Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(26)
- Uzun, Sevda(24)
- Kulakaç, Nurşen(23)
- Yildiz, Salih(23)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Yilmaz, Ozgur(19)
- Akyürek, Suat(18)
- Bostan, Sedat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Peker, İskender(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Hayaloğlu, Pınar(17)
- Keyifli, Nazlı(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyol, Hikmet(16)
- Türkkan, Tuğba(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Cengiz, Ekrem(15)
- Pala, Fahrettin(15)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(14)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirağ, Hatice(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
- Damlıbağ, Fatih(13)
- Hakkıoğlu, Mümin(13)
- Saylan, Kemal(13)
- Taşdelen, Birgül(13)
- Zeybek, Halil İbrahim(13)
- Çam, Alper Veli(13)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2010Tüketicilerin ürünlere olan ilgileniminin marka sadakati üzerindeki etkisi: Sembolik nitelikteki bir ürün grubu için İstanbul ili pilot çalışması
Uk, Zuhal Cilingir; Yildiz, Salih
Çalışmanın amacı, Tüketici İlgilenimi Profili Ölçeğinin Türkiye’de faktör yapısını sembolik nitelikteki bir ürün grubu için inceleyerek, ürün ilgileniminin marka sadakati üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ölçeğin yapı geçerliliğini ortaya koymak için İstanbul ilinde ikamet eden 400 tüketiciden yüz yüze görüşme yöntemiyle elde edilen verilere Faktör Analizi uygulanmıştır. Bu analiz sonucunda, ürün ilgilenimi değişkenlerinden ilgi ve hedonik değer tek bir faktör altında toplanırken, sembolik değer, risk önemi ve risk olasılığı değişkenleri ayrı ayrı faktörler altında toplanmışlardır. Ayrıca çalışmanın bir diğer ölçeği olan marka sadakatinin de geçerli ve güvenilir bir yapı olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra ürün ilgileniminin marka sadakati üzerinde güçlü ve pozitif yönde etkili olduğu uygulanan Regresyon Analizi ile saptanmıştır.
- MakaleYalnız künye2010A new application of modified differential transformation method for modelling the pollution of a system of lakes
Merdan, Mehmet
In this papers, a new application of modified differential transformation method (MDTM) is implemented to solve analytically systems of nonlinear ordinary differential equations such as modelling the pollution of a system of lakes. The proposed scheme is based on differential transformation method (DTM), Laplace transform and Padé approximants. The results to get the differential transformation method (DTM) are applied Padé approximants. Our proposed approach showed results to analytical solutions of nonlinear ordinary differential equation systems. The results are compared with the results obtained by MATLAB ode23s and the differential transformation method (DTM) are applied Padé approximants. At the end, these solutions are illustrated by tables and figures.
- MakaleYalnız künye2010Linear and log-linear model approach on determining the factors affecting live weight gain of holstein and brown swiss calves
Külekçı, Murat; Aksoy, Adem; Akbulut, Omer; Bayram, Bahri
The objective of this study is to determine the factors that affecting live weight gain of calves by two different models, namely linear and log-linear models. It was concluded that two different models used to determine factors affecting live weigh gain produced similar results. Although, in both cases, both race of calves and live weight gain on forth week were not found to be statistically the significant, all other parameters were found to be statistically significant. In the both models, it was found that growth performance of female calves were lower than that of male calves. 1 kg concentrated food consumed per calve caused 0.76 kg live weight gain in linear model. It was determined that there was no difference between races. Determination coefficients of models were quite high. On the other hand, determination coefficient of log-linear model was higher by %0.02.
- MakaleYalnız künye2010Pazarlama hizmeti satın almada firma özelliklerinin etkisi
Cengiz, Ekrem
Bu araştırma pazarlama hizmeti satın alma olasılığını etkileyen faktörleri probit regresyon analizini kullanarak irdelemektedir. Çalışmanın amacı gerek pazarlama hizmeti satın almaya niyetli gerekse pazarlama hizmeti veren firmalara yararlı olabilecek faydalı bilgiler sunmaktır. Araştırma Trabzon’da faaliyet gösteren 108 küçük ve orta ölçekli firma üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bazı faktörler pazarlama hizmeti satın alma olasılığını artırmaktadır. Bunlar; orta ölçekli firma büyüklüğü, faaliyet süresinin uzun olması, teknoloji yoğun sektörde ve ulusal pazarlarda faaliyet göstermektir.
- MakaleYalnız künye2010Economic analysis and sustainability of Turkish marine hatcheries
Kurtoğlu, İlker Zeki; Canbaz, Ali Alkan; Küçük, Haydar; Ozdemir, Attila
Çalışmada, Türkiye deniz balıkları yavru üretiminin %61,5’ini karşılayan 7 lider kuluçkahane için ekonomik analiz gerçekleştirilmiş ve sürdürülebilirlikleri değerlendirilmiştir. Bunun için, yatırım masraflarını içeren sabit gider ile yem, işçilik, enerji, yakıt, su, oksijen ve ilaç giderlerini içeren işletme giderleri, her bir işletme için yüz yüze görüşmelerle belirlenmiştir. Ayrıca, AB FP6 fonlarınca desteklenen SUSTAINAQ akronimli proje kapsamında düzenlenen anket çalışmasında, her bir kuluçkahanenin üretim metotları, üretilen türler ve pazarlama teknikleri incelenmiş ve sektörün darboğazları, fırsatları, mevcut durumu, yapılanması ve sürdürülebilirliği değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda, toplam gelir gider oranının %22,0 ile %97,8 arasında değiştiği gözlemlenmiştir. Kapalı devre balık üretim sistemlerinin yüksek miktarda işletme ve yatırım masrafları ile kalifiye teknik personel ihtiyacı gerektirmesine karşın, arazi kullanımı, kullanılan suyun niteliği ve niceliği ve çevresel yaklaşımlar açısından Türkiye deniz balıkları kuluçkahanelerinin sürdürülebilirliği için öneminin yüksek olduğu görülmüştür.
- Derleme MakaleYalnız künye2010Zigana (Gümüşhane, KD-Türkiye)volkanitlerinin alterasyon mineralojisi ve kütle değişimi
Sadiklar, M. Burhan; Sipahi, Ferkan
Doğu Karadeniz (KD-Türkiye) metalojenik provensi’nde bulunan Zigana Dağı (Gümüşhane) civarındaki Geç Kretase volkanik kayaçları yoğun hidrotermal alterasyona ve çok az yüzeysel ayrışmaya maruz kalmışlardır. Tabanda bulunan Geç Kretase bazalt, andezit ve bunların piroklastitleri yine aynı yaşlı Dasit-I ve Dasit-II olarak adlandırılan dasitik kayaçlar tarafından üstlenmektedir. Volkanik kayaçlar bimodal karakterde olup, volkanik yay ortamlarında gelişmişlerdir. Volkanitler serizit/illit-klorit fasiyesinde bozunmuşlardır ve alterasyon ürünü olarak serizit/illit, klorit, kuvars, karbonat mineralleri (ankerit ve kalsit), demir oksit ve nadiren kaolinit, simektit ve epidot içerirler. Serizitleşme/illitleşme volkanitlerinde görülen en yaygın hidrotermal alterasyon türüdür. İllitten sonra en yaygın görülen alterasyon türü klorittir. Piritleşme tüm volkanitlerde görülmekle birlikte en yaygın dasitlerde gözlenir. Bazı alanlarda, yer yer limonitleşme mevcuttur. Epidotlaşma ise nadirdir ve özellikle bazalt ve andezitlerde görülür. Hidrotermal alterasyonun bir sonucu olarak Zigana volkanitlerinde oluşan kütle kazanç ve kayıplarını hesaplamak için isocon analizi uygulanmış ve genel olarak bazalt ve andezitte %2-61 kütle kazancı, Dasit-I %71 kütle kazancı ve %42 kütle kaybı ve Dasit-II’de %44 kütle kazancı ve %32 kütle kaybı hesaplanmıştır. Dolayısıyla, ana kayacın hidrotermal alterasyonu esnasında volkanitlerde hem kütle kazancı hem de kütle kaybı meydana gelmiştir. Genellikle, az altere kayaçtan çok altere kayaca doğru illit-klorit-kaolinit artarken karbonat mineralleri azalır. Volkanitlerde, serizitleşme/illitleşme, kloritleşme ve silisleşmeye sebep olan sıvıların Cu, Pb ve Zn gibi metalleri arttırmadığı, gerçekte bu sıvıların bu metallerce fakir olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda onların değişik hidrotermal şartlar altında geliştiğine işaret eder.
- MakaleYalnız künye2010Measurement of the physician empathy and the variation of the this measurement in relation to demographic variables
Teke, A. Kadir; Demir, Cesim; Cengiz, Ekrem
Empathy is the capacity to recognize or understand another's state of mind oremotion. It is often characterized as the ability to "put oneself into another's shoes", orto in some way experience the outlook or emotions of another being within oneself. Theimportance of empathy is more apparent in professions like medicine. In this study, it isaimed to determine the empathy levels of physicians and to investigate whether thesevary by demographic factors. As a result, it is demonstrated that the empathy level ofphysicians is determined by two factors named “posit” and “emotional approach”.Furthermore, it is suggested that the empathy level differs by gender, years of practice,position, age and department variables.
- MakaleYalnız künye2010Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin kurum imajına etkisi üzerine bir çalışma: Trabzon
Bekiroğlu, Habibe Akçay; Türk, M. Sezai
Belediyeler, halk ile yönetim arasındaki ilişkilerin en yoğun yaşandığı kurumlardır. Günümüzde halk, geçmişe oranla, yönetimle ilgili bilgi sahibi olmayı daha fazla istemekte, yönetimle ilgilenmektedir. Kurumla iletişimde bulunmak için ise çoğu zaman informal olmak üzere, birçok yola başvurmaktadır. Doğru halkla ilişkiler çalışması ve imaj stratejisi örgütün hedef kitle tarafından olumlu algılanması ve içselleştirilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, Trabzon Belediyesi’nin yapmış olduğu halkla ilişkiler faaliyetlerini tanıma ve tanıtma faktörleri şeklinde sınıflandırılmış ve bu faktörlerin, kurum imajı faktörü olarak belirlenen fiziksel özellik, sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi ve kurum yöneticisi faktörlerine etkisi ölçülmüştür.
- MakaleYalnız künye2010Fen Bilgisi Öğretmen adaylarının ışık ve atom kavramlarını anlama seviyelerinin tespiti
Kaya, Ali
Bu çalışma, Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü öğrencilerinin ışık ve atom kavramlarını anlama seviyelerini ve onların bu kavramlarla ilgili yanlış anlamalarının olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma verileri, 2003–2004 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Fen Bilgisi Öğretmenliği programı 3. sınıf öğrencilerinden 62 öğrenciye geliştirilen 16 maddelik bir test uygulanması ve 12’si ile de mülakat yapılmak suretiyle elde edilmiştir. Test ve mülakatlardan elde edilen bulgular, öğrencilerin ışık ve atom kavramlarını anlama düzeylerinin sırasıyla % 26 ve % 84 olduğu yine bu kavramlarla ilgili sırasıyla % 34 ve % 6 oranlarında yanlış anlamalara sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu yanlış anlamalardan ışık kavramı ile ilgili olan bazıları; “Işık ulaştığı yüzeyi aydınlatan maddedir”, “Işık, belli bir kaynaktan çıkıp sonsuza kadar giden doğrular topluluğudur” şeklinde ve atom kavramı ile ilgili ise; “Atom, maddenin bölünemeyen en küçük yapı taşıdır” şeklindedir. Öğrencilerin ışık kavramı konusunda oldukça düşük bir anlama seviyesine sahip oldukları ve iki kavramla ilgili olarak da yanlış anlamalarının olduğu görülmektedir. Benzer çalışmaların diğer eğitim fakültelerinde de gerçekleştirilerek bu konuların sunumunda elde edilen araştırma sonuçlarının dikkate alınmasının yararlı olacağına inanılmaktadır.
