Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlk ve acil yardım programı öğrencilerine sağlık eğitiminde uygulanan metotların, öğrencilerin sahada triaj uygulama becerileri üzerine etkisinin ölçülmesi: Giresun Üniversitesi örneği

    Olcay Karaoğlu

    Tedavi, bakım ve acil müdahale sorumluluğu olan sağlık personellerinin mesleki gelişiminin sağlanabilmesi için sağlık eğitiminin teorik ve beceri anlamında yeterli düzeyde olması gerekmektedir. Ülkemizde sağlık programlarında yürütülen öğretim faaliyetlerinde dersler farklı eğitim metotları ve araçlarıyla yürütülmektedir. Bu çalışmada yüksek öğretim kurumlarının sağlıkla ilişkili programlarında yürütülen derslerde kullanılan eğitim metot ve araçlarının, öğrencilerin bilgi ve uygulama becerisi üzerindeki etkileri ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmada İlk ve Acil Yardım Programı'nda öğrenim gören 90 öğrenci, 3 gruba bölünerek, her bir gruba farklı eğitim metodu ile triaj anlatılmıştır. Kullanılan eğitim metotları; temel eğitim metodu, simülasyon eğitimi ve uzman desteği alınan eğitim metodu şeklindedir. Veri toplama aracı olarak Aghababaeian ve diğerlerinin (2012) İngilizce olarak geliştirdiği, Aslan'ın (2018) çalışmasında Türkçe ye çevirdiği "Triyaj Bilgi Düzeyi" ve "Triyaj Beceri Düzeyi Belirleme" ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 22 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Aritmetik ortalama, yüzde, standart sapma ve frekans dağılımı değerleri verilmiştir. Ortalamalar "Wilcoxon T Testi" ve "Kruskal-Wallis H Testi" kullanılarak karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak simülasyon destekli vaka uygulamaları yapılan eğitim grubunda anlamlı farklılık gözlenmiştir. Ancak diğer eğitim metodu uygulanan gruplarda anlamlı farklılıkla karşılaşılmamıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    İşin anlamlılığı ve işe yabancılaşmanın proaktif davranış ile ilişkisi: İşte kendini geliştirmenin aracılık etkisi

    Fevziye Bekar

    Proaktif davranış konusu, işgörenlerin kuruma faydası olacak şekilde kendi hedefleri doğrultusunda inisiyatif alması ve başarılar elde etmesini ifade etmektedir. Bu araştırma kapsamında, işgörenlerin işlerine atfettikleri olumlu (işin anlamlılığı) ve olumsuz (işe yabancılaşma) iş tutumlarının proaktif davranış ile ilişkisi; bu ilişkide işte kendini geliştirmenin aracılık etkisi incelenmektedir. Duygusal olaylar teorisi ve tutum-davranış yaklaşımı temelinde ele alınan bu araştırma "proaktif davranış öncüllerinin belirlenmesinde negatif ve pozitif etmenler nelerdir?"; işgörenler, hem negatif hem de pozitif tutumlara aynı anda sahip olduklarında "negatif ve pozitif etmenlerin proaktif davranış ile ilişkisi nasıl olmaktadır" araştırma sorularına cevap aramaktadır. Bu çalışma kapsamında üç farklı araştırma yürütülmüştür. Birinci araştırma kartopu örneklem yöntemi ile 922 sağlık çalışanı üzerine yürütülmüştür. Araştırma sonucunda işin anlamlılığı ile proaktif davranış arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; bu ilişkide işte kendini geliştirme (öğrenme ve canlılık) değişkeninin aracılık etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşe yabancılaşmanın bu mekanizmayı negatif yönlü etkilediği bulgulanmıştır. Birinci araştırmada kesitsel ve tek kaynaktan veri toplandığı için ilave bir araştırmaya ihtiyaç duyulmuştur. İkinci araştırma, kolayda örneklem yöntemi ile seçilen mobilya sektöründe faaliyette bulunan 408 personel üzerinde yürütülmüştür Çalışanlar ve yöneticiler olmak üzere iki farklı kaynaktan veri toplanmıştır. İşin anlamlılığı ve işte kendini geliştirme (öğrenme ve canlılık) ile proaktif davranış arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Üçüncü araştırma 209 akademisyen üzerinde yürütülmüştür. Nedensel ilişkileri tespit edebilmek için iki farklı zamanda boylamsal olarak veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda, işin anlamlılığı ile proaktif davranış arasındaki ilişkide işte kendini geliştirmenin (canlılık) aracı bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal olaylar teorisi, İşe yabancılaşma, İşin anlamlılığı, İşte kendini geliştirme, Proaktif davranış

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Absisik asitin kadmiyum toksisitesine maruz bırakılan Arabidopsis thaliana sos5 mutantı üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Aylin Karakurt

