Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Analizi

    Akyildiz, Salih; Birinci, Ali

    Bilişsel yaklaşım, bireylerin yaşadıkları çevreyi anlamlandırmak için kullandıkları zihinsel yapıların ve kategorilerin bilginin tekdüze bir biçimde değil, çeşitli kavramsal çerçeveler içinde yapılandırıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirilen ahlaki biliş, bireylerin ahlaki ya da ahlaki olmayan davranışları tanımasını, yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayan psikolojik süreçleri ifade eder. Ahlaki bilişin temel yapı taşı ise ahlaki yargıdır. Literatürde, davranışların doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesinden bireylerin ahlaki karakterleri hakkında çıkarımlarda bulunmaya; toplumsal değerleri veya politikaları onaylamaya kadar geniş bir yelpazede ahlaki yargı türleri araştırılmıştır. Bu yargıları derinlemesine anlamak, onların birbirinden nasıl ayrıştığını ve normlar, duygular ya da cezalandırma gibi olgularla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymayı gerektirir. Ahlaki yargılar, bireylerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik gerçekleştirdikleri temel toplumsal değerlendirmeleri içerir ve yalnızca gözlemlenen davranışlara değil, aynı zamanda bireyin karakterine ilişkin daha kalıcı ve derin anlamlar taşır. Ahlak felsefesi ve psikoloji alanındaki güncel ampirik araştırmalar, bu yargıların özellikle başkalarına zarar veren ve toplumsal normlarla çelişen eylemler üzerine yoğunlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte bireyler arasında neyin ahlaki neyin gayri ahlaki olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları gözlenmektedir. Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, bireylerin etik durumlarının -diğer bir deyişle, idealizm ve görecilik düzeylerinin- değişkenlik göstermesidir. Bu bağlamda Etik Durum Kuramı, bireylerin ahlaki inanç, tutum ve değerlerinin bütüncül bir kişisel ahlak felsefesi oluşturduğunu ve bu sistemin iki temel boyut olan idealizm ve görecilik tarafından şekillendiğini ileri sürmektedir. Kuramsal ve ampirik çalışmalar, ahlaki karar verme süreçlerinde bu iki boyutu eylemin yol açtığı zarar ya da yararın düzeyi ve eylemin ahlaki normlarla ne ölçüde uyum sağladığı açısından tanımlamaktadır. Ahlaki karar verme, bireyin etik ilkeler, kişisel değerler ve toplumsal normlar doğrultusunda bilinçli tercihlerde bulunma sürecidir. Özellikle öğretmenlik gibi yüksek toplumsal etki taşıyan mesleklerde bu süreç profesyonel bir sorumluluk olarak kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda geliştirilen Etik Durum Ölçeği, bireylerin idealist ve göreceli tutumlarını ölçmek amacıyla tasarlanmış olup söz konusu boyutların kuramsal geçerliliğini destekleyen çok sayıda bulgular sunmaktadır. Ancak bazı maddelerin ölçülmek istenen yapılarla yeterince örtüşmemesi ve iç tutarlılığın artırılabilir olması yönündeki araştırma bulguları ölçeğin yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, etik karar verme süreçlerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan revize edilmiş Kısa Form Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçe’ye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Uyarlama süreci; çeviri ve geri çeviri yöntemleri ile dilsel eşdeğerlilik, yapı geçerliği ve güvenilirlik analizlerini kapsamaktadır. Araştırma, 2024-2025 öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasından kolay ulaşılabilir olma ve gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi ile elde edilen üç ayrı veri setiyle yürütülmüştür. Birinci grup (n=50) ile dilsel eşdeğerlilik çalışması yapılmış, ikinci grup (n=434) verileriyle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) gerçekleştirilmiş, üçüncü grup (n=438) ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin özgün formunda yer alan iki faktörlü yapının (idealizm ve görecilik) Türkçe formunda da korunduğunu göstermektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayıları idealizm boyutu için .79, görecilik boyutu için .76 olarak bulunmuştur. Netice itibariyle, EDÖ-5’in Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve etik karar verme süreçlerini inceleyen araştırmalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Transhumanism or Transgression: Altered Bodies in Perdido Street Station

