmetlerinde yönetici ve çalışanların covid-19 pandemisinin etkileri ve kriz yönetimi uygulamalarına ilişkin algıları: Erzurum örneği

    Gökhan Sezai Yılmaz

    Tarihsel süreç içerisinde, kitlesel ölümlere neden olan salgın hastalıklar, diğer hastalıklardan farklı değerlendirilmiştir. Son yüz yılda belirli bölgelerde etkisini gösteren koronavirüs kaynaklı salgınlar tedirginlik oluştursa da kalıcı olmamıştır. Fakat 2020 yılının başında salgın olarak başlayan Covid-19, daha sonra pandemiye dönüşmüş ve dünyanın birçok yerinde farklı alanlarda olumsuzluklar yaşanmasına neden olmuştur. Bu beklenmedik olay karşısında oluşan krizin tüm dünyada sarsıcı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Kriz döneminde toplumu oluşturan birçok kurum ve kuruluş bu durumdan olumlu ve olumsuz etkilenmiştir. Bu kurumlar arasında kuşkusuz yiyecek-içecek işletmeleri de yer almaktadır. Dolasıyla bu araştırmada Covid-19 pandemisinin yiyecek içecek işletmeleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini araştırmak ve yiyecek içecek işletmelerinin pandemi sürecinde izledikleri kriz yönetim uygulamalarını ve bu çerçevedeki tutumların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Erzurum ilindeki yiyecek içecek işletmelerinin sahipleri, yöneticileri ve diğer (aşçıbaşı, şef garson vb.) çalışanlarından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Çalışma kapsamında geçerli 217 anket toplanmış ve veriler SPSS analiz programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Erzurum ilinde faaliyette bulunan yiyecek içecek işletmelerinde Covid-19 nedeniyle hijyen sanitasyon giderlerinin artması gibi olumsuz durumlar yaşansa da kriz döneminde fırsatlardan hareketle Covid-19 sürecinde inovatif uygulamalara geçildiği belirlenmiştir. Bunun yanında işletmeler olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için devlet desteğine ait uygulamalara daha fazla ihtiyaç duyduğu ve krizi yönetmek için reaktif yönetime başvurdukları tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Demokrat Parti Döneminde Bayburt (1950-1960)

    Bahtiyar Keleş

    Celal Bayar,Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti 21 Temmuz 1946 seçimlerine katılmasıyla beraber, Türkiye'de ilk kez çok partili hayata geçilmiştir. 1950 genel seçimlerini ezici bir oy farkı ile kazanan Demokrat Parti Türkiye Cumhuriyeti tarihinde on yıl (1950-1960) sürecek olan yeni bir dönemin mimarı olmuştur. Türkiye'nin her anlamda değişip dönüştüğü bu dönemde Gümüşhane iline bağlı Bayburt ilçesinde; mevcut siyasi yapı, kurulan partiler ve bu partilerin faaliyetleri,seçimler, halkın siyasal katılımı,idari ve sosyal yapı,eğitim ve ekonomi gibi konular geniş bir bakış açısı ve bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak ortaya konulmaya çalışılacaktır. Türkiye'de Demokrat Parti Dönemi ile ilgili literatür incelendiğinde pek çok çalışma yapıldığı görülmüştür. Ancak Demokrat Parti Dönemi Bayburt incelendiğinde yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Yapılacak olan bu çalışma ile önemli bir boşluk doldurulmuş olup, daha sonra bu dönem ile ilgili yapılacak araştırmalara temel oluşturacaktır. Bu çalışma için gerekli arşiv malzemesi taranarak, tarih yazımında bilimsel araştırma, yöntem ve teknikleri kullanılarak yaklaşık bir yıllık bir zaman zarfında bitirilmesi planlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    1527 numaralı Ruûs Defteri (1062-1065/1652-1655) tahlil ve metin