    SOS5 lokusu (FLA4), bitkilerin tuz stresi koşullarında hücre yüzeyi yapışma proteinini kodlar ve normal hücre genişlemesi, hücre çeperi bütünlüğü, yapısını devam ettirmede gereklidir. Bu genin mutasyonuyla oluşan sos5 (fla4) mutantı, tuz stresi altında, anormal kök genişlemesiyle kısa ve şişman kök fenotipi sergilemektedir. ABA'nın bu fenotipi baskıladığı bilinmektedir. Çalışmamızda, Arabidopsis thalina mutant bitki Cd stresi altında benzer bir kök fenotipi sergilemiştir. Bu durumun Absisik asit (ABA) hormonuyla ilişkili olarak, fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler düzeydeki etkileri bilinmemektedir. Bu amaçla, çalışmada 50 µM Cd stresi altında dıştan 5 µM ABA muamelesi ile mutant sos5 bitkisinin büyüme ve gelişmesi, içsel Cd miktarları, lipid peroksidasyonu, prolin, hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) miktarları, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve askorbat peroksidaz (APX) enzimlerinin aktiviteleri belirlendi. Stres uygulamasının ardından, RNA izolasyonu yapıldı ve cDNA'lar sentezlendi. ABA1, CYP707A3, RD29A ve RD29B genleri ters transkriptaz enzimi ile analiz edildi. Elde edilen bulgulara göre, Cd stresi altındaki sos5 mutant bitkilere dıştan ABA uygulamasıyla yalnız Cd stresi altındakilere göre, mevcut hücresel hasar ortadan kalkmış, içsel H 2 O 2 değeri azalmış, prolin miktarı artmış ve antioksidan enzim aktiviteleri indüklenmiştir. Bu değişimlere bağlı olarak, mutant bitki fenotipik olarak yabani tipe oldukça benzerlik göstermiştir. Cd stresi altında mutant bitkilerdeki ABA ilişkili gen ifadelerinin yabani tipe göre düşük olduğu belirlenmiştir. Cd stresi altında dışarıdan ABA uygulamasının bitkilerdeki içsel Cd miktarını, sadece stres uygulanan gruplara kıyasla, önemli ölçüde düşürdüğü görülmüştür. Çalışmamızda SOS5 gen lokusunun sadece tuz stresiyle ilişkili olmadığını, aynı zamanda Cd stresi koşullarında da hücre duvarı bütünlüğünü sağladığını göstermesi bakımından önemlidir. Elde edilen bulguların, literatürde önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Afet sonrası iyileştirme çalışmaları kapsamında iskan politikalarının hak sahipleri açısından değerlendirilmesi

    Seda Uzunali

    Çalışma, iyileştirme aşaması kapsamında Evini Yapana Yardım, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve Toplu Konut (İhaleli) iskân yöntemlerinden birini seçerek konutlarına yerleşmiş 18 yaş üstü 14 hak sahibi ile görüşme şeklinde gerçekleştirilmiş olup bireylerin afet sonrası iskân sürecindeki deneyimlerini fenomenoloji nitel araştırma deseni ile değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında demografik/genel bilgiler ve iskân deneyimine yönelik kapsamlı sorulardan oluşan görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşmeler gönüllük esaslı ve yüz yüze olacak şekilde ses kaydı altına alınmıştır. Deşifre edilen veriler MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı ile analiz edilerek 3 tema, 9 kategori ve 65 kod belirlenmiştir. Analizler neticesinde mevzuatta yapılandırmaya gidilmesinin, vatandaşın ihtiyacına göre hareket edilmesinin, halkın bilgilendirilip yönlendirilmesi gerektiğinin, kurumların iskân sürecinde ilgili olmalarının, hak sahibi bireylere farklı iskân seçenekleri sunulmasının, kira yardımı olmasının ve geçici barınmanın sağlanmasının gerektiği saptanmıştır. Ayrıca hak sahibi bireylerin bu süreçte yalnız kaldıkları, korku ve panik duygularını yaşadıkları, yer değişikliği sebebiyle çevreye adapte olamadıkları, geçim kaynaklarının köyde olması sebebi ile ekonomik zorluklar yaşadıkları, yeniden yerleşmenin uzun zaman aldığı, finansal düzenlemelerin yetersiz olduğu ve maddi durumun yöntem tercihinde etkili rol aldığı da tespit edilmiştir. Sonuç olarak hak sahibi bireylerin sürece aktif katılımının sağlanmasının, ihtiyaçları ve beklentileri göz önünde bulunduran politikaların düzenlenmesinin afet iskân politikalarının etkinliğine ve uygulanabilirliğine olumlu yönde katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kurumsal kimlik ve kurumsal itibar arasındaki ilişki: Gümüşhane Üniversitesi üzerine bir araştırma

    Tolga Bebek

    Kurumsal kimliğin kurumsal itibar üzerinde etkili bir unsur olabileceği, aralarında anlamlı bir ilişki olduğu varsayımına dayalı olarak yürütülen bu çalışmanın temel amacı, Gümüşhane Üniversitesi'nin akademik ve idari personel nezdinde algılanan itibar düzeyini, kurumsal kimlik konusunda önemli etkenleri belirlemeye yöneliktir. Bu çerçevede, kurumsal itibarın kurumsal kimlik üzerindeki etkisi ve kurumsal itibar ile kurumsal kimlik arasındaki ilişki önemli bir boyut kazanmaktadır. Çalışma kapsamına, Gümüşhane Üniversitesi'nde görev yapmakta olan idari ve akademik personel dâhil edilmiştir. Araştırmada nicel yönteme dayalı veri toplama tekniklerinden anket tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 (Statistical Package For Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizlerde, değişkenler arasındaki ilişkileri, değişkenler arasındaki farklılıkları ve değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik analiz teknikleri kullanılarak araştırma sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda araştırmaya katılanların kurumsal itibar algılarını oluşturan boyutlar (duygusal cazibe, liderlik, ürün ve hizmetler, güvenilir olma, sosyal sorumluluk, vizyon ve kurumsal kimlik) arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılanların kurumsal itibar ve kurumsal kimlik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleştirme teorisi bağlamında analizi

    Nursel Baytar

    Soğuk Savaş Dönemi'nin bitimine kadar tehdit altında olanın yalnızca 'devlet' olarak algılanması, güvenlik konusunun dar bir kalıba sığmış olduğunu göstermektedir. Zamanla Eleştirel Teorisyenlerin konuya yaklaşımı 'güvenlik' kavramının tanımında genişlemeyi zaruri kılmıştır. Birbirinden farklı çok sayıda konunun güvenliği tehdit edeceğini öne süren teorisyenler, göç süreci ve göçmenlerin de güvenlik tehdidi oluşturabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle 2010 yılında Tunus'ta başlayan Arap Halk Hareketi'nin 2011 yılında Suriye'ye sıçraması ve iç savaşa dönüşmesi ile yaşanan toplu göç hareketi, Türkiye'ye gelen Suriyelilerin bir güvenlik sorunu teşkil edip etmeyeceği sorularını da beraberinde getirmiştir. Kopenhag Okulu'nun geliştirmiş olduğu güvenlikleştirme kavramı söz-edim yoluyla bir durumun kamuoyunda güvenlik sorunu olarak algılanabileceğini vurgulamakta ve Türkiye'de yer alan Suriyeliler güvenlikleştirme teorisi bağlamında değerlendirilmektedir. Hazırlanan yüksek lisans tez çalışmasında sayıları her geçen gün artan ve geçici koruma statüsü verilen Suriyelilerin, siyasi parti mensuplarının ve medyanın dilinde toplum için tehdit olup olmadığı, güvenlikleştirilme sürecine ne şekilde dâhil edildiği irdelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Leylâ Ba'lebekkî'nin Ene Ahyâ adlı romanının teknik ve tematik incelemesi

    Mehmet Hüseyin Tanrıkulu

    Avrupa ile yakın temasın bir sonucu olarak XX. yüzyıl başlarından itibaren Mısır ve Lübnan'da roman, çeşitli sosyal, siyasi görüşleri ifade etme ve sosyal protesto için bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu noktadan hareketle kadının özgürlüğü, kadını hayatın içinde aktif olarak görme arzusu, kadının aleyhine gelişmiş geleneği sorgulamak gibi konular dile getirilmiştir. Arap dünyasında kadının özgürlüğü sadece sosyal yönden gelişmişliğin değil, edebi yeniliğin de bir anahtarıydı. Çünkü kadının özgürlüğü, Arap yazarların önünden sınırlı düzeyde bir ilişkiyi resmetmeyi ve cinsler arasındaki ayrımı ortadan kaldırıyordu. Çalışmamızda bu dönemde yazılan ve kadının toplumsal statüsü, gelenekleşmiş ahlâk anlayışı, modernlik, dinî ve ahlâkî değer yargıları meselelerini içinde barındıran Leylâ Ba'lebekkî'nin Ene Ahyâ adlı romanı teknik ve tematik incelemeleri ile ele alınmıştır. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri hariç üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde modern Arap Edebiyatının gelişimi ve modern Lübnan edebiyatı ele alınmıştır. İkinci bölümde Leylâ Ba'lebekkî'nin hayatı, eserleri ve Lübnan kadın hareketindeki yeri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Leylâ Ba'lebekkî'nin kaleme aldığı ilk romanı Ene Ahyâ ışığında teknik ve tematik inceleme ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı modern Arap edebiyatında önemli bir yere sahip olan Leylâ Ba'lebekkî ve eserlerini okuyucuyla tanıştırmak, Arap romanına yaptığı katkıları ilgililerine sunmaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Modernist milliyetçilik teorilerine eleştiriler

    Hasan Acer

    Milliyetçik fikri, tüm dünyayı etkisi altına almış, en önemli fikri yönelimlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan gruplar ve benzeri değerler ışığında, bir araya gelerek ortak bir siyasal gelecek inşa etmek için, kullandıkları en temel sav ise yine aynı değerler ışığında milliyetçilik fikri etrafında birleşmek olduğu görülmektedir. Dünyayı temelden etkilediği görülen, milliyetçilik fikrinin mefhumu ise halen daha tartışma konusu olarak gündemde sıcaklığını korumaktadır. ''Modernist milliyetçilik teorilerine eleştiri'' isimli tez çalışmasında ise milliyetçilik mefhumunu açıklamaya çalışan çeşitli teoriler incelenmeye ve modernist teori üzerine eleştirel bir bakış getirmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde milliyetçilik kuramlarına genel bir bakış yapılmaya çalışılacaktır. Temel değerleri ve muhtevası incelenecektir. İkinci bölümde ise, modernist teori üzerine yoğunlaşıp, modernizmin sunduğu veriler incelenmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise modernist teorilere getirilen temel eleştiriler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Millet, Milliyetçilik, Milliyetçilik teorileri, Modernizm

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi

    Emine Yılmaz Atik

    Bu tezde, çalışanların farklılık yönetimi algıları ile duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışma, farklılık yönetimi algısı ve sosyal sermaye değişkenlerinin doğrudan etkilerinin yanı sıra bu değişkenler arasındaki etkileşimin, duygusal bağlılık üzerindeki düzenleyici etkisine odaklanmaktadır. Burada ele alınan ilişkiler, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde görev yapan 317 akademik personelden oluşan örneklem üzerinden analize tabi tutulmuştur. Çalışmada öncelikle sosyal kimlik teorisinden hareketle, farklılık yönetimi algısının duygusal bağlılık üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, Bourdieu'nun sosyal sermaye teorisinden yola çıkılarak, sosyal sermayenin boyutlarının duygusal bağlılık üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yaşam değeri boyutunun, duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi tespit edilirken, diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Çalışmada sosyal kimlik teorisi ve sosyal sermaye teorisinin birlikte ele alındığı üçüncü aşamada, bireysel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyo proaktivite, aile ve arkadaşlık ilişkileri, tolerans ve iş ilişkilerinin negatif yönde düzenleyici etkisi ortaya konulmuştur. Örgütsel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide ise güven ve yaşam değerinin pozitif yönde düzenleyici etkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal bağlılık, Farklılık yönetimi algısı, Sosyal sermaye

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Radyasyonlu alanlarda çalışan sağlık personellerinde tükenmişlik farkındalığı ve düzeyinin araştırılması

    Hatice Demir

    Radyasyon, dalgalar, parçacıklar veya fotonlar adı verilen enerji paketleri şeklinde yayılmaktadırlar. Radyo ve televizyon iletişimini sağlayan radyo dalgaları, tıpta kullanılan röntgen, güneş ışığı vb. günlük hayatımızda alışık olduğumuz radyasyon türlerindendir. Radyoloji ve Nükleer teknolojinin hızla gelişmesi, radyasyonun tıpta kullanımına ilişkin yoğun araştırma ve geliştirme çalışmaları nükleer tıbbın kurulmasına yol açmıştır. Radyoloji ve Nükleer Tıp gibi radyasyon içeren alanlar sadece insanların üzerinde olumlu etkileri değil aynı zamanda olumsuz etkileri de bulunmaktadır. İnsan sağlığını önemli derecede tehdit eden radyasyon özellikle sağlık sektörü çalışanlarında aşırı iş yükü oluşturmakla birlikte bir takım psikolojik durumlara neden olabilmektedir. Radyasyon etkilerinden olan ve sağlık çalışanlarında gözlemlenen psikolojik durumlardan bir tanesi de tükenmişlik sendromu olarak bilinmektedir. Bireylerin bulunduğu iş ortamında kendilerini rahat ve mutlu hissetmelidir. Çünkü birey iş alanında bazı istenmeyen durumlarla karşılaştığında ister istemez kendisini ve çevresindekileri negatif yönden etkilenmektedir. Tükenmişlik belirtileri, maddi ve manevi değerlerin kaybı, sorunların üstesinden gelememe, duyarsızlaşma, kendini sürekli başarısız hissetme, madde kullanım bozukluğu, depresyon ve psikolojik bozukluklardır. Bu belirtilere yönelik önlemler alınmadığında ciddi sonuçlara neden olabilirler. Yapılan bu çalışmada iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık çalışanlarında tükenmişlik farkındalığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma hastanelerin çeşitli birimlerinde çalışan 154 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiş olup elimizde sonuçları SPSS 24.0 programı aracılığı ile analizi yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Alüminyum oksit tabakasının morfolojik farklılıklarının yüzey sertliğine ve bakteri gelişimi üzerine etkilerinin araştırılması

    Şevval Kaya

    Metal yüzeylerin kaplanması korozyon direnci, hidrofobik yüzeylerin eldesi ve iletkenlik özelliklerinin iyileştirilmesi malzeme kalitesini farklı uygulamalar için artırmaktadır. Bunun yanında kaplama malzemelerinin morfolojik yapılarının ve boyutlarının kontrol edilmesi, işlevselliklerinin tasarlanmasında en önemli faktörlerdendir. Atom seviyesindeki yüzey özelliklerinin bakteri tutunumu üzerindeki etkisine yönelik yeni yaklaşımlar, bu konuda farklı bakış açıları sunmaktadır. Bu çalışmada, akım yoğunluklarının değiştirilmesi ile koruyucu alüminyum oksit tabakasının kristal morfolojisi, mikroyapısı, mikrosertlik gibi özelliklerin değişimi üzerine etkileri ve bu değişimlerin bakteriyel bağlanma davranışı üzerindeki etkisi farklı analitik ve enstrümantal yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Bakteri bağlanma testlerinde model bakteri olarak Staphylococcus aureus kullanılmıştır. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, uygulanan farklı akım yoğunluğuna bağlı olarak oksit kristal morfolojisi, mikrosertlik ve bakteriyel tutunma özelliklerinin değiştiği gözlemlenmiştir. Akım yoğunluğunun 1,5 A/dm2' den 1,7 A/dm2' ye çıkarılması mikrosertliği 88 HV' den 126 HV' ye yükseltmiş ve yüzey pürüzlülüğünün sırasıyla 56 nm' den, 114 nm ve 124 nm' ye artmasına neden olmuştur. Çalışma sırasında daha pürüzlü yüzeylerde yapışık bakteri sayısının arttığı gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Parabolik kesirli diferansiyel denklemler için kaynak tanımlama problemi

    Abdullah Necati Doğan

    Bu çalışmada kesirli parabolik kısmi diferansiyel denklemlerde kaynak belirleme problemi üzerinde duruldu. Kesirli diferansiyel denklemler, Laplace dönüşümü, Fourier dönüşümü ve Fourier serileri yöntemleri, sonlu fark yöntemleri ve kaynak belirleme problemleri ile ilgili kavramlar ve tanımlar verilmiştir. Bir boyutlu kesirli parabolik kısmi diferansiyel denklemin çözümü için Laplace dönüşümü, Fourier dönüşümü ve Fourier serileri yöntemleri uygulandı. Örneklerde kaynak belirleme problemi çözümü için algoritma sunulmuştur. Ayrıca bir boyutlu kesirli parabolik kısmi diferansiyel denklem için kaynak belirleme problemine birinci mertebeden sonlu farklar şeması uygulanmıştır. MATLAB programı ile test örnekte kesirli parabolik kısmi diferansiyel denklem için kaynak belirleme probleminin yaklaşık çözümünü gösteren sonlu fark şemalarının hataları incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Cp-Ti alaşımı üzerine büyütülmüş ZnO ve h-BN ilaveli TiO2 kompozit kaplamaların yapısal ve adhezyon özelliklerinin araştırılması

    Ali Kadir Belet

    Titanyum ve alaşımları, yüksek mukavemet/ağırlık oranı, oldukça düşük yoğunluk, iyi mekanik davranış, yüksek erime noktası, yüksek korozyon direnci, iyi yorulma mukavemeti ve tokluğu, düşük elastik modülü, mükemmel biyouyumluluk ve anti manyetiklik gibi üstün özelliklerinden dolayı havacılık, kimya, biyomedikal, enerji, otomotiv, askeri ve denizcilik gibi çeşitli endüstrilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak yüksek ve kararsız sürtünme katsayısı, düşük kazımalı aşınma direnci ve güçlü adhezyon eğilimi gibi zayıf tribolojik özellikleri ve şiddetli klorür çözeltisi gibi bazı agresif korozif ortamlarında zayıf korozyon direnci sergilemeleri titanyum ve alaşımlarının bazı mühendislik uygulamalarında kullanımını kısıtlamaktadır. Bu nedenle titanyum ve alaşımlarının yüzey özelliklerini değiştirmek ve/veya geliştirmek oldukça hale gelmiştir. Bu çalışmada mikro ark oksidasyon yöntemi ile Cp-Ti alaşımı üzerine sırasıyla büyütülen TiO2 kaplamaların, ZnO ilaveli TiO2 ve h-BN ilaveli TiO2 büyütülmüş kompozit kaplamaların yapısal özellikleri ve taban malzeme ile kaplamalar arasındaki adhezyon davranışı incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Karabuğday unu ve patates unları ile glutensiz Tokat kuru yoğurt tarhanasının bazı fizikokimyasal, renk, biyoaktif ve duyusal özellikleri ile optimizasyonun belirlenmesi

    Zehra Betül Demir

    Tarhana; TS 2282/T2:2020; standardına göre buğday unu veya kırması veya irmik veya bunların karışımı ile yoğurt, tat ve koku veren sağlığa zararsız bitkisel maddelerin karıştırılıp yoğurulduktan sonra kurutularak tüketilen yüksek besin değerli bir gıdadır. Bu çalışmada glüten duyarlılığı olan hastalar için glütensiz karabuğday unu ve patetes unu ile zenginleştirilerek ve tane karabuğday kullanılarak, geleneksel fırında kurutulması hedeflenmiştir. Bu yolla elde edilen yaklaşık 8-10 cm çapındaki tarhanalarda; rutubet, kül miktarı, protein miktarı, yağ miktarı, karbonhidrat miktarı, pH değeri, toplam titrasyon asitliği, mineral madde içeriği, renk analizi gibi bazı fiziksel, kimyasal ve besinsel farklılıklarının yanı sıra viskozite, su tutma ve yağ tutma kapasitesi gibi teknolojik özellikleri incelenmiştir. Un farklılıklarının ve buğday çeşitliliğin tarhana üzerinde araştırılacak parametreler üzerine etkisinin belirlenmesi ile elde edilen bulguların hem gıda endüstrisine hem de çölyak hastaları için glütensiz besin çeşitliliğine katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Tarhana örneklerinin pH değerlerine bakıldığında 3.96-4.71 arasında değiştiği görülmüştür. Protein değerlerinin 13.08-14.64 arasında değiştiği saptanmıştır. En yüksek kül içeriği %3.42 iken, en düşük kül içeriği %2.24 olmuştur. Tüm örneklerin ortalama su aktivitesi değerinin 0.557 olduğu gözlendi. Tarhanada nem analizi, su aktivitesi analizi ile 0.919 değerinde pozitif korelasyon göstermiştir. Çalışmada tarhana örneklerinin nem değerleri ortalama %8.96 ile %14.31 arasında değişmiştir. Karabuğday unu kullanılarak üretilen tarhanaların antioksidan özelliklerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Glutensiz karabuğday unu ve patates ununun birleşiminden oluşan tarhana, besin değeri açısından zengin, tat ve aroması yüksek bir gıda ürünüdür. İstatistiksel ve duyusal olarak değerlendirildiğinde %58,85 karabuğday unu ve %41,15 patates unu formülasyonunun glütensiz tarhana formülasyonu olarak kabul edilebileceği ve bu formülasyonun geliştirilerek ileride yapılacak glütensiz tarhana çalışmalarında kullanılabileceği önerilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Atık suların fiziksel arıtımında kullanılan ızgara tesislerinin hidrodinamik davranışlarının hesaplamalı akışkanlar dinamiği ile analizi

    Nagehan Şahin

    Atık suların arıtılmasında genel olarak fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma olmak üzere üç yöntem izlenir. Bu çalışmada atık suların fiziksel arıtma yöntemlerinden biri olan mekanik atık su arıtma tesislerinden ızgaralar ve yaklaşım kanalındaki akışın hidrolik davranışları, seçilen tam ölçekli bir tesiste Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) kullanılarak analiz edilmiştir. Tam ölçekli tesis olarak seçilen Gümüşhane Atık Su Arıtma Tesisi'nde gerçekleştirilen deneysel çalışmalar ile birlikte HAD analizleri doğrulanmıştır. Tesisin geometrik özelliklerine uygun şekilde oluşturulan model Standart k-ɛ, Gerçekleşebilir (Realizable) k-ɛ ve Renormalizasyon Grubu k-ɛ (RNG k-ɛ) türbülans modeli olmak üzere üç farklı türbülans modeli kullanılarak, HAD ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda elde edilen atık su hızının çeşitli noktalardaki ve farklı türbülans modellerine sahip değerleri ile tesiste aynı noktalarda ölçülen atık su hız değerleri karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda tespit edilen zayıf yönlerin iyileştirilmesi adına yeni ve özgün bir model tasarlanıp analiz edilmiştir. Deneysel çalışmalar sıvı akışının karakteristik davranışları için yaygın olarak kullanılmakta olan Acoustik Doppler Velocimeter (ADV) aletiyle yapılmıştır. Literatürde açıkça boşluğu görülen atık su arıtma tesislerindeki fiziksel arıtım yöntemlerinden ızgara tesislerinin HAD ile modellenmesi/ incelenmesi/ analiz edilmesi üzerine gerçekleştirilen bu çalışma neticesinde oluşturulan özgün modele ait yaklaşım kanalındaki düşük hızlar artırılmış ve homojen akış elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Z kuşağının bir sanat olarak edebiyata bakışı

    Emel Turgut

    Hızla dijitalleşen dünyada teknolojik gelişmeler hayatın her alanında geniş bir yer kaplamaktadır. Yoğun ve akıl almaz teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızla ilerlediği 2000'li yılı sonrasında insan hayatında, tarih boyunca görülmemiş hızda ve değerde büyük değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişimin hızla sürdüğü dijital çağa doğan bireyler için Z kuşağı adlandırılması yapılmaktadır. Aynı dönem aralıklarında doğan, doğdukları süreç içerisinde yaşanan ekonomik, toplumsal, siyasal olaylardan etkilenerek ortak bir kaderi paylaşan insan gruplarına kuşak adı verilmektedir. Z kuşağı da dijital dünyanın ilk yerli kuşağı olarak son yıllarda dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu çalışmada; sabırsız, yaşamın her sahasında hızı önemseyen ve sürekli çevirim içi olma özellikleriyle tanınan Z kuşağının insanlık tarihinin en eski sanatı olan edebiyat karşısındaki tutumlarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Edebiyat insanın var olduğu andan itibaren en yakın yol arkadaşı, insanın ve toplumların dönüşümünün vazgeçilmez şahidi konumundadır. Bu bağlamda yeni jenerasyonun edebiyat sanatına olan tutumlarını ortaya koymak önem teşkil etmektedir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Ümraniye İlçesinde bulunan seçkisiz yöntemle seçilmiş ortaöğretim kurumlarının 11. ve 12. Sınıfında öğrenim gören 477 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Z Kuşağının Edebiyata Bakışına Yönelik Tutum Ölçeği ( ZKEBYTÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Z Kuşağının edebiyata yönelik tutumlarında, cinsiyetlerinin, okudukları okul türünün, sosyal medyanın etkisinde edebiyata yönelik tutumları karşısında anlamlı farklılıkları vardır. Sosyal medya ve yazma eğilimlerinin cinsiyet değişkenine göre analizinde ise anlamlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Edebiyat, Sanat, Sosyal medya, Tutum, Z Kuşağı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Küresel grafitli dökme demir dökümünde dolum hızı, döküm sıcaklığı ve metalurji kalitesinin farklı kesit kalınlıkları üzerinde akıcılık özelliklerine etkisinin incelenmesi

    Mehmet Coşar

    Bu çalışmada, Küresel Grafitli Dökme Demir (KGDD) malzeme ile farklı döküm sıcaklıkları, kesit ölçüleri ve döküm uygulamalarında malzemenin akıcılık özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle döküm sıcaklığı, metalürji kalitesi, çalışma ortamı için planlanan farklı kesit ölçülere göre akıcılık testi gerçekleştirilmiştir. Hazırlanmış kum kalıplara döküm işlemi yapılmış, akıcılık değerlerine etkileri ve değişen döküm işlemi koşullarında belirlenen kesit kalınlıklarında sıvı metal ilerleme ölçüleri incelenmiştir. Farklı döküm koşullarında kum kalıbı ile döküm işlemlerinde kesit ölçülerine göre ergimiş malzemenin kalıp içerisinde yürüme ölçüleri belirlenerek, FlowCast Döküm simülasyon yazılım programları ile değerlendirilmiştir. Bu nedenle çalışma kapsamında belirlenen malzemelerde değişen döküm şartlarında sıvı metalin akıcılığı ve ilerleme mesafeleri tespit edilmiştir. Bu çalışmada kum kalıba döküm, modelleme, deneysel tasarım, mikroyapı inceleme teknikleri kullanılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türk otomotiv sanayi işletmelerinde çalışma sermayesi gereksiniminin belirleyicileri: Borsa İstanbul örneği

    Gökhan Durmuş

    Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul (BİST)'da otomotiv sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin çalışma sermayesi gereksiniminin belirleyicilerinin incelenmesidir. Bu amaçla ilgili sektörde faaliyet gösteren 19 firmanın 2012-2020 dönemine ilişkin 9 yıllık bilanço ve gelir tablosu verilerinden yararlanılarak panel veri analizi yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada (dönen varlıklar-kısa vadeli borçlar)/toplam varlıklar ile dönen varlıklar/toplam varlıklar oranları bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak şirketlere ilişkin değişkenler ile makroekonomik değişkenler kullanılmıştır. Bağımlı değişkenler, bağımsız değişkenler ve makroekonomik değişkenler kullanılarak oluşturulan 6 model için panel veri analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak Model 1-A için Çalışma Sermayesi 1 ile Nakit Dönüşüm Süresi, Firma Büyüklüğü, Varlık Karlılığı, Aktif Kaldıraç Oranı, Piyasa Değeri, Asimetrik Bilgi arasında anlamlı ilişki; Model 1-B için Çalışma Sermayesi 1 ile Varlık Karlılığı, Öz Sermaye Kaldıraç Oranı, Piyasa Değeri, Asimetrik Bilgi ve Tüketici Fiyat Endeksi arasında anlamlı ilişki; Model 1-C için Çalışma Sermayesi 1 ile Firma Büyüklüğü, Öz Sermaye Karlılığı, Aktif Kaldıraç Oranı ve Asimetrik Bilgi arasında anlamlı ilişki; Model 2-A için Çalışma Sermayesi 2 ile Stok Devir Hızı, Nakit Dönüşüm Süresi ve Büyüme Fırsatları arasında anlamlı ilişki; Model 2-B için Çalışma Sermayesi 2 ile Stok Devir Hızı, Varlık Karlılığı ve Öz Sermaye Kaldıraç Oranı arasında anlamlı ilişki; Model 2-C için Çalışma Sermayesi 2 ile Nakit Dönüşüm Süresi, Firma Büyüklüğü, Öz Sermaye Kaldıraç Oranı ve Piyasa Değeri arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Reşadiye (Tokat, Türkiye) yöresi pliyosen-kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası, petrokimyası ve petrolojisi

    Haydar Zengin

    Bu çalışmada, Doğu Pontidler'in güneyinde dar bir alanda yüzeylenen Pliyosen-Kuvaterner yaşlı volkanitlerin petrografik, ana ve iz element içerikleri ile mineral kimyası, verileri, rapor edilmiştir. Petrografik gözlemler, incelenen Pliyosen-Kuvaterner yaşlı volkanik kayaçlar, plajiyoklas (An5-90) + klinopiroksen (Wo2-49 En19-67 Fs11-33) ± hornblend (Mg# 0.51-0.79) + opak mineralleri içerir. Volkanik kayaçların genel dokusunu oluşturan mikrolitik-porfirik, flüidal dokular yanında, plajiyoklaslarda elek dokusu, kemirilmeler, zonlanmalar, klinopiroksenlerde kemirilmeler ve amfibollerde opaklaşmalar ve zonlanmalar dengesizliği ifade eden dokusal özellikler olarak karşımıza çıkar. OOSB (okyanus ortası sırtı bazaltı)'na normalize iz element değişim diyagramlarında, Pliyosen-Kuvaterner yaşlı volkanitler BİLE (Sr, K2O, Rb, Ba), Th ve Ce bakımından zenginleşme, Zr, Y, Nb, Ta ve TiO2.bakımından hafifçe fakirleşme ile karakterize olup, OAB benzeri iz element dağılımları sergilemektedirler. Önemli bir negatif Eu (Eu/Eu*=0.78-1.03) anomalisinin bulunmaması Pliyosen-Kuvaterner yaşlı volcanik kayaçları oluşturan magmalarının gelişimde plajiyoklas ayrımlaşmasının önemli bir yere sahip olmadığını göstermektedir. Birlikte değerlendirilen petrografik, mineral kimyası ve petrokimyasal veriler ışığında; incelenen Pliyosen-Kuvaterner yaşlı bazaltik volkanitlerin ana magmaları, daha önceden yitim akışkanları ve/veya ergiyiklerince zenginleştirilmiş kıta altı litosferik manto kaynağından türeyen ergiyikler ve KAF sisteminin etkisi altında ortaya çıkan astenosferik yükselimden kaynaklanan OAB benzeri magmaların karışımı sonucu sonucunda oluştuğu ve polibarik kristallenme evrelerinden geçerek son halini aldığı söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Çınaraltı Mecmuasında Türkçülük

    Selda Aslan

    Dergiler yayımlandıkları dönemin siyasi ve kültürel olaylarına tanıklık etme ve dönemin özelliklerini yansıtma konusunda büyük bir öneme sahiptirler. Bu doğrultuda çalışmamda yayımlandığı döneminin önemli fikir dergisi olan Çınaraltı dergisi incelenmiştir. Çalışmanın giriş kısmında derginin yayımlandığı dönemin siyasal ortamı ele alınmıştır. Daha sonraki aşamada derginin tarihi ve içeriği ele alınarak derginin tanıtımı yapılmıştır. Diğer bölümde ise dergideki Türkçülük-milliyetçilik ile ilgili makaleler irdelenerek derginin Türkçülük ve milliyetçilik anlayışı değerlendirilmiştir.