    Çapoğlu, Kemal

    Being an important example of the New Weird genre, China Miéville’s Perdido Street Station (2000), criticizes transhumanist discourse and presents the ethical issues and unfortunate results of technology in New Crobuzon. This study argues that Miéville questions the optimistic point of view of transhumanism that technology improves human life. The novel also showcases how technology can be used to oppress people by creating inequality, torturing bodies and creating disorder among public. The discussion begins with the remade who are beings forcefully transformed into horrible beings in which flesh and machinery coexist. The modifications of the remade challenges the idea of voluntary enhancement because they function as tools of punishment or exploitation that removes autonomy and honour, thus transforming their bodies so that they can be labourers, entertainers and weapons. The discussion then explores the character Yagharek, the Garuda trying to regain his ability to fly after losing his wings because of a crime. Although Yagharek’s pursuit is compatible with transhumanist notion of morphological freedom, his dependence on New Crobuzon power relations and the ethical ambiguity of his pursuit poses contradiction. Additionally, Isaac’s unintentional release of consciousness-consuming slake-moths when carrying out flight experiments creates concerns about the uncontrolled use of technology. Ultimately, by inserting the remades’ oppression into the Yagharek’s journey, Perdido Street Station interrogates the optimistic claims of transhumanism. Miéville produces a framework of exploitation and ethical ambiguity which prioritizes the fact who controls the technology and who utilizes or suffers from it. This analysis not only not only discusses the novel’s criticism but also reflects the real-world debates on technological advancements, requiring further assessment of humanity’s future

  • MakaleAçık Erişim2024
    Descartes’ın Bilinçsiz Makineleri: Hayvanlar

    Üner, Aslı

    Hayvan refahına olan duyarlılığın sorgulanması ve hayvanların ahlaki statülerinin olup olmadığı meselesi 20. yüzyılda ilk olarak Batı düşünce geleneğinde tartışılmaya başlamış ve günden güne artan etkisiyle geniş kitlelere yayılmıştır. Peter Singer, Tom Regan, Gray Francione ve Richard Ryder gibi düşünürler bu hareketin önde gelen isimlerindendir. Ancak, 20. yüzyıldan önce batı düşüncesinde hayvan haklarına yönelik tartışmalar oldukça farklı bir boyutta ilerlemiştir. Örneğin 17. yüzyıl filozoflarından olan Descartes’ın felsefesinde hayvanlar zihin/ruh/bilinç sahibi olmayan birer makinedir. Bu anlamda hayvanların düşünme ve hissetme yetileri yoktur dolayısıyla acı ya da haz gibi hislere de sahip değillerdir. Hal böyleyken, makineden hiçbir farkı olmayan hayvanlara karşı ahlaki yükümlülüğümüz olduğunu düşünmek, duvar saatine karşı ahlaki yükümlülüğümüz olduğunu düşünmek kadar saçmadır. Bu yazı, spesifik olarak, 17. yüzyıl filozoflarından Descartes’ın hayvanların ahlaki statüsüne yönelik görüşlerini, bunların altında yatan sebepleri ve son olarak da hayvan hakları savunucularının Descartes’a yönelttiği itirazları ele alma ve değerlendirme amacı gütmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet uzmanı adaylarının etik sorumluluklarına yönelik nicel bir araştırma

    Gönül Mete

    Etik, insanların yaşamında büyük yer kaplayan, onların davranış ve eylemlerini etkileyen, toplumun düzenini sağlamaya çalışan, işleyişin daha sağlıklı olmasını amaç edinen kurallar ve ilkeler bütünüdür. Sosyal hizmet insanların ve toplumun refahı için oluşmuş, insan hakları, adalet ve insan onuru için savaşan, bireylere kaliteli hizmet vermek hedefinde olan, gelişme ve ilerleme taraftarı olan bir meslek dalıdır. Etik ve Sosyal Hizmet kavramları düzen, eşitlik, daha kaliteli bir hayat gibi birçok noktada ortak payda içindedirler. Ama genel olarak etik sosyal hizmeti kapsar. Çünkü etik yaşamın hemen hemen her dalına hitap eder, sosyal hizmet de bu dallardan biridir. Sosyal hizmetin de her bir parçası etikle ilişkilidir ve etik olmadan düşünülmesi mümkün değildir. Verilen hizmetlerden, yapılan uygulamalara, müracaatçılara sorumluluklardan, kurumu ve meslektaşlarıyla olan ilişkilerine kadar etikle birlikte harmanlanmaktadır. Etik ilkeler, sosyal hizmetin vazgeçilmez bir parçası ve temel taşıdır. Araştırmada, yapılan nicel çalışma sonucunda sosyal hizmet öğrencilerinin gözünden etik kavramının ne ifade ettiği, müracaatçılara yönelik etik sorumlulukları hakkındaki bilgi ve düşünceleri alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, etiğin katılımcılar açısından farklı anlamlar ifade ettiği, herkesin kendi değerlerinin olduğu ve bu değerlere göre cevaplar verdiği gözlemlenmektedir. Etik sorumluluklar hakkında ortak cevaplar verilmiş olsa da ayrıştıkları noktaların da olduğu gözlenmiştir. Etiği ve etik sorumlulukları hem mesleki hem kişisel olarak önemsedikleri ve etik duyarlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Determinants of Ethical Perception of Tax Evasion and Its Effect On Voluntary Tax Compliance

