Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Disiplinleşme ve Kamu Yönetimiyle İlişkilenme Süreci Bağlamında İşletme Yönetimi

    Dülgar, İmren Pınar

    İşletme yönetimi, kamu yönetiminde egemen yaklaşımlara kuramsal kaynaklık eden bir disiplindir. İşletmecilik kuramlarının kamu yönetimine aktarımı ve bu alanda doğurduğu etki, 1980’li yıllar sonrası ekonomi politikalarıyla ilişkili olarak birçok çalışmaya konu edilmiştir. Bu makale ise etki yerine kaynağın kendisini ele almak üzere tarihsel bakışı başlangıca yöneltmektedir. Kaynağın ele alınmasıyla disiplinlerin inceleme nesnesi (somut olan) farklılığına rağmen somuttan üretilen kuramsal bilgi (soyut olan) ortaklaşmasının nedeninin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Makalede, işletme yönetiminin bir disiplin olarak gelişiminin tarihsel bağlamı çözümlenerek inceleme nesnesi/varlık sebebi kavranmaktadır. Özel sektör dünyasına ait sistemli bir bilgi bütünü olarak disiplin, ilk ifadesini büyük örgütlerin şirket formunda yaygınlaştığı ve anonim şirketlerin yönetim işlevindeki ayrımı güçlendirdiği 19. yüzyıl Amerika’sında kazanmıştır. İşletme yönetiminin kamu yönetimine kaynaklık etmesini sağlayan ilk yaklaşım ise fabrikadan geliştirilen ve disiplinin kurucu yaklaşımı olan Bilimsel Yönetim’dir. Bu yaklaşımla işletme yönetimi henüz kuruluş aşamasında kamu yönetimiyle ilişkilenmiş ve fabrika yönetiminden tüm örgütlere doğru görüş alanını genişletmiştir. Yönetim bilgisinin evrensel/özel-kamu ayrımı olmaksızın her örgütte uygulanabilir olduğu savıyla nesne farkını gözetmeyen yaklaşımlar, piyasa örgütlerinden üretilen bilginin kamu yönetiminde geçerliliği kabulüne yol açmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Digitalization and economic growth: new evidence from EU countries

    Akyol, Hikmet; Akar, Tuba; Akar, Gökhan

    Today's world is on the verge of a digital transformation with the developments in information and communication technologies. The digitalization process experienced affects societies both economically and socially. Recently, digitalization has become more important in terms of economic growth and competitiveness of countries. The aim of this study is to examine the effect of digitalization on economic growth for the period 2000-2020 in 27 EU countries by using panel data analysis method. In the study, the econometric relationship between the variables was estimated using the Driscoll-Kraay (1998) standard errors estimator. In the study, exports of information and communication technology products, the number of individuals using the internet and the number of mobile phone subscribers were used as the independent variables representing the digitalization indicators. Real GDP per capita is taken to represent economic growth, which is the dependent variable. According to the findings of the research, it has been determined that digitalization indicators have a significant and positive effect on economic growth. The findings of the study support the theoretical and empirical literature that argues that digitalization will have a positive effect on economic growth. It is thought that investments to be made in digitalization and ICT infrastructure will provide significant gains.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Dönüştürücü Liderlik Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Analizi

    Özcan, Koç

    Dönüştürücü liderlik günümüzde bilinen en popüler teoriler arasında yer almaktadır. Dönüştürücü liderler takipçilerini değiştirir ve dönüştürürler. Böylece faaliyette bulunduğu ülke veya kurumda köklü değişimleri gerçekleştirirler. Özellikle yönetimi zor olarak bilinen karmaşık bir organizasyon yapısına sahip sağlık kurumlarında dönüştürücü lider tipi yöneticilere çok ihtiyaç vardır. Ülkemizde bu konuda yapılmış yeterli düzeyde çalışma yapılmadığından var olan açığı kapatmak amacıyla sağlık kurumları üzerinde bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yeni bir dönüştürücü liderlik ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 451 sağlık çalışanı üzerinde bir anket çalışması yapılmıştır. Çalışmaya katılanlar en yakın yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmişlerdir. Çalışma neticesinde, geliştirdiğimiz ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya çıkarılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2023
    Afet lojistiği kapsamında enkaz kaldırma faaliyeti: istanbul örneği

    Gergin, Ramazan Eyüp

    Son yıllarda dünya genelinde meydana gelen afetlerin sayısında var olan artışlar önemli hacimlerde enkaz ve atık oluşum problemini ortaya çıkarmaktadır. Afetlerin ardından ortaya çıkan enkaz ve atıklar bir takım lojistik problemleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada temel amaç olası bir yıkıcı İstanbul depreminde İstanbul’un ilçelerinde meydana gelebilecek enkazların hangi enkaz döküm sahalarına taşınması gerektiğinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada olası bir 7.5 şiddetindeki depremin ardından İstanbul’un ilçelerinde oluşacabilecek enkaz miktarı ve ilçelerin enkaz döküm sahalarına olan uzaklık verileri kullanılmıştır. Söz konusu verilerin değerlendirilmesinde P-Medyan yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular, İstanbul’daki otuz dokuz ilçenin ikisinin Silivri Büyükkılıçlı, beşinin Eyüp Akpınar, birinin Şile Ahmetli, on ikisinin Şile Avcıkoru ve on dokuzunun ise Arnavutköy Boğazköy enkaz döküm sahalarında enkaz döküm faaliyetlerini gerçekleştirmeleri gerektiğini göstermiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Giresun Şehrinde Okullara Erişimin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile Analizi

    Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet; Gürçeşme, Mustafa

    Günümüz şehirleri gürültülü, kalabalık ve motorlu araçların çokluğuyla beraber insan sağlığı için tehlikeler oluşturmaktadır. Böyle şehirlerde mesafe olarak erişilmesi zor olan okullarda eğitim görebilmek bu durumu daha da tehlikeli hale sokmaktadır. Bu sebeple ülkemizde Mekânsal Planlar Yönetmeliği çerçevesinde okullara erişebilirliğin mesafeleri okul seviyelerine göre belirlenmiştir. Günümüzde teknolojinin gelişmiş olmasıyla birlikte Coğrafi Bilgi Sistemleri de gelişmiş ve söz konusu sistemlerde kullanılan programlarla erişebilirlik analizleri yapılarak en uygun mesafeler ortaya konmaktadır. Bu çalışmada da Giresun şehrinde binaların anaokulu, anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve liselere olan mesafelerin yönetmeliğe göre uygunluğu analizlerle ortaya konmuştur. Çalışmada kullanılan okulların lokasyonları Millî Eğitim Bakanlığı’nın web sitelerinden, binaların konumları ise Giresun Belediyesi’nden temin edilmiştir. Analizlerin yapımında Coğrafi Bilgi Sistemleri programlarından biri olan ArcGIS adlı programının hizmet alanı (service area) modülünden faydalanılmıştır. Çalışmada Giresun şehrine ait 28 mahalledeki konutların okullara erişebilirliği analiz edilmiştir. Yapılan çalışmadaki sonuçlara göre şehirdeki binaların erişim uygunluğu ortalama olarak anaokullarına %21, anasınıflarına %37,4, ilkokullara %39,6, ortaokullara %70,2 ve liselere %93 şeklinde çıkmıştır. Okul seviyelerinin artmasıyla birlikte yürüme mesafelerinin de artması şehirdeki erişim uygunluğunu arttırmıştır. Ancak Giresun şehrinde okulların mekânda düzensiz dağılımı pek çok binanın erişebilir mesafeler dışında kaldığını göstermiştir. Şehirde okullara yönetmelik çerçevesinde uygun mesafe yönünden erişimi problem olan binaların olduğu bölgelerde yeni okulların yapımı buna çözüm olacaktır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Dijital İletişim Bağlamında Finansal Okuryazarlık: Çocuklara ve Ebeveynlere Yönelik Dijital Uygulamalar ve Yeni Nesil Harçlık Modelleri

    Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı

    Günümüzde birçok okuryazarlık çeşidi bulunmaktadır ve finansal okuryazarlık bunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklara ve 18 yaş altındaki gençlere planlı harcama, tasarruf ve birikim bilinci aşılama, parayı doğru harcama yol ve yöntemlerini öğretme, bütçe oluşturabilme vb. sağlıklı finansal alışkanlıklar kazandırma noktasında öne çıkan finansal okuryazarlık, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte dijital finansal okuryazarlığa evrilmiştir. Dijitalleşmenin de etkisiyle eski tasarruf ve birikim yöntemlerinin yerini dijital ortamlar, uygulamalar ve modeller almaya başlamış, yeni nesil harçlık sistemleri ve birikim modelleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda yaşadığımız dijital döneme uyumlan(dırıl)an ve ebeveynlere çocuklarına akıllı/planlı harcama ve birikim yapmanın formüllerini sunabilecek çeşitli uygulamalar hayata geçirilmiştir. Bu çalışma, dijital ebeveynlerin çocuklarına yönelik finans alışkanlığını nasıl kazandıracaklarına yönelik sunulan farklı uygulama, hizmet ve modellerin neler olduğuna odaklanmakta, geliştirilen formülleri inceleyerek kapsamlı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Diğer yandan bu çalışma, finansal okuryazarlığın dijital finansal okuryazarlığa evrilmesiyle ebeveyn-çocuk ilişkisinin finansal boyutuyla nasıl bir ilişki üzerinden yürütüldüğünü ortaya koymayı amaçlayarak dijitalleşmenin finansal okuryazarlık üzerinden önemini ele almaktadır. Bu kapsamda çalışma betimsel bir inceleme çalışmasıdır ve özgün bir kapsam ve içerik sunmayı hedefleyerek ele alınan konuya ilişkin sistematik bir bütünlük kazandırmaya çalışmaktadır. Çalışmada dijital ebeveynlere sunulan dijital finansal okuryazarlıkla ilgili yeni uygulamalar/hizmetler incelenerek dijital öğrenme ortamlarına ve uygulamalarına ilişkin bir anlam çerçevesi oluşturulmaktadır. Çalışma sonucunda hem bireysel girişimcilerin hem de bankaların finansal okuryazarlık ile ilişkili olarak dijitalleştirilmiş kumbara uygulamalarını son yıllarda kullanıcılara ve müşterilere sunmasıyla birlikte dijital ortama daha fazla uyumlanma çabasının gittikçe arttığı görülmüş, Manibux, Vibox, Çocuk Bankacılığı ve Dijital Kumbara gibi örneklere rastlanılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Ağaç işleri ve mobilya sektörlerinde iş güvenliği kültürüne yönelik bir değerlendirme: Gümüşhane ilinde bir durum çalışması

    Yaşar, Mehmet; Yasar, Sekip Sadiye; Fidan, Muhammed Said; Komut, Osman

    Türkiye’de mobilya endüstrisi sektörü küçük ve orta ölçekli işletme yapısıyla ülke genelinde önemli bir istihdam alanı sağlamaktadır. Diğer yandan sektör, iş sağlığı ve güvenliği hususunda olumsuzlukların fazlasıyla yaşandığı faaliyet alanları arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, sanayi bölgelerinden uzak küçük ve orta ölçekli ağaç işleri ve mobilya endüstrisi işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği koşullarının değerlendirilmesidir. Bu kapsamda toplam 54 çalışan ile yüz yüze görüşme esasına dayalı anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 5’li likert ölçeğinde hazırlanmış önermeler ile işyerlerinin durumu ve çalışanların konuya ilişkin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler üzerinde oransal karşılaştırmaların yanı sıra, iş kazasına maruz kalma değişkenine göre iş güvenliği faktörlerinin analizinde Mann Witney U testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcı işletmelerin %67 oranında faaliyet süresinin 5 yılın altında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kişisel koruyucu donanım kullanımı ve periyodik sağlık muayenelerde eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların iş kazası maruziyeti %72 olarak belirlenirken, el ve parmakların ağırlıklı yaralanan uzuvlar olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan iş kazası maruziyetinin iş güvenliği faktörlerine yönelik görüşlere ilişkin istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar (p<0,05) oluşturduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, küçük ve orta ölçekli ağaç işleri ve mobilya işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yeterince gelişmediği söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2023
    Vergi Uyumu Konusundaki Makalelerin Web of Science Veri Tabanına Dayalı Bibliyometrik Analizi

    Günay, Hamdi Furkan

    Vergi uyumuna yönelik tartışmalar uzun süredir devam etmekte ve ilgili yazın farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla zenginleştirilmeye devam etmektedir. Bu yönüyle vergi uyumu uzun yıllardır olduğu gibi gelecekte de araştırmacılar için ilgi çekici bir çalışma alanı olma özelliğini korumaktadır. Buna karşın literatür incelendiğinde vergi uyumu araştırmalarının genel eğilim ve özelliklerini ortaya koyan çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu araştırmanın amacı Web of Science veri tabanında indekslenen vergi uyumu çalışmalarının bibliyometrik analizini yapmaktır. Bu doğrultuda 1982-2023 yılları arasında yayınlanmış 829 makale, RStudio programında “biblioshiny” paketiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz kapsamında vergi uyumu çalışma alanında yayın yapan en etkili dergiler, yazarlar, ülkeler, iş birliği durumları, kelime analizleri, tematik harita ve evrim gibi çeşitli bibliyometrik göstergeler sunulmuştur. Alandaki en üretken derginin Journal of Economic Psychology olduğu ve en üretken, en çok atıf alan ve en çok iş birliği gerçekleştiren yazarın ise Erich Kirchler olduğu tespit edilmiştir. Yıllar itibarıyla vergi uyumuna ilişkin makale sayılarında önemli bir artış ivmesi görülmekle birlikte “tax law”, “e-government” ve “economics” konularına son yıllarda yaşanan tematik evrim çalışmayla ulaşılan bazı diğer bulgular arasındadır. Çalışmanın vergi uyumu araştırma alanının genel görünümünün ortaya koyulması ve gelecek araştırmalara yol göstermesi bakımından faydalı olacağı düşünülmektedir.

  • MakaleYalnız künye2023
    Emlak Vergisi Kapsamında Değerli Konutların Vergilendirilmesi: Portekiz, Güney Kore ve Türkiye Uygulamalarına Genel Bir Bakış

    Uğurlu, Hümeyra

    Mali güce göre vergilendirme anlayışının sonucu olarak, bir ülkede yaşayan vatandaşların hangilerinin vergi mükellefi olabileceği ve nasıl vergilendirilebileceği belirlenmeye çalışılmaktadır. Vergilemede adil olabilmek için ödeme gücüne sahip herkesin kamu hizmetlerinin finansmanına katılması önemlidir. Esas olarak; gelir, servet ve harcama, ödeme gücünün göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Servetin vergilendirilmesi üzerindeki tartışmalar, Türkiye’de, Değerli Konut Vergisi (DKV) adında yeni bir vergi türünü gündeme getirmiştir. Değerli Konut Vergisi, 2019 yılında kabul edilmiş, 2020 yılında tahsil edilmesi planlanmış ancak 2021 yılında uygulamaya konulabilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de Değerli Konut Vergisini değerlendirerek, benzer uygulamalar olduğu düşünülen; Portekiz’de İlave Emlak Vergisi ve Güney Kore’de Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi uygulamaları ile karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, Emlak Vergisi hakkında genel bilgilere yer verilecek, sonrasında İlave Emlak Vergisi ve Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi değerlendirilmeye çalışılacaktır. Son olarak, Türkiye’de uygulanan DKV hakkında bilgilere yer verilerek ülkelerin karşılaştırılması yapılacaktır. Bu değerlendirmeler sonucunda; Türkiye’de uygulanan DKV’nin özellikle ödeme gücü ilkesi, eşitlik ve vergi adaletine özgü bir takım eksiklikleri barındırdığı söylenebilir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    2007-2019 Yılları Arasında Meydana Gelen Otobüs Kaza ve Yangın Haberlerinin Nicel Analizi: Anadolu ve İhlas Haber Ajansı Örneği

    Şahinöz, Saime; Doğan, Ali; Nas, Merve; Güven, Talha

    Ülkemizdeki can ve mal kayıplarına bakıldığında kara yolu toplu taşıma araçlarından olan otobüslerin meydana getirdiği kaza ve yangınların bir afet boyutu kazandığı görülmektedir. Bu çalışmada ülkemizde meydana gelen otobüs kazası ve yangını olaylarının iki haber ajansı (Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı) bünyesinde yer alan ilgili kaza ve yangın haberlerinin incelenmiş ve içeriksel nicel analizi yapılmıştır. 2007-2019 yılları arasında ilgili haber sitelerinden alınan toplam 297 otobüs kazası ve yangını haberinin içerik çözümlemesi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS-22 programı kullanılmış, sonuçlar %95’lik güven aralığında ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde bulunmuştur. Kaza olaylarına müdahale eden kurumlardan sağlık/ambulans toplamda 158 kez tekrar ederek haber içeriklerinde %62,5’lik yüzdeyle en çok adı geçen kurum niteliğini taşırken, Anadolu Ajansında 188 tane fotoğraflı haber olup, bu ajansta yer alan haber metni sayısının %98,9’luk kısmı meydana getirmektedir. (p<0,05). İhlas Haber Ajansı’nda videolu haber olup, bu ajansta yer alan haber metni sayısının %40,4’lük dilimini kapsamaktadır(p<0,05). 279 haber metninde, içeriğinde öyküleme yer alan haber sayısı ele alınırsa Anadolu Ajansında 34 öykülemeli haber olup, bu ajansta yer alan haber metni sayısının %17,9’luk dilimi kapsadığı bulgulanmıştır(p<0,05). Risklerin bertarafında en önemli materyal olan eğitimdir. Otobüs yangını haberinin hiçbirinde eğitimsel bir içerik yer almamaktadır. Otobüs kaza ve yangın haberinde yer alan otobüs firmalarında en çok bahsi geçen “yolcu otobüsü” olduğu sonucuna varılmıştır. Meydana gelen yangın haberlerinin sebepleri bilinmemekle birlikte, kitlesel olay statüsü kazanan otobüs kazalarının önlenmesi hususunda atılacak adımların yine bu kitlesel olaya ilişkin belirlenmiş olay yeri yönetimi esasları ve politikaları ile alanında uzman kişilerce atılması gerektiği şeklinde ön görülmüştür.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Yerel yönetimlerde katı atık yönetimi ve gelişimi: genel çerçeve ile türkiye’ye bakış

    Sarıhan, Nazlı Özcan; Çakır, Erkan

    Son yıllarda kentleşme, hızlı nüfus artışı ve sanayileşmeyle birlikte doğal kaynaklar üzerindeki baskının hızla artmasıyla ekolojik dengenin bozulduğu görülmektedir. İnsanoğlunun doğal kaynakları hoyratça ve savurganca kullanması, toplumsal refahın yalnızca tüketimle sağlanacağı görüşü, kentleşme ve gelir seviyesindeki artışlar, tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişiklikler kentsel atıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüketim alışkanlığındaki artışların temelde iki önemli problemi ortaya çıkardığı görülmektedir. Bunlardan ilki tüketimde meydana gelen artışın doğal kaynaklar üzerinde yapmış olduğu baskı, bir diğeri ise tüketim sonrasında ortaya çıkan atığın bertarafına ilişkin sorundur. Kentsel katı atıkların ortaya çıkmasını önlemek ve ortaya çıkan bu atıkların atılıp kurtulunması gereken madde olmaktan çıkarıp ekonomik bir değere dönüştürecek ve en önemlisi de sağlıklı bir şekilde bertaraf edilecek Entegre Katı Atık Yönetimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, katı atık yönetimi ve bu kapsamda atık yönetimi hiyerarşisi açıklanarak, Türkiye’de katı atık yönetiminin veriler ışığında ne düzeyde olduğu ve bu süreçte yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarının yasalar çerçevesinde neler olduğuna ilişkin bilgi verilmeye çalışılmıştır. Türkiye’de bu sürecin gün geçtikçe daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesine rağmen bazı atık yönetim stratejilerinin verimli bir şekilde kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    İş Güvenliği Uzmanlarının Bakış Açısıyla Acil Durum Toplanma Alan Özelliklerinin AHP Yöntemi ile Değerlendirilmesi

    Doğan, Onur

    İş güvenliği uzmanları, işyerlerinde muhtemel tehlikeli durumları tespit eden ve bu tehlikelerin riske dönüşmesini önlemek için koruyucu ve önleyici uygulamaları hayata geçiren kişilerdir. Aynı zamanda acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. İşyerleri dinamik bir yapıya sahip olduğundan yerleşim birimlerine nazaran çok sık acil durum gerektiren olaylar yaşanabilmektedir. İş güvenliği uzmanları işletme ekosistemini etkileyebilecek her türlü olumsuz etkiyle (depremi, sabotaj, kaza, yangın vb.) mücadele konusunda uzman ve yetkinlik düzeyi yüksek kişilerdir. Bu nedenle yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde iş güvenliği uzmanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanılmasının önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvenliği uzmanlarının bakış açısıyla acil ve afet durumlarında toplanma alanlarının değerlendirilmesine yönelik yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden (ÇKKV) Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılmıştır. AHP, objektif ve subjektif görüşleri sürece dahil eden bir yöntemdir. Bu yöntemin diğer ÇKKV yöntemlerinden üstün kılan yanı kalitatif ve kantitatif unsurları sürece dahil edilmesine imkân sağlamasıdır. Çalışmada kriter ve bu kriterlere bağlı alt kriterler, literatür araştırması ve alanında uzman kişilerin görüşleri dikkate alınarak hazırlanmış ve iş güvenliği uzmanlarına yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmanın çözümünde Microsoft Excel kullanılmış ve yapılan her bir analiz sonucu tutarlı çıkmıştır. Buna göre kriterler arasında yapılan karşılaştırma sonucunda en yüksek ağırlığa sahip kriter, 0.4294 toplanma alan güvenliği olurken bunu sırası ile 0.3602 toplanma alanına erişim, 0.2104 toplanma alan özelliği takip etmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2023
    Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Okullara Erişebilirlik Analizi: Gümüşhane Şehri

    Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet

    Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri'nden yararlanılarak Gümüşhane şehrindeki kamu okullarından anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre erişilebilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. Çalışma mekânsal analiz bakış açısı ile betimsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak analizlerin yapılabilmesi için birincil ve ikincil verilerden yararlanılmıştır. Bu veriler şehirdeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin konumları; tüm düzeylerdeki devlet okullarının öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları; yerleşmede yer alan konutların konumları ve yerleşmedeki yolların haritasıdır. Okulların belirli bir mesafedeki erişilebilirlikleri test edileceğinden Service Area türü ağ analizi tercih edilmiştir. Verilerin analizinde ArcMap 10.2 yazılımına başvurulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre yönetmeliğe uygun olarak erişim sağlayabilen binaların anaokulları için oranı %20, ilkokullar için %27, ortaokullar için %60 ve liseler için ise %87’dir. Bu bulgulara göre erişim oranlarının Türkiye’de yürütülen diğer çalışmalar ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. En düşük erişilebilirlik oranı Türkiye genelinde olduğu üzere anaokullarındadır. Yönetmeliğe göre okul seviyesi arttıkça uygun yaya yürüme mesafesi de arttığından erişilebilirlik problemi olan bina sayısı azalmaktadır. Araştırma sahasında erişilebilirlik durumunun istenenden düşük olmasının en önemli sebebi okul sayılarının azlığıdır. Bununla birlikte Ulaşım ağı sıkıntısı görülmeyen yerleşmede binaların dar bir sahaya yayılmış olması ve okulların bu dar sahada bulunması erişilebilir alanlarının sınırlanmasına sebep olmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra

    Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Kamu kesimi büyüklüğü ve kapsayıcı büyüme ilişkisi: yükselen piyasa ekonomileri üzerine ekonometrik bir çalışma

    Keyifli, Nazlı; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri

    Yaşanan her ekonomik büyümenin gelir eşitsizliği, işsizlik ve yoksulluğu azaltmada yeterli olamayışı ve büyümenin ortaya çıkardığı fayda ve fırsatlardan her hanenin fayda sağlayamaması ilgiyi ekonomik büyümeden kapsayıcı büyümeye çevirmiştir. Kapsayıcı büyüme, ekonomik büyümenin yanı sıra sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, eğitim ve sağlık hizmetlerinin niteliği ve bu hizmetlere erişilebilirliği, gelir ve cinsiyet eşitsizlikleri,yoksulluk ve işsizlik sorunlarıyla mücadele, altyapı, çevre gibi alanlarla ilgilenen çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Ekonomik büyümenin hızı ve dağılımını ifade eden ve ekonomik büyümenin yarattığı fırsatlardan toplumun tüm kesimlerinin faydalanmasını amaçlayan kapsayıcı büyümeye yönelik politika uygulamaları tüm dünyada artmaktadır. Bu çalışmada, yükselen piyasa ekonomileri olarak adlandırılan sekiz büyük gelişmekte olan piyasa ekonomisi (Arjantin, Çin, Brezilya, Hindistan, Meksika, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika) özelinde kapsayıcı büyüme ve kamu kesimi büyüklüğü ilişkisi 1985-2019 dönemi için yeni bir metodoloji olan Bootstrap Panel Rolling Window nedensellik yaklaşımı kullanılarak araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Güney Afrika’da kapsayıcı büyümenin kamu kesimi büyüklüğüne, Türkiye’de ise kamu kesimi büyüklüğünün kapsayıcı büyümeye neden olduğunu göstermektedir.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2022
    The economic growth effect of inflation and unemployment: a practice for nuts 2 regions of turkey

    Sancar Özkök, Canan; Polat, Melike Atay

    In this study, whether there is a relationship between unemployment, inflation, and economic growth was analyzed at a scale of both 26 NUTS 2 regions of Turkey, in general, using the panel data method for the period between 2007 and 2018. According to the Pooled Mean Group (PMG) estimator results of the study, a 1% increase in the unemployment rate leads to an increase of 0.218% in the economic growth rate in the long term for NUTS 2 regions in general. Furthermore, a 1% increase in inflation leads to a decrease rate of 0.217% in economic growth in the long term. When the PMG estimator results are evaluated in terms of NUTS 2 regions, it was concluded that there is a long-term relationship between the economic growth, unemployment, and inflation variables in NUTS 2 regions of Ağrı, Van, Tekirdağ, Balıkesir, İzmir, Kocaeli, Kayseri, Zonguldak, Kastamonu, Samsun, and Trabzon. On the other hand, an increase in the inflation rate in NUTS 2 regions of Malatya, Şanlıurfa, İstanbul, Konya, Antalya, Hatay, Kırıkkale, and Trabzon has a negative effect on economic growth. Moreover, the results that were obtained for NUTS 2 regions of Erzurum, Gaziantep, and Mardin conclude that increases in the inflation rate have a positive effect on economic growth in the long term. Finally, it was put forward that the increases in unemployment rates in NUTS 2 regions of Malatya, Şanlıurfa, İstanbul, Aydın, Bursa, Kocaeli, Antalya, Kırıkkale, and Trabzon decreases the economic growth, as also indicated by the results. The results of the study put forward the necessity of economic policy practices that take into consideration the development structure of NUTS 2 regions as well as the relationships among variables in fighting against unemployment and inflation and in achieving targeted growth rates.

  • MakaleYalnız künye2022
    Emniyet Hizmetleri Üzerinden Devlet Algısı: Erzincan İli Örneği

    Altınpınar, Fatih; Kalkışım, Hasan Mahmut

    Devletlerin görünen yüzleri, kamu hizmetleridir. Bireyler genellikle kamu hizmetleri üzerinden devlet algılarını geliştirirler. Dolayısıyla kamu hizmetlerinin kalitesi vatandaşların memnuniyet düzeyini artıracağından devlete olan bakışlarını da olumlu yönde şekillendirecektir. Bu bakış açılarının ortaya konulmasında bireylerin siyasal fikirleri, ideolojik duruşları da zaman zaman etkili olabilmektedir. Emniyet Teşkilatı, günümüzün önemli kamu kuruluşlarından bir tanesidir. Farklı alanlarda hizmet yürütmektedir. Temelde emniyet hizmetleri yürüten bu birimin vatandaşların gözünde devletin algısını değiştirip değiştirmediği yapılan bu çalışma ile ortaya konulmak istenmiştir. Nitekim Erzincan’ın heterojen yapısı ile barış ve kardeşlik değerleriyle yaşayan topluluğunun örnek olarak seçilmesinin nedeni, küçük ölçekte verilen cevapların Türkiye ile özdeşleştirilebileceğinin düşünülmesinden kaynaklanmaktadır. Servperf ve Servqual ölçeklerden faydalanılarak oluşturulan anket ile Erzincan’da yaşayan vatandaşların emniyet hizmetleri üzerinden devlet algısı ölçülmüştür. Emniyet hizmetlerinin devlet algısını olumlu yönde etkilediği yapılan çalışma neticesinde ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Yeni Bir Şehir Kıyaslama Metodolojisi: Çok Boyutlu Yönetimsel İçgörü

    Şimşek, Ahmet Bahadır; Gurkan, M. Edib

    Kıyaslama, karar vericilerin kuruluşları hakkında güçlü ve zayıf yönleri, öncelikleri, geçmişi ve geleceği gibi farklı perspektiflerden kritik çıkarımlar yapmalarını sağlayan bir yönetim aracıdır. Şehirlerin kıyaslaması, yöneticilere politikaların değerlendirilmesi ve stratejik kararlar alınması açısından sağladığı faydalar nedeniyle bilim insanlarının ilgisini çekmektedir. Şehir kıyaslaması üzerine mevcut araştırmalar, kıyaslama faktörlerini belirlemeye ve kıyaslama skorlarını ölçmek için yöntemler geliştirmeye odaklanmıştır. Bir diğer ifadeyle, mevcut yöntemler, şehirleri karşılaştırmak için ağırlıklı faktörleri birleştirerek tek bir puan hesaplamayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, politika yapıcılar, politikalarına rehberlik etmek için basit bir puanlamaya sahip olmak yerine daha ayrıntılı bilgi talep etme eğilimindedir. Bu çalışmada önerilen kıyaslama yaklaşımı bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Önerilen yaklaşım, kıyaslama için kabul edilen çok kriterli karar verme tekniğinin duyarlılık analizine dayanmaktadır ve karar vericiler her şehir için üç ana çıktı sunmaktadır: (i) karar verici yanlılığından uzak, uzlaşıya dayalı bir sıralama sunar, (ii) daha iyi sıralama elde etmek için minimum çaba gerektiren öncelikli alanları gösterir ve (iii) geçmişten bugüne uygulanan politikaların sonuçlarının göreceli etkilerini sergiler ve geçmişten bugüne uygulanan politikalar devam ettirilirse şehrin gelecekteki sıralamasını yansıtır. Metodolojinin uygulanışı bir vaka çalışması ile gösterilmektedir. Vaka çalışması, önerilen metodolojiyi uygulamanın karar vericiye önemli yönetimsel çıkarımlar sunması sebebiyle oldukça ümit verici olduğunu vurgulamaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Gayrimenkul değerlemesinde geleneksel yöntemler

    Celik, Kemal

    Gayrimenkul değerlemesi, gayrimenkul veya ilişik hakların belirlenen zaman periyodunda muhtemel değerinin gerçeğe yakın olarak belirlenmesidir. Gayrimenkul piyasasının güvenli işleyebilmesi, gayrimenkullerin güncel ve gelecekteki rayiç değerlerinin bilinmesine bağlıdır. Gayrimenkullerin gerçek değerlerinin bilinmemesi, alım-satım işlemleri, emlak vergisi, kentsel dönüşüm uygulamaları vb. işlemlerde sorun oluşturmaktadır. Gayrimenkullerden güncel değere göre vergi alınmaması ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Günümüzde nominal değerleme, çoklu regresyon ve yapay sinir ağları, bulut CBS vb. farklı birçok kitlesel değerleme yöntemleri taşınmaz değerleme işlemlerinde kullanılmaktadır. Ülkemizde geleneksel tekil değerleme yöntemi olarak kullanılmakta olan maliyet yöntemi, gelir yöntemi ve emsal karşılaştırma yöntemleri bu çalışmada örnek değerleme çalışması eşliğinde tartışılmıştır. Yapılan bu örnek değerleme çalışmasında arazi, arsa tanımları üzerinde durularak, esasen konut alanı ve sanayi alanına isabet eden alanlarda karşılaştırma yöntemi kullanılarak değerleme yapılmıştır. Samsun İli, Atakum İlçesi, Büyükkolpınar Mahallesi ve Gümüşhane İli, Merkez, Bağlarbaşı Mahallesi sırasıyla konut ve sanayi alanı değerlemesi çalışması için pilot bölge seçilmiş ve buna uygun olarak parsel alanı, imar hakkı, satış tarihi, satış değeri verileri elde edilmiştir. Kentteki konut alanına isabet eden arsalar ile sanayi alanı tanımlı arsaların değerlerinin değerleme birimleri (alan/hacim) açısından farklı olduğu tartışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Denetimde dijital dönüşüm: bilimetrik bir inceleme

    Yesilelebi, Gl

    COVID-19 pandemisinin de etkisiyle teknolojik gelişmelerin hızlandığı ve hayatın hemen her alanında ciddi değişimlere yol açtığı bir dönemde denetim mesleği de kaçınılmaz olarak bu değişimden etkilenmektedir. Özellikle son yıllarda hız kazanan dijital dönüşüm, denetimin kapsamını, metodolojisini ve denetçilerin rolünü büyük ölçüde yeniden şekillendirmektedir. Bu çalışmanın amacı, denetimde dijital dönüşüm üzerine yapılan akademik makaleleri analiz ederek, gelişmenin yönünü ve temel dinamiklerini ortaya koymaktır. Çalışmada bilimetrik ve içerik analizi yaklaşımları birlikte kullanılarak Scopus veri tabanından elde edilen veriler değerlendirilmiş ve VOSviewer programı aracılığıyla görselleştirilmiştir. Bilimetrik analiz yöntemiyle hem yayın hem de atıf açısından kıyaslamalar yapılmış; içerik analizi sonucunda ise teknolojik yenilik, bilgi teknolojisi, denetim, veri analitiği, sürekli denetim, raporlama ve yönetişim olmak üzere yedi araştırma alanının ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca son birkaç yılda teknolojik yeniliklerin hız kazanmasından dolayı, akademisyenlerin de denetimde dijital dönüşümü merkezi bir konuolarak görmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır