Yazarlar
- Uzun, Sevda(79)
- Kulakaç, Nurşen(40)
- Turan, Ibrahim(33)
- Demir, Selim(32)
- Türkkan, Tuğba(24)
- Aydin, Aydanur(23)
- Topal, Fevzi(22)
- Aliyazicioglu, Yuksel(21)
- Tuncer, Metin(21)
- Bayrakdaroglu, Serdar(19)
- Demirağ, Hatice(19)
- Hintistan, Sevilay(18)
- Topal, Meryem(18)
- Yılmaz, Coşkun(18)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Mentese, Ahmet(14)
- Reis, Hatice Catal(14)
- Demir Doğan, Melike(13)
- Emirza, Elif Güzide(13)
- Memetoglu, Mehmet Erdem(13)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(13)
- Bülbül, Kenan(12)
- Cin, Aynur(12)
- Düzgün, Azer Özad(12)
- Koçak, Tevfik(12)
- Odaci, Hatice(12)
- Oğuzhan, Hatice(12)
- Tonkaz, Duygu Erkal(12)
- Tonkaz, Mehmet(12)
- Turk, Veysel(12)
- Ceylan, Halil Ibrahim(11)
- Kilinc, Kagan(11)
- Köse, Aslı(11)
- Merdan, Mehmet(11)
- Acet, Tuba(10)
- Aksoy, Bahar(10)
- Aydin Sayilan, Aylin(10)
- Baltaci, Cemalettin(10)
- Deger, Orhan(10)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Examining the relationship between self-compassion and mental toughness in athletes
İpekoğlu, Gökhan; Şenel, Ebru; Karakuş, Kaan
The aim of this study is to examine the relationship between mental toughness and self-compassion levels in athletes. The study included a total of 315 athletes, 148 women and 167 men, selected using a random sampling method. In the study, the Sport Mental Toughness Questionnaire and Self-Compassion Scale-Athlete Version were used as data collection instruments. As statistical analyses, t-tests were used for pairwise comparisons, one-way analysis of variance (ANOVA) for multiple comparisons, the Tukey test for intergroup pairwise comparisons in the ANOVA test context, and Pearson correlation analysis was used for examination of the relationship between two scale scores. Upon examining the study results, statistically significant differences were found for the total mental toughness scores of participants based on gender, type of sport, level of sport, and years of participation in sports (p<0.05). However, no significant differences were found in mental toughness scores based on age (p>0.05). Additionally, no statistically significant differences were observed in selfcompassion scores based on gender, age, type of sport, level of sport, or years of participation in sports (p>0.05). Finally, a positive and moderate significant relationship was found between the total scores for the Sport Mental Toughness Questionnaire and the Self-Compassion Scale-Athlete Version (p<0.01). Based on these results, it is expected that an increase or decrease in self-compassion levels in athletes will be associated with an increase or KEYWORDS decrease in their mental toughness levels. Consequently, it is recommended that athletes engage in cognitive training in addition to physical training. This is anticipated to enhance both their mental toughness and selfcompassion levels.
- MakaleYalnız künye2025Hemşirelik Öğrencilerinin Afete Müdahalede Öz-yeterlilik ve Stres Düzeyleri ile Afet Risk Algısı Arasındaki İlişki
Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen
Amaç: Bu çalışma, hemşirelik bölümü öğrencilerinin afete müdahalede öz-yeterlilik ve stres düzeyleri ile afet risk algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Bu araştırma kesitsel ve ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırmanın örneklemini 15-30 Haziran 2023 tarihleri arasında Türkiye’nin batısında bulunan bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 342 öğrenci oluşturdu. Araştırmada veriler sosyo-demografik soru formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Üniversite Öğrencileri Afet Risk Algısı Ölçeği kullanılarak online veri toplama yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U, Student t-testi, One-Way ANOVA test ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Öğrencilerin Afete müdahale öz-yeterlilik puan ortalaması 48,49±0,12, Afet Risk Algısı Ölçeği puan ortalaması 48,11±9,77 olarak bulundu. Kadın öğrencilerin Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Afet Risk Algısı Ölçeği puanlarının erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görüldü (sırasıyla p=0,042, p=0,008). Sonuç: Öğrencilerin afet risk algısını etkileyen faktörlerin, afete müdahale öz-yeterlilik ve stres düzeyleri olduğu belirlendi. Öğrencilerin stres düzeyleri arttıkça, risk algılarının da arttığı, afet yönetiminde öz-yeterlilik düzeyleri arttıkça risk algılarının azaldığı görüldü.
