Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(26)
- Uzun, Sevda(24)
- Kulakaç, Nurşen(23)
- Yildiz, Salih(23)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Yilmaz, Ozgur(19)
- Akyürek, Suat(18)
- Bostan, Sedat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Peker, İskender(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Hayaloğlu, Pınar(17)
- Keyifli, Nazlı(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyol, Hikmet(16)
- Türkkan, Tuğba(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Cengiz, Ekrem(15)
- Pala, Fahrettin(15)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(14)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirağ, Hatice(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
- Damlıbağ, Fatih(13)
- Hakkıoğlu, Mümin(13)
- Saylan, Kemal(13)
- Taşdelen, Birgül(13)
- Zeybek, Halil İbrahim(13)
- Çam, Alper Veli(13)
Yayınlar
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Çocuk Cinsel İstismarını Ele Alırken Karşılaşılan Tedavi Konuları: Bir Derleme
Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice
Çocuk cinsel istismarı birçok toplumda görülen sosyal, psikolojik, politik ve kültürel boyutları olan travmatik bir yaşam olayıdır. Cinsel istismara uğrayan çocuklar yaşamları boyunca davranışsal, duygusal, bilişsel ve fiziksel sağlık sorunları geliştirme riski altındadır ve mevcut durumları yoksulluk gibi diğer risk faktörleriyle birleştiğinde özellikle savunmasızdırlar. İlgili literatürde, bu çocukların psikolojik sorun yaşama riskinin daha yüksek olduğu ve mağdurların tedaviye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir. Psikoterapötik tedavilerin, mağdurların fiziksel ve duygusal güvenliğini sağlamak, travma semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmak, yaşam kalitesini ve işleyişini iyileştirmek ve istismarın tekrarını önlemek de dahil olmak üzere yararlı etkileri olduğuna dair kanıtlar vardır. Bu derlemede, cinsel istismara uğrayan çocuklar için en yaygın tedavi konularından bazıları sunulmuştur. Ele alınan tedavi konularının uygunluğu her mağdur için farklılık gösterebilir. Bu tedavi konuları ve önerilen müdahaleler sadece meydana gelebilecek zararları gidermek için değil, aynı zamanda çocuk istismarı deneyimlerinin olumsuz sonuçlarını en aza indirmek ve gelecekte kötü muamelenin tekrarlanmasını önlemek için tasarlanmıştır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sous vide ve geleneksel pişirme yöntemlerinin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkisinin karşılaştırılması
İlyasoğlu, Huri; Yilmaz, Sena Nur
Pişirme işleminin sebzelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişimlere yol açtığı bilinmektedir. Yeşil fasulye ve kabak Türk mutfağında yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Bu çalışmanın amacı Sous vide (SV) ile geleneksel pişirme (haşlama ve buharda) yöntemlerinin yeşil fasulye ve kabağın renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Taze ve 3 farklı pişirme yöntemi uygulanmış sebze örneklerinin renk özellikleri (L*, a* ve b*), toplam fenolik madde miktarı (TFM), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü belirlenmiştir. Pişirme işlemi sonrası sebzelerin parlaklık değerlerinde azalma ve kırmızılık-yeşillik değerlerinde artışlar gözlenmiştir. Sebzelerin TFM içeriğinin en iyi korunduğu pişirme yönteminin SV yöntemi olduğu belirlenmiştir. Pişirme yöntemlerinin antioksidan kapasiteye etkisinin sebze çeşidine göre farklılıklar gösterdiği de belirlenmiştir. Kabak örnekleri için haşlama yönteminde yeşil fasulye örnekleri için buharda pişirme yönteminde en yüksek antioksidan kapasite değeri elde edilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Türkiye Otomotiv Sanayiinin Yenilikçilik Potansiyeli: Uluslararası Yatırımlar, Coğrafi Kümelenme ve Alıcı-Tedarikçi İlişkileri Açılarından Bir Değerlendirme
Şahin, Fatih
Bu çalışmanın amacı Türk otomotiv sanayiinin yenilikçilik potansiyelini etkilediği düşünülen uluslararası yatırım faaliyetleri, coğrafi kümelenmesi ve Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetleri ilgili temel normları bakımından incelenerek araştırmacılara bilgi sunmaktır. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler araştırmacının yürüttüğü geniş ölçekli saha çalışmalarının ürünü olarak ortaya çıkan gözlemlerine ve ikincil veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu değerlendirmeler neticesinde, tarihsel olarak geç sanayileşmenin izlerini taşıyan sektörün gelişiminin, Türk İş Sisteminin gelişimi ile paralel özellikler gösterdiği ve Türk otomotiv Sanayiinin tarihsel gelişiminde yabancı sermayeli örgütlerin mutlak bir rolünün olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte yenilikçiliğin sacayaklarından birisini oluşturan ihracat ve dışa doğru doğrudan yabancı sermaye yatırımı faaliyetleri de sektörde etkin bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir. Sektörün kendine özgü dinamikleri içerisinde şekillenen hiyerarşik tedarik zinciri yapılanması ise yenilikçilik potansiyeli açısından dikkate değer bir inceleme alanı oluşturduğu değerlendirilmektedir. Son olarak yenilikçiliğin örgütler arasında yayılarak kurumsallaşması açısından sektörün coğrafi olarak kümelenme özelliği göstermesi de önemli bir teşvik edici unsur oluşturmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2023The Predicament of In-betweenness in Denis Devlin’s “Memoirs of a Turcoman Diplomat
Hakkıoğlu, Mümin
Denis Devlin (1908-1959) is regarded as one of the most important representatives of Irish modernist poetry. After joining the Department of External Affairs in 1935, he spent most of his life undertaking diplomatic missions for his country in Washington, New York, Rome and London, and in 1951, he served as an accredited ambassador in Istanbul, Turkey. Devlin, as a poet-diplomat, included the codes of the countries he worked in his poems. Among them, “Memoirs of a Turcoman Diplomat” has a special place. Here, a retired diplomat, watching the city from the terrace of a hotel in Istanbul, is depicted to contemplate the profound differences between the Ottoman State he served in the past and Turkey which turned its face to the West after the proclamation of the republic. On the one hand, he is the man of a civilisation against which Europe historically positioned itself, and on the other, the citizen of the republic which has set its target to reach the level of contemporary civilisation and implemented a series of reforms for that cause. He is stuck in between the world of the old, which was Islamic, multi-ethnic, and mighty and the world of the present, which is secular, monolithic, and shaped by the new ideology. The poem conspicuously, to a large extent, focuses on the tension caused by this stuckness and emphasises the state of in-betweenness of the poetic persona. The aim of this study is to explore how the diplomat in the poem, as an intellectual of his society and a representative of the old regime, meets the tension stemmed from the sharp conversion of his country, and to examine the dilemmas he has experienced due to his crisis of belonging through the concept of “in-betweenness”. It also discusses if there is a possibility of another space which can create a healing alternative for the poetic persona away from all tensions and problems. Furthermore, it questions how this poem reflects the historical, cultural and political similarities between the Republic of Turkey and the Republic of Ireland, and asserts that the Turkish diplomat of the poem is partly the poet-diplomat Denis Devlin himself.
- MakaleAçık Erişim2023Afet Medyası ve Medya Afeti: 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin Anımsattıkları
Demir, Sertac Timur
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geleneksel televizyon yayıncılığında ‘çocuk birey’ inşası: dram türü dizilerde çocuk karakterler
Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı; Yilmaz, Adem
Geleneksel televizyon yayıncılığı bağlamında incelendiğinde, Türkiye’de en çok izlenilen program türleri arasında televizyon dizilerinin olduğu görülmektedir. Medya-çocuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde ise televizyon dizilerinin problemli varlığı dikkat çekmektedir. Özellikle dram türü dizilerde sürekli belirli niteliklerle izleyici karşısına çıkarılan çocuk karakterler birer ajitasyon kaynağı olarak kullanılmaya devam etmekte, ana ve yan karakter rolündeki çocuk özne, zorlu ve meşakkatli hayat hikayeleri içinde konumlandırılmaktadır. Aynı zamanda dram türü dizilerde yetişkin bir bireymiş gibi belli başlı özelliklerle sürekli aynı biçimde inşa edilen çocuk kimliği ‘acı’nın odağında kurgulanmaktadır. Kâr amaçlı politikalar ekseninde yayıncılık sürdüren özel televizyon kanallarında ise bu kurgunun varlığı dikkat çekici düzeydedir. Bu çalışmanın temel amacı, dram türü televizyon dizilerinde duygusal sömürü haline getirilen çocuk karakterlerin ‘birey’ olarak yer alış biçiminin sorunlu doğasını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, dram türü yerli dizilere odaklanmakta, en çok takip edilen televizyon kanalları özelinde çocuk karakterlerin yer alış biçimini sorgulamaktadır. Çalışmada 2019 yılında en çok izlenilen televizyon kanalları Atv, Fox Tv, Kanal D, Show Tv, Star Tv ve TRT 1’de haftalık yayınlanan ve çocuk karakterlerin yer aldığı dram türü diziler örneklem olarak seçilmiştir. Bu kanallarda 1990 sonrası dönemde yayınlanan 156 dram türü dizinin ilk üç bölümü niteliksel içerik analizi yoluyla incelenmiş, ana ve yan karakterlerde rol alan 365 çocuk karakter tespit edilmiştir. İnceleme sonucu elde edilen verilerde dram türü dizilerde ‘sorunlu bir çocuk birey’ algısının oluşturulduğu ve çocuk karakterlerin duygusal anlamda kullanılarak pazara sunulan bir nesne haline getirildiği bulgulanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023The Mediating Role of Perceived Value in the Influence of Online Consumer Reviews on Destination Brand Loyalty
Ödemiş, Murat
Information technologies are rapidly showing their effect in the tourism industry as well as in every field. Online platforms have become a significant channel where consumers frequently share their consumption experiences and take them into account in their destination preferences. If managed effectively by destinations, it can become an effective tool in shaping consumer perception and brand loyalty. According to this, it is aimed to detect whether perceived value (PV) has a mediating role in the influence of online consumer reviews (OCRs) on destination brand loyalty (DBL) in the research. The sample of the research comprises of 315 attendants who visit Istanbul for touristic purposes. Research data were collected with the survey data gathering tool. After testing the data obtained from the attendants in terms of normality, reliability and construct validity, the relationships between the variables were investigated by correlation analysis. In the last stage, the hypotheses of the research were tested with simple linear regression and hierarchical regression analysis. Consequently, the basis hypothesis (H4) of the research, "the mediating role of PV in the influence of OCRs on DBL" were accepted with full mediation influence, and also accepted other hypotheses of research (H1, H2 and H3).
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim20233B Şekil Oluşturmak için Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümüne Dayalı Yeni ve Yüksek Kaliteli Odaklama Ölçüm Operatörü
Doğan, Ramazan Özgür; Dogan, Hulya
3B şekil oluşturulma sürecinde herhangi ek donanım gerektirmeyen Odaktan Şekil (Shape From Focus - SFF) en çok tercih edilen stratejilerdendir. SFF stratejisi, 3B şekil oluşturma sürecinde farklı odaklı 2B görüntü serisi kullanmakta ve üç temel aşamadan oluşmaktadır: (1) Farklı odaklı 2B görüntü serisinin elde edilmesi, (2) Görüntü piksellerinin odaklama değerlerinin hesaplanması ve (3) Maksimum odaklı pikselin seçilmesi. Yüksek doğruluk ve daha düşük gürültü ile 3B şekil oluşturmak için, araştırmacılar SFF'nin ikinci aşamasında yeni odaklama ölçüm operatörü önermek yerine genellikle bir ön veya son işlem algoritmaları geliştirmektedirler. Literatür çalışmalarının aksine, bu çalışmada herhangi bir ön veya son işlem gerektirmeyen Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümü'ne dayalı yeni ve yüksek kaliteli odaklama ölçüm operatörü önerilmektedir. Önerilen odaklama ölçüm operatörünün etkinliği sentetik görüntü serileri kullanılarak pencere boyutu ve gürültü seviyesi gibi farklı koşullar altında analiz edilmektedir. Elde edilen öznel ve nesnel sonuçlar önerilen odaklama ölçüm operatörünün daha iyi performans sağladığını göstermektedir.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Patient Safety Culture Perception Among Surgical Nurses
Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Candas Altinbas, Bahar; Cilingir, Dilek; Bulut, Enes; Ertürk Yavuz, Melek
Background: Human and technology factors in healthcare can lead to errors that threaten human life. A strong patient safety culture in hospitals may be linked to better patient outcomes. Because of the potential for mistakes in surgical departments, surgical nurses are critical to establishing and maintaining a patient safety culture. Aim: The aim of this study was to explore the patient safety culture perceptions of surgical nurses. Methods: This descriptive study was performed with 206 nurses working in the surgical clinics and operating rooms of 1 university hospital, 2 public hospitals, and 1 private hospital. A “Questionnaire” and the “Hospital Survey on Patient Safety Culture” were used for data collection. The data were analyzed using mean, number, and percentage values, 1-way analysis of variance, Tukey Honestly Significant Difference (HSD), and chi-square tests. Results: The study revealed that surgical nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. The highest mean rate of positive responses in The Hospital Survey on Patient Safety Culture came from “Teamwork within units” and the lowest mean rate of positive answers came from the “Non-punitive response to errors” subdimension. In addition, 85.7% of the surgical nurses did not report any errors in the previous 1 year, and nurses who had been working for ≥11 years submitted more error reports (P = .001). Conclusion: Nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. Recommendations for improving patient safety culture should include on-the-job training programs and improvements in employees’ working conditions.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers
Bayrakdaroğlu, Serdar; Koç, Hürmüz; Yağın, Fatma Hilal; Bayer, Ramazan; Nobari, Hadi; Pardos, Elena Mainer; Eken, Özgür
Numerous variables can affect performance before the competition. Nevertheless, it could be a subject of curiosity to find out whether a warm-up strategy has a more positive effect on the power performance of kickboxers. The purpose of this study is to evaluate the effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers. Ten volunteer males performed three different warm-up routines in random order. The warm-up protocols consisted of only 20 min for each group. The groups with low-intensity aerobic running (NSWU) and specific warm-ups (SWU-20m) performed 20-min protocols. The other group followed 10 minutes of jogging and 10 minutes of specific warm-up (SWU-10m). All groups followed the warm-up randomly at two different periods of the day (i.e. morning: 09:00-10:00 and evening: 16:00-17:00) on non-consecutive days. A statistically significant difference was found between the groups in terms of Mean Propulsion (W) (F=3.518; p2=0.036). There was a statistically significant difference in Mean propulsive Power (W) between NSWU and SWU-10m (p3= 0.0007) in addition there was also a statistically significant difference in SWU-10m and SWU-20m (p3= 0.0106) and, NSWU and SWU-20m (p3= 0.415) protocols. In conclusion, mean propulsion (W) performance showed diurnal variation, and performances of the kickboxers’ can be affected more positively in the evening hours, especially after SWU protocols.
AtıfOpenAlex14TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Investigation of collocational priming in tertiary level Turkish EFL learners’ mental lexicon
Özbay, Ali Şükrü; Aktürk, Ahmet; Cangir, Hakan
Much research in EFL context investigated language use of the learners in terms of lexical combinations but failed to recognize collocations in terms of psycholinguistic framework. Inspired by Lexical Priming Theory, the current study both emphasizes that collocations are not only textual but also psychological phenomena and underlines that non-native-like language use by EFL learners may stem from the fact that collocations are not mentally represented as a single unit in mental lexicon. Thus, a lexical decision task was designed where the participants were asked to classify the words flashing on their screens as words/ non-words. Reaction times concluded that verb-noun collocations are not primed in the learners’ mental lexicon.Mixed effects modelling analysis demonstrated the frequency of the prime words in collocations had a significant effect in the process. The findings were discussed in the light of vocabulary acquisition theories, and suggestions were provided for further research.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Çalışanların Güven Davranışlarının İşlevsiz Davranışları Üzerindeki Etkisinde Yönetimin Olumlu Davranışının Aracı Rolü: Değer Kuramı Analizi
Durmuş, İbrahim
Değerler kuramının evrensel ilkelerinin yanında çalışanların organizasyon içerisindeki faaliyetlerinde; güven, olumlu davranış ve işlevsiz davranışlar bir bütün olarak araştırılabilir. Daha evvel gerçekleştirilen çalışmalarda organizasyonlarda çalışma arkadaşlarının birbirlerine olan güvenleri (TYC), işlevsiz davranışları (EDB) ve yönetimin çalışanlara olumlu davranışları (PBM) kavramları ayrı ayrı farklı alanlarda incelenmiştir. Araştırmada önceki çalışmalardan farklı olarak bu kavramlar bir bütün halinde farklı organizasyonlarda çalışanlara uygulanmıştır. Araştırma sonuçları çalışanların birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediğini göstermiştir. Çalışanların birbirlerine olan güvenleri yönetimlerinin çalışanlara karşı olumlu davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları ise çalışanların işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Araştırmada ayrıca çalışanların iş yerlerinde birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışları üzerindeki etkisinde yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları tam aracı etkiye sahip olmuştur.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Çift Eksen Güneş Takip Sistemi Geliştirilmesi
Basoglu, Mustafa Engin; Ünsal, Recep; Çağşırlıoğlu, Gökhan
Yenilenebilir enerji kaynakların efektif kullanımı günümüzde çok önemlidir. Çünkü enerji kaynakları sınırlıdır ve yenilenebilir enerjiden maksimum düzeyde istifade etmek gereklidir. Bu çalışmada güneş enerjisinden olabilecek maksimum enerjiyi elde etmek için fotovoltaik sistemde çift eksenli güneş takip sistemi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Güneş takip sisteminde mekanik düzende dikey tutucu olarak kestamit malzemesi, güneş paneli tutucu ise demir kullanılmıştır. Güneş panelinin 4 köşesinde toplam 4 adet LDR kullanılarak Arduino tabanlı dikey ve yatay eksende güneş takibi gerçekleştirilmiştir. Sistemde kullanılan güneş paneli gücü 45W olup, yatay eksende redüktörlü DC motor, dikey eksende lineer DC motor kullanılmıştır. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda hassas güneş takibi yapan bir sistem gerçekleştirilmiş ve statik bir PV sisteme göre daha yüksek verim elde edilmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Atık Malzemelerin Çimentolu Macun Dolgunun Dayanım-Duraylılık Performansına ve Üretim Maliyetine Etkisi
Yilmaz, Tekin; Ercikdi, Bayram
Bu çalışma ile çimentolu macun dolgu (ÇMD) karışımında sülfürlü-maden atığı (S-MA) yerine %15 oranında ikame edilen atık malzemelerin (inşaat-yıkıntı atığı: İYA, kireçtaşı: KT, uçucu kül: UK ve yüksek fırın cürufu: YFC) ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansına ve üretim maliyetine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, üretilen ÇMD numuneleri (kontrol: ve %15 atık malzeme ikameli) 7-360 gün boyunca dayanım testine tabi tutulmuştur. ÇMD üretim maliyetinin araştırılması için karışımlarda kullanılan çimento miktarları ve maliyetleri belirlenirken, atık malzemelerin öğütme sırasındaki enerji tüketimleri ve maliyetleri hesaplanmıştır. Tüm numuneler kısa ve uzun dönemde istenen 1,0 MPa dayanımı sağlamış ve %15 UK ve YFC ikameli ÇMD numuneleri kontrol numunelerine kıyasla 4 kata kadar daha yüksek dayanım üretmiştir. 1,0 m3 ÇMD üretimi için kontrol karışımında 130,0 kg çimento (%8,5) kullanılırken, atık malzeme ikameli karışımlarda bağlayıcı oranının %1,0 düşürülmesi yaklaşık %15 çimento tasarrufu sağlamıştır. Atık malzemelerin öğütme işlemlerinde 6,55-18,89 kW-saat/ton elektrik enerjisi tüketilmiş ve böylece 2,99 ₺ (UK)-8,85 ₺ (İYA) arasında para harcanmıştır. ÇMD üretimi için toplam maliyet değerlendirildiğinde, kontrol karışımı için 153,4 ₺ harcanırken, %15 atık malzeme ikameli karışımların maliyetinin 133,5 ₺’ye kadar (%12,98’e kadar tasarruf) düşürülebilmesi öngörülmüştür. Sonuçlar, ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansı ve üretim maliyeti konusunda en uygun karışım tipinin %15 UK ikameli ÇMD karışımı olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Pandemi Sürecinin Sağlık Sektörü Çalışanları Üzerindeki Psikososyal Yansımaları: Nitel Bir Araştırma
Gökçe, Ahmet
2019 yılının Aralık ayında başlayarak günümüze kadar geçen sürede Covid-19 salgını dünya çapında milyonlarca insanı etkilemiş, ekonomik ve sosyal problemleri de beraberinde getirmiştir. Covid-19 salgını ile mücadelede ön hatlarda yer alan sağlık çalışanları ise bu süreçte üzerine en fazla yük düşen kesim olmuş, fiziksel ve ruhsal açıdan önemli ölçüde yıpranmışlardır. Bu noktadan hareketle, bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemi sürecinin sağlık çalışanları üzerinde oluşturduğu psikososyal etkileri tespit etmektir. Bu amaçla, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak 25 sağlık çalışanı ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu sağlık çalışanlarının 9’u doktor, 5’i hemşire, 5’i paramedik ,2’si ebe, 2’si tıbbi sekreter ve 2’si ise temizlik personeldir ebedir. Araştırma sonuçlarına göre psikososyal etkiler stres/depresyon/kaygı, tükenmişlik ve dışlanma olarak belirginlik kazanırken, çalışma ortamı ve koşullarının bu süreçte önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, Covid-19 döneminde çalışma ortamı ve koşullarının araştırmaya katılan sağlık çalışanlarını olumsuz etkileyerek onlarda stres ve kaygı bozukluklarına yol açtığı, depresyon belirtilerinin oluşmasına neden olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca sadece mesleklerinden dolayı araştırmaya katılan sağlık çalışanlarına yönelik olarak yoğun bir sosyal dışlanmanın olduğu tespit edilirken, tüm bu etkenlerin ise bireylerde tükenmişlik duygusuna yol açtığı belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Akademisyenin iş anlamlılığı, kişiler arası güven ve örgütsel bağlılık ilişkisinin iş özellikleri kuramı kapsamında incelenmesi
Durmuş, İbrahim
Araştırmanın amacı iş özellikleri kuramı açısından akademisyenlerin faaliyetlerinde işlerinin anlamlılığına etki edebileceği düşünülen güven ve örgütsel bağlılık değişkenlerini bir model çerçevesinde ortaya koymaktadır. Günümüz üniversitelerde faaliyette bulunan akademisyenlerin çalışma arkadaşlarına karşı güven davranışları hem örgütsel bağlılıkları hem de işlerinin anlamlılığı üzerinde etkili olabilir. Bu açıdan araştırma Türkiye’de Doğu Karadeniz Bölgesinde farklı üniversitelerde faaliyette bulunan ayrı statülere sahip 406 akademisyen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarında akademisyenlerin birbirlerine olan güven davranışlarının işlerinin anlamlılığı üzerinde pozitif ve anlamlı etkilerinin olduğu görülmüştür. Akademisyenlerin birbirlerine olan güven davranışlarının örgütsel bağlılıkları üzerinde de pozitif ve anlamlı etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca akademisyenlerin örgütsel bağlılıklarının da işlerinin anlamlılığı üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada akademisyenlerin birbirlerine olan güvenlerinin işlerinin anlamlılığı üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılıklarının tam aracı etkiye sahip olduğu sonucuna erişilmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2022The Concept of Mahall Al-K̲h̲abar According to the Hanafiyya Methodologists: Issues that form the Subject of the Notice
Gönan, Yavuz; Yilmaz, Fetullah
There are many issues related to the Sunnah, which is one of the main sources of Shariah knowledge and rulings. K̲h̲abar al-wāḥid, which constitute an important part of fiqh rules, is one of them. Although the information and source value of the k̲h̲abar al-wāḥid had been extensively studied, its evidence in terms of the subject it is related to has not attracted much attention today. K̲h̲abar al-wāḥid has been accepted as evidence by fuḳahāʾ/jurisconsults and usûliyyûn and has been processed from different aspects. In fact the k̲h̲abar, it is composed of three elements: the one who conveys the k̲h̲abar, the one to whom the k̲h̲abar is conveyed, and the subject of the k̲h̲abar. Unlike other mad̲h̲āhib, the Ḥanafī mad̲h̲hab had put forward some conditions, especially regarding the subject of the k̲h̲abar, in addition to the conditions related to the conveyor of the k̲h̲abar in order to be a proof/ hujjat for the khabar. The person to whom the news is conveyed may be a judge or a muftī or a mukallaf. In this case, with regard to the current k̲h̲abar, the judge or muftī will be able to rule for or against someone, while the mukallaf will be able to make a judgment for or against himself. Therefore, the k̲h̲abar al-wāḥid will be legally and conscientiously binding. In the theory of Islamic law, rights are basically divided into two as “ḥuḳūḳ Allāh/the rights of God” and “ḥuḳūḳ al-ādamiyyīn/the rights of the servants”. The Ḥanafī mad̲h̲hab who deal with the subject of the k̲h̲abar in the light of this division; they had tied the legal validity of the k̲h̲abar al-wāḥid covering any of the relevant rights to certain conditions. Ḥanafiyya has considered that it necessary for the rāwī to have the characteristics of mind, restraint, justice and Islam for the k̲h̲abar about worship, which is one of the rights of God, to be a source of judgment. At this point, the quantity of rāwī is not a must for them. In the field of ʿuḳūba, which is another right of God, Ḥanafiyya have shown two different approaches in terms of being a source of judgment of khabar al-wahid, especially in the subject of crimes that require the punishment of ḥadd. According to the first of these approaches, it is permissible to prove the ḥadd punishments with the k̲h̲abar al-wāḥid. At this point, those who hold this view have compared the k̲h̲abar al-wāḥid with the bayyina, which is one of the definitive proofs, and finally, they have found it permissible. According to the second approach, it is not permissible. Because, according to them, it is not possible to compare the k̲h̲abar al-wāḥid with the bayyina. Ḥanafiyya has considered human rights in three parts, which are strictly binding, non-binding and binding in one way. In addition to the conditions they have adopted some circumstances related to the rāwī, as only binding k̲h̲abar al-wāḥid about human rights to be a source of judgment, they have required the rāwī to have the capacity to acquire rights, to use testimony expression while giving testimony, and to have the necessary amount of witnesses if it is necessary. They have considered that it sufficient for the rāwī to be mumayyiz to be a source of judgment for k̲h̲abar al-wāḥid which is not merely obligatory. For the k̲h̲abar al-wāḥid that obliges in a way to be a source of judgment, Abū Ḥanīfa has stipulated the quantity of witnesses and the qualification of justice, as well as the conditions that must be present in the rāwī. On the other hand, Abū Yūsuf and Imām Muḥammad have deemed it sufficient for the rāwī to be mumayyiz. When the concept of k̲h̲abar al-wāḥid is taken into account, especially in the first three periods; that is, the akhbār narrated in the periods of the Ṣaḥāba, Tābiʿūn and atbâʿ at-Tābiʿūn periods have been understood. When it is considered in general terms, in addition to the first three periods, the akhbār transmitted by at least one person in the following periods are understood. It can be said that while the ahl al-ḥadīt̲h̲ and the methodologists of mutakallimūn develop a theory of khabar al-wahid in line with the meaning of the term, Ḥanafiyya try to develop a theory by taking into account the general meaning of the concept. The theory of k̲h̲abar al-wāḥid, developed in line with the meaning of the term, is based only on the rāwī, and the proof value of the k̲h̲abar has been tied to the conditions specified about the rāwī. Therefore, the k̲h̲abar -as of the subject- has not been taken into consideration in terms of being a proof. On the other hand, Ḥanafiyya had not dealt with the evidence of the k̲h̲abar only in terms of the rāwī, but also had evaluated it from the perspective of the subject of k̲h̲abar. We had tried to deal with this subject in our study too.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Avrupa birliği emisyon ticaret sistemi çerçevesinde kirleten öder ilkesi
Uğur, Candan Yılmaz
1970'li yıllarda tüketimin ön planda tutulduğu, çevre ile ekonomik kalkınma arasındaki doğal bağın göz ardı edildiği kontrolsüz bir kalkınma sürecinin farkına varılması, AB'de çevreye ve iklime duyarlı bir kalkınma planı arayışına yol açmıştır. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi süreci ile başlayan ve daha sonra AB temel mevzuatına dahil edilen kirleten öder ilkesi, bu kapsamda uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, AB iklim değişikliği politikaları kapsamında uygulanan kirleten öder ilkesi ele alınmaktadır. Kirleten öder ilkesi; AB'nin iklim değişikliği ile mücadelesi kapsamında ele alınacak ve karbon (CO2) emisyonlarının neden olduğu negatif dışsallıkların içselleştirilmesindeki rolü tartışılacaktır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Girişimcilik Düzeylerinin ve Bu Düzeyleri Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
Aslan, Ramazan; Göktekin, Zekiye; Yıldız, Eyyüp
Girişimcilik, istihdam yaratmanın merkezinde olması sebebiyle ekonomik büyüme sürecinin hayati bir unsurudur. Bu araştırmanın amacı, Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin girişimcilik düzeylerinin ve bu düzeyleri etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Araştırma, kesitsel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY), Sağlık Yönetimi (SY) ve Hemşirelik (Hem) bölümlerinde öğrenim gören tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmış, kolayda örnekleme yöntemi seçilmiştir. Araştırmaya 294 (%70,3)’ü kadın, 194 (%29,6)’ü erkek olmak üzere toplam 418 kişi katılmıştır. Verilerin analizinde non-parametrik testler kullanılmıştır. Kamu istihdamı düşük olan bölümlerdeki öğrencilerin girişimcilik düzeylerinin daha yüksek olduğu, cinsiyetler arasında fark olmadığı, il ve ilçe merkezinde yetişen bireylerin girişimcilik düzeylerinin kırsalda yetişenlere göre daha yüksek olduğu, çalışma deneyimi olan bireylerin girişimcilik düzeylerinin daha yüksek olduğu, okuduğu bölümü seven katılımcıların girişimcilik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda girişimcilik düzeyi düşük olan öğrencilerin bu düzeylerini arttırmaya yönelik eğitimsel ve teşvik edici faaliyetler yapılması önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2022Kamu kesimi büyüklüğü ve kapsayıcı büyüme ilişkisi: yükselen piyasa ekonomileri üzerine ekonometrik bir çalışma
Keyifli, Nazlı; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri
Yaşanan her ekonomik büyümenin gelir eşitsizliği, işsizlik ve yoksulluğu azaltmada yeterli olamayışı ve büyümenin ortaya çıkardığı fayda ve fırsatlardan her hanenin fayda sağlayamaması ilgiyi ekonomik büyümeden kapsayıcı büyümeye çevirmiştir. Kapsayıcı büyüme, ekonomik büyümenin yanı sıra sürdürülebilir büyüme ve kalkınma, eğitim ve sağlık hizmetlerinin niteliği ve bu hizmetlere erişilebilirliği, gelir ve cinsiyet eşitsizlikleri,yoksulluk ve işsizlik sorunlarıyla mücadele, altyapı, çevre gibi alanlarla ilgilenen çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Ekonomik büyümenin hızı ve dağılımını ifade eden ve ekonomik büyümenin yarattığı fırsatlardan toplumun tüm kesimlerinin faydalanmasını amaçlayan kapsayıcı büyümeye yönelik politika uygulamaları tüm dünyada artmaktadır. Bu çalışmada, yükselen piyasa ekonomileri olarak adlandırılan sekiz büyük gelişmekte olan piyasa ekonomisi (Arjantin, Çin, Brezilya, Hindistan, Meksika, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika) özelinde kapsayıcı büyüme ve kamu kesimi büyüklüğü ilişkisi 1985-2019 dönemi için yeni bir metodoloji olan Bootstrap Panel Rolling Window nedensellik yaklaşımı kullanılarak araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Güney Afrika’da kapsayıcı büyümenin kamu kesimi büyüklüğüne, Türkiye’de ise kamu kesimi büyüklüğünün kapsayıcı büyümeye neden olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele

