    Esra Kolip

    Bu çalışmanın konusunu 1527 Numaralı Ruûs defteri (1062-1065/1652-1655)'nin metin, tahlil ve transkripsiyonu oluşturmaktadır. Defter, 1652-1655 yılları arasında saraydaki kişilerin atama, görevden alma ve kişilere yapılan ödemeler ile yeni Müslüman olanlarla ilgili kayıtlar ve muhtelif kararları kapsamaktadır. Defterde çavuşluk, topçuluk, müteferrikalık, silahdârlık, ulufecilik, kapıcılık, sipahilik gibi görevlerde yer alan kişilerin yanı sıra sarayda çalışan aşçı, bostancı, çamaşırcı, kalaycı, fırıncı, helvacı, kilerci, anbarcı, mutfakçı, çaşnigiran, yoğurtçu gibi birçok görevliye de yer verilmiş ve ayrıca emekli olan, ölen, yeni Müslüman olan kişilere ve tüm bu görevlilerin aldıkları ücretlere, tayinlere ve arz sahipleri hakkında bilgilere de yer verilmiştir. Çalışmanın amacı, bilindiği gibi Osmanlı tarih araştırmaları kaynaklarından biri olan Ruûs defterleri, devletin idari, siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel birçok alanın aydınlatılmasında araştırmacılara yardımcı olacak önemli bilgiler sunmaktadır. Bu sebeple defterlere olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Ancak yapılan çalışmalar henüz yeterli düzeye ulaşmamıştır. Biz de bu noktada Ruûs defterleriyle ilgili mevcut literatüre katkıda bulunmayı tercih ettik. Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı (BOA), Bâb-ı Âsafî Ruûs Kalemi defterleri (A.RSK.d.) fon koduna kayıtlı olan 1527 Numaralı Ruûs defteri (1062-1065/1652-1655) seçilmiş transkripsiyon ve tahlil çalışması yapılmıştır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ruûs, Ruûs defteri, Ruûs kalemi, Transkripsiyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'de atık yönetimi konusunda uygulanan mali tedbirlerin analizi

    Melek Tunç

    Hızlı nüfus artışı, aşırı büyüme, sanayileşme, kentleşme ile üretim ve tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişimlerin sebebiyet verdiği çevre kirliliği sorunlarından birini miktar ve içerik açısından farklılık gösteren, kontrolsüz şekilde artan atıklar oluşturmaktadır. Atıklar çeşitli boyutlarda insan yaşamına ve doğaya zarar vermektedir. Bu zararların önlenebilmesi atık yönetimini zorunlu kılmıştır. Atıkların yönetiminde başarının sağlanabilmesi adına uygulanacak hukuki ve teknik birçok önlem olup, bu önlemlerden birini de mali tedbirler oluşturmaktadır. Atık yönetiminde mali tedbirler atıkların oluşumunu önleme, oluşan atıkların toplanma, geri dönüşüm/ geri kazanım ve bertaraf işlem maliyetlerinin düşürülebilmesi ve atıkların ekonomik değerlerinin kaybedilmemesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye'de atık yönetimine ilişkin birçok çalışma mevcut olmakla birlikte doğrudan atık yönetimi konusunda yer alan mali tedbirlere ilişkin yapılmış çalışmalar sınırlı düzeydedir ve güncel değildir. Ayrıca yapılan çalışmalarda genel anlamda yalnızca tek bir uygulama veya tedbire odaklanılmıştır. Bu çalışmanın amacını Türkiye'de atık yönetimi konusunda uygulanan mali tedbirlerin analizi oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, atık yönetiminde yer alan mali tedbirler sınıflandırılmış ve her bir mali tedbir, genelde Avrupa Birliği ve önemli ülke uygulamaları, özelde ise Türkiye dikkate alınarak sayısal verilere yer verilerek teorik olarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. İnceleme sonucunda Türkiye'nin atık yönetimi konusundaki mali tedbirlerinin mevcut durumu ortaya konularak önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    "Hadislerle İslam" adlı eserde aile hakkındaki hadislere getirilen yorumların fıkhî açıdan değerlendirilmesi

    Mehmet Zeyrek

    Tezin ana konusunu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kurulan komisyon üyelerince telif edilen Hadislerle İslam eserinde âile hukuku açısından ahkâm hadislerinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu yüzden çalışmada âile hukuku ile ilgili konulara genel manada yer verilmiştir. Ardından Hadislerle İslam'da zikredilen âile hukuku ile ilgili hadislere dair yorumlar, tahliller ve tercihler incelenmiştir. Komisyonun ortaya koymuş olduğu tercihler hangi hadislere dayanmaktadır bu husus tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel anlamda âile hukukunun neyi ifade ettiği konu edilmiştir. Sonrasında evlilik öncesi evreler yani kız isteme, nişanlanma vb. konular işlenmiştir. Ayrıca nikâh ve nikâhla ilintili hususlar ele alınmıştır. İlgili bölümde evlilik çeşitlerine, kadının nikâh akdiyle hak ettiği mehre ve nafakaya, nikâhın hükmüne ve kaç kişiyle evlenilebileceğine değinilmiştir. İkinci bölümde ise boşanma ve boşanmadan doğan sonuçlar etraflıca incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Âile, Boşanma, Kefâet, Nikâh, Nişan.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Geleneksel Gümüşhane evi tipindeki yapıların farklı taşıyıcı sistemler ile modellenerek maliyet analizlerinin gerçekleştirilmesi

    Esin Gürbüz

    Bu çalışma kapsamında geleneksel Gümüşhane evlerinin mimari planlarına benzer şekilde 5 farklı mimari model tasarlanmıştır. Taşıyıcı sistem türünün toplam maliyete etkisini belirlemek için, tasarlanan bu mimari projeler, yığma, çerçeve ve perde sistem olmak üzere 3 farklı taşıyıcı sistem türü seçilerek statik modellemesi tamamlanmıştır. Modeller STA4CAD programı ile Gümüşhane Merkez ve ilçelerinin belirli koordinatlarından alınan yerel zemin sınıfı ve deprem tasarım sınıfı değerleri kullanılarak statik analizleri yapılmıştır. Statik analizler gerçekleştirilirken 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019) esas alınmıştır. Analizler tamamlandığında yapılan 15 modelin statik analiz sonuçlarının yeterli olduğu görülmüştür. Ayrıca analizleri tamamlanan modellerin metraj hesapları yapılmıştır. Tamamlanan tüm modellerin metraj hesaplarına göre toplam kaba inşaat maliyetleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belirlediği 2021 ve 2022 yıllarına ait birim fiyat değerleri kullanılarak elde edilmiştir. Geleneksel Gümüşhane evlerinin kent kültürünün yaşatılabilmesi için günümüz yapım teknolojileri ve yapım malzemeleri kullanılarak modellenmesi ve toplam maliyetlerin hesaplanması sonucunda gelir düzeyine göre dar gelirli orta gelirli ve yüksek gelirli ekonomiye sahip ailelere hitap etmesi amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Avrasya enerji güvenliğinde ve jeopoltiğinde merkez ülke Türkiye: Chimaera Doğal Gaz Boru Hattı Projesi

    Halil Önder

    ÖZET Enerji jeopolitiği, sadece kaynak coğrafyasını değil aynı zamanda arz-talep bağlarının çevrelediği tüm unsurları da kapsamaktadır. Bu nedenle enerji jeopolitiği, küresel jeopolitiğin tüm gelişmelerini de bünyesinde barındırmaktadır. Enerji politikaları ve arz güvenliğinin önemli olmasının nedeni fosil enerji kaynaklarının dünya coğrafyasında asimetrik dağılım göstermesidir. Özellikle doğal gaza olan talebin giderek artması uluslararası düzeyde yeni jeopolitik gelişmelerin oluşmasına neden olmaktadır. Enerji güvenliği, enerjinin üretim noktasından son tüketiciye ulaşmasına dek boru hatlarına ve tesislere yapılacak saldırılar, yeterli yatırımların yapılmayıp bunun sebep olacağı kesintiler, doğal afet ve iklim koşullarının neden olacağı hasarlar, işgal ve ilhak durumları, etnik veya dini gerekçelerle yaşanan iç savaşlar gibi birçok olasılığın birlikte değerlendirilerek özümsenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle enerji politikaları ve arz güvenliği konularında yapılacak değerlendirmelerde enerji kaynaklarının coğrafi dağılımlarından maliyetlerine, iletim yollarından talep artış eğilimlerine, büyük tüketicilerin ithalat bağımlılıklarından bu kaynakları temin edebilmek için geliştirilen askeri doktrinlere kadar birçok konunun birlikte ele alınmasını gerektirmektedir. Önerilen bu tez çalışması ile Avrasya coğrafyası için ülkelerin geliştirdikleri enerji güvenliği politikaları incelenecek; Avrasya coğrafyasındaki doğal gaz rezervleri, ülkelerarası enerji arz-talep ilişkileri, enerji politikaları ve arz güvenliği konuları değerlendirilerek ülkemizin merkez konumda olduğu bir doğal gaz boru hattı projesi önerilecektir. Önerilen "Chimaera Doğal Gaz Boru Hattı Projesi", daha önce hayata geçirilen ve geçirilemeyen projelerin güçlü ve zayıf yönleri incelenerek şekillendirilecektir. Geliştirilecek boru hattı iletim güzergâhlarının güvenliği esas alınarak hazırlanacak bu proje ile Türkiye'nin enerji merkezi olmasına katkıda bulunulacaktır. Bu proje ile güzergâhların geçtiği ülkelerle sosyal ve eğitim alanlarında iş birliği faaliyetleri ile kültürel değerlerinin de öne çıkarılması sağlanacaktır. Anahtar Sözcükler: Chimaera, Doğal gaz, Enerji, Enerji güvenliği, Enerji jeopolitiği

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kamu bankalarının katılım bankacılığına geçişi ve sektöre etkileri

