Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY03759 numarada kayıtlı Mecmû'a-i Nezâ'ir (İnceleme-mestap'a göre tasnif-metin) sayfa:1-55

    Havana Kaynak

    Klasik Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mecmualar, edebî ürünlerin belirlenmesi ve incelenmesinde büyük rol üstlenmiştir. Bu mecmualar, genellikle farklı şairlerin şiirlerinin bir araya getirildiği yazmalardır ve derleyenin kişisel beğenisine göre düzenlenmiştir. Çoğu zaman derleyicisinin kim olduğu ve ne zaman derlendiği bilinmese de bu eserler dönemin edebî zevkini yansıtmaları bakımından kıymetlidir. Mecmualar, yalnızca tanınmış şairlerin şiirlerini değil aynı zamanda tezkirelerde ya da edebiyat tarihlerinde adı anılmayan şairlerin ve onların eserlerinin de yer aldığı metinlerdir. Bu özellikleriyle, divanlar ve tezkirelerle birlikte Türk edebiyatı tarihinin değerli kaynakları arasında önemli bir konuma sahiptirler. Bu tez kapsamında, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY03759 (NEKTY03759) demirbaş numarasıyla kayıtlı olan Mecmû'a-i Nezâ'ir adlı yazmanın 1- 55 (1b-55a) varakları arasında yer alan şiirler incelenmiştir. Mecmuanın künyesinde her ne kadar Mecmû'a-i Gazeliyyât ifadesi yer alsa da içeriği incelendiğinde çok sayıda nazireye yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle eserin isminin Mecmû'a-i Nezâ'ir olarak adlandırılmasının daha uygun olacağı kanaatine varılmış ve bu doğrultuda eser isminde değişikliğe gidilmiştir. Çalışma bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bahsi geçen mecmuanın tanıtımı yapılmış; eserin içeriği, fiziksel özellikleri ve içerisinde yer alan şiirlerin hangi şairlere ait olduğu ile bu şairlerin hangi yüzyıllarda yaşadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, mecmuadaki şairler ve şiirler MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) kurallarına uygun biçimde düzenlenerek tabloya aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise mecmuanın çeviri yazılı metni oluşturulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tersanelerdeki ergonomik ve psikososyal risk etmenlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi ve örnek risk değerlendirme metodu: Ordu ili örneği

    Atakan Ceyhun Öztürk

    Tersane sektörü, gemi ihtiyacının karşılanması nedeniyle yüzyıllardır önemini korumaktadır. Ancak, bu işletmelerde kaynak, boya ve taşlama gibi insan faktörüne dayalı iş süreçleri, çalışanlar için çeşitli riskler barındırmaktadır. Çalışanlar, yaptıkları işin niteliğine bağlı olarak ergonomik ve psikososyal risk etmenleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Yanlış duruş, gürültü, sıcaklık, toz, zaman baskısı, çalışanlar arası eşitsizlik ve aşırı iş yükü gibi faktörler, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamını zorlaştırmaktadır. Bu durum, çalışanlarda kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, konsantrasyon kaybı, iş veriminde düşüş, yorgunluk ve stres gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, gemi inşa sektöründe çalışanların sağlık ve güvenliğini en üst düzeyde tutmak için iş sağlığı ve güvenliği büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmanın amacı, gemi üretimi sırasında çalışanların karşılaşabileceği riskleri analiz etmek ve değerlendirmektir. Bu kapsamda, tersanede çalışanlar ve çalışma koşulları ergonomik ve psikososyal risk etmenleri açısından değerendirilerek nitel risk değerlendirme yöntemlerinden biri olan Fine-Kinney Risk Değerlendirme Metodu ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Değerlendirme sonucu elde edilen verilerin literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tersanelerdeki kaynaklı imalat işlerinde meydana gelen fiziksel ve kimyasal risk etmenlerinin belirlenerek iki farklı risk değerlendirme metodu ile değerlendirilmesi: Ordu ili örneği

    Fatma Bostan

    Tersane işletmeleri, farklı iş kollarını bir arada barındıran geniş ve karmaşık sistemlerdir. Gemi üretimi büyük ölçüde birleştirme işlemlerine dayandığından, kaynak işlemleri tersane sahasının hemen her noktasında yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu işlemler, uygulanacak alana, kullanılan malzemenin türüne ve yapısına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu nedenle, çalışanlar işlem sırasında çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Kaynak makinelerinden yayılan gürültü, titreşim, termal radyasyon, elektrik akımı ve yetersiz aydınlatma gibi fiziksel risk etmenleri; işitme kaybı, göz rahatsızlıkları, elektrik çarpması ve iş kazaları gibi sağlık ve güvenlik sorunlarına yol açabilmektedir. Kimyasal risk etmenleri ise kaynak işlemleri sırasında ortama yayılan zehirli gazlar, tozlar ve buharlar ile kaynak yapılan bölgede bulunan boya, yağ gibi yanıcı maddelerin varlığı nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, gaz tüplerinin açık bırakılması gibi ihmal durumları patlama ve yangın riskini artırmaktadır. Bu fiziksel ve kimyasal riskler, çalışanların sağlık ve güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Kaynak işlemlerinin yürütüldüğü ortamda çalışanların yanı sıra çevrede bulunan üçüncül kişilerin sağlık ve güvenliklerini en üst düzeyde korumak amacıyla iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışması, kaynak işlemleri sırasında çalışanların ve çevrede bulunan üçüncül kişilerin karşılaşabilecekleri fiziksel ve kimyasal riskleri belirlemeyi ve bu riskleri Fine-Kinney ile L Tipi Matris risk değerlendirme metotlarıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bireysel deprem direncinin deprem kaygısı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi

    Esma Nur Korkmaz

    Depremler, Türkiye'nin karşılaştığı en yıkıcı doğal kaynaklı afetler arasında yer almakta ve artan sıklıklarıyla bireylerin fiziksel, sosyal ve psikolojik bütünlüğünü tehdit etmektedir. Bu durum, afet sonrası iyileşme süreçlerinde bireysel psikolojik dayanıklılığın önemli bir unsur olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen bireylerin bireysel deprem direncinin, deprem kaygısı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel ve ilişkisel bir desenle yürütülen araştırmada, depremlerden etkilenen 11 ilden 18 yaş ve üzeri 548 bireyden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiş; değerlendirmede betimsel istatistikler ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Bireysel Afet Direnci Ölçeği, Afet Kaygısı Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Ölçeği depreme uyarlanarak kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tecrübe ile başa çıkma deprem kaygısını arttırırken, diğer başa çıkma türleri deprem kaygısını azaltmaktadır. Ortak başa çıkma yaşam kalitesini anlamlı biçinde arttırırken, diğer alt boyutlar yaşam kalitesini negatif yönde etkilemiştir. Ayrıca deprem kaygısının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular, afet sonrası psikososyal müdahale programlarının bireysel direnç faktörleri temelinde yeniden yapılandırılması ve afet yönetiminde bireysel direnç kapasitesinin artırılmasına katkı sunmaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetlerinin travma ve strese bağlı ruhsal bozukluklar üzerindeki etkisi: kahramanmaraş depremleri örneği

    Öznur Çınar

    Bu araştırmanın birinci amacı algılanan psikososyal destek ölçeği geliştirmek olup ikinci amacı ise algılanan psikososyal desteğin, psikososyal destek almış olan afetzedelerin ruhsal durumları (Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete) üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmanın örneklem yöntemi kolayda örnekleme yöntemidir. Yüz yüze anket yöntemi uygulanarak yürütülen araştırmanın, uygulama aralığı 15.02.2024-15.05.2024 tarihleri arasındadır. Toplamda 668 kişiye ulaşılmış olup, 638 katılımcının verileri analize dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan istatistiksel yöntemler: Kapsam geçerlilik oranı, dağılım istatistikleri (ortalama, standart sapma, medyan, çarpıklık ve basıklık), açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, Croncbach alpha, madde-toplam korelasyonları, iki yarı ve Guttman güvenirlilik analizleri, benzeşim geçerliliği, ayrım geçerliliği, birleşik güvenirlilik ve yapısal eşitlik modelidir. Araştırmanın ölçek geliştirme aşamasında 4 alt boyutlu (bilgi, süreç, bireysel fayda ve toplumsal fayda) algılanan psikososyal destek ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin her alt boyutunun altında 3'er madde olup, toplamda 12 madde içermektedir. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için gerçekleştirilen yapısal eşitlik modeli sonucunda regresyon katsayılarından 7 tanesi 0.05 önemlilik düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Bilgi alt boyutu ile travma sonrası stres (-0.106), depresyon (-0.109) ve anksiyete (-0.095) arasında düşük düzeyde negatif yönlü ilişkiler bulunmuştur. Süreç alt boyutu ile travma sonrası stres (-0.880), depresyon (-0.955) arasında yüksek ve anksiyete (-0.729) arasında ise orta düzeyde negatif yönlü ilişkiler bulunmuştur. Araştırmanın 12 hipotezinden 6'sı kabul edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Üniversiteli gençlerin geleneksellik ve modernlik bağlamında yurttaşlık algısı (Gümüşhane Üniversitesi örneği)

    Elif Yılmaz

    Bu çalışmada Üniversiteli gençlerin geleneksellik ve modernlik bağlamında yurttaşlık algısını (Gümüşhane Üniversite Örneği) tespit edebilmek için nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırma grubu belirlenirken, "Kolaylıkla Bulunabileni Örnekleme" yönteminden yararlanıldı. Araştırmanın evreni Gümüşhane Üniversitesi'nde 2022-2023 bahar yarıyılında derslere devam eden öğrencilerden oluştu. Katılımcılardan araştırmacı tarafından geliştirilen, demografik bilgi formu, Aktif yurttaşlık öz yeterlilik ölçeği ve Geleneksellik-Modernlik ölçeklerini doldurmaları istendi. Çalışmada cinsiyete göre geleneksel ve modernlik ölçeğinin tüm alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Aktif yurttaşlık öz yeterlilik alt boyutlarında ise siyasi okuryazarlık alt boyutunda erkek katılımcıların kadınlara göre daha yüksek puanlar aldıkları ve anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Cinsiyet ve sosyal medya kullanım süresine göre geleneksel ve modernlik karşılaştırılmasında kadınlarda sosyal medya kullanım süresi ile geleneksel ve modernlik alt boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmezken (p>0,05), erkek katılımcılarda bireysel bağımsızlık ve yerelden kopukluk alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Ölçeklerin alt boyutları kendi aralarında ilişkili oldukları tespit edilirken, her iki ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki hesaplanmamıştır. Sonuç olarak üniversiteli genç erkeklerin, kadınlardan daha modern olduğu, üniversiteli gençlerin yaşları arttıkça gelecek odaklılık ve bireysel bağımsızlık düzeylerinde azalma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hayatının büyük bir kısmında köyde yaşayanların laiklik, bireysel bağımsızlık ve yerelden kopukluk puanlarının şehir ve ilçede yaşayanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Modern özellikler taşıyan katılımcıların kendisini geleneksel olarak tanımladığı ve geleneksel özellikler taşıyanların ise kendisini modern olarak tanımladığını tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde sosyal medya kullanım süresi arttıkça katılım düzeylerinin azaldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksellik, Modernlik, Üniversite öğrencileri, Yurttaşlık

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afetlerle mücadele: Küresel iklim değişikliğine uyum ve ölçek çalışması

    Meryem Akbulut

    Afet yönetimi perspektifinden bakıldığında küresel iklim değişikliği ile mücadele etmek artık kaçınılmaz bir hal almıştır. Küresel iklim değişikliğinin neden olacağı etkiler ve afetler göz önünde bulundurulduğunda bu karmaşık durum için ivedi çözüme ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda, afetlerle mücadele de, iklim değişikliğine bağlı afet ve acil durumların etkilerini azaltmak ve ortaya çıkmalarını önlemek için kapsamlı uyum çalışmaları yapılmalıdır. Nitelikli ve sürdürülebilir ilerleyen iklim değişikliği uyum çalışmaları sayesinde hem afet riskleri azaltılır hem de iklim değişikliği risk yönetim süreci daha etkin bir şekilde yürütülür. Bu araştırmada, Karadeniz Bölgesi'nde son yıllarda yaşanan meteorolojik kökenli afetlerin ve insan kaynaklı etkilerin yoğun olduğu üç alt bölge dikkate alınarak her biri farklı bir alt bölgede bulunan Kastamonu, Giresun ve Samsun illerini kapsayan bir ölçek geliştirme çalışması gerçekleştirilmiş ve veri toplama sürecinde 1116 kişiye ulaşılmıştır. Verilerin analizi için uygulanan kapsam geçerliği, yapı geçerlilği ve güvenirlik analizleri SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 paket programları kullanılarak yapılmıştır. Pilot ve ana uygulama süreçlerinin tamamlanmasının ardından yapısal geçerliliği sağlanan 'Küresel İklim Değişikliği Toplumsal Uyum Ölçeği ve Bilinç Ölçeği' literatüre kazandırılmıştır. Geliştirilen ölçekler aracılığıyla toplumun iklim değişikliği uyum kapasitesi ve bilinç düzeyi belirlenmiştir. İki ölçek arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (r=0,875: p=0,000). Bu doğrultuda uygun davranış ve hazırlık önerileri sunulmuştur. Ayrıca Karadeniz bölgesi özelinde yapılan üç farklı iklim modeli tahminleri ele alınmış ve artan sıcaklıklar farklı modeller üzerinden verilmiştir. Projeksiyon verileri SWOT analizi ile desteklenmiştir. Elde edilen veriler ışığında Karadeniz Bölgesi, afet yönetimi ve iklim değişikliği alan yazınına fayda sağlayacak öneriler verilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afetlere karşı toplumsal direncin oluşturulmasına yönelik transteoretik modele dayalı motivasyonel görüşme tekniği temelli müdahale programının bireysel hazırlık düzeylerine etkisi