- MakaleYalnız künye2009The effectiveness of teaching practice module in opinions of final-year student teachers
Eser, Yusuf; Şahin, Cemil; İlbay, Azmi Bayram; Karadüz, Adnan
The aim of the study is obtained student teachers’ perceptions of practicum module. Practicum is a module that provides activities for teaching profession and through which student teachers gain skills and experiences as well as form their teaching discourses for teaching profession at the pre-service level. Practicum takes place in the schools that are governed by the Ministry of Education affecting student teachers’ professional learning significantly. The feedback taken from the student teachers just after they taught is an important indication for the effectiveness and evaluation of the practicum module. Their skills and knowledge in terms of pre- and post-practicum periods are compared. The research sample is 4th.-year (senior) student teachers from the department of Turkish teaching of Erciyes University Education Faculty; end the department of primary teaching of Agrı Education Faculty. Assessment is carried out by using the ‘Form of Practicum Assessment’ and chi-square test on SPSS software. Our results indicate that there are some significant differences between pre- and postpracticum periods in terms of student teachers’ perception of practicum module.
- Derleme MakaleYalnız künye2009Mine and mining in Ordu and Giresun region (1860–1914)
Saylan, Kemal
It is well known fact that the districts of Ordu and Giresun havevery important mines and from the antiquity the region was the miningarea. Mining in this district continued its importance after the Ottomandominance over the region. In the 19th century copper, silver, limestone,lead, manganese, marble, mineral water were the main mining valueswhile the region was only a scene of iron mining in the Antiquity.Arrangements in the mining sectors from 1842 included district ofOrdu and Giresun and affected mining activities in the region. So, in the second part of the 19th century foreign and native mining companiesopened new mines and contributed favorably economy of region.Inthis study, we mention about mines of the district, the places of themines and their effects on the local economy from 1860 and until the 1st World War.
- MakaleYalnız künye2009Trabzon-Taşönü Malzeme Ocağındaki Killerin Mühendislik Özellikleri
Ceryan, Nurcihan; Kesimal, Ayhan; Aydın, Ali
Doğu Karadeniz Bölgesinin en büyük çimento hammadde ocağı olan Taşönü Kireçtaşı Ocağında (Araklı-Trabzon) 2005-2006 tarihleri arasında üç ayrı düzlemsel yenilme gelişmiştir. Değişik fasiyeslerdeki kireçtaşlarından oluşan Kireçhane formasyonunda açılmış olan ocakta gelişen bu heyelanlar sonucunda malzeme alımı büyük miktarda azalmıştır. Heyelanların kayma düzlemleri kalınlığı 15-110 cm arasında değişen killi seviyelerdir. Bu nedenle söz konusu killerin jeomekanik ve jeofizik özellikleri incelenmiştir. Killi seviyelerden alınan örnekler yüksek plastisiteli kil (CH) grubuna girmektedir. Bu örneklerdeki kil minerallerinin yaklaşık % 85-90'ı montmorillonit ve % 10-15'i ise illitdir. Bu alandaki kil çeşitliliğini ortaya koymada yararlanılan hacim manyetik süseptibilite ölçüleri 129-163x10-6 cgs aralığında değişmektedir. Bu değerler kil içindeki ağır metal kirlilik oranları ile irdelenmiş ve özellikle demir oksit (% 3.6-6.8) oranlarının değişimine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, killi seviyeler ve dolgu malzemesi için elde edilen indeks ve makaslama dayanım değerleri ocaktaki açılacak kazı şevlerinin duraylılığının araştırılmasında kullanılabilir.
- MakaleYalnız künye2009Tüketicilerin Ürün Tercihinde Rol Oynayan Ürün Menşeinin, Marka, Fiyat ve Kalite Değişkenleri Açısından İncelenmesi
Cengiz, Ekrem
Bu araştırmanın amacı müşterilerin satın alma tercihlerinde ürün menşeinin etkisini irdelemek, yerli ve ithal ürünlerin tercihinde rol oynayan faktörlerin önem derecesini karşılıklı kıyaslama yöntemiyle belirlemektir. Bu amaçla, Trabzon’da yaşayan 381 kişi üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada dört ürün özelliği ele alınmıştır; menşe, kalite, marka ve fiyat. Çalışmada dört hipotez oluşturulmuş ve hipotezlerin testinde konjoint analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ürün menşe faktörünün ürün tercihinde önemli bir özellik olduğu bulunmuştur. Bunun yanısıra, ithal ve yerli menşeli ürünlerin tercih edilme açısından karşılaştırıldığında, fiyat, kalite ve marka faktörlerinin değişik etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2009Kuzeydoğu Türkiye neojen yaşlı alkalin vokanik kayaçlarındaki düşük basınç klinopiroksenlerinin bileşimsel değişimleri, zonlanma türleri ve petrojenetik anlamları
Aydin, Faruk; Karsli, Orhan; Sadiklar, M. Burhan
Clinopyroxene phenocrysts and microphenocrysts in different series of the Neogene alkaline volcanic rocks from the eastern Pontides (NE Turkey) record various stages in the crystallization conditions and evolution history of the alkaline melt as well as its origin. Crystal chemical studies reveal that the clinopyroxenes in each rock series show strong textural and compositional similarities, which all reflect a common petrogenetic affinity. They have relatively high Mg-numbers (0.68&#8211;0.95), variable Al2O3 (1.3&#8211; 9.6 wt%), low TiO2 (<2.7 wt%) and Na2O (<0.9 wt%) contents and low Al[6]/Al[4] ratios (mostly <0.25), suggesting relatively lowpressure crystallization conditions of the magma in the storage region. The pressures calculated for the clinopyroxenes in each series are nearly similar and vary in the range of 2.4&#8211;4.6 ± 0.9 kbars, which approximately corresponds to a crystallization depth of 7&#8211; 14 ± 3 km. The analyses of the compositional trends of the clinopyroxenes indicate the following types of zoning: (i) oscillatory and sectorial zoning related to melt crystallization (i.e. rapid cooling and crystallization), (ii) oscillatory, reverse zoning related to the different crystallization paths under a variable fluid regime, (iii) normal zoning related to the differentiation and fractional crystallization of the magma. Based on the primitive mantle- and chondrite-normalized trace and rare earth element patterns, all clinopyroxenes have high abundances of incompatible elements (i.e. La, Ce) with negative high field strength element anomalies (i.e. Zr, Ti) and low Nb/Y (0.1&#8211;0.2), Th/Y (< 0.1) and Rb/Y (< 0.03) ratios, suggesting derivation from a similar source. Obtained textural and mineral chemical data, as well as whole-rock compositions, thus suggest that the clinopyroxenes may have started to crystallize from alkaline basaltic magma derived from a homogeneous lithospheric mantle enriched by an earlier subduction event. After this process, the alkaline magma, from which early clinopyroxenes crystallized, underwent a relatively low-pressure fractional crystallization process. This was in closed magma chambers at different levels of the crust (or within a volcanic conduit system devoid of interaction processes), shown by variations in the different crystallization paths and in the fluid regime of the melt during differentiation and ascent of the magma, in a post-collisional extensional tectonic regime which affected the eastern Pontides during the Neogene.
- MakaleYalnız künye2009Doğu pontidler'in (KD Türkiye) 2 ve 3 boyutlu kabuk kalınlığı
Eyüboğlu, Yener; Bektaş, Osman; Maden, Nafiz; Gelişli, Kenan
The Eastern Pontide orogenic belt is divided into three subzones (northern, southern and axial zones) based on present lithologies and facies associations. NE&#8211;SW-, NW&#8211;SE- and E&#8211;W-trending fault systems, which play an important role in palaeotectonics and neotectonics of the Eastern Pontides, separate these zones. Three different methods were used to estimate the Moho depth from observed gravity value, namely (i) empirical relationship between Moho depth and Bouguer anomaly; (ii) spectral analysis of the radial wave number and; (iii) by the gravity inversion method. Power spectrum, a statistical approach, is a widely used technique to determine the depth of geological sources successfully. The empirical linear relations between the Bouguer anomalies and seismically determined crustal thicknesses have been used to compute depths to the Conrad and Moho discontinuities, which are consistent with the average depths obtained from the power spectrum method. The crustal structure was also determined from the inversion of a Bouguer anomaly profile along longitude 39°. Gravity inversion results are consistent with those obtained from the empirical relations and power spectrum methods. We calculated the maximum crustal thickness of 43.8 km in the studied region by using the gravity inversion method, which also showed that crustal thickness increases from north to south.
- MakaleYalnız künye2009Crustal thermal properties of the Central Pontides (Northern Turkey) deduced from spectral analys of magnetic data
Maden, Nafiz
Pontidler tektonik olarak Doğu, Batı ve Orta Pontidler olmak üzere üç ana bölgeye ayrılabilir. Bu birimlerin her biri okyanusal, kıtasal ve ada yayı parçalarından oluşan birleşik bir tektonik mozayiği göstermektedir. Doğu ve Batı Pontid tektonostratigrafik birimleri Orta Pontidlerde birleşmekte olup burada yapısal olarak kaynaşmakta ve tektonik bir düğüm oluşturmaktadır. Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Orta Pontidler Tetis Okyanusuna bitişik Avrasya’nın güney kenarına ait parçaların en iyi görüldüğü yerdir. Çalışma alanı ayrıca Sakarya ve Kırşehir kıtalarını da içermektedir. Curie noktası derinliği ve ısı akısı değerlerini belirlemek için kullanılan Manyetik Spektral Analiz yöntemi Orta Pontidlerin termal rejimini tanımlamak için değerlendirilmiştir. Manyetik veri beş alt bölgeye ayrılmış ve her alt bölgenin ortalama Curie derinliğini belirlemek için 2B Fourier dönüşümü yöntemiyle güç spektrumları hesaplanmıştır. Çalışma alanında, Curie noktası derinlik değerleri güneyde 14.8 km’den kuzeyde 21.8 km’ye değişmektedir. Elde edilen değerler inceleme alanının güneyinde yüksek termal gradienti (39.2 °Ckm-1) ve buna karşılık gelen yüksek ısı akısını (94.1 mWm-2) göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan yığışmış okyanusal kabuk malzemesinden oluşan Orta Pontidler düşük termal gradient (26.6 °Ckm-1) ve düşük ısı akısı (63.9 mWm-2) değerlerini göstermektedir. Belirlenen ısı akısı değerlerinin Pontidler gibi ada yaylarına doğru yığışım prizması içinde azaldığını ortaya koymuştur.
- MakaleYalnız künye2009Ekonomik kriz dönemlerinde müşteri memnuniyeti ve proaktif pazarlama ilişkisi
Cengiz, Ekrem
Ekonomik krizler firmaların performanslarını dolayısıyla da müşteri memnuniyetlerini etkileyen önemli iş dönemleridir. Her firma ekonomik krizden aynı oranda ve aynı şekilde etkilenmez. Bazı firmalar ekonomik krizleri kendileri için fırsat olarak görüp, bu dönemlerde pazarlama yatırımlarını artırarak proaktif pazarlama stratejisi izlerler. Kriz dönemlerinde müşteri memnuniyetini artırmanın en iyi yolu da proaktif pazarlama anlayışını izlemektir. Proaktif pazarlama anlayışı ise pazarlamaya stratejik düzeyde önem verme, girişimci kültür özelliği, kullanılabilir serbest kaynaklar ve ekonomik krizin derecesi faktörleri tarafından belirlenir. Bu araştırmada proaktif pazarlama anlayışı ve belirleyicilerinin müşteri memnuniyeti üzerine olan etkisi bir model dahilinde 261 firma yöneticisiyle yapılan anket sonuçları ile yapısal eşitlik modeli kullanılarak test edilmiştir. Test sonucunda modelin bir bütün olarak iyi uyum sağladığı bulunmuş ayrıca ileri sürülen sekiz hipotez de kabul edilmiştir. Elde edilen sonuca göre ekonomik kriz dönemlerinde proaktif pazarlama anlayışı ve belirleyicilerinin müşteri memnuniyetini etkileyen önemli faktörler olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2009Bireylerin kredi kartlarını değiştirme tutumları
Cengiz, Ekrem
Kredi kartları kağıt paranın yerini almaya aday günümüzün popüler ödeme araçlarıdır. Türkiye’de 1990’lardan sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bankalar da hızla gelişen kredi kartı pazarında söz sahibi olmak için sıkı bir rekabet içine girmişlerdir. Rekabet sonucu çok sayıda ve farklı faydalar sunan kredi kartları ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı bireylerin mevcut kredi kartını değiştirme tercihi olasılıklarını belirleyen demografik değişkenleri ve etki faktörlerini gösteren bir model oluşturmaktır. Araştırma Trabzon, Ordu ve Giresun’da 581 kişi üzerinde uygulanmıştır. Yapılan binary lojistik regresyon analizi sonucunda cinsiyet, yaş, kredi kartının kullanabileceği yerlerin çokluğu, kredi kartının limitinin yüksek olması, internetten alışveriş imkanının iyi durumda olması ve kredi kartını sağlayan kurumun imajının tesirli olması değişkenlerinin, kredi kartını değiştirmeme isteği olasılığını değişik seviyelerde etkiledikleri tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2009Motivasyon üzerinde ulusal kültür etkisi
Okan, Tarhan; Demir, Halis
Yönetim; insanların belirlenen amaçlar doğrultusunda motive edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu tanım belirli soruları gündeme getirmektedir. Örneğin, çalışanlar, yönetimin belirlediği bu amaçları gerçekleştirmek için neden çaba göstersinler ya da belirli eylemleri neden yerine getirsinler? Acaba bir yöneticinin bu soruya verebileceği -tüm dünyada geçerli- evrensel bir yanıt var mıdır? Bu sorulara yanıt arayan teorisyenler farklı kültürel gruplara uygulanabilecek evrensel motivasyon teknikleri arayışında iken Hofstede (1980) farklı kültürlerden gelen çalışanların farklı biçimlerde motive edilebileceğini öne sürmüştür. “Farklı kültürel arka alanlar, motivasyonel güdülerin nispi önemi üzerinde farklı etkilere sahiptir” düşüncesinden hareket eden, bu çalışmada amaç; Maslow (1943)’un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile Türk işgörenlerin kültürel yapıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Kültürel araştırmalarla birlikte, teorilerin evrensellik iddialarının test edilmesinin önemine vurgu yapılmasına karşın, ulusal kültür boyutları ve Maslow’un ihtiyaç aşamaları arasındaki ilişkiyi test eden görgül araştırmalara rastlanamamıştır. Böyle bir ilişki yapısının modellenmesi, kültür ve motivasyon ilişkisi ile ilgili teorik katkılarının yanı sıra, yönetimci bakış açısından da önemli katkılar sağlayacaktır. Yöneticiler konuyu bilimsel bir yaklaşımla ele alarak, işgören davranışlarının altında yatan temel faktörleri anlama ve böylece motivasyon konusunda esnek bir uygulama imkanı bulacaklardır. Bu bağlamda, araştırmada iki değişken seti kullanılmıştır. Maslow (1943)’un ihtiyaçlar hiyerarşisi aşamaları araştırmanın bağımlı değişken setini oluşturmaktadır. Bu ihtiyaçlar, Porter (1961)’ın modeli esas alınarak; güvenlik, sosyal, saygı, otonomi ve kendini gerçekleştirme olmak üzere beş aşamada ölçülmüştür. Bağımsız değişken seti ise, Hofstede (1980)’in ulusal kültür boyutlarından oluşmuştur. Kültür boyutları; belirsizlikten kaçınma, güç mesafesi, dişi kültür, erkek kültür, bireycilik ve toplumculuk olmak üzere altı boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın ana kütlesini, Trabzon ilinde faaliyet göstermekte olan ve genel olarak 50’den fazla çalışanı olan üretim işletmelerinin mavi yakalı işgörenleri oluşturmuştur. Elde edilen 200 adet veriye kanonik korelasyon ve aşamalı regresyon analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları, ulusal kültür boyutları ile bireylerin motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyan araştırma hipotezini destekler niteliktedir. Araştırma sonuçları, ulusal kültür yapımızda, güvenlik, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarının; bireysellik ve toplumculuk kültür boyutları ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Çalışan insanı yüksek düzeyde performansa yönelten motivasyonel içeriğin, ulusal kültür etkisinde şekilleneceği öngörüsünü doğrulayan bu ilişki yapısı, özellikle insan kaynaklarının etkin kullanımı bakımından önem taşımaktadır. Bugün rekabette öne geçmenin anahtarı insansa, kültürel değerleri dikkate almayan yönetsel yaklaşımların, örgütün başarısı için hayati öneme sahip bu kaynağın israfı anlamına geleceği açıktır.
- MakaleYalnız künye2009Membrane thermal stability at different developmental stages of spring wheat Genotypes and Their diallel cross populations
Bahar, Bilge; Koç, Müjde; Barutçular, Celalettin; Yildirim, Mehmet
Yüksek sıcaklığa toleransta hücre zarlarının kararlılığı önemli bir fizyolojik seleksiyon kriteri olabilir. Yüksek sıcaklık membran kararlılığı, yüksek sıcaklığa maruz bırakılan yaprak dokusunun içerisinde bulunduğu sulu ortamdaki elektriksel iletkenliğin ölçümüyle belirlenmektedir. Bu araştırma, tarla koşullarında yetiştirilen 4 yazlık buğday anacı ve bunların altı F₂ diallel melez döllerinde, iki farklı yöntemle (MTS, yüksek sıcaklık membran kararlılığı ve RI, zarar indeksi) hesaplanan membran kararlılığının farklı gelisme dönemlerindeki değişimlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ölçümler, yaprak büyümesi (erken vejetatif dönem), sapa kalkma ve erken süt olum evrelerinde gerçekleştirilmiştir. MTS ve RI ölçümleri üç farklı büyüme evresinde benzer eğilim göstermiştir. Bununla birlikte, büyüme evreleri genotiplerin MTS ve RI değerlerini önemli düzeyde etkilemiştir. Genotiplerin membran kararlılığı parametreleri büyüme evresi ilerledikçe azalmıştır. Tüm ölçümlerde özel uyum yeteneğinin genel uyum yeteneğine üstünlük sağlaması, memran kararlılığı özelliklerinin yönetiminde eklemeli olmayan gen etkilerinin etkin olduğunu göstermektedir. Erken süt olum evresinde bayrak yaprak membran kararlılığı, tane verimiyle önemli düzeyde ilişkili bulunmuştur. Anaçlardan Genç 99 ve 84ÇZT04 düşük verim, Chil’s ve Seri 82 yüksek verim potansiyeli göstermişlerdir. F₂ döllerinde tane verimi, başak verimi ve tane ağırlığı anaçlardan yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar, membran kararlılığı ölçümleri yönünden genotiplerdeki mevcut çeşitliliğin sıcak stresli çevrelerde buğday ıslahında kullanılabileceğini göstermektedir.

