    Uğur, Candan Yılmaz

    This study aims to determine the effect of idealism, relativism, religiosity, tax knowledge and education on the ethical perception of tax evasion The study also examines the effect of the ethical perception of tax evasion on voluntary tax compliance. In this context, the study, which included 327 undergraduate and graduate students studying at Gümüşhane University and selected by convenience sampling method, was analyzed by structural equation modeling. The findings show that education and idealism affect the ethical perception of tax evasion in a statistically significant and negative way, and relativism affects the ethical perception of tax evasion statistically significant and positively. No statistically significant relationship was found between tax knowledge and religiosity and the ethical perception of tax evasion. The effect of the ethical perception of tax evasion on voluntary tax compliance is negative and statistically significant as expected. With this study, it is thought that understanding the conditions under which individuals have the perception that tax evasion is ethical will reduce tax evasion and increase voluntary tax compliance.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2023
    Assessment of Hazards in Confined Areas Studies Using a Multi-Criteria Decision-Making Method: An Example Application

    Doğan, Onur

    Confined spaces are places with only one entrance and exit, not designed for long-term work (reaction tanks, manholes, sewers, tunnels, silos, cellars, pipelines, warehouses, etc.). Confined spaces can contain many risks such as gas, dust, noise, vibration, swallowing, crushing, dent, chemical and biological. In some cases, these risks can occur in an integrated manner and cause serious material or moral losses. In this respect, it is vitally important for occupational safety and employee health to comprehensively analyze risks before indoor work. In this study, the risks in confined spaces were evaluated with the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) method. The main criteria and sub-criteria used in the study were prepared by considering the opinions and suggestions of experts in the field (with indoor working experience) and literature research (Aykaş, 2018; Güzel, 2013; Uysal, 2020). In the analysis, employee-related hazards, chemical and biological hazards, ergonomic hazards and physical hazards and a total of twelve sub-criteria affecting these criteria were formed. In the analysis of the study, Analytical Hierarchy Process (AHP) method, one of the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods, was preferred. The AHP method is an advantageous method compared to other MCDM methods in terms of making the best choice, making easy and fast decisions, and combining objective and subjective decisions. Microsoft Excel was used to solve the analysis and as a result of the analysis made among the main criteria, the consistency index was found to be 0.1 > 0.0780. According to this result, the criterion with the highest weight was 0.3372 (chemical (oxidizing, corrosive, allergic, mutagen, etc.) and biological (bacteria, virus, infectious diseases, etc.) risks.) This was followed by 0.2683 ergonomic risks, 0.2208 employee-related risks, and 0.1737 physical hazards, respectively. In the study, a different method was applied rather than standard risk assessment methods and checklists. With the AHP method, the risks are ranked from the highest to the lowest. Thus, both the identification and prioritization of risks were made.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin Profesyonel Değerler Algısı ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Can, Aysun Akcakaya; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin profesyonel değerler algısı ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Bayburt Devlet Hastanesi ve Kelkit Devlet Hastanesi’nde Ekim 2019 - Kasım 2019 tarihleri arasında çalışan 228 hemşire oluşturdu. Çalışmanın verileri bu tarihler arasında “Hemşire Bilgi Formu” ve “Hemşirelerin Profesyonel Değerler Ölçeği (HPDÖ)” kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA, Tukey Post Hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin, %52.2’si 30 yaş ve altında, %78.9’u kadın olduğu ve kadınların HPDÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu. Hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması ise 152.5±20.81 olarak yüksek bulundu. Evli hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması 153.96±21.31 olup, sorumluluk alt boyutu anlamlı olarak yüksek bulundu. Hemşirelik veya sağlık alanında bilimsel yayınları takip eden hemşirelerin toplam puan ortalaması ve alt boyut puan ortalamaları takip etmeyen hemşirelere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç: Hemşirelerin mesleki profesyonel değerleri etkileyen farklılıkları göz önüne alınarak yapılacak sürekli eğitimler ve mesleki değerlerle ilgili bilimsel etkinlikler düzenlenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleYalnız künye2022
    The impact of COVID-19 on enterprise risk management processes in the context of internal audit

    Yesilelebi, Gl

    The purpose of this study is to theoretically reveal the impact of COVID-19 on enterprise risk management processes in the context of internal audit. In line with the purpose of the study, the impact of COVID-19 on enterprise risk management processes were evaluated in terms of internal audit by examining the studies and documents related to the subject. In the study, it has been tried to examine what changes in the context of COSO components caused by the existing and new risks faced by organizations during the epidemic process. Within the scope of the study, it has been tried to determine the situations that affect the enterprise risk management processes caused by the COVID-19 pandemic. As a result of the study, it has been reached that dynamic risk management and dynamic/agile audit approach have gained importance as a new generation risk management during and after the COVID-19 process.

  • MakaleYalnız künye2022
    Çerçeveleme etiği tartışmalarında temel kavramlar

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    Günümüz medya toplumunda kültürün yeniden üretilmesinde izler kitle çerçeveleri ile medya çerçeveleri tüm taraflarca etkileşimli olarak kullanılan ana metafor kalıplarıdır. Medya çerçeveleri, her türlü iletişim metninde, ama özellikle kitle iletişim araçlarında içeriği paketlemekte kullanılan retorik ve söylem araçları olarak, gerek güçlü ikna etkileri, gerekse toplumsal iletişimde sorumluluk atfetme, sorunu açıklama, çare önerme gibi ahlaki yargılama işlevlerini yerine getirmekte olduğundan, etik uygulama tartışmalarına konu olmaktadırlar. Çerçeveleme araştırmalarında, çerçeveleme eyleminin etik sorunları bağlamlar ve olaylar örneğinde tartışılırken, çerçevelemenin ahlaki tavır ve yargı belirten işlevleri de yine ayrı örnek olaylar bağlamında incelenmektedir. Ortak kavramsal temelin ötesinde, her iki yaklaşımın sonuçları da ahlakilik tartışmalarına konu olmaktadır.Çerçeveleme ve etik ilişkilerini ele alan teorik ve kavramsal yaklaşımların, “çerçeveleme sorumluluğu” ve temel iletişim ahlakı temelli bir ortak tartışma paydasında karşılaştırılmaları çerçeveleme teorisinin kavramsal gelişimine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle çerçevelemenin ahlaki ve etik sorunlarını farklı bağlamlarda ele almış önemli araştırmaları birlikte inceleyen bir literatür analizi gerekli görülmüştür.Çalışma sonucunda, yeni medya devrimiyle birlikte, farklı yapısal ilişkilere ve farklı etkileşim dinamiklerine sahip sosyal medya formlarının gelişmesi ve bunların geleneksel medya yapılarıyla girdikleri ilişkiler temelinde hem medya etiği hem de çerçeveleme araştırmalarında farklı boyutların ve konseptlerin ortaya çıktığı görülmüştür

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Examination of Primary School Students' Perspectives on Values in Terms of Root Values

    Elma, Mahmut; Arslan, Adem

    Within the scope of the correction made to he primary school curriculum through the update programs intiated in 2018 by the Ministry of National Education, where “core values” were especially emphasized. These root values included in the program are expressed as “justice, honesty, friendship, helpfulness, patience, respect, self-control, love, responsibility, patriotism”. In this study, primary school students’ perspectives on values are discussed in terms of “root values”. As a result of this study, which was prepared by using the phenomenological research design, one of the qualitative research methods; students describe the word value as cooperation, honesty and getting along. According to the participants, the most important value that people should have is benevolence, whereas their parents and teachers most want the students to acquire the value of responsibility. In addition, they stated that the students needed the value of patience the most, and they wanted to see the value of honesty in their friends. The participants emphasized that the most important value that the school instill in students is “being educated” and that people will be valuable thanks to patience and self-control. However, values of honesty, love and cooperation are expected to be found in their families the most. While teaching values to primary school students, these findings should definitely be taken into account.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yeni kamu yönetiminin etik boyutu: T.C. kamu görevlileri etik kurulu üzerine bir analiz

    Büşra Erdem

    Kamu yönetimi etiği kendi başına kamu yönetimi disiplinleri kapsamında sıklıkla tartışılan bir alanı oluşturmaktadır. Küreselleşme hareketleri ile birlikte 1980'lerden itibaren kamu yönetimine yapılan yeniliklerde kamu yönetimi etiği konusu, ülkelerce büyük ilgi ile karşılanmıştır. Ülkemizde de önemli bir yere sahip olan etik konusu, yeni kamu yönetimi anlayışı bağlamında niteliksel olarak gelişim sağlamıştır. Kamu yönetiminde iyi yönetimi sağlayabilmek için etkinlik ve verimliliği yakalama noktasında etik kurallara ihtiyaç duyulmaktadır. Tez çalışmasında, bahsi geçen etik ilke ve kurallar ile yeni kamu yönetimi anlayışının ilkelerini kamu yönetimine entegre eden ülkelerin, etik dışı davranışlara ve yozlaşmalara daha az rastlayacağı veya bu olumsuz davranışların engellenmesinde daha iyi sonuç alacağı öngörülmektedir. Çalışmada, vatandaşın devlete olan güveninin artmasında, kaliteli hizmet beklentisinin karşılanmasında ve kamu yönetiminin verimli bir şekilde işleyişinin sağlanmasında etkili olan etmenlerden olan etik kavramının, kurum kültürünü oluşturan bir konu haline gelmesi gerektiği işlenmiştir. Bu bağlamda kurumsal hale gelen Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun yapısal ve işlevsel faaliyetleri değerlendirilerek yeni kamu yönetimi anlayışının ilkeleri doğrultusunda olumlu ve eksik yönleri analiz edilmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Siyasal etik ve Aliya İzetbegoviç

    Merve Bahadır

    Siyasal etik, devletin ahlâki sorumluluğu ile ilgilenen temel bir kavramdır. Siyaset ve etik tartışmalarının kökeni Antik Yunan dönemine kadar gitmektedir. Etik kuramlar, siyasal etiğin düşünürler üzerinden farklı ele alındığını göstermektedir. Çalışmada siyasal etik kavramı, 1990-2000 yılları arasında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı yapmış Aliya İzetbegoviç üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmada söylem ve içerik analizi ile yarı yapılandırmış mülakat yöntemleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda demokratik devletin işlevsel olabilmesi için toplumlarda etik değerlerin gelişmesi gerekmektedir. Ayrıca siyasetçilerin de etik kodlara sahip olması şarttır. Aliya İzetbegoviç‟in siyasal yaşamı, bilimsel ve metodolojik yöntemlerle değerlendirilerek ortaya koyulmuştur. Aliya İzetbegoviç siyasette etiği önceleyen ve demokratik bir yönetimin olmazsa olmazı olarak siyasal etiği gören siyasal etik çerçevesinde siyaset yapılması gerektiğini savunan bir siyasetçidir. Aliya İzetbegoviç demokratik değerler için önemli etik kodlara (adalet, erdem, eşitlik, dürüstlük, hukukilik, sorumluluk) sahip bir siyasi liderdir. Tüm hayatı boyunca bu değerleri önemsemiştir. Görev süresi boyunca ve özellikle Bosna Savaşı döneminde, siyasal etik ve etik kodlardan ödün vermemiştir. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Aliya İzetbegoviç, Etik, Etik Kodlar, Siyasal Etik

  • MakaleYalnız künye2021
    Akademisyenlerin akademik başarı çabası ile yöneticilerin etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat, kuruma sadakat ve akademik kıskançlık davranışı arasındaki ilişkiler üzerine bir araştırma

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Günümüz üniversite ortamında akademisyenlerin akademik başarı çabalarına etki edebilecek önemli faktörler söz konusudur. Araştırmada akademisyenlerin akademik başarı çabasına etki edebilecek bu faktörleri belirlenmek ve ilişkileri ortaya koymak amaçlanmıştır. Literatürde akademisyenin akademik başarı çabasını bir bütün olarak araştıran herhangi bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Araştırma bu boşluğu gidermek adına akademik başarı çabası; yönetici etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat, kuruma sadakat ve akademik kıskançlık değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma kamuda belirli bir bölgede faaliyette bulunan 609 akademisyen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada oluşturulan hipotezlere bağlı olarak 6 hipotez doğrudan etkileri 11 hipotezin aracı etkileri ortaya koymuştur. Ayrıca modele bağlı olarak 10 tane de toplam etki ifade edilmiştir. Oluşturulan 17 hipotezden 13 tanesi kabul 4 tanesi red edilmiştir. Araştırma sonuçlarında yöneticinin etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat ve kuruma sadakat değişkenleri akademik başarı çabası artırmışken akademik kıskançlık davranışı azaltıcı bir etki göstermiştir. Yöneticinin etik liderlik davranışının akademisyenin hem yönetici sadakatine hem de kurum sadakatine önemli katkıları olmuştur. Yöneticiye sadakatin ve kuruma sadakatin kıskançlık davranışını azaltıcı etkisi gözlemlenmiştir. Araştırmada ayrıca akademisyenlerin yönetici sadakati ve kurum sadakatlerinin modele göre önemli aracı etkileri olduğu sonuçlarına erişilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Privacy Awareness of Nursing Students

    Özkan, Esra; Sahin, Ceyda Uzun; Cilingir, Dilek; Kulakaç, Nurşen

    Objective: This study was conducted in a descriptive design type to determine the privacy awareness of nursing students and associated factors. Material and Methods: The sample of this descriptive study consisted of 490 nursing students studying in Gümüşhane University Health Sciences Faculty Nursing Department and Recep Tayyip Erdogan University Health Sciences Faculty Nursing Department. The data were collected with the questionnaire developed by the researchers and the Patient Privacy Scale. To evaluate the data, continuous variables were expressed as mean, standard deviation, median (25th-75th percentile), and categorical variables as numbers (percent). A comparison of variables that did not show normal distribution between groups was evaluated by the Mann-Whitney U test, KruskalWallis, Post-Hoc Tukey test and the relationship between numerical variables was evaluated by Spearman correlation analysis. Results: The study revealed that gender, place of residence, and education on privacy were the factors affecting privacy awareness. The reasons for the violation of privacy were determined as "careless work of nurses", "heavy workload of nurses", "environmental deficiencies", and "emergencies". The privacy scale scores of the students who chose 'emergencies' as the factor causing privacy violation were found significantly high in the confidentiality of private life (p=0.021), sexual privacy (p=0.014), physical privacy (p=0.039), ensuring a favorable environment (p=0.014), and privacy scale scores (p=0.007). Conclusion: It was found that the students had high scores on privacy, and patient privacy was affected by the students’ level of knowledge about gender, privacy, and place of residence. We suggest that training for privacy practices should be repeated at regular intervals when students start the profession.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    İnsan Haklarında Kuşaklar Tartışması ve Bir Çözüm Denemesi

    Yeşilçayır, Celal

    İnsan hakları, herkesin salt insan olmaya bağlı temel hakları olarak bilinmektedir. İnsan hakları kuşakları ise bu anlayışın fikirsel gelişim sürecindeki dönemleri ifade eden bir kavramdır. Bununla birlikte insan hakları kuşakları çerçevesinde birtakım tartışmaların yaşandığı ve bu tartışmaların haklarla ilgili bazı ayrışmalara neden olduğu görülmektedir. Liberal düşünürler, ileri sürdükleri farklı fikirlerle bahsi geçen tartışmalarda başat rol oynamaktadırlar. Bu bağlamda bazı liberal düşünürlerin insan haklarını sadece birinci kuşak haklar olarak bilinen “yaşama hakkı” ile sınırlandırdıkları ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan insan hakları kuşaklarını bir bütünün parçaları olarak gören ve söz konusu sınırlandırmaya karşı çıkan düşünürler de mevcuttur. İnsan hakları kuşaklarındaki ayrışmaların hukuk sistemlerine yansıması ise birçok hak ihlaline neden olabilmektedir. Dolayısıyla insan hakları kuşakları minvalinde yaşanan tartışmaların ve ayrışmaların bir çözüme ulaşması konusunda felsefi bakış açılarına gereksinim duyulduğu anlaşılmaktadır. Elinizdeki çalışmada kuşaklar tartışması bağlamında yaşanan sorunlar analitik ve eleştirel bir anlayışla irdelenerek, birtakım tespitlere ulaşılmaya çalışılmaktadır. Aynı zamanda sorunların çözümüne yönelik felsefi mahiyette bazı önerilerin oluşturulması amaçlanmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    The Mediating Role of Employee Sacrifice in the Effect of Managerial Morality on Employees' Perspectives on Their Colleagues

    Durmus, Ibrahim

    -

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2019
    Rethinking Human Rights Education in a Philo-sophical Context

    Yeşilçayır, Celal

    Although human rights education has existed in schools for more than twenty years, youth’s tendencies towards violence and alienation continue without slowing down. At this juncture, it is confronted with a problem of whether Human Rights Education is duly performed or not. This research pur-poses to discuss the condition of human rights education in Turkey and why the education must be improved referring to the problem. Within this framework primarily what kind of connection between human rights and education will be clari-fied and the importance of human rights education will be add-ressed. After these, the condition of human rights perception and education in our country will be tried to analyze with a philosophical perspective. In this context, causes of not duly performing human rights education will be questioned and it will be aimed to make some points. In the last instance, it will be tried to give some suggestions towards the improvement of human rights education in the context of stated problems.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    İnsan haklarının sağlanmasında temel bir sorunsal olarak demokrasi

    Yeşilçayır, Celal

    İnsan hakları ile demokrasi arasında vazgeçilmez bir ilişkinin olduğunadair öteden beri yaygın bir kanaat söz konusudur. Öyle ki kamuoyunda insanhakları ve demokrasinin sıklıkla bir arada kullanılan iki kavram oldukları görül-mektedir. Diğer taraftan demokratik ülkelerin insan haklarına aykırı tutumlariçinde bulundukları dikkat çekmektedir. Buna göre insan haklarının belirlediğieşitlik anlayışı ile demokrasinin benimsediği eşitlik anlayışı arasında temel birfarklılık olduğu anlaşılmaktadır. Mezkûr farklılığın temellerinin felsefi bağ-lamda analiz edilmesi sorunun aydınlatılması bakımından önem arz etmektedir.Sorunun temellerinin aydınlatılması ile birlikte insan hakları ile demokrasiilişkisinde yaşanan sorunların giderilmesi adına bazı çözüm önerilerine ulaşmakmümkün olacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2019
    The Relationship Between Ethical Leadership and Counterproductive Work Behaviours: The Mediating Role Of Organizational Commitment

    Sökmen, Alptekin; Kenek, Gökhan; Uğraş, Ezgi

    The purpose of this study is to examine the mediator role of organizational commitment in the relationship between ethical leadership and counterproductive work behaviour. The datas of this study were obtained with survey method from 253 employees working in different departments in a firm that shows activity in the construction sector in Turkey. Correlation and regression analysis were applied by SPSS 23 programme. The results reveal that ethical leadership has a positive relationship with organitaional commitment; and negatif relationship with counterproductive work behaviour. Also, there is a negatif relationship between organizational commitment and counter-prductive work behaviour. Another result of the study is organitaional commitment has a mediating effect on the relationhip between ethical leadership and counterproductive work behaviors.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2019
    Determination and Evaluation of Praying Places and Forms in Prayer with Hadîths

    Gözün, Abdulvehhab

    The prayer is one of the foundations that Islam was built on, which is also among the most important worships that symbolizes the physical and spiritual closeness of human being to Allah (swt). Therefore, such a worship gives an opportunity to human beings to make supplication to seek refuge from Allah (swt) as well asking for other needs. However, many of the Muslims in our country follows Hanafi fiqh, therefore, in the fardh prayer before giving salaam people make certain supplications beside the supplication that surah al Fatiha has. The other supplications are being left after the prayer. However, these people are aware that firstly the moment of prostrating and the state of prayer are the closest moment to Allah (swt). In fact, praying in our country is being expressed as standing in front of Allah (swt) in metaphorical sense. Only, considering these facts, it shows us the importance of the supplication during the prayer as well as the chance of acceptance by Allah (swt). Therefore, in this study, the subject of supplication was examined during the prayer to explain how and where to make the supplication in the light of the hadith of Prophet Muhammad (pbuh). Therefore, it is aimed to reveal where and how to make dua during the prayer according to Sunneh. It is concluded that the supplication can be made during the prayer not only ka’de-i ahîret which widely known among the people but also qıyam, ruku, sajdah as well. The supplication of qunut which is made before going to the ruku in the vitr prayer and after getting up from the ruku in the morning prayer thought to be a subject to study therefore, it is taken into research.