    Songül Güner

    Dünyada İslami finans veya faizsiz bankacılık olarak bilinen katılım bankacılığı 1985 yılında Özel Finans Kurumları adıyla Türkiye'de faaliyet göstermeye başlamıştır. 2005 yılında banka statüsü kazanan Özel Finans Kurumları 2006 yılında Katılım Bankacılığı adı altında hizmetlerini sürdürmeye devam etmiştir. Türkiye'de 2015 yılına kadar sadece özel sektörde faaliyetlerini sürdüren katılım bankalarına kamu katılım bankaları eklenince sektörde büyüme yaşanmış ve katılım bankacılığı sektörü önem kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı kamu bankası olan Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Emlak Katılım bankalarının katılım bankacılığı sektörüne girişi ve sektörde meydana getirdikleri etkinin ortaya konulmasıdır. Kamu katılım bankalarının sektöre giriş amaçları arasında faize duyarlı bireylerin piyasaya kazandırılması ve sektörün piyasadaki payının arttırılmasıdır. Çalışmada kamu bankalarının sektöre dâhil olmadan önceki ve dâhil olduktan sonraki verileri incelenmiş ve veriler tablolarla gösterilmiştir. Veriler ışığında kamu bankalarının sektörde yer almalarının sonuçları incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Güney Avrupa refah modelinde bakım ve kadın göçmenler

    Gülperi Aktaş

    Artan yaşlı nüfus ve değişen toplumsal cinsiyet kalıpları ile birlikte refah sistemlerinin bakım konusuna yaklaşımı da değişmektedir. Türkiye, dâhil olduğu Güney Avrupa refah sistemi nedeniyle devlet-piyasa-aile içinde ele alınan bakım hizmetinde öncelikli olarak aileyi ön plana çıkarmaktadır. Bakım konusunda devletin üstlenmesi gereken sorumlulukları, değişen göç süreciyle birlikte daha ucuza bir şekilde kadın göçmenler sunmaktadır. Kadın göçmenler konusu; Türkiye, İspanya, İtalya ve Yunanistan Güney Avrupa refah rejimi içinde ele alınarak, toplumsal cinsiyetlendirilmiş bakım hizmeti özelinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, ülkelerin doğum ve doğurganlık oranları, nüfus artış hızları, yaşlı nüfus oranı ve ülkelerde bulunan göçmen stoğu verileri ele alınmaktadır. Devletlerin sosyal refahı sağlama konusunda maliyetleri en aza indirme arzusunun, göçmen kadınları sosyal refahın sağlayıcıları haline getirdiği gözlenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Gümüşhane yöresi juniperus excelsa M. Bieb. (boylu ardıç) bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağların kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri

    Emrah Saruhan

    Bu çalışma Juniperus excelsa M. Bieb. bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağının kimyasal içeriği ile antioksidan, antifungal ve antimikrobiyal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, Gümüşhane ilinde doğal olarak yetişen Juniperus excelsa M. Bieb. bitkisinin kozalak, yaprak ve dal odunlarının uçucu yağları elde edilerek ve uçucu yağların yüzde oranları ve kimyasal bileşenleri belirlenmiştir. Elde edilen uçucu yağların antioksidan aktivite tayinleri, DPPH serbest radikal temizleme aktivitesi tayini, Demir (III) iyonu indirgeyici antioksidan gücü (FRAP) tayini ve ABTS●+ radikal katyonu giderme aktivitesi yöntemine göre yapılmıştır. Ayrıca toplam antioksidan madde içeriği analizi, toplam flavonoid madde tayini ve toplam fenolik madde tayini analizleri yapılmıştır. Uçucu yağların antimikrobiyal aktivite testleri ise disk difüzyon yöntemi ile 23 farklı mikroorganizmaya karşı belirlenmiştir. Juniperus excelsa M. Bieb. türünün uçucu yağ analiz sonucunda yüzde olarak uçucu yağ verimi kozalak, yaprak ve dallardaki uçucu yağ oranları sırasıyla; % 5.88, % 2.00 ve % 0.62 olarak belirlenmiştir. Kozalak, yaprak ve dal uçucu yağlarında en fazla bulunan ana bileşik α-pinen ve yağ analizleri sonucunda % miktar olarak en fazla bulunan kimyasal sınıf, monoterpenler olmuştur. Juniperus excelsa M. Bieb. bitkisinin genel olarak uçucu yağların antioksidan aktivite tayini sonuçları değerlendirildiğinde antioksidan özelliklerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Juniperus excelsa M. Bieb. türünün kozalak, yaprak ve dal uçucu yağları üzerinde yapılan antimikrobiyal aktivite testinde kozalakların, yaprakların ve dalların bakteri, maya ve küflere karşı önemli antimikrobiyal etki gösterdiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ultrason destekli vakum emdirme yöntemi ile alabalık filetolarının defne esansiyel yağı ile zenginleştirilmesi

    Müşerref Günay

    Ülkemizde Karadeniz Bölgesi'nde suyun sıcaklığının ve tuzluluğunun dağılımından dolayı yüzen kafeslerde yetiştirilen alabalık % 67-77 su, % 0.3-14.0 lipit ve % 21.5 protein, A vitamini, B ve B grubu vitaminleri, C vitamini, D vitamini, E vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum, selenyum, niasin, fosfor, magnezyum ve omega-3 yağ asitlerinden olan eikosapentaenoik asit , dekosahekzaenoik asit ve çoklu doymamış yağ asitlerini içermektedir. Bu çalışma da ultrason destekli vakum emdirme yöntemi ile gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) filetolarının defne yaprağı esansiyel yağı ile zenginleştirilerek raf ömrünün uzatılması amaçlanmıştır. pH, renk, verim ve damla kaybı, toplam uçucu bazik nitrojen analizi, toplam mezofil aerobik bakteri, toplam psikrofilik bakteri sayımı ve tiyobarbütirik asit reaktif maddeler tayini gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan gökkuşağı alabalıklarında defne yaprağı bitkisinden su buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağ bileşenlerinden en çok monoterpen sınıfından eucalyptol (1,8-cineole) bulunmuştur. Depolama sırasında toplam mezofilik bakteri sayısı, TVB-N ve TBA değerleri bakımından U05 kodlu defne yaprağı esansiyel yağının olduğu grupta depolama süresince kabul edilebilir sınır aşılmamıştır. Renk, pH ve toplam psikrofilik bakteri analiz değerleri, kontrol grubuna farklı konsantrasyonlarda ve yöntemlerle defne yaprağı esanssiyel yağı emdirilen örnekler ile karşılaştırıldığında U05 kodlu defne yaprağı esansiyel yağının bulunduğu örnekte doğrusal bir artış görülmüştür. Sonuç olarak 16 günlük depolamanın defne yaprağı yağı esktraktı ile muamele edilmiş gökkuşağı alabalığı filetolarında raf ömrünü uzattığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Bölgesel kalkınmada turizmin rolü: Erzurum ili örneği

    Edanur Üstün

    Uygulanan birçok bölgesel kalkınma politikasının en temel amacı bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik farklılıkların ortadan kaldırılmasıdır. Bu politikaların yanı sıra son yıllarda turizm sektörü, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve tamamlamak açısından diğer sektörlerden ayrı bir konumda yer almaktadır. Bu bağlamda turizm, tarım ve sanayide yeterli gelişmeyi yakalayamamış ancak yüksek turizm potansiyeline sahip bölgelerin kalkınması için en önemli sektörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, genelde turizm sektörünün bölge ekonomileri üzerinde yarattığı etkileri ve bu etkilerin bölgesel kalkınma üzerindeki rolünü incelemek, özelde ise sektörel veriler yardımıyla Erzurum ilinin mevcut turizm potansiyelini ortaya koyarak bu potansiyelin ilin kalkınmasında yarattığı etkiyi teorik olarak incelemektir. Çalışma sonucunda, Erzurum ilinin bölgesel anlamda kalkınmasında turizm sektörünün tek başına yeterli olmadığı ancak bölge ekonomisine ciddi anlamda olumlu etkiler yarattığı ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türk siyah ve yeşil çayı ekstraklarının ve bu ekstraklardan yeşil sentez yoluyla üretilen demir nano parçacıklarının bazı gıdalarda aflatoksinlerin azaltılması üzerine bir araştırma

    Hasan Gedikli

    Aflatoksinler, başlıca Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus küfleri tarafından oluşturulan toksik maddelerdir. Aflatoksinlerin detoksifikasyonu fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemler ile gerçekleştirilmektedir. Bu biyolojik yöntemlerde bitkisel ekstrakların kullanımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu bitkisel ekstraklardan yeşil sentez yolu ile elde edilen nanoparçacıklar son zamanlarda araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Bu araştırmada, Türk siyah ve yeşil çaylarından elde edilen ekstraklar kullanılarak aflatoksinlerin fındık ve fıstık püresindeki azalma seviyeleri incelenmiştir. Siyah ve yeşil çay ekstraklarından yeşil sentez yolu ile demir nanoparçacıklar üretilmiştir. Üretilen bu nanoparçacıklar kullanılarak fındık ve fıstık pürelerinin aflatoksin seviyelerinin azalması amaçlanmıştır. Bu çalışma için kullanılan fındık püresinin aflatoksin düzeyleri aflatoksin B1 için 6.57±0.06 µg/kg ve toplam aflatoksin için 13.03±0.16 µg/kg'dır. Fıstık püresinin aflatoksin düzeyleri aflatoksin B1 için 7.79±0.15 µg/kg ve toplam aflatoksin için 15.21±0.12 µg/kg'dır. Bu çalışma sonucunda, siyah çayın çözünebilir ekstraktı ile muamele edilmiş fındık ve fıstık pürelerinin aflatoksin düzeylerinde %40-50 azalma, yeşil çayın çözünebilir ekstraktı ile muamele edilmiş fındık ve fıstık pürelerinin aflatoksin düzeylerinde %30-45 azalma, siyah çay demiroksit nanoparçacıklar ile muamele edilmiş fındık ve fıstık pürelerinin aflatoksin düzeylerinde %33-48 azalma, yeşil çay demiroksit nanoparçacıklar ile muamele edilmiş fındık ve fıstık pürelerinin aflatoksin düzeylerinde %40-50 azalma gözlenmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Suriyeli mültecilerin travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete belirtileri ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Kayseri ili örneği

    Emrah Gökkaya

    Bu tez çalışması, savaş nedeniyle yerlerinden edilerek Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmış Suriyeli mültecilerin, TSSB, depresyon ve anksiyete ruh sağlığı bozukluklarının ve yaşam kalitesinin belirleyicilerini ve ruhsal bozukluklar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, Kayseri ilinde yaşayan 613 Suriyeli mülteciden toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmada veri yapısını değerlendirmek ve bazı tanımlayıcı analizler için frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçlarının güvenirlilikleri Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi ile test edilmiştir. Veri toplama araçlarının geçerlilikleri ise, Açıklayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yöntemleri ile test edilmiştir. Araştırmada kullanılan değişkenler arasındaki korelasyonel ilişkiler korelasyon, bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü ANOVA analizleri ile incelenmiştir. Araştırma modelleri bağlamında oluşturulan hipotezler yol (path) ve moderatör etki analizleri ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda Suriyeli mültecilerin ruhsal bozukluklarının ve yaşam kalitelerinin farklı sosyodemografik özellikleri ile ilişkili olduğu ve mültecilerin ruhsal bozukluklarının yaşam kaliteleri üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Türkiye'de bulundukları süre boyunca Suriyeli mültecilerin toplumsal uyumlarının arttırılması ve ruhsal bozuklukları ile yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi için istihdam sayıları ile sosyal desteklerin arttırılması, kadınlara yönelik ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Depresyon, Travma sonrası stres bozukluğu, Yaşam kalitesi, Suriyeli mülteciler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İş yeri hekimlerinin tükenmişliğinin araştırılması, Mersin ili örneği

    Meltem İşler

    Bu araştırmada Mersin ilinde çalışan işyeri hekimlerinin tükenmişlik ve iş tatmin düzeylerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma türünde betimsel tarama çalışması olan araştırmanın amacı doğrultusunda; 2021 yılında Mersin ilinden hizmet veren işyeri hekimlerinden seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilen 60 iş yeri hekimi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veriler, alanyazında yapılan araştırmalar doğrultusunda araştırmanın amacına uygun olarak iş yeri hekimlerinin tükenmişlik ve iş tatmin düzeylerinin belirlenmesine yönelik "Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Tatmin Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Maslach Tükenmişlik Ölçeği 22 madde, 3 boyuttan, Minnesota İş Tatmin Ölçeği ise 20 madde, 2 boyuttan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS istatistiki paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; iş yeri hekimlerinin tükenmişlik ve iş tatmin düzeyleri değerlendirilirken; t- testi, Kruskal Wallis, Mann Wihtney U ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre; tükenmişlik düzeyi, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutları ile iş tatmini düzeyi ve alt boyutları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki, kişisel başarı alt boyutu ile tatmini düzeyi ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş tatmini, İşyeri hekimi, Tükenmişlik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İş sağlığı ve güvenliği açısından elle taşıma işlerinde snook tabloları ile reba yöntemlerini kullanarak risk analizlerinin karşılaştırılması ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği algısının belirlenmesi: Şeker fabrikası örneği

    Abdulsamet Varan

    Günümüzde hızla büyüyen üretim ve hizmet sektörlerinde teknolojinin yeteri kadar kullanılamaması, ürünlerin taşınması, istiflenmesi ve depolanması gibi işlerin insan gücüne dayalı, el ile manuel olarak yapılmasını beraberinde getirmektedir. Bu işlemler sırasında uygun olmayan çalışma pozisyonları Mesleki Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıklarına (MKİSR) sebep olmaktadır. Bu çalışmada ise Türkiye'de Şeker fabrikalarında şekerin üretim prosesi içerisinde çalışanların el ile yaptıkları taşıma, depolama ve istifleme işlemleri sırasında meydana gelebilecek mesleki kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını önlemek ve düzenleyici tedbirler getirebilmek amaçlanmıştır. Çalışma sırasında ergonomik sorunların tespiti ve bu sorunlara düzenleyici yaklaşımlar getirmek için bu çalışma doğrultusunda şeker fabrikası örneği kullanılarak çalışanların Elle taşıma sırasında üzerlerinde fiziksel yüklenmeye neden olan faktörlerin tespiti için elle taşıma işine özel kullanılan risk değerlendirme yöntemlerinden olan Snook tabloları ile REBA yöntemlerini kullanılarak risk değerlendirmesi uygulanmış elde edilen veriler birbirleriyle karşılaştırılarak çözüm ve öneriler sunulmuştur. Bunun yanında risk analizi uygulanan bölümlerdeki çalışanların iş sağlığı ve güvenliği algısını ölçebilmek için anket uygulaması yapılmıştır. Faaliyet alanlarında uygulanan risk analizlerinden elde edilen bulgular yapılan çalışmaların neredeyse tamamının kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları ile karşılaşılmasının yüksek riskli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda çalışanın hem çalışma yaşamının hem de günlük yaşamının refahı için uygulanması zaruri olan ergonomik düzeltici önlemler tartışılarak, belirlenen iş faaliyetleri için iyileştirme önerileri yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Mobil reklamların kabulü: X, Y ve Z kuşakları üzerine bir araştırma

    Kemal Can Türk

    Tüketiciler her geçen yıl daha fazla mobil reklamlara maruz kalmaktadır. X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin mobil reklamları kabul davranışlarında farklılıklar olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin, mobil reklamları kabullenmelerini etkileyen tutumlar arasında farklılıkların var olup olmadığını bulmayı amaçlamaktadır. Mobil reklamlarla ilgili literatürde mevcut çalışmalar olsa da mobil reklamların kabulü: X, Y ve Z kuşakları üzerine yeterli düzeyde bir araştırmaya ulaşılamaması nedeniyle bu araştırmanın literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca araştırmadan elde edilen verilerin reklam verenlerin hedef kitleye uygun mobil reklam stratejileri geliştirmeleri için yarar sağlayacak olması araştırmanın özgün değerini oluşturmaktadır. Araştırma evrenini Türkiye'de yaşayan mobil cihaz (cep telefonu, tablet vb.) kullanan X, Y ve Z kuşaklarındaki tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise Trabzon'da yaşayan mobil cihaz (cep telefonu, tablet vb.) kullanan X, Y ve Z kuşaklarındaki tüketiciler oluşturmaktadır. X Kuşağı 1965-1979, Y Kuşağı 1980-1999 yılları arasında doğan bireylerden oluşurken, Z Kuşağı 2000 yılından sonra doğan bireylerden oluşmaktadır. Hedeflenen amaca ulaşabilmek için kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. X Kuşağı (43-57), Y Kuşağı (23-42), Z Kuşağı (18-22) yaş aralığını ifade etmektedir. Araştırmada elde edilen veriler yüz yüze anket tekniği ile elde edilmiştir. Trabzon il merkezinde (Ortahisar) 200 X Kuşağı, 200 Y Kuşağı, 200 Z Kuşağı üyelerine olmak üzere toplamda araştırmaya katılmaya gönüllü 600 tüketiciye yüz yüze anket uygulanmıştır. 600 anketten katılımcıların hatalı doldurduğu anketler elenerek 528 anketin analizi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen analiz sonucunda mobil reklamları onaylama/kabullenme üzerinde etkili faktörlerden algılanan yarar, içeriksel bilgi, algılanan özveri ve güven faktörleri üzerinde kuşaklara göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hisse senedi yatırımlarında formasyon analizi:Borsa İstanbul'da bir uygulama

    Kudret Duru

    Daha sonra doldurulacaktırBu çalışmanın amacı, borsada hisse senetlerine yatırım yapmak isteyen yatırımcıların yatırım kararı almalarında başvurdukları teknik analiz formasyonlarının BİST100 endeksine dâhil olan firmalar üzerindeki etkinliğini ve performanslarını analiz etmektir. Bu amaçla 15.11.2021 ile 10.03.2022 dönemleri arasında BİST100 endeksine dâhil olan firmaların hisse senetleri için onaylanmış durumdaki 14 adet teknik analiz formasyonları esas alınarak günlük bazda fiyat hareketleri incelenmiştir. Uygulamada Matriks Prime Programı kullanılarak günlük bazda BİST100 endeksine dâhil olan firmalar üzerinde başarılı ve başarısız olarak sonlanan formasyonların kârda ya da zararda olmalarına bakarak alınan yatırım kararlarının sağlamış oldukları getiri oranları hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, BİST100 endeksine dâhil olan firmalar üzerinde günlük bazda artış ve düşüş gösteren formasyon türlerinde başarılı olarak sonlanan formasyonların fiyat hedefine ulaşarak sağladıkları kârın, başarısızlıkla sonlanan formasyonlara göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir ve teknik analiz formasyonlarla Borsa İstanbul' da yüksek bir getiri oranı elde edilerek kâr sağlanacağı gibi zararla da karşılaşılabilir sonucuna varılmıştır. Bu bulgular sonucunda, BİST100 endeksine dâhil olan firmaların hisse senetlerinde teknik analiz formasyonlarının doğru bir şekilde kullanılması durumunda, yatırım kararı verecek yatırımcı çalışma sonuçlarını değerlendirerek daha yararlı ve güvenilir bilgiler elde edebilmekte, kısa vadede daha yüksek bir kazanç oranı yakalayabilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Teknik analiz indikatörleri ile etkinlik analizi: Borsa İstanbul'da bir uygulama

    Emre Çetindemir

    Bu çalışmanın amacı; borsada yatırım yapmak isteyen tasarruf sahibi yatırımcıların yatırım kararları alırken kullandıkları teknik analiz indikatörlerinin BİST30 ve BİST100 endeksi üzerinde etkinliklerini karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda BİST30 ve BİST100 endeksi üzerinde son 500 bar esas alınarak günlük, haftalık ve aylık bazda teknik analiz indikatörleri kullanılarak fiyat hareketleri incelenmiştir. Çalışmada teknik analiz indikatörlerden MACD, Momentum, Hareketli Ortalama, Fiyat Osilatörü ve Trix Göstergesi kullanılmıştır. İndikatörler günlük, haftalık ve aylık bazda BİST30 ve BİST100 endeksinde tek tek analiz edilerek ve alım satım kararları dikkate alınarak, kârlı işlem sayıları, zararlı işlem sayıları, sağladığı getiri oranları hesaplanmıştır. Günlük, haftalık ve aylık olarak hesaplanan getiri oranları ile geleneksel yatırım getirileri karşılaştırmıştır. Çalışma sonucunda, BİST30 endeksinde Hareketli Ortalamaların günlük bazda en iyi getiri yüzdesine ulaştığı gözlemlenirken, haftalık ve aylık bazda Momentum göstergesinin en iyi getiri yüzdesine ulaştığı gözlemlenmiştir. BİST100 endeksinde incelendiği zamanda ise hareketli ortalamaların günlük bazda en iyi sonucu ulaştığı gözlenmiştir. Haftalık ve aylık bazda BİST30'da olduğu gibi BİST100 endeksinde de Momentum göstergesinin en iyi getiri yüzdesine ulaştığı gözlemlenmiştir. Borsada, teknik analiz kullanarak yatırım kararı verecek olan tasarruf sahibi yatırımcılar, finansal piyasalar ve hisse senetlerinde uygulama sonuçlarını değerlendirerek daha yüksek getirili yatırım fırsatı yakalayabilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Gümüşhane ili örneği)

    Levent Odacı

    Bu çalışmanın amacı pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Kasım 2020 tarihlerinde Gümüşhane Devlet Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (n=150 kişi) oluşturmuştur. Araştırmanın herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden tüm sağlık çalışanlarına yapılması planlanmış ve tümüne ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu ile sosyodemografik özellikler, iş ortamında karşılaşılan mesleki risk ve tehlikeler, iş stresini etkileyen faktörleri içeren sorular, " Sağlık Çalışanları Güvenliği Ölçeği" ve "Beck Anksiyeti Ölçeği" sorularından oluşan anket bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında pandemi sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarında SÇGÖ puan ortalaması 140.21±40.76, BAÖ puan ortalaması 37.36±13.48 olarak bulunmuştur. İSG eğitimi alan sağlık çalışanlarının iş güvenliği, İSG eğitimi almayan sağlık çalışanlarının ise anksiyetesi daha yüksektir. Sağlık çalışanlarının sağlık durumu iyiden kötüye doğru gittikçe, iş güvenliği azalırken ansiyeteleri artmaktadır. Düzenli beslenen sağlık çalışanlarının iş güvenliği yüksek bulunurken, düzensiz beslenenlerin anksiyetesi yüksek bulunmuştur. Uyku sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının iş güvenliği yüksek bulunmuştur. Pandemi sürecinde araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak sağlık çalışanlarının şiddetli düzeyde anksiyete yaşadıkları bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının iş güvenliği arttıkça anksiyeteleri azalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sayısını ve farkındalıklarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: İş stresi, Mesleki risk, Sağlık çalışanları