Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkiye’de Yerel Basının Akademik Manzarası: DergiPark’ta Yayınlanan Makalelerin Bibliyometrik Analizi

    Demirel, Çağatay

    İletişim, kitle iletişim araçlarının hâkimiyetinde uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel şekilde varlığını devam ettirmektedir. Kitle iletişim araçlarının yereldeki ayağını temsil eden, yayınlandığı bölgedeki toplum yaşamını bütünüyle kapsayıp geniş bir içerik yelpazesi oluşturan ve sınırlı olanaklarıyla yereldeki kitlenin bilgiye olan ihtiyaçlarını karşılayan yerel basın, medya ekosisteminin başat unsurlarından biridir. Akademik çalışmalara konu olan böylesi başat bir unsurun, Türkiye’deki akademik manzarasının “nicelik” ve “haritalama” odaklı bir bakış açısıyla incelenmesi, iletişim bilimleri alanyazınına katkı sunması açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla bu çalışma, Türkiye’de yerel basının akademik manzarasını inceleyerek DergiPark’ta “yerel basın” konusundaki araştırmaların bibliyometrik analiz ile haritalandırılmasını amaçlamaktadır. Araştırma amacına bağlı olarak Türkiye’de yerel basın konusundaki çalışmalar araştırmanın evrenini oluştururken örneklem, açık erişimli akademik yayın platformu olan DergiPark veri tabanı ile sınırlı tutulmuştur. Sonuç olarak nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu araştırmada, 2005-2025 yılları arasında toplamda 115 çalışmaya ulaşılmış ve yazarlar tarafından gerçekleştirilen çalışmaların bibliyometrik haritasında makalelerin metodolojik eğilimlerinin nitel araştırma tasarımları etrafından kümelendiği tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada, “yerel basın” konusundaki çalışmaların ağırlıklı olarak erkek yazarlar tarafından yürütüldüğü ve VOSviewer programı aracılığıyla veri setindeki makalelerde en fazla kullanılan anahtar kelimelerin yerel basın, gazetecilik, medya, basın ve içerik analizi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2026
    Digital cultivation of violence: a mixed-methods analysis of content and sentiment in YouTube comments on popular Turkish TV series

    Olgun, Oğuzhan; Demirel, Çağatay; Demirel, Uğur

    This study examines the contemporary manifestations of George Gerbner’s Cultivation Theory within the Turkish media landscape by analyzing the relationship between televised representations of violence and digital audience reception. Adopting a mixed-methods research design, the study first conducts a structured qualitative content analysis of 15 selected episodes from three popular Turkish TV series (Camdaki Kız, Sadakatsiz, and Son Yaz) to categorize and quantify various forms of violence. Subsequently, a large-scale computational emotion analysis is performed on 74,478 YouTube comments associated with these episodes using two transformer-based Turkish language models (KUBI and TREMO). The content analysis findings reveal a high prevalence of emotional and psychological violence (61.3%) across all series, followed by physical violence (29.9%), suggesting that mediated harm is increasingly represented through relational and verbal conflict. The computational analysis suggests that these narrative patterns are associated with a high-arousal and largely negative emotional environment in audience discourse, especially around anger and sadness. Notably, while traditional cultivation research emphasizes fear as a primary outcome (Mean World Syndrome), this study finds that digital reception is characterized more by outward-facing anger and moral disgust than by internalized apprehension. The results are consistent with the interpretation that the “seeds” of television cultivation continue to circulate within networked media ecologies, where televised conflict is publicly interpreted and emotionally negotiated through collective digital interaction. By bridging the gap between screen reality and platformed discourse, the research provides a comprehensive framework for understanding the long-term affective impact of Turkish television narratives in the digital age.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tüketim Kültürünün İnşasında Markaların Hegemonyası

    Demirel, Çağatay; Değirmenci, Fatıh

    Tüketim, modern toplumlarda sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda bireylerin kimliklerini ve statülerini inşa ettikleri ve bunları ifade ettikleri bir alan olarak görülmektedir. Gezegenin her yerine yayılan ve akın eden tüketimci piyasanın hâkimi markalar, sahip oldukları güç ile toplumda ya da uluslararası sistemde egemen olmasını istediği değerleri çeşitli kurumlar ve aydınlar üzerinden aktararak kendilerine bağımlı kesimlerin zihinsel ve yapısal sınırları üzerinde tahakküm kurmaya çalışmaktadır. Elbette kapitalist üretim/dağıtım sisteminin yerinde durmak bilmeyen faaliyetlerini devam ettiren markalar için asıl amaç, kitlelerin gönüllü (rıza) olarak kendilerine itaat etmesini sağlayabilmek, mevcut kurulu düzene karşı isyanları en aza indirebilmek ve olası rakipleri bertaraf edebilmektir. Gerçekleştirilen nitel araştırmada, tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyası incelenmiş ve “tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyasını nasıl sağladığının ve markaların, tüketimi reklamlarda nasıl inşa ettiğinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu amaç etrafında araştırma evrenini “Effie Awards” reklamları oluştururken araştırmanın örneklemini ise 2023 yılı “Effie Awards Türkiye”de farklı kategorilerde ödüle değer bulunan reklam filmleri oluşturmaktadır. Çalışmada markaların hegemonyalarını sağlarken güç unsuru içerisinde yer alan kültür ve bilgiyi ve rakip unsurlar içerisinde yer alan eşsizliği önemli ölçüde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca markaların reklamlarda tüketim kültürünü, tüketimin sembolik boyutu, mutluluk-haz, çekicilik, kolaylık ve tarz temalarıyla inşa etme noktasında önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler; ttb’nin twitter hesabına yönelik bir içerik analizi

    Demirel, Çağatay

    Günümüzün modern toplumsal yapısı içerisinde iletişim ve halkla ilişkiler, sivil toplum kuruluşları açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının ortak hedef ve amaçlara ulaşabilmesi, var olan mevcut durumlarını koruyabilmesi, yaşanan problemlere bağlı olarak kamuoyu oluşturabilmesi ve kamuoyunun desteğini sağlayabilmesi, ancak iletişim ve halkla ilişkiler ile mümkün olmaktadır. Corona Virüsü (Covid-19) salgınından dolayı Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün tüm dünyada pandemi ilan etmesiyle sivil toplum kuruluşlarındaki iletişim ve halkla ilişkiler daha da önem kazanmıştır. Böylelikle sivil toplum kuruluşları hedef kitleleriyle çevrim içi ortamlar aracılığıyla daha verimli ve kesintisiz şekilde iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetleri gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu düşünceden hareketle de bu çalışmanın konusu, pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler olarak belirlenmiştir. Araştırma, sağlık alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının Covid-19 salgınında oynadığı rolü belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitel olarak gerçekleştirilen bu çalışmada sivil toplum kavramı etraflıca ele alınmış ve TTB’nin resmi Twitter hesabı içerik analizi yöntemi ile iletişim ve halkla ilişkiler açısından irdelenmiştir. Sonuç olarak iletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı bu dönemde Türk Tabipler Birliği’nin kamularıyla verimli/etkin iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetinde bulunabilmesi için “iki yönlü iletişim” anlayışını daha fazla benimsemesi gerektiğine ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Sanal kültürün yeni anlam inşacıları markalar: küresel markaların reklam analizi

    Demirel, Çağatay; Değirmenci, Fatıh

    Dijital devrimlerin toplumun bütün katmanlarında kendini hissettirdiği çağımızda sanal kültür, artık modern bir kültür olgusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kültürün anlam üretme aracıları olan dijital ekranlar ve mobil iletişim araçları, bireylerin davranışlarında önemli tutum değişikliklerine yol açarken; diğer yandan da markaların anlam inşasında kilit rol oynamaktadır. Tüketim olgusunun cazibe merkezinde yer alan markalar, sanal kültürün kendilerine sunduğu yeni olanaklar sayesinde bireyleri tüketime yönlendirirken; diğer yandan da onlara sürekli olarak satın almaya yönelik yeni anlam kalıpları inşa etmektedir. Özellikle reklamlar aracılığıyla tüketicilere gönderilen mesajlar, onların yeni ihtiyaçlar hissetmelerine, yeni tatmin yöntemleri ve yeni hazlar aramalarına yol açmaktadır. Bu çalışmada 2019 yılında markaların YouTube’da en çok izlenen reklamları göstergebilimsel bir analizle incelenmiştir. Yapılan göstergebilimsel reklam analiziyle elde edilen gösterilenler görsel retorik tipolojisi ile detaylı olarak ele alınmış ve buna göre sanal kültürel yapı dâhilinde markaların anlam inşa edebilme, tüketicilerin dikkatini çekebilme, onların dilinde ve kalbinde yer alabilme gibi konularda oldukça etkili oldukları görülmektedir.

  • Kitap BölümüYalnız künye2018
    A study on rhetoric theory and rhetoric use in advertisement

    Aslan, Emre Ş.; Demirel, Çağatay