Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bulut bilişim alanında yapılan çalışmaların latent dirichlet allocation (LDA) modeli ile analizi

    Emrah Elbasdı

    Bulut bilişim (BB), iş dünyası, akademik araştırmalar ve bireysel kullanım alanlarında kritik bir öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, BB literatüründe öne çıkan temaların belirlenmesi ve alanın zamansal eğilimlerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Scopus veri tabanında 2014–2024 yılları arasında yayımlanan 18.689 makaleden oluşan kapsamlı bir veri seti kullanılmıştır. Araştırmanın metodolojisi, öncelikle veri toplama ve ön işleme süreçlerini içermekte, ardından metin madenciliği ve konu modelleme aşamalarını kapsamaktadır. Latent Dirichlet Allocation (LDA) algoritması kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde, bulut bilişim literatüründeki tematik yapılar, kavramsal kümelenmeler ve eğilim değişimleri detaylı biçimde ortaya konmuştur. Çalışmanın bulguları, BB alanındaki baskın temaların (örneğin, yeni teknolojiler, dağıtık uygulamalar) yanı sıra henüz gelişmekte olan stratejik araştırma alanlarını (örneğin, sağlık sistemleri, blockchain çözümleri) da tespit etmeye olanak sağlamıştır. Ayrıca yıllara göre değişen tematik yoğunluklar analiz edilerek, BB'nin hangi yönlerde evrildiği ortaya çıkarılmıştır. Bu tez çalışmasının, BB alanında içerik temelli bir kavramsal haritalama sunarak, mevcut literatürdeki boşlukların tespitine ve gelecekteki akademik çalışmalara yön verme potansiyeline katkı sağladığı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gençlik ve spor kurslarına katılan gençlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Osman Yılmazer

    Bu çalışmada, Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde düzenlenen gençlik ve spor kurslarına katılan gençlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Gümüşhane Üniversitesi Etik Kurulu'ndan ve Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nden gerekli resmi izinler alınarak, farklı branşlarda kurslara katılmış toplam 305 gence (177 kadın, 128 erkek) ulaşılmıştır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Sosyalleşme Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra güvenilirlik analizleri, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA ve korelasyon ve regresyon analizleri gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Betimsel istatistiklerle ortalama ve frekans değerleri hesaplanırken, ölçme araçlarının güvenirlik düzeyleri için Cronbach Alpha katsayısı değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, gençlerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğunu göstermektedir. Özellikle dijital oyunlara aşırı bağlılık gösteren bireylerin sosyalleşme düzeylerinde belirgin düşüşler tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş, kurs süresi ve oyun oynama alışkanlıkları gibi değişkenlerin de dijital oyun bağımlılığı ve sosyalleşme düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, gençlerin dijital oyun bağımlılığının azaltılmasına yönelik sosyal faaliyetlerin artırılması, spor temelli etkileşimlerin desteklenmesi ve ailelerin bilinçlendirilmesi yönünde öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kişinin yaşamını sonlandırma isteği temel bir hak mıdır? Felsefi bir tartışma

    Tuğba Çelik Korkmaz

    İnsan hakları dediğimizde ırk, ulus, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği hak ve özgürlüklerden bahsederiz. Bu haklar evrensel, devredilemez ve değiştirilemez niteliktedir. Yaşama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, mülkiyet hakkı, seçme ve seçilme hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, eğitim hakkı, beslenme ve barınma hakkı sahip olduğumuz temel insan hak ve özgürlüklerinden bazılarıdır. Bu hakların insanlara doğuştan verili olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte insanların söz konusu temel haklardan vazgeçmek gibi bir hakkının olup olmadığı temel bir tartışma konusudur. Bu bağlamda "İnsan, en temel hakkı olan yaşama hakkından özgür iradesi ile vazgeçebilir mi?" diye bir soru karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle "Kişi yaşama hakkını kullanmama ya da yaşama hakkından vazgeçme özgürlüğüne sahip midir?" diye sormak mümkündür. Aynı zamanda yaşama hakkından vazgeçmenin niçin birçok toplumda hoş karşılanmadığı ve temel insani değerlere aykırı olarak görüldüğünün aydınlatılması gerekmektedir. Tarihsel süreçte yaşama hakkından vazgeçmenin lanetlendiği toplumsal yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, kişinin yaşamını sonlandırma hakkı, insan hakları çerçevesinde felsefî olarak ele alınacak ve intihar ile ötanazi kavramlarına ilişkin değerlendirmeler tartışılacaktır. Bu çerçevede yaşama son verme hakkının temel insan haklarına dâhil olup olmadığı analiz edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Orman endüstrisinde emprenyeli ürünlerin geri dönüşümünde tüketici algısı: Gümüşhane ili örneği

    Said Yaşar Tosun

    Günümüzde, çevre sorunlarının artması ve doğal kaynakların sınırlı olması nedeniyle geri dönüşüm, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda önemli bir konu haline gelmiştir. Bu bağlamda, orman endüstrisinde kullanılan emprenyeli ahşap ürünlerin geri dönüşümü, çevresel etkilerinin azaltılması ve doğal kaynakların korunması açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak, tüketicilerin bu konudaki algı, tutum ve davranışlarının, geri dönüşüm uygulamalarının başarısını doğrudan etkilediği görülmektedir. Bu çalışma, Gümüşhane ili örneğinde, tüketicilerin emprenyeli ahşap ürünlerin geri dönüşümüne yönelik bilgi düzeylerini, algılarını ve tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Anket, tüketicilerin demografik özelliklerini, emprenyeli ürünlere ilişkin bilgi düzeylerini ve geri dönüşüm konusundaki tutumlarını ölçmeye yönelik iki bölümden oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, tüketicilerin çevresel bilinç düzeylerinin, emprenyeli ürünlerin geri dönüşümüne ilişkin bilgi ve tutumlarını etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, geri dönüşümle ilgili farkındalık düzeylerinin artmasının, çevresel sürdürülebilirlik çabalarına olumlu katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın bulguları, orman endüstrisinde geri dönüşüm uygulamalarının daha etkili bir şekilde planlanması ve tüketici farkındalığını artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesi için önemli bir kaynak sağlayabilir. Ayrıca, literatürdeki boşlukları doldurarak emprenyeli ürünlerin geri dönüşümü konusundaki mevcut bilgi birikimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gümüşhane Üniversitesi'nin karbon ayak izi: Belirleme ve değerlendirme

    İbrahim Türle

    Karbon ayak izi, 1990'ların başından bu yana küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında literatürde önemli bir yer tutmaktadır. Bu alandaki çalışmaların birçoğu, kurumların ve organizasyonların çevresel etkilerini belirlemek ve azaltmak için kendi karbon ayak izlerini ölçmeleri gerektiğini vurgular. Buradan yola çıkılarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin 2017-2023 yılları arasındaki karbon ayak izi hesaplanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmada, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından önerilen Tier-1 ve İngiltere Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm faktörleri kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, üniversitenin karbon ayak izine en büyük payla doğal gaz tüketiminin etki ettiği tespit edilmiştir. Buna ek olarak, elektrik tüketimi de üniversitenin karbon ayak izinde önemli bir rol oynamakta olduğu belirlenmiştir. Pandemi sürecinin başladığı 2020 ve 2021 yıllarında karbon emisyonlarında belirgin bir düşüş yaşanmış olup bu düşüş uzaktan eğitime geçilmesi ve kampüs kullanımının azalmasıyla açıklanmaktadır. 2017 yılında DEFRA metoduna göre 4667.09 ton CO₂e, IPCC metoduna göre ise 4786.16 ton CO₂e emisyon gerçekleşmiştir. 2020 yılında DEFRA metoduna göre toplam emisyon ise 3902.08 ton CO₂e; IPCC metoduna göre 4207.08 ton CO₂e olarak tespit edilmiştir ve önceki yıllara göre ciddi bir azalma gözlenmiştir. Ancak, 2022 ve 2023 yıllarında üniversitenin kampüs faaliyetlerine tam anlamıyla dönmesiyle birlikte karbon emisyonları tekrar artış göstermiştir. 2023 yılında toplam karbon emisyon miktarı IPCC metoduna göre 5020 ton CO₂e ve DEFRA metoduna göre ise 4042.4 ton CO₂e olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, üniversitenin karbon ayak izini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi, enerji verimliliğini artırması ve tüketimi optimize etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Görme engellilere yönelik akıllı sensörlerle düşük maliyetli akıllı baston tasarımı

    Tülay Gönül

    Dünyada yaklaşık 285 milyon insanın görme engelli olduğu varsayılmaktadır. Bunun 39 milyonu "kör", 246 milyonu da "az gören" olarak kayıtlara geçmiştir. Görme bozukluğunun pek çok sebebi olabilir. Genetik yatkın olma ve akraba ile evlilik, ülkemizdeki göz kusurlarının temel nedenidir. Bunun yanında kaza, yaralanma ve beyin hasarı gibi sebeplerle ileri görme bozuklukları olabilir. Günümüzde, teknolojiyi hayatımızın her noktasında aktif olarak kullanmaktayız. Görme engellilerin engelsiz bireyler gibi, yaşamını daha rahat sürdürebilmeleri için çeşitli donanımlar ve yazılımlar üretilmektedir. Bu çalışmayla tasarlanan akıllı baston sayesinde engelli bireylerin hayat standartlarını daha yukarıya taşımak amaçlanmıştır. Tasarlanan akıllı bastonumuza elektronik cihazlar entegre edilerek, görme engelli bastonu akıllı hale getirilecektir. Akıllı bastonumuzun hem donanımsal hem de yazılımsal olarak tasarlanması, bu çalışmanın amacını teşkil etmektedir. Donanımsal olarak üç farklı donanım kullanıldı. Bunlar; GPS modülü, Arduino Leonardo geliştirme kartı ve GSM modülüdür. Yazılım aşamasında Arduino IDE kod platformu kullanılmıştır. Herhangi bir tehlike durumunda veri iletişim algoritması uygulanarak Kapadokya GSM modülden cep telefonuna uyarı mesajı gönderilecektir. Uyarı sinyali alındıktan sonra cep telefonu yazılımındaki rutinler devreye girecektir. Sistemin başarıyla çalıştığı ve görme engelli bireyin konumunu doğru tespit ettiği görülmüştür. Literatürde görme engellilere yönelik tasarlanmış birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalarda farklı sistemler için geliştirilmiş devre ve yazılım tasarımlarının benzer olduğu görülmüştür. Çalışmamızda kullandığımız Kapadokya GSM Shield sayesinde birçok işlevi bir arada yaparak maliyetin düşük olması amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı, farkındalık düzeyleri ve etkileyen faktörler

    Ecem Gök

    Bu araştırmada, Fen Bilimleri Öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı, farkındalık düzeyleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Araştırma, kesitsel tanımlayıcı bir çalışma niteliğindedir. Mardin ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan okullardaki fen bilimleri öğretmenleri araştırmanın evrenini oluşturdu. Veriler 15 Ekim 2023- 15 Şubat 2024 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya toplam 236 fen bilimleri öğretmeni katıldı. Veri toplamada yüz yüze görüşme yöntemi kullanıldı ve ortalama 15 dakikada veri formu dolduruldu. Veri toplama aracı olarak Ataklı ve Kuran (2022) tarafından geliştirilen "İklim değişikliği farkındalık ölçeği (İDFÖ), Alan Stewart (2021) tarafından geliştirilen ve Özbay ile Alcı (2021) tarafından Türkçeye uyarlanan "İklim Değişikliği Kaygı Ölçeği" ve kişisel bilgi formu kullanıldı. Verilerin analizleri SPSS 27.0 paket programı ile gerçekleştirildi. "Bağımsız Örneklem t Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Mann-Whitney U Testi" ve Kuruskal Wallis varyans analizi kullanıldı. Ayrıca bilgi ve beceri puanı ortalaması arasındaki ilişki ve diğer sayısal verilerle arasındaki ilişki analiz edilirken "Pearson Korelasyon" ve "Spearman Korelasyon" analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği farkındalık düzeylerinin demografik özelliklerden etkilendiği görülmüştür. Fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı ve farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup, kaygı düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kopenhag Okulu çerçevesinde iklim değişikliğinin güvenlikleştirilmesi

    Adem Yılmaz

    Küresel sıcaklık artışı; çevresel etkileri, şiddeti ve medeniyet üzerindeki potansiyel tehditleriyle 2000'li yılların en önemli tartışma konularından biri haline gelmiştir. Bu sorunun insan varlığını ve gelişimini riske atma olasılığı, birçok ülkenin iklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak tanımasına ve güvenlik meselesi olarak ele almasına neden olmuştur. Bu çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kavramı üzerinden, iklim değişikliğinin güvenlik bağlamında nasıl ele alındığını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma küresel durumu, tarihsel-politik bağlamı ve uluslararası ilişkiler teorilerini kullanarak, ilgili konuşmalar ve belgelerle birlikte medya üretimlerini de analiz etmektedir. Geleneksel güvenlik perspektifleri ile genişletilmiş güvenlik anlayışları arasındaki paralellikler üzerinden, uluslararası toplumun iklim değişikliğini güvenlikleştirmeye iten nedenler, kullanılan söylemler ve bu yaklaşımların sonuçları tartışılacaktır. Ayrıca, önleyici ve iş birlikçi politikaların yanı sıra, acil önlemler gerektiren güvenlik temelli yaklaşımlar arasındaki uygun rasyonalitenin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu analiz, iklim değişikliğine karşı en etkili ve sürdürülebilir çözüm yollarını bulmak için gerekli stratejik düşüncelere katkı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra Hatay'da yaşayan depremzedelerin yer bağlılığı

    Merve Fakıoğlu

    Yer bağlılığı, bireylerin yaşadıkları mekâna duydukları aidiyet ve bağlılık hissi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlılığın afetler sonrasında nasıl şekillendiği önemli bir araştırma konusu olarak öne çıkmaktadır. Depremlerin ekonomik, çevresel ve fiziksel olarak zarar verdiği şehirlerde yaşayan insanlar farklı sebeplerle daha güvenli ve rahat yerlere taşınmak istemeyebilirler. Yıkıcı depremlerden sonra insanların yer bağlılığını etkileyen faktörleri araştırmak sürdürülebilir toplum ve kültürlerin oluşturulmasını sağlayacaktır. Bu çalışma 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden Hatay'da deprem tecrübesi, hazırlık, sürdürülebilirlik, sosyal destek, güvenlik, fahiş fiyat, şehirden memnuniyet, özyeterlik ve risk algısının depremzelerin yer bağlılığı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Veriler depremlerden bir yıl sonra Hatay ilinin Antakya bölgesinde 453 depremzeden anket yöntemi ile toplanmıştır. Onbir tane sıralı lojistik regresyon ile yer bağlılığını etkileyen faktörlerin gücü ve yönü ortaya çıkarılmıştır. Sonuç olarak, depremler yüzünden yaralananların, akrabası ölenlerin, tahliye olmayanların, enkaz çalışmalarından rahatsız olmayanların yer bağlılığı daha yüksektir. Hatay'ın sürüdürlebilirliğini düşünmek ve şehirden memnuniyet depremzelerin yer bağlılığını artırmaktadır. Ayrıca, kadınların, Antakya'da daha uzun süre yaşayanların ve yakınlarından sosyal destek alanların yer bağlılığı daha yüksektir. Bu çalışmanın afetlerin etkilediği bölgede insanların yer bağlılığını artırmak için strateji geliştiren yöneticilere, afet uzmanlarına ve sivil toplum kuruluşlarına rehberlik etmesi beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Oruçla ilgili uydurma rivayetlerin sened ve metin tahlili (İbnü'l-Cevzî'nin el-Mevzû'ât'ı özelinde)

    Fethullah Latifoğlu

    Bu araştırmada İbnü'l Cevzî'nin el-Mevzû'ât' adlı eserinin "Kitâbu's-Sıyâm" bölümünde geçen uydurma hadisler sened ve metin yönünden ele alınmıştır. Çalışmamıza başlarken birinci bölümde, mevzû kavramı tanıtılarak uydurma rivayetlerin tarihi süreci, hadis uydurma şekilleri ve hadis uydurma sebeplerine değinilmiştir. Ardından araştırmamıza konu olan el-Mevzû'ât ve müellifi İbnü'l Cevzî tanıtılmıştır. Birinci bölümün sonunda oruç ibadeti hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Araştırmamızın ikinci bölümünde el-Mevzû'ât'ın, oruç ibadeti ile ilgili olan "Kitâbu's-Sıyâm" bölümünde geçen rivayetler ele alınmıştır. Bu rivayetler, literatür kaynaklarından faydalanılarak sened ve metin yönünden tahlil edilmiştir. Münekkitlerce rivayetlere yöneltilen eleştirilere de yer verilerek hadislerin sonunda değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç bölümünde, ilgili hadislerin sened ve metin tahlilinden elde edilen bulgular açıklanıp değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İbn Kayyim el-Cevziyye'ye göre bir hadisin mevzû olduğunu gösteren genel kurallar -el-Menârü'l-Münîf adlı eseri özelinde

    Abdullah Souda

    Bu çalışma, İbn Kayyim el-Cevziyye'nin (ö. 751/1350) hadiste metni tenkidine dair sistematik kurallar geliştirdiği el-Menârü'l-Münîf fi's-Sahîh ve'd-Daîf adlı eserini merkeze alarak, uydurma hadislerin tespiti ve sınıflandırılması için metodolojik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. İbn Kayyim'in eseri, sened tenkidi gibi karmaşık disiplinlere girmeden metin bazlı analize imkân veren öncü kaynaklardan biri olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, öncelikle müellifin biyografisi, ilmî şahsiyeti ve hocası İbn Teymiyye (ö. 728/1328) ile ilişkisini sosyopolitik bağlamda inceleyerek onun bağımsız bir âlim kimliğini ortaya koyar. Araştırmada ayrıca uydurma hadislerin tarihsel kökenleri, erken dönem siyasî krizlerle (Hz. Osman ve Hüseyin'in şehadeti gibi) ilişkilendirilerek, bu olayların hadis uydurma faaliyetlerini nasıl tetiklediği analiz edilmiştir. Metin tenkidi ilminin tanımı, tarihsel evrimi ve İslâm âlimlerinin bu alana katkıları vurgulanarak, oryantalistlerin "sadece sened tenkidi yapıldığı" iddiası çürütülmüştür. el-Menârü'l-Münîf'in metodolojik analizi, İbn Kayyim'in metin tenkidine dair dört kategoride kural geliştirdiğini göstermektedir: 1) Kavramsal tanımlar, 2) Açık kurallar, 3) İma yoluyla çıkarılan ilkeler, 4) Eleştirilen kurallar. Bu sınıflandırma, hadislerin sahih-zayıf ayrımında kullanılabilecek pratik bir rehber niteliğindedir. Çalışma, özellikle hadis ilmi uzmanı olmayan araştırmacılar ve genel okuyucu kitlesi için erişilebilir bir kaynak sunmayı hedeflemekte, böylece uydurma rivayetlerin ayıklanmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Hadis, İbn Kayyim el-Cevziyye, Metin tenkidi, Mevzû hadis, el-Menârü'l-Münîf.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Reklamda yapay zeka kullanımı ve reklamcılıkta dönüşümü

    Gamze Gök

    Bu çalışmada reklamcılık alanında yapay zeka teknolojilerinin kullanımı ve bunun sektördeki dönüşümü incelenmiştir. Yapay zeka reklamcılık süreçlerinde veri analizi, hedefleme, kişiselleştirme ve optimizasyon gibi alanlarda önemli bir rol oynamaktadır. Günümüzde yapay zeka destekli reklamlar, reklam ajansları ve markalar için büyük fırsatlar sunmakta ve reklamın etkinliğini artırmaktadır. Yapay zeka teknolojileri, büyük veri analizleriyle tüketicilerin davranışlarını daha iyi anlamayı ve reklam mesajlarını hedef kitleye özelleştirmeyi sağlamaktadır. Ancak, etik kullanım ve veri gizliliği gibi konular da önemli birer tartışma noktası oluşturmaktadır. Reklamcılar, yapay zeka teknolojilerini etik kurallar çerçevesinde ve tüketicilerin güvenliğini ön planda tutarak kullanmalıdır. Gelecekte, reklamcılık sektöründe yapay zeka destekli reklamcılık uygulamalarının daha da yaygınlaşması beklenmektedir. Bu süreçte reklamcılar teknolojinin sunduğu imkanları en iyi şekilde değerlendirerek yenilikçi ve etkili reklam stratejileri geliştirmeye devam edeceklerdir. Ancak, insan yaratıcılığının ve stratejik düşüncenin yapay zeka ile birleştirilmesi gerekecektir. Sonuç olarak yapay zeka teknolojilerinin reklamcılıkta kullanımı sektörde önemli bir dönüşüm yaratmakta ve reklam ajansları ile markalar arasında rekabet avantajı sağlamaktadır. Öte yandan bu teknolojilerin doğru ve etik bir şekilde kullanılması, hem tüketicilerin hem de reklamcılık profesyonellerinin uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı bitkilerden yeşil sentez ile elde edilen metal nanoparçacıkların gıda patojenlerinin kontrolü üzerindeki potansiyel etkilerinin araştırılması

    Nurdan Sandalcı

    Hızla gelişen, değişen ve nüfusu artan dünyada her alanda yaşanan sorunlara karşı alternatif çözümler aranmaktadır. Nanoteknoloji alanında yaşanan gelişmeler ''Nanoparçacıklar gıda güvenliği için de kullanılabilir mi?'' sorusunu akla getirmektedir. Özellikle yeşil sentez yoluyla elde edilen doğa dostu nanoparçacıkların etkileri merak konusu olmuştur. Çalışmada mevcutta bulunan, karayemiş, karabuğday, siyah çay ve yeşil çay gibi farklı bitkisel kaynaklardan yeşil sentez yöntemiyle elde edilmiş metal nanoparçacıkların, seçtiğimiz 6 bakteriye (Escherichia coli, Bacillus cereus, Staphylococcus aureus, Salmonella enterica subsp. Enterica serovar Enteritidis, Listeria monocytogenes, Escherichia coli O157:H7 ) karşı etkisi gözlemlendi. Bunun için disk difüzyon yöntemi, minimum inhibisyon konsantrasyonu, minimum bakterisidal konsantrasyon ve bakteriyel büyümenin inhibisyonu analizleri çalışıldı. Bazı metal nanoparçacıklar bazı bakterilerde etkisiz kalırken bazıları ise gıda güvenliğini tehdit eden patojen mikroorganizmalar üzerinde güçlü etki gösterdi. Farklı kaynaklardan elde edilen gümüş nanopartiküller diğerlerine kıyasla yüksek antimikrobiyal etki gösterdi. Salmonella kolonilerinin büyümelerini inhibe etmek için Selvi karayemişten üretilen bakır nanoparçacık için 3.02 µg/mL, demir nanoparçacık için 2.92 µg/mL, gümüş nanoparçacık için 0.05 µg/mL konsantrasyonun yeterli olduğu görülmüştür. Gümüş nanopartiküller kadar gümüş ile diğer metal nanopartiküllerin eşit oranda tartılıp hazırlandığı karışımlar da güçlü antimikrobiyal özellik gösterdi. S. aureus bakterisini öldürmek için yaban kara yemiş demir nanopartikülden 5.92 µg/mL, bakır nanopartikülden 5.94 µg/mL, gümüş-demir nanopartikül karışımından 0.09 µg/mL ve gümüş nanopartikülden 0.04 µg/mL konsantrasyon gerekmiştir. Analiz sonuçlarında yeşil çay ekstraktının da küçümsenmeyecek derecede antimikrobiyal potansiyel taşıdığı görüldü. Yapılan çalışmalar ve toplanan verilerle geleceğe kaynak sağlamak amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bulut kent bilgi sistemi`nin yerel yönetim uygulamaları: Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği

    İnan Doğan

    Bu çalışma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen Bulut Kent Bilgi Sistemi'nin (BKBS) yerel yönetimlerdeki uygulanabilirliğini Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. BKBS, konumsal veri yönetimi alanında bütünleşik çözümler sunarak, belediye hizmetlerinin dijital dönüşümünü destekleyen ve Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) standartlarına uyumlu bir platformdur. Araştırmada, modül bazlı uygulama yaklaşımı benimsenmiş; ilgili veri setleri üzerinden format dönüşümü, öznitelik uyumu, geometrik doğruluk, konumsal veri kalitesi, meta veri kalitesi, TUCBS eşleşmeleri, sistem entegrasyonu ve web servisleriyle güncelleme süreçleri test edilmiştir. Bu kapsamda, saha kontrolü, veri temizliği ve entegrasyon çalışmaları yürütülmüştür. Verilerin büyük bir kısmında güncellik, meta veri eksikliği ve topolojik hatalar belirlenmiş; sistemin sürdürülebilirliği için düzenli bir konumsal veri yönetimi kapasitesine ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, BKBS'nin teknik olarak kapsamlı ve idari olarak işlevsel bir sistem olduğunu, ancak başarılı bir uygulama için standartlara uyum, kurumsal koordinasyon, nitelikli personel, güçlü altyapı ve sürekli veri yönetimi gibi temel koşulların sağlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, BKBS'nin yerel düzeyde etkin biçimde uygulanabilmesi için yalnızca yazılım temelli bir yaklaşım yeterli olmayıp; kapsamlı bir veri politikası, güncelliği sağlanan içerikler, sürdürülebilir yönetim süreçleri ve TUCBS standartlarıyla tam uyum gerekmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Entelektüel sermaye ile finansal performans arasındaki ilişki: Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler üzerine bir uygulama

    Ayşegül Karadavut

    KOBİ'lerde entelektüel sermaye ve bileşenlerinin (insan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişkisel sermaye) firmaların finansal performansı üzerindeki önemi, günümüz bilgi ekonomisinde giderek artmaktadır. Sınırlı fiziksel ve finansal kaynaklara sahip olan KOBİ'ler, rekabet üstünlüğü sağlamak için entelektüel kaynaklara, yani bilgiye, beceriye, yenilik kapasitesine ve kurumsal yeteneklere daha fazla odaklanmak zorundadır. İşletmelerin entelektüel sermaye yatırımlarının finansal performansına etkisini Borsa İstanbul- KOBİ (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) Endeksinde yer alan firmalar özelinde tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmanın değişkenlerine ilişkin veri seti 2012-2023 dönemini içermekte ve yıllık gözlemden oluşmaktadır. Çalışmada iki adet model oluşturulmuş olup, ilk modelde, bağımlı değişken olarak Aktif Kârlılık Oranı (AKO), bağımsız değişkenler olarak ise Yapısal Sermaye Etkinliği (SCE), İnsan Sermayesi Etkinliği (HCE), Kullanılan Sermaye Etkinliği (CEE), kontrol değişkeni olarak Kaldıraç Oranı (KO) ve Piyasa Değeri (PD) kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci modelinde ise, bağımlı değişken olarak Piyasa Değeri (PD), bağımsız değişkenler olarak Yapısal Sermaye Etkinliği (SCE), İnsan Sermayesi Etkinliği (HCE), Kullanılan Sermaye Etkinliği (CEE), kontrol değişkeni olarak Kaldıraç Oranı (KO) ve Aktif Kârlılık Oranı (AKO) kullanılmıştır. Statik panel veri analizi yönteminin kullanıldığı çalışmanın sonucunda, aktif karlılık oranı değişkeni ile firmaların piyasa değeri ve kullanılan sermaye etkinliği değişkeni arasında istatistiki olarak anlamlı pozitif, insan sermayesi etkinliği ve kaldıraç oranı arasında ise istatistiki olarak anlamlı negatif ilişki tespit edilmiştir. Firmaların piyasa değeri değişkeni ile firmaların aktif kârlılığı ve yapısal sermaye etkinliği değişkeni arasında istatistiki olarak anlamlı pozitif ilişki, kullanılan sermaye etkinliği değişkeni arasında istatistiki olarak anlamlı negatif ilişki tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Doğa durumundan sivil topluma Rousseau'da özgürlük sorunu

    Gamze Karaçavuş

    Jean-Jacques Rousseau, siyaset ve toplum felsefesini bir sözleşme fikri üzerinden temellendirirken, insanın gerçek doğasını kavrayabilmek için sivil toplum öncesine, yani doğa durumu tasarımına başvurmuştur. Ona göre, doğa durumunda insan özgür ve eşittir; kendi kendine yeten, doğanın sunduklarıyla yetinebilen, korku ve kaygıdan uzak bir varlıktır. Doğuştan eşit olan insanlar, bu eşitlik sayesinde merhametli olup birbirleriyle mücadele etmemektedir. Rousseau, insanı doğal olarak iyi bir varlık olarak görür ve sözleşme öncesindeki doğa durumunu, bireyin kendi varlığını korurken başkalarına en az zarar verdiği, barışa ve insan türünün varlığına en uygun koşullara sahip bir dönem olarak tanımlar. Ancak, özgür ve eşit doğan insanı bencil ve kötü bir varlığa dönüştüren şey, toplumun kendisidir. Rousseau'nun ifadesiyle, "Her şey Tanrı'nın elinden çıktığında iyidir, insanoğlunun elinde bozulur." Toplumu insanın yarattığı bir yapı olarak gören Rousseau, Hobbes'un doğal insan için betimlediği açgözlülük ve bencillik gibi eğilimlerin doğa durumundaki insanı değil, uygar insanı nitelediğini savunur. Doğa durumuna ilişkin optimist bir bakış açısına sahip olan Rousseau, doğa haline dönüşün artık mümkün olmadığı bir dünyada, toplum sözleşmesi yoluyla bireyin doğal haklarını koruma ve güvence altına alma arayışını dile getirir. Bu bağlamda, Rousseau'nun 'özgürlük ideali', bireyin doğuştan sahip olduğu özgürlüğün, toplum içinde adil ve ortak iradeye dayalı bir düzen çerçevesinde yeniden inşasını öngörür. Bu çalışmada, doğa durumuna geri dönemeyen insanın, Rousseau'nun düşüncesinde nasıl yeniden özgür bir varlığa dönüşebileceği ele alınacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yenilenebilir enerji tüketimi ve çevre ilişkisi: Yeni sanayileşen ülkeler örneği

    Ebru Diktaş

    Son yıllarda çevresel sorunların artması ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı giderek önem kazanmıştır. Bu çalışma, yenilenebilir enerji tüketiminin çevresel ilişki boyutunu incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, 2000-2021 yılları arasında 10 yeni sanayileşmiş ülke örnek alınarak ekolojik ayak izi, yenilenebilir enerji tüketimi, doğrudan yabancı yatırımlar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada ekonometri yöntemlerinden panel veri analizi, özellikle Pesaran CADF, Breusch-Pagan LM testi, Homojenlik testi, Westerlund eşbütünleşme testi ve Rassal Katsayılar Modeli kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda bulgular olarak; yenilenebilir enerji tüketiminin ekolojik ayak izini azalttığı ancak ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini artırdığını ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevresel sürdürülebilirlik, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Yenilenebilir enerji, Ekolojik ayak izi, Yeni sanayileşen ülkeler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Büyük Kas Motor Gelişim Testi-3'ün (TGMD-III) 7-10 yaş arası çocuklarda Türkiye normlarının belirlenmesi

    Ayşe Ertuğrul

    Motor gelişim, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerinin oluşması, günlük aktivitelerini yerine getirme ve fiziksel uygunluklarının gerçekleşmesinde önemli yapı taşlarından biridir. Bu bilgiler ışığında; Büyük Kas Motor Gelişim Testi-III'ün (BKMGT-III) Türkiye'deki 7-10 yaş arası çocuklarda normlarını belirlemek, testin güvenirlik ve geçerliğini değerlendirmek bu araştırmanın amacıdır. Kesitsel tarama modeliyle tasarlanan bu tanımlayıcı araştırmanın pilotajını Gümüşhane ilindeki 7-10 yaş aralığındaki ilkokul öğrencileri (n=36), çalışma grubunu ise Türkiye'deki 7 farklı coğrafi bölgede ve şehirlerde yine ilkokul kademesinden toplam 842 öğrenci çocuk oluşturdu. Araştırmada Ulrich ve Webster (2017) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması ise Kızılca ve arkadaşları (2023) tarafından yapılan BKMGT-III (TGMD-III) kullanıldı. Veriler IBM SPSS (v25) istatistiksel paket programıyla analiz edildi. Araştırma bulgularına göre; BKMGT-III'ün test-tekrar test güvenirliği kabul edilebilir düzeyde (α=.784) ve istikrarlı olduğu görüldü. Araştırma grubunun yer değiştirme (α=.703) ve top becerilerinin (α=.732) güvenirliği kabul edilebilir, BKMGT-III'e göre ise α=.838 ile yüksek, geçerliği ise χ²/sd(103.440/59)=1.75 ile modelin mükemmel uyum indeksinde olduğu belirlendi. Ayrıca, standartlaştırılmış BKMGT-III puanının yaşlara göre normatif değerleri belirlenmiş olup, 76 ile 86 arasında değişen medyan değerlerin Türkiye'deki 7-10 yaş grubu çocuklarda motor beceri düzeyini yaşa göre sınıflandırmak ve bireysel farklılıkları güvenilir bir şekilde değerlendirmek için geçerli bir norm çerçevesi sunduğu tespit edildi. Bu bulgulara ek olarak, yaş arttıkça motor beceri düzeyinin de artış gösterdiği, motor beceriler üzerinde yaşın anlamlı bir yordayıcı olduğu (R2=.168), ancak yaş ve cinsiyet etkileşiminin motor becerilerde belirleyici bir rolü olmadığı görüldü. Sonuç olarak; BKMGT-III'ün ölçmeyi amaçladığı yapıyı geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçtüğü ve Türkiye'deki 7-10 yaş arası çocukların motor becerilerini ölçmede kullanılabileceği sonucuna ulaşıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Âyetler ve hadisler bağlamında doğal âfetler

    Gülsüm Bulut

    İnsanların önlemekte güçlük çektiği, sonucunda mal ve can kaybının yaşandığı doğada meydana gelen olaylara doğal âfetler denir. Yaşanılan bu felâketler; maddî kayıplar yanında birçok manevî sorunları da beraberinde getirir. Rutin hayatın alt üst olduğu, yaşam koşullarının âniden değiştiği bu durum karşısında insan çaresizlik içinde bocalar. Bir suçlu arar. Sorgulama sırasında bu musibetin kendi başına gelmesinin haksızlık olduğu düşüncesiyle ümitsizliğe kapılır. Yaşanılan yakın akraba, eş, dost kayıpları, uğranılan ekonomik zararlar âfetzedenin bu stresle başa çıkmasını zorlaştırabilir. Birçok maddî/manevî desteğini yitirmiş olan insan, meydana gelen âfetler karşısında sığınılacak bir liman arayışına girer. Hayata tutunma çabaları kişiyi genel olarak yaratıcısına yakınlaştırırken bazan uzaklaşma söz konusudur. Bu uzaklaşma kulaktan dolma bilgilerle, yanlış yönlendirmelerle daha da büyüyebilir. Tam bu noktada doğru bilgiye ulaşmak, acısı taze olan kişi için çok önemlidir. Bu nedenle araştırmada gerek Kurân-ı Kerîm'deki konuyla alakalı âyetlerin gerekse Hz. Peygamber'in (sav) hadislerinin âfetzedelere ulaşması hedeflenmektedir. Böylece kişinin yaratıcıyla bağlarının kopmaması, bütün acı yaşanmışlıklara, kayıplara rağmen normal yaşantısına daha kolay dönmesi amaçlanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Evrişimli sinir ağları tabanlı süper çözünürlük yöntemleri ile avuç izi görüntü kalitesinin iyileştirilmesi

    Hüseyin Furkan Macan

    Bu tez çalışması, avuç izi tanıma sistemlerinde kullanılan biyometrik görüntülerin kalitesini iyileştirmek amacıyla, derin öğrenme tabanlı süper-çözünürlük yöntemlerinin performansını incelemektedir. Literatürde yaygın olarak kullanılan GAN, DCGAN, BGAN, BEGAN ve özellikle çekişmeli otokodlayıcı (AAE) mimarileri değerlendirilmiş; elde edilen süper-çözünürlüklü çıktılar hem PSNR gibi referanslı hem de BRISQUE gibi referanssız metriklerle analiz edilmiştir. Yapılan deneylerde, AAE modeli en başarılı sonuçları verdiğinden, geliştirme süreci bu yapı üzerine odaklanmıştır. Modelin kod çözücü kısmı konvolüsyonel katmanlarla yeniden tasarlanarak 2 kat çözünürlük artırımı sağlayacak şekilde optimize edilmiş, IIT Delhi avuç içi veri seti ile eğitilmiştir. Görüntü kalitesi iyileştirme sürecinin yalnızca görsel kaliteyi değil, aynı zamanda biyometrik tanıma doğruluğunu da artırdığı yapılan testlerle ortaya konmuştur.