    Furkan Şahin

    Afetler insanların ve toplumların, yıllardır başa çıkmaya çalıştığı olgulardır. Zaman içerisinde toplumlar, bu afetlere karşı farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Bunlardan birisi günümüzde de ön plana çıkan bir anlayış olan toplum temelli yaklaşımdır. Ayrıca günümüz afet yönetimi anlayışı risk yönetimini odak noktasına almaktadır. Bu bağlamda, afetlere dirençli bir toplum oluşturulması öncelikli hedefler arasındadır. Afetlere karşı dirençlilik konusunda da toplumu oluşturan bireylerin ve bu sayede toplumun, afetlere hazır bulunuşluk durumları ön plana çıkmaktadır. Çalışmamız bu konuyu ele alarak alana yeni bir bakış açısı ve yöntem kazandırmayı hedeflemekte olan karma desenli bir çalışmadır. Bu bağlamda çalışmamız üç adımda gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, bireysel hazırlık durumlarının belirlenebilmesi adına çalışmamız kapsamında geçerli ve güvenilir "Afetlere Karşı Çok Yönlü Bireysel Hazırlık Ölçeği (AÇBHÖ)" geliştirilmiştir. İkinci adımda ölçek ile ana örneklemden veri toplanmış ve tanımlayıcı bir çalışma yapılmıştır. Çalışma neticesinde afetlere karşı genel bireysel hazırlık durumları ortalama düzeyde bulunurken, bilişsel maddeleri içeren alt boyut puan ortalamalarının ortalamanın üzerinde kaldığı gözlenmiş, davranışsal boyutu içeren maddelerin bulduğu alt boyutların puan ortalamalarının ortalamanın altında kaldığı görülmüştür. Elde edilen verilerde ortalama puan ölçek kesme değeri belirlenmiş ve ortalamanın altında kalan katılımcılar çalışmamızın üçüncü adımının evrenini oluşturmuştur. Çalışmamızın üçüncü adımı, ön test-son test randomize deney ve kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Deneysel kısımda transteoretik modele dayalı motivasyonel görüşme tekniği kullanılarak müdahalede bulunulmuştur. Çalışma neticesinde motivasyonel görüşmelerin afetlere bireysel hazırlık konusunda fayda sağladığı ve değişim aşamalarında ilerleme kaydedildiği, bunun yanı sıra AÇBHÖ puan ortalamalarında anlamlı bir artışın olduğu bulgulanmıştır. Bu bağlamda, afetlere karşı bireysel hazır bulunuşluk durumlarını desteklemek adına saha çalışmalarının artırılması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Huzurevinde yeniden toplumsallaşma

    Asiye Tuğçem Çubukcu

    Bu çalışmanın konusu; huzurevine yerleşen yaşlı bireylerin yeni yaşantıları ve bu yeni yaşantılarına bağlı olarak kurmuş oldukları yeni düzenleri, huzurevi içerisinde kurdukları yeni arkadaşlık ilişkileri ve bu arkadaşlık ilişkilerinin sosyalleşme süreçlerine katkı sağlayıp sağlamadığı, huzurevi tarafından düzenlenen aktiviteler ve bu aktiviteler aracılığıyla hissettikleri duygular ve bu aktivitelerin, onların sosyalleşme sürecine katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bu konuya uygun sorular oluşturup yaşlı bireylere yöneltilmiştir. Verilen cevaplar doğrultusunda, bilimsel bir çalışma ortaya koyulmuştur. Huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin birbirleriyle kaynaşabilmeleri için ortak alanlar oluşturulmuştur. Aynı zamanda huzurevleri tarafından düzenlenen aktiviteler aracılığıyla yaşlı bireylerin güzel zaman geçirmeleri ve yeniden arkadaşlık ilişkileri kurmaları amaçlanmıştır. Bu aktiviteler yaşlı bireylerin kendilerini değerli ve mutlu hissetmelerine önayak olurken, aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinin güçlenmesine de katkı sağlamıştır. Huzurevinde bulunan yaşlı bireylerin büyük çoğunluğu, huzurevi tarafından düzenlenen aktivitelere katılım göstermektedir. Katılım gösteren yaşlı bireyler, bu aktivitelerden memnun kalmaktadır. Katılım gösteremeyen yaşlı bireyler genelde fiziki engelleri olan, fizyolojik rahatsızlıkları bulunan ve arkadaşı olmayan yaşlı bireylerdir. Zorunluluk hallerinden dolayı katılamayan bazı yaşlı bireyler, katılım gösterebilecek durumları olsaydı kendilerinin de mutlu olacağını ifade etmişlerdir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Suça sürüklenen çocukların ebevynlerinin çocuklarına ilişkin algısı: Rize merkez örneği

    Enes Mustafa Görmüş

    Suç, suçluluk ve ceza kavramları tarih boyunca insan ve toplumların ele aldığı önemli konular olmuştur. Suç, psikoloji, sosyoloji ve sosyal hizmet gibi disiplinlerle ilişkili olarak incelenmiştir. Çocuk suçluluğu ise özellikle sanayileşme, kentleşme, göç, nüfus artışı, işsizlik, aile yapısındaki değişim ve sosyo-kültürel değişikliklerle birlikte önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Çocuk suçluluğu, hukuki olmaktan ziyade ailesel ve çevresel nedenlerle ilişkili bir olgudur. Bu tez, ailelerin çocukların suça sürüklenmesindeki rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın konusu, suça sürüklenen çocukların ailelerinin görüşlerini ortaya koymaktadır. Rize Adliyesi'ne bağlı ceza mahkemelerinde haklarında sosyal inceleme raporu yazılmış suça sürüklenen çocuklar incelenmiş, 12 anne ve 12 baba ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler ailelerin evlerinde yapılmış ve ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak, ailelerin çocuklarının suç durumuna ve yaşadıkları sürece ilişkin değerlendirmeleri alınmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çocukların sosyal inceleme raporları ve yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılarak veri toplanmıştır. Çalışma, ebeveynlerin çocuklarına ilişkin algıları ile çocuğun suça sürüklenmesinde aile etkisinin önemli olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan ailelerin çoğu, Rize'nin sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerinde yaşamaktadır. Araştırma sonucunda babaların çocuklarına daha fazla şiddet uyguladığı ve ebeveynlerin eğitimsizlik ile sosyal çevreyi suçun temel nedenleri olarak gördüğü belirlenmiştir. Ayrıca, ebeveynler çocukların ilk suç davranışından sonra da suç işlemeye devam ettiğini ve bu konuda herhangi bir iyileşme olmadığını belirtmektedirler. Araştırma sonucunda, çocukların suça sürüklenmesinde rol model eksikliği, eğitimden uzaklaşma, aile yetersizliği ve olumsuz çevre etkili olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle incelenmesi

    Osman Fırat

    Yapay Açıklıklı Radar İnterferometri (InSAR) yöntemi deformasyonların belirlenmesinde sıklıkla tercih edilen bir jeodezik tekniktir. Günümüzde, geniş bir uygulama alanına sahip olmasıyla birlikte başta yüzey deformasyonlarının belirlenmesi olmak üzere pek çok çalışmada kullanılmaktadır. Ayrıca geniş bölgeleri etkileyen olayları detaylı bir şekilde inceleme imkânı sağlamaktadır. Depremler geniş alanlara etki eden doğa olayları olduğundan, depremlerin izlenmesinde de sıklıkla başvurulan bu tekniğin farklı büyüklükteki depremlerde izlenebilirliği merak konusudur. Bu tez çalışmasında, farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle izlenebilirliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türkiyenin değişik bölgelerinde yer alan, düşük (Mw=4.5, Erzurum-Başaklı), orta (Mw=5.6, Denizli-Acıpayam) ve büyük (Mw=6.8, Elazığ-Sivrice) şiddetli üç deprem bölgesi seçilmiştir. Söz konusu bölgelerde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA: European Space Agency)'ya ait Sentinel uydu verileri elde edilerek Sentinel Uygulama Platformu (SNAP: Sentinel Application Platform) yazılımıyla değerlendirilmiş ve farklı büyüklükteki depremlerin, InSAR yöntemiyle izlenebilirliklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda söz konusu bölgelerde Sentinel-1 uydu verileri elde edilerek SNAP yazılımında değerlendirilmiş ve farklı depremlerin izlenebilirliğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda analiz sonuçları göstermektedir ki düşük büyüklükteki deprem bölgelerinin InSAR ile izlenebilirliği mümkün olmamakla birlikte, orta ve büyük şiddetli deprem bölgelerin de etkili izleme kabiliyetine sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanmışlıkları: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Sibel Gürbüz

    Bu çalışmada görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumlarını belirlemek amacıyla iki ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde literatür taraması yapılmış ve 37 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinin ve 24 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinin taslağı oluşturulmuştur. Uzman görüşü doğrultusunda ölçekte gerekli düzenlemeler yapılıp Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 18 maddeye, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 14 maddeye indirilmiştir. Araştırmaya 140 görme engelli birey katılmıştır. Ölçeğin açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçek son haline getirilmiştir. Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 10 madde tek boyuttan oluşan, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 9 madde tek boyuttan oluşan birer ölçme aracı elde edilmiştir. Ölçeklerin Cronbach's Alfa güvenirlik katsayıları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinde .78 ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinde .82 olarak bulunmuştur. Ayrıca görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumları bazı sosyo-demografik değişkenlere göre değişiklik gösterdiği bazılarında ise değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği geçerli ve güvenilir birer ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kitâbü'z-Zühdlerde temel tahalluk terimleri

    Havva Uzun

    Tasavvuf tarihinin genellikle üç dönemde ele alındığı mâlumdur. Bu dönemlerden ilki; Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Ashâb-ı Kirâm'ın, Ashâb-ı Suffe'nin, Tabîin ve Tebeu't-tab'iin'in yaşamları temelinde olan, kısaca Asr-ı Saâdet'le başlayıp hicrî ilk iki asrı içine alan zühd dönemidir. İkincisi; sûfî ve tasavvuf terimlerinin kullanılmaya ve ilk sûfî adlarının duyulmaya başlandığı, hicrî 2. asrın sonuna kadar devam eden, tasavvuf dönemidir. Üçüncüsü ise hicrî 6. asır ve sonrasını kapsayan tarikatlar dönemidir. Yapmış olduğumuz çalışma zühd kitaplarında yer alan belli başlı terimler kapsamında olduğundan, dönemler arasında özellikle zühd dönemi hakkında bilgi içermektedir. Terimsel çerçevede hazırlanan bu çalışmada, Kitâbü'z-Zühdlerde tahalluk bağlamında doğrudan yer alan ibâdet ve ahlâkla ilgili terimler incelenmiştir. Ele almış olduğumuz terimler arasında ibâdet, ahlâk, fakr, ihlâs, istikâmet, kanâat, murâkabe, rızâ, sabır, sıdk, sohbet, tevekkül, vera', zikir gibi terimler yer almaktadır. Söz konusu terimler zühd kitapları arasından seçilmiş olan beş temel kaynak olarak, Abdullah b. Mübârek'in, Veki' b Cerrâh'ın, Ahmed b. Hanbel'in, Hennâd b. es-Serî'nin ve İmam Beyhakî'nin Kitâbü'z-Zühd adlı eserleri çerçevesinde ele alınmıştır. Terimler incelenirken de önce onların sözlük ve terim anlamları belirtilmiş, ardından konuya ilişkin âyet ve hadislere yer verilmiş ve sonrasında ise zühd literatüründe bu terimlere dair aktarılan rivayetler değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma zühd kitapları, tasavvuf klasikleri eserleri ve yardımcı kaynaklarla da desteklenerek, terimlerin anlaşılırlığının artırılması hedefiyle tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, İbâdet, Kitâbü'z-Zühd, Tasavvuf, Zühd

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Mustafa Çiftci'nin hikâye kitaplarının yapı ve tema bakımından incelenmesi

    Sakibe Aydın

    Bu çalışmada Mustafa Çiftci'nin Adem'in Kekliği ve Chopin (2012), Bozkırda Alltmışaltı (2014), Ah Mercimeğim (2017) ve Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım (2021) hikâye kitapları içerisinde yer alan hikâye metinleri yapı ve tema olarak iki ana başlık altında incelenmiştir. Çalışmamızın amacı; son dönem yazarlarından biri olan Mustafa Çiftci'nin hikâyelerinden hareketle, fikir dünyasını gözler önüne sermek ve yapılan hikâye tahlilleri neticesinde hikâyeciliği ve hikâye hakkındaki görüşlerini açığa çıkarmaktır. Bu bağlamda da edebiyatımız içindeki yeri ve önemi de tespit edilmeye çalışılacaktır. Giriş bölümünde önemli bir edebi tür olan hikâye hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra çalışmanın içeriği hakkında bilgiler verilmiştir. Ardından Mustafa Çiftci'nin Hayatı, Edebi Şahsiyeti ve Eserleri bölümünde yazarın hayatı, edebi şahsiyeti ve fikir dünyası değerlendirildikten sonra eserleri hakkında genel bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde ise hikâye metinleri yapı bakımından olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, anlatıcı ve bakış açısı, anlatım teknikleri şeklinde alt başlıkları altında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son bölüme gelindiğinde incelenen hikâyelerin temaları Aşk/Sevda, Yoksulluk, Evlilik, Arkadaşlık/Dostluk, Esnaflık ve Diğer başlıkları altında tahlil edilerek Mustafa Çiftci'nin edebiyatımız içindeki yeri ve önemi saptanmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Suç ve Ceza'da Raskolnıkov'un çıkış arayışından hareketle "Yegânelik" ve "Yozlaşma" düşünceleri hakkında bir felsefe araştırması

    Hasret Altunok

    Bu tez çalışmasının amacı, Rusça "Raskolnikov" kelimesinin çözümlenmesinden hareketle kendini göstermektedir. Bu kelimenin eki, Slav ülkelerinin pek çoğunda kurucu bir anlam barındırır. Kelimeyi, "raskol-nik-ov" şeklinde yazdığımızda, "raskol" bileşeni "ayrılık" anlamına gelip bu bileşenden meydana gelen "raskolnik" sözcüğü ise "ayrılıkçı" demektir. Şu durumda "raskolnikov" bir dizi çağrışıma açık son derece sembolik bir isimdir. Bu metinde, COVID-19 ve 2023 depremlerinden sonra gündelik ve akademik hâdiselerde yaşanan kırılmaların, üniversite bünyesindeki yasnsımalarını irdelemek temel hedefimizdir. Tezin temel problemi, bahsettiğimiz "isim"e ait anlam katmanlarının güümüzdeki açmazlar bakımından tahlil edilmesinde bulunur. Tezin hipotezi, bir "sav"ın veya bir "önerme"nin veya bir "cümle"nin kuruluş yapısında bulunduğu kabul edilebilecek unsurların iki yönden açılabileceğildir. İlkine "anlam" ikincisine ise "anlam fazlalığı" diyoruz. Bahsedilen hipotezi sınamak için kullanılan yöntem, "μέθοδος" kelimesinin Helence özgün anlamına yakın düşmektedir. Çalışmamızda karşılaşılanlar açısından fenomenolojik bir analiz sunuyoruz. Bunun için ise analizin doğasına uygun olarak gelişen "raporlama" tekniğini kullanıyoruz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kesir mertebe diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik koşulları

    Alperen Hasan Kocağ

    Bu tez çalışmasında kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemlerinin çözümlerinin varlığı ve tekliği araştırılmıştır. Giriş bölümde kesir mertebe diferansiyel denklem kavramı ve uygulama alanları hakkında genel bilgilere yer verilecektir. İkinci bölümde fonksiyonel analiz, diferansiyel denklemler, daralma koşulları ve sabit nokta teoremleri ile kesir mertebe türev ve integraller için temel kavramlar ifade edilecektir. Üçüncü bölüm iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda bazı kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik teoremleri ile ilgili çalışmalara yer verilecektir. İkinci kısımda ise bir kesir mertebe diferansiyel denklem sisteminin çözümünün hangi koşullar altında varlık ve tekliği sağlandığı ortaya konacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Nâbî'nin Hayriyye'si ile Sünbülzâde Vehbî'nin Lutfiyye'sinde idealize edilen insan tipinin mukayesesi

    Çağrı Özdener

    Eski Türk edebiyatının önemli türlerinden biri olan nasihatnâmeler, uzun yıllardır pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Genellikle bu eserler, tür içindeki konumları bağlamında değerlendirilmiş, ancak çeşitli yönleriyle ele alınmamaları nedeniyle elde edilen sonuçlar sınırlı kalmıştır. Türk edebiyatında nasihatnâme türünde pek çok eser kaleme alınmış ve bu eserler, insana dair ahlaki ve manevi öğütler sunarak, bireysel ve toplumsal hayatı şekillendirmeyi amaçlamıştır. Bu türün en tanınmış eserlerinden biri, Nâbî'nin 17. yüzyılda yazdığı Hayriyye adlı eseridir. Hayriyye, yalnızca dönemi içinde büyük bir ilgi görmemiş, aynı zamanda kendisinden sonraki şairler için de önemli bir örnek teşkil etmiştir. Nâbî'nin eserinden etkilenen şairlerden biri de 18. yüzyılda yaşamış olan Sünbülzâde Vehbî'dir. Vehbî, Nâbî'nin Hayriyye eserine nazire olarak, kendi oğluna ithafen Lutfiyye adlı eserini kaleme almıştır. Her iki eser de yazıldıkları dönemin toplumsal ve kültürel yapısını yansıtırken, ideal insanın sahip olması gereken nitelikleri de belirgin bir şekilde ortaya koymuştur. Hayriyye ve Lutfiyye, sadece edebi birer eser değil, aynı zamanda insan ve toplum ilişkilerini düzenlemeyi hedefleyen rehberler olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, yaklaşık bir asır arayla yazılmış olan bu iki eserde idealize edilen insan tipi ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. Eserlerin hem edebi özellikleri hem de içerik açısından taşıdığı değerler karşılaştırılacak, yazıldıkları dönemin insanı ile günümüz insanı arasında bir bağ kurulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, ideal insanın sahip olması gereken özellikler, her iki eserde verilen öğütler ışığında tespit edilecektir. Bu analiz, yalnızca edebi bir inceleme sunmakla kalmayacak, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal açıdan insanın yüceltilmesine yönelik bir anlayışın izlerini ortaya koyacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık etkisi

    Can Hancı

    Toplumu yakından tanıyan insanların toplum hakkındaki tecrübeleri sürdürülebilir toplum oluşturmada karar alıcılara ve yöneticilere destek olabilir. Özellikle, afet ve acil durumlarda görevli toplumun kaynaklarını, sosyal bağlarını ve yeteneklerini fark eden insanların tecrübeleri daha güçlü afet yönetimi politikaları oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Erzurum'da Acil Sağlık Hizmetleri personelinin düşüncelerine göre Erzurum halkının toplum dirençliliğini araştırmaktır. Öncelikle, toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli, afet yönetimi ve bilgi ve iletişim faktörlerinden oluşan Kolektif Dayanıklılık Ölçeği ile 301 personelden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık rolü incelenmiştir. Sonuç olarak, toplumun dirençliliği orta düzeydedir ve ortalaması en yüksek faktör afet yönetimi ve ortalaması en düşük faktör dönüşüm potansiyelidir. Toplumsal bağlar afet yönetimini negatif etkilerken, toplumsal kaynaklar ve bilgi ve iletişim pozitif etkilemiştir. Bilgi ve iletişimin afet yönetimi üzerinde hiçbir aracılık etkisi yoktur. Bu çalışmanın sonuçları acil durum ve afetlerle mücadelede toplumsal kapasiteyi geliştirme konusunda yerel yöneticilere, afet yöneticilerine ve sivil toplum kuruluşlarına rehberlik edebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    BRCGS (British Retail Consortium, V9) global standartının dondurulmuş balık işleme tesisinde uygulanması

    Çiğdem Bayram

    Günümüzde gıda güvenliği sadece ulusal değil, uluslararası bir zorunluluk hâline gelmiştir. Küresel pazarlarda işlenmiş su ürünlerine olan talebin artmasıyla birlikte, tüketicilerin kalite ve güvenlik beklentileri de artmaktadır. Özellikle su ürünleri işleme tesisleri, dünya standartlarına uygun üretim yapmadıkça rekabet gücü kazanamamaktadır. Bu gelişmeler, üreticileri BRCGS (Brand Reputation Through Compliance Global Standard) gibi uluslararası kabul görmüş gıda güvenliği standartlarını benimsemeye yönlendirmektedir. Türkiye, su ürünleri açısından zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen kalite standartları konusunda hâlâ gelişmeye açıktır. Bu tez çalışması da bu gelişimi desteklemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 7116 m² arazi ve 2180 m² kapalı alana sahip, Taze ve Dondurulmuş Balıkçılık Ürünleri işleyen bir tesiste yürütülmüştür. Tesisin günlük işleme kapasitesi 45 ton, şoklama kapasitesi ise 80 tondur. Başlangıçta 14 personel ile üretime başlanmış, sezonluk alımlarla personel sayısı 140'a çıkarılmıştır. Çalışmanın kapsamı; hammadde girişinden üretime, hijyen uygulamalarından kalite kontrol, depolama ve sevkiyat süreçlerine kadar uzanmaktadır. Kalite standartlarındaki eksiklikler sahada gözlemlenmiş ve akademik bir çalışmaya dönüştürülmüştür. Ayrıca tesisin mevcut durumu değerlendirilmiş, eksiklikler belirlenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Yöntem olarak gözlem ve doküman incelemesi tercih edilmiştir; çünkü kalite standartları belgeler ve uygulamaların bütünlüğüyle ilişkilidir. BRCGS'nin 9 temel başlığı ve 12 gerekliliği kapsamında analiz yapılarak 22 prosedür, 18 talimat, 8 plan, 17 form, 5 liste ve çeşitli ek belgelerle birlikte toplam 84 doküman hazırlanmıştır. Yerinde yapılan incelemelerle yalnızca belgeler değil, süreçlerin sahadaki işleyişi de değerlendirilmiş ve uluslararası standartlara uyum düzeyi ortaya konmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Farklı narinlik oranlarına sahip yapıların dinamik davranışı üzerinde zemin özelliklerinin ve temel gömülme derinliğinin etkisi

    Dilek Kaya

    Zemin-yapı etkileşimi (ZYE), sismik performansın özellikle zemin koşullarına bağlı olduğu yüksek binalar, barajlar, köprüler, nükleer santraller, silolar, bacalar ve su depoları için kritik öneme sahiptir. Ayrıca gömülü yapılarda, gömülme; zemin-yapı sisteminin periyodunu, rijitliğini, sönüm kapasitesini ve tepkilerini değiştirebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; ZYE dikkate alınarak yapıların dinamik davranışı üzerinde narinlik oranının (2, 4 ve 6), zemin koşullarının, temel gömülme oranının (0, 0.5, 1 ve 1.5) ve deprem frekans içeriğinin (2 yüksek, 2 orta ve 2 düşük) tesirlerini irdelemektir. Bu amaçla, zemin-yapı sistemlerinin sonlu eleman modelleri oluşturulmuş ve bu modellerin kullanılabilirliği altsistem yaklaşımları vasıtasıyla gösterilmiştir. Sismik çözümlemeler gerçekleştirilmiş ve rölatif yer değiştirmeler, göreli kat ötelemeleri, gerilmeler ve ivmeler irdelenmiştir. Narinlik oranının artmasının ve yumuşak zemin koşullarının periyotları uzattığı ve yer değiştirmeler ile göreli kat ötelemelerini belirgin bir şekilde artırdığı görülmüştür. Gömülme oranının artmasıyla, yer değiştirme ve gerilmelerde genel olarak azalma gözlenmiştir. Zeminin yumuşamasıyla iç kuvvet tepkilerinin her zaman azalma eğiliminde olmadığı ve birçok parametrenin birleşik etkisi nedeniyle zemin yumuşamasının iç kuvvet tepkilerini artırma potansiyeline de sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, sismik davranışın bir tek parametre tarafından kontrol edilemeyeceğini ve zemin türü, deprem frekans içeriği, gömülme oranı ve narinlik oranı arasındaki karşılıklı etkileşimin tepkiler üzerinde beklentilerin aksine etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur.