Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(26)
- Uzun, Sevda(24)
- Kulakaç, Nurşen(23)
- Yildiz, Salih(23)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Yilmaz, Ozgur(19)
- Akyürek, Suat(18)
- Bostan, Sedat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Peker, İskender(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Hayaloğlu, Pınar(17)
- Keyifli, Nazlı(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyol, Hikmet(16)
- Türkkan, Tuğba(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Cengiz, Ekrem(15)
- Pala, Fahrettin(15)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(14)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirağ, Hatice(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
- Damlıbağ, Fatih(13)
- Hakkıoğlu, Mümin(13)
- Saylan, Kemal(13)
- Taşdelen, Birgül(13)
- Zeybek, Halil İbrahim(13)
- Çam, Alper Veli(13)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Investigation of the Usability of Eastern Black Sea Region Natural Stones as Aggregate in Concrete Production
Yilmaz, Tekin; Koç, Ercüment; Osman Yilmaz, Ali
Aggregate is found in a very high amount (65-80%) in concrete, which is one of the most substantial building materials of the construction sector. In this sense, this research was designed on the investigation of the usability of natural stones (andesite, basalt, mudstone and travertine) brought from different locations of the Eastern Black Sea Region as aggregates in concrete production. Within this scope, some physical and mechanical tests were implemented on the natural stone samples prepared at different sample shapes (cylindrical core, cube and crushed aggregate), and the findings obtained from tests were evaluated in terms of aggregate standards determined by TS 706 EN 12620+A1 (2009). The findings showed that basalt rock, which provides the most favorable physical and mechanical performance, is suitable for usage as concrete aggregate.
- MakaleAçık Erişim2024Klasik türk şiirinde kitap isimleriyle şiir yazma geleneği ve rahîmî’nin esâmî-i kütüp tarzındaki manzumesi
Doğan, Hasan
Türk tarihinin en uzun soluklu edebî geleneği olarak kabul edilen klasik Türk edebiyatında şairler, çeşitli sanatsal ve edebî tekniklerle eserlerini süsler ve zenginleştirirlerdi. Bu sayede hem okuyucunun ve dinleyicinin hem de sanat koruyucusu mesabesindeki hamilerinin ilgi ve dikkatlerini çekmeye gayret gösterirlerdi. Sınırları keskin çizgilerle belirlenmiş olsa da bazı divan şairlerinin bu gayretlerinin neticesinde yeni söyleyiş ve tarzlar ortaya çıkmıştır. Şairlerin yenilik arayışlarının neticesinde ortaya çıkan tarzlardan biri de kitap isimleriyle şiir yazma geleneğidir. Şairler, manzumelerinde kitap isimlerini kullanarak hem bilgi ve kültürlerini sergilerler hem de metinlerine derinlik kazandırırlar. Bu çalışmada, klasik Türk şiirinde XVIII. yüzyılın başlarından itibaren rağbet gören kitap isimleriyle şiir yazma geleneği incelenecek ve esâmî-i kütüp olarak tavsif edilen tarzda kaleme alınmış manzumelere değinilecektir. Daha sonra ise XVIII. asrın başlarında hayatta olan Rahîmî mahlaslı şairin Sultan III. Ahmed Kütüphanesi için kaleme aldığı esâmî-i kütüp tarzındaki tarih manzumesi etraflıca ele alınacak ve şairinin kimliği tespit edilmeye çalışılacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Assessment of Greenhouse Gases Emissions from Dam Reservoirs: the Case of Tuzluca Dam
Akgün, Çağrı; Nas, Salim Serkan
It is a known fact that large dam projects built to serve important purposes such as electricity generation, irrigation drinking water supply, and flood control cause greenhouse gases emissions due to the areas they flood. In this study, the greenhouse gases emission impacts of the Tuzluca Dam and Hydroelectric Power Plant (HPP) project, planned to be constructed in the Iğdır province of Turkey, were evaluated. Analyses conducted using the G-res tool, developed by the United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO) and the International Hydropower Association (IHA), estimated that the Tuzluca Dam and HPP project will emit 2,228 tCO2e of greenhouse gases annually once the dam begins to hold water. In accordance with the guidelines of the Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC), it is predicted that when emissions occurring before the dam and during its construction are included, the net greenhouse gases emissions of the project will be -902 gCO2e per square meter annually. The results obtained from this study were found to be consistent with similar studies in the literature.
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Bölümlerinde Okuyan Üniversite Öğrencilerinde Sağlık Okuryazarlığı, Kardiyovasküler Hastalıklar Riski Bilgi Düzeyi ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Kesitsel Bir Çalışma
Aydın, Emine Büşra
Amaç: Çalışmanın amacı, üniversitede sağlık bölümünde okuyan öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, sağlıklı yaşam davranışları ve kardiyovasküler hastalıkların risk faktörlerine yönelik bilgi düzeylerinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma bir devlet üniversitesine ait sağlık hizmetleri meslek yüksekokulunda öğrenimine devam eden 374 öğrencinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma verileri, demografik bilgi formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II), Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software paket program ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma tek yönlü varyans analizi ile yapılmış, alt grup karşılaştırması ise Tukey testi ile yapılmıştır. İki grup karşılaştırmasında bağımsız t-testi, değişkenlerin birbiri ile ilişkisinin tespit edilmesinde Pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamaları 20,83±1,61 yıldır. Kadınların TSOY-32 ortalamaları erkeklerden daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). İkinci sınıf öğrencilerinin KARRİF-BD puan ortalamaları 1. sınıflardan daha yüksektir (p<0,05). Katılımcıların TSOY-32 ortalamaları ile SYBDÖ-II’nin kişilerarası ilişkiler, beslenme, sağlık sorumluluğu, stres yönetimi, manevi gelişim alt boyutları ve toplam puan arasında pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin TSOY-32 ile KARRİF-BD ortalamaları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon bulunduğu görülmektedir (p<0,05). Katılımcıların KARRİF-BD ortalamaları ile SYBDÖ-II kişilerarası ilişkiler, beslenme, manevi gelişim alt boyut puanları ve bu ölçeğin toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmaktadır (p<0,05). Sonuç: Daha yüksek sağlık okuryazarlığı, daha yüksek sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve kardiyovasküler hastalıklara yönelik farkındalık ile ilişkilidir.
- MakaleAçık Erişim2024Deprem Risk Algısı ve Klostrofobi Düzeyi Arasındaki İlişki ve Etkileyen Faktörler
Akgül, Fatma; Doğan, Melike Demir
Amaç: Bu araştırma deprem risk algısı ile klostrofobi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla ilişkisel ve kesitsel olarak planlanmıştır. Yöntem: Bu ilişkisel kesitsel çalışma, 24 Ocak 2020’de Elâzığ depremini yaşayan depremzedelerde oluşan deprem risk algısı ile klostrofobi düzeyi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Elâzığ ilinde depremi yaşamış bireylerdir. Araştırmaya katılmayı kabul eden, 18 yaşını doldurmuş 400 kişi araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Bu çalışmada veriler 01.07.2023 ile 01.09.2023 tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, sosyo-demografik özelliklere ilişkin bilgi formu ve araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak hazırlanan anket kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalamasının 35,08±12,51 olduğu, yarısının kadın olduğu (%54,8) ve %55’inin çocuk sahibi olduğu belirlendi. Araştırmada uygulanan T-Testi analizlerine göre, deprem risk algısının kadınlar ve erkekler arasında anlamlı düzeyde farklılıklar gösterdiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anova Testi analizlerine göre ise depremzedelerin eğitim düzeyleri arttıkça klostrofobi davranışlarının azaldığı; evlerindeki hasar düzeyi arttıkça ise klostrobi davranışlarının da arttığı gözlemlenmiştir. Klostrofobi davranışı ile deprem risk algısı ve duyuşsal ve bilişsel alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Yani klostrofobi davranışı yüksek olan bireylerin deprem risk algısı da yüksektir. Sonuç: Elde edilen bulgular neticesinde, eğitim durumu ve cinsiyetin deprem riski algısı üzerinde anlamlı farklılıklara sahip olduğu, duyuşsal ve bilişsel deprem riski algısı ile klostrofobi arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Effectiveness of Occupational Health and Safety Practices for Employees in Workplaces: A Meta-Analysis Study
Doğan, Onur
The use of new machines in production lines due to technological developments makes business ecosystems more complex every day. In parallel with the changes experienced, the diversity and impact level of risks pose serious threats to employees, businesses, and the environment. Ensuring the sustainability of production can be achieved through effective and comprehensive occupational health and safety practices. Risk assessments, checklists and emergency plans are some of these practices. This study is a study conducted to reveal the impact levels of practices aimed at improving occupational health and safety. Meta-analysis method was used in the study. The data used in the analysis were obtained by searching Web of Science, Google Scholar, YÖK (The Council of Higher Education), PubMed, EBSCOhost databases without any time limitation until 31.01.2024. As a result of the comprehensive search, it was determined that 20 studies were suitable for the analysis. These studies were then included in the analysis and synthesized by meta-analysis. As a result of this meta-analysis, it was determined that occupational health and safety practices for employees were effective (SMD: 0.924, 95% CI:-0.494-1.354, Z=4.214, p=0.000, I2= 98.670%, Q=1428.054). The analysis results revealed that the variance between the studies was statistically significant (p<0.05). Additionally, occupational health and safety practices were found to enhance employees' sense of security and productivity, reduce workplace accidents and occupational diseases, and make a significant contribution to the development of a safety culture.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Physicochemical, Nutritional, and Antioxidant Properties of Ice Cream Enriched with Red Beetroot (Beta vulgaris L.) at Varying Sucrose Levels
Gündoğdu, Engin; Hacıbektaşoğlu, Firdevs
This study aims to produce a low-calorie ice cream with a higher nutritional value using red beetroot (Beta vulgaris L.). Four kinds of ice cream containing 5%, 10 % and 15% sucrose and single red beetroot (RB) ratio 15% and control (15% sucrose+ RB free) encoded as RB5, RB10, RB15 and C were produced respectively. The addition of RB increased pH and decreased the acidity (LA) and dry matter contents compared to control. Ash content was decreased depending on the sucrose ratio. While the lowest overrun value was determined in the RB10 sample (23.08%), the highest was in sample C (39.18%). The increasing of sucrose ratio generally increased the first dropping time and decreased the total melting time. The addition of sucrose reduced the viscosity and the highest viscosity values were observed in the sample RB5. While the lowest total phenolic content (TPC) was observed in the control sample (329.69 GAE mg/kg), the highest TPC was found in the RB5 sample (558.55 GAE mg/kg). Also, the lowest DPPH value was determined in the control sample (13.66% inhibition), the highest DPPH value was determined in the RB10 sample (27.98% inhibition). While fructose and glucose values decreased, sucrose values increased in the ice cream samples depending on the increasing of sucrose ratio.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleriyle değerlendirilmesi
Ertaş, Fatih Coşkun; Tosunoğlu, Büşra; Nıyazı, Farıdeh Nıyazı
Bu çalışmanın amacı Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve za- yıf yönleriyle değerlendirilmesidir. Alt amacı ise adli muhasebe müfredatında hangi derslerin ve öğretim tekniklerinin yer alması gerektiğidir. Bu doğrultu- da Türkiye’de Muhasebe-Finansman anabilim dalında görev yapan 332 aka- demik personele, adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleri, müfredatta yer alması gereken dersler ve öğretim tekniklerinin neler olması gerektiğine ilişkin oluşturulan bir anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, adli muhasebe eğitiminin en güçlü yönünün öğrencilere sağlamış olduğu fayda, en zayıf yönünün ise müfredatta mesleki standartların yeteri kadar yer almaması söylenebilmektedir. Ayrıca mesleğin değeri, kariyer olanakları ve gerçeğe uy- gun veriye erişim imkânı gibi güçlü yönlerinin yanı sıra müfredattaki tutarsız- lıklar, kaynak eksikliği ve tanınma ve itibar eksikliği de diğer zayıf yönlerini oluşturmaktadır. Çalışmada ayrıca hile unsurları ve türleri, veri analitiği, psi- koloji, iç kontrol ve iç denetim, iş etiği, etkili raporlama yöntemleri ve ekono- mik suçların kriminolojisi gibi derslerin müfredatta yer alması gerektiği tespit edilmiştir. Son olarak adli muhasebe eğitiminde öğretim teknikleri de ince- lenmiş olup ilk sırayı vaka analizi almakta olup bu tekniği modelleme, proje ve sunum, eğitici filmler, eğitim kampları ve laboratuvarlar takip etmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Gümüşhane İlindeki Halk Çeşmesi Sularının Kalitesinin İncelenmesi ve Cryptosporidium spp. Varlığının PCR Yöntemiyle Araştırılması
Atasever, Mustafa; Mazlum, Halit; Çevik, Burak; Üzüm, Halil
Bu çalışmada Gümüşhane’nin Merkez ve ilçelerindeki (Kelkit, Şiran, Köse, Kürtün ve Torul) 97 halk çeşmesinden alınan su numunelerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi incelenmiştir. Ayrıca numunelerde Cryptosporodium spp. varlığı konvansiyonel PCR yöntemiyle araştırılmıştır. Çalışmada numunelerin hepsinde pH, elektriksel iletkenlik, nitrit (NO2) ve amonyum (NH₄⁺) değerleri içme suyu yönetmeliğine ve standardına (TS 266) uygun bulunmuştur. Numunelerin %16,49’unun bulanıklık değerlerinin yönetmelikte belirtilen sınır değerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Numunelerin %4,12’sinin sertlik değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği sınır değerin üzerinde olduğu saptanmıştır. Ağır metal açısından, 2 (%2,06) numunenin demir (Fe), 3 (%3,09) numunenin ise alüminyum (Al) miktarları yönetmelikte ve TS 266’da belirtilen sınır değerlerin üzerinde olduğu saptanmıştır. Mikrobiyolojik olarak, numunelerin %39,18’inin E.coli ve koliform grubu bakteri yönünden ilgili yönetmelik ve TS 266 standardına uygun olmadığı belirlenmiştir. Numunelerin hiçbirinde Cryptosporodium spp. saptanmamıştır. Gümüşhane halk çeşmelerinin bazılarının halk sağlığı açısından riskli olduğu kanaatine varılmıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024What does Ottoman Palace Cuisine Mean in Terms of the Development of Gastronomy Tourism in Türkiye? Delving into the Turkish Chefs’ Perspectives
Ödemiş, Murat; Nazikgul, Mehmet
The food and beverages served in the palaces of the Ottoman Empire are still practised today and are in demand by gastronomy tourists. The main aim of this study is to examine the practises of the kitchen chefs in 5-star hotel establishments in Antalya regarding the Ottoman palace cuisine, service methods, the sources from which they learned the recipes, the level of appreciation of the guests and the differences in practises between the chefs. Semi-structured interviews were conducted with hotel chefs, and the data obtained were analysed by descriptive analysis and content analysis methods. It was determined that due to financial constraints, some hotels do not produce meals in accordance with their original form. In addition, it was concluded that serving palace cuisine dishes in containers belonging to the period and in an area designated for palace cuisine dishes would contribute positively to the recognition of the Ottoman palace cuisine. While the chefs stated that lamb dishes and baklava are the most popular foods for tourists, Mutancana and Ballı (Honey) Mahmudiye dishes prepared with dried fruits are another important issue that is understood from the interviews that the rich variety of Ottoman palace cuisine is not sufficiently applied in today’s hotel kitchens and some recipes do not reflect the original. There is no other study in the literature investigating the Ottoman Palace Cuisine practises of hotel kitchen chefs in Antalya. From this perspective, this study is original enough to shed light on future research.
- MakaleAçık Erişim2024Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıklarının Psikososyal Boyutu ve Manevi Başa Çıkma Stratejileri: Hasta Deneyimleri Üzerine Fenomenolojik Bir Çalışma
Uzun, Sevda; Toker, Sema; Ramazanoğlu, Seda
Amaç: Bu çalışmanın amacı; kronik obstrüktif akci ğer hastalığı (KOAH) hastalarının yaşantılarını psikososyal boyutu ile ele alarak, manevi başa çıkma stratejilerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu araş- tırmada, nitel araştırma deseni olan fenomenolojik araştırma tasarımı kulla- nılmıştır. Otuz üç KOAH hastası ile yürütülen nitel araştırmada görüşmeler, bireysel biçimde ve yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Çalışma verileri, Colaiz- zi’nin fenomenolojik analiz yöntemi ile analiz edilmi ştir. Bulgular: Veri- lerin analizinde 4 kategori (yaşanan zorluklar, hastalıkta semptom yönetimi ve baş etme, maneviyata yönelik dü şünceler ve sağlıklı yaşam biçimi için yapılanlar) 12 ana tema (bilgi, uygulama, semptomlar, destek kaynaklar ı, manevi ba şa ç ıkma yöntemleri, fiziksel ba şa ç ıkma yöntemleri, günlük yaşam ve baş etmede dinî unsurlar, yaşamın amacı, geleceğe dair beklenti- ler, öz kabullenme, fiziki uygulamalar ve psikolojik uygulamalar) saptan- mıştır. Sonuç: Bu çalışma sonucunda, KOAH hastalarında hastalık yükünün çok fazla olduğu ve bu durumun bireylerin ruh sağlığını olumsuz yönde et- kilediği belirlenmiştir. Bireyler KOAH’ın getirdiği bu yük nedeniyle fizik- sel, ruhsal ve sosyal sorunlar ya şamakta ve bu durum bireylerin ya şam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bireylerin KOAH’ın zorluğu ile baş etmede dinî unsurlardan yararland ığı özellikle yaşamın amacını dü- şünme, umudu destekleme, öz kabul gibi durumların bireylerin maneviyat- ları üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, KOAH hastalarının manevi ihtiyaçlarının değerlendirilerek giderilmeye çalışılmasının bireyle- rin iyilik hâlleri üzerine etkili olabileceği düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Pediatri Kliniklerinde Afgan Göçmeni Hastaların Ebeveynlerinin Yaşadıkları Güçlükler: Fenomenolojik Bir Çalışma
Top, Fadime Ustuner; Uzun, Sevda; Alver, Nazmiye Yıldız
Amaç: Bu çalışmanın amacı, pediatri kliniklerinde Afgan göç- meni hastaların ebeveynlerinin ya şadıkları güçlükleri fenomenolojik bir yaklaşımla değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Fenomeno- lojik araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, Türkiye’nin ku- zeyinde bulunan bir ildeki hastanenin pediatri klini ğinde çocu ğu tedavi gören 12 Afgan göçmeni ebeveyn ile yar ı yapılandırılmış de- rinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubuna ulaş- mak için amaçlama örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri tematik analiz kullan ı- larak değerlendirilmiştir. Çalışma, Niteliksel Ara ştırmayı Raporla- mak İçin Birleştirilmiş Kriterleri kontrol listesine göre yap ılmış ve raporlanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan ebeveynlerin yaş ortala- ması 31,66±8,27’dir. Katılımcıların 11’i kadın, tamamı Afganistanlıdır, ortalama çocuk say ısı 3,1±1,1 ve Türkiye’de kalma ortalama y ılı 3,3±1,7’dir. Verilerin analizinde 4 kategori (çocuğun hastalığının ebe- veyne olan etkileri, hastane ortamında yaşanan güçlükler, farklı bir ül- kede olmaktan kaynaklanan sorunlar ve sa ğlık hizmetleri konusunda beklentiler ve öneriler), 10 alt tema (ruhsal, fiziksel, sosyal etkiler ve durumlar, sosyokültürel sorunlar, dil ve ileti şim sorunları, sosyal des- tek algısı ve sağlık personelinden beklentiler) saptanmıştır. Sonuç: Dil ve iletişim probleminin ebeveynlerin ya şadığı en önemli sorunlardan biri olduğu saptanmıştır. Çocukların hastane sürecinde ebeveynlerin baş etmede zorlandıkları, aynı zamanda ruhsal, fiziksel ve sosyal aç ı- dan etkilendiği belirlendi. Benzer şekilde, göçmen nüfuslara yönelik bilgi boşluklarını doldurmaya yönelik stratejiler konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
- MakaleAçık Erişim202465 Yaş ve Üzeri Bireylerin Başarılı Yaşlanmalarını Etkileyen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma
Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur; Daştan, Buket
Amaç: Bu çalışma, 65 ya ş ve üzeri bireylerin sa ğlıklı yaşam biçimi davranışları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin ince- lenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılan bu çal ışma Şubat-Mayıs 2021 tarihleri aras ında dahiliye polikliniğine başvuran 65 ya ş ve üzeri 430 hasta ile gerçek- leştirildi. Veriler, “Hasta Bilgi Formu”, “Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Dav- ranışları (SYBD)-II Ölçeği” ve “Ba şarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ)” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlen- dirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi testi ile korelasyon testleri kullan ıldı. İstatistiksel an- lamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş orta- laması 71,01±6,66 olarak tespit edildi. 65 yaş üzeri bireylerin SYBD-II Ölçek puan ortalamalar ı ile BYÖ puan ortalamalar ı arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlendi (p<0,001). Geliri gide- rine eşit/fazla olan ve sigara içmeyen bireylerin SYBD Ölçek-II top- lam ve alt boyutları puan ortalamaları ile BYÖ toplam ve alt boyutları puan ortalamalarında anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttıkça başarılı yaşlanmalarının da arttığı bulundu. Dünya genelinde başarılı yaşlanmanın sürdürülebilmesi için bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması, des- tekleyici ortamların oluşturulması, sağlık profesyonellerinin rehberli- ğinin sağlanması ve daha büyük örneklem gruplar ında çalışmaların yapılması önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de Ekolojik Ayak İzi ile Finansal Gelişme Arasındaki İlişki: Fourier Testinden Kanıtlar
Karaaslan, İbrahim
The impact of financial development on the ecological footprint and the relationship between them is of great importance for sustainable development and environmental protection. While financial development contributes to economic growth, it can also increase the consumption of natural resources and environmental pollution. For this reason, balancing financial development with environmental sustainability is critical to preserving the quality of life for future generations. Effective environmental policies and green financing tools can simultaneously promote economic growth and minimize the ecological footprint, thereby improving environmental quality. This study investigates the long-term relationship between financial development and ecological footprint in Türkiye. The dataset covers the period from 1980 to 2022 and consists of annual observations. The stationarity of the variables was tested using the Fourier KPSS unit root test and the KPSS unit root test. After determining that the variables were not stationary at their level values, the Fourier cointegration test was used to examine the long-term relationship between the variables. The results of the study revealed a cointegration relationship between ecological footprint and financial development in Türkiye. According to the long-term DOLS estimation results, there is a statistically significant positive relationship at the 1% significance level between financial development and ecological footprint, indicating that increases in financial development lead to increases in the ecological footprint. This finding underscores the need for more environmentally friendly policies and careful decision-making in the process of achieving financial development.
- MakaleAçık Erişim2024Çatışmanın Yankıları: Kanlı Madalya ile İç Savaş Sonrası Amerika'nın Sosyoekonomik Dinamikleri Arasındaki Benzerlikleri Keşfetmek
Koç, İbrahim; Çapoğlu, Kemal
Stephen Crane'in Kanlı Madalya (1895) adlı romanı, Amerika'nın en büyük göç ve kentleşme dönemlerinden biri olan İç Savaş sonrası dönemde yayımlanmıştır. Bu dönemi karakterize eden iki önemli faktör vardır: Birincisi, bilimsel gelişmelerin desteğiyle endüstriyel üretimin yükselişi ve bunu izleyen ekonomik genişleme; ikincisi ise Güney'deki ekonomik yıkım ve Kuzey'in sanayi kentlerinin vaat ettiği daha yüksek yaşam standartları nedeniyle artan göç. Bu dönemde üretim tekniklerinde yaşanan değişimler ücret rekabetinde işverenler lehine bir avantaj yaratmıştır. Dolayısıyla fabrika sahipleri vasıflı işçiler yerine vasıfsız göçmen işçileri tercih etmeye başlamış ve bu da kentleşmenin yoğunluğunu artırmıştır. Hızlı nüfus artışı şehirleri güçlünün zayıfı ezdiği endüstriyel cangıllara dönüştürürken, destekleyici sosyal ağlardan yoksun kırsal göçmen işçiler için hayat, sorunlarla dolu bir savaş alanından farksızdı. İşte roman böyle bir dönemde yazıldı. Bu durumu göz önünde bulunduran ve F. Jameson’ın edebi metinlerin yalnızca yaratıcılığın bireysel ifadeleri değil, kültürel, ekonomik ve politik anlamlarla örülü belirli sosyo-tarihsel anların ürünleri olduğu perspektifinden hareket eden bu makale, hikayedeki genç ve deneyimsiz askerlerden oluşan 304. piyade alayının birçok yönden İç Savaş sonrası dönemdeki genç Amerikan sanayi işçilerini anımsattığını savunmaktadır. Bu bağlamda, Kanlı Madalya anlattığı tarihsel olay kadar yazıldığı dönemin sosyo-tarihsel koşullarını da yansıtmaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Vergi Denetim Etkinliğinin Artırılmasında Yenilikçi Güç Olarak Yapay Zekâ
Günay, Hamdi Furkan
Yapay zekâ teknolojileri işlevleriyle özellikle, daha etkin vergi denetimi faaliyetleri açısından sıklıkla gündeme gelmektedir. Çalışmanın amacı literatür ve ülke uygulamaları doğrultusunda vergi denetiminde yapay zekânın etkinliğini incelemektir. Araştırma ve değerlendirmelerden ha- reketle; vergi denetiminde yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının denetimde etkinlik kazandırması, risk analizleri, vergi uyum maliyetlerinin azaltılması ve personelin verimliliğinin artırılması gibi konularda faydalı olacağı düşünülmektedir. Yapay zekâ vergi yönetim ve denetimi bakımından dönüşüm yaratacak potansiyele sahip olmakla birlikte vergi sistem ve uygulamaları yönünden gerekli altyapının tesisine yönelik politikalara ihtiyaç bulunmaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Neden düz oranlı vergi tarifesi? adalet ve etkinlik eksenli bir değerlendirme
Günay, Hamdi Furkan
Günümüz modern vergi sistemlerinde ada- let ve etkinlik iki temel değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iki temel değerin inşasında ver- gi tarife tipinin özel bir yeri bulunmakta ve artan ile düz oranlı tarifelere yönelik tartışmalar uzun yıllardır devam etmektedir. Bu noktadan hare- ketle araştırmanın amacı artan ve düz tarifeleri adalet ve etkinlik yönünden değerlendirmektir. Literatür ve ülke uygulamaları doğrultusunda yapılan değerlendirmelere göre her iki tarifenin de birbirine kıyasla başarılı ve başarısız yönleri bulunmakla birlikte artan oranlı tarifenin adalet, düz oranlı tarifenin ise etkinlik yönünden öne çıktığı söylenebilir. Araştırmadan hareketle düz oranlı tarifenin sahip olduğu olumlu yönlerinin artan oranlı tarifeye göre daha fazla olduğu be-lirtilebilir. Ayrıca düz oranlı tarifeyle birlikte ob- jektif ölçütlere bağlı vergisel kolaylıkların hayata geçirilmesinin, bu tarifeye yönelik eleştirilerin de önemli ölçüde azalmasını sağlayabilecektir.
- MakaleYalnız künye2024İklim değişikliğiyle mücadelede karbon fiyatlandırması: karbon vergisi mi? emisyon ticareti mi?
Uğur, Candan Yılmaz
Son yüzyılda endüstriyel üretimin yaygınlaş- masıyla birlikte atmosferde iklim değişikliğine neden olan karbon emisyonları önemli ölçüde artmıştır. Bu artışın temelinde dünyada kulla- nılan enerji kaynakları olarak petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtların endüstriyel amaçlı kullanımının yaygınlaşması yatmaktadır. Karbon fiyatlandırması iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının azaltılması için önemli bir araçtır. Karbon fiyatlandırması politikası ile iklim değişikliği riski minimize edilebilir, karbon emisyonları azaltılabilir, düşük karbonlu tekno- lojiler teşvik edilebilir ve kamu gelirleri artırıla- bilir. Nitekim karbon fiyatlandırma politikası çok sayıda ülkenin ulusal politikasında yer almakta- dır. Ancak, karbon fiyatlandırma politikası aracı- nın ne olması gerektiği konusundaki tartışma-lar devam etmekte ve uygulanan araç ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, karbon fiyatlandırmasının iki ana unsuru olan karbon vergisi ve emisyon ticareti sistemi- ni, emisyonların azaltılması, gelir ve uluslararası rekabet üzerindeki etkileri açısından incelemek- tir. Çalışmada ayrıca Türkiye için öneriler de yer almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024Assessment of Traditional and Commercial Rosehip Marmalade Samples: Physicochemical, Antioxidant, and Antibacterial Properties in Gümüşhane Province
Yilmaz, Firat
In this study, the specific physicochemical, antioxidant, and antibacterial properties of 20 different rosehip marmalade samples, produced using traditional and commercial methods in the Gümüşhane province and its districts, were comprehensively analyzed. To detect the chemical composition of the rosehip marmalade samples, analyses were conducted for total dry matter, pH, ash, titratable acidity (malic acid %), soluble solids, water activity, and color (L*, a*, b*). Additionally, alongside the physicochemical analyses, the contents of hydroxymethylfurfural (HMF) and sugars (fructose, glucose, sucrose, and total sugar) were also determined. To assess the antioxidant properties, analyses for total flavonoid content, total phenolic content, DPPH (% inhibition), and ABTS (% inhibition) were performed. Furthermore, the antibacterial activities of the rosehip marmalade samples against pathogenic bacterial strains such as Proteus vulgaris ATCC 29212, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Klebsiella pneumoniae ATCC 13883, Staphylococcus aureus ATCC 25923, Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853, Salmonella typhimurium ATCC 23566, and Escherichia coli O157:H7 35150 were investigated.
- MakaleAçık Erişim2024Intersections, Reflections, and Transformations in “Fashion as Material Culture”: A Conference Report
Kirca, Mustafa; Düzgün, Şebnem; Güneş, Mustafa
Introduced and hosted as a postgraduate conference in 2012 at Çankaya University, the International Conference on Language, Literature & Culture is an annual international conference, organised by a different university each year, to enable senior and emerging scholars to engage in innovative theoretical discussions and scholarly debates. In 2023, when we celebrated the centenary of the Republic of Türkiye, The 10th International Conference on Language, Literature & Culture was co-hosted by Gümüşhane University (Türkiye) Ankara Science University (Türkiye), and University of Évora (Portugal). The 10th LLC was held as an online conference on 15-16 September 2023. The international conference was a peer-reviewed academic forum for the exchange and communication of scholarship in the fields of language, literary studies, translation and cultural studies, aiming to provide a venue for scholars and graduate students working at the boundaries of these disciplines.

















