Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Akademisyenlerin akademik başarı çabalarında kuruma sadakat, kıskançlık ve imrenme davranışlarının etkisi: pls-sem ile ölçek geliştirme

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Üniversitelerde faaliyette bulunan akademisyenlerin akademik faaliyetlerine ilişkin başarı çabalarına etki edebilecek faktörlerin belirlenmesi önemli olabilir. Bu araştırmada akademisyenlerin kuruma sadakati ile çalışma arkadaşlarını kıskanma ve imrenme davranışlarının akademik başarı çabaları üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Literatürde genel olarak başarı ve çaba kavramlarının ayrı ayrı değerlendirildiği görülmektedir. Ayrıca ilgili çalışmaların genelinde imrenmenin olumsuz yönlerine vurgu yapılmıştır. Araştırmada literatürden farklı olarak akademisyenlerin akademik başarı çabası bir bütün olarak incelenmiştir. Ayrıca akademisyenin imrenme davranışının (kültürel açıdan) olumlu yönlerine vurgu yapılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarında, akademisyenin kurumuna olan sadakati akademik başarı çabasının artmasına yol açmıştır. Akademisyenin kurumuna olan sadakati çalışma arkadaşını kıskanma davranışının azalmasına yol açmıştır. Akademisyenin çalışma arkadaşını kıskanma davranışı akademik başarı çabasının azalmasına yol açmıştır. Akademisyenin çalışma arkadaşına imrenme davranışı akademik başarı çabasının artmasına yol açmıştır. Son olarak akademisyenin kurumuna olan sadakati ile akademik başarı çabası ilişkisinde çalışma arkadaşını kıskanması ara değişken olarak rol oynamıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Kanser Hastalarında Görülen İnsomnia Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapilerin Etkililiğinin Değerlendirilmesi: Bir Meta-Analiz Çalışması

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Odaci, Hatice

    İnsomnia (uykusuzluk), uyku bozuklukları içerisinde en yaygın görülen durumlardan birisi olup, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. İnsomnia, kanser hastalığının her döneminde görülmekle birlikte özellikle ileri evre hastalarda daha sık görülmektedir. Bu çalışmanın amacı kanser hastalarında görülen insomnia tedavisinde bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerinin etkinliğini değerlendirmek üzere mevcut literatürde yer alan kontrollü denemeleri sistematik olarak analiz etmektir. Bu kapsamda “bilişsel davranışçı grup terapisi” bağımsız değişken olarak; “insomnia” ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Alan yazın taraması “bilişsel davranışçı terapi”, “bilişsel davranışçı grup terapi”, “kanser”, “insomnia”, “uykusuzluk”, “kognitif müdahale”, ‘kognitif terapi”, “grup terapi”kelimeleri ve bu kelimelerin İngilizce karşılıkları kullanılarak yapılmıştır. Belirlenen ölçütlere dayalı olarak 12 adet deneysel araştırmanın meta-analize dâhil edilmesine karar verilmiştir. Çalışmaların etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Comprehensive Meta Analysis istatistik programı kullanılmıştır. Yürütülen meta-analiz sonucunda etki büyüklükleri hesaplanan çalışmaların tamamının negatif etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları Bilişsel Davranışçı grup terapilerinin kanser hastalarında görülen uykusuzluk probleminin tedavisinde geniş bir etki büyüklüğü (Hedge g=-1,405) bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmaların sonuçları bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerin kanser hastalarında görülen insomnia düzeylerinin azalmasına katkı sağladığını göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of the relationship between investor sentiment and systemic risk: An example of the Turkish banking sector

    Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu

    The institutions that suffer the most during any crisis or under financial instability are also the ones that contribute the most to the spread and growth of the crisis. As a matter of fact, the 2007–2008 Global Financial Crisis revealed the important role of systemic risks in the crisis. In particular, instability in financial institutions and their increasing systemic risks can negatively affect the entire economy and the global system. In this research, the relationship between investor sentiment and systemic risks of the Turkish banking sector was examined. For this purpose, the longterm relationship between the variables was analyzed using the co-integration tests of Kao, Pedroni, Fisher (Johansen), and Westerlund. Co-integration tests have shown that systemic risks and investor sentiment are co-integrated in the long term. In the study, long-term elasticities were examined using dynamic least squares, panel dynamic least squares, and fully modified least squares estimators. The results have shown that systemic risk increases in the long term negatively affect investor sentiment. According to Granger causality test results, there is one-way causality from banking sector systemic risks to investor sentiment. Various political inferences can be made through the findings of this research. Investor sentiment can be used as an important warning system for predicting risks and financial instability toward the Turkish banking sector. Policymakers should take into account investor sentiment when monitoring the stability of the market and implementing policies. Bank managers should take into account investor sentiment in their decisions and projects and avoid high risk-taking behaviors, especially during periods of low investor sentiment.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Effects of spray and freeze-drying methods on aroma compounds, sensory characteristics, physicochemical composition, antioxidant and antimicrobial properties of instant sage (Salvia rosifolia Sm.) tea

    Baltaci, Cemalettin; Akşit, Zeynep; Şidim, Muhammed

    Sage is used as an aroma and spice in foods around the world. With its strong and even bitter taste, sage has been traditionally used as an effective solution to many health problems for centuries. It is a rich plant with many bioactive compounds. In this study, instant tea production was performed from the dried samples of the sage plant (Salvia rosifolia Sm.) using two drying methods; freeze-drying and spray-drying. The sensorial, physicochemical, antioxidant and antimicrobial properties of the products obtained by both methods were analyzed. Color values, solubility in water, moisture analysis (21.3% spray-dried; 4.0% freeze-dried), free radical scavenging activity (DPPH), Trolox Equivalent Antioxidant Capacity (TEAC), Ferric reducing/antioxidant power assay (FRAP), aroma analysis, protein analysis (5.5% spray-dried; 5.7% freeze-dried), ash, mineral, antimicrobial and sensory analyses were performed. Significant differences were found between two soluble tea obtained by the spray-drying and the freeze-drying methods. In general, the antioxidant capacities are higher in freze-dried samples. All of the 61 aroma components were detected in freeze dried samples while only 18 of them were detected in spray dried samples. In addition to their differencies; plenty of bioactive components, easy to use, ready to drink herbal tea have been produced with both techniques.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex8TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Geochemical investigation of the potability of surface water in Çit River and related creeks in Avliyana Basin (Gümüşhane, NE Türkiye)

    Saka, Fatih; Soylak, Mustafa; Bulut, Volkan Numan; Vural, Alaaddin; Gundogdu, Ali

    In the study, physico-chemical parameters of Çit Stream and related creeks in Avliyana Basin (Gümüşhane, NE Turkey) were determined. In terms of physical parameters, it is seen that the Büyük Çit Stream has drinking water quality. According to piper diagram, all of the samples except one have fallen into region of class of CaCO3 and MgCO3 waters. The different one is the mixed water class. It has been determined that the metal content that may pose a risk to water is below the permissible limits. It has been seen that there may be only one point of risk for lead. As a result, physico-chemical aspect of water quality of Çit River and related creeks in Avliyana Basin has been seen to be suitable for drinking water standards.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelerin Çocuk ve Erişkin Kuşakları Hakkında Bilgi Düzeyleri: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Amaç: Hemşirelerin hem çocuk hem de eri şkin kuşaklarının özelliklerini bilmesi, hastalarla iletişim kurmalarını, hastalara verdikleri profesyonel bakım hizmetini ve hastalar ın memnuniyetlerini etkile- mektedir. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin, hem çocuk hem de eriş- kin ku şakların özellikleri ile ilgili bilgi düzeylerinin de ğerlendiril- mesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir devlet hasta- nesinde Şubat-Mart 2021 tarihleri aras ında çalışan 190 hem şire oluş- turmuştur. Ara ştırmanın örneklemini, örneklem seçim yöntemi kullanılmaksızın araştırmaya katılmayı kabul eden 181 hem şire oluş- turmuştur. Araştırmanın etik kurul ve kurum izni al ındıktan sonra ve- riler “Tanımlayıcı Bilgi Formu” ve “Çocuk ve Yeti şkin Kuşaklarına Yönelik Soru Formu” ile “online” olarak toplanmıştır. Veriler, SPSS 23 paket programında sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullan ıla- rak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu araştırmada, hemşirelerin %94,5’i Y kuşağı, %73,5’i kadın, %79’u bekâr, %62,4’ü lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir. Ku şak kavram ını, hem şirelerin %24,3’ü nesil ve %21’i zaman farkı anlamına geldiğini ifade etmiştir. Y kuşağını oluş- turan bireyleri, hem şirelerin %91,7’si teknolojiye güven duyan, %90,6’sı kitle iletişim araçlarını yaygın kullanan ve %90,6’sı esnek ça- lışmayı seven olarak belirtmi ştirler. Ayrıca Alfa ku şağı çocuklarını, hemşirelerin %39,2’si teknoloji bağımlısı, %26’sı yüz yüze iletişim çok az kuran ve %21,5’i teknolojik cihazları kendi zevklerine göre çalıştı- ran bireyler olarak ifade etmi şlerdir. Sonuç: Hemşirelerin diğer ku- şaklara kıyasla Y kuşağı ile ilgili bilgilerinin en fazla, Alfa ku şağı ile ilgili bilgilerinin de en az olduğu saptanmıştır. Kuşaklar hakkında, özel- likle de gelecek nesli oluşturacak olan Alfa kuşağı çocukları hakkında hemşirelerin bilgi düzeyini art ırmaya yönelik e ğitim ve dan ışmanlık hizmetlerinin sağlanmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Yoğun Bakım Ünitesinden Transfer Edilen Hastaların Yoğun Bakım Deneyimlerinin, Anksiyete ve Depresyon Düzeylerinin Belirlenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Tel Aydin, Hatice; Palaz, İlknur

    Maç: Araştırma, dahili yo ğun bakım ünitesinden servislere transfer edilen hastalar ın yoğun bakım deneyimlerinin, anksiyete ve depresyon düzeylerinin belirlenmesi amac ıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma bir şehir hastanesinin dahili yo ğun bakım ünitelerinden servise alınan 187 hastayla gerçekleştirildi. Hasta tanıtım formu, Yoğun Bakım Deneyim Ölçeği ve Hastane Anksiyete Depres- yon Ölçeği kullanıldı. Araştırmanın, etik kurul onayı ve kurum izinleri alındı. Veriler, SPSS 23.0 program ında tanımlayıcı istatistik testleri, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, Mann-Whitney U testi, Kruskal- Wallis H testi, Pearson korelasyon ve lineer regresyon analizi ile de- ğerlendirildi. Verilerin de ğerlendirilmesinde p<0,05 de ğeri anlaml ı kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların çoğunluğunu; erkek, 50-64 yaş grubunda, yoğun bakım ünitesine yatışları planlı olmayan, kardiyovas- küler hastalıklar nedeniyle tedavi görmekte olan bireylerin oluşturduğu belirlendi. Hastaların Yoğun Bakım Deneyim Ölçe ği puan ortalama- ları 61,41±5,16; Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçe ği’nin Anksi- yete Alt Ölçeği’nden 11,95±2,43 puan ve Depresyon Alt Ölçeği’nden 11,05±2,60 puan aldığı, anksiyete ve depresyon aç ıdan risk grubunda oldukları belirlendi. Çalışmaya katılan hastalarda yoğun bakım dene- yiminin depresyon puanları üzerine %5,2 oranında anlamlı etkisinin ol- duğu saptand ı. Sonuç: Yoğun bak ım ünitesinden servise transferi yapılan hastaların yoğun bakım deneyimlerinin olumlu olduğu, ancak anksiyete ve depresyon açısından riskli oldukları belirlendi. Hastalara uygulanan hemşirelik bakımının hastaların yoğun bakım ünitesindeki negatif deneyimleri, anksiyete ve depresyon düzeyleri ve etkili olan faktörler göz önünde bulundurularak planlanması hastalarının iyileşme düzeylerine katkı sağlayacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Growth-Development, Yield and Quality Characteristics of Aronia Varieties Grown in Pots

    Çelik, Hüseyin; Karabulut, Besim; Uray, Yahya

    This study was carried out to determine the growth, development, yield and some quality characteristics of Nero and Viking Aronia varieties grown in open field and pot in Samsun ecological conditions. Three-year-old Aronia plants were planted in 80-liter pots containing a 1:1:1 (v/v) mixture (barnyard manure+soil+sand) and 5 plants were included in each replication. Number of shoots, flower buds and clusters, berry weight (g), yield (g/plant), firmness (N), number of fruits per cluster, must yield (ml/100g), TSSS (%) and pH values were measured in Aronia cultivars. In addition, monthly shoot growth rate (cm/month) was determined and phenological observations recorded. According to Viking and Nero Aronia varieties, the number of shoots (7.8 and 7.6 pieces), the number of flower buds (22.63 and 22.85 pieces), the number of clusters (45.06 and 44.80 pieces), the weight of berry (0.82 and 0.79 g), the fruit number in the bunch (21.45 and 21.53 pieces), berry firmness (4.90 and 5.35 N), amount of must (49.67 and 54.00 ml/100 g) and TSS (17.07 and 16.47) and pH values (3.65 and 3.52) were found to be close to each other. Bud burst (10 March), flowering (26 April), berry set (12 May) and harvest time (24 August) were also similar in cultivars. It was also revealed that while the shoot length was 97.47 cm and 95.47 cm on March 11, respectively, in Viking and Nero varieties, it reached 124.73 and 120.73 cm in August, five months later.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex7TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Gıda Tedarik Zincirinde Taşımacılık Maliyetlerinin Minimizasyonuna Yönelik Bir Vaka Çalışması

