Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İlhan Berk şiirine ekoeleştirel bir yaklaşım
Duygu Köksal
Doğanın kendi düzeni doğrultusunda dışa vurduğu eylemleri insan da kendi varoluşuyla ve gelişimiyle ortaya koymaktadır. Doğanın olağan düzenindeki bu eylemlere insan dâhil olunca çözüm arayışına girecek düzeyde büyük bir sorun ortaya çıkmış, çözüm önerileri ve araştırmalar pek çok farklı disiplinde etkisini ortaya koymuştur. Bu alanlardan biri de ekoeleştiridir. Pek çok tartışmada söz konusu edilen ekoeleştirinin izlerini farklı disiplinler ve bakış açıları aracılığıyla irdelemek de mümkündür. Bu disiplinlerden biri de kuşkusuz edebiyattır. Topluma dair derin kodlar barındıran edebiyat, söz konusu insanı ve insanın doğayla ilişkisini anlamanın en etkili yöntemlerindendir. Çünkü edebi dünya, içinde var olduğu topluma dair pek çok değişkeni bünyesinde barındırmaktadır. İnsanın çevreye yerinde olmayan müdahaleleri neticesinde ortaya çıkan ve doğa-insan ilişkisine edebiyatla ışık tutan ekoeleştiri kavramı, İkinci Yeni şairlerinden İlhan Berk'in şiirlerinin yorumlanmasında da başvurulabilecek kuramlardan biridir. Çalışmamızın birinci bölümünde İlhan Berk'in hayatı ve eserleri; ikinci bölümünde ekoeleştiri kavramı ve ekoeleştirinin gelişimiyle ortaya çıkan kuramlar; üçüncü bölümünde ise İlhan Berk'in yazdığı şiirlerden yola çıkarak şairin doğayı ele alış şekli ekoeleştiri ve farklı ekoeleştiri kuramları çerçevesinde değerlendirilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Cumhuriyet Dönemi Türkiye'de Selefî hareketler
Şeyma Gücer
Selefîyye, İslam dininin asli hükümlerini kabul eden, Kitap ve Sünnet'te var olan hüküm ve ifadeleri te'vil etmeden benimseyen dinî bir akımdır. Bu zümre, Rasûlullah ve ashabının yolunu hadisler ışığında takip etmiştir. Ehl'i-Sünnet ve'l-Cemâat olarak tabir edilen bu zümrenin kökeni, hicrî ikinci asırda tâbiîn ile başlamıştır. Ehl'i-Sünnet düşüncesi, dört büyük fıkhi ekolden oluşmuştur. Bu fıkhi ekollerden biri olan Hanbeliyye, Ahmet b. Hanbel tarafından kurulmuştur. Selefîler kendilerini, Hanbelî mezhebinin devamı olarak görmüş ve Ahmet b. Hanbel'in görüşlerini benimsemiştir. Selefî düşünce, hicrî 12.yy.da İbn Teymiyye tarafından sistemleştirilmiştir. Selefîlik, tarih boyunca farklı dönemlerden geçerek yayılmış ve günümüzde Suudi Arabistan'ın resmî mezhebi haline gelmiştir. Selefî akide, İslam'ın ilk dönemlerine geri dönme arzusu taşımıştır. Bu dini akım, zaman içerisinde değişime uğrayarak sert bir tavırdan çağdaş bir anlayışa evrilmiştir. Türk tarihinde ilk olarak Osmanlı Devleti Dönemi'nde Selefîlik düşüncesinin tezahürü görülmüş, Osmanlı toprakları içerisinde Selefîliğin kolu olan Vehhâbîlik hareketine rastlanmıştır. Cumhuriyet Dönemi'ne gelindiğinde; Selefî zümreler tarafından kurulan cemiyet ve derneklere, önemli Selefî şahsiyetlerin eserlerinin çevirilerini yayımlayan yayın ve dergilere rastlanmıştır. Selefî düşünce sistemi Türkiye'de yıllar içerisinde taraf toplamış ve günümüze kadar farklı kişi, cemâat ve mecralar aracılığı ile temsil edilmiştir. Bu çalışmada Osmanlı döneminin son dönemlerinden itibaren başlayarak, Cumhuriyet döneminin başlangıcından günümüze kadar Türkiye'de varlığını sürdüren Selefî hareketlere yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bayburt halk kültürü ve bu kültüre dayalı söz varlığı
Şahin Delioğlu
Kültür toplumların gelecek nesillere aktardığı duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının toplamıdır. Doğu Karadeniz Bölgesi sınırları içerisinde yer alan Bayburt ve yöresi ise çeşitli Türk boylarına ev sahipliği yapmış, kültürel varlığı zengin olan bölgelerdendir. Bu çalışmada Bayburt ve yöresinin sosyo-ekonomik, sosyo-kültür ve tarihi özellikleri açısından bir araştırma yapılacaktır. Çalışma iki ana bölümden oluşacaktır. Birinci bölümde Bayburt ve yöresinin kültürel açıdan önem taşıyan sosyal, kültürel, beşeri ve ekonomik kültür özellikleri üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise yörenin kültürel söz varlığına değinilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sebîlürreşâd dergisinde İzmirli İsmail Hakkı'nın bazı kelâmi görüşleri
Nuri Güzel
