Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2017
    Liberal Öğretinin Komüniteryan Eleştirisi

    Tüzen, M Ahmet

    Liberalizmin Batılı demokratik toplumlar üzerindeki artan etkisinden dolayı tarihin sona erdiği ve bundan sonra daha iyi alternatif bir teorinin geliştirilemeyeceği fikri yaygınlık kazanmıştır. Ancak liberalizmin doğuşundan günümüze kadar ana unsurunu oluşturan birey kavrayışı, özellikle 20. yüzyılda önemli eleştirilerin hedefi haline gelmiştir. Bu eleştirel yaklaşımlardan en önemlilerinden biri olan komüniteryanizm, liberalizmle benzer şekilde Batılı toplumların düşünsel zemininden hareket eden bir öğretidir. Bu bağlamda liberalizmin tarih dışı, soyut özne tasavvurunun toplumdaki gerçek kişilere tekabül etmediğini kabul eden komüniteryanizm, benliğin kurucu unsuru olarak gördüğü cemaatin ortak kavrayışlarına yer veren bir düşüncedir. Bu makalenin amacı bireyci bir düşünce olan liberalizme karşı cemaatin değerini ve asli önemini savunan komüniteryan öğretinin eleştirel yaklaşımını analiz etmektir

  • MakaleYalnız künye2017
    The Tradition as an Establishing Factor: Akif İnan’s View of Tradition and its Projection in His Poetry

    Yalçın, Fatih

    Emerging with the beginning of New Turkish literature, the discussion of tradition is a phenomenon that has kept its popularity till today. This argument proceeds in parallel with the discussion made about westernization process. Rising with the natural consequence of the physical defeat against the West, this process results in a discussion and a manner that has kept its effect up to date. This discussion- which always remains on the agenda in terms of comparisons between old-new, traditional-modern- keeps its existence as one of the most significant social dilemmas and, above all, as the most important problem of our identity formation. Inan, who penned his early poems in 1960s and published Edebiyat magazine with Nuri Pakdik, Rasim Özdenören and Erdem Beyazıt in 1969 and Mavera magazine with Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören and Ersin Gürdoğan in 1976, made an effort to transform these literature magazines into a school of literature. Inan wrote with the perspective of inclusive innovation inspired by the tradition. Bringing the tradition of Divan poetry together with the poetry concept of the day, Inan produced an innovative and original poetry that did not ignore and repeat the tradition. As Birkan suggests, he “achieved using verse forms, syllabic meter and folk poetry of Divan literature hand in hand”. His poetry includes a characteristic that carries the specialty and expression ability of classical poetry into the modern day. The present study aims to determine the reflections of Turkish poetry tradition on his poetry and analyze the literary and traditional views of Mehmet Akif Inan who provides Turkish poetry with sensitivity and forges a link between Divan poetry and today by asserting that: “The literature itself establishes its own material by collecting it from the age. While doing this, he maintains its concern with the past and reaches the future. The body of literature exists in its age and its one hand touches the past while the other one touches the future. It cannot disrupt the relation with the past because it is interested in its age which is an ordinary extent of the past; namely, its age is folded over its past”

  • MakaleYalnız künye2017
    Respect for Tradition: The Role of War Poets in Michael Longley’s Poetry

    Hakkıoğlu, Mümin

    Bu çalışma, I. ve II. Dünya Savaşları'nda yaşamlarını yitiren savaş şairlerine birçok şiirinde açık ya da örtülü göndermede bulunan Kuzey İrlandalı şair Michael Longley'nin öncellerini şiirlerine konuk etme nedenlerini incelemektedir. Sözü edilen ilginin şiirsel, politik ve ailesel olmak üzere üç temel nedeni olduğu söylenebilir. Longley, şiirlerini savaş şairlerine açarak savaşın ve dolaylı olarak 1969-1998 yılları arasında ülkesini kuşatan silahlı çatışmaların boşunalığını anlatmış ve şiddetin sonuçlarına yönelik Kuzey İrlanda halkına uyarılarda bulunmuştur. I. Dünya Savaşı'nda binbaşı olarak görev yapan babasını ve cephe gerisinde çalışan dayısını savaş şairlerinin silah arkadaşları gibi düşünen şair, onları adeta birer aile yakınına ve kendi şiir evreninin seçkin üyelerine dönüştürür. Öte yandan, böyle bir yaklaşımla, kendisine şiir geleneği içinde bir yer açmayı ve bu gelenekle bütünleşmeyi amaçlar. Buna göre, Longley savaş şairlerini hatırlayıp başkalarına hatırlatarak şiirsel düzeyde onlara yeniden varlık kazandırırken, eşzamanlı olarak kendi poetik varlığını kanıtlamaya çalışır. Bu anlamda, hatırlama topluma geçmişten ders çıkarma, Longley'ye ise kendisine şiir geleneği içinde yer açma olanağı verir

  • MakaleYalnız künye2017
    Yûnus Emre'nin "Benem" Redifli Bir Gazeli Üzerine Çoğulcu Tahlil Denemesi

    Kiremitçi, Ferdi

    Genelde İslâm kültür ve medeniyetinin özelde ise Türk-İslâm edebiyatının meşhur isimlerinin başında Yûnus Emre gelir. Kuşkusuz ki onun bu şöhreti öncelikle dinî-tasavvufî birikimini her kesimden insanın gönlünü fethedecek bir samimiyetle anlatabilmesinden, daha sonra da sözlerini coşkun bir lirizm ve arı bir Türkçeyle söyleyebilmesinden kaynaklanır. Bundan dolayı onun şiirleri, hem yaşadığı dönemde hem de sonraki asırlarda pek çok kişiyi derinden etkilemiş; bu şiirleri okuyanlar Yûnus Emre'nin duygu ve düşünce dünyasıyla hemhâl olmak için ciddi çabalar sarf etmişlerdir. Bu çalışma, Yûnus Emre Dîvânı'nda yer alan "benem" redifli bir gazelin çoğulcu yaklaşımla tahliline yöneliktir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dinî-edebî metinleri incelerken kullanılan klâsik ve modern yöntemlerin birbirleriyle olan ilişkisinden ve çoğulcu yaklaşımın bu yöntemler arasındaki yerinden bahsedilmiştir. İkinci bölüm, ilgili gazelin "toplumu, şairi, okuru ve metni" öne çıkaran yöntemlerden yararlanarak ve bunların bir sentezini oluşturarak yapılan incelemesini içermektedir. Bu çalışmayla ilim ve irfan geleneğimizin köşe taşlarından biri olan Yûnus Emre'yi, yine onun bir şiiriyle daha iyi anlamak amaçlanmış; bu amaca ulaşmak için de klâsik ve modern tahlil yöntemlerinin verilerinden hareket edilmiştir

  • MakaleYalnız künye2017
    Postmodern Tüketim ve Amerikan Rüyasının Yansımaları: Mark Ravenhill’in Shopping and F ing ve Faust Is Dead Adlı Oyunları

    Doğan, Çağlayan

    This study aims to focus on Mark Ravenhill’s some significant plays in which the concept of American dream and contemporary consumerist culture are seen. Ravenhill puts forward the perception of American dream and consumerism by emphasizing the dissatisfaction of contemporary postmodern milieu. In his plays, Ravenhill refers to the concept of American dream that enables to establish a bound between much more consumerism and opportunities that it served. Therefore, this study tries to put forward how American dream and contemporary society is mirrored within the current theatre perspective

  • MakaleYalnız künye2016
    Bir kaçış öyküsü: mim kara’nın doğuya hüzün turları

    Hakkıoğlu, Mümin

    Doğuya kutsallık atfederek bütün suç ve günahlardan Batı'yı sorumlu tutan, kendi eleştirisini Batı'nın yanlışları üzerinden yapanların karşısında, Mim Kara'nın, Doğuya Hüzün Turları'nda anarşik bir tutum takındığı ve savunmanın acziyetini tümüyle dışladığı görülür. Şair, sözünü eğip bükmeden söyleyen bir kaçak, anlattığı ise bir kaçışın öyküsüdür. Kaçış, kurtuluşun yegâne adresi Doğu'yadır. Ancak Doğuya Hüzün Turları'nda yönler bir mekâna değil bir duruma ve duruşa işaret eder. Doğu insanın aklını, aklının anlamını yitirdiği yerde başlar; mekân buna bir kolaylık sağladığı ölçüde doğudur. Buna koşut olarak Kara'nın kitabından iki karşıt denklem çıkarmak mümkündür: Doğu=hüzün=saf akıl ve Batı=Ø=verili akıl. Batı, bir kurgunun mamulü, Doğu ise tanrının yansımasıdır. Doğuya Hüzün Turları, kendi Doğu'sunda Batı'yı yaşayanlara, çağdaş yalanlardan sanal hakikatler çıkaranlara, aklını ve vicdanını terk edenlere uyarılarla doludur. Kara'ya göre bilmemek suçtur, hayata karşı dalgınlık ise ihanetten başka bir şey değildir. Bu yolculukta Doğu hep daha öteye çağıran sürekli bir tekâmülün adıdır

  • MakaleYalnız künye2016
    Klâsik türk edebiyatı nesrinde taklidî âhenk: cevâhirü'l-hikem fî-tehzibi ahlâkı’l-ümem örneği

    Duran, Ramazan

    Çalışmada klâsik Türk edebiyatı nesrinde manayı lafızda resmetme olarak da tanımlayabileceğimiz taklidî âhenk meselesi ele alınmıştır. Klâsik edebiyatın -ister manzum isterse mensur olsun- temel kaynağı Kur'ân-ı Kerim'dir. Taklidî âhengin ilk ve en güzel örneklerini şiirin ve nesrin bütün meziyetlerini bünyesinde barındıran Kur'ân-ı Kerim'de görmekteyiz. Bu yüzden makalede önce Kur'ân-ı Kerîm'de taklidî âhenge dair unsurların yer aldığı bazı âyet ve sûrelerden örnekler verilmiştir. Daha sonra doktora çalışmamız olan 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'nin Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'lümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair unsurlardan örnekler verilerilerek âhengin zor bir türü olan taklidî âhengin sadece manzum eserlere has bir özellik olmadığı manzum eserlerle birlikte mensur eserlerde de -özellikle de süslü nesirdemüelliflerin hem eserde akıcılığı sağlamak hem de kendi sanat kudretlerini göstermek amacıyla başvurdukları üslûbî bir özellik olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Makalenin giriş bölümünde üslûbun tanımıyla beraber üslûba etki eden faktörler belirtilmiş ve münşeât üslûbu üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde âhenk ve mensur eserlerde temel âhenk unsurları; seci', aliterasyon ve ritim hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde âyet ve sûrelerden örneklerle Kur'ân-ı Kerim'de taklidî âhenk konusu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'ye ait Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'l-ümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair bazı bölümler izah edilmeye çalışılmıştır

  • MakaleYalnız künye2016
    Gideon toury’nin erek odaklı çeviri kuramı ışığında aziz nesin’in “tek yol” adlı romanının farsça tercümesinin incelenmesi

    Işık, Yeşim

    Aziz Nesin'in "Bir Ölünün Hatıraları", "Saçkıran", "Kimliksiz Adam", "Gıdıgıdı " ve daha birçok eserini Farsçaya çeviren Reza Hemrah, İran'da Aziz Nesin'in tanınmasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen eserlerinin neredeyse yarısı Hemrah'a aittir. 1960 ve 1970'li yıllarda Hemrah çevirileri İran'da oldukça ilgi görmüştür. Reza Hemrah'ın çevirilerinin sahihliği konusunda İran basınında şüpheler vardır. İddialara göre Hemrah'ın yazdığı kitaplar dönemin İran hükümeti tarafından yasaklanınca yazar kendi yazılarını Aziz Nesin adına yayınlamaya başlamıştır. Başka bir iddiaya göre ise yazar, Aziz Nesin'in eserlerini okuyarak ya da Türkçe bilen arkadaşlarına okutarak yeniden derleyip yayımlamıştır. Reza Hemrah ile ilgili bu tarz iddiaların sahihliği, yazarın çeviri eserleri tek tek incelenerek saptanabilir. Bu çalışmada Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen "Tek Yol" adlı eseri, Gideon Toury'nin Erek Odaklı Çeviri Kuramı ışığında incelenmeye tabi tutulmuştur. Söz konusu teoriye göre çeviri erek kültür için yapılır. Bu nedenle kuramda çeviri ürünlerine öncelik verilir. Çeviri erek kültürün şartlarını belirlediği amaca yönelik bir etkinliktir. Eşdeğerlilik açısından çeviri metni, kaynak metnin normlarına yakınsa "yeterli çeviri"; erek metnin normlarına yakınsa "kabul edilebilir çeviri" olarak değerlendirilir. Erek metin odaklı çalışmalarda kaynak metin ile erek metin arasındaki farklılıklar dilin yapısal özelliklerinden kaynaklanıyorsa eşdeğerlilik bakımından tam bir denkliğin olmaması kabul edilirken çevirmenin şahsi kararları metnin bağlamını değiştirebilecek şekildeki yanlışları içeriyorsa böyle bir durum kabul edilebilirlik sınırlarını zorlamaktadır.

  • MakaleYalnız künye2016
    Karanlığa ışık tutmak: mıchael longley’nin şiirinde çiçeklerin simgesel ve işlevsel kullanımı

    Hakkıoğlu, Mümin

    The Northern Irish poet Michael Longley uses flowers functionally and symbolically as examples of an alternative life while dealing with the social fragmentation in his country. Flowers, in his poems, are both symbols of hope and medicines for physical and mental wounds. With such characteristics, they are amongst indispensable elements of traditional treatment methods and key parts of the power of contemporary man clinging on to life. On the other hand, as in the example of the red poppy which was transformed into a political symbol, having become a flower representing the soldiers killed in war, they emerge as components that do not heal the current problem but make it more severe. In such circumstances, rather than standing closer to an alternative life, they are closer to the contemporary world paralysed by conflicts. However, excluding their disassociating political connotations, it can be said that Longley draws on all flowers in his call to peace. He points to their unity and harmony within themselves, despite the differences in their colours, smells and sizes, as an example to Northern Irish society and describes codes of living together through them

  • MakaleYalnız künye2015
    The didactic works in the classical turkish literature: definition, classification, example text

    Kiremitçi, Ferdi

    This study aims to provide general information about the definition and classification of didactic works of classical Turkish literature and aims to give an example of a work of this nature. The study consists of three parts. In the first part, the concept of "didactic work" was discussed, general features of such works were exhibited and the differences of didactic works from artistic works were determined. Didactic work, primarily, aims to inform the reader. There is also aesthetic purposes in the portion of the works written for this aim in the our classic literature. It is

  • Derleme MakaleYalnız künye2015
    Antik dünyadan çağdaş dünyaya: mıchael longley'nin homeros destanlarından yaptığı çevirilerde şiddet gerçeği

    Hakkıoğlu, Mümin

    Kuzey İrlandanın önde gelen şairlerinden Michael Longley, Homerosun İlyada ve Odysseia destanlarından yaptığı çeviriler ile hem kendi yazın yolculuğuna hem de ülkesinde yaşanan politik karmaşaya ışık tutar. Bu çeviri şiirlerde, özgün anlatıları par- çalayarak ve bölerek ya da yeniden birleştirerek adeta yeni metinler yaratır. Sözü edilen metinler iki boyutta değerlendirilebilir. Birincisinde, Longley, Homeros ile kendisini karşılaştırarak dil ve sanat üzerinden onunla bir yarışa girer; ustasını yüceltirken kendisini de büyütür. İkincisi, şiddetin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeğine ilişkindir. Şair bu gerçeği vurgulamak için Homeros metinlerindeki şiddet ve savaş sahnelerini, XX. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey İrlandada yaşanan karmaşayı anlatmada kullanır. Böylece geçen onca zamana karşın insanoğlunun uygarlaşamadığına, şiddetin fırsat bulduğu her yerde ve zamanda ortaya çıkan evrensel bir sorun olduğuna işaret eder. Longley, Odysseus ve Hektor üzerinden kini ve öç almayı dizelerine taşırken, Troya Savaşı sırasında Priamos ve Akhilleus arasında varılan ateşkes üzerinden İrlanda Sorununa ilişkin kendi çözümünü sunar: Yaşananları unutmadan ve geçmişe takılıp kalmadan bir uzlaşı kültürü oluşturmak, bağışlayıcılığı öne çıkarıp başkalarıyla duygudaşlık geliştirmek ve sorunun çözümüne yönelik kararlı adımlar atmak.

  • MakaleYalnız künye2015
    Manifoldness as a Veiled Notion of Critique of Pure Reason: A Clue for Understanding the Transcendental Deductions

    Öztürk, Ümit

    The transcendental deduction of the pure concepts or functions of the understanding is the heart of Kant s Critique of Pure Reason. According to Kant, a conclusive determination of the boundaries of cognitive powers of the mind (Gemüth) essentially rests on this kind of special investigation. What is more, he confidently asserts that transcendental deduction has an inescapable and indispensable aspect for the constitution of metaphysics as an exact science. As it is well-known, the first edition of the Critique published in 1781. Following this publication, in his 1786 dated work Metaphysical Foundations of Natural Science, Kant mentions some serious problems about the formulation of deduction. After a while later, at the second edition of the Critique published in 1787, he completely rewrites the cornerstone chapter of the text. As a result of this alteration, a major disagreement arises among commentators of Kant. In this study, focusing on the manifoldness which is a veiled notion of the Critique, we will try to offer a preparatory discussion for a better understanding of the two different versions of transcendental deductions.

  • MakaleYalnız künye2015
    Modernliğin romantik eleştirisi: george lukács’ın roman kuramı’nda romantik antikapitalizm

    Akkanat, Salih

    Romantik antikapitalizm modern toplum ve uygarlık düşüncesine karşı ortaya çıkan bir dünya görüşü ya da eleştirel bir tutum olarak tanımlanabilir. Romantik antikapitalizm sadece sol ve özgürlükçü ideolojilerin modernlik eleştirisini ifade etmez; aynı zamanda sağ ideolojilerin protestolarının önemli bileşenlerini de içine alır. Bu durum romantizm sözcüğünün endüstriyel kapitalist modernleşmenin toplumsal, siyasal ya da psikolojik sonuçlarına tepki duyan kesimlerin dayanak noktalarının birçoğunu içermesinden kaynaklanır. Bu bağlamda romantizm, kendiliğindenlik, doğalcılık, dayanışmacılık, kolektivizm ya da cemaatçilik gibi değerleri modernliğin bireycilik, şeyleşme ya da yabancılaşma kültürünün karşısına çıkarır. Modernliğin romantik eleştirisi özellikle Almanya'da "devrimci muhafazakârlık" olarak adlandırılan bir düşünce akımının canlanmasına yol açmış olmasına rağmen bazı Marksist ve Anarşist akımlarla birleşerek demokratik ve özgürlükçü yanları öne çıkan bir sentez de doğurmuştur. George Lukács'ın Roman Kuramı Weberci Marksizm olarak adlandırılan bu sentezin ana hatlarını sergilemek bakımından önem taşır ve Batı Marksizmi'nin en güçlü özelliğini oluşturan bir kültür ve uygarlık eleştirisi olarak şekillenmesinde romantizmin etkisini ortaya koyar

  • MakaleYalnız künye2014
    Tüketim toplumunun mantığı: Mark Ravenhill’ in Some Explicit polaroids adlı oyunu

    Doğan, Çağlayan

    Within the scope of postmodernist tenets this study aims to scrutinize Mark Ravenhill’s Some Explicit Polaroids which is considered as one of the most significant plays of In-yer-face theatre that began to gain influence in Britain at the beginning of the Nineties. Some Explicit Polaroids is a political criticism on the confrontation of the two generations and reflects postmodernist tenets, which inhold nihilistic values. In this study, it is aimed to bring forward that Some Explicit Polaroids reproduces the current social milieu in a postmodernist view. In addition to this, the evaluations written on postmodern drama and the criticism on postmodernism are dealt with according to their resonances in the play. The conclusion reveals the evaluations of this study.

  • MakaleYalnız künye2014
    The problem of al-gazzali s ıntelligence envision reflection on İbn Haldun

    Sarıtaş, Kamil

    Intellect is one of the emphasized central topics in the epistemology of Islam. It is very comprehensive and contains different dimensions. Islamic philosophers pay importance to intelligence, and researched the meaning of intelligence in the areas of capacity to know, the quality of the information gotten by intelligence, its relations to sense, revelation and discovery. One of the Islamic philosophers, al-Gazzali (d. 505/1111) who lived in the East in the 12th century, and Ibn Haldun (d. 808/1406), who lived three centuries after him in Andulus, put forward remarkable thoughts in terms of envisaging intelligence. However; Ibn Haldûn s thoughts are restricted with regard to al-Gazzali. In Ibn Haldun s works regarding al-Gazzali and pointing out his thoughts, pursuing the reflections of al-Gazzali in Ibn Haldun helps determine whether or not there is any continuous factors between these two philosophers. This shows in which points Ibn Haldun was affected by al-Gazzali or not, and related to this, whether Ibn Haldun continued his thoughts or not. Such a comparison gives an idea about the originality of Islamic philosophy. The work focuses on the points in which al-Gazzali s thoughts resemble to Ibn Haldun s or differ from each other with some limitations. Being the predecessor, Gazzali s thoughts are presented before Ibn Haldun.

  • MakaleYalnız künye2014
    Şathiyelerde tanrı algısı: tipolojik bir yaklaşım

    Özbolat, Abdullah; Kartopu, Saffet

    Çalışmamızın odağında şathiyelerdeki tanrı algısının oluşumuna etki eden psiko-sosyal faktörler ve bu faktörlerin etkisiyle oluşan tanrı algısı bulunmaktadır. Bilindiği gibi tanrı algısı kişinin sosyo-kültürel ortamından, aldığı eğitimden ve içsel yaşantılarından etkilenmektedir. Tanrıyla içinde bulunduğu gelenekten daha farklı bir algı içinde oldukları anlaşılan ve bu öznel deneyimi şathiye ile ortaya koyan şairlerin kişisel tarihleri ve kültürel ortamlarıyla ilgili bir analiz, konuyu anlamamıza hizmet edecektir. Bu bağlamda konu iki kısımda değerlendirilmiştir. Birinci kısımda tanrı algısının oluşumu, nesne ilişkileri kuramının tanrı algısının oluşumuyla ilgili yaklaşımları ve bu oluşumu destekleyen toplumsal zemin ele alınmıştır. Ayrıca araştırmanın ana malzemesini oluşturan şathiyelerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için kavramsal bir analize yer verilmiştir. İkinci kısımda ise şathiyelerdeki tanrı algısıyla ilgili bir kavramsallaştırma denemesine girişilerek tanrı algısıyla ilgili şiirler tipolojik bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Bu modelde dört temel başlık ön plana çıkmaktadır. Birincisi, tanrıya sitem eden şiirler: Bunlara Yunus Emre ve Âşık İhsani'nin bazı şiirleri örnek olarak verilmiştir. İkincisi, tanrıyı eyleminden dolayı sorgulayan şiirler: Bu türe Kaygusuz Abdal, Azmi Baba ve Âşık Veysel'in bazı dizeleri örnek olarak gösterilmiştir. Üçüncüsü, tanrıyı suçlayan şiirler: Burada yine Kaygusuz Abdal'ın bazı dizeleri ele alınmıştır. Dördüncüsü ise tanrıya yönelik karmaşık duygular ifade eden şiirler: Burada özellikle Pir Edip Harabi'nin bazı dizeleri değerlendirilmiştir. Dönemin toplumsal koşullarında ortaya çıkan ancak şairlerin kişisel ruh dünyalarının ve özgül deneyimlerinin bir yansıması olan şathiyeler, tanrı algısı açısından dikkate değer veriler sunmaktadır

  • MakaleYalnız künye2013
    In the limbo of languages: Linguistic change in Seamus Heaney

    Hakkıoğlu, Mümin

    İngiliz sömürgeciliğinin sonucu İrlandada yaşanan dil sorunu, çağdaş şiirin seçkin temsilcilerinden Seamus Heaneynin yapıtlarında geniş yer bulmuştur. Ozan, İrlanda dilinde görülen büyük aşınmayı ele alarak sorunun tarihsel nedenlerine vurgu yapmış ve dilsel yitimin sonuçları üzerinde durmuştur. Sanatsal başarısını İngiliz yazınının öncülerine borçlu olan Heaneynin, biyolojik ataları ile yazınsal atalarının kullandığı dil arasında kaldığı görülür. Ancak, bu açmazdan, İrlandada konuşulan İngilizce ile Londradaki arasında belirgin farklılıklar bulunduğu sonucuna vararak kurtulur. Sanat dilinin salt egemenliğini benimsemesi evrensellik kazanmasıyla birlikte ulaştığı son aşamanın ürünüdür. Bu yönden bakıldığında, İngilizce artık ozanın ilk şiirlerindeki gibi sömürgecilerin dili değil, farklı dillerin sunduğu olanaklarla zenginleşen ve onun poetik katkılarıyla gelişen, değişime açık yüce bir dildir.

  • MakaleYalnız künye2013
    From antaeus to the bog queen: Mythological allusions in seamus heaney's north

    Parlak, Erdinç; Hakkıoğlu, Mümin

    1995 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Seamus Heaney North adlı kitabında İrlanda Sorununu ele alırken mitolojik anıştırmalarda bulunmuş, yaşanan karmaşayı simgesel bir dille anlatmıştır. Yunan mitolojisindeki Antaeus ve Hercules söylenceleri, onun ilgili şiirle - rinde, İrlandalıların köklerinin ve köklerinden kopartılış sürecinin öyküleridir. İskandinav mitolojisindeki Toprak Tanrıçası Nerthus kültüyle ilgili şiirleri ise, iki coğrafya arasındaki ekinsel benzerlikleri vurgulayan, şiddet döngüsünün çağdaş pratiklerini yansıtan anlatılardır. Bu anlamda, Come to the Bower ve Bog Queen şiirlerinde sözü edilen bataklık kraliçeleri, ilkbaharda toprağa bereket getirmesi için kendisine kurbanlar sunulan Nerthus, kurtuluşu için evlatlarının kanına gereksinim duyan İrlanda Ana olarak görünür. Birinci grup, uyuyan dev olarak tanımlanan İrlandanın uykuya yatışının izlerini sürerken, ikinci grup bu devin uyanması için izlenen şiddet yolunu yanlış bularak eleştirir. Heaneynin Yunan ve İskandinav mitolojileri aracılığı ile kendi yereline uzaktan ayna tutmayı yeğlemesi, yaşanan siyasal ve toplumsal karmaşayı bütün boyutlarıyla gösterebilme isteğinin bir sonucudur

  • MakaleYalnız künye2013
    Critical approaches to modern public sphere: a general evaluation (postmodernism, feminism and religion)

    Koroglu, Cemile Zehra

    The modern concept of the public sphere is expressed via the understanding of the public sphere which emerged after the 18th century. In this sense, it is possible to mention many debates regarding the public sphere which suggest different models. However, in our study within the framework of Hebermas, it has followed that the common principles and ideas of the modern public sphere have critical approaches previously unexplored. The principles of the modern publicsphere are determined within the framework of understanding man, universe, and society as determined by the idea of enlightenment. Since the modern public sphere is considered as a sphere for political purposes, it also has roots in the legitimacy of modern politicaland legal systems. Therefore, a concensus on the political issues being discussed in the public sphere. To reach definitive conclusions and conduct public negotiations correctly, it has been determined the basic principles of participants must be individuals with a rational mind. Beginning with the universality of mind, the universality of the public sphere is targeted. Modern public sphereres present universal values in which an exclusive and unequal character for many social groups which do not have these principles and values. Therefore, discussion and criticisms of the public sphere in the modern era have always been on the agenda. In addition to individual criticisms, different criticisims of a variety of philosophical and social movements on modern public sphere can be mentioned. However, criticisms from the perspective of postmodern feminism and religion are important as they are criticisms for the foundation of the public sphere. Although these three approaches are verydifferent from each other, they share similar points of criticism and even provide legitimacy for each other. Although religion and postmodernism criticizes the understanding of the enlightened and rational mind, the human universe, and secularity, feminism criticizes the determination of modern public spheres by men. Each perspective regarding criticism and legitimacy are different; however, the roads can cross on the critique of the modern public sphere

  • MakaleYalnız künye2011
    Seamus Heaney: Özgün sesini arayan bir ozanın potresi

    Efe, Fehmi; Hakkıoğlu, Mümin

    The most accurate voice to inform a poet is the closest voice to him. Therefore, the artist en route to reach universality finds the source of his uniqueness in his own values. What he seeks, in effect, is a voice coloured with the factors contributing to his personality and raised in concurrence with a harmonious music. Analysing the works of 1995 Nobel Laureate Seamus Heaney, one can see he attaches great importance to these elements. He believes that the poetic voice exposes its owner like a fingerprint and its musicality leads to the creation of interlinear harmony. This voice has bilateral functions; it both distinguishes the poet from average men in terms of his gift and provides a distinct position, within literary tradition, among other poets. The said uniqueness has been felt in all his oeuvre with the same incandescence since his early poems. This is one of the factors that takes the poet from the Mossbawn locale and places him among the distinguished representatives of contemporary Brtish poetry.