Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Traumatic Stress and Coping Experiences of Health Professionals Working in Earthquake Zones: A Phenomenological Study

    Uzun, Sevda; Emirza, Elif Güzide; Şenses, Medine

    Objective: This study aimed to examine the traumatic stress and coping strategies of healthcare professionals who provided services during the earthquakes in Kahramanmaraş on February 6, employing a phenomenological approach. Method: The study, which utilized the phenomenological method, involved conducting semi-structured in-depth interviews face-to-face with 20 healthcare professionals who provided services during the February 6 Kahramanmaraş earthquakes. Researchers used the snowball sampling technique to recruit participants and continued interviews until no new information emerged. Researchers recorded and transcribed all interviews for analysis. They applied thematic analysis to the data, ensuring the study aligned with the COREQ checklist for reporting. Results: The data analysis revealed three main themes (thoughts and feelings about healthcare provision, the effects of the earthquake, and traumatic stress and coping experiences) along with eight sub-themes: thoughts, feelings, mental, physical, social, traumatic stress, effects, and coping. Conclusion: Healthcare professionals who provided services during the February 6 Kahramanmaraş earthquakes experienced significant psychosocial effects from the traumatic stress they faced. They encountered substantial difficulties in managing these stressors. The study advocates for implementing necessary measures and support systems to help healthcare professionals effectively cope with stress in disaster situations.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Milliyetçi Siyasette Dönüşümler: Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk Siyasal Hayatındaki Konumu

    Bozkurt, Hasan

    21. yüzyılda dünyada milliyetçiliğin hem sosyal anlamda hem de aktüel siyasette konumu ve etkisi güçlenmeye devam ederken, Türk siyasetinde milliyetçiliğin belirleyiciliğinin kökleri ve temel dinamikleri irdelenmeye muhtaçtır. Bu yapılırken de hem siyasal hayattaki tarihsel süreç bakımından hem de teorik çerçevede Türkiye’de milliyetçilik anlayışlarının analizi ve mukayesesi yapılmalıdır. Milliyetçiliğin parti siyasetlerinde ve toplumsal yaşamın politik izdüşümündeki etkisini ve belirleyiciliğini anlamlandırmak için siyasette milliyetçi dilin yönü ve etkisi irdelenmelidir. Modern-seküler milliyetçilik ile geleneksel milliyetçilik arasındaki ayrım burada ön plana çıkmaktadır. İlaveten özellikle 21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru iyiden iyiye kendini gösteren, göçmen karşıtlığını merkeze alan daha dışlayıcı ve saldırgan milliyetçilikler de irdelenmeli ve mukayese edilmelidir. Bunun dışında yalnızca bugüne ya da geçmişe yönelik de değil, cumhuriyetin ikinci yüzyılında milliyetçiliğin nasıl şekilleneceğine dair de öngörü ve analizler önemlidir. Nihayetinde çalışma, postmodern dönemin temel dinamiklerini de göz önünde bulundurarak mevcut siyasal konjonktürden hareketle Türk siyasal hayatında milliyetçiliğin rolüne dair bir tartışma yürütmektedir. Bu kapsamın dışına çıkmadan milliyetçi siyasetin temel dinamikleri ve özellikle dönüşümleri ele alınmaktadır. Bu yapılırken siyasi partilerin kurumsal yayınları merkeze alınarak söylem analizi yapılmaya çalışılmaktadır. Çalışmada literatür taraması, söylem analizi, tarihsel inceleme ve karşılaştırmalı analiz yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Comparative Macroscopic and Morphometric Analysis of Mandible in Different Mouse (Balb-c; Cd-1; C57bl/6) and Rat Strains (Wistar Albino; Sprague Dawley; Wag/Rij)

    Onuk, Burcu; Ağaç, Duygu Küçük

    Since the morphology of the mandible varies among animal species, it is the subject of many studies. The aim of this study was to investigate the macroanatomical and morphometric aspects of the mandible in three different rat (Sp-ague Dawley, Wistar Albino, Wag/Rij) and mouse strains (Balb-c, C57bl/6, CD-1). In this study, which was conducted using a total of 96 mandibles, 8 females and 8 males from each strain, measurements were taken from 6 parameters.Similarities and differences between strains and sexes were revealed by statistical analyses. The mandibles were examined under a stereomicroscope. For Balb-c, the termination of proc. angularis at the level of proc. condylaris and the shallow tuberculum masseterica were identified as distinctive anatomical structures; for Wag/Rij, the termination of proc. angularis at the level of proc. condylaris, the prominent tuberculum masseterica, and the localization of the molar teeth were macroscopically revealed as distinctive features. Specific measurement parameters were proc. coronoideus height for Balb-c; mandible length and lower M3 crown length for CD-1, while specific measurement point was no available for C57bl/6. In rats, proc. coronoideus height was the specific measurement point for Wag/ Rij; lower M3 crown length was decisive for Sprague Dawley. The mandible length parameter was specific for all rat strains. It was concluded that strain determination could be made by looking at these distinctive parameters.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Hizmeti Veren Sigorta Şirketlerinin Performanslarının Değerlendirilmesi

    Ağırbaş, İsmail; Coşkun, Gülizar

    Bu çalışmanın amacı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerine ait veriler ile bir arada yorumlanabilen bir sonuç ortaya çıkararak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerinin performanslarının ölçülmesi ve ardından Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti satın almak isteyen bireylere karar verme konusunda öneri sunmaktır. Bu doğrultuda Türkiye Sigorta Birliği internet adresinde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketleri belirlenmiş ardından bu şirketlerin belirli kriterleri kullanılarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden gri ilişkisel analiz yöntemi ile performans analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda en yüksek performansa sahip sigorta şirketi Allianz Sigorta A.Ş. olmuştur. Sektördeki tüm sigorta şirketlerinden daha düşük performansa sahip olanları kendilerine rekabet avantajı sağlayacak pazarlama ve satış stratejilerini geliştirerek sigortalı sayısını ve toplam prim üretimini arttırabilir. Bu doğrultuda Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketi genişletilerek daha geniş bir kesime hitap edeceği düşünülmektedir. Bununla birlikte sağlık sigorta şirketlerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketlerinin kapsamını genişletilerek talebi arttırabileceği önerilebilir. Ayrıca sağlık sigorta şirketlerinin yaptıkları risk değerlendirmesi sonucunda hesaplanan prim düzeylerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortasını teşvik edici seviyeye indirilmesi önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İş Yerindeki Maneviyat Engellerinin Proaktif Kariyer Davranış Üzerindeki Etkisinde Canlılığın Aracı Olumsuz Dedikodunun Durumsal Aracı Rolü: Sağlık Çalışanları Örneklemi

    Bekar, Fevziye

    Bu araştırmanın amacı duygusal olaylar teorisi ve duygusal değişim modeli temelinde maneviyat engelleri, proaktif kariyer davranış, canlılık ve olumsuz dedikodu değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma sağlık çalışanları örneklemi üzerinde yürütülmüştür. Kolayda ve kartopu örneklem yöntemi ile 912 sağlık çalışanına ait verilerin analiz yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için AMOS 23, açımlayıcı faktör analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri için SPSS 22, aracılık etki (model 4) ve durumsal aracı etki (model 7) analizleri için PROCESS MACRO v3.4 kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda maneviyat engelleri ile proaktif kariyer davranışı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkide canlılık değişkeni düşük oranda aracılık etmekte olduğu ve maneviyat engelinin olumsuz etkisini azalttığı tespit edilmiştir. Olumsuz dedikodunun ise bu değişkenler arasında durumsal aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Doğum Sonu Erken Dönemde Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanmasının Önemi: Geleneksel Derleme

    Efe, Emine; Gül, Uğur

    Bu derlemenin ilk amacı, literatürde yer alan bağlanma kavramının tanımını hem ebeveyn tarafından hem bebek tarafından açıklığa kavuşturmaktır. Bir diğer amacı ise zamanından erken doğan bebeğe sahip babaların baba-preterm yenidoğan bağlanmasının önemini vurgulamaktır. Zamanından erken doğan pretermlerin hayatta kalabilmeleri için en iyi seçenek Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatmak olarak görülmektedir. Bu süreçte yoğun bakım kuralları nedeniyle babalar ikinci planda kalabilmekte ve bebeklerini oldukça sınırlı bir zaman diliminde görmektedirler. Bu nedenle babalar bebekleri ile yeterli zaman geçiremedikleri için yeterli etkileşime giremez ve baba-preterm yenidoğan bağlanması olumsuz etkilenebilir. Bu derlemede, baba-preterm yenidoğan bağlanmasını olumsuz etkileyen bazı önemli durumlar ele alınmakta ve güncel literatür doğrultusunda derlenmektedir. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde görev yapan hemşirelerin/sağlık profesyonellerinin baba-preterm yenidoğan bağlanmasının klinik özelliklerini bilmesi ve bağlanma temelli hemşirelik uygulamalarında bulunması baba-preterm yenidoğan bağlanmasını güçlendirebilir. Preterm doğum nedeniyle Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatışa bağlı preterm preterm-anne-baba üçlüsünün doğum sonu erken dönemde bağlanmasının geliştirilmesi için güncel literatür doğrultusunda bağlanma temelli hemşirelik yaklaşımının önemi vurgulanmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sektörel İş Kazaları: Türkiye ve Avrupa Birliği Ülkeleri Üzerine Bir Değerlendirme (2015-2021)

    Irmak, İbrahim

    Sanayi devrimi sonrasında artan makineleşme ve teknolojik gelişmeler ile çalışanların maruz kaldıkları tehlikeler artmıştır. Sektörel çeşitliliğin ve çalışan sayısının artması, çalışma hayatını karmaşık bir düzeye getirmiştir. Bunun sonucunda çalışma hayatı olumsuz olarak etkilenmiş ve iş kazası sayılarında artışlar yaşanmıştır. Dünyada ve Türkiye’de iş kazaları çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş kazaları, bütün ülkelerin ortak sorunu olmasına rağmen, gerekli önlemlerin alınması ile iş kazaları azaltılabilir. Bu önlemlerin uygulanması için hem dünyada hem ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2021 yılları arasında dünyada ve Türkiye’de meydana gelen iş kazası sayıları ve ölümlü iş kazası oranlarının değişimleri, Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde bazı sektörlerde meydana gelen iş kazaları sayısı ve ölümlü iş kazalarının istatistiksel açıdan değerlendirilmesidir. Çalışmada yer alan verilerin derlenmesinde, dünyada meydana gelen iş kazalarının ülkelere göre dağılımları için ILOSTAT verileri, Avrupa Birliği ülkelerinin sektörel bazda iş kazası sayısı ve ölümlü iş kazası sayısı verileri için EUROSTAT istatistik verileri ve Türkiye’de iş kazaları verileri için SGK istatistik verileri kullanılmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkçe üzüntü eylemi dertlen- ‘in sözcük profili: derlem çıkışlı bir inceleme

    Demir, Süleyman; Özyıldırım, Işıl

    Bu çalışma olumsuz bir duygu olarak tanımlanan üzüntü anlamını ifade eden bir Türkçe eylemin sözcük profilini analiz etmeyi amaçlayan derlem çıkışlı bir yaklaşım kullanmaktadır. Çalışma Türkçe Ulusal Derlemi’nden (TUD) elde edilen veriyi Genişletilmiş Sözcük Birimleri (Stubbs, 2005) modeli çerçevesinde ele almaktadır. Derlemden elde edilen sorgu dizinlerine dayanarak dertlen- fiilinin olası anlamsal değerini üzüntü duygusunun bilişsel özellikleri bağlamında kavrayabilmek için eylemin söz dizimsel özellikleri, eşdizimlilik eğilimleri, bağlam bağımlı anlamsal ve edimsel nitelikleri tespit edilmiştir. Buna göre, Dertlen- eyleminin başkalarının sıkıntılarından kaynaklanan bir üzüntüyü ifade ettiği bulunmuş ve bu bulgu empati-özgecilik hipotezi (Batson, 1991) bağlamında tartışılmıştır. Bu yönüyle, fiil “diğerkamlık” davranışıyla bilinen Türk kültürü hakkında ipuçları sunmaktadır. Çalışma ayrıca söz konusu eylemin gelecekle ilgili üzüntü durumlarına kıyasla geçmiş/şimdiki zaman bağıntılı olumsuzluklarla daha sık kullanıldığını göstermektedir. Derlem çıkışlı yaklaşımların geçerliliğini ortaya koyacak şekilde, elde edilen veri bu üzüntü eyleminin kendine has özellikleri olduğunu ve bu şematik yapının da dertlen- eyleminin anlamsal ve edimsel yükünü de şekillendiren bir sözcük çevresi oluşturduğunu göstermiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Devlet ar-ge destekleri ve yenilikçilik ilişkisi: kurumsal kalitenin moderatör etkisi

    Şahin, Fatih

    Bu çalışmanın amacı, devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktılar üzerine etkilerini ve bu süreçte kurumsal kalitenin rolünü ortaya koymaktır. Ülke düzeyinde ikincil verilerden hareketle 38 OECD ülkesinin 2011-2020 yılları arasındaki 10 yıllık verilerinden elde edilen 380 örneklemle kurgulanan çalışmada panel regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz bulguları devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktıları kısıtlayarak ikamet etkilerinin ortaya çıktığını göstermektedir. Bu olumsuz etkilerin politik istikrar, düzenleyici kalite ve yolsuzlukla mücadeleden oluşan kurumsal kalitenin zayıf olduğu durumlarda daha da güçlendiği görülmektedir. Kurumsal kalitenin yüksek düzeylerinde ise bu olumsuz etkiler ortadan kalkmakta, hatta düzenleyici kalitenin yüksek düzeylerinde tamamlayıcılık etkileri ortaya çıkarak devlet Ar-Ge destekleri yenilikçiliği olumlu yönde etkilemektedir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Descartes’ın Bilinçsiz Makineleri: Hayvanlar

    Üner, Aslı

    Hayvan refahına olan duyarlılığın sorgulanması ve hayvanların ahlaki statülerinin olup olmadığı meselesi 20. yüzyılda ilk olarak Batı düşünce geleneğinde tartışılmaya başlamış ve günden güne artan etkisiyle geniş kitlelere yayılmıştır. Peter Singer, Tom Regan, Gray Francione ve Richard Ryder gibi düşünürler bu hareketin önde gelen isimlerindendir. Ancak, 20. yüzyıldan önce batı düşüncesinde hayvan haklarına yönelik tartışmalar oldukça farklı bir boyutta ilerlemiştir. Örneğin 17. yüzyıl filozoflarından olan Descartes’ın felsefesinde hayvanlar zihin/ruh/bilinç sahibi olmayan birer makinedir. Bu anlamda hayvanların düşünme ve hissetme yetileri yoktur dolayısıyla acı ya da haz gibi hislere de sahip değillerdir. Hal böyleyken, makineden hiçbir farkı olmayan hayvanlara karşı ahlaki yükümlülüğümüz olduğunu düşünmek, duvar saatine karşı ahlaki yükümlülüğümüz olduğunu düşünmek kadar saçmadır. Bu yazı, spesifik olarak, 17. yüzyıl filozoflarından Descartes’ın hayvanların ahlaki statüsüne yönelik görüşlerini, bunların altında yatan sebepleri ve son olarak da hayvan hakları savunucularının Descartes’a yönelttiği itirazları ele alma ve değerlendirme amacı gütmektedir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Entegre KFG Yöntemi ile İnsani Yardım Lojistiğinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri: Hatay Örneği

    Peker, İskender; Ayvazoglu, Gülsah

    Son yıllarda yaşanan olağanüstü durumlar ve insani krizler, insani yardım lojistiği alanında yapılan çalışmaların sayısını artırmıştır. Dünya genelinde ve ülkemizde meydana gelen afetlerde, insani yardım lojistiğinde yaşanılan sorunlar için çeşitli çözümler üretilmeye çalışılmışsa da bu çözümler genellikle bölgesel ihtiyaçlara uygun olmamıştır. Bu çalışmanın amacı, Hatay ilinde gerçekleştirilen insani yardım faaliyetlerinde karşılaşılan sorunları belirlemek ve bu sorunlara çözümler geliştirmektir. İnsani yardım lojistiği birçok aktörün yer aldığı karmaşık bir süreçtir. Bu karmaşıklık hem gereksinimlerin hem de karar kriterlerinin bir arada değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, insani yardım lojistiği planlama sürecinde karşılaşılan sorunlara esnek ancak etkili çözümler sunabilecek bir model önerilmektedir. Bu model, Kalite Fonksiyon Yayılımı (QFD) yöntemi kullanılarak nitel ve nicel verilerin birleştirilmesini içermektedir. Bu çalışmada, Hatay ili özelinde insani yardım lojistiğinde karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek üzere Delphi ve Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemlerinin Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniğine entegre edildiği bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model doğrultusunda çalışma genel itibariyle üç aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada Delphi yöntemi kullanılarak ilgili literatür ve Hatay’da insani yardım hizmeti sunan kurum/kuruluş temsilcilerinin görüşleri dikkate alınarak insani yardım lojistiğindeki sorunlar tespit edilmiştir. Ardından bu sorunların öncelik değerleri (ağırlıkları) Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi ile belirlenmiştir. Son aşamada ise Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) ilişki matrisleri sayesinde çözüm önerileri geliştirilmiştir. İnsani yardım lojistiği konusunda 14 sorun Delphi tekniği ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların AAS ile önceliklendirilmesi ile “Süreklilik-Sürdürebilirlik Eksikliğinden Kaynaklanan Problemler” en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ardından uzaman görüşleriyle belirlenen 13 çözüm önerisi arasından “İnsani yardımların takip edileceği sistem oluşturulması” ise insani yardım lojistiğindeki sorunların bertaraf edilmesindeki en etkili çözüm önerisi olarak belirlenmiştir. Gelecekte benzer araştırmaların farklı bölgelerde veya ülkelerde daha fazla uzmanın katılımı ile gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır. Ayrıca, çalışmanın bulguları, farklı çok kriterli karar verme yöntemleri ile karşılaştırılarak daha geniş bir perspektif sağlanabilir. Bu bağlamda, insani yardım lojistiği alanında entegre metodolojilerin kullanılması, sorunların daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasına olanak tanıyacaktır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 17 · Amaçlar için Ortaklıklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Disiplinleşme ve Kamu Yönetimiyle İlişkilenme Süreci Bağlamında İşletme Yönetimi

    Dülgar, İmren Pınar

    İşletme yönetimi, kamu yönetiminde egemen yaklaşımlara kuramsal kaynaklık eden bir disiplindir. İşletmecilik kuramlarının kamu yönetimine aktarımı ve bu alanda doğurduğu etki, 1980’li yıllar sonrası ekonomi politikalarıyla ilişkili olarak birçok çalışmaya konu edilmiştir. Bu makale ise etki yerine kaynağın kendisini ele almak üzere tarihsel bakışı başlangıca yöneltmektedir. Kaynağın ele alınmasıyla disiplinlerin inceleme nesnesi (somut olan) farklılığına rağmen somuttan üretilen kuramsal bilgi (soyut olan) ortaklaşmasının nedeninin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Makalede, işletme yönetiminin bir disiplin olarak gelişiminin tarihsel bağlamı çözümlenerek inceleme nesnesi/varlık sebebi kavranmaktadır. Özel sektör dünyasına ait sistemli bir bilgi bütünü olarak disiplin, ilk ifadesini büyük örgütlerin şirket formunda yaygınlaştığı ve anonim şirketlerin yönetim işlevindeki ayrımı güçlendirdiği 19. yüzyıl Amerika’sında kazanmıştır. İşletme yönetiminin kamu yönetimine kaynaklık etmesini sağlayan ilk yaklaşım ise fabrikadan geliştirilen ve disiplinin kurucu yaklaşımı olan Bilimsel Yönetim’dir. Bu yaklaşımla işletme yönetimi henüz kuruluş aşamasında kamu yönetimiyle ilişkilenmiş ve fabrika yönetiminden tüm örgütlere doğru görüş alanını genişletmiştir. Yönetim bilgisinin evrensel/özel-kamu ayrımı olmaksızın her örgütte uygulanabilir olduğu savıyla nesne farkını gözetmeyen yaklaşımlar, piyasa örgütlerinden üretilen bilginin kamu yönetiminde geçerliliği kabulüne yol açmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    Examination of The Relationship Between Consumers' Digital Footprint Awareness and Their Decision-Making Styles in Digital Marketing With The Structural Equality Model

    Taş, Ahmet; Bulbul, Halil Ibrahim

    The integration of digital technology with the internet has brought up various subjects and concepts. Individuals using the Internet create their digital footprints with their activities in the digital environment. With the help of digital footprint, political views, personality traits, potential beliefs, etc. can be predicted. This study was prepared to determine the level of impact of individuals' digital footprint awareness on their decision-making style when purchasing products online. The data were collected through an online survey and analyzed using SPSS and AMOS programs. The sample of the study included 607 individuals from different groups, and after eliminating outliers at the structural equation model stage, data from 461 participants were analyzed. As a result of the analysis, it was seen that participants were aware that their activities on the internet environment could affect them, they made decisions as they wished, some sub-dimensions had differences between genders, and generally there was no difference in demographic characteristics in terms of digital footprint awareness. Additionally, an analysis of demographic variables showed that there was a relationship between conscious awareness and digital footprint, and some sub-dimensions of consumer decision-making style and digital footprint.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of Health System Performance in the Member States of the European Union and the Organization of Economic Development and Cooperation

    Köse, Aslı

    The aim of this research is to evaluate the health system performance of the European Union (EU) and OECD member countries using the Organization of Economic Cooperation and Development (OECD) performance measurement approach. The data are taken from the OECD and Eurostat databases. According to the efficiency scores obtained through Data Envelopment Analysis, the relationship between the variables in the health system performance model was evaluated with Tobit Regression analysis. Furthermore efficiency ordering of health systems determined in help of super efficiency model. EMS and EViews programs were used to analyze the data. In 2011-2019, the health systems of OECD and EU member countries Greece, Ireland, Norway, Poland, Slovenia, Spain, Sweden, and Estonia were determined to be effective at the performance level according to Data Envelopment Analysis. It has been determined that the Czech Republic, Denmark, Germany, and Austria health systems are not effective at the performance level in three scale types. According to Tobit Regression analysis, it was determined that only life expectancy at birth was effective on health system performance among the variables in the OECD health system performance measurement approach.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Nano Partiküllü Hegzagonal Bor Nitrür’ün Ağaç Malzemenin Mekanik Özelliklerine Etkileri

    Yaşar, Mehmet; Yasar, Sekip Sadiye; Irkilata, Mehmet; Sen, Selim

    Bu çalışma nano boyutlu Hegzagonal Bor Nitrür (h-BN) emdirmenin sarıçam (Pinus sylvetsris L.), Anadolu kestanesi (Castanea sativa M.) ve Doğu ladini (Picea orientalis) odunlarının elastikiyet modülü (ISO 13061–4) ve eğilme direnci (ISO 13061-3) üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlanmıştır. %1,5 konsantrasyonda nano boyutlu h-BN ile emprenye edilen sarıçam en yüksek tutma değerleri göstermiştir. h-BN ile emprenye, tüm ağaç türlerinde %1,5 ile %5 arasında değişen yoğunluk değerinde artış olmuştur. Emprenye işlemi, tüm ağaç türleri için eğilme direnci değerlerinde bir düşüşe neden olmuştur. Kontrol örnekleri ile karşılaştırıldığında, h-BN uygulaması sonrası eğilme direnci değerleri sarıçamda %25, ladinde %18.5 ve kestanede %9 azalmıştır. En düşük eğilme direnci değeri Ladin + h-BN’de (58,1 N/mm2), en yüksek Kestane kontrol örneklerinde (89,6 N/mm2) elde edilmiştir. Retensiyon değeri daha düşük olan kestane ağacı, elastikiyet açısından değişken değerler göstermiştir. Emprenye işlemi, elastikiyet modül değerlerinde sarıçamda %18, ladinde %1 oranında azalmaya neden olurken, kestanede artışa neden olmuştur. En düşük elastikiyet modülü değeri Sarıçam+h-BN’de (8530 MPa), en yüksek Sarıçam kontrol örneklerinde (10444 MPa) bulunmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Z Kuşağının Analog Medyayı Kullanım Nedenleri ve Geleneksel Medya Deneyimi Üzerine Bir İnceleme

    Taşdelen, Birgül; Köse, Hüseyin; Aydoğan, Bahar Balcı

    Gazete, kitap, sinema, televizyon ve radyo gibi analog medya biçimleri ve bunların ürettiği toplumsal ve kültürel deneyime görece uzak olduğu varsayılan Z kuşağının kendini bu medya biçimlerine karşı nasıl konumladığı meselesi, özellikle de medya ekolojisine dair sunacağı veriler açısından araştırmaya değer bir konudur. Bu bağlamda, çalışmada Z kuşağının kendi medya kullanım yatkınlığı içine alamadığı, içinde bulunduğu algılama evreniyle çok da benzer olmayan, dijital medyanın otomatik hızla aktarılabilen enformasyon ve içerik biçimlerine oranla daha yavaş ve seçenek bakımından da görece daha sınırlı olduğu varsayılan analog medyayı kullanma nedenleri ve bu kullanımdan ne tür doyumlar elde ettiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı’na dayandırılan çalışmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi lisans ve ön lisans programlarında okuyan Z kuşağı öğrenciler oluşturmakta olup, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 853 öğrenciyle elektronik ortamda anket çalışması yapılmıştır. Sonuç olarak, çevrimiçi medyayı yoğunlukla kullanan Z kuşağının, analog medyayı tamamıyla yok saymadığını, özellikle erkek katılımcıların sinema filmi izlemek gibi eğlenceli zamanlar geçirmek adına analog medyayı tercih ettiği, kadın katılımcıların ise kişisel gelişim/kendini ifade etme gibi nedenlerle analog medyayı kullanmayı daha fazla tercih ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Kirâmen Kâtibîn Meleklerinin Görevlerine Dair Bazı Soru ve Cevaplar

    Gözün, Abdulvehhab

    Gaybî meselelerden olup yaratıcı tarafından iman edilmesi istenilen hususlardan biri, hiç şüphesiz meleklerin varlığıdır. Mahiyetleri, çeşitleri, görevleri ve özellikleri noktasında da insanlar, ancak İslâm’ın iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’te bildirildiği kadarıyla bilgi sahibi olabilirler. Zira gaybî konularda bilgiye erişme yollarından, bağlayıcı ve esası itibarıyla kat‘î ilim bildiren dayanak, vahiydir. Hissî olmayan bu alanda duyular tabiatıyla bilgi aracı olamazlar. Aklın ise gaybî bilginin sübûtundan ziyade anlaşılması ve yorumlanması bakımından delâletinde etkinliği vardır. Peygamberlerin dışındaki bazı insanlar tarafından ilham veya rüya gibi vesilelerle elde edildiği iddia edilen bilgilere gelince bunlar, kaynağı kesin olarak Allah (c.c.) olmadığı için bağlayıcı olmamasının yanı sıra subjektif bir deneyim olarak doğru ya da yanlış olmaya elverişlidir. Dolayısıyla meleklerle ilgili zikredilen hususlarda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın yolu ancak vahiy olabilir. Yaratıcının kendilerine yüklediği görevler bakımından melekler farklı kısımlara ayrılmaktadır. Bu melek gruplarından biri daha çok, “değerli yazıcılar” anlamına gelen “kirâmen kâtibîn” sıfatlarıyla anılan meleklerdir. Genel olarak insanların dünya hayatında yapıp ettiklerini yazılı olarak kayda geçirmekle görevli oldukları inananlar tarafından bilinmektedir. Ancak bu husus detaylı olarak ele alındığında akla birçok soru gelmektedir. Özellikle konu bağlamında 5N1K sorgulama tekniği üzerinden yola çıkıldığında bu durum ortaya çıkmaktadır. İnsanın sorumluluğu açısından bakıldığında kanaatimizce en önemlisi “ne” ve “ne zaman” sorularıdır. Çünkü insanın nelerden ve ne kadar süre sorumlu olacağını bilmesi, kendisi açısından öncelikli olandır. Bu da yazıcı meleklerin insanla ilgili hangi hususları yazılı olarak kayda geçirdiğinin bilinmesiyle bilinebilir. Ayrıca bunları ne zaman yazmaya başladıkları ve ne zaman sonlandırdıkları da bilinmelidir. Böylece insan için sınava tabi tutulduğu hususlar ile sorumluluk süresi ortaya çıkmış olur. Diğer sorulara gelince elbette onların da cevapları önemlidir. Ancak araştırmanın sınırlarını aşmama düşüncesiyle bunlara kısaca değinilecektir. Öncelikle “nerede” sorusunun cevabının amellerin vuku bulduğu mekân olarak dünya olduğu herkesçe malumdur. Kayıt tutanakları olarak ise defter gibi fizikî bir malzemeden ziyade fizik ötesi oldukları ilk akla gelendir. “Neden” sorusu bir yönden yaratılıştan doğan sorumluluklarla alakalı olup çok detay istememektedir. Ancak yaratıcının insana ait her şeyi zaten bilip unutmuyor olması ve onu hesaba çekmek için aslında hiçbir kayda ihtiyaç duymaması bakımından yazılmasının hikmeti sorgulanabilir. İnsanın, yaptıklarının kaydedildiğinin ve ona göre davranması gerektiğinin bilincinde olması, böylece hesap günü bu durumdan haberinin olmadığını ileri sürememesi gibi gayelerden ötürü yazıldığını söylemek mümkündür. “Nasıl” sorusu ise insanın sorumluluğunu ilgilendiren bir husus değildir. Son olarak “kim” sorusunun cevabının, yazdıran olarak Allah (c.c.); yazan olarak ise adı geçen melekler olduğu sarihtir. Binaenaleyh araştırmanın konusu, Kirâmen Kâtibîn meleklerinin kaydettiklerinin mahiyetinin ve zamanının tespitine dair olan “ne” ve “ne zaman” sorularıdır. Amacı da özellikle bu iki sorunun cevaplarına vahyin kaynakları olan Kur’an ve Sünnet üzerinden ulaşmaktır. Çalışmanın bu yönüyle önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırmada yöntem olarak Kur’an ve Sünnet’te konu hakkında yer alan ilgili metinler üzerinden belgesel araştırma ve yorumlama metoduna başvurulacaktır. Özellikle mezkûr soruların cevaplarını ilgilendiren hadis rivayetlerinin tespiti, ihtiyaç duyuldukça sıhhat değerlendirmesi ve âlimlerin meseleyle bağlantılı yorumları, araştırmanın kapsamına girmektedir. Sonuçta ise zikredilen soruların cevaplarıyla ilgili elde edilen bulgulara ve bazı yönlendirici açıklamalara yer verilecektir. Araştırma neticesinde kısaca, “ne” sorusunun cevabının, iyilik ya da kötülük kategorisine giren insana ait ve özgür iradesiyle bilinçli ve kasıtlı olarak edindiği her türlü inancın, düşüncenin, duygunun, niyetin; icra ettiği her eylemin, söylemin; sebebiyet verdiği ya da ardında bıraktığı her çeşit iyilik ve kötülüğün olduğu anlaşılmıştır. “Ne zaman” sorusunun cevabının ise, iyilikler için ergenlik öncesi dönemden; kötülükler için ise ergenlikle başlayıp ölüme kadar, hatta varsa ardında bıraktıkları ya da neden oldukları, insanlar üzerinde etkisinin bitimine kadar devam eden zaman dilimi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    İstanbul – İzmir Otoyolu’nun Tarım Alanlarına Etkisi: Manisa Kesimi Örneği

    Arslan, Ferhat; Üzülmez, Mehmet

    Ulaşım faaliyetleri bir ülkenin gelişmişlik derecesini belirleyen önemli göstergelerden birisidir. Ülke içindeki ticari faaliyetlerin devamı, ülkenin her noktasına olabilecek iletişim hareketliliği ve bireysel faaliyetler gibi birçok unsurun da odak noktasında yer alan ulaşım aynı zamanda ülkeler arasındaki ilişkileri de belirleyen başat aktörlerdendir. Kara yolu ile her noktaya ulaşım imkânının bulunması ve ulaşımda kullanılabilen araç çeşitliliğinin fazlalığı nedeniyle tüm dünya gibi Türkiye’de de kara yolu ulaşımının geliştirilmesine yönelik politikalar benimsenmiştir. Bu politikaların bir sonucu olan ve etki düzeyi ile hem ulusal hem de uluslararası bir niteliği bulunan İstanbul - İzmir Otoyolu 2009 yılında ihale edilmiş ve 2019 yılı itibariyle tamamen hizmete açılmıştır. Bu çalışma söz konusu otoyolun tarım alanları üzerindeki etkisini Manisa örneğinde incelemeyi amaçlamıştır. Manisa’nın ulusal ve uluslararası düzeyde bir tarım bölgesi olması örneklem seçiminde etkili olmuş ve bu kapsamda Google Earth, OpenStreetMap, Coordination of Information on the Environment (CORINE, 2018), Harita Genel Müdürlüğü ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda otoyol projesi neticesinde Manisa genelindeki karmaşık ekim modelleri, kuru tarım alanı, zeytin alanı, sulu tarım alanı ve üzüm bağları kategorisinde toplam 842 ha’lık tarım alanının kaybedildiği sonucuna varılmıştır. Çalışma ile gıda üretim alanı olan tarım alanlarını koruyucu önlemler ile entegre ulaşım politikalarının temel alınmasının zorunluluğu vurgulanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Isothermal inactivation kinetics of Salmonella and Enterococcus faecium NRRL B-2354 in oat flour

    Ozturk, Samet

    Bu çalışma, Salmonella'nın ısıl işlemin sırasında yulaf ununda hayatta kalma ve ısıl toleransını (D- ve z-değerleri) patojenik etki göstermeyen potansiyel müdavini olan Enterococcus faecium NRRL B-2354 (E. faecium) ile birlikte belirlemeyi amaçlamıştır. Yulaf ununun su aktivite (aw) değeri , nem kontrollü bir ortamda 0.40 olarak ayarlanarak S. Enteritidis PT30 ve E. faecium ile eşit şekilde inoküle (108-9 CFU/g) edilmiştir. Yulaf unu örnekleri (1 ± 0.1 g) daha sonra plastik torbalarda vakumlanarak paketlenmiş ve bakteriyel hayatta kalmayı değerlendirmek için 75, 80 ve 85°C’de sıcak su banyosunda ısıl işleme tabi tutulmuştur. S. Enteritidis PT30 ve E. faecium'un hayatta kalma eğrileri, iki ana model (Log-lineer ve Weibull modeli) kullanılarak analiz edilmiştir ve mikroorganizmaların hayatta kalma eğrilerinin birinci dereceden kinetik izlediği ortaya çıkmıştır. S. Enteritidis PT30 ve E. faecium'un yulaf unundaki D75C, D80C ve D85C değerleri sırasıyla 16.08 ± 1.36°C'den 2.27 ± 0.35 dakikaya ve 23.61 ± 1.39'dan 3.87 ± 0.42 dakikaya düşmüştür ve karşılık gelen z-değerleri sırasıyla 13.4 ± 0.37 ve 12.1 ± 0.41°C olarak bulunmuştur. Bu araştırmadan elde edilen D- ve z-değerleri, yulaf ununun mikrobiyel güvenliğini sağlamak için ısıl işlemin doğrulanmasında kullanılabilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleYalnız künye2024
    Almanya’ya Göç Eden ve Türkiye’de Yaşayan 60 Yaş Üstü Bireylerin Sağlık Durumları, Öznel Yaş Algısı, Yaşamın Anlamı, Yaşam Doyumları ve Sosyodemografik Özelliklerinin İncelenmesi

    Kütük, Bahtım

    Amaç: öç, yalnızca coğrafi bir hareket değil, aynı zamanda kültürel değişim ve psikolojik etkiler barındırır. Bu araştırmada, Almanya’ya göç etmiş ve Türkiye’de yaşayan 60 yaş üzeri bireylerin fiziksel ve mental sağlık durumları, öznel yaş algıları, yaşamın anlamı, yaşam doyumu ve bazı sosyoekonomik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, Almanya’da (n = 24) ve Türkiye’de (n = 25) yaşayan 60 yaş üzeri 49 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, demografik bilgi formu, SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşamın Anlamı ve Yaşam Doyumu Ölçekleri ile öznel yaş algısı sorusu ve sosyoekonomik durum değerlendirmesiyle toplanmıştır. Bulgular: İki ülke arasında fiziksel sağlık, öznel yaş algısı ve eğitim düzeyi bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Almanya’daki katılımcılar daha iyi fiziksel sağlığa, daha genç bir yaş algısına ve daha düşük eğitim düzeyine sahiptir. Ayrıca yaşamın aranan anlamı açısından daha yüksek puan almışlardır. Korelasyon analizleri, Almanya’da öznel yaş ile yaşam doyumu ve eğitim düzeyi arasında negatif bir ilişki olduğunu; Türkiye’de ise fiziksel sağlık, öznel yaş ve yaşam doyumu arasında negatif, mental sağlıkla ise pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Her iki ülkede de gelir durumu ile sosyoekonomik düzey arasında güçlü bir pozitif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma, göçün fiziksel ve mental sağlık, yaşam doyumu ve eğitim düzeyi gibi çeşitli alanlarda etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, akademik çalışmaların yanı sıra politika yapıcılar ve uygulayıcılar için de yol gösterici olabilir ve bu yaş grubuna yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine temel oluşturabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam