Yayınlar
- MakaleYalnız künye2021Transgressing the philosophy-literature border: derrida's idea of metaphor
Gülay, Peyami Safa
Derrida claimed that philosophy has traditionally positioned itself in an oppositional relationship to literature. According to this opposition, literature is evaluated in a secondary position compared to philosophy. Metaphor, as a literary movement, also retrieves its share from this secondary position. Therefore, it is understood as an external act and remains in the subsidiary status. Derrida tends to demonstrate this spesific boundary between philosophy and literature as fictional, rather than natural. Philosophy sets this limit in order to occupy a privileged position by excluding the literary movement within it. However, Derrida aims to illustrate the disruption in philosophy's attempt to occupy a privileged position, by focusing on the aspect of metaphor that causes transgression of the aforementioned boundary. Thus, according to Derrida, metaphor is understood as a founding movement that transgresses the philosophy-literature boundary and successfully binds both disciplines.
- MakaleYalnız künye2021Derrıda’nın hz. ibrahim okuması: derrıda’nın derrıdacı bir eleştirisi
Gülay, Peyami Safa
Jacques Derrida Hz. İbrahim kıssasıyla, özellikle de Kierkegaard bağlamında yakından ilgilenmiştir. Bu bağlam, kıssanın Eski Ahit’deki versiyonunu baz almaktadır. Kıssada gerçekleşen hadise Derrida için din, kurban, etik, sorumluluk gibi önemli kavramlar çerçevesinde yapılabilecek bir tartışmayı mümkün kılar. Derrida kıssayı, ondan hareketle yaptığı çıkarımların İslâm dini için de geçerli olabileceğini düşünerek okur. Fakat bunu yaparken, Kuran’daki açık ve Derrida’nın çıkarımları açısından önemli değişikliklere yol açacak farkları gözetmeden yapar. Üstelik Derrida’nın kıssanın Kuran’da da tekrarlandığını bildiği, bizzat kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır. Derrida hem farkları gözetmez fakat hem de yaptığı çıkarımları sanki bu farklar söz konusu değilmiş gibi geneller. Bu kayıtsızlık Derrida düşüncesinin genel yapısı açısından bir çelişkiye yol açacaktır. Böylelikle Derrida, sıklıkla kınadığı bir şeyi yapıyor gibi görünür: Ötekinin farklarını görmezden gelerek, onu aynıyla kaynaştırır. Bu makalenin konusu, kıssanın Kuran’daki farklardan hareketle okunduğunda ne gibi değişikliklerin meydana geleceği hususu değildir. Bu makale öncelikle Derrida’nın öteki kategorisine yönelik hassasiyetlerini görünür kılmaya çalışmaktadır. Sonra da Derrida’nın okumasında farklara yönelik olarak tespit edilen kayıtsızlıktan hareketle Derridacı bir eleştiri geliştirmeye yönelmektedir. Sonuçta, fark fikrini oldukça önemseyen bir düşünür olarak Derrida’nın bu kıssaya yönelik okuması özelinde düşüncesindeki bu hassasiyetten taviz verdiği çıkarımına varmaktadır.
