Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akkan, Yaşar(11)
- Öztürk, Mesut(8)
- Durmuş, İbrahim(6)
- Kulakaç, Nurşen(6)
- Arslan, Adem(5)
- Kaplan, Abdullah(5)
- Sımsek, Tugçe(5)
- Topal, Yakup(5)
- Aktaş, Hamza(4)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(4)
- Başkan Takaoğlu, Zeynep(4)
- Birinci, Ali(4)
- Kenek, Gökhan(4)
- Uzun, Sevda(4)
- Akkan, Pınar(3)
- Akçay, Ahmet Oğuz(3)
- Aydın, Şenay(3)
- Semercioglu, Muhammed Serhat(3)
- Takaoğlu, Zeynep Başkan(3)
- Tosunoğlu, Büşra(3)
- Türkkan, Tuğba(3)
- Yapici, Hakki(3)
- Yeşilçayır, Celal(3)
- Şahin, Cemil(3)
- Abdulvahitoğlu, Ali(2)
- Aksoy, Bahar(2)
- Avcı, İbrahim(2)
- Aydin, Merve(2)
- Ayyildiz, Mustafa(2)
- Baki, Adnan(2)
- Bülbül, Kenan(2)
- Cilingir, Dilek(2)
- Cırık, Vildan Apaydın(2)
- Doğan, Melike Demir(2)
- Elma, Mahmut(2)
- Keleş, Esra(2)
- Kırbaş, Abdulkadir(2)
- Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı(2)
- Odaci, Hatice(2)
- Orhan, Salih(2)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Comparison of Online and Hybrid Education Models for First Aid and Emergency Care Students
Karabela, Semsi Nur; Kahraman, Beliz Yekeler; Değirmenci Bingöl, Nurhan; Döğer, Berna Nur Berker
Background: The Coronavirus Disease 2019 pandemic disrupted education and training processes, necessitating a transition to remote learning that significantly altered teaching methods for both students and instructors. To highlight the challenges arising from this rapid shift in applied health sciences, the present study aimed to compare the perceptions of professional competence among First and Emergency Aid students who received online versus hybrid education during the pandemic. Materials and Methods: This descriptive cross-sectional study was conducted among second-year students at two universities: one providing fully online education (n = 59) and the other offering hybrid instruction (n = 61). Results: No statistically significant difference was observed between the groups in understanding theoretical courses (p = 0.088); however, students who received face-to-face instruction within the hybrid model demonstrated significantly better comprehension of practical courses (p < 0.001). Conclusion: In conclusion, while online education is adequate for acquiring theoretical knowledge, it is insufficient for developing clinical and technical skills. Accordingly, these findings suggest that practical courses in health education programs, such as First and Emergency Aid, should be conducted face-to-face whenever possible; when in-person attendance is required, appropriate safety measures should be implemented.
- MakaleAçık Erişim2026The relationship between individual learning preferences and academic achievement: A VARK model perspective among physical education and sports teaching students
Bayrakdaroğlu, Yeşim; Türker, Üstün; Ateş, Zeynep Hazal; Demir, Salih
Understanding the relationship between learning styles and academic achievement among students in Physical Education and Sports Teaching programs is crucial for designing more effective and student-centered instructional approaches. Accordingly, the primary aim of this study was to examine pre-service teachers’ individual learning styles and their relationship with academic performance. The study sample consisted of 548 undergraduate students from different year levels. Data were collected using a Personal Information Form and the VARK Learning Style Inventory (Version 7.0). The collected data were coded and analyzed using IBM SPSS Statistics (Version 27.0). Descriptive statistics were used to determine participants’ demographic characteristics, dominant learning modalities, and learning model types. To examine the relationship between dominant learning styles and academic achievement, chi-square and Linear-by-Linear Association tests were employed. The findings revealed that students predominantly preferred kinesthetic and read/write-oriented learning styles, and a considerable proportion exhibited multimodal learning preferences. Although no direct significant relationship was found between dominant learning styles and academic achievement, the influence of learning models on performance was observed particularly among students with moderate academic achievement levels. In conclusion, while learning styles do not solely determine academic success among pre-service teachers in sports sciences, they appear to be an influential factor in shaping the quality and flexibility of the learning process. Therefore, it is recommended that teaching practices incorporate applied and multidimensional approaches that take students’ individual learning preferences into account.
- MakaleAçık Erişim2026Future Expectations of Occupational Health and Safety Students: An Analysis Based on Educational and Socioeconomic Variables
Tuna, Hasan; Kaplan, Ahmet
This study examines the future expectations of Occupational Health and Safety (OHS) students regarding socioeconomic determinants and the emerging digital competency gap. The sample comprises 359 students selected through convenience sampling using the "Future Expectation Scale." Results indicate students possess moderate future expectations (x̄=2.66); while career optimism is high (x̄=3.93), economic and social outlooks are significantly lower. Notably, students from foundation universities and industrially active regions exhibit significantly higher expectations. These disparities highlight a critical gap in accessing practical training resources. Consequently, the study concludes that traditional educational methods are insufficient to meet modern industry demands. Integrating immersive technologies, such as Virtual Reality (VR) and Augmented Reality (AR), into OHS curricula is essential to bridge the gap between theoretical knowledge and Industry 5.0 requirements, enhancing student motivation and career readiness.
- MakaleAçık Erişim2026Örgüt Kültürü ile Yenilikçi İş Davranışı Arasındaki İlişkide Örgütsel Çevikliğin Aracı Rolü: Araştırma Üniversiteleri Örneği
Kenek, Gökhan
Bu çalışma, araştırma üniversitelerinde yenilikçi kültür, destekleyici kültür, örgütsel çeviklik ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Veriler, Kasım 2025 içerisinde araştırma üniversitelerinde görev yapan akademik personelden toplanmış ve 410 geçerli anket analize dâhil edilmiştir. Önerilen araştırma modeli, Mplus 9 programı kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile test edilmiştir. Bulgular doğrultusunda, yenilikçi örgüt kültürünün yenilikçi iş davranışı üzerindeki doğrudan etkisinin anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir (β = 0,146; p > 0,05). Buna karşılık, yenilikçi örgüt kültürünün yenilikçi iş davranışı üzerinde örgütsel çeviklik aracılığıyla anlamlı dolaylı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiş ve tam aracılık etkisi tespit edilmiştir (β = 0,230; p < 0,001). Destekleyici örgüt kültürünün ise yenilikçi iş davranışı üzerinde hem doğrudan (β = 0,274; p = 0,05) hem de örgütsel çeviklik aracılığıyla dolaylı (β = 0,195, p < 0,001) etkisi tespit edilmiştir (kısmi aracılık). Sonuçlar, yenilikçi iş davranışının yalnızca kültürel unsurlarla değil, aynı zamanda hızlı uyum sağlayabilen ve yapısal açıdan bunu destekleyen örgütsel bağlamla mümkün olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Analizi
Akyildiz, Salih; Birinci, Ali
Bilişsel yaklaşım, bireylerin yaşadıkları çevreyi anlamlandırmak için kullandıkları zihinsel yapıların ve kategorilerin bilginin tekdüze bir biçimde değil, çeşitli kavramsal çerçeveler içinde yapılandırıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirilen ahlaki biliş, bireylerin ahlaki ya da ahlaki olmayan davranışları tanımasını, yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayan psikolojik süreçleri ifade eder. Ahlaki bilişin temel yapı taşı ise ahlaki yargıdır. Literatürde, davranışların doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesinden bireylerin ahlaki karakterleri hakkında çıkarımlarda bulunmaya; toplumsal değerleri veya politikaları onaylamaya kadar geniş bir yelpazede ahlaki yargı türleri araştırılmıştır. Bu yargıları derinlemesine anlamak, onların birbirinden nasıl ayrıştığını ve normlar, duygular ya da cezalandırma gibi olgularla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymayı gerektirir. Ahlaki yargılar, bireylerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik gerçekleştirdikleri temel toplumsal değerlendirmeleri içerir ve yalnızca gözlemlenen davranışlara değil, aynı zamanda bireyin karakterine ilişkin daha kalıcı ve derin anlamlar taşır. Ahlak felsefesi ve psikoloji alanındaki güncel ampirik araştırmalar, bu yargıların özellikle başkalarına zarar veren ve toplumsal normlarla çelişen eylemler üzerine yoğunlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte bireyler arasında neyin ahlaki neyin gayri ahlaki olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları gözlenmektedir. Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, bireylerin etik durumlarının -diğer bir deyişle, idealizm ve görecilik düzeylerinin- değişkenlik göstermesidir. Bu bağlamda Etik Durum Kuramı, bireylerin ahlaki inanç, tutum ve değerlerinin bütüncül bir kişisel ahlak felsefesi oluşturduğunu ve bu sistemin iki temel boyut olan idealizm ve görecilik tarafından şekillendiğini ileri sürmektedir. Kuramsal ve ampirik çalışmalar, ahlaki karar verme süreçlerinde bu iki boyutu eylemin yol açtığı zarar ya da yararın düzeyi ve eylemin ahlaki normlarla ne ölçüde uyum sağladığı açısından tanımlamaktadır. Ahlaki karar verme, bireyin etik ilkeler, kişisel değerler ve toplumsal normlar doğrultusunda bilinçli tercihlerde bulunma sürecidir. Özellikle öğretmenlik gibi yüksek toplumsal etki taşıyan mesleklerde bu süreç profesyonel bir sorumluluk olarak kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda geliştirilen Etik Durum Ölçeği, bireylerin idealist ve göreceli tutumlarını ölçmek amacıyla tasarlanmış olup söz konusu boyutların kuramsal geçerliliğini destekleyen çok sayıda bulgular sunmaktadır. Ancak bazı maddelerin ölçülmek istenen yapılarla yeterince örtüşmemesi ve iç tutarlılığın artırılabilir olması yönündeki araştırma bulguları ölçeğin yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, etik karar verme süreçlerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan revize edilmiş Kısa Form Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçe’ye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Uyarlama süreci; çeviri ve geri çeviri yöntemleri ile dilsel eşdeğerlilik, yapı geçerliği ve güvenilirlik analizlerini kapsamaktadır. Araştırma, 2024-2025 öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasından kolay ulaşılabilir olma ve gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi ile elde edilen üç ayrı veri setiyle yürütülmüştür. Birinci grup (n=50) ile dilsel eşdeğerlilik çalışması yapılmış, ikinci grup (n=434) verileriyle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) gerçekleştirilmiş, üçüncü grup (n=438) ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin özgün formunda yer alan iki faktörlü yapının (idealizm ve görecilik) Türkçe formunda da korunduğunu göstermektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayıları idealizm boyutu için .79, görecilik boyutu için .76 olarak bulunmuştur. Netice itibariyle, EDÖ-5’in Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve etik karar verme süreçlerini inceleyen araştırmalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim
Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet
Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Olgu Temelli Yapay Zekâ Eğitim Uygulamasına Yönelik Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Görüşleri: Tanımlayıcı Nitel Çalışma
Tuncer, Metin; Tuncer, Gülsüm Zekiye; Yalcinkaya, Turgay
Amaç: Olgu temelli yapay zekâ uygulamalarının hemşirelik eğitimine etkili ve güvenli bir şekilde entegrasyonu, hemşirelik öğren cilerinin çağdaş eğitim ihtiyaçlarını karşılamak açısından önemli bir gerekliliktir. Bu nedenle araştırmanın amacı, hemşirelik son sınıf öğ rencilerinin yapay zekâ destekli olgu temelli eğitim uygulamasına iliş kin deneyimlerini ve görüşlerini derinlemesine incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı nitel araştırma deseninde yürütülen bu ça lışma, bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 15 gönüllü son sınıf hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. ChatGPT-4o tabanlı olgu temelli bir eğitim uygulaması yapan gönüllü katılımcılar ile yarı yapı landırılmış görüşmeler yoluyla veriler yüz yüze bireysel yöntemle top lanmıştır. Görüşmeler, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Analiz sonucunda, (1) Öğrenme sürecine katkısı, (2) Kulla nım kolaylığı ve erişilebilirlik, (3) Geleneksel eğitimle kıyaslama ve (4) Güvenilirlik ve sınırlılıklar olarak 4 ana tema ortaya çıkmıştır. Ka tılımcılar, ChatGPT’nin klinik akıl yürütme becerilerini desteklediğini, bilgiye hızlı erişim sağladığını ve yargılamayan bir öğrenme ortamı sunduğunu ifade etmiştir. Ancak bilgi tutarsızlıkları, kaynak belirtme mesi ve komutlara duyarlılık gibi sınırlılıklar da vurgulanmıştır. Sonuç: Çalışma, ChatGPT destekli olgu temelli eğitimin hemşirelik öğrenci lerinin öğrenme sürecine katkı sunduğunu ve geleneksel eğitimi ta mamlayıcı bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu tür uygulamaların hemşirelik eğitimine etkili biçimde entegre edilebilmesi için öğretim elemanı rehberliğinde yapılandırılmış senaryolarla yürü tülmesi, öğrencilerin komut oluşturma ve eleştirel düşünme becerileri nin desteklenmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Nöroanatomi Eğitimini Geliştirmek İçin Difüzyon MRI Analizi ile Birlikte Traktografi Yazılımının Kullanılması: Bir Nöroanatomi Eğitim Çalışması
Palancı, Özgür; Aygün, Tayfun; Keskin, Arif; Salbacak, Ahmet; Kazancı, Necip Furkan
Amaç: Bu çalışma, geleneksel nöroanatomi eğitimine ek olarak DSI Studio yazılımı kullanılarak yapılan segmentasyon ve traktografi eğitiminin tıp öğrencilerinin akademik başarısı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, gönüllü ikinci sınıf tıp öğrencileriyle yapılmıştır. Traktografi eğitimine katılan öğrenciler çalışma grubunu (n=32), katılmayanlar ise kontrol grubunu (n=40) oluşturmuştur. Her iki gruba da eğitim öncesi ve sonrası 23 maddelik çoktan seçmeli bir bilgi testi uygulanmıştır. Eğitim içeriği nöronal yapılar, DTI/DSI'nin temel prensipleri, Brodmann alanları, beyaz madde organizasyonunun görselleştirilmesi ve üç boyutlu traktografi uygulamalarını içermiştir. Veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiş ve istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Her iki grupta da son test puanları ön test puanlarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Bununla birlikte, çalışma grubu kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek son test puanları elde etmiştir (p=0,044). Çalışma grubunda ön test sonrası fark (öğrenme kazanımı) da daha büyüktü (p=0,013). Gruplar arasındaki öğrenme kazanımı için etki büyüklüğü orta düzeydeydi. Sonuç: DSI Studio ile gerçekleştirilen segmentasyon ve traktografi uygulamaları, nöroanatomik yapıların üç boyutlu incelenmesini ve değerlendirmesini sağlayarak nöroanatomi eğitiminde akademik performansı artırır. Bu tür yazılımların tıp eğitimine entegrasyonu, özellikle karmaşık anatomik yapıları içeren konularda öğrenme sürecini kolaylaştırabilir.
- MakaleAçık Erişim2026Montessori ve STEM Yaklaşımlarının Karşılaştırmalı İncelenmesi: Türkiye’deki Lisansüstü Araştırmaların Analizi
Arslan, Adem
Son yıllarda erken çocukluk eğitiminde yenilikçi ve çocuk merkezli yaklaşımlara yönelik ilgi artmıştır. Montessori ve STEM yaklaşımları kavramsal olarak farklı olsa da, her ikisi de yaratıcılığı, problem çözme becerilerini ve bütüncül gelişimi desteklemeye odaklanmaktadır. Türkiye’de bu alanlarda yapılan lisansüstü araştırmalar artış göstermiş, ancak sistematik karşılaştırmalar sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, Türkiye’de Montessori ve STEM yaklaşımlarına ilişkin lisansüstü tezleri karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, metodolojik eğilimleri, tematik odakları ve literatürdeki boşlukları belirleyerek gelecekteki eğitim uygulamalarına ve araştırmalara yönelik öneriler sunmaktadır. Çalışmada Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nden elde edilen toplam 80 lisansüstü tez doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Tezler; akademik alan, anabilim dalı, üniversite, çalışma grubu, örneklem büyüklüğü, tez türü, araştırma deseni ve veri analiz teknikleri açısından değerlendirilmiştir. Bulgular, her iki yaklaşımın da ağırlıklı olarak okul öncesi eğitim alanında incelendiğini ve ana katılımcıların okul öncesi çocuklar ile öğretmenler olduğunu göstermektedir. Montessori tezlerinde deneysel desenler daha yaygınken, STEM tezlerinde ön test–son test ve karma yöntem yaklaşımlarına daha sık yer verilmiştir. Her iki alanda da doktora düzeyinde ve nitel araştırmaların az olduğu belirlenmiştir. Montessori tezlerinde öne çıkan temalar STEM entegrasyonu, yaratıcı düşünme ve motor beceriler; STEM tezlerinde ise bilimsel süreç becerileri, öz yeterlik ve öğretmen görüşleridir. Bulgular Montessori ve STEM yaklaşımlarının okul öncesi eğitimde birbirini tamamlayıcı ve bütünleştirici bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. STEM tezlerinin daha çok bilimsel ve bilişsel becerilere odaklandığı; Montessori tezlerinin ise çocuk gelişimini çok yönlü ele alan daha bütüncül ve gelişim temelli bir yapı sergilediği söylenebilir. Çalışma, yöntemsel çeşitliliğin artırılması, farklı yaş gruplarının sürece dahil edilmesi, ebeveyn katılımının güçlendirilmesi ve her iki yaklaşımın öğretmen eğitimi programlarına entegre edilmesi gerektiğini önermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Ahlak Gelişiminde Ebeveyn Rolü: Örtük Kuramlar ve Üretkenlik Üzerine Bir Değerlendirme
Birinci, Ali
Ahlak gelişimi, bireyler arası etkileşim süreçlerinin temelini oluşturması ve insanların birbirleriyle nasıl geçindiklerini ihtiva etmesi nedeniyle aileler ve toplumlar açısından kritik bir öneme sahiptir. Ahlaki temellerin atıldığı ve ilk sosyal deneyimlerin yaşandığı birincil ortamın aile olması, ebeveynlerin bu süreçteki belirleyici rolünü ön plana çıkarmaktadır. Literatürde ebeveyn özellikleri bağlamında ebeveynlik tarzları ve disiplin uygulamaları üzerine önemli çalışmalar bulunmakla birlikte ebeveyn zihniyetleri/örtük kuramları ile üretkenlik algılarına odaklanan araştırmaların nispeten sınırlı olduğu görülmektedir. Bu kapsamda araştırmada ebeveynlerin ahlak gelişimine katkıları, örtük kuramlar ve üretkenlik algısı olmak üzere iki temel kavram üzerinden kuramsal olarak değerlendirilmektedir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda ahlak gelişimini aile perspektifinden yeniden düşünmeye imkân veren iki önemli kuramsal yapı birlikte ele alınarak literatüre katkı sunması beklenmektedir. Ortaya konulan kuramsal çerçeve ahlak gelişiminin yalnızca bilişsel bir muhakeme ya da akran etkileşimi süreci olmadığını aksine ebeveynlerin insan doğasına ve niteliklerine ilişkin temel inançları ile nesiller arası sorumluluk anlayışlarının bu sürecin merkezinde yer aldığını göstermektedir. Örtük kuramlar literatürü ışığında ebeveynlerin insan niteliklerini sabit ya da geliştirilebilir olarak algılamalarının disiplin pratiklerinden hata yönetimine, övgü dilinden cezalandırma tercihlerine kadar geniş bir yelpazede belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Sabit zihniyetin toptancı yargılar ve cezalandırıcı yaklaşımlar üzerinden kırılgan bir ahlaki karakter ve kimlik inşa edebileceği buna karşılık gelişim odaklı zihniyetin sürece duyarlı ve telafi edici pratiklerle ahlaki karakterin dinamik gelişimini destekleyebileceği sonucuna varılmıştır. Üretkenlik kuramı perspektifinden bakıldığında ise ebeveynliğin biyolojik olarak yalnızca çocuk doğurmaya indirgenemeyeceği aksine gelecek nesillerin iyiliğine yönelik ahlaki bir sorumluluk bilinciyle şekillenen bir süreç olduğu görülmektedir. Bu anlamda ebeveynlerin üretkenlik algılarının çocuklarına sundukları değerler, anlam çerçeveleri ve yaşam anlatıları aracılığıyla ahlaki karakter ve kimlik inşasını doğrudan etkileyebileceği söylenebilir. Gelecek araştırmaların bu iki değişken arasındaki ilişkiyi farklı kültürel bağlamlarda ampirik yöntemlerle test etmesi ve elde edilen bulgulara dayalı ebeveyn eğitim programları geliştirmesi önerilmektedir.
- DerlemeAçık Erişim2025KİTAP İNCELEMESİ Meral S. Öztoprak, Eylül Bayraktar Erçeltik, Yılmaz Başar Özer, Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi, İmge Kitabevi, 2023, 248 sf.
Dülgar, İmren Pınar
Bu incelemede 2023 yılında İmge Kitabevi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılına Armağan serisi kapsamında yayımlanan Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi kitabı ele alınmaktadır. Üç yazarlı araştırma, küresel dönüşüm sürecinde kamu yönetimi ve eğitiminin değişimini konu edinmektedir. Konu, kuram ve uygulama açısından derinlikli bilgi sahibi olan, aynı zamanda süreci deneyimleyen kamu yönetimi bölüm başkanlarının gözünden odak grup toplantısı tekniği ve nitel yöntemle ortaya konulmaktadır. Değişim, ele alınan tarihsel gelişmelerin zorunlu sonucu görülmekteyse kamu yönetimi araştırmacı ve uygulamacılarının bu süreçte, neleri bilmesi ve yapması gerektiği sorusu bugün ve geleceğe ilişkin yol açıcı önerilerle yanıtlanarak değerlendirilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Hemşirelik Öğrencilerinin Klinik Uygulamaya Uyumunu Sağlamaya Yardım Edici/Engelleyici Durumlar
Uzun, Sevda; Koçtaş, Selcan; Dinlemek, Selvi
Bu çalışmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamaya uyumunu sağlamaya yardım edici/engelleyici durumları niteliksel fenomenolojik bir yaklaşım kullanarak değerlendirmektir. Bu araştırmada nitel araştırma deseni olan fenomenolojik araştırma tasarımı kullanılmıştır. Bu nitel araştırma bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 60 gönüllü hemşirelik öğrencisi ile 15 Ocak-15 Şubat 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Görüşmeler bireysel olarak ve yüzyüze yarı yapılandırılmış form kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, Colaizzi'nin fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde üç kategori (uygulama ortamından beklentiler, uygulama sırasında yaşanan zorluklar, klinik uygulamada motive edici faktörler) yedi alt tema (fiziksel açıdan, psikolojik açıdan iletişim, bilgi, süre, kişiler ve ortam) saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri uygulama sırasında ortam, teorik bilgi yetersizliği, uygulama süre kısıtlılığı gibi nedenlerden dolayı sorunlar yaşamaktadır. Ayrıca hemşirelerle ve diğer ekip üyeleri etkin iletişim kurmanın, hastalardan olumlu geri bildirim alınmasının, öğretim elemanlarının öğretici ve destekleyici yaklaşımlarının öğrencilerin motivasyonunu artırdığı belirlenmiştir. Uygulama süresinin daha uzun olması, yeterli öğretim elemanının olması, hemşirelerin daha etkin rol model olması, fiziki koşulların iyileştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleYalnız künye2025Is Humble Leadership a Safe Port in Employee Voice and Organizational Identification? Research in the Education Sector
Kenek, Gökhan; Nur, Erkan
In the study, the mediating role of organizational identification in the effect of humble leadership on teachers' voice is examined. The theoretical framework of the research is based on social identity and social change theories. The study is carried out with the participation of 306 teachers working in Şanlıurfa province. Data are collected by electronic means (survey) and snowball sampling method is used. The obtained data are analyzed with SPSS 26.0 and Mplus 7 programs. Data are evaluated with confirmatory factor analysis, correlation and bootstrap regression analyses. As a result of the analysis, it is determined that humble leadership has a statistically significant and positive effect on both employee voice and organizational identification. In addition, it is determined that organizational identification plays a partial mediating role in the relationship between humble leadership and employee voice. Based on the findings of the study, recommendations are made for academics for future research and for managers to develop more effective strategies.
- MakaleAçık Erişim2025Öğretmen Adaylarının Elektrik Alanın Vektörel Gösterimine Yönelik Zihinsel Modelleri
Başkan Takaoğlu, Zeynep; Şahinoğlu, Alpaslan
Elektrik ve manyetizma konusu soyut bir içeriğe sahip olmasından dolayı anlaşılması zor bir alan olarak görülmektedir. Bu soyut yapının anlaşılamamasının nedenlerini ortaya çıkarabilecek yöntemlerden biri de mesleğin başında yer alan ve konuyu derinlemesine öğrenen öğretmen adaylarının zihinsel modelleri üzerinden araştırma yapmaktır. Bu nedenle çalışmanın amacı öğretmen adaylarının elektrik alanın vektörel gösterimine ilişkin sahip oldukları zihinsel modelleri belirlemektir. Örnek olay yönteminin kullanıldığı araştırma 181 ilköğretim matematik ve fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Katılımcılara elektrik alanın vektörel gösterimine ilişkin 6 soru içeren elektrik alan bilgi ölçeği uygulanmış ve gönüllü olan 14 öğretmen adayı ile verdikleri cevapların nedenlerine yönelik yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Analizler sonunda öğretmen adaylarının nokta yüke ait elektrik alanı çizmede sorun yaşamadığı ve bilimsel modele sahip oldukları tespit edilmiştir. Fakat yük çeşidi, miktarı ya da uygulama şekli değiştikçe elektrik alan çizgilerini oluşturmada zorlandıkları saptanmıştır. Çalışma sonucunda öğretmen adaylarında var olan eksik, yanlış ve yanılgılı bilgilerin bir nedeninin vektörel özellikler ile elektriksel alan bilgisinin ilişkilendirilememesine bağlı olduğu düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025The Relationship Between Theology Students’ Moral Identities and Moral Integrity
Birinci, Ali
The purpose of this research is to investigate the relationship between the moral identities and moral integrity of students enrolled in the Faculty of Theology. The study employs a quantitative research design and is conducted in accordance with the relational survey model. The study group comprises students attending the Faculty of Theology at Gümüşhane University during the 2023-2024 academic year. The personal information form devised by the researcher and the Moral Integrity Scale, which was adapted into Turkish by Okan and Ekşi (2020), along with the Moral Identity Scale developed by Kürüm and Ekşi (2022), were employed as the instruments for data collection. The findings of the research indicated that the mean scores of moral identity and moral integrity for the theology students were at a high level. The results indicated a positive and moderate relationship between moral identity and moral integrity, and it was concluded that moral identity was a significant predictor of moral integrity. Considering the findings, it is recommended that character education be incorporated into the curricula of theological faculties on a systematic basis.
- MakaleAçık Erişim2025Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma ve İklim Değişikliği Farkındalıklarının İncelenmesi
Doğru, Salih; Orzan, Muhammet
Bu araştırma, öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma ve küresel iklim değişikliği farkındalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyerek, eğitim süreçlerine yönelik önemli bulgular sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişkisel bir model doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (KİDFÖ) ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği (SKFÖ), önceki çalışmalarda geçerlilik ve güvenilirliği onaylanmış, literatürde sıkça başvurulan ölçüm araçlarıdır. Veriler, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 355 öğretmen adayından çevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının KİDFÖ puanlarının ortalama 50 (orta düzey), SKFÖ puanlarının ise ortalama 90 (orta düzey) olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,566, p
- MakaleAçık Erişim2025Geleneksel Çocuk Oyunlarının Öğretim Süreciyle Bütünleştirilmesi: Sınıf Öğretmeni Adaylarına Yönelik Bir İnceleme
Akçay, Ahmet Oğuz; Bozan, Mehmet Arif; Semercioglu, Muhammed Serhat
Eğitimin amacı sadece akademik veya bilişsel becerilerin gelişmesi değil, aynı zamanda kültür aktarımıdır. Kültür aktarımında en önemli araçlardan birinin geleneksel çocuk oyunları olduğu söylenebilir. Çünkü geleneksel çocuk oyunları ait olduğu toplumun değerlerini, yaşam tarzlarını, o topluma ait ögeleri içinde barındırır. Bu çalışma, sınıf öğretmenliği adaylarının geleneksel çocuk oyunlarının öğretimdeki potansiyeline yönelik farkındalıklarını ve bu oyunları derslerine dâhil etme yaklaşımlarını incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmada öncelikle öğretmen adaylarından geleneksel çocuk oyunlarının sürece dâhil edildikleri ders planlarının hazırlanması talep edilmiştir. Daha sonra öğretmen adaylarıyla sürece yönelik görüşmeler yapılmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın yöntemi durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Bu kapsamda ölçüt öğretmen adaylarının geleneksel çocuk oyunları dersini almalarıdır. Belirlenen ölçüt kapsamında çalışmada 57 sınıf öğretmeni adayı yer almaktadır. Veri toplama aracı olarak ders planı formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ders planlarından elde edilen veriler doküman analiziyle, görüşmelerden elde edilen veriler ise betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda bulgular öğretmen adaylarının oluşturdukları ders planları ve öğretmen adayları görüşleri olarak iki başlık altında incelenmiştir. Araştırmada sonuç olarak öğretmen adaylarının geleneksel çocuk oyunlarını hayat bilgisi, Türkçe ve matematik derslerinin öğretim süreçleriyle bütünleştirmeyi tercih ettikleri, bunu yaparken de sadece akademik becerilere değil aynı zamanda beceri ve değer eğitimini hedef aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Kur’an Kursu Öğreticilerinin Eğitim ve Çocuk Kavramlarına İlişkin Metaforik Algıları
Birinci, Ali
Metafor, yalnızca dilin süsleyici bir unsuru olmanın ötesinde, bireylerin dünyayı ve kendi deneyimlerini kavramsallaştırmalarına olanak tanıyan temel bilişsel bir şemadır. Bir kavramın başka bir kavram üzerinden tanımlanmasını sağlayan metaforlar, insan zihninin işleyişinde merkezi bir rol oynamakta; dil, düşünce ve söylemin yapısal temellerini anlamada önemli ipuçları sunmaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin eğitim sürecine ilişkin algılarını ve değerlendirmelerini yansıtan metaforik ifadelerin, eğitim ve çocuk kavramlarının çok yönlü biçimde tanımlanmasına ve anlaşılmasına katkı sağlayabileceği öngörülmektedir. Kur’an kursu öğreticilerinin eğitim ve çocuk kavramlarına yönelik algılarının metaforlar yoluyla incelenmesini amaçlayan bu çalışma, nitel araştırma modeli kapsamında fenomenoloji (olgu bilim) deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 öğretim yılında Trabzon ilinde görev yapan Kur’an kursu öğreticileri oluşmaktadır. Gönüllülük, cinsiyet ve Kur’an kursu türleri kriterleri dikkate alınarak çalışma grubu, amaçlı örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Bu çalışmada belirlenen metaforların, katılımcıların eğitim perspektiflerinin ve öğretim yaklaşımlarının daha somut bir şekilde anlaşılmasını sağlaması ve böylece ilgili literatüre mütevazı bir katkıda bulunması beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Okul Öncesi Öğretmenlerinin Otizm Algılarının Nöroçeşitlilik ve Medikal Metafor Bağlamında İncelenmesi
Y.çakıroğlu, Tuğba; Akgul, Esra Macaroglu; Alperen; Bülbül, Nurullah; Bülbül, Onur; Çınar, Dilek; Turan, Evren Deniz; Arslan, Semiha
Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğuna (OSB) yönelik algıları ve okul öncesi öğretmenlerin otizmli bireylerle ilgili deneyimlerini nöroçeşitlilik perspektifi ve medikal metafor bağlamında incelemektedir. Araştırmada öğretmen görüşleri, YouTube içerikleri ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yaklaşımları analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analiziyle MAXQDA yazılımı aracılığıyla çözümlenmiştir. Bulgular, nöroçeşitlilik yaklaşımını benimseyen öğretmenlerin otizmi nörolojik bir farklılık ve toplumsal zenginlik olarak, medikal metaforu benimseyenlerin ise bir bozukluk olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Öğretmenlerin bireyselleştirilmiş yöntemler, materyal uyarlamaları ve akran desteği gibi stratejiler kullandıkları; ancak sınıf yönetimi, veli iletişimi ve materyal eksikliği konularında sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Dijital platformlar ve STK’lar farkındalığı artırmakla birlikte otizmi çoğunlukla medikal bakış açısıyla ele almaktadır. Sonuç olarak, otizme dair toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi, nöroçeşitlilik anlayışının yaygınlaştırılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının geliştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleYalnız künye2025Implications for Human Resources Management from Labour Force Participation Rates of Countries by Education Level
Sımsek, Tugçe
Labour force participation rates are a key indicator of economic structure, human capital development, and employment dynamics, with education level playing a crucial role in shaping workforce accessibility and productivity. This study examines the labour force participation rates across different education levels (basic, intermediate, high) in 34 European and surrounding countries between 2015 and 2023, aiming to provide strategic insights for human resources management (HRM). Using a quantitative approach, the study employs descriptive statistics and K-means clustering to analyse workforce segmentation, while Silhouette Scores assess the degree of convergence among countries over time. The findings indicate a significant decline in Labour force participation among individuals with lower education levels, particularly in countries such as Croatia and Latvia, whereas participation rates for highly educated individuals remain relatively stable. Additionally, clustering results suggest a gradual convergence in labour force dynamics, with certain countries shifting between clusters, reflecting structural shifts in workforce composition. These results highlight the need for targeted reskilling programs, flexible employment models, and education-driven labour policies to mitigate participation disparities. The study underscores the importance of international talent mobility, workforce digitalisation, and skill development initiatives in optimising HRM strategies. By providing an education-based labour market analysis, this research contributes to data-driven workforce planning and global HRM decision-making.









