Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinde Afetlere Yönelik Bireysel Hazırlık İnançlarının Değerlendirilmesi: Aksaray İli Örneği

    Cengiz, Sevil; Akil, Kübra; Şahin, Furkan; Şen, Nimet Beyzanur

    Bu çalışma ile Aksaray Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY), Hemşirelik ve Sağlık Yönetimi bölüm öğrencilerinin genel afete hazırlık inanç düzeylerinin ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir çalışmadır. Verilerin toplanmasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan 17 soru ve Genel Afete Hazırlık İnanç Ölçeği 31 madde/soru olmak üzere 48 soru/maddelik veri toplama formu kullanılmıştır. Çalışma 449 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin %79,1’i kadın ve %49,7’si Hemşirelik bölümü öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin afete hazırlık inanç düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Kadınların algılanan ciddiyet alt boyutu (p<0,01) puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksek bulunurken, erkeklerin algılanan engel alt boyutu (p: 0,03) puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Afetler hakkında eğitim alan ve eğitim almak isteyen öğrencilerin eyleme geçiriciler (sırasıyla p:0,02; p<0,01) puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin afete hazırlık inanç düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerin büyük çoğunluğu (%82,6) afetlerle ilgili eğitim almak istediklerini belirtmişlerdir. Afet eğitimleri hazırlık düzeyinin arttırılmasına katkı sağlayacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Üriner İnkontinansı Olan Kadınlarda İnkontinans Şiddetinin Sağlık Arama Davranışı ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi

    Karakas, Sevda; Bülbül, Gülsüm Çeter

    Amaç: Üriner inkontinans (Üİ) kadınlar tarafından genellikle göz ardı edilen, sağlık sorunu olarak görülmeyen bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, Üİ’lı kadınlarda inkontinans şiddeti, yaşam kalitesi ve tedavi arama davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu çalışma ilişki arayıcı türde tasarlanan bir araştırmadır. Ocak 2023 – Temmuz 2023 tarihleri arasında 370 kadın ile yürütülmüştür. Veri toplama aşamasında demografik bilgi formu, Ürogenital Distres Envanteri, İnkontinans Şiddeti, Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları İndeksi ve İnkontinans Etki soru formu kullanılmıştır. Bulgular: Kadınların % 63’ünün yaklaşık bir yıldan uzun süredir üriner inkontinans yaşadığı, % 75.1’inin doktora başvurmadığı, %37.3’ünün üriner inkontinansı önemsemediği belirlenmiştir. Kadınlarda inkontinans şiddeti ile doktora başvurma oranları ve yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda kadınlarda yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesine rağmen dört kadından üçünün doktora başvurmadığı tespit edildi. İnkontinans şiddeti arttıkça yaşam kalitesinin ciddi düzeyde olumsuz etkilendiği tespit edildi. Toplumda kadınlarda Üİ tanılanması, Üİ’a neden olabilecek risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve Üİ’dan korunma konusunda kadınlarda bilinç ve farkındalık kazandırmada hemşirelere önemli sorumluluklar düşmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2026
    Olgu Temelli Yapay Zekâ Eğitim Uygulamasına Yönelik Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Görüşleri: Tanımlayıcı Nitel Çalışma

    Tuncer, Metin; Tuncer, Gülsüm Zekiye; Yalcinkaya, Turgay

    Amaç: Olgu temelli yapay zekâ uygulamalarının hemşirelik eğitimine etkili ve güvenli bir şekilde entegrasyonu, hemşirelik öğren cilerinin çağdaş eğitim ihtiyaçlarını karşılamak açısından önemli bir gerekliliktir. Bu nedenle araştırmanın amacı, hemşirelik son sınıf öğ rencilerinin yapay zekâ destekli olgu temelli eğitim uygulamasına iliş kin deneyimlerini ve görüşlerini derinlemesine incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı nitel araştırma deseninde yürütülen bu ça lışma, bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 15 gönüllü son sınıf hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. ChatGPT-4o tabanlı olgu temelli bir eğitim uygulaması yapan gönüllü katılımcılar ile yarı yapı landırılmış görüşmeler yoluyla veriler yüz yüze bireysel yöntemle top lanmıştır. Görüşmeler, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Analiz sonucunda, (1) Öğrenme sürecine katkısı, (2) Kulla nım kolaylığı ve erişilebilirlik, (3) Geleneksel eğitimle kıyaslama ve (4) Güvenilirlik ve sınırlılıklar olarak 4 ana tema ortaya çıkmıştır. Ka tılımcılar, ChatGPT’nin klinik akıl yürütme becerilerini desteklediğini, bilgiye hızlı erişim sağladığını ve yargılamayan bir öğrenme ortamı sunduğunu ifade etmiştir. Ancak bilgi tutarsızlıkları, kaynak belirtme mesi ve komutlara duyarlılık gibi sınırlılıklar da vurgulanmıştır. Sonuç: Çalışma, ChatGPT destekli olgu temelli eğitimin hemşirelik öğrenci lerinin öğrenme sürecine katkı sunduğunu ve geleneksel eğitimi ta mamlayıcı bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu tür uygulamaların hemşirelik eğitimine etkili biçimde entegre edilebilmesi için öğretim elemanı rehberliğinde yapılandırılmış senaryolarla yürü tülmesi, öğrencilerin komut oluşturma ve eleştirel düşünme becerileri nin desteklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Quality of Life in Patients with Hematological Malignancy Receiving High-Dose Chemotherapy : A Descriptive Study

    Çakmak, Seher; Nural, Nesrin

    Introduction: Hematological malignancies reduce quality of life due to aggressive treatments and related complications. Aim: The aim of this study was to evaluate the quality of life of hematologic cancer patients receiving high-dose chemotherapy. Methods: This descriptive cross-sectional study was conducted with 158 patients selected by simple random sampling method who were treated in the hematology clinic of a university hospital. Data were collected using a personal information form and the European Organization for Research and Treatment of Cancer Quality of Life Questionnaire-Core 30. Results: 51.3% of the patients were aged 18 - 50 years, 52.5% were female, and 67.1% had a diagnosis of leukemia. The mean scores of the quality of life scale were 74.47 ± 19.92 for the functional scale, 71.31 ± 19.31 for the symptom scale, and 39.82 ± 26.31 for the global quality of life. These findings indicate that patients had relatively good functional status, high symptom burden, and low overall quality of life. Among the functional subscales, the highest mean score was observed in cognitive functioning (85.7 ± 18.8), while the lowest was in social functioning (68.9 ± 32.5). Patients diagnosed with lymphoma had significantly lower functional scale scores (p = 0.002), whereas patients with leukemia and those with a history of chemotherapy had significantly higher symptom scale scores (p = 0.017 and p = 0.026, respectively). Conclusion: In conclusion, it was determined that patients had a low quality of life, particularly in the areas of physical and social functioning, and a high symptom burden. Higher symptoms in patients with leukemia and prior chemotherapy underscore the need for symptom control and functional assessment.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Hemşirelerde Premenstrüel Sendrom ve Mental İyi Oluşluk Düzeyi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

    Karakas, Sevda; Erdoğan, Kübra

    Bu araştırma, bir devlet hastanesinde çalışan premenstrüel sendrom yaşayan hemşirelerde, premenstrüel sendrom ile mental iyi oluşluk düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Mayıs 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Tekirdağ iline bağlı Çorlu Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen çalışmanın örneklemini 18-55 yaş arasında 300 kadın hemşire oluşturmuştur. Verilerde; tanıtıcı bilgi formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği ve Warwick Edinburgh Mental İyi Oluşluk Ölçeği olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows 22,0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Premenstrüel dönemde hemşirelerin iş hayatının (%75) ve sosyal hayatının (%80) olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Araştırmada premenstrüel dönemde hemşirelerin kendilerini daha yorgun ve depresif hissettikleri, uyku kalitesinin düşük olduğu, mental iyi oluş düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. Menstrüasyon döneminde olan çalışan kadınlara yasal olarak izin hakkının verilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve bu konunun daha fazla üzerinde durulması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Hemşirelik Öğrencilerinin Klinik Uygulamaya Uyumunu Sağlamaya Yardım Edici/Engelleyici Durumlar

