Yazarlar
- Uzun, Sevda(79)
- Kulakaç, Nurşen(40)
- Turan, Ibrahim(33)
- Demir, Selim(32)
- Türkkan, Tuğba(24)
- Aydin, Aydanur(23)
- Topal, Fevzi(22)
- Aliyazicioglu, Yuksel(21)
- Tuncer, Metin(21)
- Bayrakdaroglu, Serdar(19)
- Demirağ, Hatice(19)
- Hintistan, Sevilay(18)
- Topal, Meryem(18)
- Yılmaz, Coşkun(18)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Mentese, Ahmet(14)
- Reis, Hatice Catal(14)
- Demir Doğan, Melike(13)
- Emirza, Elif Güzide(13)
- Memetoglu, Mehmet Erdem(13)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(13)
- Bülbül, Kenan(12)
- Cin, Aynur(12)
- Düzgün, Azer Özad(12)
- Koçak, Tevfik(12)
- Odaci, Hatice(12)
- Oğuzhan, Hatice(12)
- Tonkaz, Duygu Erkal(12)
- Tonkaz, Mehmet(12)
- Turk, Veysel(12)
- Ceylan, Halil Ibrahim(11)
- Kilinc, Kagan(11)
- Köse, Aslı(11)
- Merdan, Mehmet(11)
- Acet, Tuba(10)
- Aksoy, Bahar(10)
- Aydin Sayilan, Aylin(10)
- Baltaci, Cemalettin(10)
- Deger, Orhan(10)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022İş Güvenliği Kültürünün İş Verimliliği Üzerine Etkisi: Pres Fabrikası Örneği
Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Eroğlu, Gülendam
Bu çalışmada, Bursa ilinde bulunan bir pres fabrikasındaki çalışanların iş güvenliği kültürünün iş verimliliği üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anketler hazırlanmış ve çalışanlara uygulanmıştır. Anket formu demografik bilgiler, iş güvenliği kültürü ve iş verimliliği sorularından oluşmaktadır. Anket 70 kişiye uygulanmış ve tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi kullanılarak ölçeklerin faktörleşme boyutlarına Temel Bileşenler Analizi uygulanmıştır. İş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasındaki ilişkinin korelasyon analizi sonucuna göre 0,05 düzeyinde anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=0,292, p0,05) alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgularda, iş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Pandemi Sürecinde Yoğun Bakım Hemşirelerinde Tükenmişlik
Aktaş, Yeşim Yaman; Çatal, Seda Nur; Oğuzhan, Hatice
Bu çalışma Covid-19 pandemi sürecinde yoğun bakım hemşirelerinin tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel özellikteki araştırma verileri Haziran - Temmuz 2021 tarihleri arasında elde edildi. Araştırmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan ve örneklem ölçütlerini karşılayan 112 hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında; araştırmacılar tarafından geliştirilen “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Covid-19 Tükenmişlik Ölçeği” kullanıldı. Yoğun bakım hemşirelerinin Covid-19 tükenmişlik ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 35.26±11.08 ile ortalamanın üzerinde bulundu. Çalışmada kadın hemşirelerde, sağlık meslek lisesi mezunu olanlarda, çalıştığı birimden memnun olmayanlarda, kronik hastalığı olanlarda ve Covid-19 enfeksiyonu geçiren hemşirelerde tükenmişlik düzeyinin daha yüksek olduğu saptandı.
AtıfOpenAlex4
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Scale of Sacrifice for Patients During the COVID-19 Epidemic: A Scale Development Study
Ulutaşdemir, Nilgün; Aksoy, Şeyhmus; Demirbilek, Ömer
Disasters, by their very nature, cause great destruction and it takes great effort and effort to eliminate these destructions. The destructions experienced are not always equally distributed to the whole society and sectors. In addition to affecting the whole world after the COVID-19 pandemic emerged, its effects were felt most intensely on the health sector and its employees, and the health workers showed the greatest dedication and sacrifice to cope with this disaster. In this study, it is aimed to develop a valid and reliable scale in order to measure the sacrifices of healthcare workers who serve under severe conditions such as high-risk work, overtime hours, and compulsory service during the COVID-19 period. With the help of open-ended questions prepared for this purpose, online interviews were conducted with 9 healthcare professionals. The obtained qualitative data were transformed into measurable scale items and their internal reliability, criterion validity and factor structure were examined on a sample of 138 people. Participants were reached by convenience sampling method. According to the results of the factor analysis, it was found that the scale had a one-dimensional structure. As a result of factor analysis, two items were excluded because their factor loads were below 0.30. The nine-item scale explains 67% of the total variance. The Cronbach's Alpha value of the total scale was found to be 0.929. In conclusion, the findings obtained in this study show that the Patient Sacrifice Scale during the COVID-19 Epidemic is a valid and reliable scale whose psychometric properties have been empirically tested in a Turkish sample.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Farklı Branşlardaki Sporcuların Pandemi Döneminde Nomofobi Düzeylerinin İçsel Motivasyona Etkisinin İncelenmesi
Bayrakdaroğlu, Yeşim; Eren, Kübra; Şenel, Ebru; Gur, Kubra; Elaman, Serdar
Bu çalışmanın amacı farklı branşlardaki sporcuların pandemi döneminde nomofobi düzeylerinin içsel motivasyona etkisini çeşitli değişkenleri de baz alarak incelemektir. Çalışmaya gönüllü olarak katılım gösteren 100 kadın ve 106 erkek olmak üzere toplam 206 sporcu katılmıştır. Araştırmada Nomophobia Questionnaire (NM-Q) Yıldırım ve Correia (2015) tarafından geliştirilen, Yıldırım ve arkadaşları (2015) tarafından Türkçe’ye uyarlanan ve Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından 5’li likert tipine güncellenerek kullanılan nomofobi ölçeği ve Deci, Ryan (1985), Kobasa (1979) ve arkadaşlarının araştırmalarına dayanarak Weissinger ve Bandalos’un (1995) tarafından geliştirilen içsel motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılanların nomofobi düzeyleri ve içsel boş zaman motivasyonuna ilişkin alt boyut değerlerinin orta ve orta seviyenin üzerinde olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışma sonuçları çeşitli değişkenler açısından da yorumlanarak öneriler sunulmuştur.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Geleneksel Kuvvet Antrenmanlarına Karşın Dirençli Güç İnterval Antrenman Protokolünün İvmelenme, Çeviklik ve Hareket Hızına Etkisinin Değerlendirilmesi
Can, İbrahim; Harun, Duran; Kızılet, Ali
Bu çalışmanın amacı, geleneksel kuvvet antrenmanlarına karşın dirençli güç interval antrenman protokolünün ivmelenme, çeviklik ve hareket hızına etkisinin değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, lisanslı sporcu olmayan 20 genç gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Katılımcılar, A grubu (AG, n=10, yaş: 21,3 yıl ± 1,41; boy: 176,4 cm. ± 4,69; kilo: 68,9 kg ± 5,6) ve B grubu (BG, n=10 yaş: 20,8 yıl ± 1,03; boy: 173,7 cm ± 6,63; kilo: 63,5 kg ± 5,9) olarak iki homojen gruba ayrılmıştır. Çalışmadan önce katılımcılara 2 hafta adaptasyon antrenmanı yaptırılmıştır. Bir tekrarlı maksimal kuvvet, tam squat hareketinde itme evresindeki hareket hızı, ivmelenme ve çeviklik testleri yaptırılmıştır. A Grubuna 6 haftalık geleneksel kuvvet antrenmanları (GKA), B Grubuna dirençli güç interval antrenmanları (DGİA) uygulanmıştır. Ara testler sonrasında antrenman protokolleri gruplar arasında çaprazlama değiştirilerek A Grubu DGİA, B Grubu ise GKA olarak 6 hafta devam ettirilmiştir. Ardından son testler yaptırılmıştır. Veriler SPSS 20 paket programında analiz edilmiştir (p<0.05). Katılımcıların demografik özelliklerine ait tanımlayıcı analizler; AG ve BCG’nin ön, son ve ara testleri arasındaki farklar için bağımsız t test; gruplarının kendi içerisinde ön, ara ve son test arasındaki farklar eşleştirilmiş t test normal dağılım göstermeyen verilerin analizi için Mann Whitney U ve Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, AG ve BG’deki katılımcılara farklı dönemlerde uygulanan 1TM squat kuvveti, tam squat hareketinin itme evresindeki ortalama itme hızı ve zirve hız parametreleri; 10-30 metre ivmelenme ve çeviklik ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür (p>0.05). Sonuç olarak; her iki antrenman protokolünün de performans parametrelerini geliştirdiği ve protokoller arasında anlamlı bir farklılık olmadığı elde edilmiştir. Ayrıca, belirtilen performans parametrelerini geliştirmek için her iki protokolün de kullanılabileceği ileri sürülebilir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Spirulina: Özellikleri, Faydaları ve Sağlık-Besin İlişkisi
Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Budak, Burhan
Spirulina, antioksidanlar, esansiyel amino asitler, yüksek kaliteli proteinler ve esansiyel doymamış yağlar gibi birçok faydalı içeriği nedeniyle bilimsel olarak birçok alanda kullanılan doğal bir üründür. Spirulina, A, C, E ve B vitaminleri ve kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum gibi birçok mineral içeriğine sahip olduğu için besleyiciliği yoğun bir gıda olarak bilinir. Özellikle selenyum ve C vitamini antioksidan özelliklere sahip vitaminlerdir ve hücrelerimizi ve dokularımızı olası hasarlara karşı korurlar. Bu özelliklerinden dolayı Spirulina gıda, kozmetik ve tıp alanlarında kullanılmaktadır. Antioksidan özellikler içerdiğinden artrit, diyabet, anemi, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklarda kullanılır. Birçok çalışmada Spirulina'nın özellikleri araştırılmış ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, Spirulina'nın farmakoloji, kozmetik, tıp ve gıda gibi alanlarda kullanımıyla da önemi artmıştır. Bu çalışmada, sayısız faydası bulunan bu mikroalglerin önemi günümüz yaklaşımlarıyla ve biyokimya, biyoteknoloji ve tıp alanlarında yapılan çalışmalarla vurgulanmaya çalışılmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022The Effect of COVID-19 Pandemic Knowledge Levels of Students Studying in Health-Related Departments on Their Resilience and Mental Well-Being
Özkan, Esra; Cilingir, Dilek; Kulakaç, Nurşen
Objective: The aim of the study is to determine the effect of the COVID-19 pandemic knowledge level of students studying in health-related departments on their resilience and mental well-being state. Materials and Methods: The population of this descriptive-cross-sectional design study consisted of students studying in health-related departments of two universities in Turkey. The students were under quarantine, so the data were collected between 15-25 March 2020 using an online questionnaire form created by the researchers, the Brief Resilience Scale, and the Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale. Percentage, mean, standard deviation, Mann Whitney U Test, Kruskal-Wallis Test, and Spearman correlation analysis were used to evaluate the data. Results: According to the results, the mean age of the students was 20.0±1.87, 71.9% were female, and 62.8% were studying in an associate degree program. The mean scores of the brief resilience scale and the mental well-being scale were 19.0±4.4 and 42.0±7.0, respectively. The students’ mean knowledge level of COVID-19 disease was 26.5±3.5. There was a moderate positive correlation between the brief resilience scale and mental well-being scale (p<0.05), and a positive correlation between the knowledge level score of COVID-19 disease and the mean scores of resilience and mental well-being (p<0.05). Conclusion: It is thought that there is a significant relationship between the resilience scale and mental well-being scale of students in the quarantine due to the COVID-19 pandemic.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Understanding Nursing Students’ Experience Through Digital Storytelling
Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Tatli, Zeynep
Objective: The aim of this study was to explore both the student-created digital storytelling and the views of peer sharing of digital\rstorytelling that reflect the clinical experiences of nursing students. Methods: The study employed an explorative qualitative\rdesign. The data were collected with a questionnaire containing the findings related to the process of digital story formation and\rSWOT analysis. After peer sharing, the effect of the digital storytelling on the clinical process was determined with a semistructured interview form. The study follows the COREQ guidelines for qualitative studies. Results: The findings showed that that\rthe student-created digital storytelling was insufficient hardware, interactive and triggering way of communication. While the study\ralso revealed that they had a lack of deeper thinking and product creation had a positive effect on self-esteem. Conclusion: Studentcreated digital storytelling seems to be effective in conveying the clinical experiences. Considering the fact that the acquired\rhardware contributes to a desired level of learning, it can be said that digital stories are the right tools for transferring sharing\rsubjects. In addition, it can be said that an environment should be created for the students to become aware of their weaknesses and\rthreats. In this context, it can be stated that the information obtained from the peer sharing of students contributed to both\rprofessional life and individual equipment during the study. The sharing of different clinical settings with students with the help of\ra technological tool makes the students feel more comfortable in the clinic. The digital story is a method that can be used by young\rpeople of similar ages, both in terms of students preparing their own experiences and being a technological product.
AtıfOpenAlex2
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2022COVID-19 Pandemisinde Yaşlı Olmak
Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur
Aniden ortaya çıkan, tsunamiye benzetilen, milyonlarca insanı enfekte eden/öldüren ve tüm dünyaya yayılan COVID-19, 11 Mart 2020’de DSÖ tarafından “pandemi” olarak kabul edilmiştir. Dünyayı durma noktasına getiren ve toplumları alt üst eden COVID-19’un etkileri halen devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisinin yaşlılar üzerindeki etkileri, pandemide yaşlıların bakımı ve korunması ile ilgili literatür bilgisinin derlenmesidir. COVID-19 özellikle yaşlılarda fiziksel, psikolojik ve sosyal değişikliklere yol açmıştır. Yaşlılar, COVID-19 nedeni ile bakım ve tedaviye ulaşmada güçlük yaşamış, ağır semptomlar deneyimlemiş, yoğun bakım ihtiyaçları artmış, yoğun bakım ünitelerinde daha uzun süre kalmış ve hatta yeterli beslenememişlerdir. Ayrıca, yaşlıların COVID-19’a bağlı fiziksel inaktivite, yaş ayrımcılığı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, kronik hastalıkların yönetiminde güçlük, dayanıklılıkta azalma ve kırılganlıkta artma nedenleri ile morbidite ve mortalite oranları da yükselmiştir. Yaşlılar için özellikle sağlık hizmetleri ve sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, bakım ve desteğe erişimin iyileştirilmesi, uzun süreli bakımın sağlanması ve dijital erişim uçurumunun kapatılması gibi konular vurgulanmıştır. Sonuç olarak pandemi döneminde kırılgan ve dezavantajlı grup olan yaşlılar göz ardı edilmemeli tüm sorunları belirlenmeli, devlet ve sağlık profesyonelleri tarafından sorunlarına çözüm bulunmalı ve oluşturulan politikaların yaşama geçirilmesinde iş birliği sağlanmalıdır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022The investigation of the patients who apply with the cause of chronic low back pain to the chiropractic clinic
Arslan, Mesut; Saral, İlknur; Donat, Ali
In this cross-sectional study, it was planned to examine the relationship between age, gender, daily life activity habits, clinical examination findings and treatment sessions number of the patients with chronic low back pain who applied for chiropractic treatment. After examination of the patient files, who were treated at Private Clinic between January 2010 and December 2017, 408 patients’ data were accepted into study. Patients; demographic characteristics, physical examination findings and imaging results were examined. Age, gender, sedentary time (sitting), activity level, stress level, pain duration, spinal dysfunction segments and treatment number were included. Patients’ mean age was 43.1 ± 12.6 years, 205 were male (50.2%) and 203 (49.8%) were female. When the total number of received treatment sessions were examined, the average for all patients was 3.5±2.9. The number of treatments were significantly higher in the groups with pain duration of 6-10 years and 11 years and above, compared to the group with 0-5 years of pain (p = 0.009). There was a significant difference between the patients' pain duration and number of treatment sessions. However, there was no significant difference in age, gender, daily life activity habits, clinical examination findings and number of treatment sessions in our study.
- MakaleAçık Erişim2022Hedonic Hunger Level of Health Science Students:\rCross-Sectional Research
İlyasoğlu, Huri; Saçtı, Tuğçe; Koç, Gamze; Gödek, Şule; Gözün, Melike
Objective: The aim of this study was to determine the\rhedonic hunger level of health science students. Material and Methods:\rA face-to-face survey with voluntary students (n=374) was conducted\rto collect the data including their demographic profile,\ranthropometric characteristics, hedonic hunger level, and desire for\rfoods. The Power of Food Scale (PFS) was used to determine the hedonic\rhunger level whereas the Visual Analogue Scale (VAS) was utilized\rto check the students’ desire for the consumption of palatable\rfoods. Chi-square test and Pearson correlation analysis were performed\rto analyze the data. Results: The female students felt more hedonic\rhunger than the male students. However, gender showed no significant\rdifference with respect to the total PFS score (p>0.05). Pearson analysis\rindicated no correlation between the PFS scores and anthropometric\rmeasurements (p>0.05). Ice-cream was found to be the most desired\rfood by students followed by fruits and nuts. Positive significant correlations\rbetween the PFS scores and the desire for the consumption of\rdesserts, chocolate, cake, patisserie foods, ice-cream, fast food, fried\rpotato, and snack were determined according to the VAS scores\r(p<0.05). Conclusion: Students felt hedonic hunger and desired mostly\rthe consumption of calorie-dense foods such as desserts, chocolate,\rcake, patisserie foods, ice-cream, and fried potato. The consumption of\rcalorie-dense foods can lead to the weight gain which is associated with\robesity. Therefore, the awareness of the students on the hedonic hunger\rshould be increased to prevent the risk of obesity in their later life.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Determination of the Care Needs of Individuals Over 65 in\rthe COVID-19 Pandemic: A Qualitative Study
Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen; Özmaya, Esma
Objective: The purpose of this study was to determine the\rcare needs of individuals over 65 during the coronavirus disease-2019\r(COVID-19) pandemic. Material and Methods: The study was carried\rout phenomenologically with a qualitative approach using semi-structured\rinterviews. It was conducted with 15 individuals over 65 living in various\rgeographical regions in Türkiye. The data were collected through phone\rinterviews and analyzed using Colaizzi’s seven-step method. Results: The\rsociodemographic data of the individuals demonstrated that eight participants\rwere male and seven were female. The mean age was 71.4±6.25\r(minimum-maximum, 65-82). Ten of them were single, seven were 65-70\ryears old, and ten were retired. Eleven of them were primary school graduates.\rAll individuals over the age of sixty-five have health insurance. In\raddition, 14 of the individuals have chronic physical illness and 2 have\rchronic mental illness. In this study, the findings of COVID-19 were analyzed\rand it is divided into 2 categories as properties and unmet needs. In\rthe category of characteristics of COVID-19, perceived characteristics, experienced\rwhile results and management/coping styles were the determined\rthemes, physical, psychological, social, and information themes were the\rthemes identified in the unmet needs category. Over the age of 65 in the\rprocess of the COVID-19 pandemic shopping, paying the bills and walking\rcodes are in the first place on the theme of physically unmet needs of\rindividuals, while reputation and independence codes are in the first place\ron the theme of spiritually unmet side needs has been identified. Finally, the\rcodes of not being able to communicate with loved ones and participate in\rthe community were included in the socially unmet needs. Conclusion:\rThe study revealed that individuals over 65 need support to improve their\rquality of care during the pandemic. They found COVID-19 deadly and\rdangerous, and they experienced anxiety and fear during this period. They\rhad difficulties in activities such as shopping, paying the bills, and taking\rmedicine, and their needs are met by others. They experienced problems\rabout independence, dignity, lack of satisfaction of love needs, and limited\rcommunication with loved ones, leading to disruptions in the quality\rof life.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de sağlık iletişimi: sağlık çalışanları üzerine yapılmış bir araştırma
Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif
Sağlık hizmetlerinde hastaları tedavi etmek kadar etkili olan diğer bir unsurda onlarla doğru iletişim kurmak ve iyi ilişkiler geliştirmektir. Sağlık hizmetlerinde hastalarla ve yakınlarıyla kurulan doğru ve etkili bir iletişimin tedavi sürecine pozitif katkılar sağladığı sağlık hizmeti profesyonellerinin genel bir kanaatidir. Bu sebepten doğru ve nitelikli bir sağlık (hasta) iletişimi sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir unsuru kabul edilmektedir. İlk olarak 1970’li yıllarda ABD’de ortaya atılan sağlık iletişimi kavramı 1990’lı yıllarda Türkiye’de tıp fakülteleri müfredatına girmiş, 2000’li yıllardan sonra da müstakil bir alan olarak lisansüstü çalışmaların konusu olmuştur. Türkiye’de kamuya ait sağlık kurumlarında 500 bini hekim, hemşire, ebe gibi doğrudan sağlık çalışanı toplam bir milyondan fazla çalışan hizmet vermektedir. Çalışanlarının tümünün eğitim hayatında sağlık iletişimi konusunda ders almadığını varsayan Sağlık Bakanlığı gerek uzaktan eğitim yolu ile gerekse yüz yüze ve uygulamalı olarak bu konuda çalışanlarına sürekli eğitimler vermektedir. Bu kadar çok çıktıyı etkileyen bu süreç daha derinlemesine incelenerek sağlık çalışanlarının sağlık iletişimi hakkındaki tasavvurları/bilinçleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Odak grup çalışması yöntemiyle verilerin toplandığı bu çalışmaya hekim, hemşire, tıbbi sekreter, hasta yönlendirme ve laboratuvar çalışanı gibi muhtelif mesleklerde hizmet veren 18 kişi katılmıştır. Katılımcılara iletişimi nasıl anladıkları ve yorumladıklarına yönelik açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Alınan cevaplar içerik analizine tabi tutularak sağlık çalışanlarının ifadelerinden hareketle çalışanlar ile hastalar arasında ve çalışanların birbirileri arasındaki iletişim süreçlerinde yaşanan soruların neler olduğu, bu sorunların kaynağı, nedenleri ve çalışanların bu sorunlarla nasıl başa çıktıkları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmada çalışanların iletişimi daha çok bir süreç olarak algıladıkları ve bunu sonucunda etkin iletişim kuramadıkları ortaya çıkmıştır. Bununla beraber iki taraf arasında mevcut olan güvensizlik sorunu etkili iletişim kurmayı engelleyen önemli bir unsur olarak kendini göstermiştir.
AtıfOpenAlex7TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Relationship Between Metabolic Syndrome Risk, Physical Activity, Sleep Quality, and Fatigue in University Students
Arslan, Mesut; Aydın, Emine Büşra
Objective: Healthy life behaviors such as regular physical activity, healthy nutrition, regular\rsleep, and smoking cessation play an important role in protecting against metabolic syndrome.\rThis study was planned to investigate the relationship between metabolic syndrome risk, physical\ractivity, sleep quality, and fatigue among university students.\rMethods: This research was conducted in Health Services Vocational School studying in\rTurkey. The study sample consisted of 319 students who complied with the criteria of inclusion\rfor the study. The data were collected using the “Demographic Information Form,” “Metabolic\rSyndrome Research Form (MSAF),” “Pitsburg Sleep Quality Scale (PSQI),” “Fatigue Severity\rScale,” and “International Physical Activity Questionnaire (Short).” Statistical analyses were\rperformed with NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah,\rUSA) package program.\rResults: In total, 319 people, including 100 men (31.35%) and 219 women (68.65%), participated\rin the study. The mean age of the participants was 20.80 ± 2.24. A statistically significant positive\rcorrelation was observed between MMSAF values and PSQI values (r = 0.250, P = .0001). A\rstatistically significant negative correlation was observed between MSAF values and IPAQ values\r(r = −0.175, P = .002). A statistically significant positive correlation was observed between\rMSAF values and fatigue values (r = 0.485, P = .0001). No statistically significant correlation was\robserved between IPAQ values and PSQI values (r = −0.058, P = .303). A statistically significant\rnegative correlation was observed between IPAQ values and fatigue values (r = −0.137, P = .014). Conclusion: It is known that metabolic syndrome has become widespread due to the current lifestyle. With the support of the literature, it is stated\rthat physical activity, sleep quality, and fatigue to prevent metabolic syndrome are related and of great importance for public health. For this reason,\rwe think that physical activity, sleep quality, and fatigue awareness should be brought to the whole society to prevent metabolic syndrome.
AtıfOpenAlex6TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Covid 19 Pandemic and Academics: Psychological Reflections and Its Impact on Social Life
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Odaci, Hatice
The aim of this study is to investigate the psychological effects of the covid-19 pandemic on academics, which is facing all countries of the world and has become a global health emergency. The current research was carried out with the phenomenological research method, one of the qualitative research designs. The working group was formed by 10 academicians who are working in different positions at a state university in Trabzon in 2020. The research data were obtained by semi-structured interview technique, and content analysis was used to analyze the data. As a result of the research, during the Covid-19 pandemic, it was found that academics experienced various negative emotions, especially anxiety and fear; also they experienced various physical, psychological and social problems, and it was determined that they used problemfocused, emotion-focused and religious coping methods to cope with the problems experienced in this process. However, academics stated that despite the difficulties experienced during the pandemic, they also had the opportunity to grow and develop, re-evaluate the meaning of life, and strengthen family ties. The findings obtained as a result of the study were discussed in the light of the relevant literature. It is thought that the current study findings can help to develop effective interventions by contributing to a better understanding of the psychological reflections and effects of the Covid-19 pandemic crisis which is an unexpected and unknown phenomenon, and its effects on individuals and how to prevent psychological trauma.
AtıfOpenAlex3TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler; ttb’nin twitter hesabına yönelik bir içerik analizi
Demirel, Çağatay
Günümüzün modern toplumsal yapısı içerisinde iletişim ve halkla ilişkiler, sivil toplum kuruluşları açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının ortak hedef ve amaçlara ulaşabilmesi, var olan mevcut durumlarını koruyabilmesi, yaşanan problemlere bağlı olarak kamuoyu oluşturabilmesi ve kamuoyunun desteğini sağlayabilmesi, ancak iletişim ve halkla ilişkiler ile mümkün olmaktadır. Corona Virüsü (Covid-19) salgınından dolayı Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün tüm dünyada pandemi ilan etmesiyle sivil toplum kuruluşlarındaki iletişim ve halkla ilişkiler daha da önem kazanmıştır. Böylelikle sivil toplum kuruluşları hedef kitleleriyle çevrim içi ortamlar aracılığıyla daha verimli ve kesintisiz şekilde iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetleri gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu düşünceden hareketle de bu çalışmanın konusu, pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler olarak belirlenmiştir. Araştırma, sağlık alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının Covid-19 salgınında oynadığı rolü belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitel olarak gerçekleştirilen bu çalışmada sivil toplum kavramı etraflıca ele alınmış ve TTB’nin resmi Twitter hesabı içerik analizi yöntemi ile iletişim ve halkla ilişkiler açısından irdelenmiştir. Sonuç olarak iletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı bu dönemde Türk Tabipler Birliği’nin kamularıyla verimli/etkin iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetinde bulunabilmesi için “iki yönlü iletişim” anlayışını daha fazla benimsemesi gerektiğine ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Parents’ and Children’s Knowledge of and Attitudes Towards Child Sexual Abuse: A Cross-Sectional Study
Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur
Objective: This paper investigated parents’ and children’s knowledge of and attitudes towards child sexual abuse and\ridentified potential risk factors. Material and Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted between February\rand June 2021. The sample consisted of parents (n=255) and their\rchildren (n=255) aged 8-11 studying at three primary schools. Data\rwere collected using a Parent and Child Sociodemographic Information Form, the Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents, and the Child Sexual Abuse Information Form. Data were\ranalyzed using SPSS 24 program “number, mean, percent, independent sample t-test and one-way analysis of variance (ANOVA)” tests.\rResults: Parents had a mean Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents score of 137.66±18.40. There was a significant\rdifference between Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale\rfor Parents scores and education (p=0.034), prior knowledge of child\rsexual abuse (p=0.023), and education on sexual abuse to their children (p=0.000). More than half the parents (55.9%) stated that they\rwere scared about giving their children education on sexual abuse because they thought it might confuse them. More than a quarter of the\rchildren (36.9%) reported not knowing appropriate and inappropriate touch. News on child sexual abuse scared (46.6%) or made children feel bad (23.3%). Conclusion: Parents had a below-average\rknowledge of and attitudes towards child sexual abuse. Almost half\rthe children did not know about appropriate and inappropriate touch\rand were afraid of sexual abuse.
AtıfOpenAlex7TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022The effect of psychological well-being on work engagement in healthcare personnel
Sımsek, Tugçe
It is observed that all organizational employees in the service sector are worn out both physically and mentally while performing their jobs. It is known that especially the personnel working in the health sector are constantly intertwined with people due to their jobs. In this context, this study aims to reveal the relationship between the psychological well-being of health and work engagement of health workers. At the same time, the effect of psychological well-being on employees' work engagement has also been the subject of research. 166 of the 190 health workers reached by snowball sampling from the health personnel working in the provinces in the Eastern Black Sea region were included in the study. Research data were obtained through an online-survey. For the analysis of the data, descriptive, correlation and regression analyzes were performed using the SPSS Statistics 22 program. The results suggest that there is a positive moderately significant relationship between psychological well-being of health workers and work engagement, and that psychological well-being of health workers have a positive effect on the work engagement.
AtıfOpenAlex1TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2022COVID-19 Pandemisinin Hemşirelik Öğrencilerinin Yaşam Kalitesi ve Motivasyon Düzeylerine Etkisi: Nitel Bir Çalışma
Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen; Mumcu, Betül
ÖZET Amaç: Bu çalışma, koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus disease-2019 (COVID-19)] pandemisinin, hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin yaşam kalitesi ve motivasyon düzeylerine olan\retkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Nitel\raraştırma yöntemi kullanılan çalışmanın evrenini, Türkiye’de bir sağlık bilimleri fakültesinde öğrenim gören hemşirelik bölümü öğrencileri\roluşturdu. Katılımcı sayısı, veri doygunluğuna göre belirlendi ve araştırma toplam 24 hemşirelik öğrencisi ile sonlandırıldı. Veriler, araştırmacı tarafından çalışmanın amacına uygun olarak geliştirilen yarı\ryapılandırılmış görüşme formu ile toplandı. Bulgular: Hemşirelik öğrencileri, COVID-19 hastalığını “tehlikeli” olarak ifade etmişlerdir.\rCOVID-19’un insanlığa en önemli olumlu etkisi “hijyene verilen önemin artması” olarak belirtilirken “ekonomik zayıflama” en önemli\rolumsuz etki olarak belirlendi. Korku ve belirsizlik, öğrencilerin motivasyon ve yaşam kalitesini etkileyen en önemli başlıklar olarak belirlendi. Sonuç: Öğrencilerin büyük çoğunluğunun COVID-19 pandemi\rsürecinde olumsuz düşüncelere sahip olduğu belirlendi. Bu süreçte öğrencilerin yaşam kalitelerini ve motivasyonlarını yükseltmek için kişisel ve mesleki anlamda gelişmeye çalışarak süreci olumlu yönde\rdeğerlendirdikleri saptandı. Sonuç olarak pandemi sürecinin bireyler\riçin travmatik olduğu düşünülmektedir. Öğrencilerin uyum sağlayabilmesi, bireylerin güvenilir kaynaklarla bilgilendirilmesi, izolasyonun en\raza indirilmesi, kaliteli bir eğitim sağlanması ve ihtiyaçların belirlenmesi ile mümkün olabilir.
- MakaleAçık Erişim2022Nursing Students the Attitude Towards E-Learning Scale: A Methodological Study
Sahin, Ceyda Uzun; Aydin, Merve; Kulakaç, Nurşen
ABS TRACT Objective: Today, as a result of the constantly developing information and technologies affecting the field of education, the interest and need for e-learning (electronic learning) environment is\rincreasing day by day. Student attitudes in e-learning directly affect the\reffectiveness of learning. The aim of this study was to adapt the “Attitude Towards E-Learning Scale” into Turkish and perform its validity\rand reliability study for nursing students. Material and Methods: This\rstudy, which has a methodological design, was conducted with 200\rnursing students. The data were collected between 15-30 April 2021\rusing the data collection form prepared on Google Forms. The scale\rconsists of 9 items. In the evaluation of the data, content validity, explanatory and confirmatory factor analysis, and internal consistency\ranalysis were performed based on expert opinion. Results: The factor\rloadings of the Attitude Towards E-Learning Scale items for which validity and reliability studies were conducted vary between 0.621 and\r0.859. Cronbach alpha reliability coefficient was found to be 0.913, a\rKaiser-Meyer-Olkin value was 0.911, and Bartlett’s test for sphericity\rwas p<0.001. Factor analysis demonstrated that the scale consisted of\ra single factor and showed a good model fit. The scale explains 60.61%\rof students’ attitudes towards e-learning. In confirmatory factor analysis, fit indices were found to be root mean square error of approximation=0.073, χ2\r/df=2.047, and comparative fit index=0.970, showing that\rthe scale was at a good fit level. Conclusion: The study revealed that\rthe Attitude Towards E-Learning Scale can be used in studies evaluating the “e-learning attitudes” of nursing students. It is thought that repeating this study on e-learning with nursing students with different\rstudent groups will make important contributions to e-learning.
AtıfOpenAlex9TR Dizin6
İncele
