Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Unutulmuş Bir Deyimin İzinde: Klasik Türk Edebiyatı’nda “Ocağına Su Koymak”
Tılfarlıoğlu, Musa
Klasik Türk edebiyatı, sadece beşerî duyguların, aşk ve tabiat temalarının işlendiği bir edebiyat olmayıp aynı zamanda toplumun zengin dil kültürünü de içinde barındıran köklü bir edebî gelenektir. Şairler, yaşamış olduğu toplumun dil zenginliklerini kaleme almış oldukları eserlerde kullandıkları deyim ve atasözleri ile yansıtırlar. Bu nedenle şairler soyut kavramları somutlaştırmak, düşünce ve duygularını daha etkileyici bir şekilde aktarmak için dilin önemli unsurlarından biri olan deyimlere sıkça başvururlar. Özellikle gazel, kaside ve mesnevî gibi nazım şekillerinde deyimlerin hem anlamı pekiştirmek hem de şiirsel söyleyişi güçlendirmede etkili bir rol üstlendikleri görülür.Yapılan çalışmalar göstermektedir ki yaklaşık altı yüzyıl varlığını devam ettiren klasik Türk edebiyatında şairler, halk arasında yaygın olan deyimleri eserlerinde kullanarak hem edebiyat ile toplum arasındaki bağı kuvvetlendirmiş hem de dilin estetik yönünü geliştirmiştir. “Ocağına su koymak” deyimi de şairler tarafından kullanılmış bu deyimler arasında kendisine yer edinmiştir. Çalışmamıza kaynaklık eden manzumelerden hareketle bu deyimin ilk olarak 15. yüzyılda kullanıldığı, 16. yüzyıl eserlerinde yaygın olarak yer aldığı ve 18. yüzyıldan sonra dilsel dolaşımdan çekilerek kullanılmadığı tespit edilmiştir.Bu çalışmada, Klasik Türk edebiyatında “ocağına su koymak” deyiminin anlam katmanları, tarihsel süreçteki işlevleri, şairlere göre farklı bağlamlarda kazandığı mecazî boyutlar ve tasavvufî yorumları kapsamlı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. Çalışma, deyimin hem bireysel aşk acıları hem de toplumsal mücadelelerin ve dini-tasavvufî yorumların bir ifadesi olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte deyimin yüzyıllara ve ifade ettikleri anlam bağlamına göre kullanım oranları da grafikle gösterilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Bilinmeyen Bir Divan Şairi ‘Adlî ve Gazelleri
Tılfarlıoğlu, Musa
XVI. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin siyaset, ekonomi ve bilim alanında zirveyi yaşadığı dönemdir. Devletin her alanda güçlü olması kültür ve sanat alanında da kendini göstermiş, divan edebiyatı bu yüzyılda en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde gelişimini tamamlayan divan şiirinde çok sayıda şair yetişmiş ve bu şairler daha önce örnek aldıkları Fars edebiyatı sahasında yetişmiş sanatçıların eserlerine denk eserler vermiştir. XVI. yüzyılda yetişen şairler tarafından işlenen klasik Türk edebiyatının estetik ve ahenk açısından kusursuz sayılabilecek bir seviyeye ulaştığı söylenebilir. Klasik Türk edebiyatının gelişimine katkıda bulunan bu şairlerin çoğunun adı, edebiyat tarihimiz için en önemli kaynaklar arasında olan tezkirelerde geçmektedir. Klasik Türk edebiyatı geleneği içerisinde eser vermesine rağmen tezkirelerde adı geçmeyen bazı şairlere ve eserlerine şiir mecmualarında rastlamak mümkündür. Farklı asırlarda veya aynı asırda yaşamış şairlere ait manzumeleri içerisinde barındıran şiir mecmuaları; klasik Türk edebiyatı ve Türk halk edebiyatına ait manzumeleri bir arada bulundurması sebebiyle de ayrı bir önem arz etmektedir. Son dönemlerde şiir mecmuaları üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar neticesinde kaynaklarda adı geçmeyen çok sayıda şair ve bunların eserlerinin bilim âlemine kazandırılması mecmuaların klasik Türk edebiyatı açısından ne kadar önemli olduğunu kanıtlar niteliktedir. Çalışmamızın konusunu oluşturan eser; İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi “Nekty 10002” numarada kayıtlı 46 varaktan müteşekkil mecmuadır. Mecmua içerisinde Taci-zâde Cafer Çelebi, İbn Kemâl, Hayreti, İshâk Çelebi, Hayâlî, Sultân Mustafa, Adlî, İbrahim, Necâtî Bey, Ahmed Paşa gibi XV-XVI. yüzyıla ait sanatçıların manzumeleri bulunmaktadır. Bu sanatçılardan Adlî’nin mecmua içerisinde “Karaverye” adında bir şehrengizi ve altı gazeli yer almaktadır. Çalışmamızda XVI. yüzyıl şairleri arasında yer alan ancak tezkirelerde adı geçmeyen Adlî hakkında bilgi verilip daha sonra şairin altı gazeli şekil, üslup, muhteva açısından incelenip transkripsiyonlu metni verilecektir.
- MakaleAçık Erişim2022Bu şiirler kimin I?
Tılfarlıoğlu, Musa
Eski Türk edebiyatında farklı şairlerin divanlarında aynı şiirlerle karşılaşmak mümkündür. Divan şairlerinin divanlarında, divanlarının farklı nüshalarında ve mecmualarda küçük değişikliklerle veya birebir aynı şiirlerin iki farklı şair adına kayıtlı olduğu eskiden beri bilinmektedir. Divanlarda küçük değişikliklerle bulunan bu şiirlerin bir kısmının divan şiirindeki nazire geleneği kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Fakat bu tarz şiirlerin bir kısmı nazire geleneğini aşan, intihale yaklaşan çalışmaların ürünüdür. Bazen insan kaynaklı hatalardan dolayı aynı şiirin iki farklı şairin divanında yer alması mümkünken, bazen de müstensih, mecmua derleyicisi veya araştırmacıdan kaynaklı aynı şiirlerin farklı şairlerin divanında yer aldığı görülmektedir. Necâtî Bey ve Edirneli Şevkî’nin divanlarında biri küçük farklılıklarla diğeri birebir aynı kaydedilmiş iki gazel mevcuttur. Bu çalışmada bahsedilen özellikleri bulunduran, aynı asırda yaşamış olan iki şairinde divanında bulunan aynı iki şiirin hangi şaire ait olduğu sorgulanmıştır. Necâtî Bey ve Edirneli Şevkî’nin divanlarında birebir aynı şekilde bulunan, her iki şairin de mahlasının makta beytinde geçtiği gazeller, intihal, müşterek şiir ve nazire geleneği çerçevesinde incelenerek, gazellerin her iki şairin divanına nasıl girdiği sorgulanmıştır. Farklı başlıklar altında incelenen (maddi deliller, muhteva, üslup, nazire, söz dizimi…) gazellerin hangi şaire ait olabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. İki gazelin hangi şaire ait olduğunun incelenmesi makale sınırlarını aşacağından çalışma ikiye bölünecektir. İlk makalede şairlerin beş beyitlik gazelleri incelenecek, ikinci çalışmada ise yedi beyitlik gazelin kime ait olduğu sorgulanacaktır.
- MakaleAçık Erişim2022Bu şiirler kimin II?
Tılfarlıoğlu, Musa
Klâsik Türk edebiyatı geleneği içerisinde farklı şairlerin divanlarında kimi zaman aynı ya da yüksek oranda benzer şiirlerle karşılaşmak mümkündür. Şairlerin meydana getirmiş oldukları divanlarında, divanların farklı nüshalarında ve mecmualarda küçük farklılıklara haiz ya da birebir aynı şiirlerin iki farklı şair ismine kaydedildiği geçmiş zamanlardan beri bilinmektedir. Bir şiirin iki farklı şairin divanında yer almasında farklı nedenler bulunmaktadır. Aynı şiirin farklı şairlerin divanlarında yer alması; müşterek şiir ve nazire yazma geleneği ile ilgili olmakla beraber müstensih, mecmua derleyicisi ve araştırmacıdan kaynaklanan insan kaynaklı hatalara dayanabilmektedir. Bu etmenler arasında bazen şiirlerin müşterek yazılmaları bazen de nazire geleneği içerisinde yazılmaları yer alabilmektedir. Ancak bazı şiirlerdeki benzerliklerin nazireyi aşıp intihale vardığı görülmektedir. Necâtî Bey ve Edirneli Şevkî aynı asırda yaşamış, aynı mecliste bulunmuş, dostluk kurmuş iki şairdir. Bu iki şairin divanlarının neşirleri incelendiği zaman aynı gazelin iki şairin de divanında yer aldığı görülmektedir. Necati Bey ve Edirneli Şevki’nin divanında yer alan bu gazel, nazire geleneğini aşan bir durum sergilemektedir. Bu çalışmanın amacı, aynı asırda yaşamış, aynı ortamda bulunmuş iki şairin divanında mahlaslar dışında aynı olan ve 7 beyitten oluşan gazelin aslında kime ait olduğunu/olabileceğini tespit etmeye çalışmaktır. Necâtî Bey ve Edirneli Şevkî’nin divanlarının neşirleri, şairlerin hayatları hakkında kısaca bilgi verildikten sonra çalışmaya konu olan gazel; muhteva, üslup, nazire, söz dizimi, maddi deliller başlığı altında incelenerek çalışmaya konu olan gazelin hangi şaire ait olduğu veya olabileceği tespit edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2020Poetry and Poet from the Eyes of Leylâ Hanım
Tılfarlıoğlu, Musa
Poetics is the name given to the whole of the views and rules that poets literally adhere to or value while writing poetry. Therefore, poets and their traditions must have a written or unwritten poetics. Poets in a poetry tradition do not have individual poetics. The effects of temperament, talent and education differences can be seen in the poems of divan poets who try to sing the most beautiful poems of the same poetry style. But these differences are not in a dimension to change the poetics of the poetry tradition in which they are included. Their poetics are predetermined by the poetry tradition they belong to. For this reason, divan poets did not need to write a poetics in a modern sense. Divan poets, whose subjects are poetry and poetry, used the traditional material of divan poetry in their depictions for poetry and poetry. Divan poet wanted to reveal that he wanted to gain the appreciation of the literary and social environment by showing his poetic talent and the beauty of his poems by writing humorous and impressive poems. In this study, which we conducted in order to provide material and contribution to the studies of the poetics of poets in Classical Turkish poetry, the opinions about the poetry and poet that Leylâ Hanım expressed in her poetry, the meanings she placed on these two concepts, the words she used for poetry and the poet, the simulations she made, characteristics and properties of these concepts have been investigated. Briefly, the poet's thoughts about poetry and poet, the poetry and poetry must have been tried to be revealed. It was attempted to find out whether there was a different opinion in Leylâ Hanım Divan that distinguished her from the male poets of the period. The scarcity of female poets in our poetry tradition increases the importance of Leylâ Hanım's views on poetry and poet.
- MakaleAçık Erişim2019Şairlerin Bilinmeyen Gazelleri
Tılfarlıoğlu, Musa
Son zamanlarda yapılan çalışmalar, şiir mecmualarının klasik edebiyatımız açısından son derece önemli olduklarının kanıtı niteliğindedir. Aynı veya farklı dönemlerde yaşamış şairlere ait manzumeleri barındırma özelliğiyle birer seçki niteliğindeki şiir mecmuaları; Classical literature, Halk edebiyatı ve Tekke edebiyatı ürünlerini bir arada barındırmasıyla da ayrı bir önem arz etmektedir. Üzerinde çalışılan Süleymaniye Kütüphanesi Ali Nihat Tarlan Bölümü 59 numarada kayıtlı olan ve 214 varaktan oluşan XVI. yüzyıla ait şiir mecmuası oldukça geniş bir şair kadrosuna sahiptir. Mecmua bu şairlere ait çok sayıda eseri bünyesinde barındırmaktadır. Mecmua içerisinde yüz on beş şaire ait Türkçe olarak kaleme alınmış yedi yüz otuz sekiz manzum eser yer almaktadır. Mecmuada yer alan yüz on beş şairden bazılarının şiirleri basılı divanlarında bulunmamaktadır.