    Uzun, Sevda; Koçtaş, Selcan; Dinlemek, Selvi

    Bu çalışmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamaya uyumunu sağlamaya yardım edici/engelleyici durumları niteliksel fenomenolojik bir yaklaşım kullanarak değerlendirmektir. Bu araştırmada nitel araştırma deseni olan fenomenolojik araştırma tasarımı kullanılmıştır. Bu nitel araştırma bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 60 gönüllü hemşirelik öğrencisi ile 15 Ocak-15 Şubat 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Görüşmeler bireysel olarak ve yüzyüze yarı yapılandırılmış form kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, Colaizzi'nin fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde üç kategori (uygulama ortamından beklentiler, uygulama sırasında yaşanan zorluklar, klinik uygulamada motive edici faktörler) yedi alt tema (fiziksel açıdan, psikolojik açıdan iletişim, bilgi, süre, kişiler ve ortam) saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri uygulama sırasında ortam, teorik bilgi yetersizliği, uygulama süre kısıtlılığı gibi nedenlerden dolayı sorunlar yaşamaktadır. Ayrıca hemşirelerle ve diğer ekip üyeleri etkin iletişim kurmanın, hastalardan olumlu geri bildirim alınmasının, öğretim elemanlarının öğretici ve destekleyici yaklaşımlarının öğrencilerin motivasyonunu artırdığı belirlenmiştir. Uygulama süresinin daha uzun olması, yeterli öğretim elemanının olması, hemşirelerin daha etkin rol model olması, fiziki koşulların iyileştirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Trends and current topics in child and family-centered care research: A bibliometric analysis and visual mapping

    Özdemir, Hamide Nur Çevik; Ural, Mustafa Nuri

    This study aimed to examine the developmental trends and research focus of the child and family-centered care literature through a bibliometric analysis of articles published between 1990 and 2023. The bibliometric analysis method was used in the study. Data were obtained from the Web of Science Core Collection and Scopus databases. Bibliometric analysis and visualization were conducted using the R language, along with the bibliometrix and openxlsx libraries and the biblioshiny interface. The study included citation, co-occurrence, co-authorship, co-word analysis, and trend topic analysis. Between 1990 and 2023, a total of 1.613 publications related to child and family-centered care were published. Of these publications, 1.598 were original research articles, and the majority (%95) were written in English. The United States was the country with the highest number of publications and the most co-authorship collaborations. Collaborating countries included Canada, Brazil, Iran. Journal of Pediatric Nursing was the most prolific journal (n=149). The author with the highest number of publications on the topic was Shields (n=23). The most cited works related to child and family-centered care were by Gorski (2021), Kerr (2002), and Snow (2009). The institution producing the most publications on the topic was McGill University. In trend topic analysis, key terms such as ‘‘family-centered care’’, ‘‘nursing’’, ‘‘parents’’, ‘‘child’’, and ‘‘child-centered care’’ emerged. Child- and family-centered care research is widespread in developed countries but lacks interdisciplinary collaboration, particularly outside pediatric intensive care units. Future studies should promote co-authorship and international cooperation, providing healthcare professionals and researchers with insights into unexplored areas and opportunities for collaboration.

  • MakaleYalnız künye2025
    Hemşirelik Öğrencilerinin Afete Müdahalede Öz-yeterlilik ve Stres Düzeyleri ile Afet Risk Algısı Arasındaki İlişki

    Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen

    Amaç: Bu çalışma, hemşirelik bölümü öğrencilerinin afete müdahalede öz-yeterlilik ve stres düzeyleri ile afet risk algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Bu araştırma kesitsel ve ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırmanın örneklemini 15-30 Haziran 2023 tarihleri arasında Türkiye’nin batısında bulunan bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 342 öğrenci oluşturdu. Araştırmada veriler sosyo-demografik soru formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Üniversite Öğrencileri Afet Risk Algısı Ölçeği kullanılarak online veri toplama yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U, Student t-testi, One-Way ANOVA test ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Öğrencilerin Afete müdahale öz-yeterlilik puan ortalaması 48,49±0,12, Afet Risk Algısı Ölçeği puan ortalaması 48,11±9,77 olarak bulundu. Kadın öğrencilerin Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Afet Risk Algısı Ölçeği puanlarının erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görüldü (sırasıyla p=0,042, p=0,008). Sonuç: Öğrencilerin afet risk algısını etkileyen faktörlerin, afete müdahale öz-yeterlilik ve stres düzeyleri olduğu belirlendi. Öğrencilerin stres düzeyleri arttıkça, risk algılarının da arttığı, afet yönetiminde öz-yeterlilik düzeyleri arttıkça risk algılarının azaldığı görüldü.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sağlık ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerinin yapay zekâ okuryazarlığı

    Kazak, Aysun; Türkmen, Osman Oğulcan; Topalı, Hasret

    Bu araştırma temel olarak önlisans sağlık programları öğrencilerinin Yapay Zeka (YZ) okuryazarlık düzeyini belirlemek için yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, araştırmanın verileri Kasım-Aralık 2024 tarihleri arasında Türkiye’de bulunan iki farklı devlet üniversitedeki 1446 sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu sağlık bölümleri birinci ve ikinci sınıf öğrencileri ile internet ortamı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kapsamında analiz edilen veri kümeleri için toplama araçları olarak “Birey Tanıtım Formu” ve “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmıştır. Öğrencilerin “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği (YZOÖ)” bağlamında aldıkları puan ortalamasının beklenen ortalama puanın üzerinde olduğu görülmüştür. 20 yaş ve altı ile 21-30 yaş arasındaki öğrenciler, 31 yaş ve üstü öğrencilere göre daha yüksek toplam puanlar alırken; ilk ve acil yardım programındaki öğrenciler de yaşlı bakımı programındaki öğrencilere göre daha yüksek puanlar almıştır. İnterneti en çok karma kullananlar, sağlık bakanlığı/hastane sitelerini ziyaret edenlere göre daha yüksek toplam puanlar elde etmiştir. Teknolojik cihaz kullanımı becerileri açısından ise çok iyi ve iyi seviyedeki öğrenciler, diğer seviyelere göre daha yüksek toplam puanlar almışlardır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, YZ teknolojilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için eğitimciler tarafından müfredata alınarak öğretilmesinin YZ okuryazarlık düzeyine katkı sunacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Factors Affecting the Quality of Nursing Care in Community Mental Health Centres: A Qualitative Study

    Uzun, Sevda; Akman, Yasemin

    Objective: Community mental health practices play a significant role in mental illness prevention. It is critical for nurses who play critical roles in the protection, growth, and rehabilitation of com- munity mental health to deliver high-quality care. Nurses face chal- lenges due to issues and limitations at the community mental health center. Also this situation can be impact on the quality of care. This study was planned to examine the factors affecting the quality of nurs- ing care in community mental health centers. Material and Methods: The study was conducted with 12 volunteer nurses using a phe- nomenological research design, which is a qualitative research design. Interviews were conducted individually and face-to-face. The data were analyzed using Colaizzi’s phenomenological analysis method.Results: In the analysis of the data, 4 categories (challenges with care and treat- ment, deficiencies at the community mental health center, views on the benefits of community mental health center, and recommendations for improving the quality of health care) and 13 main themes (medications, physician, communication, psychiatry service, equipment, team, space and equipment, functionality, communication, treatment and care, so- cial aspects, team, social activities, and facilities and equipment) were identified. Conclusion: The study thoroughly evaluated the factors af- fecting the quality of nursing care in community mental health centers and suggested potential solutions.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Transformational Leadership Characteristics of Healthcare Managers

    Özcan, Koç; Tunç, Faruk

    Purpose – The primary purpose of this research is to evaluate the transformational leadership characteristics of healthcare managers. For this purpose, an application was made to a public hospital in Ankara. Design/methodology/approach – In the research, a questionnaire consisting of the leadership scale was used. The research was conducted on 434 participants. The population of this research consists of physicians, nurses, midwives, and other health workers working in the public hospital where the research was conducted. Participants were asked to evaluate the transformational leadership characteristics of the managers they report to. Results – At the end of the research, it was found that the leadership scale used in the study had high reliability (α = 0.989) and a strong factor structure (KMO = 0.979, total variance explained = 83.4%). Moreover, it was determined that there was no significant difference in the perceptions of transformational leadership between female and male employees and between managers and non-managers. However, it was determined that the differences in the education level, age, and length of service in the ınstitution of healthcare workers did not affect their perceptions of transformational leadership. In addition, the participants stated that their managers had a medium level of transformational leadership. Discussion – In the research, health workers stated that their immediate managers exhibited moderate leadership characteristics (mean score=3,64). According to this result, managers need to improve their transformational leadership characteristics. This situation can be corrected with training. The management of health institutions is quite tricky due to their complex organizational structure. In addition, health institutions operate in a rapidly changing and transforming environment. Therefore, for health institutions to succeed, they must be managed by transformational leaders. In addition, health managers with leadership skills should improve themselves through training.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effect of the Central Venous Catheter Care Bundle on Intensive Care Unit Infection Level: Prospective Control Group Cohort Study

