• MakaleYalnız künye2016
    Gideon toury’nin erek odaklı çeviri kuramı ışığında aziz nesin’in “tek yol” adlı romanının farsça tercümesinin incelenmesi

    Işık, Yeşim

    Aziz Nesin'in "Bir Ölünün Hatıraları", "Saçkıran", "Kimliksiz Adam", "Gıdıgıdı " ve daha birçok eserini Farsçaya çeviren Reza Hemrah, İran'da Aziz Nesin'in tanınmasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen eserlerinin neredeyse yarısı Hemrah'a aittir. 1960 ve 1970'li yıllarda Hemrah çevirileri İran'da oldukça ilgi görmüştür. Reza Hemrah'ın çevirilerinin sahihliği konusunda İran basınında şüpheler vardır. İddialara göre Hemrah'ın yazdığı kitaplar dönemin İran hükümeti tarafından yasaklanınca yazar kendi yazılarını Aziz Nesin adına yayınlamaya başlamıştır. Başka bir iddiaya göre ise yazar, Aziz Nesin'in eserlerini okuyarak ya da Türkçe bilen arkadaşlarına okutarak yeniden derleyip yayımlamıştır. Reza Hemrah ile ilgili bu tarz iddiaların sahihliği, yazarın çeviri eserleri tek tek incelenerek saptanabilir. Bu çalışmada Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen "Tek Yol" adlı eseri, Gideon Toury'nin Erek Odaklı Çeviri Kuramı ışığında incelenmeye tabi tutulmuştur. Söz konusu teoriye göre çeviri erek kültür için yapılır. Bu nedenle kuramda çeviri ürünlerine öncelik verilir. Çeviri erek kültürün şartlarını belirlediği amaca yönelik bir etkinliktir. Eşdeğerlilik açısından çeviri metni, kaynak metnin normlarına yakınsa "yeterli çeviri"; erek metnin normlarına yakınsa "kabul edilebilir çeviri" olarak değerlendirilir. Erek metin odaklı çalışmalarda kaynak metin ile erek metin arasındaki farklılıklar dilin yapısal özelliklerinden kaynaklanıyorsa eşdeğerlilik bakımından tam bir denkliğin olmaması kabul edilirken çevirmenin şahsi kararları metnin bağlamını değiştirebilecek şekildeki yanlışları içeriyorsa böyle bir durum kabul edilebilirlik sınırlarını zorlamaktadır.

  • MakaleYalnız künye2015
    Nazım Hikmet Ran'ın Farsçaya Çevrilen Eserleri

    Işık, Yeşim

    Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Nazım Hikmet, 1940lı yıllardan sonra dünyadaki siyasi gelişmelere paralel olarak İranda da dikkat çeken Türk şair ve yazarlardan biridir. İran Komünist Partisinin kurulduğu dönem sonrasında, Şah Muhammed Rıza Pehlevinin küçük ve orta sınıf esnafı sistem dışı bırakma girişimleri, karşıt görüşleri harekete geçirmiştir. İrandaki bu toplumsal ve siyasi gelişim Türkiyede Komünist söylemin tek savunucusu olan Nazım Hikmete olan ilgiyi anlaşılır kılmaktadır. Zira şairin eserlerinin 1967 yılından itibaren mensur eserleriyle başlayan çeviri faaliyetleri şiirleriyle devam etmiştir. Günümüzde de eserleriyle ilgili çalışmalar yapılan Nazım Hikmet hâlâ İranda kabul gören bir şahsiyettir. Nazım Hikmetin İranda ne zamandan beri ilgi uyandırdığı, eserlerine olan ilginin düzeyinin bilinmesi, bu alanda çalışan araştırmacılara kaynaklık edecektir. Siyasi, içtimai ve edebî alanda aynı gelişmelerin büyük ölçüde paralel yaşandığı İran ve Türkiye, tarihî platformda incelenmeye değer iki ülkedir. Bu bağlamda, İranda dikkat çeken Nazım Hikmetle ilgili çalışmalar önemlidir. Zira şairin 1967 yılında Samin Bağçeban tarafından Farsçaya çevrilen Ferhat ve Şirin adlı tiyatro eserinin ilgi görmesi onun manzum ve mensur eserlerinin çevirisine ortam hazırlamıştır. Ona olan ilgi bazen de şiirlerinin farklı mütercimler tarafından birkaç kez çevrilmesine sebep olmuştur. İranda akademik araştırmalara konu olan Nazım Hikmet, İran modern şairlerinin dikkatini de çekmiştir. İran modern şairi Ahmed-i Şamlu yabancı şairlerin şiirlerinden yaptığı çevirileri içeren Büyük Dünya Şairlerinden Seçmeler adlı şiir kitabında Nazım Hikmetin şiirlerine de yer vermiştir.

  • MakaleYalnız künye2014
    Two natıonal poets: mehmet âkif ersoy - mırza muhammed takı melıkul’s- suara bahar

    Işık, Yeşim

    Modernization activities following “Imperial Edict of Gulhane”, corresponds to the Kacarlar Period in Iran. In this transition period, Turkish and Iranian intellectuals who were in a dilemma choosing between Western and Eastern cultures, were confronted with many new ideas and movement. There were many conflicts among intellectuals, goverment and the public since it was difficult to adopt to the rapidly changing political enviroment around the world and country during that time. It enables us to achieve significant knowledge by researching political, social and literary developments which gained a certain ground within the constitutional movement, through the contemporary poets and authors. In this context, I will try to enlighten the period by focusing on political and literary lives of the key individuals Mehmet Âkif Ersoy who witnessed the second Constitutionalist Period in Turkey and Mirza Muhammed Taki Melikul’s-Suara Bahar who had similar experience in the first Constitutionalist Period in Iran. There are a number of parallels between political and literary lives of Mirza Muhammed Taki Melikül’sSuara Bahar who lived in the years 1886- 1951 and Mehmet Âkif Ersoy who lived in the years 1873-1936 and their poems. Political, social and economic circumstances of the two countries which were in the First World War, led their poets and intellectuals to fight for freedom. Under the foreign invasions and political pressures in their countries, those two poets also aimed to raise their people’s awareness in the values of their own history, culture and civilization. In this study, two national poets which became prominent figures in their literature histories will be analysed comperatively over the characteristics of the period, and also evaluated according to positivist methodology which argues that literary works are closely linked with writer’s life and products of their lives