    Kisa, Ayse Cansu Gok; Peker, İskender; Demirkan, Yasin

    Etkin tedarik zinciri yönetimi için işletmelerin lojistik maliyetlerden tasarruf etmeleri son derece önemlidir. Yapılan çalışmalar, taşıma faaliyetlerinin ortalama bir ürünün maliyetine etkisinin %10-%20 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, taşımacılıkta yapılan herhangi bir iyileştirme, maliyetin azaltılmasına yardımcı olacak ve işletmenin kârına önemli katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, Karadeniz Bölgesinin lojistik üssü olan Samsun ilinde dış ticaret yapan bir gıda şirketinin dış kaynak sağlayıcısının, taşıma maliyetlerini minimize etmektir. Bu kapsamda bir Araç Rotalama Problemi (ARP) modeli geliştirilmiştir. Çözüm sürecinde, kapasite harici kısıt olmaması, verilerin eksiksiz olması ve herhangi bir varsayımda bulunulmamasından dolayı sezgisel Tasarruf Algoritması kullanılmıştır. Veriler ürünlerin taşınması sırasında şirketin oluşturduğu sevk irsaliyelerinden elde edilmiştir. Müşterilerden gelen taleplerin dağıtımı haftanın iki gününde yapılmaktadır. Önerilen çözüm algoritması ile gerek rota mesafesinde gerekse taşıma maliyetlerinde önemli tasarruf elde edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Eleştirel Teori ve Siyasal Bir Moment Olarak Demokrasi

    Akkanat, Salih

    Bu makale, demokratik moment fikri ile eleştirel teori geleneğinin toplum ve siyaset felsefesi arasında bağ kurmaya çalışmaktadır. Sheldon S. Wolin demokrasiyi, siyasi ve hukuki rejimlerin kuruluşuna önsel ve kurumsal düzen içinde massedilmeye direnen siyasal bir gücün daima canlı tutulması olarak tanımlarken; demokrasinin zamansal açıdan ele avuca sığmayan bir moment olarak kavramlaştırılabileceğini savunur. Bu moment aynı zamanda siyasetin öznesini ve özerkliğini vücuda getiren bir moment olarak görülebilir. Oysa Aydınlanmanın özbilinç, özerklik ve öznellik idelerini ve ideallerini, felsefi ve siyasal bir miras olarak sahiplenen eleştirel teori geleneğinin, demokratik momenti ne ölçüde kavrayabildiği kuşkuludur. Haklı olarak eleştirel teori, özellikle ikinci kuşaktan itibaren yaşayan nesillerin gündelik yaşam deneyimleri ile özbilinç arasında bağ kurmaya çalışmış; birinci kuşağın araçsal akıl eleştirisinin entelektüalizmini eleştirmiştir. Ancak bu eleştiri, Walter Benjamin gibi bir figürün, liberal kamusal alanların şematizmine düşmeden, hatırlama ve deneyimin aktarılması vasıtasıyla, siyasal öznelliği kurma çabasını göz ardı etmiştir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Yiyecek İçecek İşletmelerinde Yönetimi Sınırlayan Faktörler

    Kaya, Fazil; Duran, Cankül; Cankül, Işıl

    Bu araştırmanın amacı, yiyecek içecek işletmelerinde yönetimi sınırlayan faktörleri tanımlamaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği ile Eskişehir’deki birinci sınıf yiyecek içecek işletmelerinde üst düzey 11 yönetici ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile yüz yüze yapılmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analizine tabi tutulmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre, yiyecek içecek işletmeleri yönetimini sınırlayan içsel ve dışsal olarak tanımlanan iki temel faktörün öne çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca her kategori altında farklı isimlerle toplam in bir tema tanımlanmıştır. Bu temalardan; yiyecek içecek, personel, kontrol, önceki deneyimler, bilinmezlikler ve örgüt yapısı içsel faktörler; yasal, ekonomik, sosyal, teknik ve çevresel dışsal faktörler kapsamında değerlendirilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Salkowski Curves and Their Modified Orthogonal Frames in 𝔼³

    Şenyurt, Süleyman; Bektaş, Mehmet; Mazlum, Sümeyye Gür

    In this study, we examine some properties of Salkowski curves in 𝔼³. We then make sense of the angle $(nt)$ in the parametric equation of the Salkowski curves. We provide the relationship between this angle and the angle between the binormal vector and the Darboux vector of the Salkowski curves. Through this angle, we obtain the unit vector in the direction of the Darboux vector of the curve. Finally, we calculate the modified orthogonal frames with both the curvature and the torsion and give the relationships between the Frenet frame and the modified orthogonal frames of the curve.

    AtıfOpenAlex13TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Gold Mining, History and Today: The Case of Gümüşhane

    Zeybek, Halil İbrahim; Akaryali, Enver; Çavuşoğlu, İbrahim; Gücer, Mehmet Ali; Sipahi, Ferkan

    As in the history of humanity, the need for mines, causing important developments in human life, is gradually increasing. The mines, whose names are given to historical ages, have been a necessary source of raw materials for human beings to survive. Mines are one of the factors that directly affect the country's economy. Gold is a mine whose history is based on ancient history, its production has gained importance especially in recent years as a result of increasing demand and the research for new gold sources. Türkiye is a rich country with a 2% share in the world, with gold deposits of different geological characteristics and 431 ton reserves. Depending on the gold mining in recent years, gold explorations in Türkiye continue intensively and the annual gold production has increased to 39 tons in 2021. It has been determined that gold mining is concentrated in the Aegean and Marmara Regions with the Eastern Black Sea part in Türkiye. Gümüşhane is one of the provinces where gold mining is intense. In this study, the gold mining and importance in Gümüşhane are discussed by giving information about the history of gold mining.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de Sağlık Göstergelerine Göre İstatistik Bölgelerin Kümeleme Analizi İle Sınıflandırılması

    Köse, Aslı

    Bu çalışmanın amacı 2019 yılı sağlık hizmeti talep, üretim ve kapasite boyutlarındaki verilere göre istatistik bölgelerin hiyerarşik kümeleme analizi ile değerlendirilmesidir. 2019 sağlık istatistiği yıllığındaki bu boyutlardaki veriler farklı ölçüm oranlarına sahip olduğundan standartlaştırılmış Z değerleri alınmış ve analizler SPSS for Windows 15.0 programı ile yapılmıştır. Hiyerarşik kümeleme analizinde aglomeratif hiyerarşik kümeleme ile Ward’s yöntemi seçilmiştir. Araştırmada 12 istatistik bölgeye ait veriler 3 boyutta ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilmiştir. Her bir değerlendirmeye ait aglomeratif tablo ve ağaç diyagramına göre küme grupları belirlenmiştir. Sağlık hizmeti talep, üretim ve kapasite boyutlarında ayrı ayrı ve birlikte değerlendirme aşamalarında istatistik bölgeler 3 kümede gruplanmıştır. İstatistik bölgelerin kümelenmesinde coğrafi yakınlık, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, nüfus yoğunluğu parametreleri belirleyici role sahiptir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    COVID-19 Sürecinde Bağımsız Denetim Raporlarında Yer Alan Görüş Dayanakları ve Kilit Denetim Konularının İncelenmesi

    Yesilelebi, Gl

    Bu araştırmanın amacı, COVID-19 sürecinde bağımsız denetim raporlarında yer alan görüş dayanakları ve kilit denetim konularının incelenmesidir. Araştırma kapsamında, Bankacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin bağımsız denetim raporları ele alınmış ve raporlar içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda, denetçi görüşlerinin dayanağını en çok “serbest karşılıklar”ın; kilit denetim konusunda ise en çok “TFRS 9 ‘Finansal Araçlar Standardı’ kapsamında finansal varlıklara ilişkin sınıflama, ölçüm ve değer düşüklüğü”nün oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, COVID-19 sürecine yönelik yürütülen bu araştırmada, görüşün dayanakları kısmında COVID-19 ile ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediği, kilit denetim konularında konunun nasıl ele alındığı kısmında COVID-19 ile ilgili ifadelerin yer aldığı belirlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Sentinel-2 görüntüleri kullanılarak su yüzey alanlarının belirlenmesinde sınıflandırıcıların performanslarının incelenmesi

    Günen, Mehmet Akif

    Nehirler, akarsular, göller ve göletler gibi su yapılarının haritalanması, su kaynaklarının gözlenmesi, zaman içerisinde değişiminin belirlenmesi ve yönetilmesi açısından oldukça önemlidir. Su yüzey alanlarının tespit edilmesi birçok faktörden etkilenen karmaşık bir süreçtir. Su ve su olmayan alanların belirlenmesi problemi için çeşitli çok kanallı bantlı uydu görüntüleri ve sınıflandırma tabanlı yaklaşımlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, sınıflandırma algoritmalarının etkinliğinin araştırılmasında indeks tabanlı yöntemlerden daha başarı sonuç üreten parametrik olmayan (Destek Vektör Makinalar, k-En Yakın Komşuluk ve Karar Ağaçları), olasılıksal (Saklı Markov Model) ve derin öğrenme (Oto- Kodlayıcı) tabanlı danışmalı sınıflandırma yöntemleri kullanılmıştır. Çok bantlı ve yüksek mekansal çözünürlüklü uydu görüntüleri yüksek maliyetli olduğundan sınıflandırma için Sentinel-2 uydu görüntüsüne ait sadece kırmızı, yeşil ve mavi bantlar kullanılarak Arıklar ve Denizli Göletlerine ait su yüzey alanları belirlenmiştir. Deneysel sonuçlar doğruluk, özgüllük, kesinlik, duyarlılık, f-skor gibi karışıklık matrisinden elde edilen metrikler ve görüntü kalite belirlemede kullanılan ortalama karesel hata, yapısal benzerlik indeksi, pik sinyal-gürültü oranı ve Kohen’in Kappa metriği gibi istatistiksel araçları kullanılarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen nicel ve nitel deneysel sonuçlarda derin öğrenme tabanlı oto-kodlayıcı istatistiksel olarak en başarılı yöntem olurken, zamansal karşılaştırma açısından karar ağaçları yönteminin daha hızlı çalıştığı belirlenmiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Gayrimenkul değerlemesinde geleneksel yöntemler

    Celik, Kemal

    Gayrimenkul değerlemesi, gayrimenkul veya ilişik hakların belirlenen zaman periyodunda muhtemel değerinin gerçeğe yakın olarak belirlenmesidir. Gayrimenkul piyasasının güvenli işleyebilmesi, gayrimenkullerin güncel ve gelecekteki rayiç değerlerinin bilinmesine bağlıdır. Gayrimenkullerin gerçek değerlerinin bilinmemesi, alım-satım işlemleri, emlak vergisi, kentsel dönüşüm uygulamaları vb. işlemlerde sorun oluşturmaktadır. Gayrimenkullerden güncel değere göre vergi alınmaması ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Günümüzde nominal değerleme, çoklu regresyon ve yapay sinir ağları, bulut CBS vb. farklı birçok kitlesel değerleme yöntemleri taşınmaz değerleme işlemlerinde kullanılmaktadır. Ülkemizde geleneksel tekil değerleme yöntemi olarak kullanılmakta olan maliyet yöntemi, gelir yöntemi ve emsal karşılaştırma yöntemleri bu çalışmada örnek değerleme çalışması eşliğinde tartışılmıştır. Yapılan bu örnek değerleme çalışmasında arazi, arsa tanımları üzerinde durularak, esasen konut alanı ve sanayi alanına isabet eden alanlarda karşılaştırma yöntemi kullanılarak değerleme yapılmıştır. Samsun İli, Atakum İlçesi, Büyükkolpınar Mahallesi ve Gümüşhane İli, Merkez, Bağlarbaşı Mahallesi sırasıyla konut ve sanayi alanı değerlemesi çalışması için pilot bölge seçilmiş ve buna uygun olarak parsel alanı, imar hakkı, satış tarihi, satış değeri verileri elde edilmiştir. Kentteki konut alanına isabet eden arsalar ile sanayi alanı tanımlı arsaların değerlerinin değerleme birimleri (alan/hacim) açısından farklı olduğu tartışılmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Assessing ursolic acid contents of some commonly consumed herbs grown in Turkey

    Koca, Ilkay; Zannou, Oscar; Ipekci, Burak; Odabaş, Halil İbrahim

    Ursolic acid is a triterpenoid compound in the plant kingdom and has important biological functions. In this study, ursolic acid contents of nine herbs including Anethum graveolens (dill), Camellia sinensis L. (green tea), Lepidium sativum L. (garden cress), Ocimum basilicum L. (sweet basil), Petroselinum crispum L. (parsley), Rosmarinus officinalis L. (rosemary), Salvia officinalis L. (sage), Thymus vulgaris L. (thyme) and Urtica dioica L. (nettle) were determined by High-Performance Liquid Chromatography (RP-HPLC-UV). Based on the results from the analysis of herbs, ursolic acid contents varied between 0.20% and 7.11%. The ursolic acid content was highest in rosemary and sage (7.11±0.20% and 6.63±0.27%, respectively), while the lowest content of ursolic acid was in nettle (0.20±0.10). It is expected from the results of this work to contribute to the knowledge on the nutritional value of commonly consumed herbs in Turkey and encourage their consumption as functional foods.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Denetimde dijital dönüşüm: bilimetrik bir inceleme

    Yesilelebi, Gl

    COVID-19 pandemisinin de etkisiyle teknolojik gelişmelerin hızlandığı ve hayatın hemen her alanında ciddi değişimlere yol açtığı bir dönemde denetim mesleği de kaçınılmaz olarak bu değişimden etkilenmektedir. Özellikle son yıllarda hız kazanan dijital dönüşüm, denetimin kapsamını, metodolojisini ve denetçilerin rolünü büyük ölçüde yeniden şekillendirmektedir. Bu çalışmanın amacı, denetimde dijital dönüşüm üzerine yapılan akademik makaleleri analiz ederek, gelişmenin yönünü ve temel dinamiklerini ortaya koymaktır. Çalışmada bilimetrik ve içerik analizi yaklaşımları birlikte kullanılarak Scopus veri tabanından elde edilen veriler değerlendirilmiş ve VOSviewer programı aracılığıyla görselleştirilmiştir. Bilimetrik analiz yöntemiyle hem yayın hem de atıf açısından kıyaslamalar yapılmış; içerik analizi sonucunda ise teknolojik yenilik, bilgi teknolojisi, denetim, veri analitiği, sürekli denetim, raporlama ve yönetişim olmak üzere yedi araştırma alanının ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca son birkaç yılda teknolojik yeniliklerin hız kazanmasından dolayı, akademisyenlerin de denetimde dijital dönüşümü merkezi bir konuolarak görmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    AtıfOpenAlex7TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Çevresel sürdürülebilirlik çerçevesinde ekolojik ayak izi ve ekonomik büyüme ilişkisi: türkiye üzerine ampirik bir analiz

    Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem

    Ekonomik büyüme hedefi, ülkelerin en önem verdiği konuların başında gelmektedir.Bu amaç, çeşitli olumlu veya olumsuz çevresel etkiler yaratabilmektedir. Dolayısı ile ülkeler için çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabildiği ekonomik büyüme modelleri önemlidir. Kırılgan bir coğrafyada bulunan Türkiye de yüksek bir ekonomik büyüme düzeyini her dönem kendine hedef koyan ve bu hedef doğrultusunda çaba gösteren bir ülkedir. Bu çabalar, Türkiye’nin daha yüksek bir ekonomik büyüme performansını çeşitli çevresel tahribatlara neden olarak mı yoksa çevresel kaliteye duyarlı olarak mı gerçekleştirdiği tartışmaları ile birlikte yürütülmektedir. Bu bağlamda, çalışmamızın amacı Türkiye’de çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Ampirik analiz, 1970-2018 dönemine ilişkin zaman serisi verilerini kapsamaktadır. Modellerde çevresel sürdürülebilirliğin bir göstergesi olarak ekolojik ayak izi verisi kullanılmıştır. Kontrol değişkenler olarak ise kentleşme ile doğrudan yabancı yatırım verileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre seriler arasında uzun dönemde eşbütünleşik ilişki olduğu kabul edilmiştir. Uzun dönem katsayı tahminlerine göre ekonomik büyüme ve kentleşme ekolojik ayakizini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilemektedir. Doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin ise istatistiksel olarak anlamlı bir bulgu elde edilememiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex9TR Dizin8
    TR Dizinİncele