Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Kentleşme ve Göçün Suç Üzerindeki Etkileri: Taşı Toprağı Altın Şehir Filmi Örneği

    Eskiyurt, Nurefşan; Cengiz, Emre

    Kent, kentleşme, kentlileşme ve göç kavramlarının tanımları yapılırken birçok değişkenin göz önüne alınması gerekmektedir. Çünkü bu kavramlara etki eden faktörler oldukça fazladır. Tanımlamalarda değişkenler göz önüne alındığında kentleşme ve göçün nedenleri de ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlar, suç ile ilişkili olup, suça zemin hazırlayan ve suçun işlenmesini hızlandıran etkiler meydana getirebilmektedir. Çünkü kentte göç sonucu geride bırakılan yaşam alanının kuralları geçerli değildir. Kent, kendine özgü nitelikleriyle bireylere yalnızca yeni bir yaşam alanı sunmamaktadır. Kente göç etmek, kültürde de değişmeye neden olmaktadır. Bu değişimi hızlı ve sağlıksız geçiren birey, suça yönelebilecektir. Tabi ki kentleşme ve göç, tek başına suç işlemenin nedeni değildir. Bu çalışmada göçün kentteki suç olgusuna etkisi irdelenerek açıklanacaktır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    İş Güvenliği Uzmanlarının Bakış Açısıyla Acil Durum Toplanma Alan Özelliklerinin AHP Yöntemi ile Değerlendirilmesi

    Doğan, Onur

    İş güvenliği uzmanları, işyerlerinde muhtemel tehlikeli durumları tespit eden ve bu tehlikelerin riske dönüşmesini önlemek için koruyucu ve önleyici uygulamaları hayata geçiren kişilerdir. Aynı zamanda acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. İşyerleri dinamik bir yapıya sahip olduğundan yerleşim birimlerine nazaran çok sık acil durum gerektiren olaylar yaşanabilmektedir. İş güvenliği uzmanları işletme ekosistemini etkileyebilecek her türlü olumsuz etkiyle (depremi, sabotaj, kaza, yangın vb.) mücadele konusunda uzman ve yetkinlik düzeyi yüksek kişilerdir. Bu nedenle yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde iş güvenliği uzmanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanılmasının önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvenliği uzmanlarının bakış açısıyla acil ve afet durumlarında toplanma alanlarının değerlendirilmesine yönelik yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden (ÇKKV) Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılmıştır. AHP, objektif ve subjektif görüşleri sürece dahil eden bir yöntemdir. Bu yöntemin diğer ÇKKV yöntemlerinden üstün kılan yanı kalitatif ve kantitatif unsurları sürece dahil edilmesine imkân sağlamasıdır. Çalışmada kriter ve bu kriterlere bağlı alt kriterler, literatür araştırması ve alanında uzman kişilerin görüşleri dikkate alınarak hazırlanmış ve iş güvenliği uzmanlarına yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmanın çözümünde Microsoft Excel kullanılmış ve yapılan her bir analiz sonucu tutarlı çıkmıştır. Buna göre kriterler arasında yapılan karşılaştırma sonucunda en yüksek ağırlığa sahip kriter, 0.4294 toplanma alan güvenliği olurken bunu sırası ile 0.3602 toplanma alanına erişim, 0.2104 toplanma alan özelliği takip etmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex10TR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin Web Sitelerinin Türkçe Yazı Dili Yeterliliği Açısından İncelenmesi

    Evren, Savaş; Oğur, Derya

    Bu çalışmada, kültürün bir ögesi olan dilin korunmasından ve şehirlerin imajının güçlendirilip etkili bir şekilde pazarlanmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin (İKTM) web sitelerinin Türkçe yazı dili yeterliliğini tespit etmek amaçlanmıştır. Verilerin sistematik ve kapsamlı bir şekilde toplanması için “Türkçe Yazı Dili Ölçeği” geliştirilmiştir. Ölçekte yazım yanlışlıkları, anlatım bozuklukları ve noktalama hataları başlıkları altında toplam 48 madde yer almıştır. İKTM web sitlerindeki tüm sayfalar incelenmiş ve ilgili maddelere ilişkin hata varsa “1” yoksa “0” şeklinde manuel kodlama yapılmıştır. Ayrıca yapılan hatalar, örnek vermek amacıyla iller bazında kayıt altına alınmıştır. Verilere betimleyici nicel analizler uygulanmıştır. Yazım yanlışlıkları kapsamında büyük harfler, kısaltmalar ve birleşik sözcüklerin yazımıyla ilgili hatalar; anlatım bozukluğu kapsamında sözcüğün yanlış anlamda kullanılması, ek yanlışlığı/fazlalığı/eksikliği ve bağlaçlarla ilgili hatalar; noktalama hataları kapsamında ise kesme, virgül ve noktalı virgül işaretinin kullanımıyla ilgili hatalar en sık görülen hatalar olmuştur. Bölgeler bazındaki bulgular; üç başlıkta da (yazım hatası, anlatım bozukluğu ve noktalama hatası) en fazla hatanın Doğu Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde, en az hatanın ise genellikle İç Anadolu Bölgesi’nde yapıldığını göstermiştir.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Afet Yönetiminde Sorumluluğun Yeniden İnşası: Deprem, Sosyal Dramalar, Sosyal Politikalar

    Ozbilgin, Mustafa; Demirbag, Kubra Simsek; Değirmendereli, Ali; Demirbağ, Orkun; Tanriverdi, Veysi

    Türkiye’nin güneydoğusunda 6 Şubat 2023’te, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen iki büyük depremin etkileri ile yaşanan can ve mal kaybı ülkenin afet yönetimi çalışmalarının ve bu konudaki sosyal politikalarının geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Deprem sonrası sosyal politikalara sosyal dramaturji yaklaşımı ile baskın söylemler ve karşıt söylemler üzerinden baktığımız bu makalede, afet yönetimi konusunda çıkarımlar sunmaktayız. Araştırmanın amacı, sosyal politikalara yön veren yanlış ve yersiz söylemleri ortaya koymak ve delil temelli, etik ve kapsayıcı afet yönetimine yönelik sosyal politikaların oluşumuna yardım edecek bir analiz sunmaktır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex26TR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Assessment of Hazards in Confined Areas Studies Using a Multi-Criteria Decision-Making Method: An Example Application

    Doğan, Onur

    Confined spaces are places with only one entrance and exit, not designed for long-term work (reaction tanks, manholes, sewers, tunnels, silos, cellars, pipelines, warehouses, etc.). Confined spaces can contain many risks such as gas, dust, noise, vibration, swallowing, crushing, dent, chemical and biological. In some cases, these risks can occur in an integrated manner and cause serious material or moral losses. In this respect, it is vitally important for occupational safety and employee health to comprehensively analyze risks before indoor work. In this study, the risks in confined spaces were evaluated with the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) method. The main criteria and sub-criteria used in the study were prepared by considering the opinions and suggestions of experts in the field (with indoor working experience) and literature research (Aykaş, 2018; Güzel, 2013; Uysal, 2020). In the analysis, employee-related hazards, chemical and biological hazards, ergonomic hazards and physical hazards and a total of twelve sub-criteria affecting these criteria were formed. In the analysis of the study, Analytical Hierarchy Process (AHP) method, one of the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods, was preferred. The AHP method is an advantageous method compared to other MCDM methods in terms of making the best choice, making easy and fast decisions, and combining objective and subjective decisions. Microsoft Excel was used to solve the analysis and as a result of the analysis made among the main criteria, the consistency index was found to be 0.1 > 0.0780. According to this result, the criterion with the highest weight was 0.3372 (chemical (oxidizing, corrosive, allergic, mutagen, etc.) and biological (bacteria, virus, infectious diseases, etc.) risks.) This was followed by 0.2683 ergonomic risks, 0.2208 employee-related risks, and 0.1737 physical hazards, respectively. In the study, a different method was applied rather than standard risk assessment methods and checklists. With the AHP method, the risks are ranked from the highest to the lowest. Thus, both the identification and prioritization of risks were made.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin Profesyonel Değerler Algısı ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Can, Aysun Akcakaya; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin profesyonel değerler algısı ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Bayburt Devlet Hastanesi ve Kelkit Devlet Hastanesi’nde Ekim 2019 - Kasım 2019 tarihleri arasında çalışan 228 hemşire oluşturdu. Çalışmanın verileri bu tarihler arasında “Hemşire Bilgi Formu” ve “Hemşirelerin Profesyonel Değerler Ölçeği (HPDÖ)” kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA, Tukey Post Hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin, %52.2’si 30 yaş ve altında, %78.9’u kadın olduğu ve kadınların HPDÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu. Hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması ise 152.5±20.81 olarak yüksek bulundu. Evli hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması 153.96±21.31 olup, sorumluluk alt boyutu anlamlı olarak yüksek bulundu. Hemşirelik veya sağlık alanında bilimsel yayınları takip eden hemşirelerin toplam puan ortalaması ve alt boyut puan ortalamaları takip etmeyen hemşirelere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç: Hemşirelerin mesleki profesyonel değerleri etkileyen farklılıkları göz önüne alınarak yapılacak sürekli eğitimler ve mesleki değerlerle ilgili bilimsel etkinlikler düzenlenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    On Solutions Of Random Partial Differential Equations With Laplace Adomian Decomposition Method

    Merdan, Mehmet; Atasoy, Nihal

    In this study, random partial differential equations obtained by randomly choosing the coefficients or initial conditions of partial differential equations will be analyzed. With the help of Laplace Adomian Decomposition Method and Homotopy Analysis Method, approximate analytical solutions of random partial differential equations were obtained. Initial conditions and parameters are made into random variables with normal distribution and gamma distribution. Probability characteristics such as expected value, variance and confidence intervals of the obtained random partial differential equation are calculated. Obtained results will be plotted with the help of MATLAB (2013a), package program and random results will be interpreted.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Investigation of the seasonality of occupational accidents in mine operations

    Kahraman, M Mustafa; Turan, Sevda

    Mine operations might be viewed as relatively risky in terms of worker safety when compared to other industries. Every year, there are a lot of occupational accidents and near-misses at mining sites. Most of the time, data from these circumstances are recorded, but they are typically not properly utilized. Information gathered from occurrences helps researchers understand how various conditions affect accidents and their frequency. The information obtained from such investigations may provide practical advice on how to prevent happening again. For instance, there are many studies in the literature that analyze mining accidents according to their countries, yearly frequency, work areas, and types of work; however, there isn't a single study that looks at the relationship between meteorological conditions and the seasonality of the accidents. The correlations between seasonal and regional variables, such as temperature, humidity, and pressure, and occupational accidents that occurred in mines with various climatic features, chosen from two different nations, were examined in this study. The findings indicate that there is a strong relationship between the frequency of accidents and the seasons, however this relationship would be weaker if incidents were looked into on a monthly basis. In conclusion, this article demonstrates that temperature and humidity in mining operations during severe weather conditions have a significant impact on occupational accidents.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Advanced technological application and new hazards

    Doğan, Onur

    Integrating a technology into a business and making it sustainable can be achieved with a good analysis and a systematic workplace organization. Elements such as the internet of things, artificial intelligence, embedded software, and competent employee presence are the supporting elements of this process. Every technology has emerged as a result of human needs. Parallel to this, while living standards, production capacity and income level have increased, the need for labor has left its place to machines. However, as in every technological change process, some new risks and dangers are expected to emerge in this process. Analyzing these risks with traditional methods can be difficult and time consuming. Sustainability of production in an enterprise can be achieved by eliminating possible risks or reducing them to an acceptable level. Based on this determination, in this study, new and advanced technological risks are handled with a different method. In the study, the Analytical Hierarchy Process (AHP) method, which is one of the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods and is widely preferred, was used. In the study, advanced technological applications and the risks they bring were determined by taking the opinions of experts. Accordingly, technological work accidents, occupational diseases, cyber-attacks, human-induced accidents are the main criteria, automation and robot accidents, chemical and biological origin occupational diseases, sabotage and attacks on personal data, misinterpretation of data / shortage of qualified employees are sub- criteria. determined. Microsoft Excel was used in the solution of the application and the results of each analysis were consistent. According to the results of the analysis, the most important criterion among the advanced technological applications and the risks they bring is occupational diseases (K2) with 0.4755, while in the binary comparisons made between the sub-criteria based on the main criteria, 0.3518 Sabotage and Attacks on Personal Data (Sub-Criteria 3) is the most important criterion. was the sub-criterion with high weight.

  • MakaleYalnız künye2023
    İlaç - İlaç Etkileşimi Tahmini için Konvolüsyonel Sinir Ağı Tabanlı Yeni Bir Yaklaşım

    Doğan, Ramazan Özgür; Sezen, Feride Sena; Dogan, Hulya

    Aynı anda birden fazla ilaç kullanımında özellikle son yıllarda büyük artış görülmektedir. Bu durum ilaçlar arası reaksiyon olarak tanımlanan ilaç – ilaç etkileşimlerine yol açabilmektedir. Hastalarda oluşabilecek olumsuz durumların engellenmesi için ilaçlar arasındaki etkileşimlerin tahmin edilmesi gerekmektedir. İlaç – ilaç etkileşimlerinin tahmini genelde deneyler ile gerçekleştirmekte ve yoğun iş yükü gerektirmektedir. Klinisyenlerin daha doğru kararlar alması ve uygun tedavi programları oluşturması için literatürde otomatik ilaç – ilaç etkileşimi tahmini gerçekleştiren yaklaşımlar sıklıkla gerçekleştirilmiştir. Literatürde ilaç – ilaç etkileşimi tahmini için birçok çalışma geliştirilmesine rağmen, bu alanda hala belirgin kısıtlamalar mevcuttur. İlaç – ilaç etkileşimi tahmini alanında karşılaşılan kısıtlamaları minimize etmek amacıyla bu çalışmada ilaçların yapısal özellikleri kullanılarak literatürdeki çalışmalardan daha gelişmiş konvolüsyon sinir ağı modeli önerilmektedir. Önerilen yaklaşım, özellik çıkarma ve konvolüsyon sinir ağı modelinin tasarımı olmak üzere iki ana aşamada gerçekleştirilmektedir. Çalışmada kullanılan performans değerlendirme prosedürleri açısından, önerilen yaklaşımın başarısının ilaç – ilaç etkileşimi tahmini için tatmin edici olduğu açıkça görülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Evaluation Of Social Workers' Expertise Practices From Judges' Perspectives

    Kesen, N.Feyzal; Bilgin, Özkan

    Forensic social workers work as experts in the investigation processes and courts within the judiciary and influence the judicial decisions with their expert knowledge. The main purpose of this research is to examine the expertise of forensic social workers from the perspective of judges. 60 judges working in the judiciary participated in the research. In the collection of research data, a questionnaire consisting of 13 questions prepared by the researchers was filled in face-to-face interviews and answers were sought. In the research, which was designed as a survey model research, the answers obtained were analyzed using the SPSS 21 package program and the data were analyzed in the form of frequency distributions. According to the results of the research; juveniles in need of protection, juvenile delinquents, custody arrangement, establishment of personal relations, violation of obligations arising from family law, adoption and guardian It has been found that the opinions and evaluations of the forensic social workers are sought in the appointment of experts and that forensic social workers are inadequate in various aspects while fulfilling their expert duties

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    How Secular Are the Arguments in Favor of Secularism? A Retrospective Reading Essay on the Constitutive Elements of the Secular Paradigm

    Bal, Hüseyin; Bal, Mustafa

    The question of the nature of the relations between religion and socio-political life has long been an important topic of discussion. Although it has different variants, secularism ultimately refers to the separation of religion and politics. The arguments commonly used in favor of secularism as a form of socio-political organization consist of concepts such as freedom, justice, peace, tolerance and democracy. However, there are claims that they do not only belong to the secular paradigm, but that they have religious origins and contents that cannot be ignored. Considering the historical continuity on the one hand and the mutual interactions of religion and social life on the other, it is understood that the aforementioned claims are not groundless. This study aims to examine whether the aforementioned set of arguments is intrinsically secular and whether they are compatible only with secular regimes in the light of the relevant discussions.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bulgarlar ve iran toplumsal-kültürel coğrafyası: bir bağlantının yeniden inşası

    (Alieva), Vildane Özkan

    Makale, 632-2021 yılları arasında Bulgarların İran toplumsal-kültürel coğrafyasıyla kurduğu bağlantıları bütünsel olarak inceleyen bilinen ilk sosyolojik çalışmadır. Amaç, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasındaki tarihsel ve güncel ilişkileri Bulgarlar değişkenini merkezde tutarak incelemektir. Makalede Bulgarlar ifadesiyle, üç Bulgar topluluğuna atıf yapılmaktadır: Karadeniz Bulgarları (ilk Bulgar devleti), Avrupa Bulgarları (Bulgaristan) ve Asya Bulgarları (Tataristan). İran adı, uluslararası ilişkilerde resmi olarak 1935'ten beri kullanılmaktadır, ancak makalede kolay anlaşılırlığı sağlayabilmek amacıyla ülkenin önceki dönemlerine atıf yaparken de İran ifadesi eklenmektedir. Yöntem ve teknik, 2010-2021 yılları arasında Ukrayna, Bulgaristan, Rusya ve İran'da elde edilen birincil verilerin ve hem tarihsel hem güncel sürecin izlenmesinden elde edilen ikincil verilerin (arkeolojik veriler dâhil) tarihsel sosyoloji çerçevesinde çok katmanlı çözümlenmesinden oluşmaktadır. Ulaşılan beş temel sonuç şöyledir: 1. Karadeniz'in kuzeyinde 632 yılında kurulan ilk Bulgar devletinden günümüze kadar, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasında belirli kesintilerle de olsa süreğen, giderek yoğunlaşan ve çoğunlukla alış-veriş ve dayanışma biçiminde bir etkileşim söz konusudur. İran'ın unsurlarından biri olan Fars kültürünün etkisi, üç Bulgar topluluğunda da öncelikle seçkinler arasında yayılmıştır. 2. Avrupa Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta politik-askeri ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde ortak bir etnik köken ve ırk arayışına kadar varmaktadır. Bulgaristan'daki bu arayış, günümüzde Balkanlar'da İran'la kurulan en aşırı ilişkidir. 3. Asya Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta ticari ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde kültürel ilişkiler bağlamında yoğunlaşmaktadır. 4. Bulgaristan'ın İran'daki hem iktidar hem muhalif çevrelerle ilişkisi, Tataristan'ın ise İran'daki iktidarla ilişkisi bulunmaktadır. 5. Yakın gelecekte Bulgaristan, Tataristan ve İran arasındaki ilişkiler, dış engel çıkmadığı takdirde ikili ilişkilerden üçlü ilişkiye de dönüşebilir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Kalkınma Planları ve Hükümet Programlarında Türkiye’nin ‘Çevre Politikaları’nın Dönüşümü

    Kalaycı, Ergun

    Bu çalışma Türkiye’de çevre korumanın ve çevre politikalarının ortaya çıkışını, gelişimini ve günümüzde gelinen durumu, kalkınma planları ve hükümet programlarının incelenmesi ve çevre koruma yaklaşımlarında yaşanan niteliksel değişim üzerinden ortaya koymaya çalışacaktır. Gerek Türkiye’deki mevzuatın gelişimi gerekse de uluslararası sözleşmeler ve amaçlarının yerine getirilmesi ile ilgili atılmış birçok adım olduğu gibi, eksiklik ve yapılması gerekenler de göze çarpmaktadır. Uluslararası gelişmeler, sözleşmeler ve konferansların ulusal mevzuata olan etkisi yadsınamaz bir gerçekliktir. Ancak bu çalışmada hükümet programları ve kalkınma planları üzerinden okunacak olan Türkiye’nin çevreye yönelik kurumsal tutum ve yaklaşımları, imzalanan sözleşmeler ve takip eden süreçte değiştirilen ve düzenlenen mevzuatın uygulamada etkisi görülmeye çalışılacaktır.

  • MakaleYalnız künye2023
    Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Okullara Erişebilirlik Analizi: Gümüşhane Şehri

    Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet

    Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri'nden yararlanılarak Gümüşhane şehrindeki kamu okullarından anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre erişilebilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. Çalışma mekânsal analiz bakış açısı ile betimsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak analizlerin yapılabilmesi için birincil ve ikincil verilerden yararlanılmıştır. Bu veriler şehirdeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin konumları; tüm düzeylerdeki devlet okullarının öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları; yerleşmede yer alan konutların konumları ve yerleşmedeki yolların haritasıdır. Okulların belirli bir mesafedeki erişilebilirlikleri test edileceğinden Service Area türü ağ analizi tercih edilmiştir. Verilerin analizinde ArcMap 10.2 yazılımına başvurulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre yönetmeliğe uygun olarak erişim sağlayabilen binaların anaokulları için oranı %20, ilkokullar için %27, ortaokullar için %60 ve liseler için ise %87’dir. Bu bulgulara göre erişim oranlarının Türkiye’de yürütülen diğer çalışmalar ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. En düşük erişilebilirlik oranı Türkiye genelinde olduğu üzere anaokullarındadır. Yönetmeliğe göre okul seviyesi arttıkça uygun yaya yürüme mesafesi de arttığından erişilebilirlik problemi olan bina sayısı azalmaktadır. Araştırma sahasında erişilebilirlik durumunun istenenden düşük olmasının en önemli sebebi okul sayılarının azlığıdır. Bununla birlikte Ulaşım ağı sıkıntısı görülmeyen yerleşmede binaların dar bir sahaya yayılmış olması ve okulların bu dar sahada bulunması erişilebilir alanlarının sınırlanmasına sebep olmaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Deneyimsel Tüketim Bakış Açısıyla Kalite, Algılanan Değer, Tatmin ve Sadakat Zincirinin İncelenmesi: Üçüncü Dalga Kahve Tüketimi

    Sevim, Nurdan; Hall, Elif Eroglu; Izmir, Onur

    Kahve, dünya ekonomisinde ve bir tüketim ritüeli olarak birçok toplumda farklı değerler atfedilen tarımsal ve endüstriyel bir üründür. Kahve toplumlara göre değişen farklı tüketim tarzları ve anlamları olan adeta kültürel bir koddur. Ayrıca, kahve özellikle tropikal iklime sahip gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler için ise ticari bir kazanç fırsatıdır. Uzun zamandır ucuz ve kitle ürünü olarak tüketilen kahve, pazardaki değeri açısından değişime uğramakta ve üçüncü dalga kahveciler tarafından pahalı ve nitelikli bir ürün haline dönüştürülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üçüncü dalga kahvecilik sektöründe tüketici davranışlarına yön veren kalite, algılanan değer, tatmin ve sadakat değişkenleri arasındaki ilişki zincirini deneyimsel bir bakış açısıyla incelemektir. Bu çalışma kapsamında, deneyimsel sadakatin oluşumunda etkili olan faktörler tespit edilmiş ve bu değişkenler arasındaki ilişki zinciri üçüncü dalga kahve işletmeciliğinde çok büyük önem arz eden deneyim perspektifiyle ele alınmıştır. İleri sürülen araştırma modeli, kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriyle PLS-YEM kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın bulguları, deneyimsel kalite ve algılanan değerin, üçüncü dalga kahvecilere yönelik deneyimsel tatmin ve sadakatin yaratılmasında anlamlı etkilere sahip olduğuna işaret etmektedir. Birinci ve ikinci dalga kahve zincirlerinde kitle ürünü olarak ucuz fiyatlara satılan kahvenin bir mal-hizmet karması olarak temel faydaları ön plandayken, üçüncü dalga kahvecilerde nitelikli bir ürün haline getirilmesinde deneyim unsurunun öne çıktığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, kahve sektöründe başarılı olunabilmesi ve kitle ürünü olan kahvenin nitelikli bir ürün haline getirilmesinde, deneyim unsurunun ön plana çıkarılması ve sunulan mal ile hizmetin yaratıcı yöntemlerle rakiplerden farklılaştırılması bu çalışmanın bulguları kapsamında üçüncü dalga kahve işletmecilerine önerilmektedir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    AB Ülkelerinin Çevre ve Atık Yönetimi Performanslarının Değerlendirilmesi: Veri Zarflama Analizi ve Yapay Sinir Ağlarının Birlikte Uygulanması

    Seyhan, Nazlı

    Sanayinin gelişmesiyle insan ihtiyaçlarındaki artış üretimin ve tüketimin artmasına neden olmuştur. Üretim-tüketim- atık döngü zincirinde atık geri dönüşümünün yeterli olmayışı çevresel, iklimsel, ekonomik ve çoğu sorunları da birlikte getirmektedir. 2015 Döngüsel Ekonomi Eylem Planı çerçevesinde Avrupa Birliği, içerisinde atık yönetiminin de yer aldığı birçok karar almıştır. AB üye ve aday ülkeleri için geri dönüşüm kapasitesi ve atık yönetiminin iyileştirilmesi hedeflenen stratejilerde ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada da 2015 Döngüsel Ekonomi Eylem Planı sonrasında 2017, 2018 ve 2019 yılları için AB ülkelerinin atık yönetimi performansları Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Yapay Sinir Ağları yöntemleriyle birlikte incelenmiştir. VZA girdi değişkenleri; kişi başı belediye atık üretimi, geri kazanım için atık ithalatı, çevre korumaya yönelik ulusal harcamalar, kişi başına reel GSYİH, insani gelişmişlik indeksi, kişi başına düşen plastik ambalaj atığı üretimi, çıktı değişkeni; belediye atıklarının geri dönüşüm oranı olarak alınmıştır. VZA ile elde edilen etkinlik skorları yapay sinir ağlarında çıktı değişkeni olarak kullanılmış ve yapay sinir ağları ileri beslemeli ağlarla 2019 yılı ülkelerin etkinlik skorları için öngörüde bulunulmuştur. Elde edilen bulgularda, Slovenya, Letonya, Almanya, İrlanda, Lüksemburg ve Belçika tüm yıllarda etkin olan ve diğer ülkelerin referans kümelerinde sıkça yer alan ülkeler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İleri Beslemeli Yapay Sinir Ağları ile eğitilen veri setinden elde edilen 2019 tahmin değerlerinin gerçek etkinlik değerlerine oldukça yakın değerler aldığı görülmüştür.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    2D/4D Parmak Oranının Solunum Sistemi ile İlişkisi: Futbolcular Örneği: Tanımlayıcı Araştırma

    Yılmaz, Coşkun

    Amaç: Çalışmada amatör futbolcularda işaret parmağı (2D) ve yüzük parmağının (4D) uzunluk oranı (2D/4D) ile solunum fonk- siyonlarının ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yön- temler: Araştırmaya Bölgesel Amatör Lig tak ımlarından Atakum Belediyespor alt yap ısında aktif futbol oynayan 25 futbolcu kat ıl- mıştır. Vücut kompozisyon ölçümleri için Gaia 359 Plus BodyPass analizörü, el parmak oranları için vermiyeli kompas (0,05 mm) kul- lanılmıştır. Oran ın belirlenmesi için parmak uzunluk oran ı (PO): 2D/4D formülü kullanılmıştır. Solunum fonksiyon testleri için MGC Diagnostics Marka CPFS/D USB Spirometre ile solunum kas kuv- vetlerine ise MicroRPM solunum bas ınçölçer cihazı kullanılmıştır. Çalışmada normallik sınaması için Shapiro-Wilk testi, ilişki düzey- lerini belirlemek için ise Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm veriler SPSS 21,0 program ında analiz edilmi ştir. Bulgular: Çalış- mamıza katılan katılımcıların solunum fonksiyon test de ğerlerinin ortalamaları zorlu vital kapasite [FVC] 5,06±0,85; bir saniyedeki zorlu ekspiratuar hacmi [FEV1] 4,33±0,67; FEV1/FVC oran ı 85,70±7,60; yavaş vital kapasite [SVC] 4,57±0,99; inspirasyon kap- asitesi [IC] 2,94±0,84; maksimum istemli ventilasyon [MVV] 172,60±31,37; solunum kas kuvvetlerinin ise maksimal inspirasyon basıncı [MIP] 139,60±33,08; maksimal ekspirasyon bas ıncının [MEP] 160,70±47,49 cmH2O olduğu hesaplanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların Sol PO ile solunum fonksiyon testlerinde FVC (r: 0,747) ve FEV1 (r: 0,747) oranları arasında pozitif yüksek düzeyde, solunum kas kuvvetleri MIP (r: 0,836) ve MEP (r: 0,854) arasında ise pozitif çok yüksek derecede ilişki görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak amatör futbolcularda Sol PO ile solunum fonksiyonlar ı (SVC, IC, MVV, FVC, FEV1) ve solunum kas kuvvetleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sol el parmak oranının (Sol PO) solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetlerinin de ğerlendirilmesi için pratik bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    21. Yüzyıl Deniz Gücünün Askeri ve Ticari Perspektiften Analizi İçin Yeni Bir Yaklaşım Önerisi: Türkiye Örneği

    Tutak, Eda; Koçer, Gokhan

    Denizler, tarih boyunca toplumsal hayatı derinden etkilemiş, 21. yüzyıla gelindiğinde küreselleşme ve teknolojik ilerlemeye bağlı olarak bu etkinin kapsamı oldukça genişlemiştir. Devletlerin sahip olduğu deniz gücü de ulusal ve küresel güce katkı sunan önemli güç göstergelerinden birine dönüşmüştür. Bu çalışmanın amacı; deniz gücünün askeri ve ekonomik perspektiften ele alındığı bir yaklaşım sunmak ve deniz gücünü etkileyen başarı faktörlerini tespit ederek bu faktörlerin önem derecelerini belirlemektir. Bu kapsamda devletlerin deniz gücünün ölçülmesinde kullanılacak bir model önerisi sunulmuş ve önerilen model Türkiye örneğiyle test edilmiştir. Çalışmada deniz gücünü etkileyen başarı faktörleri, literatüre dayalı olarak askeri ve ekonomik olmak üzere iki grupta belirlenmiştir. Bu faktörlerin önem ağırlıkları ise çok kriterli karar verme yöntemleri içerisinde yer alan Analytic Hierarchy Process (AHP) Yöntemi aracılığıyla tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda askeri deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör; Denizcilik Politikası, Donanma Alt Yapısının Milli Teknolojiyle Oluşturulması ve Teknoloji olarak belirlenmiştir. Ticari deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör ise Denizcilik Politikası, Sürdürülebilir Deniz Ekonomisi ve Teknoloji olarak saptanmıştır.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra

    Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele