Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Reklam kampanyalarında bütçe planlaması: Doğrusal programlama yöntemi ile bir uygulama
Zinhoué Kpognihoué Jeanine Houssou
Reklamcılık, insanları bir ürün veya hizmetten gönüllü olarak yararlanmaya teşvik etmek, dikkatlerini ürün, hizmet veya markaya çekmek amacıyla yapılan yazılı, görsel ve işitsel çalışmaların tümüdür. Günümüzde, şirketler tarafından hizmetlerini ve ürünlerini tanıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çoğu zaman yüksek maliyetine rağmen ticari hedeflere ulaşmak ve ciroyu artırmak için çok önemli bir yatırım olarak kabul edilir. Etkili bir reklam kampanyası, yeni müşteriler çekerek ve mevcut müşterileri elde tutarak işletmenin büyümesini sağlayabilir. Bu nedenle, reklam kampanyalarında bütçe planlamasının optimize edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, bir reklam şirketinin 2024 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerine göre bütçe planlamaları yapmak için optimizasyon problemlerinin çözümünde kullanılan doğrusal programlama yöntemi ile reklam kampanyası bütçesinde planlanma yapılması amaçlanmaktadır. Şirketin sipariş sayıları, bütçeye ayrılan hizmet türleri ve maliyet verilerine göre kurulan doğrusal programlama modeli, LINDO paket programlama ile çözümlenmiş, çözüm sonuçlarına göre reklam kampanyası için optimal bütçenin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Modelden elde edilen bulgulara göre reklam şirketindeki reklam kampanyası bütçesinde %3’lük tasarruf elde edilmiştir. Bu durum kaynak kullanımının etkinliğini artırılmasını ve reklam şirketinde yıllık reklam kampanyası bütçesinde optimal bütçenin belirlenmesini sağlamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Doğal tehditlerin sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkisi: NIC ülkeleri vakası
Mücahit Çelik
Bu araştırmada NIC ülkeleri için doğal tehdit, ekonomik büyüme, dijitalleşme ve temiz elektrik üretiminin beşerî kalkınma endeksi (HDI) üzerindeki etkilerini incelenmiştir. Çalışmada, seriler arasındaki yatay kesit bağımlılığı dikkate alınarak panel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Durağanlıklar CIPS, MADF ve KT yapısal kırılmalı birim kök testleriyle gerçekleştirilirken, değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkileri Kao, Pedroni ve Fisher-Johansen testleriyle incelenmiştir. Uzun dönem katsayı tahminlerinde Sabit Etkili Driscoll-Kraay (DK-FE) ve serilerdeki uç değerler ile normal dışı dağılımları dikkate alan Momentler Yoluyla Kantil Regresyonu (MM-QR) tabanlı Sabit Etkili Kantil (FE-QR) yöntemleri kullanılmıştır. Kısa dönem ilişkiler ise Dumitrescu-Hurlin (DH) Granger nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Eşbütünleşme analizi sonuçları HDI ile açıklayıcı değişkenlerin uzun dönemde koentegre olduğunu göstermiştir. Uzun dönemde artan doğal tehditler beşerî kalkınma endeksini azaltırken, ekonominin dijitalleşmesi, temiz elektrik üretiminin ve kişi başına düşen gelirin artması, hızlanan kentleşme ve nüfus beşerî kalkınma endeksini artırarak sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Kısa dönem nedensellik analizi sonuçları ise HDI ile doğal tehditler, kişi başına düşen gelir ve kentleşme oranı arasında çift yönlü, dijitalleşme endeksinden HDI’ye, HDI’den ise temiz elektrik üretimine ve nüfusa doğru tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu sebeple araştırma ülkelerinde refahı artıracak, dijital ve yeşil dönüşümü hızlandıracak politikalara ağırlık verilmesi aynı zamanda bu ülkelerin afet risk azaltımı politikalarının desteklenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlığının fair play davranışı sergileme sıklığına etkisinin incelenmesi
Furkan Bayrak
Bu araştırma, ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin Beden Eğitimi ve Spor (BES) derslerine yatkınlık düzeylerinin, Fair Play davranışları sergilemeleri üzerindeki etkisini nicel yöntemler çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline dayandırılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde öğrenim görmekte olan ve gönüllülük esasıyla araştırmaya katılan 272 kadın, 227 erkek olmak üzere toplam 499 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği (BEDYÖ) ile Fair Play Davranışlarını Sergileme Sıklığı Ölçeği (FPDSÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik programında bağımsız örneklem t-testi, tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), Tukey post-hoc testi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi ile sınanmıştır. Betimsel bulgular incelendiğinde, öğrencilerin fair play davranışlarını orta-yüksek düzeyde sergilediği ve beden eğitimi dersine yönelik tutumlarının genel itibarıyla olumlu olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından erkek öğrencilerin beden eğitimine verdiği değer ve algılanan yetenek puanlarının kadın öğrencilere kıyasla yüksek olduğu belirlenmiş (p<0,05) ancak fair play davranış sıklığı bakımından cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Lisanslı sporcu olan öğrenciler, hem beden eğitimi dersine yatkınlık hem de fair play davranışları bakımından lisanssız öğrencilere göre anlamlı ölçüde daha yüksek puanlar sergilemiştir (p<0,05). Pearson korelasyon analizi bulguları, beden eğitimi dersine yatkınlık ile fair play davranışları sergileme sıklığı arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin varlığına işaret etmektedir. Sonuç olarak, ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlık düzeylerinin fair play davranışlarını pozitif ancak sınırlı ölçüde etkilediği görülmüş; bu ilişkinin güçlendirilmesinde aktif spor geçmişi ve aile desteğinin rol oynadığı anlaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026YBCO süperiletkenlerinde radyasyon soğurma parametreleri ile termokimyasal reaksiyon verimliliği arasında yarı-ampirik bir enerji bağıntı modeli önerisi
Gilles Luh Nsangou
Bu tez çalışmasında, YBCO süperiletkenlerinde radyasyon soğurma parametreleri ile termokimyasal reaksiyon verimliliği arasındaki ilişki yarı-ampirik bir enerji bağıntı modeli çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın ana odağı Y123 ve Y358 fazlarıdır. Tez kapsamında yeni bir deneysel üretim yapılmamış; daha önce yayımlanmış yapısal, termokimyasal, stokiyometrik ve radyasyon soğurma verileri kullanılarak veri-temelli bir modelleme yaklaşımı geliştirilmiştir. Diferansiyel termal analiz verilerinden elde edilen Energy-Reaction Index (ERI) değerleri Y123 için 1,84, Y358 için 1,29 olarak değerlendirilmiş ve Y123 fazının termokimyasal reaksiyon etkinliğinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Modelde temel fiziksel düzeltme olarak kütle soğurma cevabı ile lineer/yapısal zırhlama cevabı ayrı kanallar halinde tanımlanmıştır. Kütle soğurma oranı yoğunluktan bağımsız enerji-bileşim kanalını, lineer zırhlama oranı ise bulk yoğunlukla düzeltilmiş makroskopik cevabı temsil eder. İçsel kalite göstergesi referansa normalize edilerek modelin sınır koşulu korunmuştur. Düşük enerji bölgesindeki Y358 avantajı, teorik üstünlük olarak değil deneysel veriler ve gerçek numune etkileri bağlamında yorumlanmıştır. Ho katkılı Y358 serisi, iki kanallı modeli destekleyen tamamlayıcı bir örnek olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak bu tez, YBCO süperiletkenleri için sentez-termokimya-yapı-radyasyon bağlantısını fiziksel olarak ayrıştırılmış ve kalibre edilebilir bir yarı-ampirik çerçevede sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Voleybol hakemlerinde psikolojik sağlamlık ile performans kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Fatih Kara
Bu çalışmada, voleybol hakemlerinin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile performans kaygısı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Türkiye Voleybol Federasyonu’na bağlı aktif 416 hakem (166 kadın, 250 erkek) üzerinde gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Katılımcılara demografik bilgi formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Performans Başarısızlığı Değerlendirme Envanteri uygulanmıştır. Veriler SPSS 26.0 ile analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon, regresyon analizi, bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular, hakemlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin genel olarak orta-üst seviyede olduğunu göstermektedir. Performans kaygısı açısından bazı alt boyutlarda orta düzeyde kaygı sergiledikleri belirlenmiştir. Cinsiyete göre psikolojik sağlamlık farklılık göstermemiş; ancak erkek hakemler, utanç ve mahcubiyet deneyimleme ile önemli kişilerin ilgisini yitirme kaygısı alt boyutlarında kadın hakemlere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek kaygı düzeyi göstermiştir. Medeni durum açısından psikolojik sağlamlık benzer bulunurken, bekâr hakemler bazı kaygı alt boyutlarında evli hakemlerden daha yüksek düzeyde kaygı sergilemiştir. Eğitim düzeyi, psikolojik sağlamlık üzerinde belirgin pozitif etki göstermiş ve bazı kaygı alt boyutlarında anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Hakem klasmanı ve maç deneyimi analizlerinde ulusal hakemler ile ulusal liglerde görev yapan hakemlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri daha yüksek, alt liglerde görev yapan hakemlerin bazı kaygı alt boyutları ise daha yoğun bulunmuştur. Regresyon analizleri, belirli kaygı alt boyutlarının psikolojik sağlamlık üzerinde hem artırıcı hem azaltıcı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Araştırma, voleybol hakemlerinde psikolojik sağlamlık ile performans kaygısının demografik değişkenler ve mesleki deneyimle ilişkili olduğunu ortaya koymakta ve hakem eğitim programları ile psikolojik destek çalışmalarının önemini vurgulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kentleşme, doğal afetler ve savunmasızlık arasındaki ilişki: Gelir eşitsizliğinin rolünün analizi
Yasin Çatalbaş
Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kentleşme, savunmasızlık ve doğal afetler arasındaki ilişkinin gelir eşitsizliği bağlamında nasıl şekillendiğini incelemektedir. Günümüzde hızlanan kentleşme süreçleri, nüfus yoğunluğundaki artış, çevresel bozulma ve sosyoekonomik eşitsizliklerle birleşerek afet risklerini daha karmaşık ve çok boyutlu hâle getirmektedir. Özellikle gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu toplumlarda düşük gelirli grupların riskli alanlarda yoğunlaşması, afetlerin toplumsal etkilerini derinleştirmekte ve savunmasızlığı artırmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, sürdürülebilir kentleşme, gelir eşitsizliği ve kurumsal faktörlerin savunmasızlık ile doğal afetlerden etkilenen nüfus üzerindeki etkilerini ampirik olarak ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, 2002-2023 dönemini kapsayan ve otuz bir gelişmekte olan ülkeyi içeren panel veri seti kullanılmıştır. Analiz sürecinde yatay kesit bağımlılığı ve heterojenlik testleri uygulanmış, değişkenlerin durağanlık özellikleri CADF-CIPS ve birim kök testleri ile incelenmiştir. Uzun dönemli ilişkilerin belirlenmesinde eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Katsayı tahminleri Driscoll-Kraay, Ridge, FGLS ve PCSE tahmincileri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişkenlerin farklı savunmasızlık düzeylerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla Bootstrap Kantil Regresyon yaklaşımından yararlanılmıştır. Ampirik bulgular, sürdürülebilir kentleşme ve kurumsal kalitenin savunmasızlığı ve doğal afetlerden etkilenen nüfusu istatistiksel olarak anlamlı biçimde azalttığını göstermektedir. Buna karşılık gelir eşitsizliği ve nüfus yoğunluğu afet risklerini artıran temel faktörler olarak öne çıkmaktadır. Kantil regresyon sonuçları, gelir eşitsizliğinin etkisinin savunmasızlık düzeylerine göre farklılaştığını ve özellikle kırılgan ülkelerde daha belirgin hâle geldiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, afet risklerinin azaltılmasında sürdürülebilir kentleşme politikalarının yaygınlaştırılması, gelir eşitsizliklerinin azaltılması ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Beden eğitimi öğretmen adaylarının olumsuz çocukluk yaşantılarının konuşma kaygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Halis Nebioglu
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının konuşma kaygısı ile çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu değişkenlerin çeşitli demografik özellikler açısından değerlendirilmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, üniversitede öğrenim gören toplam 386 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Öğretmen Adayları için Konuşma Kaygısı Ölçeği (ÖAKKÖ) ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının konuşma kaygısı ve çocukluk çağı travmaları düzeylerinin genel olarak düşük-orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Konuşma kaygısının cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, gelir algısı, aile yapısı ve ebeveyn tutumları gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın çocukluk çağı travmalarının bazı demografik değişkenler açısından sınırlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçları, çocukluk çağı travmaları ile konuşma kaygısı arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Regresyon analizi bulguları ise çocukluk çağı travmalarının konuşma kaygısının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, çocukluk çağı travmalarının öğretmen adaylarının konuşma kaygısı üzerinde önemli bir etkisi olduğu ve bireyin erken dönem yaşantılarının iletişim becerileri ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, öğretmen adaylarına yönelik psikososyal destek ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programlarının önem taşıdığı düşünülmektedir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Farklı demografik özelliklere göre futbolcuların öfke ve saldırganlık ile kişilik özelliklerin incelenmesi
Serkan Demir
Bu araştırmanın amacı, futbolcuların kişilik özellikleri ile sporda saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2024–2025 futbol sezonunda aktif olarak futbol oynayan toplam 718 futbolcu oluşturmaktadır. Katılımcıların 642’si erkek, 76’sı kadın sporculardan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Google Formlar aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda futbolcuların kişilik özellikleri ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Özellikle Nörotiklik kişilik özelliği ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken, yumuşak başlılık ve öz denetimlilik özellikleri ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, spor yapma yılı ve eğitim düzeyi gibi bazı demografik değişkenlerin futbolcuların saldırganlık ve öfke düzeyleri üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda kişilik özelliklerinin sporcuların saldırganlık ve öfke davranışları üzerinde önemli bir belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Üniversite personelinin iş sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi
Zeynep Gümüş
Bu araştırmanın amacı, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin demografik değişkenler ile bazı bireysel ve örgütsel faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışma nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüş, veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada İş Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği kullanılmış ve ölçeğin Bilgi/Beceri ile İstek/Sorumluluk boyutları birlikte değerlendirilmiştir. Araştırma 593 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, iş sağlığı uygulamalarının etkin olduğu çalışma ortamlarında ve iş sağlığı kurallarını uygulayan bir yöneticinin bulunduğu durumlarda çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca düzenli sağlık taramasına katılan ve okuma alışkanlığı bulunan bireylerin okuryazarlık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık bazı demografik değişkenler ve çalışma birimine ilişkin özellikler açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak, hem bireysel farkındalık düzeyi hem de iş yerindeki iş sağlığına yönelik uygulamaların, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeyini etkileyen önemli unsurlar olduğu ortaya konmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Türkiye'deki belediye stratejik planlarının afet risk yönetimi açısından değerlendirilmesi, engeller ve öneriler
Murat Can Duruel
Toplumsal yaşamı derinden etkileyen afetler, insanlık tarihi boyunca can ve mal kayıplarına yol açmış felaketlerdir. Günümüzde yaşanan nüfus artışı, kentleşme ve küresel iklim değişikliği gibi unsurlar, afetlerin etkilerini daha yıkıcı hale getirmektedir. Bu sebeple insanlara en yakın kurum olarak hizmet sunan belediyeler, yaptıkları çalışmalar ile afetlere dirençli bir yaşam inşa etmek durumundadırlar. Risk analizi yapılmasından, planlama ve koordinasyona kadar afet yönetimiyle ilgili çeşitli görevleri bulunan belediyeler, söz konusu görevleri yerine getirmek üzere stratejik planlarında yürütecekleri çalışmalara yer vermektedirler. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki belediye stratejik planlarının incelenerek afet risk yönetimine dair durum tespiti yapılması, risk ve zarar azaltma aşamasının öncelikli olmasını engelleyen durumların belirlenmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesidir. Amaca uygun olarak öncelikle stratejik plan hazırlamış tüm büyükşehir ve il belediyelerinin stratejik planları doküman incelemesi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlanan görüşme soruları aracılığıyla belediye personeli ve akademisyenler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri bilgisayar destekli veri analizine tabi tutularak üç tema altında bulgular ortaya koyulmuştur. Çalışma neticesinde; belediyelerde risk yönetimi yaklaşımına yönelik bir farkındalığın olduğu, ancak afet risk yönetiminin kendi içindeki dağılımı incelendiğinde, hazırlık faaliyetlerinin risk ve zarar azaltma faaliyetlerinden daha fazla yer aldığı belirlenmiştir. Bu duruma yol açan en önemli engeller arasında uzman personel eksikliği, çalışmaların yüksek maliyeti, siyasi önceliklerin farklılaşması, kurumsal koordinasyon eksiklikleri, belediyelerin kaynak eksiği, mevzuat sorunları ve halkın farkındalığının yetersizliği tespit edilmiştir. Bu nedenleri ortadan kaldırmak için personel ve bütçeyi kapsayan kaynakların güçlendirilmesi, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, mevzuat reformu ve toplumsal farkındalığın artırılması önerileri sunulmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Makroekonomik değişkenlerin iş kazalarına etkisi: Visegrad ülkeleri üzerine bir araştırma
Aysun Yilmaz Akyol
İstihdam, ekonomik büyüme ve sosyal refahın temel belirleyicilerinden biridir. Bununla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik büyümeye odaklanan politikalar iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının göz ardı edilmesine yol açabilir. Bu çalışma, 2013–2022 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak Visegrad Grubu ülkeleri (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) iş kazaları üzerindeki makroekonomik değişkenlerin etkilerini incelemektedir. İş kazaları bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına GSYİH, işsizlik oranı, ticaretin açıklığı ve hukukun üstünlüğü bağımsız değişkenler olarak modele dahil edilmiştir. Analiz için Swamy Rastgele Katsayılar Modeli kullanılmıştır. Bulgular, kişi başına GSYH değişkeninin tüm ülkelerde iş kazalarının azalması üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, ekonomik büyüme ve refah düzeyindeki artışın iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. İşsizlik oranının Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovakya’da iş kazaları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve olumsuz bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Kurumsal kalitenin göstergesi olan hukukun üstünlüğü değişkeni, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Slovakya’da iş kazalarının azaltılmasında anlamlı sonuçlar vermiştir. Ticaret açıklığının Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da iş kazalarını artırıcı yönde anlamlı bir etkiye sahip olması, artan uluslararası rekabet baskısının üretim yoğunluğunu artırarak iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları, iş kazalarının yalnızca teknik ve fiziksel risklerden değil, ekonomik ve örgütsel faktörlerden de etkilendiğini göstermektedir. Bu nedenle, iş kazalarını önlemeye yönelik politikaların, ekonomik koşullar ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alması önem taşımaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ham petrol ile kirlenmiş topraklardan petrol parçalayan bakterilerin izolasyonu, moleküler karakterizasyonu ve petrol bozunma potansiyellerinin belirlenmesi
Sabina Taghiyeva
Bu çalışma, ham petrol ile kirlenmiş topraklardan petrol parçalayan bakterilerin izolasyonu, moleküler düzeyde karakterizasyonu ve petrol bozunma potansiyellerinin belirlenmesi amacıyla yapılmştır. Toprak örnekleri, Azerbaycan’dan temin edilerek ham petrol ile kontamine edilildikten sonra çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Laboratuvar çalışmalarıyla bakteri izolasyonu prosedürüne uygun çalışmalarla izole edilen bakteriler, morfolojik ve biyokimyasal analizlerin ardından moleküler tanımlama amacıyla DNA izolasyonu ve PCR teknikleri ile incelenmiştir. Ayrıca bakterilerin petrol bozunumu üzerindeki etkileri spektrofotometrik ölçümler ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, ekolojik açıdan sürdürülebilir biyoremediasyon yaklaşımlarında bu bakterilerin potansiyelini ortaya koymaktadır. Çalışmalar neticesinde biyoremediasyon potansiyeline sahip 5 bakterinin saf kültürleri elde edilmiştir. Karakterizasyon sonucu ham petrolü parçalayan mikroorganizmaların, pseudomonas neustonica, bacillus licheniformis, corynebacterium stations, sphingobactrrium soli, lysinibacillus fusoformis türlerine ait suşlar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bakteri suşlarının petrol degredasyon etkisini görmek amacıyla GC–MS analizleri yapıldı. Analizler sonucunda örneklerde toplam 10 farklı bileşik elde edilmiştir. Bu bileşikler arasında alifatik alkoller, ketonlar ve kısa zincirli karboksilik asitler yer almaktadır. Elde edilen Kovats indeks değerleri 810-1813 aralığındadır. Bu sonuçların literatürdeki referans değerlerle büyük ölçüde uyumlu olduğu belirlenmiştir. C2–C5 aralığındaki kısa zincirli organik asitlerin mikrobiyal metabolizmaya işaret ettiği anlaşılmıştır. Pseudomonas neustınica bakterisinin 99,79’luk benzerlik oranına göre petrol biyodegradasyonunda daha baskın bir rol oynadığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ağ trafiği kullanarak saldırı tespit edebilen derin öğrenme modellerinin performans değerlendirmesi
Rachid Cheick Mohamed
Dijital altyapıların hızla büyümesi ve siber saldırıların giderek karmaşıklaşması, ağ tabanlı saldırı tespit sistemlerini modern siber güvenliğin temel bileşenlerinden biri hâline getirmiştir. İmza tabanlı yöntemler yeni tehditlerin tespitinde yetersiz kalabildiğinden, makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemleri önemli alternatifler sunmaktadır. Bu çalışmada, tek boyutlu evrişimli sinir ağı (CNN) ile hibrit CNN-BiLSTM mimarisinin ikili ve çok sınıflı ağ saldırısı sınıflandırma performansları incelenmiştir. Modeller, CIC-IDS2017 ve UNSW-NB15 veri kümeleri üzerinde tabakalı beş katlı çapraz doğrulama, odak kaybı, QuantileTransformer ile ölçeklendirme ve SMOTE ile aşırı örnekleme içeren ortak bir deneysel düzen kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca rastgele orman ve XGBoost, UNSW-NB15 üzerinde klasik karşılaştırma modelleri olarak test edilmiştir. Bulgular, CNN modelinin CIC-IDS2017 ikili sınıflandırma görevinde %99,75 doğruluk ve 0,9999 ROC-AUC değerine ulaştığını göstermiştir. CNN-BiLSTM, UNSW-NB15 ikili sınıflandırma görevinde yanlış negatifleri yaklaşık %36 azaltmış; ancak çıkarım gecikmesi CNN’e göre 4-6 kat artmıştır. Çok sınıflı sınıflandırmada CNN, CIC-IDS2017 üzerinde 0,701 makro F1 skoruyla CNN-BiLSTM’den (0,671) daha yüksek performans göstermiştir. XGBoost ise derin öğrenme modelleriyle benzer F1 skorlarına daha kısa sürede ulaşmıştır. Azınlık saldırı sınıflarının tespiti tüm yapılandırmalarda temel bir güçlük olmayı sürdürmektedir. Sonuçlar, gerçek uygulama kısıtları altında derin öğrenme ve klasik makine öğrenmesi modelleri arasında seçim yapacak araştırmacı ve uygulayıcılar için karşılaştırmalı çıkarımlar sunmaktadır.
- Doktora TeziYalnız künye2026İslam Kelâmında engellilik olgusu
Zülkif Özer
Engellilik insanlık tarihi boyunca değişik kültür, coğrafya ve toplumlarda muhtelif şekillerde bireysel ve toplumsal düzlemde genel anlamda haklar, sorumluluklar, özgürlükler ve imkânların kullanımları bağlamlarında değerlendirilmiş evrensel bir olgudur. İnsanı ilgilendirmesi ve dinin de konusunun insan olması nedenleriyle bu olgunun din ile ilişkilendirilmesi oldukça önemlidir. Çünkü insanı ilgilendiren her husus dinin konusu olmaktadır. Engelli bireyin ve yakınlarının anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştığı bu durumu kabul etmelerinde, engellilikle başa çıkmalarında ve olumlu benlik geliştirmelerinde başvurulabilecekleri referanslardan birisi de dindir. Bu çalışma, engellilik olgusunu Kelâmî ve Kur’ânî perspektifler çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. İnsanlık tarihi boyunca farklı şekillerde anlamlandırılan engellilik, yalnızca biyolojik ya da fiziksel bir durum olmanın ötesinde; bireyin kendisini, toplumu ve varlıkla olan ilişkisini doğrudan etkileyen çok boyutlu bir gerçekliktir. Bu nedenle engelliliğin doğru anlaşılması hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha adil ve kapsayıcı bir yaklaşımın geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın hareket noktası, engellilik olgusunun yalnızca modern bilimlerin sunduğu verilerle değil, aynı zamanda dinî ve özellikle Kelâmî bir perspektifle de ele alınması gerektiği düşüncesidir. Zira insanın varlık, irade, adalet ve sorumluluk gibi temel meseleleriyle doğrudan ilişkili olan engellilik, İslam düşüncesinde ilahî adalet, hikmet ve imtihan kavramları çerçevesinde anlam kazanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Antibiyotik direncine yönelik bilgi ve tutumlar ölçeğinin Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması
Brahim Deidah
Bu çalışma, Alshehri ve Khawagi (2025) tarafından yapılan "Antibiyotik Direncine Yönelik Bilgi ve Tutumlar Ölçeği"ni Türk kültür ve diline kazandırmayı, geçerlik-güvenirlik analizlerini yapmayı hedeflemektedir. Çalışmanın bir diğer odağı ise bu yeni Türkçe form aracılığıyla sağlık bilimleri fakültesindeki öğrencilerin antibiyotik direncine yönelik bilgi ve tutumlarını ölçmek, elde edilen verileri farklı sosyodemografik değişkenler açısından sunmaktadır. Metodolojik ve kesitsel araştırma desenine uygun olarak planlanan çalışmaya, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde aktif öğrenim gören 505 lisans öğrencisi dahil edilmiştir. Uyarlama aşamasında sırasıyla dil, kapsam ve yapı geçerliği çalışmaları ile güvenirlik analizleri yapılmıştır. Yapı geçerliğini test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) yararlanılırken; iç tutarlılık için Cronbach Alfa ve Bileşik Güvenirlik (CR) katsayıları hesaplanmıştır. Bunların yanında, bilgi testindeki soruların zorluk dereceleri ve ayırt edici nitelikleri de analiz edilmiş; toplanan verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Özetle; bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen ölçek uyarlama süreci sonucunda, Türkçe’ye uyarlanan ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizleri başarılı bulunmuş, sağlık bilimleri alanındaki öğrenciler üzerinde güvenle kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.. Elde edilen saha verileri, öğrencilerin bu konudaki bilincini artırmak adına müfredattaki akılcı antibiyotik kullanımı ve direnç mekanizmaları eğitimlerinin daha kapsamlı hale getirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Stok yönetiminde ABC ve VED analizleri: Bir devlet hastanesi örneği
Şefika Kahreman Halis
Stok yönetimi, sağlık hizmetlerinin etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Sağlık kurumlarında yürütülen faaliyetlerin kesintisiz bir şekilde sürdürülebilmesi, stokların etkin bir biçimde yönetilmesine bağlıdır. Stok kontrol faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmemesi durumunda, gereğinden fazla stok bulundurulması maliyetleri artırarak sağlık kurumlarının kârlılığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, malzeme stok yönetiminin değerlendirilmesinde ABC ve VED analiz yöntemlerinin kullanılmasıyla, malzemelerin öncelik sıralamasına göre sınıflandırılandırılmasıdır. Araştırma kapsamında, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren bir ilçe devlet hastanesinde kullanılan 122 kalem malzeme araştırmanın veri setini oluşturmuştur. Çalışmada, verilerin sınıflandırılması ve analiz edilmesinde çok kriterli karar verme tekniklerinden ABC ve VED analizleri kullanılmıştır. ABC analizi, malzemeleri yıllık tüketim değerine göre sınıflandırırken, VED analizi bu malzemelerin kritik önem düzeylerini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgulara göre, az sayıda malzemenin toplam maliyetin büyük bir kısmını oluşturduğu ve hayati öneme sahip malzemelerin stok yönetiminde öncelikli olarak ele alınması gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca, ABC ve VED analizlerinin birlikte kullanılmasıyla oluşturulan ABC-VED matrisi sayesinde, malzemelerin hem maliyet hem de kritik önem düzeylerine göre daha etkin bir şekilde önceliklendirilebildiği görülmüştür. Sonuç olarak, ABC ve VED analiz yöntemlerinin birlikte kullanımı, sağlık kurumlarında stok yönetiminin daha etkin, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bâb-ı Âsafî Ruûs kalemi defterlerinden 1522 numaralı Ruûs defteri (1061-1062/1651-1652), s. 142-274, tahlil ve metin
Onur Çakir
Osmanlı Devleti’nin en yüksek yönetim merci olan Divan-ı Hümayun, bürokratik işlemlerini kendisine bağlı kalemler vasıtasıyla icra etmektedir. Ruûs kalemi Divan-ı Hümayunun görevli tevcihatına ilişkin muamelat ile meşgul olmakta, düzenlenen tezkireleri Ruûs defterlerine işleyerek muhafaza etmektedir. Ruûs defterleri yazıldıkları yıllarda, devletin merkez ve merkeze bağlı birimlerinde halihazırdaki görevlere ve görevi tasarrufta bulunan vazifelilere dair kayda değer malumata muhtevidir. Hükümlerdeki özet bilgilerden muayyen bir görev için tevcih gerekçesine, görevlide aranan niteliklere, tavassut eden kişi bilgisine ulaşmak mümkündür. Yerel tarih çalışmaları, önemli kişilerin biyografilerinin oluşturulması ve kurumların kronolojilerinin ortaya konulmasında yine Ruûs defterlerine müracaat edilebilir. Hüküm özetlerinde yer alan, görevi ifa edecek kişiye verilecek günlük ücret bilgisi, Osmanlı maliyesi araştırmalarında kullanılabilir. Osmanlı’nın geniş coğrafyası göz önüne alındığında, birçok ülkenin tarihinin yazılmasında Ruûs defterleri önemli bir arşiv kaynağıdır. İfade edilen hususlar bağlamında, çalışmamızda 1522 Numaralı Ruûs Defteri, mevcut literatüre katkı sağlaması maksadıyla ele alınmıştır. Çalışmamıza konu olan Ruûs defteri, 17. yüzyılın ortasında tutulmuş olup muhtevası muhtelif görevlere yapılan tevcihatla oldukça zengindir. İlmiye, seyfiye ve kalemiye sınıfının üst düzey amirlerinden en alt kademedeki memurlarına kadar birçok görevlinin atamasıyla ilgili kayıtlar defterde mevcuttur. Çalışmamızın giriş bölümünde Divan-ı Hümayun ve kalemleri hakkında bilgi verildikten sonra görevli atamasında yürütülen bürokratik süreç açıklanmıştır. İkinci kısımda defterden elde edilen bulgular analiz edilmiş, son kısımda ise metin transkripsiyonuna yer verilmiştir. İhtiva ettiği bilgilerle yazıldığı yıllarda Osmanlı Devleti’nin idari, iktisadi, askeri ve içtimai hayatının anlaşılmasında önemli bilgiler vermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Newtonyen olmayan analizde karışık tip fonksiyonların yerel yaklaşımları
Seda Nur Yılmaz
Newtonyen olmayan analiz, klasik türev ve integral kavramlarının farklı üreteç fonksiyonlar aracılığıyla genelleştirilmesine dayanan ve özellikle geometrik, bigeometrik ve benzeri hızlı büyüme gösteren fonksiyonların incelenmesinde etkin sonuçlar üreten bir analiz alanıdır. Bu tez çalışmasında, klasik analiz kapsamında tanımlanan fonksiyonlar ile Newtonyen olmayan analizde farklı üreteçler kullanılarak elde edilen fonksiyonların klasik toplamları ve alfa toplamları ele alınmaktadır. Literatürde, bu tür karışık tipteki fonksiyonların yerel davranışlarını incelemek için çoğunlukla klasik Taylor yaklaşımı kullanılmakta; ancak bu yaklaşım, Newtonyen olmayan bileşenlerin doğal yapısını yeterince yansıtamamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, farklı üreteçlerle tanımlanan fonksiyonların Newtonyen olmayan toplamları için birinci mertebeden yeni bir yaklaşım yöntemi geliştirmektir. Önerilen yöntemde, fonksiyonun klasik ve Newtonyen olmayan bileşenleri ayrı ayrı ele alınmakta ve her bir bileşen kendi analiz çerçevesine uygun şekilde lineerleştirilmektedir. Elde edilen yeni yaklaşım, klasik birinci mertebeden Taylor yaklaşımı ile karşılaştırmalı olarak incelenmekte ve hata analizleri yapılmaktadır. Çeşitli sayısal örnekler üzerinden yöntemin etkinliği gösterilmektedir. Örneğin üstel ve çift üstel yapı içeren fonksiyonlar için daha düşük hata değerleri elde edildiği ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle çalışmanın, Newtonyen olmayan analizde yerel yaklaşım tekniklerine katkı sağlaması beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Torul (Gümüşhane) ve civarında yer alan adakit benzeri porfirlerin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Hacer Akçay
Bu tez çalışmasında, Doğu Pontidlerin güney zonunda Mescitli yöresinde yer alan Orta Eosen yaşlı adakitik kayaçların petrografisi ve tüm-kayaç ana ve iz element jeokimyası ve petrolojisi incelenmiş, kayaçları oluşturan magmanın kökeni ve gelişimi belirlenmeye çalışılmıştır. İncelenen adakitik kayaçlar porfirik dokulu olup, genelde andezit, daha az oranda da traki-andezit ve dasit bileşimindedir. Başlıca mineraller plajiyoklas, kuvars, alkali-feldispat, amfibol, biyotit ve Fe-Ti oksit’den oluşmaktadır. İncelenen kayaçlar, orta ila yüksek-K’lu (%1.1-3.6), yüksek LaN/YbN (8.3–11.98) ve Sr/Y (34-63) oranları gösteren adakitik jeokimyaya sahiptir. Kayaçlar LREE’ce zenginleşmiş, HREE bakımından ise yataya yakın bir desen (LaN/LuN = 7.8-11.8) sunarlar ve dikkate değer bir Eu anomalisi (EuN/Eu* =0.91-0.98) göstermezler. Elde edilen tüm jeokimyasal veriler bir arada değerlendirildiğinde; adakitik karakterli bu kayaçların, delaminasyon mekanizması sonucunda mafik alt kabuk ergiyiklerinden türemiş olabilecekleri ve Orta Eosen dönemindeki çarpışma sonrası (post-collisional) tektonik rejimde litosferik manto bileşenleriyle olan muhtemel etkileşimler sonucunda geliştikleri söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İkdam Gazetesi’ne göre II. Meşrutiyet’in ilanına Avrupa devletlerinin bakışı (1908-1909)
Fatma Aydin
Bu çalışma, İkdam Gazetesi’nde yayımlanan haber ve yorumlar aracılığıyla Avrupa devletlerinin 1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet’e bakış açılarını incelemektedir. 24 Temmuz 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet, yalnızca Osmanlı Devleti’nin iç siyasi dengelerini değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerini de derinden etkilemiştir. Avrupa devletleri bu gelişmeyi kendi diplomatik ve ekonomik çıkarları, Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve bölgesel güç dengeleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Araştırmada, İkdam Gazetesi’nin 1908–1909 yıllarına ait sayıları sistematik olarak incelenmiş; İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve İtalya gibi dönemin önde gelen Avrupa devletleriyle ilgili haber ve makaleler nitel araştırma yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler, tarihsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Avrupa devletlerinin II. Meşrutiyet’e ilişkin yaklaşımlarının büyük ölçüde kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına dayandığını göstermektedir. İkdam Gazetesi ise bu yaklaşımları hem haber dili hem de yorum köşeleri aracılığıyla Osmanlı kamuoyuna aktarmıştır. Dolayısıyla çalışma, II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı basın tarihi ile uluslararası ilişkiler literatürüne özgün bir katkı sunmaktadır.