    Özkan, Esra; Kulakaç, Nurşen; Kasap, Reyhan İnce

    Objective: This study aims to determine the effectiveness of a care bundle in preventing central venous catheter-associated bloodstream infections in patients treated in the intensive care unit. Material and Methods: A prospective control group cohort study design. Using 105 patients treated in the intensive care unit (ICU)of a state hospital located in northern Türkiye. Following the training provided to physicians and nurses working in the ICU regarding the care bundle, the intervention was implemented on the patients for 1 year, and daily follow-ups were conducted to monitor the development of catheter infections. Data were collected using patient information form and central venous catheter care bundle data. Results: No significant difference was found between the descriptive characteristics of the experimental and control group patients. Throughout the study period, 5 patients in the control group and only 1 patient in the experimental group developed a central venous catheter-associated bloodstream infection. A decrease in the rate of central venous catheter-associated bloodstream infection was identified in the experimental group (p<0.001). Conclusion: The implementation of the care package approach was found to be highly effective in preventing central venous catheter-associated bloodstream infections, so should be adopted as a routine protocol in patients hospitalized in the ICU with a catheter indication.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Adaptation of the Friedman Life Balance Scale in Nursing Students into Turkish: Methodological (Validity and Reliability) Study

    Tuncer, Metin; Tuncer, Gülsüm Zekiye; Yigit, Tülay Tuğçe

    Objective: The aim of this study is to adapt the Friedman Life Balance Scale (FLBS), originally developed in the USA, into Turkish and to examine its validity and reliability for assessing life balance among nursing students. Material and Methods: This methodological study was conducted with a sample of 688 nursing students enrolled in the faculty of nursing between November 2023-February 2024. The data were collected using the Satisfaction with Life Scale (SLS), the Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale Short Form (WEMWBSF), and the FLBS. Initially developed in English, the 15-item scale comprising 3 sub-dimensions underwent Turkish language and content validity procedures. Results: The factor analysis results of the FLBS indicated that the construct validity was satisfactory. Exploratory factor analysis revealed a 3-factor structure accounting for 55.9% of the total variance. The goodness of fit values (χ2 /df=3.516; Comparative Fit Index=0.953; Normed Fit Index=0.936; Incremental Fit Index=0.954; Tucker-Lewis Index (TLI)=0.931; Root Mean Square Error of Approximation=0.060) of the model obtained with this 3-factor confirmatory factor analysis were good. The internal consistency Cronbach’s alpha score of the FLBS was 0.861. In parallel form reliability of the FLBS, there was a low-level positive relationship between the FLBS and SLS (r=0.348, p<0.001) and a moderate positive relationship between the FLBS and WEMWBS (r=0.594, p<0.001). Conclusion: In this study, the Turkish version of the FLBS is a reliable and valid measurement tool for measuring life balance in nursing students. FLBS is a short and practical scale to measure life balance. It is thought that the FLBS can be used to measure life balance in students and health professionals.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Adolescents’ Perceptions of Family in Child Sexual Abuse Cases Reported to Forensic Authorities: A Qualitative Study

    Uzun, Sevda; Bayrak, Nurten Gülsüm

    Objective: This study aimed to evaluate the family perceptions of adolescents in cases of child sexual abuse reported to judicial authorities. Material and Methods: In this qualitative investigation, semi-structured, in-depth interviews were conducted with 15 children who were exposed to qualified sexual abuse and lived in a northern Turkish city. The criterion sampling method, a purposive sampling technique, was used to select study participants. Interviews were carried out until data saturation was achieved. All interviews were meticulously recorded and subsequently transcribed verbatim. Thematic analysis was employed to interpret the data. The Consolidated Criteria for Reporting Qualitative Research checklist guidelines were adhered to throughout the study. Results: In the analysis of the data, three overarching categories (reflections on family relationships, sexual abuse and relationships with family, and situations in the family that are desired to change or improve) and eight sub-themes (mother, father, siblings, directly or indirectly, cognitive dimension, emotional dimension and behavioral dimension) were obtained. Conclusion: In this study, it was found that the outcomes related to family dynamics of adolescents who were victims of sexual abuse are very important for healthy mental development. In this context, early detection of negativities related to family dynamics and identification of risky families are very important.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kardiyak Cerrahi Geçiren Hastaların Yaşadığı Psikososyal Sorunlar ve Yaşam Deneyimleri: Nitel Çalışma

    Uzun, Sevda; Atasayar, Belgin Şen; Emirza, Elif Güzide

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, kardiyak cerrahi geçiren hastaların yaşadıkları psikososyal sorunlar ve yaşam deneyimlerini fenomenolojik bir yaklaşımla değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, Türkiye’nin kuzeyinde yer alan bir ildeki kardiyak cerrahi geçirmiş ve taburcu olmuş 15 hastayla yüz yüze yürütülmüştür. Veriler, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle elde edilmiştir. Örneklem seçiminde, amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Görüşmeler, veri doygunluğu sağlanana kadar sürdürülmüştür. Elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma süreci ve raporlaması, Nitel Araştırma Raporlama için Konsolide Kriterler kontrol listesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Verilerin analizinde, “açık kalp cerrahisi operasyonunun etkileri” ve “açık kalp cerrahisi sonrası iş yaşamı ile günlük yaşam aktivitelerine adaptasyon” olmak üzere 2 ana tema bulunmuştur. Ayrıca 8 alt tema (duygusal, fiziksel, sosyal, beslenme, aile hayatı, sosyal yaşam, iş yaşamı ve hastalık/sağlık) saptanmıştır. Katılımcılardan alınan ifadelere göre belirlenen bu temalar doğrultusunda bulgular yorumlanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, kardiyak cerrahi sonrası hastaların yaşam tarzlarında meydana gelen değişimlerin anksiyete, stresle baş etmede zorluk, yorgunluk, uyku sorunları, beslenme problemleri, günlük yaşamda başkalarına bağımlı olma, aile içindeki rollerin değişmesi ile sosyal ve iş yaşamında çeşitli zorluklara yol açtığı görülmüştür. Bu durumların, hastaların günlük yaşamlarına geri dönmelerini geciktirdiği ve uyum süreçlerini zorlaştırdığı belirlenmiştir. Bu nedenle kardiyak cerrahi geçiren hastaların yalnızca fiziksel değil, psikososyal yönden de desteklenmeleri büyük önem taşımaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Disaster Preparedness of Public Hospitals

    Semerci, Murat; Şahinöz, Saime

    This study aims to determine the disaster preparedness level of hospitals in Türkiye and to determine whether the disaster preparedness of the hospitals differs according to the characteristics of the hospital, such as its ownership, role, and bed capacity. All hospitals affiliated to the Ministry of Health constitute the universe of the study. 210 hospitals were selected as the sample. The data were collected from the managers of the hospitals, or the personnel assigned by them with survey method. As a data collection form, the Turkish version of the guide named 'Hospital emergency response checklist: An all-hazards tool for hospital administrators and emergency managers' developed by the World Health Organization was used. As a result of the study, it was determined that the average score of the hospitals was 156.83±21.43. The highest average score was obtained from the command control (12.93±1.37) sub-dimension and the lowest average score was obtained from the human resources (22.48±4.80) sub-dimension. When the hospitals were evaluated according to their characteristics, it was determined that the difference between the total disaster preparedness scores according to the number of patients per day per nurse was significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Algılanan stresin örgütsel dinçlik ve işe odaklanma üzerindeki etkisinde ruminasyonun aracı rolü: hemşireler üzerine bir araştırma

    Karakavak, Zeynep; Tiryaki, Selma; Menteşe, Fatma Gökçe

    Araştırmada algılanan stres ile işe odaklanma ve örgütsel dinçlik ilişkisinde ruminasyonun aracı etkisi incelenmiştir. Araştırmaya yönelik veriler İstanbul ilinde farklı hastanelerde ve özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hemşirelerden toplanmıştır. Toplam 223 hemşirenin katılımı ile gerçekleştirilmiş olan araştırmada yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı ve SPSS Process kullanılmıştır. Araştırma bulguları hemşirelerin algıladıkları stres ile ruminasyon arasında anlamlı bir ilişkisinin olduğunu ve bu ilişkinin pozitif yönde olduğunu ortaya koymuştur. Algılanan stres ile işe odaklanma arasında anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Ruminasyon ile işe odaklanma arasında anlamlı ilişki bulunmuş ve ruminasyonun algılanan stres ile işe odaklanma arasında aracılık rolünün olduğu görülmüştür. Son olarak algılanan stres ile örgütsel dinçlik arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuş, ruminasyonun ise örgütsel dinçlik ile anlamlı ilişkisinin bulunmadığı görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yoğun Bakım Hastalarında Tıbbi Cihazla İlişkili Basınç Yaralanması Gelişimi ve Etkileyen Faktörler: Nokta Prevalans Çalışması

    Çobanoğlu, Asuman; Cebeci, Sevil Pamuk; Oğuzhan, Hatice

    Giriş: Tıbbi cihazla ilişkili basınç yaraları, tıbbi cihazların daha sık kullanıldığı yoğun bakım ünitelerinde daha fazla görülmektedir. Amaç: Araştırma yoğun bakım hastalarında tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması durumu ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma Türkiye’de iki farklı ilde bulunan iki eğitim ve araştırma hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören 102 hasta ile nokta prevalans çalışması olarak yapıldı. Araştırma verileri Hasta Bilgi Formu, Braden Basınç Yaralanması Risk Değerlendirme Ölçeği, Basınç Yaralanması Evrelendirme Formu ve Glaskow Koma Skalası ile toplandı. Bulgular: Hastaların Braden Basınç Yaralanması Risk Değerlendirme Ölçeği puan ortalamasının 11,27 ± 3,11 olduğu, %67,6’sında tıbbi cihazla ilişkili olmayan basınç yaralanması, %29,4’ünde ise tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması olduğu saptandı. Hastalarda tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması; burun ve burun kenarında %36,6, kulak ve kulak çevresinde %20, subklavian bölgede ise %20 oranında görüldü. Hastaların albümin ve hematokrit değerleri ile tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması görülme durumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu da belirlendi (p < 0,05). Sonuç: Araştırmada yoğun bakımda yatan hastalarda tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanmasının oldukça yüksek oranda görüldüğü ve basınç yaralanmasının burun ve burun kenarı, kulak ve kulak çevresi ile subklavian bölgede daha fazla olduğu belirlendi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Covid-19 Pandemi Sürecinde Sağlık Çalışanlarının Tedarik Zinciri Yönetimi Algılarının Belirlenmesi

    Cil Kocyigit, Seyhan; Ciğerci, Kübra; Akgün, Emre

    Sağlık hizmetlerinde tedarik zinciri yönetimi hastaların kesintisiz hizmet alabilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tedarik zincirinde meydana gelen aksaklıklar kaliteli hizmet sunumu engelleyebilmektedir. Özellikle pandemi gibi kriz koşullarında artan sağlık hizmeti talebinin karşılanması ve salgınla mücadele edilebilmesi için tedarik zinciri faaliyetleri önem arz etmektedir. Tedarik zincirinin en önemli paydaşlarından biri olan sağlık çalışanlarının tedarik faaliyetlerindeki rolü yadsınamaz. Bu yüzden sağlık çalışanlarının tedarik zinciri faaliyetlerine yönelik algıları süreçlerin etkili bir şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimine yönelik algıları Tedarik Zinciri Yönetimi ve Müşteri İsteklerini Karşılayabilme Yeteneği Ölçeği (TZYMİKYÖ) kullanılarak incelenmiştir. Çalışmaya 385 sağlık çalışanı katılım göstermiştir. Örneklem büyüklüğünün yeterli olması ve çarpıklık/basıklık değerlerinin +1 ile -1 arasında olmasından dolayı parametrik testler yapılmıştır. Çalışma sonucuna tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılarak ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecinde tedarik zinciri yönetimi algılarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışanların mesleki tecrübeleri, çalıştıkları kurum, kurum içindeki pozisyon ve çalıştıkları birimin Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimi algıları üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

    Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım

    Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    İncele