- MakaleAçık Erişim2025The Effect Of Poetry Therapy On Hopelessness, Loneliness And Depression in Hemodialysis Patients: A Quasi-Experimental Study
Çakmak, Seher; Uzun, Sevda; Baygın, Şevval
The aim of this study was to examine the effect of poetry therapy on hopelessness, loneliness and depression in haemodialysis patients. The study, which was conducted in a quasi-experimental design, included 22 chronic renal failure patients receiving haemodialysis treatment. 11 patients were assigned to the poetry group and 11 patients to the control group. The patients in the poetry group received 12 sessions of poetry therapy three days a week for 4 weeks, while the patients in the control group were not intervened. The data of the study were collected with ‘Personal Information Form’, ‘Beck Hopelessness Scale’, ‘UCLA Loneliness Scale’ and ‘Beck Depression Scale’. Mean, standard deviation and percentage calculations, Kolmogorov Smirnov normal distribution test, chi-square and t test were used in the analysis of the data. It was determined that the sociodemographic and disease characteristics of the patients in the poetry and control groups were similar (p>0.05). In the pre-test, it was found that there was a similarity between the poetry and control groups in terms of mean hopelessness and loneliness scores (p>0.05), while there was a statistically significant difference in terms of mean depression score and frequency (p=0.016, p=0.012). After the poetry therapy, it was determined that the mean scores of hopelessness and depression of the poetry group decreased statistically significantly (p=0.009, p=0.016), while the mean score of loneliness increased significantly (p<0.001). In conclusion, it was determined that poetry therapy decreased hopelessness and depression but increased loneliness in haemodialysis patients. Accordingly, it can be said that poetry therapy is beneficial in reducing hopelessness and depression levels.
- MakaleAçık Erişim2025Ürolojik Cerrahi Geçirecek Erkek Hastaların Beden Tutumunun Psikolojik İyilik Halleri ve Cinsel Doyuma Etkisi: Tanımlayıcı ve İlişkisel Bir Araştırma
Uzun, Sevda; Atasayar, Belgin Şen; Emirza, Elif Güzide
Bu araştırma, ürolojik cerrahi geçirecek erkek hastaların beden tutumlarının psikolojik iyilik halleri ve cinsel doyumları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve ilişkisel tiptedir. Veriler Ağustos-Ekim 2024 tarihleri arasında Türkiye’nin bir ilinde ikamet eden ve ürolojik cerrahi geçirecek 111 erkek hastadan Google form aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada veriler “Kişisel Bilgi Formu”, “WHO-5 İyilik Hali İndeksi”, “Erkeklere Özgü Beden Tutum Ölçeği” ve “Yeni Cinsel Doyum Ölçeği-Kısa Form” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon testi, bağımsız örneklem t-testi, one-way ANOVA ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Ürolojik cerrahi geçirecek erkek hastaların beden tutumlarının, psikolojik iyilik hallerini ve cinsel tatminlerini de etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca bu hastaların medeni durumu, hastalığın cinsel ve psikolojik etkisi, tıbbi tanısı, hastalığın neden olduğu beden memnuniyetsizliği ve birlikte yaşadığı kişilerin de beden tutumu, psikolojik iyilik hali ve cinsel doyumu ve alt boyutlarından bazıları ile ilişkisi olduğu görülmüştür (p<0,05). Araştırma sonucuna göre, toplumda ürolojik sorunların erkek cinsel sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinin anlaşılması için özellikle psikiyatri ve cerrahi klinik hemşirelerinin bu hastalara yönelik görüşme ve eğitim programları düzenlemesi önerilmektedir. Ayrıca bu hastalara psikolojik destek sağlanmalı ve beden algılarına yönelik değerlendirip uygun psikoterapötik müdahale de bulunulmalıdır.