ÖZET İzmirli İsmail Hakkı, son dönem Osmanlı ve ilk dönem cumhuriyet âlimlerindendir. Başta kelâm ilmi olmak üzere İslâmi ilimlerde kitap ve makaleler yazmıştır. İzmirli son dönem çağdaş kelâm ilminin öncülerindendir. Klasik kelâm ilminin bugünün ihtiyaçlarına yeteri kadar cevap vermediğini, bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir ilmi kelâm olması gerektiği görüşünü ortaya koymuştur. Yeni ilmi kelâmın nasıl olması gerektiğini, plan ve programını, eserlerinde ve yazılarında ifade etmiştir. Yaşadığı dönemde dergicilik faaliyetlerinin gelişmesiyle birlikte dönemin düşünürleri, çıkarılan dergilerde birçok makale ve yazı yayımlamışlardır. Dergilerde yayımlanan makalelerde ortaya konulan ilmi mevzular, aynı zamanda dönemin fikir ve düşünce yapısını yansıtmıştır. Osmanlının son zamanlarında çıkarılmaya başlanan meşhur dergilerden biri de Sebîlürreşâd dergisidir. Dergi, Batı dünyasında ortaya çıkan, hızla İslam dünyasına yayılmaya başlayan ve İslam itikadını ortadan kaldırmayı hedefleyen zararlı fikir akımlarına karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla çıkarılmıştır. İslamcılık fikriyle çıkarılan bu dergide başta İzmirli İsmail Hakkı olmak üzere birçok ilmi şahsiyet makale ve yazılar yayımlamıştır. İzmirli, İslam düşüncesiyle özellikle de kelâmla ilgili makaleler kaleme almıştır. Çalışmamızda İzmirli İsmail Hakkı'nın Sebilürreşad dergisindeki bazı kelâmi görüşleri ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, İnanç, Sebilürreşad dergisi, İzmirli İsmail Hakkı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İslâm düşünce tarihinde Bâtınîlik ve Gazzâlî'nin Bâtınîlik eleştirisi
Ömer Özbay
İslâm düşünce tarihi boyunca İslâm'ın temel öğreti ve akâidi dışında zaman zaman farklı düşünce yapıları da beraberinde gelmiştir. İslâm öncesi dönemde semâvî dinlerin öğretilerine karşılık farklı oluşumlar ve gruplaşmalar ortaya çıkmış, İslâm döneminde etkisini sürdürmüş ve taraftar bulmuşlardır. Bu oluşumlar temel itîkât anlayışından, nassın zâhiri anlamı dışında bâtınî bir anlamının da olduğunu ve bunun ancak masum imam şeklinde atfettikleri kişi ve kişilerin öğretileri yoluyla bilinebileceğini savunarak kendi gruplarına taraftar arayışına girmişlerdir. Bu epistemolojik anlayışta olan gruplara "Bâtınîler" şeklinde şemsiye bir isimlendirilme de yapılmıştır. Gazzâlî, kendi döneminde etkisini gösteren bâtınî grupları dönemin halifesinin emri gereğince inceleyip bâtınî oluşumlar ve bu oluşumların yöntem, amaç ve gayelerini ele almıştır. Geniş araştırma ve inceleme neticesinde Bâtınîlik hakkında eserler kaleme almış ve bâtınî oluşumlara karşı eleştirileri olmuştur. Çalışmamızda bâtınî grupların, İslâm öncesi ve sonrasında gerçekleştirdikleri faaliyetleri, temel öğretileri, inanç yapıları, şüpheye düşürme yoluyla nasıl taraftar kazandıkları ele alınarak Gazzâlî'nin bâtınî düşüncede olan mezheplere karşı yaptığı eleştirilere yer verilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Covid-19 sonrası tüketici ve tasarruf davranışlarındaki değişim
Sibel Danışmaz
Tüm dünyayı etkisi altına alan Çin'in Vuhan eyaletinde ortaya çıkan Covid-19 salgını, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesinin yanında tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını yeniden şekillendirmiştir. Pandemi sürecinde tüketici davranışlarına yönelik araştırmalar geleneksel modellerin dışında değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüketici davranışı, tüketicilerin pazardaki satın alma kalıplarını inceler ve faaliyet gösterdikleri pazar koşullarını değerlendirerek bu satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri analiz eder. Araştırmanın temel sorusu Covid-19 sonrası değişen tüketici ve tasarruf davranışlarındaki değişimdir. Salgın sırasında tüketici satın alma davranışındaki değişiklikleri, salgın ve afetler sırasında tüketici davranışındaki değişikliklerin yönünü, salgının tüketici pazarına ne gibi gelişmeler veya olumsuz etkiler getirdiğini incelemektedir. Çalışmamın amacı doğrultusunda nicel araştırma türü olan anket yöntemine başvurulmuştur. Çalışmamda anket formu kullanılarak Türkiye genelinde 500 katılımcıya online anket doldurtulmuştur. Anketin birinci bölümünde katılımcıların sosyo-ekonomik düzeyini belirleyen 6 adet soru bulunmaktadır. Anketin ikinci bölümünde 19 sorudan oluşan ankette Tomris Örs çalışmasındaki anket formlarından (Örs, 2021) ve OECD ile INFE tarafından geliştirilmiş olan finansal okuryazarlık anketindeki sorular kullanılmıştır. Veri programına aktarılarak analizleri yapılmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Bartlett testleri faktör analizi, tamamlayıcı istatistiksel analiz, açıklanan toplam varyans, döndürülmüş bileşen matrisi ve ANOVA testi yapılmıştır. Tüketicinin pandemi sürecinde satın alma davranışında panik, korku, belirsizlik gibi duyguların kendisini ihtiyaç dışı alışverişe yönlendirmediği, buna dayanılarak verilen cevapların istatistiğine bakıldığında da tüketicinin pandemi sürecinde ihtiyacı olan ürünlerin kalmayacağı korkusundan daha fazla ürün satın almadığı ve ürün stoğu yapmadığı görülmektedir. Çünkü tüketici kendisini belirsizlikten korumak istemektedir ve bu nedene bağlı olarak tüketim azalırken tasarruf artmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Askeri ombudsman: Türkiye için bir değerlendirme
Barış Doğan
Bu çalışma, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde kurulması önerilen bir "Askeri Ombudsman" modelini incelemektedir. Modern demokratik toplumlarda sivil veya genel ombudsmanlık kurumları bulunmasına karşın, askeri alandaki stratejik ve güvenlik unsurları, ordunun bağımsız ve dış denetime açık mekanizmalara ihtiyaç duymasına neden olmaktadır. TSK'da halihazırda iç denetim ve disiplin sistemleri yer alsa bile, personelin hak arama yolları ve kurumsal şeffaflık alanlarında geliştirmeye açık hususlar olduğu gözlemlenmektedir. Çalışmada, askeri ombudsmanlık kurumunun yasal ve kurumsal temelleri, görev-yetki tanımları ve çalışma usulleri detaylandırılmaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 1325 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanun gibi mevcut mevzuatın, askeri ombudsmanlık için açık bir yasal çerçeve oluşturmadığı; bu nedenle özel bir kanun veya kapsamlı değişikliklere ihtiyaç olduğu ileri sürülmektedir. Seçim usulünde, parlamento veya bağımsız bir kurul aracılığıyla nitelikli çoğunlukla belirlenmiş bir ombudsmanın tarafsızlığı ve meşruiyetinin vurgulanması gerekmektedir. Görev alanı, TSK personeli ve sivil bireylerin askerî idare kaynaklı haksızlık iddialarının incelenmesinden, mali harcamaların hukuka uygun denetimine kadar genişlemektedir. Oluşturulacak raporların düzenli periyotlarla TBMM'ye ve kamuoyuna (gizlilik derecesi korunarak) sunulması önerilmektedir. Sonuç olarak, önerilen askeri ombudsmanlık, TSK'nin ulusal ve uluslararası normlara uygun biçimde hesap verebilir, şeffaf ve insan haklarına saygılı bir yapıya erişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Sel korku ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin araştırılması
Kemal Torpuş
Sel korkusu, bireyin risk algısı, endişe düzeyi ve kendini savunmasız hissetme derecesiyle doğrudan ilişkilidir. Sel, toplumsal düzeyde endişe, kaygı ve korku iklimini tetiklemekte ve toplumun ruhsal dengesini sarsmaktadır. Bireyler diğer afetlerde olduğu gibi selden etkilenmekte ve korku yaşamaktadırlar. Bu çalışmada, sel korku ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek amacıyla tasarlanması bakımından metodolojik, bireylerin sel korku düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi açısından da kesitsel ve tanımlayıcı olarak tasarlanmıştır. Çalışma, 15 Şubat 2025 ile 15 Mayıs 2025 tarihleri arasında Karadeniz Bölgesi'nde ikamet eden 18 ile 65 yaş aralığındaki 1158 katılımcıyla yürütülmüştür. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 programı kullanılmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0.951 ve Bartlett küresellik testi (Χ²(351)=9566.272; p<0.001) anlamlı bulunmuştur. Sel korku ölçeği dört boyut ve 26 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0.948 bulunmuştur. Ölçeğin, toplam varyansın %62.644'ünü açıkladığı belirlenmiştir. Modelin uyum iyiliği indeksleri; χ2/df=3.444, RMSEA=0.65, SRMR=0.056, CFI=0.921, IFI=0.922, NFI=0.893 ve TLI=0.912 bulunmuştur (p<0.001). Ölçek toplam puanı 26 ile 130 arasında değişmektedir ve daha yüksek puanlar sel korkusunun daha fazla olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, sel korku ölçeğinin Türk toplumunda geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Sel Korku Ölçeği, toplum temelli afet risk azaltma çalışmalarında bireylerin sel korkusu düzeylerini belirlemede kullanılabilir. Ölçekten elde edilen veriler, afet öncesi farkındalık oluşturma, eğitim programlarını planlama ve müdahale stratejileri geliştirme süreçlerine bilimsel katkı sağlayabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gümüşhane'de yaşayan uluslararası öğrencilerin, Gümüşhane şehri ve Türkiye hakkındaki algısı
Fatih Keleş
Araştırmanın temel amacı, Gümüşhane Üniversitesi'nde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin Gümüşhane şehri ve Türkiye hakkındaki algılarını belirlemek ve bu algıların hangi faktörlerden beslendiğini analiz etmektir. Türkiye, son yıllarda yükseköğretimdeki uluslararasılaşma politikaları kapsamında küresel bir eğitim destinasyonu olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Avrupa ve Asya arasında stratejik bir konumda yer alması, zengin kültürel mirası ve tarihsel derinliğiyle Türkiye, farklı ülkelerden gelen öğrenciler için cazip bir seçenek haline gelmiştir. Bu bağlamda, uluslararası öğrencilerin Türkiye hakkındaki algıları, ülkenin yükseköğretim stratejileri ve kültürel diplomasisi açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane Üniversitesi'nde öğrenim gören ve amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen uluslararası öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş; veri toplama aracı olarak, Paşalı Taşoğlu ve arkadaşları (2021) ile F, Barıtçı ve Z, Barıtçı (2018) tarafından geliştirilen ölçeklerden uyarlanan, 5'li Likert tipi ve açık uçlu sorulardan oluşan bir anket kullanılmıştır. Anket formunda geçen "imaj" kavramı, bu çalışmada bireylerin zihinsel temsilleri ve genel değerlendirmelerini ifade eden "algı" çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların büyük bir kısmı Gümüşhane'yi huzurlu, sakin ve yaşanabilir bir şehir olarak değerlendirmiştir. Ancak kültürel etkinliklerin yetersizliği ve sanayi altyapısının gelişmemiş olması gibi konular olumsuz algı yaratmaktadır. Türkiye genelinde ise güvenli bir ülke olarak algılanan Türkiye'nin siyasi istikrarı, eğitim fırsatları ve halkın misafirperverliği öne çıkan olumlu unsurlar arasında yer almaktadır. Katılımcıların bilgi edinmede en çok dijital medya ve sosyal medya içeriklerinden faydalandıkları, geleneksel bilgi kaynaklarına olan ilginin ise daha sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma yerel yönetimler ile üniversite yönetimlerine uluslararası öğrencilerle ilgili daha etkili stratejiler geliştirmeleri için yol gösterici bilgiler sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Çelik gömme kompozit kolon ve kirişli yüksek bir yapının yapısal tasarımı ve performans analizi
Halil İbrahim Uyar
Betonarme ve çelik profilin birlikte kullanımıyla oluşturulan kompozit kesitler, özellikle yüksek yapılar gibi özel binaların stabilitesi açısından tasarımlarda verimlilik sağlayan bir çözüm sunmaktadır. Bu tez çalışmasında, çelik gömme kompozit kolon ve kirişli yüksek bir yapının tasarımı yapılarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan performans analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; yüksek yapıların tarihsel sürecine değinilerek konu ile ilgili giriş ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-2018 (TBDY-2018) ve Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları (ÇYTHYE-2018) hakkında bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde; tez konusunu oluşturan kompozit kesitli yüksek yapının ön tasarımı gerçekleştirilmiştir. Kullanım amacı ofis olan 20 katlı bir yapı planı oluşturularak mod birleştirme yöntemiyle deprem hesabı yapılmıştır. Üçüncü bölümde; doğrusal ve doğrusal olmayan analizler gerçekleştirilmiş, doğrusal olmayan hesap yöntemi için gerekli davranış modelleri taşıyıcı sistem elemanlarına tanımlanmıştır. PEER veri tabanından alınan on bir farklı deprem kaydı basit ölçeklendirme yöntemiyle ölçeklendirilerek, yirmi iki adet zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yapılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen veriler tablo ve şekiller yardımıyla gösterilmiştir. Çalışmanın son bölümünde analiz sonuçlarına yönelik açıklamalar yapılarak elde edilen verilerin hedeflenen performans seviyelerince uygunluğu tespit edilmiş, doğrusal olmayan hesap sonuçlarına göre taşıyıcı sistemin TBDY-2018' de öngörülen Göçmenin Önlenmesi performans hedefini sağladığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Dijital gelişmelerin zaman ve mekan bağlamında sanata ve sanal gerçekçiliğe katkısı
Doğukan Akın
Sanat, tarihsel süreçte yaşanan teknolojik hareketler ışığında, doğası gereği dönüşüme hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır. Yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda sanatsal mecralarda dönüşüm kaçınılmaz olmuştur. Yaşanan teknolojik hareketler, sanatın dijitalleşme yolunda hız kazanmasına neden olmuştur. Daha sonra "dijital sanat" kavramı ortaya çıkmıştır. Sanatım evrimleşmesi ile birlikte mekân ve zaman kavramları önem kazanmıştır. Bu kavramlar çerçevesinde ise geleneksellikten uzaklaşılarak, sanat eserlerinin üretiminde ve sergilemesinde yenilikler yaşanmıştır. Sanatın, sanal gerçeklik teknoloji ile içi içe girmesi geleneksel yapıda var olan anlamlarından ziyade dijital yeni oluşumların ortaya çıktığı görülmüştür. Daha sonra yaşanan pandemi süreci ile sanattaki farklı alternatif oluşumlar ve disiplinlerarası anlayışlar ile birlikte birçok yeniliğin kapısını aralanmıştır. Çevrim içi sergiler, sanal müzeler, NFT ve Metaverse gibi yeni nesil sanat medyumları ortaya çıkarak sanatta sergilenmenin ve üretiminin başka boyutları görülmüştür. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Literatür taramasında yerli ve yabancı kaynaklardan fayda sağlanarak sonuca varılmıştır. Üç bölümden oluşan araştırma, dijital sanat kavramı içeresinde mekân ve zamansal olguların yarattığı etkilere ek olarak sanal gerçeklik teknolojisi ile ortaya çıkan yeni oluşumları baz almıştır. Bu oluşumlar Çevrim içi sergiler, sanal müzeler, NFT ve Metaverse mecraları göz önüne alınarak bulgular değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025OECD ülkelerinin sağlık teknolojileri göstergelerinin çok kriterli karar verme teknikleri ile değerlendirilmesi
Nilay Altuntaş
Sağlık teknolojileri, modern sağlık sistemlerinin verimliliğini ve etkinliğini artırmada kilit bir rol oynar. Bu teknolojilerin yaygınlığı ve kullanımı, ülkelerin sağlık hizmetlerini optimize etme kapasitesini doğrudan etkiler. Bu bağlamda, OECD ülkeleri arasındaki sağlık teknolojileri farklılıklarını analiz etmek, hem sağlık politikalarının şekillendirilmesine katkı sağlar hem de uluslararası karşılaştırmalara olanak tanır. Bu araştırma, sağlık teknolojilerinin ülkeler arasındaki dağılımını ve etkilerini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, OECD ülkelerinden 20 seçilen 20 ülkenin sağlık teknolojileri, çok kriterli karar verme yöntemleri olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS kullanılarak değerlendirilmiştir. Kullanılan veriler OECD veri tabanından alınmış olup, bilgisayarlı tomografi (BT) cihazları, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) üniteleri ve pozitron emisyon tomografisi (PET) tarayıcıları gibi çeşitli sağlık teknolojileri kriter olarak belirlenmiştir. AHP yöntemi ile kriter ağırlıkları belirlenmiş, ardından TOPSIS yöntemi ile ülkeler sıralanmıştır. Sonuçlar, Kore'nin sağlık teknolojileri açısından en yüksek puanı alarak ilk sırada yer aldığını, İtalya'nın ise ikinci sırada bulunduğunu göstermektedir. En düşük puanı alan ülke ise Slovenya olmuştur. Bu sıralama, ülkelerin sağlık sistemleri ve teknolojik altyapılarındaki farklılıkları yansıtmaktadır. Elde edilen bulgular, sağlık teknolojilerinin ülkelerin sağlık politikalarında oynadığı rolü ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmadaki önemini vurgulamaktadır. Çalışmanın bulguları, sağlık teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve etkin kullanımı için politika yapıcılara yol gösterici olabilir. Ayrıca, bu sonuçlar gelecekte yapılacak benzer araştırmalar için de temel bir kaynak oluşturabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Baraj gövde dolgusu sürecinde meydana gelen deformasyonların GNSS ile izlenmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri (Gömükan Barajı örneği)
Murat Çınar
Barajların yapısal ve işlevsel güvenliğini, can ve mal güvenliğini sağlamak, gelecekteki benzer projeler için kaynak sağlamak amacıyla barajı etkileyen yüklere karşı davranışının bir bilgi sistemi mantığı içinde ortaya konulması gerekmektedir. Bu sebeple barajları inşa öncesi, inşa sırasında ve işletme süresince emniyet açısından sürekli izlemek ve denetlemek gerekir. Bu çalışmada baraj gövde dolgusu sürecinde meydan gelen deformasyonların GNSS ile takip edilmesi, karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri Gömükan Barajı gövde dolgusu inşaatı sürecinde yapılan ölçmeler yardımıyla incelenmiştir. Gövde dolgusu sırasında baraj gövdesi üzerine beton bloklar şeklinde obje noktaları tesis edilmiş ve baraj inşaatı devam ederken bu noktalarda belirli aralıklarla ölçümler yapılarak veri toplanmıştır. Bu çalışmada Çift frekanslı GNSS alıcısı kullanılmış, TUSAGA-Aktif istasyonları ile baz uzunluğuna bağlı olmaksızın statik ölçü yöntemi kullanılarak nokta koordinatları Datum: ITRF-96 Dilim Orta Meridyeni:39-3 derece olarak belirlenmiştir. Yapılan ölçümler ile meydana gelen yatay ve düşey deformasyonlar tespit edilmiş daha sonra bu veriler proje parametreleri ile uyumlu olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırma için yapılan ölçmeler devam ederken 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Depremleri meydana gelmiş ve çalışma alanımız olan Gömükan Barajı ve çevresi de bu depremlerden oldukça etkilenmiştir. Deprem sonrasında yapılan ölçümler ile depremin baraj gövdesine etkisi incelenmiştir. Gövdenin tamamında yaklaşık olarak 1.6m batı ve 0.07m güney yönünde bir kayma gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular TMMOB'nin yayınlamış olduğu "6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Raporunda" tespit edilen deformasyonlar ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler sonucunda gövde dolgusu sırasında meydana gelen deformasyonlara ilişkin sonuç değerleri, çalışma sürecinde karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik fikir ve önerilere araştırma içerisinde yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Amasya Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan Arap Dili ve Edebiyâtı alanındaki yazma eserlerin tesbîti ve tavsîfi
Alper Kocaoğlu
Tezimizde Karadeniz'in en kapsamlı kütüphanelerinden biri olan Amasya Yazma Eser kütüphanesinde bulunan Arap Dili ve Edebiyâtı alanındaki eserlerin tesbît ve tavsîfini yaparak tanıtmaya çalıştık. Tezimiz üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm giriş bölümüdür. Giriş bölümünde yazma eser katoluğunda bulunması gerekenler, yazma eser türleri, Sultan II. Beyazıt Câmi ve Külliyesi, Osmanlı'da Yazma Eser gibi başlıklardan meydana gelmektedir. İkinci bölüm ise sarf ve nahiv ilimleri hakkında olup bu alanda yazılan ve kütüphanede bulunan eserleri ele almaktadır. Üçüncü bölümde ise Arap Edebiyatı alanında yazılmış olan eserleri kapsamaktadır. Bu çalışma daha önce kütüphanedeki Arap Dili ve Edebiyatı alanındaki eserler üzerine herhangi bir çalışma yapılmamış olan eserlerin muhtevasını kapsamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Yeşil sentez yöntemiyle robinia pseudoacacia l. meyve ekstraktlarından elde edilen demir oksit nanopartiküllerin karakterizasyonu ve sudan boya giderim performanslarının araştırılması
Semra Demir
Biyoremediasyon, çeşitli organizmalar kullanılarak çevresel kirleticilerin zararsız bileşenlere dönüştürülmesini amaçlayan sürdürülebilir bir yöntemdir. Son yıllarda, yeşil sentezle üretilmiş nanopartiküller biyoremediasyon uygulamalarında yaygın biçimde kullanılmaktadır. Fiziksel ve kimyasal sentez yöntemlerine çevre dostu bir alternatif olan yeşil sentez, biyolojik materyaller kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemle sentezlenen nanopartiküller, toksik kimyasallar yerine tamamen biyolojik kökenli doğal bileşenlerden oluşur. Bu çalışmada, Türkiye'de ağaçlandırma ve peyzaj uygulamalarında yaygın olarak kullanılan Robinia pseudoacacia L. bitkisinin ekonomik değeri olmayan meyveleri kullanılarak demir oksit (Fe₃O₄) nanopartikülleri yeşil sentez yöntemiyle üretilmiş ve karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Nanopartiküllerin yapısal, fonksiyonel ve optik özellikleri; UV-Vis spektrofotometresi, geçirimli elektron mikroskobu/enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (TEM/EDX), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve X-ışını kırınımı (XRD) teknikleri ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, sentezlenen Fe₃O₄ nanopartiküllerinin 10 nm'den küçük, amorf yapıda olduğunu göstermektedir. Ayrıca, meyve ekstraktı ve bu ekstrakttan elde edilen demir oksit nanopartiküllerinin, sulu çözeltilerden organik boyar maddeler olan metilen mavisi (MM), fenol kırmızısı (FR) ve malaşit yeşili (MY) giderimindeki etkinlikleri araştırılmıştır. En yüksek boya adsorpsiyon kapasitesi MM çözeltisinde elde edilmiş; düşük ve orta başlangıç konsantrasyonlarında %97'nin üzerinde giderim oranları ve düşük dozlarda yüksek adsorplanmış madde miktarı (Qₑ) değerleri gözlemlenmiştir. FR, üç boya arasında en düşük adsorpsiyon kapasitesine sahipken, MY için %99'a kadar ulaşan yüksek giderim oranları kaydedilmiştir. Elde edilen bulgular, Robinia pseudoacacia meyvelerinden yeşil sentezle elde edilen Fe₃O₄ nanopartiküllerinin çevresel kirleticilerin uzaklaştırılmasında potansiyel bir adsorban olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İklim değişikliğine uyum bağlamında Türkiye'de tarımsal destekleme politikalarının değerlendirilmesi: Erzincan ili örneği
Büşra Özlok
İklim değişikliği, tarımsal üretim üzerinde olumsuz etkiler oluşturmakta ve bu da gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Artan sıcaklıklar, yağış rejiminin değişmesi, kuraklıklar ve seller, tarımsal verimliliği ve sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, dünya genelinde gıda üretiminde dengesizliklere yol açarak gıda arzını ve fiyatlarını etkilemektedir. Tarımsal teşvikler ve dönüşüm ise gıda güvenliğinin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Tarım sektörüne yönelik gerçekleştirilen teşvikler, üreticilerin iklim değişikliğine uyum sağlamaları için önemli bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Bu teşvikler, çevre dostu tarım uygulamalarını, su verimliliğini artıran teknolojileri, iklim değişikliğine dayanıklı ürün çeşitlerini ve sürdürülebilir üretim yöntemlerini desteklemek amacıyla sunulabilir. Bu çalışmada iklim değişikliği ve gıda güvenliği çerçevesinde tarımsal dönüşüm ve tarımsal teşvik politikaları ele alınmıştır. Çalışma kapsamında Erzincan ilinde tarımsal üretim yapan 17 çiftçi ile görüşme yapılarak nitel analiz yöntemiyle veriler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda iklim değişikliği, gıda güvenliği ve tarımsal teşviklerin çiftçiler üzerinde etkileri, sahada karşılaşılan problemler ve politika önerileri ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kamil Kepeci 249 Numaralı Ruûs defteri (996/1587-1588) (S. 2-64) (Tahlil ve metin)
Kübra Nur Ulukaya
Osmanlı Devleti'nde devlet adamlarının tayinleri veya azilleri devletin üst düzey karar organı olan Divan-ı hümayunda alınan kararlar doğrultusunda yapılırdı. Ruûs defteri, ruûs kalemince yazılmış olmakla birlikte Defterhane'de muhafaza edilmiş olan Divan-ı hümayun defterlerinden biridir. Ruûs defteri, Osmanlı bürokrasininde yapılmış yüksek dereceli devlet adamları dışında devlet memurlarının, vakıf görevlilerinin tayin, azil, ibka gibi tevcihatın kayıt altında tutulduğu defterdir. Kendi arasında üç sınıfa ayrılmıştır. Bunlar ruûs kalemince verilen ruûs, ordu tarafından verilen ruûs, sadrazam seferdeyken padişahın merkezde verdiği rikab-ı hümayun ruûsudur. Tez çalışmasında Kamil Kepeci 249 numaralı Ruûs Defteri'nin 2-64 arasındaki sayfalarının transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılacaktır. Tezimize konu olan bölüm 1587-1588 arasındaki ruûs kayıtlarını kapsamaktadır. Kayıtlarda devlet kademelerindeki görevlilerin tayin ve azillerin nasıl yapıldığı görülmektedir. Osmanlı Devleti'nin bürokratik yapısını ve işleyişini ortaya koymak amacıyla bu çalışma yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Müstakimzâde Süleyman Sa'deddin Efendi'nin Tuhfe-i Hattâtin adlı eserinde sûfîler
Merve Çaydere
Tasavvufun birçok alanla ilişkisi mevcuttur. Bu alanlardan birisi ise sanattır. Tasavvuf ve sanat alanları birbirinden ayrılmaz bir bütündür ve birbirlerine yönelik etkileşimleri sürekli devam etmektedir. Tarihte olduğu gibi günümüzde de tasavvufi düşünceleri sanat eserlerinde görmek mümkündür ve bu estetik açıdan büyük bir zenginlik kazandırır. Tasavvufla ilişkisi bulunan diğer bir alan ise hüsn-i hat sanatıdır. Bu iki alan güzellik ve estetiğin izini sürerken birbirini tamamlayan iki unsurdur, tasavvufun mânevî boyutunu da yansıtır. Hat sanatı uzun süren, sabır gerektiren zorlu bir yoldur. Kendine has usûl ve kaidelerle hoca-talebe ilişkisi içerisinde öğrenilir. Hüsn-i hat öğrenmek için mutlaka bir hoca gereklidir. Tasavvufla ilişkisine baktığımızda tasavvuf da bir çile yoludur. Bu çileyi çekmeden kâmil insan mertebesine ulaşmak mümkün olmaz. Tasavvuf insana sabrı ve teslim olmayı öğretir. Hat sanatı da tıpkı tasavvuf gibidir. Üstad ve şeyh olmadan nasıl tasavvufta ilerlemek mümkün olmazsa, hat sanatında da hoca olmadan ilerleme kaydedilemez. Buradan hareketle söz konusu çalışmamızda önce tasavvufun sanat ve hüsn-i hatla olan ilişkisini ortaya konulmuş, ardından Müstakimzâde Süleyman Sa'deddin Efendi'nin Tuhfe-i Hattatîn adlı eserinde yer alan sûfî hattatlar tanıtılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İbn Âşur'un düşüncesinde kadın tasavvuru
Recep Yıldız
Bu çalışma, modern dönemin önde gelen İslâm âlimlerinden Muhammed Tâhir İbn Âşûr'un özgürlük anlayışı ile kadının yaratılışı, aklî kapasitesi ve toplumsal konumuna dair görüşlerini incelemektedir. Tezin temel amacı, İbn Âşûr'un Kur'an merkezli ve makâsıd odaklı yaklaşımı çerçevesinde bu konulara nasıl bir yorum getirdiğini ortaya koymaktır. İbn Âşûr'un özgürlük anlayışı incelenmiş; onun insan özgürlüğünü, şeriatın nihai hedeflerinden biri olarak gördüğü tespit edilmiştir. Ona göre özgürlük, yalnızca bireysel tercihlerin serbestliği değil, aynı zamanda insanın düşünsel ve toplumsal gelişimini sağlayan temel bir ilkedir. Kadının yaratılışı meselesi ele alınmış; İbn Âşûr'un, Hz. Havvâ'nın Hz. Âdem'den yaratıldığını ancak bu yaklaşımıyla kadın-erkek arasında yaratılış temelli bir üstünlük ilişkisini reddettiği gösterilmiştir. Kadının aklî kapasitesine ilişkin geleneksel yorumlar eleştirel biçimde değerlendirilmiş; İbn Âşûr'un bu görüşlerin tarihsel ve sosyo-kültürel şartlardan kaynaklandığını, Kur'an'ın kadının aklî melekeleri hakkında olumsuz bir yargı taşımadığını vurguladığı ortaya konmuştur. Son olarak, kadının toplumsal konumu üzerine İbn Âşûr'un klasik anlayışlardan ayrılarak kadının kamusal alana katılımını desteklediği, bu görüşünün de şeriatın maksatlarıyla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. İbn Âşûr'un bu dört başlıkta geliştirdiği görüşler, hem klasik tefsir mirasını yeniden yorumlamaya hem de çağdaş İslam düşüncesine katkı sunmaya yönelik önemli bir çabadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025OECD ülkelerinin sağlık performans göstergelerinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle karşılaştırmalı analizi
Safiye Duranoğlu
Sağlık hizmetleri sunan kurum ve kuruluşların sağlık performanslarının iyileştirilmesi, hem ülke yöneticileri için güç ve başarı göstergesi olmakta hem de vatandaşlarının sağlıklı yaşaması ve refah seviyelerinin artması için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerin sağlık performansını belirli sağlık göstergeleri açısından sıralamak ve bu sıralamaları değerlendirmektir. Araştırmada ÇKKV Yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmada kriter ağırlıklarının hesaplanmasında CRITIC ve ENTROPY yöntemleri, ülkelerin sıralamasının belirlenmesinde ise CoCoSo, PROMETHEE ve COPRAS yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada yer alan sağlık göstergelerine ait veriler 2021 yılı OECD ve Dünya Bankası veri tabanından elde edilmiştir. Çalışmada OECD'ye üye 36 ülke; doğumda beklenen yaşam süresi, toplam sağlık harcamaları (ABD doları/kişi), 1000 nüfus başına çalışan hemşire sayısı, 1000 nüfus başına çalışan doktor sayısı, 5 yaş altı ölüm oranı (1000 canlı doğumda), toplam sağlık harcamalarının GSYİH içindeki % payı, bebek ölüm hızı (1000 canlı doğum başına) ve toplam doğurganlık oranı gibi kriterlerin ele alınmasıyla sıralanmıştır. Çalışma sonucunda Norveç, Finlandiya, İsviçre, İsveç, Japonya ve İzlanda en iyi performansa sahip ülkeler arasında yer alırken, Slovak Cumhuriyeti, Şili, Meksika, Türkiye ve Kolombiya ise en kötü performansa sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: ÇKKV, OECD ülkeleri, Sağlık göstergeleri, Sağlık performansı