- MakaleAçık Erişim2025Sağlık ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerinin yapay zekâ okuryazarlığı
Kazak, Aysun; Türkmen, Osman Oğulcan; Topalı, Hasret
Bu araştırma temel olarak önlisans sağlık programları öğrencilerinin Yapay Zeka (YZ) okuryazarlık düzeyini belirlemek için yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, araştırmanın verileri Kasım-Aralık 2024 tarihleri arasında Türkiye’de bulunan iki farklı devlet üniversitedeki 1446 sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu sağlık bölümleri birinci ve ikinci sınıf öğrencileri ile internet ortamı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kapsamında analiz edilen veri kümeleri için toplama araçları olarak “Birey Tanıtım Formu” ve “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmıştır. Öğrencilerin “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği (YZOÖ)” bağlamında aldıkları puan ortalamasının beklenen ortalama puanın üzerinde olduğu görülmüştür. 20 yaş ve altı ile 21-30 yaş arasındaki öğrenciler, 31 yaş ve üstü öğrencilere göre daha yüksek toplam puanlar alırken; ilk ve acil yardım programındaki öğrenciler de yaşlı bakımı programındaki öğrencilere göre daha yüksek puanlar almıştır. İnterneti en çok karma kullananlar, sağlık bakanlığı/hastane sitelerini ziyaret edenlere göre daha yüksek toplam puanlar elde etmiştir. Teknolojik cihaz kullanımı becerileri açısından ise çok iyi ve iyi seviyedeki öğrenciler, diğer seviyelere göre daha yüksek toplam puanlar almışlardır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, YZ teknolojilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için eğitimciler tarafından müfredata alınarak öğretilmesinin YZ okuryazarlık düzeyine katkı sunacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kadınlarda Sosyal Etkinin Yeme Bozukluklarıyla İlişkisi: Beden Memnuniyetinin Aracılık Rolü
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Amaç: Araştırmada yetişkin kadınlarda sosyal etki ve yeme bozuklukları arasındaki ilişkide beden memnuniyetinin aracı rolü incelenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, 2024 yılı içerisinde Mayıs-Ekim ayları arasında, yaş ortalaması 22,11 olan 317 yetişkin kadın ile gerçekleştirilmiştir. Kişisel bilgi formu, Sosyal Etki Ölçeği, Beden Memnuniyeti Ölçeği ve Yeme Tutum Testi (YTT-40) ile veri toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı yöntemi ile değerlendirilmiştir. Aracılık analizleri IBM SPSS Versiyon 24.0 programı ve PROCESS makro ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları beden memnuniyeti ile sosyal etki arasında negatif (r = -0,256, p < 0,001) bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Beden memnuniyeti ile yeme bozukluğu arasında da negatif (r = -0,261, p < 0,001) bir korelasyon bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, beden memnuniyetinin sosyal etki ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Sonuçlar, kadınlarda sosyal etkinin beden memnuniyeti aracılığıyla yeme bozuklukları riskini artırdığını, ayrıca sosyal medya ve toplumsal normların kadınlar üzerindeki baskısını azaltmayı hedefleyen önleme programlarının önemini vurgulamaktadır. Sağlıklı beden algısını teşvik eden kampanyalar, medya içerik düzenlemeleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımları, yeme bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynayabilir. Bu bulgular, yeme bozukluklarının sosyal ve kültürel faktörlerle bağlantılı karmaşık bir sorun olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Comparison of Physical Activity Levels, Metabolic Syndrome Risks and Sleep Quality of Athletes and Sedentary University Students: A Cross-Sectional Study
Çebi, Mehmet; Aydın, Emine Büşra
Objective: The aim of this study is to compare the phys- ical activity levels, metabolic syndrome risks and sleep quality of ath- letes and sedentary university students.Material and Methods: A total of 400 students, including 200 athletes and 200 sedentary students studying at Gümüşhane University, were included in this study. In col- lecting data; Pittsburgh Sleep Quality Index was used to evaluate the sleep quality of the participants, International Physical Activity Ques- tionnaire-Short Form was used to determine physical activity levels and Metabolic Syndrome Research Form was used to determine metabolic syndrome risk levels. Results: Average age of the participants was 19.94±1.48. A significant difference was detected between athletes and sedentary individuals in sleep quality and metabolic syndrome risk level. Individuals who exercise regularly and have high physical activ- ity levels were found to have higher sleep quality and lower metabolic syndrome risks. In addition, these people are less exposed to various sleep problems such as falling asleep late, daytime sleepiness, ineffi- cient sleep, etc. Conclusion: Increasing the level of physical activity improves sleep quality and reduces the risk of metabolic syndrome. Athletes have better sleep quality and lower risk of metabolic syndrome than sedantery. It is important to increase research in this area in young individuals. On the other hand, creating the right exercise program should be emphasized in studies. It is thought that our study will con- tribute to future studies in this regard.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane’de Yaşayan İnsanların Sel Risk Algısı
Doğan, Ali; Mizrak, Sefa; Doğru, Salih; Şimşek, Nurcan
Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracı rolü
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Bu çalışmada, yetişkin kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracılık rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Gümüşhane ilinde ikamet eden 278 kadın katılmıştır. Veriler Demografik Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21) ve Hedonik Yeme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizlerde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Paralel Aracılık Analizi (PROCESS Macro Model 4) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, hedonik yeme ile yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stres arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, depresyon ve anksiyete değişkenlerinin hedonik yeme ile yalnızlık arasındaki ilişkide anlamlı aracı roller üstlendiği, stresin ise aracı rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, hedonik yemenin bireylerin psikolojik iyilik halleri ve yalnızlık eğilimleri üzerinde dolaylı etkiler yarattığını göstermekte olup, müdahale programlarının duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye odaklanması gerektiğine işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025FARKLI FORMLARDAKİ KUDRET NARI (Momordica charantia L.) MEYVELERİNİN ANTİOKSİDAN VE ANTİMİKROBİYAL ÖZELLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Ilter, Seyda Merve; Sagdic, Osman; Ekici, Lütfiye; Dedebas, Tugba
Bu çalışmada kudret narının (Momordica charantia L) farklı formlarının (ham ve olgun kudret narı, zeytinyağlı karışımı ile ticari toz formu) antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada üç farklı çözücüyle (su, metanol ve etanol) ekstrakte edilen örneklerin toplam fenolik madde miktarı (, DPPH serbest radikal süpürücü madde miktarı ve toplam antioksidan miktarı belirlenmiştir. Olgun, ham, zeytinyağlı ve toz kudret narı örneklerinin su, etanol ve metanol ekstraktlarının toplam fenolik madde miktarları sırasıyla 245,43-453,77; 26,83-475,18 ve 22,14-695,49 mg GAE/L aralığında belirlenmiştir. En düşük toplam fenolik madde miktarı 22,14 mg GAE/L ile toz kudret narının metanolik ekstraktlarında belirlenirken en yüksek fenolik madde miktarı ise 695,49 mg GAE/L ile olgun kudret narının metanolik ekstraktlarında tespit edilmiştir. Olgun kudret narının su, etanol ve metanol ekstraktlarının tümü Aeromonas hydrophila, Bacillus subtilis ve Escherichia coli O157:H7`karşı etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte Listeria. Monocytogenes karşı zeytin yağlı kudret narının su ve etanol ile ekstraktlarının diğer formlarına göre antimikrobiyal aktivite gösterdiği saptanmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre insan sağlığı üzerine olumlu etkileri nedeni ile piyasada bulunan farklı kudret narı formlarının biyoaktivite içeriklerine ışık tutabileceği düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Exploring the Antioxidant and Neuroprotective Potential of Muscari armeniacum: Phenolic Profiling and Enzyme Inhibition
Topal, Fevzi; Menevseoglu, Ahmed; Topal, Meryem; Yilmaz, Firat
This study aimed to investigate the antioxidant and enzyme inhibitory properties of Muscari armeniacum, a plant native to Türkiye, which is known for its bioactive compound content. Ethanol extracts of Muscari armeniacum were prepared and analyzed using a variety of bioanalytical methods to assess its potential health-promoting properties. The antioxidant capacity was evaluated through Fe³⁺-Fe²⁺ reduction capacity, CUPRAC, DPPH, and ABTS radical scavenging activities. Additionally, the total phenolic and flavonoid contents of the extracts were determined, as these compounds are critical indicators of antioxidant potential. The antioxidant activity of Muscari armeniacum was compared with five standard antioxidants commonly used for benchmarking: BHA, α-tocopherol, BHT, trolox, and ascorbic acid. The extract demonstrated a high flavonoid content (23.24 µg QE/mg extract) and a significant amount of phenolics (14.38 µg GAE/mg extract), with the flavonoid content being particularly noteworthy. In addition to its antioxidant properties, the enzymatic activity assays revealed that the extract significantly inhibited acetylcholinesterase (AChE) and butyrylcholinesterase (BChE) enzymes, which are associated with neurodegenerative diseases such as Alzheimer’s. The IC₅₀ values were determined to be 54.14 mg/mL (R² = 0.9695) for AChE and 58.73 mg/mL (R² = 0.9609) for BChE, indicating moderate enzyme inhibition. These results suggest that Muscari armeniacum could serve as a valuable source of bioactive compounds with significant antioxidant and enzyme inhibitory activities. Its potential applications in the treatment of oxidative stress-related diseases and neurodegenerative disorders make it a promising candidate for further pharmacological studies. This research underscores the importance of exploring native plants for their medicinal and therapeutic potential, contributing to the development of alternative treatments for challenging health conditions.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane İli Aile Sağlığı Merkezlerine Başvuran Bireylerin Fonksiyonel Besinlere Karşı Tutumları
Burnaz, Nesibe Arslan; Kartal, Fatma Tayhan; Aykut, Memnune Kabakuş
Amaç: Bu çalışmada, aile sağlığı merkezlerine başvuran bireylerin fonksiyonel besin kullanımının, fonksiyonel besinler hakkındaki tutumlarının ve kullanım sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bireylerin demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, fonksiyonel besinlere yönelik farkındalıkları ve tüketimlerini değerlendiren bir anket yüz yüze görüşme yöntemiyle yapıldı. Fonksiyonel Gıdalara Yönelik Tutum Ölçeği ile bireylerin fonksiyonel besinlere yönelik algısı ölçüldü. Bireylerin beden kütle indeksleri, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Katılımcıların %39,7’si fonksiyonel besin tanımını daha önce duyduğunu, %82,3’ü de fonksiyonel besin tükettiğini bildirmiştir. Fonksiyonel besinlerin sağlık üzerinde etkili olduğuna inanan katılımcıların, bu besinleri daha faydalı ve gerekli bulmakta ve aynı zamanda bu konuda bilgi edinmeye daha isteklidirler (p<0,05). Ayrıca fonksiyonel besinlere yönelik tutum lisans ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip olanlarda ilköğretim ve lise mezunlarına göre anlamlı olarak daha yüksektir (p<0,05). Sarımsak, nar, üzüm çekirdeği, yeşil çay, zencefil, çörekotu ve tam tahıllı ürünler bireylerin çoğu tarafından fonksiyonel besin olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte C vitamini ve D vitamini gibi besin takviyeleri de fonksiyonel besin olmamasına rağmen çoğu birey tarafından fonksiyonel besin olarak tanımlanmaktadır. Sonuç: Bulduğumuz sonuçlar, aile sağlığı merkezine başvuran bireylerin büyük çoğunluğunun fonksiyonel besin tüketim alışkanlığına sahip olduğunu, eğitim düzeyi ve fonksiyonel besinlere ilişkin sağlık yararlarının fonksiyonel besinlere yönelik tutum ve kabullenme üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bulgular, fonksiyonel besinlerin ve bu besinlerin sağlık üzerindeki yararlarının farkındalığını ve tüketimini teşvik etmek için destekleyici bir ortam oluşturma açısından kamu ve özel sektöre bilgi sağlayabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Profesyonel Doğal Vücut Geliştiricilerinden Diyafram Kalınlığının 1RM Kuvvetine Etkisi
Yılmaz, Coşkun; Kavuran, Korhan; Çelikel, Baha Engin; Soylu, Hakan Hüseyin; Demir, Alper; Sezer, Süreyya Yonca
Profesyonel doğal vücut geliştirmeciler üzerinde yapılan çalışmalarda farklı antrenman yüklerinin performans üzerindeki olumlu etkileri iyi bilinmesine rağmen, diyafram kas kalınlığının 1RM kuvvetini nasıl etkilendiği belirsizdir. Çalışmanın amacı, diyafram kas kalınlığının profesyonel doğal vücut geliştiricilerde tek tekrar maksimal kuvveti (1RM) ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmış aktif spor yapan 15 profesyonel doğal vücut geliştirici dâhil edilmiştir. Deneklerden solunum fonksiyon testleri, 1RM ve diyafram kas kalınlık ölçümleri alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 istatistik paket programı ile hesaplanmıştır. Çalışmada 1RM değeri ile FVC, FEV1 ve PEFmax parametreleri ile pozitif anlamlı yüksek ilişki olduğu tespit edildi. FEV1/FVC oranı ile negatif düşük düzeyde bir ilişki tespit edildi. 1RM ile dinlenme, ekspirasyon ve inspirasyon evrelerinde diyafram kas kalınlığı ile pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma, diyafram kas kalınlığının vücut geliştirme antrenmanlarında 1RM performansı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, diyafram kasının sadece solunumu destekleyen bir kas olarak değil, aynı zamanda intra-abdominal basıncı optimize ederek güç üretimine katkı sağlayan bir kas olarak da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Factors Affecting Psychological Resilience and Coping Experiences of Cancer Patients: A Phenomenological Study
Uzun, Sevda; Bayrak, Nurten Gülsüm
Objective: The aim of this study was to evaluate the factors affecting psychological resilience and coping experiences of cancer patients. Methods: In this study using the phenomenological research method, semi- structured in-depth interviews were conducted with 22 individuals with cancer living in a province in northern Turkey. Criterion sampling method, one of the purposive sampling methods, was used to reach the sample group. Interviews continued until data saturation was achieved. All interviews were audio recorded and then transcribed. The data of the study were evaluated using thematic analysis. The study was conducted and reported according to the COREQ checklist. Results: Data analysis revealed three themes (effects of cancer, coping with cancer, psychological resilience and influencing factors) and eight sub-themes (mental, physical, social, perception of social support, treatment process, personal competence and future plans, spiritual disposition and perspective on negative events). Conclusion: The results of the study showed that cancer has a negative psychosocial impact on individuals. The treatment and care process in cancer can negatively affect the psychological resilience of individuals. In this process, it was determined that situations such as perception of social support, coping resources, perspective on negative events, spirituality can affect psychological resilience.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Sporcu performansını artıran güncel besin takviyeleri
Bor, Hakan
Sporcu performansını artırmak amacıyla kullanılan besin takviyeleri teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bu takviyelerin çeşitliliğinin ve erişilebilirliğinin artması nedeniyle geçmişe kıyasla daha fazla ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda çalışmada besin takviyelerinin sporcu performansını hangi yönlerden etkilediği ve sağlıklı kullanım dozajlarının nasıl olması gerektiği güncel literatür yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada öncelikle besin takviyeleri hakkında genel bir bilgi verilerek besin takviyeleri tanıtılmış sonrasında her bir besin takviyesinin özelliklerine uygun olarak sporcu performansı üzerindeki olası etkilerinden bahsedilmiştir. Ayrıca besin takviyelerinin kullanım dozajları konusunda son dokuz yıldaki literatürde var olan öneriler çalışma içinde sunulmuştur. Bir beslenme uzmanı yardımı alınarak doğru bir şekilde tüketilen besin takviyeleri sporcu performansını farklı etki mekanizmaları yoluyla olumlu etkilemektedir. Sporcuların bir kısmı için diyetlerini yeniden planlayarak besin takviyelerine olan ihtiyaç karşılanabilirken, diğer bir kısmı için performans gösterdikleri spor dalı nedeniyle diyetle alınan miktar yeterli olmayıp uzman kontrolünde besin takviyelerini diyetlerine ek olarak almaları gerekmektedir. Bu nedenle sporcuların besin takviyelerinin yan etkilerinden dolayı sağlık açısından zarar görmemeleri ve en üst düzeyde fayda elde edebilmeleri için sporcunun fiziksel durumuna, spor dalına ve diyetine uygun olacak şekilde besin takviyesi alımının bilimsel çalışmalardaki öneriler doğrultusunda bireye özgü olarak planlanması büyük önem taşımaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Factors Affecting the Quality of Nursing Care in Community Mental Health Centres: A Qualitative Study
Uzun, Sevda; Akman, Yasemin
Objective: Community mental health practices play a significant role in mental illness prevention. It is critical for nurses who play critical roles in the protection, growth, and rehabilitation of com- munity mental health to deliver high-quality care. Nurses face chal- lenges due to issues and limitations at the community mental health center. Also this situation can be impact on the quality of care. This study was planned to examine the factors affecting the quality of nurs- ing care in community mental health centers. Material and Methods: The study was conducted with 12 volunteer nurses using a phe- nomenological research design, which is a qualitative research design. Interviews were conducted individually and face-to-face. The data were analyzed using Colaizzi’s phenomenological analysis method.Results: In the analysis of the data, 4 categories (challenges with care and treat- ment, deficiencies at the community mental health center, views on the benefits of community mental health center, and recommendations for improving the quality of health care) and 13 main themes (medications, physician, communication, psychiatry service, equipment, team, space and equipment, functionality, communication, treatment and care, so- cial aspects, team, social activities, and facilities and equipment) were identified. Conclusion: The study thoroughly evaluated the factors af- fecting the quality of nursing care in community mental health centers and suggested potential solutions.
- MakaleAçık Erişim2025Çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisi: Kantil panel yaklaşımı
Kanca, Osman Cenk; Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem; Çınar, Ezginur
Sağlık harcamaları ve çevresel inovasyon düzeyindeki farklılıklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler açısından çeşitli çevresel sonuçlar doğurabilmektedir. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi noktasında bu faktörler oldukça ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ampirik analizde 2000-2021 dönemine ve 5 ülkeye (Çin, Hindistan, Rusya, Japonya ve ABD) ait panel veriler kullanılmıştır. Çevre kirliliğinin göstergesi olarak literatürde sıklıkla CO2 emisyonu verisi kullanılmasına rağmen çeşitli avantajlarından dolayı bu çalışmada “yük kapasite faktörü” verisi kullanılmıştır. Çevresel inovasyonu temsilen “çevreyi korumaya yönelik teknoloji patent sayıları” verisi, sağlık harcamaları (%GSYH) ve kontrol değişken olarak kişi başına GSYH verisi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşik ilişki Westerlund (2007) tarafından geliştirilen panel eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Ardından uzun dönem katsayılar geleneksel panel veri yöntemi Driscoll-Kraay Standart hatalar (DKSE) ve güncel bir yöntem olan Momentler Metodu Kantil Regresyon (MMQR) yöntemi ile tahmin edilmiştir. Her iki tahmin sonucu birbirine paralellik göstermektedir. Buna göre çevresel inovasyonun çevre kirliliğini arttırdığı, sağlık harcamalarının ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol değişken olarak modellere dahil edilen kişi başına GSYH ise çevre kirliliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Son aşamada ilişkilerin yönü Kónya (2006) panel nedensellik testi ile tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025The moderating role of general attitude toward artificial intelligence in the effect of job stress on proactive behavior
Bekar, Fevziye
The aim of this study is to examine the moderating role of general attitude toward artificial intelligence in the effect of job stress on proactive behavior, based on Affective Events Theory. The sample of the study consisted of healthcare professionals. The data were collected at two different times using a convenience sampling method and a longitudinal research design; data from 205 participants were analyzed using simple linear regression and the PROCESS Macro (Model 1). The results of the analysis showed that general attitude toward artificial intelligence had a moderating role in the relationship between job stress and proactive behavior. This study contributes to the development of Affective Events Theory through an AI-based theoretical perspective. Another original aspect of this study is the use of an artificial intelligence-based analysis approach. In this respect, the study further contributes by comparing the results of traditional analysis methods with those of artificial intelligence-based approaches.
- MakaleAçık Erişim2025Pandemi sonrası borsa istanbul sağlık şirketlerinin kümeleme analizi ile finansal değerlendirilmesi
Şimşek, Ahmet Bahadır; Karaer, Merve
Covid-19 pandemisi, sağlık sektöründe büyük değişimlere yol açmış ve ekonomik dengeleri derinden etkilemiştir. Bu çalışma ile pandemi sonrası Türkiye sağlık sektöründeki şirketlerin finansal performanslarının analiz edilmesi ve benzer özelliklere sahip şirketlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışmada, 2019 yılının son çeyreğinden 2024 yılının ikinci çeyreğine kadar olan dönemi kapsayan, 12 sağlık şirketinin likidite, kârlılık, borçlanma ve varlık yönetimi gibi finansal göstergeleri incelenmiş ve K-ortalamalar algoritması ile şirketler arasında finansal farklılıklar sınıflandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; pandemi döneminde sağlık sektörü şirketlerinin finansal göstergelerinde heterojen bir yapı sergilediği ve alt sektörler bazında farklılaşma gösterdiği ortaya çıkmıştır. Pandemi sonrası dönemde ise sektör genelinde finansal performansın homojenleştiği ve şirketler arasında istikrarın arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma, pandemi sonrası sektördeki finansal dayanıklılık ve performans farklılıklarını detaylı bir şekilde analiz ederek sektöre dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Son olarak, kriz dönemlerine karşı daha dirençli finansal stratejiler geliştirilmesine yardımcı olacak öngörüler sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma sağlık sektörünün büyümesini desteklemek amacıyla stratejik bir yol haritası oluşturmaktadır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Gerobiyotikler, Yaşlanma ve Mikrobiyota
Konyalıgil, Nurefşan; Kurtbeyoğlu, Emine
Yaşlanma, birçok kronik hastalık ve işlevsel gerileme için ortak bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Yaşlı popülasyonda sağlığı koruma ve yaşam kalitesini iyileştirmede probiyotiklerin profilaktik kullanımının faydaları konusunda artan bir farkındalık vardır. Yaşlanmanın temel mekanizmalarını faydalı bir şekilde zayıflatabilen, fizyolojik yaşlanma süreçlerini azaltabilen ve böylece konağın sağlıklı yaşam süresini uzatabilen probiyotik suşları ve bunlardan türetilen postbiyotik ve para-probiyotikleri tanımlamak için yeni bir terim olan “gerobiyotikler” kullanılmaktadır. Gerobiyotiklerin kullanımı, gelecekte insanların sağlıklı yaşam süresini uzatmak için umut verici bir müdahale stratejisi olabilir. Ancak sağlıklı yaşlanmayı sağlamada etkili olduğunu gösterebilmek için daha fazla klinik çalışmaya ve daha uzun süreli müdahalelere ihtiyaç vardır.
